Türkiye Türkmenleri
İçindekiler8
Türkiye Türkmenleri ya da Anadolu Türkmenleri[1]Emre, Ahmet Cevat (1946) Türk Lehçelerinin Mukayeseli Grameri (İlk Deneme) Birinci Kitap Fonetik, İstanbul TDK 1946 (iç kapakta ise İstanbul 1949), adlı kitap Bürhaneddin Erenler Matbaası tarafından basılmış olup, kitabın iç kapağının hemen arkasına Türk Lehçelerinin Mukayeseli Grameri (İlk Deneme) İkinci Kitap Morfoloji (Hazırlanmaktadır) şeklinde ikinci bir kapak konmuş ve eserin ikincisinin yayımlanacağı bu şekilde duyurulmuş fakat bu eser yayımlanmamış ve seri eksik kalmıştır. [Sayfa 174: Anadolu Oğuzları (Türkmenleri)], Anadolu Oğuzları[1]Emre, Ahmet Cevat (1946) Türk Lehçelerinin Mukayeseli Grameri (İlk Deneme) Birinci Kitap Fonetik, İstanbul TDK 1946 (iç kapakta ise İstanbul 1949), adlı kitap Bürhaneddin Erenler Matbaası tarafından basılmış olup, kitabın iç kapağının hemen arkasına Türk Lehçelerinin Mukayeseli Grameri (İlk Deneme) İkinci Kitap Morfoloji (Hazırlanmaktadır) şeklinde ikinci bir kapak konmuş ve eserin ikincisinin yayımlanacağı bu şekilde duyurulmuş fakat bu eser yayımlanmamış ve seri eksik kalmıştır. [Sayfa 174: Anadolu Oğuzları (Türkmenleri)][2]İkinci Türk Tarih Kongresi: Kongrenin Çalışmaları, Kongreye Sunulan Tebliğler, İstanbul: 20 - 25 Eylül 1937, 1. baskı: Kenan Matbaası, 1943, 2. baskı (tıpkıbasım), 2010, Türk Tarih Kurumu (Sayfa 148: Mâtem alâmeti olarak at kuyruğunu kesmek âdetini, eski Anadolu Oğuzları'nda da devam etmiş olduğunu biliyoruz.)[3]Togan, Zeki Velidi (1946). Umumi Türk Tarihine Giriş cilt: I, sayfa. 210, İstanbul.[4]Turan, Osman (1969). Türk Cihan Hâkimiyeti ve Mefkûresi Tarihi, cilt I-II, İstanbul 1969 veya kısa söylenişiyle Türkmenler (Osmanlıca تركمنلر), Selçuklular döneminde Anadolu ve çevresinde Türkmeneli denen bölgelerde yerleşmeye başlayan, dilleri Türkiye Türkçesine bağlı Anadolu ağızları içinde ele alınan ve Türkiye Türklerini oluşturan Oğuz oymakları Müslüman olup, Hanefi Sünni ve Anadolu Aleviliği (Türkmen Aleviliği ya da Kızılbaş) olarak görülür. Anadolu'nun Türkleşmesi sürecinde etkili olmuşlardır.[5]Emine Erdoğan (1990). Ankara Yörükleri (1463, 1523/30 ve 1571 Tahrirlerine Göre) . OTAM (Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi) sayı 18 Türkmen (تركمنلر) ve Yörük (يوروك) kelimeleri tarihî belgelerde eş anlamlı olarak da kullanılmıştır. Osmanlı arşiv belgelerinde, yerleşim durumuna ve şekline bağlı olarak köylü «Türk» olarak adlandırılırken, göçer veya yarı-göçer topluluklar «Türkmen» ya da «Yörük» tabiriyle anılmışlardır.[6]Aksoy, Erdal (2000). Günümüz Kırıkkale Karakeçili Yörüklerinin Aşiret Yapısı . Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları, 1(165-178). Aşiretler, yerleşik veya konar-göçer olma durumlarına ve bulundukları bölgelere göre «Türkmen» ya da «Yörük» adını almışlardır.[6]Aksoy, Erdal (2000). Günümüz Kırıkkale Karakeçili Yörüklerinin Aşiret Yapısı . Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları, 1(165-178). Kimilerine göre Kızılırmak'ın doğusundakilere Türkmen batısındakilere ise Yörük denir. Maraş ve Malatya çevresinde yaşayan Dulkadirli Türkmenleri için Osmanlı kaynaklarında hem Türkmen hem de Yörük tabiri birlikte kullanılmıştır.[7]Arşivleri, Devlet. Etnik olarak akraba oldukları Türkmenistan Türkmenleri (Horasan Türkmenleri) ile aynı adı taşıdıkları gibi kimi uruğ/oymak adları da ortaktır.
Türkmen aşiretleri, boy beyi (İnallu boyunun adı İnal-oğlu Hamza Bey'den, Gündüzlü boyunun adı Gündüz-oğlu İbrahim Bey'den gelir), kethüda adı, soylarının adı, yaşadıkları yerlerin adı, iktisadî faaliyet ve bunun sonucu olarak besledikleri hayvanlar veya tarıma ait faaliyetleri gibi pek çok sebebe dayalı olarak ad almaktadırlar.[8]İsa Özkan. Herikli Türkmenleri ve Herikli Kelimesinin Etimolojisi . Uluslararası IV. Türk Dili Kurultayı, İzmir-Çesme, 25-29 Eylül 2000
Anadolu'nun Türkleştirilmesinde aktif rol oynamışlardır. Bizanslılar ile mücadelelerinde Selçuklular uç bölgelerine Türkmenleri yerleştirmek suretiyle fetih hareketlerini kolaylaştırma yoluna gitmişler ve Türkistan'dan Teke Türkmenleri ile diğer Türkmen oymaklarını Anadolu'ya yerleştirmeye başlamışlardır.[9]Fahrettin Tızlak, Teke Türkmenleri ve Osmanlı Devleti . Antalya Kent Müzesi Projesi yayınıdır Anadolu Selçuklu Devletinin tarihindeki en büyük Türkmen ayaklanması olan 1240 yılındaki Babai ayaklanması ve peşinden 1243 yılında Moğollarla yapılan Kösedağ Muharebesinde yenilmeleri üzerine Ahiler ve Türkmenler katledilmişlerdir.[10]Mehmet Ali Hacıgökmen. Anadolu Selçukluları Zamanında Sadrü'd-din Konevî'nin Türkmen İsyanlarına Bakışı
İlginç biçimde Anadolu Türkmen aşiretlerinin önemli bölümü, özellikle de Alevi olanlar, Horasan'dan gelmişlerdir.[11]Erdoğan, Kutluay (derleyen), Demir, Tazegül (düzenleyen) (2011). Kars ve Ardahan Türkmenlerinin Dünü ve Bugünü (Millî Mücadeledeki Yerleri). Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, İlkbahar 2011/58, sayfa: 191-212[12]Özgül, Vatan (2004). Kızılbaşlık ve Türkmenler . Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, sayı: 32 Horasan, Selçukluların Anadolu'ya uzanmadan önce kaldıkları Hazar ötesi Oğuz toprağıdır. Oğuzların bölgedeki yoğunluğunu vermesi bakımından “Horasan’ın her tarafı Türk cephesidir” diyen Yakûbî’nin (öl. 897) Harezm ile Hazar denizi arasındaki bölgeye “Oğuz çölü” demesi önemlidir.[13]Ata, Aysu (2010). Moğol fütuhatı ve Doğu-Batı Türk yazı dili kavramları üzerine , Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türkoloji Dergisi, 17, 1 (2010) 29-37
Adlandırma



Boz-Ok ve Üç-Ok diye iki ana kola ayrılan Oğuz, etimolojik olarak oġuz < oḳ-u-z «oklar» demektir[14]Uğurlu, Mustafa (2011). Oğuzca ve "Anadolu Merkezli Oğuz Türkçesi" . Turkish Studies - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 6/1 Winter 2011, p. 123-156, Turkey ve ok (“boy, kabile”[15]Korkmaz, Zeynep (2010). Oğuz Türkçesinin tarihi gelişme süreçleri . Turkish Studies, International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 5/1 Winter 2010) kelimesi ile ikili organ adlarında (ağız, diz, göz, boynuz) rastlanan -z ikil-çoğul ekine (formans[16]Brockelmann, Carl (1954). Osttürkische Grammatik der islamischen Literatursprachen Mittelasiens. Leiden) dayanır.
Diğer Oğuzlardan ayırt edebilmek için, Müslüman olan Oğuzlar, Türkmen adıyla anılmaya başlanmıştır. Türkmen kelimesi ilk olarak Orta Türkçe dönemine ait Divânu Lügati't-Türk'te «Türkmen» (تُركْمانْ) olarak geçer ve "Bunlar Oğuzlardır. Bunlara Türkmen denilmesinde bir hikâye vardır, şöyledir: ..." biçiminde tanımlanır[17]Divanü Lûgat-it-Türk Tercümesi, çeviren Besim Atalay, TDK yayınları:523, Ankara 1941, cilt: 3, sayfa: 412-416. Etimolojik olarak Türkmen kelimesi -men/man kuvvetlendirme (mübalağa) eki ile kuruludur[18]Daşdemir, Muharrem (2008). Anadolu ağızlarında çekimli yapılarda ortaya çıkan +(E)n eki ve buna bağlı ses değişmeleri . A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı 36 Erzurum 2008, sayfa: 12 ve benzer örnekler arasında kocaman, küçümen, karaman, sarman (< sarıman), kösemen, kölemen, şişman türevleri de vardır.
Başkurt kökenli Türkolog Zeki Velidi Togan, “Umumi Türk Tarihine Giriş”[19]Togan, Zeki Velidi (1981), Umumi Türk Tarihi’ne Giriş, İstanbul. adlı eserinde, «Oğuz’un arsızı Türkmen’in delisine benzer» biçiminde bir darb-ı mesel kullanır. Bu tabir, Türkmenlerin Oğuzlara göre daha terbiyeli ve medeni olduğunu ifade eder.[11]Erdoğan, Kutluay (derleyen), Demir, Tazegül (düzenleyen) (2011). Kars ve Ardahan Türkmenlerinin Dünü ve Bugünü (Millî Mücadeledeki Yerleri). Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, İlkbahar 2011/58, sayfa: 191-212
Mehmet Fuad Köprülü ve Martijn Theodoor Houtsma'ya göre, Türkmen adı Oğuzlara sonradan verilmiştir ve Müslüman olan Oğuzlar için kullanılmıştır.; Wilhelm Barthold'a göre, Türkmen adının eski olduğu, aslı hakkında yeterli bilginin olmadığı ve Oğuzların Türkmen adı ile de anıldığı şeklindedir.; İbrahim Kafesoğlu ve Omeljan Pritsak'a göre, Türkmen adı eski bir siyasi topluluk adıdır ve Oğuzlar ile Karluklar bu siyasi topluluğa giren kavimlerdendir.[20]Banguoğlu, Tahsin (1959). “Oğuzlar ve Oğuzeli Üzerine”, Türk Dili Araştırmalar Yıllığı Belleten 1959, sayfa: 10[21]Gelekçi, Cahit (2004). Türk Kültüründe Oğuz-Türkmen-Yörük Kavramları . Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Güz 2004, Sayı 1 ISSN 1305-5992
Günümüzde Türkmen adı uluslararası arenada Türkmenistan Türkmenleri (Orta Asya Türkmenleri, Türkmensahra Türkmenleri) için kullanılırken, Türkiye'de, özellikle de halk arasında (Türkmen ya da Türkman olarak), yaygın biçimde Türkiye Türkmenleri (Balkanlar, Anadolu, Suriye) için kullanılmaktadır. Oğuzların Müslüman olanları Türkmen adıyla anılmaya başladıktan ve bir kısmının Batıya yönelmesinden sonra Hazar Denizi'nin doğusunda (İran'daki Horasan ile bugünkü Türkmenistan'ı oluşturan Maveraünnehir ile Harezm) kalanlar Doğu Türkmenleri olarak, Hazar Denizi'nin batısında (Türkiye, Balkanlar, Suriye, Irak, Azerbaycan) kalanlar ise Batı Türkmenleri olarak da adlandırılmaktadır. Hazar ötesi Türkmenleri adı Türkiye'den bakış açısına göre Hazar'ın doğu yakasındaki Türkmenistan (ya da Yaka) Türkmenlerini, Türkmenistan'dan bakış açısına göreyse etnik olarak Türkmenistan Türkmenlerinden ayrımlaşan Hazar'ın batısındaki Kafkas Türkmenlerini belirtir. Doğu Türkmenleri adı ayrıca Doğu Anadolu-Azerbaycan-İran eksenindeki Akkoyunlular ile Karakoyunlular için de kullanılır. Oğuz-Türkmen coğrafyasının en uzak doğusunda izole olarak Çin'de (Çinghay, Gansu ve Sincan yörelerinde) yerleşik yaşayan ve Oğuzların Salur boyundan gelen Salarlar (Salırlar) Sünni (Nakşibendi) Müslüman olup dilleri Kıpçak-Türkmen özellikleri gösterse de, Türkmen olarak adlandırılmaları oldukça nadirdir[22]Türk Meclisi: Salar (Salur Türkleri).[23]Teres, Ersin (2012). Salır Türklerinin kaynakları ve Salır Türkçesi üzerine araştırmalar. Türkiyat Mecmuası, cilt 22, Güz 2012, sayı 2, sayfa: 103-126 ve daha çok Türkmenistan kaynaklarında Sincan Uygur Özerk Bölgesinde yaşayan 5 bin nüfuslu Çin Türkmenleri (Hıtayli Türkmenler) ile birlikte Salarlar da Türkmen (= Türkmenistan Türkmeni) olarak nitelendirilir ve her ikisi de Çin Türkmeni olarak kabul edilir.[24]Marat Durduyev (yazan), Saadettin Gömeç (çeviren). Çin Türkmenleri . Aşkabat, 1992; Tarih Arastırmaları Dergisi, C. 19, S. 30, Ankara 1998, s. 319-364.
Oğuz kökeninden gelen Anadolu Türkleri için Selçuklulardan günümüze tarihi kaynaklarda Türkmen adı kullanılır ve bu Türkmen tanımına Oğuz dışı Türkler (Türkiye Kıpçakları, Gürcistan Kıpçakları) dahil edilmez. Anadolu'da Türklerin/Türkmenlerin yoğun olup devletleştiği bölgeler Türkmeneli olarak adlandırılır ve bu Türkmenya bölgeleri Batılıların yaptığı haritalarda da yansır: Doğu Anadolu Bölgesinde Turcomanie (1696), Turcomania (1730), Orta ve Kuzeydoğu Anadolu'da Turkomanien (1829). Yaklaşık 1700 yılında Johann Baptist Homann (1644-1724) tarafından yapılan haritada Anadolu'da (Natolia) Türklerin İmparatorluğu (Imperii Turcici) ve bunun içinde ayrı bölge olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan Türkmeneli (Turcomanoe) bulunmaktadır. Tarihçi İlber Ortaylı bir makalesinde Cenevizli ve Venedikli tüccar ve diplomatların, 12. yüzyılda, Türkiye'yi Turchia ve Turkmenia olarak tanımladıklarını belirtir.[25]Tarihportali.org- Türkiye Kelimesi.
Bütün dünyanın Osmanlıyı «Türk» olarak gördüğü bir çağda Osmanlıyı «Devlet-i Aliyye» olarak adlandıran Osmanlı ulemasının, Türk ve Türkmenleri küçümsedikleri, kendilerini Türk saymadıkları görülmektedir.[26]Solak, Ömer (2009). II. Meşrutiyet Dönemi Romanında “Türk” ve Türklük . Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi • 21 / 2009 Tarihçi Bernard Lewis'e göre, Osmanlı düşüncesinde Osmanlı=Türk özdeşliği yoktur; zira, Osmanlı sıfatı yalnız hanedan için kullanılır ve Osmanlılar Türk adını önceleri göçebe Türkmenlerle, Yörükler için; daha sonraları, kaba saba Türkçe konuşan Anadolu köylüleri ile taşralılar için kullanmışlardır.[27]Lewis, Bernard (2000). Modern Türkiye’nin Doğuşu. Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara
Anadolu, Suriye ve Irak'ta yaşayan Türk teşekkülleri, 16. ve 17. yüzyıllarda genel olarak Türkmen ve Yörük şeklinde ikiye ayrılırdı. Faruk Sümer'e göre, Türkmen adı, Anadolu'nun Kızılırmak'tan itibaren doğu ve güneyde kalan bölgeler ile Suriye ve Irak'ta yaşayan aşiretler tarafından kullanılırken Yörük tabiri, Kızılırmak'tan Adalar ve Marmara denizi kıyılarına kadar uzanan yerlerdeki teşekküller ile Rumeli'nde bulunan cemaatleri ifade etmekteydi.[5]Emine Erdoğan (1990). Ankara Yörükleri (1463, 1523/30 ve 1571 Tahrirlerine Göre) . OTAM (Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi) sayı 18[21]Gelekçi, Cahit (2004). Türk Kültüründe Oğuz-Türkmen-Yörük Kavramları . Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Güz 2004, Sayı 1 ISSN 1305-5992[28]Eröz, Mehmet (1991). Yörükler, İstanbul, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Faruk Kadri Timurtaş (önceki soyadı: Demirtaş, 1925 - 1983) Osmanlı Devrinde Anadolu'da Oğuz Boyları adlı makalesinde Avşarları tanıtırken, Yörük-Türkmen ayrımı yaparak 1. Yörükler arasında Avşarlar (Kütahya, Aydın) ve 2. Türkmen illeri arasında Avşarlar: Doğu ve Güney Anadolu'da: A) Halep Türkmeni Avşarları: a) Köpekli Avşarı, b) Gündüzlü Avşarı c) Avşar oymağı; B) Dulkadırlı Avşarları: 1. İmanlu Avşarı, 2. Kozan mıntıkası Avşarları, 3. Kars (Zülkadiriye) deki Avşar oymakları, 4. Bozok Avşarları, 5. Yeni il; C) Bozulus Avşarları biçiminde sınıflandırmıştır.[29]Timurtaş, Faruk Kadri (önceki: Faruk Demirtaş) (1949). Osmanlı Devrinde Anadolu'da Oğuz Boyları I . Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi. cilt: 7 sayı: 2, sayfa: 321-365.
Kimilerine göre uzun mesafeli yatay/ova/bozkır göçebeliği yapanlar Türkmen, daha kısa mesafeli dikey/dağ göçebeliği yapanlar ise Yörük olarak tanımlanır.[30]Büyükcan Sayılır, Şeyda (2012). Göçebelik, Konar-Göçerlik Meselesi ve Coğrafi Bakımdan Konar-Göçerlerin Farklılaşması. Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / Journal of Turkish World Studies, XII/1 (Yaz 2012), sayfa: 563-580.
Yörükler, büyük bir olasılıkla Türkmenlerin bir kolu ise de, giysileri, yerleşme biçimleri, gelenek görenek ve ağız değişiklikleri, bu iki topluluğu birbirinden ayırmaktadır. Bunun, Anadolu'ya değişik tarihlerde gelmiş olmalarından kaynaklandığı söylenebilir. Güneybatı ve Güney Anadolu'daki Yörük ve Türkmen oymaklarına bağlı boylardan Abdal, Akçakocalı, Takami, Karakeçili, Çepni, Avşar, Sancaklılar Türkmen; Yağcılar, Tahtacılar, Kınıklar ve Alpaslanlar gibi boylar, ağız özellikleri bakımından daha çok Yörük öbeğine girmektedirler.[31]Arşivlenmiş kopya. Yusuf Halaçoğlu Anadolu'da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar (1453-1650) adlı kitabında kimi aşiret ve oymakları Türkmen adıyla verirken kimilerini de Yörük olarak ayırır.[32]Halaçoğlu, Yusuf. Anadolu'da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar (1453-1650): Türkmen ve Yörük Grupları
Türkmen ve Yörük kelimeleri tarihi belgelerde eş anlamlı olarak da kullanılmıştır.[28]Eröz, Mehmet (1991). Yörükler, İstanbul, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı
Türkmen kimliği ve kültürü kimi yörelerde yalnızca Alevi inançlı Türklerce temsil edildiğinden, bu yörelerde halk arasında Türkmen kelimesi yalnızca Alevi anlamındadır. Örnek olarak, Kars - Ardahan illerinde yaşayan Aleviler Türkmen adıyla anılırlar.[11]Erdoğan, Kutluay (derleyen), Demir, Tazegül (düzenleyen) (2011). Kars ve Ardahan Türkmenlerinin Dünü ve Bugünü (Millî Mücadeledeki Yerleri). Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, İlkbahar 2011/58, sayfa: 191-212 Fakat, Balıkesir'de ise hepsi de etnik olarak Türkmen olsa da, Sünni olan Yörükler ve Manavlar ile Alevi olan Çepniler hariç yalnızca Alevi Tahtacılar Türkmen olarak adlandırılır. Günümüzde Edremit ve çevresindeki Tahtacılara, Yörükler tarafından Türkmen denilmektedir. Bu yörede Türkmenlikten kasıt Alevilik veya Kızılbaşlıktır. Kısacası Balıkesir Edremit'te Türkmenlik, Tahtacılık ve Alevilik/Kızılbaşlık bir şekilde eklemlenmiştir denilebilir. Aynı kökenden gelmelerine rağmen farklı adlarla anılmalarının inanç boyutundan kaynaklandığı, her iki grup tarafından vurgulamaktadır. Türkmenler ve Yörükler her ne kadar birbirleri için aramızda soğan zarı gibi ince fark var deseler de bu farklı dinsel inanç içindeki boylar arasında hemen hemen hiçbir sosyal ilişkinin bulunmadığı gözlemlenmektedir.[12]Özgül, Vatan (2004). Kızılbaşlık ve Türkmenler . Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, sayı: 32
Orta Türkçe dönemine ait Divânu Lügati't-Türk'te Kâşgarlı Mahmud Oğuz (اُغُزْ) kelimesi için «Oguz: Bir Türk Boyudur. Oğuzlar Türkmendirler. bunlar yirmi iki bölüktür; her bölüğün ayrı bir belgesi (= ''damga'') ve hayvanlarına vurulan bir alâmeti vardır, Birbirlerini bu belgelerle tanırlar» deyip boyları sıralamış; Yaparlı, Kızık ve Karkın boylarını listeye almamış, fazladan Çarukluğ (جَرُقْلُغْ) boyunu eklemiş, fakat damgasının belli olmadığını da vurgulamıştır.[33]Divanü Lûgat-it-Türk Tercümesi, çeviren Besim Atalay, TDK yayınları:521, Ankara 1941, cilt: 1, sayfa: 55
Tarih


10. yüzyılın ikinci yarısından sonra Oğuzlardan iki ana kopma olmuş; bunlardan birinci kısım (Yunan kaynaklarında Guz, Rus kaynaklarında Torki; → Peçenekler ve Gagauzlar) Karadeniz'in kuzeyinden Balkanlar'a inerken, Selçuk Bey önderliğindeki ikinci kısım ise Oğuz Yabguluğunun bir uç şehri olan Cend'de kalmıştır.[34]Kemal Üçüncü (2006). Anadolu ve Balkanların Fethi Sürecinde Türkmen Boylarının Hazar ötesinden Taşıdığı Sözlü Kültürün işlevi . Türk Dünyası Araştırmaları sayı 165, Aralık 2006. Selçuk Bey, Cend'de bir toplantı meclisi kurarak İslamiyete geçme kararı almıştır.[35]Ömer Rıza Doğrul. Ebu'l Ferec Tarihi. Türk Tarih Kurumu, 1945. Müslüman olan Oğuzları, diğer soydaşlarından ayırt edebilmek için Türkmen denmeye başlanmıştır. Bundan sonra gittikçe yerleşip yaygınlaşan Türkmen adı, 13. yüzyıldan itibaren tamamen Oğuz adının yerini almıştır.[36]Sümer, Faruk. Oğuzlar, Türkmenler : tarihleri, boy teşkilâtı, destanları. Ankara Üniversitesi Basımevi, 1972. İslamiyeti seçen Selçuk Bey önderliğindeki Oğuzlar (ayrıştırıcı yeni adlarıyla: Türkmenler) Hazar Denizi'nin batısına, çoğu bugünkü Türkmenistan topraklarında olan Maveraünnehir ile Harezm ve İran'daki Horasan bölgesine yönelmiştir. Selçuk Bey önderliğindeki Türkmenler bölgedeki Gazneli-Karahanlı-Samani mücadelesinde hassas bir denge siyaseti takip etmişler, fakat Karahanlı ve Gaznelilerin eş zamanlı olarak yaptıkları askerî harekâtta Karahanlıların Maveraünnehir'i Gaznelilerin de Horasan'ı ele geçirmeleri üzerine Türkmenler siyasi açıdan bir kıskaca girmişlerdir.[34]Kemal Üçüncü (2006). Anadolu ve Balkanların Fethi Sürecinde Türkmen Boylarının Hazar ötesinden Taşıdığı Sözlü Kültürün işlevi . Türk Dünyası Araştırmaları sayı 165, Aralık 2006. Türkmenlerin Samanilerle başlayan ittifakları sonucu Maveraünnehir'e geçişleri, Karahanlılar ile arka arkaya yaptıkları savaşlar neticesinde elde ettikleri başarılarla hızlanmış Selçuk'un 1009'da 100 yaşında ölümüyle de bu göç hareketi tamamlanmış, Türkmenler bütünüyle Maveraünnehir'e inmiş bulunuyorlardı.[34]Kemal Üçüncü (2006). Anadolu ve Balkanların Fethi Sürecinde Türkmen Boylarının Hazar ötesinden Taşıdığı Sözlü Kültürün işlevi . Türk Dünyası Araştırmaları sayı 165, Aralık 2006. Maveraünnehir'deki Karahanlı hakimiyeti Türkmenlere yeni bir açılım yapmaya müsaade etmeyince, Selçuk Bey'in torunlarından Tuğrul Bey Türkmen boylarını alarak çölün gerisine çekilmiş, Çağrı Bey de Anadolu üzerine keşif gezisine çıkmıştır.[34]Kemal Üçüncü (2006). Anadolu ve Balkanların Fethi Sürecinde Türkmen Boylarının Hazar ötesinden Taşıdığı Sözlü Kültürün işlevi . Türk Dünyası Araştırmaları sayı 165, Aralık 2006. Horasan'dan İran'ı geçerek Azerbayca'a ulaşan Çağrı Bey buraya daha önce gaza ve akın için gelen Oğuz gruplarını güçlerine katmış, Van Gölü civarında Anadolu'ya Bizans'ın kaleleri olan Vaspurakan (Ermeni Vaspurakan Krallığından kalan) ve Ani kalelerine karşı sefer düzenleyerek büyük kazanç sağlamıştır.[37]Prof. Yaşar Yüce-Prof. Ali Sevim: Türkiye tarihi Cilt I, AKDTYKTTK Yayınları, İstanbul, 1991 p 28-29 1040 yılındaki Dandanakan Muharebesini kazanan Türkmenler, Gaznelilerin sonunu getirdikleri gibi, Büyük Selçuklu Devletinin de temellerini atmış oldular.[34]Kemal Üçüncü (2006). Anadolu ve Balkanların Fethi Sürecinde Türkmen Boylarının Hazar ötesinden Taşıdığı Sözlü Kültürün işlevi . Türk Dünyası Araştırmaları sayı 165, Aralık 2006.[34]Kemal Üçüncü (2006). Anadolu ve Balkanların Fethi Sürecinde Türkmen Boylarının Hazar ötesinden Taşıdığı Sözlü Kültürün işlevi . Türk Dünyası Araştırmaları sayı 165, Aralık 2006. Alp Arslan zamanına gelinceye kadar Anadolu Kafkaslardan Kuzey Irak'a uzanan bir yay ile Türkmen kitleleri tarafından kuşatılmıştı. XI. yüzyılın ikinci yansından itibaren Sultan Alp Arslan'ın Ani kapısından girerek başlattığı süreç art arda gelen akınlarla 1071 Malazgirt zaferiyle geri dönülmez bir biçimde perçinlenmiş ve Büyük Selçuklu Devletinin kurulmasından 35 yıl sonra da 1077 yılında Anadolu Selçuklu Devleti kurulmuş oldu.[34]Kemal Üçüncü (2006). Anadolu ve Balkanların Fethi Sürecinde Türkmen Boylarının Hazar ötesinden Taşıdığı Sözlü Kültürün işlevi . Türk Dünyası Araştırmaları sayı 165, Aralık 2006. I. Alâeddin Keykubad'ın 45 yaşında zehirlenerek öldürülmesinden sonra yerine liderlikte ve yönetimde yeteneksiz olan II. Gıyaseddin Keyhüsrev geçmiş ve buna bir de veziri Sadeddin Köpek'in yanlış yönlendirmeleri eklenince devletin ana unsuru olan Türkmenlerle yönetimin arası açılmıştır.[34]Kemal Üçüncü (2006). Anadolu ve Balkanların Fethi Sürecinde Türkmen Boylarının Hazar ötesinden Taşıdığı Sözlü Kültürün işlevi . Türk Dünyası Araştırmaları sayı 165, Aralık 2006. Devlet Türkmenler üzerine baskı uygulamaya başlamış, Ahilik önderleri Ahi Evren ve Ahi Ahmet hapsedilmiştir.[34]Kemal Üçüncü (2006). Anadolu ve Balkanların Fethi Sürecinde Türkmen Boylarının Hazar ötesinden Taşıdığı Sözlü Kültürün işlevi . Türk Dünyası Araştırmaları sayı 165, Aralık 2006. Bozulmuş olan bu dirlik ve düzenliği Türkmenler lehine yeniden tesis etmek isteyen Baba İlyas ve önde gelen halefi Baba İshak müridleri vasıtasıyla geniş ve etkili bir propagandaya başlar ve sonunda Ağustos 1239'da başarısızlıkla neticelenecek olan Baba İshak ayaklanmasında Türkmen isyanı bastırılmış ve 1240 yılında her iki baba idam edilmiştir. Türkmen isyanından kaçan bu yandaş ve müridleri diğer heterodoks zümrelerle dayanışma içine girerek Babailik hareketini başlatmışlardır. Bu isyanın sonucunda Anadolu Selçuklu Türkmen birliği parçalanmış ve büyük yıkım ve ıstıraplara sebep olan Moğol istilasına maruz kalmıştır.[34]Kemal Üçüncü (2006). Anadolu ve Balkanların Fethi Sürecinde Türkmen Boylarının Hazar ötesinden Taşıdığı Sözlü Kültürün işlevi . Türk Dünyası Araştırmaları sayı 165, Aralık 2006. Yaygınlaşan Moğol istilalarından sonra Hazar ötesi Türkmenleriyle Azerbaycan ve Anadolu Türkmenleri ayrı topraklarda yaşamış, kültürlerinde ve dillerinde farklılıklar ortaya çıkmıştır.[38]Kara, Mehmet (Hzl. Ahmet Bican Ercilasun), Türk Lehçeleri Grameri. Akçağ Yayınları, 1.Baskı, Ankara 2007, sayfa: 233-234 Türkmen Türkçesi ve Türkiye Türkçesi 12. ve 13. yüzyıllarda birbirinden ayrılarak farklı gelişim göstermiştir.[39]Hacı Veysel Eroğlu. Türkmen Türkçesiyle Türkiye Türkçesinin Akrabalık Adlarının Karşılaştırılması Türkistan'daki Mangışlak ve Balhan Türkmenleri Moğol istilasından fazlaca etkilenmeyip Hazar Ötesi Türkmenleri ya da Yaka Türkmenleri olarak bugünkü Türkmenistan'ın temelini oluşturmuşlardır.[40]Gündüz, Tufan, (1997). Anadolu’da Türkmen Aşiretleri “Bozulus Türkmenleri 1540-1640”, Bilge Yayınları, Ankara.[41]Gündüz, Tufan (2008). Anadolu'da Türkmen Aşiretleri. Yeditepe Yayınevi, İstanbul, 2008. ISBN 9789756480823
Fatih Sultan Mehmet’ten başlayarak Osmanlı padişahları, Türk kökenli olmayan devşirmelere devlet yönetiminde yer vermişlerdir. Bu devşirme yöneticilerin Türkmenlere karşı vergi ve benzeri konularda adaletsiz davranmaları, buna karşılık İran şahlarının, özellikle de Şah Tahmasb’ın devlet idaresinde Türkmenlere görev vermesi, Türkmenlerin Osmanlı Devletinden yüz çevirerek Safevî Devletine yönelmelerine sebep olmuştur.[42]Faruk Söylemez (2004). Anadolu'da Sahte Şah İsmail İsyanı . Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı : 17 Yıl : 2004/2 (71-90 s.) Bundan sonra Anadolu’dan İran’a doğru 17. yüzyılın ortalarına kadar devam eden bir Kızılbaş Türkmen göçü başlamış ve göç eden Türkmenler arasında sayıları çok olmamakla birlikte Çepniler de vardı.[43]Ali Çelik. Karadeniz Bölgesinde Çepni Varlığı ve Samsun'da bir Çepni Köyü Zazaca ya da Kürtçe konuşan Tunceli Alevilerinin (Kırmançlar) asimilasyona uğramış Anadolu Türkmenleri olduğu ileri sürülür.[44]Yiğit Uysal, Dersimli Anadolu Türkmenleri ve Onların Tarihi Süreç İçerisindeki Yeri Proje Çalışması
Moğol istilası

13. yüzyılda Cengiz Han tarafından başlatılan Moğol istilaları hareketi, Türk dili için, Göktürk, Uygur ve Karahanlı Türkçelerinden sonra Türk dilinin Orta Türkçe denen yeni bir döneminin ve “Doğu Türk Yazı Dili” ve “Batı Türk Yazı Dili” diye ifade edilen Türk dünyasının doğu ve batı kolunun yazı dili için başlangıç noktasıdır.[13]Ata, Aysu (2010). Moğol fütuhatı ve Doğu-Batı Türk yazı dili kavramları üzerine , Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türkoloji Dergisi, 17, 1 (2010) 29-37
Uç (اوج) denen Türkmen-Bizans sınırlarındaki Türkmen beyleri Moğol istilası öncesinde Türkiye Selçuklularına bağlı meliklik tarzında idarelerini sürdürürken, istila sonrasında uçlar, iç kesimlerden kaçan Türkmenlerin sığınağı hâline gelmiştir. 13. yüzyılda yaşanan bu göçler ile birlikte uçlardaki Türkmen nüfusunun artması Türkmenlerin kendi hâkimiyetlerini kurmalarını sağlamıştır. Anadolu'nun uçlarında yerleşen Türkmenler, millî kimlik ve kültürlerini buraya taşıyarak, hayat tarzlarını devam ettirmişlerdir. Meydana getirilen beylikler buralarda müesseseler inşa ederek uçların Türkmen tarzında yeniden şekillenmesini sağlamıştır.<ref name="refŞakirturan">Turan, Şakir (2011). Moğolların Anadolu’yu İstilası Sonrası Batı Anadolu’da Türkmen Tarzında Şekillenme . Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, sayı: 20, Nisan 2011, sayfa: 185-194</ref>
Rakka iskânı ve sürgünü
Osmanlı Devleti 18. yüzyılda Türkmen aşiretlerini on ayrı bölgede iskân etmiştir. Bu bölgeler sırasıyla Kütahya-Aydın, Konya-Karaman, İç-İl ve Teke, Sivas-Erzurum, Çukurova, Diyarbekir-Malatya, Rakka ve Haleb eyaletleri dâhilinde Hama ve Humus, Belih Nehri havalisi, Harran-Ovası, Menbic Nahiyesi, Kıbrıs adası ve Rumilidir.[45]Erdönmez, Celâl (2007). "Kıbrıs Tarihi Ders Kitaplarında Osmanlı Devrinde Kıbrıs'a Yapılan Sürgünlerle İlgili Bazı Tespitler" , Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı XV, Isparta 2007, s. 65-90.
18. yüzyılda iskân edildikleri yerde huzursuzluk sebebi olan veya iskâna karsı çıkan aşiretler öncelikli olarak Rakka Eyaletine (ایالت رقه) sürülmüştür.[45]Erdönmez, Celâl (2007). "Kıbrıs Tarihi Ders Kitaplarında Osmanlı Devrinde Kıbrıs'a Yapılan Sürgünlerle İlgili Bazı Tespitler" , Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı XV, Isparta 2007, s. 65-90.[46]XVIII. Yüzyıl Rakka Sürgünü. Rakka bölgesine 18. yüzyıl başlarından itibaren başlamak üzere, sırasıyla 1706, 1709, 1712, 1717, 1718, 1719, 1723, 1726, 1729, 1731 yılları arasında on farklı zamanda aşiret sürgünü yapılmıştır.[45]Erdönmez, Celâl (2007). "Kıbrıs Tarihi Ders Kitaplarında Osmanlı Devrinde Kıbrıs'a Yapılan Sürgünlerle İlgili Bazı Tespitler" , Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı XV, Isparta 2007, s. 65-90. Sürgün burada aşiretleri yerleşik düzene geçirebilmek amacıyla bir iskân metodu olarak kullanılmıştır.[45]Erdönmez, Celâl (2007). "Kıbrıs Tarihi Ders Kitaplarında Osmanlı Devrinde Kıbrıs'a Yapılan Sürgünlerle İlgili Bazı Tespitler" , Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı XV, Isparta 2007, s. 65-90. Rakka bölgesinde yapılan iskân çalışmalarıyla devlet, bölgede Arap unsuruna karşı bir muvazene oluşturmak gayesi gütmüştür.[45]Erdönmez, Celâl (2007). "Kıbrıs Tarihi Ders Kitaplarında Osmanlı Devrinde Kıbrıs'a Yapılan Sürgünlerle İlgili Bazı Tespitler" , Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı XV, Isparta 2007, s. 65-90.
Osmanlı Devleti zamanında Suriye'de bulunan bazı Arap aşiretlerinin baskısı sonucunda Türkmenler Anadolu'nun içlerine göç etmeye zorlanmıştır. Ortaya çıkan olumsuz nüfus değişimi Osmanlı Devleti'ni tedbir almaya itmiştir. Aneze Araplarının saldırısını önlemek için Rakka Eyaletine Türkmen aşiretleri yerleştirilmeye başlanarak güneydeki Arap saldırılarının önü alınmaya çalışılmıştır.[47]Öztürkmen, Ali ve Oytun Orhan (2011). Suriye’de Değişimin Gündeme Taşıdığı Toplum: Suriye Türkmenleri . Ortadoğu Analiz, Kasım 2011 - Cilt: 3 - Sayı: 35, Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi Bazı Türkmen boylarının bu bölgelere yerleştirilme nedenlerinden biri de isyan etmelerinden dolayı cezalandırma amaçlıdır.[47]Öztürkmen, Ali ve Oytun Orhan (2011). Suriye’de Değişimin Gündeme Taşıdığı Toplum: Suriye Türkmenleri . Ortadoğu Analiz, Kasım 2011 - Cilt: 3 - Sayı: 35, Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi
Yerleşiklik ve göçebelik
Ana|Konar-göçer Türkler Hakanları Kınık boyundan olan Büyük Selçuklu Devleti döneminde Horasan'dan gelen Oğuz-Türkmenlere Anadolu'nun kapısını ardına kadar açan 1071 Malazgirt Zaferi'nden sonra Bağdat'ta 1072 - 1074 yılları arasında yazılan Divânu Lügati't-Türk'te yirmi iki bölükten (boydan) oluştuğunu söylediği Oğuzların (Türkmenlerin) ilk boyunu «birincisi ve başları Kınık'lardır ve zamanımızın hakanları bunlardandır»[33]Divanü Lûgat-it-Türk Tercümesi, çeviren Besim Atalay, TDK yayınları:521, Ankara 1941, cilt: 1, sayfa: 55 diyerek veren Kâşgarlı Mahmud yatuk (يَتُقْ) kelimesini iki örnekle şöyle tanımlar: « يَتُقْ نانكْ yatuk nenğ atılan, unutulan her şey. Tenbele يَتُقْ كِشي yatuk kişi denir. Oğuzlardan bir takımları vardır ki şehirlerinden dışarıya çıkmazlar, savaş yapmazlar. Onun için bunlara يَتُقْ yatuk denir, "tenbeller ve atılmışlar" demektir.»[48]Divanü Lûgat-it-Türk Tercümesi, çeviren Besim Atalay, TDK yayınları:523, Ankara 1941, cilt: III, sayfa: 14-15 Oğuzlarca/Türkmenlerce yerleşikliğin henüz "tembellik edip yan gelip yatma" olarak görüldüğü o çağdan yıllarca sonra bile Fatih Sultan Mehmet döneminden beri tutulmaya başlanan Osmanlı tahrir defterlerinde konar-göçer Türkmenlerin göçerliği bırakıp konarlıkta karar kılan/kıldırılan kısmı yatık yerine oturak olarak adlandırılmış (Oturak Bahadırlı, Oturak Barza, Oturak Çebi, Oturak Çepni, Oturak Kızıklı ...), göçerlikte ısrar edenler ya da göz yumulanlar ise göçer (ya da yürük/yörük) olarak (Göçer Barza ...[49]Karaca, Behset (2008). "1522-1532 Tarihlerinde Menteşe Bölgesi Yörükleri" , Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, cilt: 18, sayı: 2, sayfa: 403-440, Elazığ, 2008.) kaydedilmiştir.
Türkmenler köken olarak hayvancılık (sığır, koyun, keçi) yapan, binit (binek hayvanı) olarak atı yüklet (yük hayvanı) olarak da deve'yi (çift hörgüçlü deve) kullanan yarı göçebe (konar-göçer) halktır. Göçebe olarak 11. yüzyılın ikinci yarısında 1071 Malazgirt zaferinden sonra Anadolu'ya yoğun olarak göç edilmiş ve 21. yüzyılın başlarına kadar bu göçebelik azalarak da olsa sürdürülmüştür. Anadolu Türkmenleri içinde göçebeliği en son yakın zamanlarda bırakan grup Yörüklerdir. Osmanlı Devleti'nin, özellikle 16. yüzyılın sonlarından itibaren, bozulmaya başlayan askerî, siyasi ve malî sisteminden en çok konar-göçer gruplar etkilenmiş; sistemi düzeltmek isteyen Osmanlılar, Yörük (dikey göç edenler) ve Türkmenleri (yatay göç edenler) toprağa bağlamak, onları kayıt altına alıp vergilendirmek maksadıyla iskân etmeye zorlamıştır. Özellikle yatay göç yapan Türkmen oymakları arasında iskâna çok direniş gösterilmesine rağmen sonuçta onlardan büyük bir kısmı yerleşmek zorunda kalmış; direnenler ise Anadolu'yu bir ağ gibi ören uzun göç yolları kesintiye uğradığı için yayla/yaylak (yaz geçirilen, yazlanan/yaylanan) veya kışla/kışlak (kış geçirilen, kışlanan) mahallerine yakın yerlerde göçlerine devam edebilmişlerdir. Yörükler ise, kısa menzilli dağ göçerliğinin getirdiği avantaj ile kısmen de olsa göçerliklerine devam edebilmiş ve bu anlamda Yörük kimliği yaşatılabilmiştir.[30]Büyükcan Sayılır, Şeyda (2012). Göçebelik, Konar-Göçerlik Meselesi ve Coğrafi Bakımdan Konar-Göçerlerin Farklılaşması. Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / Journal of Turkish World Studies, XII/1 (Yaz 2012), sayfa: 563-580.
Başta saray ve ordu olmak üzere İstanbul ile diğer büyük şehirlerin hayvanî gıda tüketiminin karşılanabilmesi ve o devrin en hızlı ulaşım ve savaş vasıtası olan atın geniş ölçüde yetiştirilmesi için göçebe aşiretlerin yaylacılık faaliyetlerinin devam ettirilmesi gerektiğinden, onları tamamen iskân edip de bu alandaki ihtiyacın karşılanamaması riskinin gerçekleşmemesi için Osmanlı devleti konar-göçerlere kısmen göz yummuş, fakat bu faaliyetlerin yapılmasında dahi göçebelerin denetim altında tutulabilir düzeyde olmasına özen göstermiştir.[50]Saydam, Abdullah (2009). Sultanın Özel Statüye Sahip Tebaası: Konar-Göçerler . SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Aralık 2009, Sayı: 20, sayfa: 9-31.
Çukurova Türkmenleri (ya da Çukurova Yörükleri) konar-göçer yaşama biçiminden toprağa bağlı yerleşik düzene en son geçenlerdir ve bunlar hayvancılığın yanı sıra kilimcilik, demircilik, el sanatları ve tarımla uğraşırlar; bir bölümü de hayvancılığa bağlı olarak yazları yaylalara göçerek bu kültürü sürdürüyorlar.[51]Artun, Erman. “Çukurova Konar-Göçer Türkmenlerinin Halk Kültürlerinde Eski Türk İnançlarının İzleri”
2010'lu yıllarda Türkiye'de konargöçer Yörük kültürünün son temsilcileri Sarıkeçililer adı verilen gruptur.[52]Sümer, Faruk. Çepni. Türkiye Diyanet Vakfı, 1993, s. 269-270.
Türkiye içi Anadolu Türkmenleri
Resim etiket başlangıç|image=Turkey provinces blank gray.svg|width=width|500float=float|right Resim etiket küçük|x=0.342|y=0.188|scale=width|500text=Ankara Resim etiket küçük|x=0.1|y=0.066|scale=width|500text=Kırklareli Resim etiket küçük|x=0.018|y=0.092|scale=width|500text=Edirne Resim etiket küçük|x=0.076|y=0.11|scale=width|500text=Tekirdağ Resim etiket küçük|x=0.024|y=0.166|scale=width|500text=Çanakkale Resim etiket küçük|x=0.104|y=0.206|scale=width|500text=Balıkesir Resim etiket küçük|x=0.152|y=0.172|scale=width|500text=Bursa Resim etiket küçük|x=0.158|y=0.14|scale=width|500text=Yalova Resim etiket küçük|x=0.172|y=0.094|scale=width|500text=İstanbul Resim etiket küçük|x=0.198|y=0.124|scale=width|500text=Kocaeli Resim etiket küçük|x=0.228|y=0.144|scale=width|500text=Sakarya Resim etiket küçük|x=0.266|y=0.122|scale=width|500text=Düzce Resim etiket küçük|x=0.278|y=0.1|scale=width|500text=Zonguldak Resim etiket küçük|x=0.306|y=0.158|scale=width|500text=Bolu Resim etiket küçük|x=0.218|y=0.18|scale=width|500text=Bilecik Resim etiket küçük|x=0.254|y=0.216|scale=width|500text=Eskişehir Resim etiket küçük|x=0.182|y=0.23|scale=width|500text=Kütahya Resim etiket küçük|x=0.1|y=0.256|scale=width|500text=Manisa Resim etiket küçük|x=0.064|y=0.29|scale=width|500text=İzmir Resim etiket küçük|x=0.098|y=0.33|scale=width|500text=Aydın Resim etiket küçük|x=0.112|y=0.388|scale=width|500text=Muğla Resim etiket küçük|x=0.156|y=0.33|scale=width|500text=Denizli Resim etiket küçük|x=0.208|y=0.356|scale=width|500text=Burdur Resim etiket küçük|x=0.17|y=0.282|scale=width|500text=Uşak Resim etiket küçük|x=0.244|y=0.274|scale=width|500text=Afyonkarahisar Resim etiket küçük|x=0.252|y=0.33|scale=width|500text=Isparta Resim etiket küçük|x=0.236|y=0.392|scale=width|500text=Antalya Resim etiket küçük|x=0.33|y=0.32|scale=width|500text=Konya Resim etiket küçük|x=0.414|y=0.412|scale=width|500text=Mersin Resim etiket küçük|x=0.362|y=0.378|scale=width|500text=Karaman Resim etiket küçük|x=0.404|y=0.308|scale=width|500text=Aksaray Resim etiket küçük|x=0.412|y=0.242|scale=width|500text=Kırşehir Resim etiket küçük|x=0.394|y=0.212|scale=width|500text=Kırıkkale Resim etiket küçük|x=0.382|y=0.148|scale=width|500text=Çankırı Resim etiket küçük|x=0.336|y=0.118|scale=width|500text=Karabük Resim etiket küçük|x=0.33|y=0.076|scale=width|500text=Bartın Resim etiket küçük|x=0.384|y=0.096|scale=width|500text=Kastamonu Resim etiket küçük|x=0.478|y=0.078|scale=width|500text=Sinop Resim etiket küçük|x=0.448|y=0.166|scale=width|500text=Çorum Resim etiket küçük|x=0.478|y=0.224|scale=width|500text=Yozgat Resim etiket küçük|x=0.438|y=0.276|scale=width|500text=Nevşehir Resim etiket küçük|x=0.448|y=0.338|scale=width|500text=Niğde Resim etiket küçük|x=0.484|y=0.394|scale=width|500text=Adana Resim etiket küçük|x=0.524|y=0.434|scale=width|500text=Hatay Resim etiket küçük|x=0.51|y=0.364|scale=width|500text=Osmaniye Resim etiket küçük|x=0.554|y=0.324|scale=width|500text=K. Maraş Resim etiket küçük|x=0.504|y=0.294|scale=width|500text=Kayseri Resim etiket küçük|x=0.58|y=0.224|scale=width|500text=Sivas Resim etiket küçük|x=0.542|y=0.176|scale=width|500text=Tokat Resim etiket küçük|x=0.5|y=0.144|scale=width|500text=Amasya Resim etiket küçük|x=0.522|y=0.116|scale=width|500text=Samsun Resim etiket küçük|x=0.588|y=0.136|scale=width|500text=Ordu Resim etiket küçük|x=0.63|y=0.14|scale=width|500text=Giresun Resim etiket küçük|x=0.672|y=0.216|scale=width|500text=Erzincan Resim etiket küçük|x=0.618|y=0.296|scale=width|500text=Malatya Resim etiket küçük|x=0.572|y=0.388|scale=width|500text=Gaziantep Resim etiket küçük|x=0.58|y=0.414|scale=width|500text=Kilis Resim etiket küçük|x=0.666|y=0.384|scale=width|500text=Şanlıurfa Resim etiket küçük|x=0.612|y=0.344|scale=width|500text=Adıyaman Resim etiket küçük|x=0.67|y=0.16|scale=width|500text=Gümüşhane Resim etiket küçük|x=0.698|y=0.132|scale=width|500text=Trabzon Resim etiket küçük|x=0.756|y=0.116|scale=width|500text=Rize Resim etiket küçük|x=0.73|y=0.178|scale=width|500text=Bayburt Resim etiket küçük|x=0.79|y=0.196|scale=width|500text=Erzurum Resim etiket küçük|x=0.806|y=0.104|scale=width|500text=Artvin Resim etiket küçük|x=0.862|y=0.114|scale=width|500text=Ardahan Resim etiket küçük|x=0.874|y=0.156|scale=width|500text=Kars Resim etiket küçük|x=0.884|y=0.206|scale=width|500text=Ağrı Resim etiket küçük|x=0.926|y=0.186|scale=width|500text=Iğdır Resim etiket küçük|x=0.694|y=0.248|scale=width|500text=Tunceli Resim etiket küçük|x=0.67|y=0.282|scale=width|500text=Elazığ Resim etiket küçük|x=0.72|y=0.324|scale=width|500text=Diyarbakır Resim etiket küçük|x=0.766|y=0.372|scale=width|500text=Mardin Resim etiket küçük|x=0.778|y=0.298|scale=width|500text=Batman Resim etiket küçük|x=0.842|y=0.328|scale=width|500text=Siirt Resim etiket küçük|x=0.854|y=0.364|scale=width|500text=Şırnak Resim etiket küçük|x=0.848|y=0.294|scale=width|500text=Bitlis Resim etiket küçük|x=0.764|y=0.254|scale=width|500text=Bingöl Resim etiket küçük|x=0.822|y=0.256|scale=width|500text=Muş Resim etiket küçük|x=0.928|y=0.284|scale=width|500text=Van Resim etiket küçük|x=0.948|y=0.348|scale=width|500text=Hakkâri Resim etiket son<noinclude>
Anadolu Türkmenlerinin çoğu asırlar içinde yerleşik hayata geçmiş ve oymak/aşiret bağları yok olmuştur. Yine de oymak ya da aşiret adlarıyla ayırt edici topluluk olarak günümüzde de varlığını sürdüren Türkmen alt grupları bulunmaktadır.
Yörükler
Ana|Yörükler Yörükler ya da Yürükler (Yörük Türkmenleri ya da Yörük Türkleri, Osm. يوروك), büyük ölçüde, 17. yüzyıla kadar yerleşik hayata geçmeyerek, yaşamına göçebe olarak devam eden Türkmen topluluklarına verilen isimdir.[9]Fahrettin Tızlak, Teke Türkmenleri ve Osmanlı Devleti . Antalya Kent Müzesi Projesi yayınıdır Geçimini hayvancılıkla sağlayan göçebe Türkmenlere Yürük denir.[53]Gürdal, Mustafa (1976). "Antalya Yürükleri" . Türk Etnografya Dergisi, Sayı:15 Yörükler gibi açıkça konar-göçer hayatı temsil eden Türkmenler Osmanlı kayıtlarında bazen “Yörük” bazen de “Yörük Türkmenleri” olarak geçmektedir. Bir kavram olarak Yörük kelimesi, Türklerin Anadolu'ya akmaya başlamaları ve aynı zamanda yerleşik hayata hızla yönelmeleri ile ortaya çıkmış; eski geleneksel tarzını devam ettirmek isteyen Türkmen grupları bu adla adlandırılmaya başlanılmıştır.[54]Sarı, Serkan (2008). XV-XVI Yüzyıllarda Menteşe, Hamid ve Teke Sancağı Yörükleri . TC. Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Doktora Tezi, Isparta Osmanlı kanunnamelerinde genelde konargöçer olarak nitelendirilseler de bütün Yörük gruplarının konargöçer olmadıkları da görülmekte ve yerleşik (belgelerde: mütemekkin ya da oturak ve sakin) durumda olan Yörükler de bunmaktadır.[54]Sarı, Serkan (2008). XV-XVI Yüzyıllarda Menteşe, Hamid ve Teke Sancağı Yörükleri . TC. Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Doktora Tezi, Isparta Yörüklerin başında bulunan kişiye “mir-i Yörükan” ya da “Yörük Beyi” denir.[55]Dulkadir, Hilmi (1997). İçel'de son Yörükler: Sartkeçililer, İçel Valiliği Yayınları Yörük ~ Yürük kelimesi yörümek ~ yürümek fiilinden gelir.[56]Németh Gyula, A hongfoglaló magyarság kialakulása, Budepest 1930, sayfa: 34 Müslüman olup hem Sünni hem de Alevilik görülür.
Anadolu Yörükleri : İçel Yörükleri, Alaiye Yörükleri, Tekeli Yörükleri, Bursa Yörükleri, Haruniye Yörükleri, Maraş Yörükleri, Ankara Yörükleri, Eğridir Yörükleri, Araç Yörükleri, Taraklı Yörükleri, Murtana Yörükleri, Nacaklı Yörükleri, Nasırlı Yörükleri, Eski Yörük, Toraman Yörükleri, Tacirleri Yörükleri, Tor Yörüğü.[21]Gelekçi, Cahit (2004). Türk Kültüründe Oğuz-Türkmen-Yörük Kavramları . Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Güz 2004, Sayı 1 ISSN 1305-5992
Rumeli Yörükleri : Tanrıdağı Yörükleri (Karagöz Yürükleri[57]Gökbilgin, M. Tayyib (1957). Rumeli'de Yürükler, Tatarlar ve Evlâd-ı Fâtihân . İÜ. Edebiyat Fakültesi yay. no: 748, Osman Yalçın Matbaası, İstanbul), Naldöken Yörükleri, Kocacık Yörükleri (Kızıl Oğuzlar[58]Kızıl Oğuzlar yahut Kocacıklar hakkında ilk bilgiler ve Anadolu'daki varlıkları), Ofcabolu Yörükleri, Vize Yörükleri, Yanbolu Yörükleri, Selanik Yörükleri.[21]Gelekçi, Cahit (2004). Türk Kültüründe Oğuz-Türkmen-Yörük Kavramları . Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Güz 2004, Sayı 1 ISSN 1305-5992 Tekirdağ Yürükleri.[59]Çevik, Hikmet (1971). Tekirdağ Yürükleri, Tekirdağ Halkevi Yayını, İstanbul Rumeli ağızlarındaki ilk hecede o > u ve ö > ü daralmaları tipiktir ve Anadolu'da Yörük olarak geçerken Rumeli'de Yürük biçimi kullanılır.

Ankara Yörükleri (Yörükân-ı Ankara), 16. yüzyılda Ankara Vilayetinin Ankara Sancağını yurt olarak kullandıkları gibi, Ankara'nın batısında Sivrihisar, Sultanönü (Eskişehir), Kütahya ve Karahisar-ı Sâhib (Afyon), Aksaray sancakları ve güneyde Karaman eyâletine tabi topraklara kadar uzanan geniş topraklardaki yerleşim yerlerini (köy, mezraa) yurt olarak kullanmışlardır. Ankara Yörükleri, 1523/30 ve 1571 yılına ait tahrir defterlerine göre, Ulu Yörük, Kasaba Yörükleri, Haymana (Büyük ve Küçük), Karalar, Taceddinlü ve Aydın Beylü taifelerinden oluşmakta idi. 1571 yılına ait tahrir defterinde Ankara Yörüklerinin Kasaba Yörükleri denen bölümüne kaydedilmiş olan Karakeçilü cemaatinin şehirde yerleşik olduğu belirtilmiştir. Konar-göçerlerin şehre yerleşmelerinin olağan bir durum olduğu ve şehir hayatının canlılığının konar-göçer halkı şehre çektiği bilinmektedir. Sancak bölgesinde Yörüklerin davalarına “Yörük kadısı” bakmıştır.[5]Emine Erdoğan (1990). Ankara Yörükleri (1463, 1523/30 ve 1571 Tahrirlerine Göre) . OTAM (Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi) sayı 18
Makedonya Yörükleri Makedonya'da yaşarlar.[60]Kalafat, Yaşar Kaya (1994). Orta Toroslar ve Makedonya Yörükleri Halk İnançlari Karşılaştırması-I . Millî Folklor, Aylık Türk Dünyası Folklor Dergisi cilt 3, yıl 6, sayı 23, Güz 1994, sayfa 34-36
Honamlı Yörükleri
Ana|Honamlı Yörükleri Honamlı Yörükleri ya da Honamlılar: Önce Batı Toroslar'a (Antalya, Isparta ve Teke Yarımadasına) yerleşen, sonra da Orta Toroslar'a (Aladağlar, Binboğalar ve Adana civarına) yayılmış Yörüklerdir.[61]Honamlı Yörükleri. Toroslara Aydın yöresinden dağılmış olması ile hala Anadolu'nun güneyinde Adana, Mersin, Maraş havalisinde Yörüklere “Aydınlı” olarak hitap ederler.[61]Honamlı Yörükleri.
Honamlı aşiretinin mahalle olarak da adlandırılan 9 obası vardır: Çoşlu, Ötgünlü (Hacı İbrahimli ve Hacı Mehmetli), Telliler, Elekli (Hacı Celilli), Karaevli, Recepli, Karsavurdanlı, Eskiler obası, Hacı Abdilli.[62]Honamlı Yörükleri Kültür ve Dayanışma Derneği.
Honamlı Yörükleri tarafından yetiştirilen ve bu yörük aşireti tarafından günümüze kadar korunmuş olan, adını da Yörüklerden alan ve son yıllara kadar genel olarak kıl keçisi tabiri içinde yer alan Honamlı keçisi, ancak son birkaç yıldır kıl keçisinden çok farklı morfolojik ve verim özelliklerinin olduğu fark edilerek, Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü tarafından yeni bir keçi ırkı olarak tescil edilmiştir. Honamlı keçisinin yayılma alanı Akdeniz Bölgesi Toros Dağları etekleri, Antalya, Konya, Isparta üçgeninde Yörüklerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerdir.[63]Honamlı keçisi.
Konar-göçerlikten yerleşik hayata geçen Honamlıların köyleri:[61]Honamlı Yörükleri.[62]Honamlı Yörükleri Kültür ve Dayanışma Derneği.[64]Tanyıldız, Ali (1990). Orta Asya'dan Gedikli mahallesi'ne Honamlı Yörükleri. 2. baskı 1990, Isparta
Isparta iline bağlı köyler. Akkeçili, Gedikli, Yeşilyurt (Sığırlık)
Konya iline bağlı köyler: Cankurtaran, Çayırbaşı, Değirmenköy, Dudullu, Sarayköy, Örnekköy, Kayabaşı[31]Arşivlenmiş kopya.
Antalya iline bağlı köyler: Bereket, Çakış, Çolaklı, Taşağıl, Karagöz Kemerağzı, Çalkaya (Mandırlar)
Adana iline bağlı köyler: Başdeğirmen, Aydınyurdu
Sarıkeçili Yörükleri
Ana|Sarıkeçililer Sarıkeçililer (Sarıkeçili Yörükleri, Sarıkeçili Türkmenleri, Sarıkeçi, Sarıkeçilü, Sarıkeçilili, Sarıkeçülülü), Mersin ilinin (eski: İçel) Silifke ilçesinde yaşayan Sünni sarışın[65]Yörüklerin İnanç ve Adetleri. konar-göçer Türkmenlerdir ve Yörük kültürünün son temsilcisidirler.[66]NTV MSNBC: Sarıkeçili Yörükleri . Foto-Röportaj Fatih Pınar[67]Anadolu'nun Son Göçerleri Sarıkeçililer (47.inci Antalya Film Festivalinde Belgesel dalında yarışan, Yönetmen Yüksel Aksunun Çektiği 'Anadolu'nun Son Göçerleri Sarıkeçililer' belgesel filmi belgesel dalında birincilik ödülü aldı) Oğuz boylarından hangisine mensup olduğu belli değildir.[68]Dulkadir, Hilmi Sarkeçililer . sayfa: 481-488 Eskiden İçel, Aydın, Konya, Karahisâr-ı Sahib, Akşehir ve Saruhan sancakları, Doğanhisarı Kazası (Konya sancağı), Antalya Kazası (Feke Sancağı), Eğridir, Isparta, Burdur, Dazkırı ve Uluborlu kazaları (Hamid sancağı), Tavşanlı, Honoz Kazası (Kütahya Sancağı) (6) onların yaşadığı çevreler idi.[69]Cevdet Türkay, Oymak Aşiret ve Cemaatla, Tercüman Kaynak Eserler dizisi 1 Sözü edilen bu yerleşim birimlerindeki Sarıkeçililerin tamamı yerleşmiştir.[68]Dulkadir, Hilmi Sarkeçililer . sayfa: 481-488
Bugün sadece 200 hanelik bir Sarıkeçili ailesi konar-göçer hayat sürdürmektedir.[68]Dulkadir, Hilmi Sarkeçililer . sayfa: 481-488 Kışları Içel-Silifke-Gülnar-Anamur sahillerinde yazları da Konya'nın Seydişehir-Beyşehir yaylalarında kira ile yazlamaktadırlar.[68]Dulkadir, Hilmi Sarkeçililer . sayfa: 481-488 Yaz kış ev dedikleri kıl çadırlarda kalırlar.[70]Yavuz Çolak (Vet. Sağ. Tek.). Toroslara hükmedenler: Sarıkeçili yörükleri Sarıkeçililerin dili başlıbaşına incelenecek bir konudur; çok güzel Türkçe konuşurlar.[68]Dulkadir, Hilmi Sarkeçililer . sayfa: 481-488 Kadınları erkekten kaçınmaz; yabancı erkeklerle beraber otururlar ancak konuşmaktan imtina ederler.[68]Dulkadir, Hilmi Sarkeçililer . sayfa: 481-488 Besledikleri kıl keçisinin ormana zarar vermesinden dolayı orman müdürlüğünce hareketleri kısıtlanmaktadır.[71]Radikal gazetesi: Sarıkeçili Yörükleri, dağda hapis 2010'lu yıllarda Türkiye'de konargöçer Yörük kültürünün son temsilcisidirler.[52]Sümer, Faruk. Çepni. Türkiye Diyanet Vakfı, 1993, s. 269-270. Ethnologue'da İran'da [slq] koduyla yer alan diller arası bağlantı|Salchuq|en|Salchuq language dilinin tükendiği ve muhtemelen Güney Azericesinin [azb] diyalekti olduğu yazılıdır.[31]Arşivlenmiş kopya. Anadolu versiyonu Eski Anadolu Türkçesi içinde ele alınır. Eski Anadolu Türkçesi, Eski Anadolu Oğuzcası: Kimileri Eski Anadolu Oğuzcası, Eski Türkiye Türkçesi, Eski Oğuzca, Eski Oğuz Türkçesi olarak da adlandırır.[14]Uğurlu, Mustafa (2011). Oğuzca ve "Anadolu Merkezli Oğuz Türkçesi" . Turkish Studies - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 6/1 Winter 2011, p. 123-156, Turkey Selçuklu dönemi Türkçesi[15]Korkmaz, Zeynep (2010). Oğuz Türkçesinin tarihi gelişme süreçleri . Turkish Studies, International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 5/1 Winter 2010, Selçukluca: Anadolu Selçuklu Devletinin resmi ve edebiyat dili Farsça[72]Grousset, Rene, The Empire of the Steppes: A History of Central Asia, (Rutgers University Press, 2002), 157; "...the Seljuk court at Konya adopted Persian as its official language.". iken, ahalinin kullanım dili Türkçedir.[73]Encyclopedia Britannica: "Modern Turkish is the descendant of Ottoman Turkish and its predecessor, so-called Old Anatolian Turkish, which was introduced into Anatolia by the Seljuq Turks in the late 11th century ad." Beylikler dönemi Türkçesi, Beylik Türkçesi: Anadolu'da eski Doğu Türkçesinin kalıntılarından da ayıklanmış Oğuzcaya dayalı yepyeni bir yazı dilinin kuruluş dönemidir. Anadolu Selçuklu Devletinin parçalanmasıyla (1307) oluşan Anadolu Beylikleri dönemini temsil eder. Zaman bakımından XIII. yüzyıl sonlarından XV. yüzyıl başlarına, yani Osmanlı Beyliği'nin öteki Beyliklerin varlığına son veren güçlü bir devlet durumuna geçişine kadar uzanır. Ancak, Selçuklu Türkçesinin bitişi ile Beylikler dönemi Türkçesinin başlangıcını birbirinden kesin sınırlarla ayırmak mümkün değildir; XIII. yüzyıl sonu, bu iki dönemi birbirine kaynaştıran bir halka durumundadır.[15]Korkmaz, Zeynep (2010). Oğuz Türkçesinin tarihi gelişme süreçleri . Turkish Studies, International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 5/1 Winter 2010 Osmanlıcaya geçiş dönemi Türkçesi: Anadolu Beyliklerinin siyasi varlıklarına son verilip Osmanlı idaresinde birleştirildikleri dönemdir.[15]Korkmaz, Zeynep (2010). Oğuz Türkçesinin tarihi gelişme süreçleri . Turkish Studies, International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 5/1 Winter 2010 Yeni Oğuzca: Yeni Çağ'da Yeni Türkçe dönemi Oğuzların dilini kapsar. Pratikte Batı Oğuzcası (Türkiye, Gagauz, Azeri) ve Doğu Oğuzcası (Türkmenistan, Horasan, Güney Harezm Oğuzcası) olarak ikiye ayıranlar[74]Çoban, M. Selda (2005). Divānu Luġati’t-Türk’te ‘Oguzca’ Kayıtlı Dil Malzemesi , AÜ. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı, Eski Türk Dili Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Doç.Dr. A. Melek Özyetgin, ss. VII+163.[75]Eker, Süer (2008). Farsçanın kıskacında Güney Azerbaycan Türkçesi . Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Araştırmaları sayı 9, Güz 2008, sayfa: 183-197 bulunsa da en geniş sınıflandırmayı yapan Gerhard Doerfer, dilbilimsel anlamda bugün sekiz Türk “dilini” (Oğuzca, Kıpçakça, Uygurca, Güney Sibiryaca, Yakutça, Halaçça ve Bolgarca) ayırt etmekte ve bunlardan biri olan Oğuzca'yı 5 (daha önce 3: Batı, Orta, Kuzey) lehçeye ayırmaktadır:[76]Doerfer, Gerhard (1987). İran'da Türkler . 23 Kasım 1987 günü Türk Dil Kurumunda yapılan konuşma'dan: Türk Dili, TDK Yay., Sayı: 431, Kasım 1987[77]Tulu, Sultan (2006). kitap tanıtımı: Gerhard Doerfer/Wolfram Hesche. Türkische Folklore-Texte aus Chorasan, Turcologica 38, Harrassowitz Verlag, Wiesbaden 1998, XIV + 504 S. + 2 harita. Çankaya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Journal of Arts and Sciences Sayı: 5, Mayıs 2006 Batı Oğuzca = Türkiye Türkçesi Orta Oğuzca = Azerbaycan Türkçesi ve Doğu Anadolu Türkçesi Güney Oğuzca = Kaşkayca ve akraba ağızlar (İran) Kuzey Oğuzca, Kuzeybatı Oğuzca = Türkmence (Türkmenistan) Doğu Oğuzca, Kuzeydoğu Oğuzca = Horasan Türkçesi (İran; ve Özbekistan'daki Özbek Oğuzcası dahil) Faruk Kadri Timurtaş'a göre günümüzde Yeni Oğuzcanın Doğu kolunu Türkmenistan Türkmencesi, Batı kolunu Azerice ve Türkiye Türkçesi teşkil etmektedir ve Türkiye Türkçesinin tarihi dönemleri ve o dönemlerin temsilcileri şöyle sınıflandırılır:[78]Timurtaş, Faruk Kadri (1977). Türkiye Türkçesi'nin ana hatları. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, c. 23, 1977-1979, sayfa: 175-202 I. Tarihî Türkiye Türkçesi (XIII.-XX yy.) 1. Eski Anadolu (Türkiye) Türkçesi (XIII.-XV. yy.) a. Selçuklu Türkçesi → Sultan Veled, Ahmet Fakih (Çarhnâme, Kitâbu Evsâfı Mesâcidi'ş-Şerîfe), Şeyyad Hamza (Yusuf ve Züleyha, Dâstân-ı Sultan Mahmud) ve Dehhâni ile Yunus Emre'nin Selçuklu zamanı Türkçesinin hususiyetlerini de gösteren manzumeleri b. Eski Osmanlıca → XIV. yüzyılda yetişen Âşık Paşa (Garibnâme), Kadı Burhaneddin (Divan), Mesud bin Ahmed (Süheyl ü Nevbahar, Ferhengname-i Sadi Tercümesi, Cemşid ü Hurşid) ve XV. yüzyılda yaşayan Süleyman Çelebi (Mevlid), Ahmed-i Dâ'i (Divan, Çengname), Yazıcızâde Mehmed (Muhammediyye), Mercimek Ahmed (Kâbusnâme), Şeyhî (Divan, Harnâme, Hüsrev ü Şirin), Âşıkpaşazâde (Tevârîh-i Âl-i Osmananlam ayrımı gerekli), Ahmed Paşa (Divan), Sinan Paşa (Tazarrunâme, Maarifnâme, Tezkiretül-Evliya), Hamdullah Hamdi (Yusuf u Züleyha), Necâtî (Divan) gibi edebiyatçılar 2. Osmanlı Türkçesi (XVI.-XX yy.) a. Klâsik (Orta) Osmanlıca (XVI.-XIX yy. ortası) → XVI yüzyılda Divan edebiyatının dilidir. Bâki, Fuzûlî, Hayâlî, Taşlıcalı Yahya, Nef'i, Şeyhülislam Yahya, Nâ'ilî, Nâbi, Nedim, Şeyh Galib, Evliya Çelebi, Naima b. Yeni Osmanlıca (XIX. yüz yıl ortası - XX. yy. başı) → 1839 Tanzimat hareketinden sonra : Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal ile başlar XIX yy sonundaki Servet-i Fünûn ile devam eder: Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Halid Ziya II. Modern (Yeni) Türkiye Türkçesi (XX. yy.)
a. Yazı dili (Yeni Türkçe) → günümüz Türkiyesi yazı dili b. Anadolu halk ağızları → günümüz Türkiyesi halk dili
SAlıntı|orta|Türk diline kimsene bakmaz-ıdı Türklere hergiz gönül akmaz-ıdı Türk dahı bilmez-idi ol dilleri İnce yolı ol ulu menzilleri |Âşık Paşa (Garibnâme 1329)|[79]Âşık Paşa Garib-Nâme I/1, 1/2 , hazırlayan: Kemal Yavuz, İstanbul, 2000
Anadolu (Türkiye) Türkmenlerinin diline ait veriler esas olarak üç dönemde yapılan derleme seferberliğiyle ortaya konmuştur: Birinci dönem, Türk Kurtuluş Savaşı yıllarında Rıza Nur'un Maarif Vekilliği döneminde, Besim Atalay gözetiminde Ahmet Saffet, Veled Çelebi ve Hasan Fehmianlam ayrımı gerekli beylerin çalışmalarıyla yapılmış; 1929-30 yıllarında Ragıp Hulusi tarafından devam ettirilmiş ve malzemeler Hamit Zübeyr (Koşay) ile İshak Refet tarafından değerlendirilerek 1932 yılında Anadilden Derlemeler adıyla bir sözlük olarak yayımlanmıştır ve bu sözlüğün ikinci bölümü Anadilden Derlemeler II (Ankara 1952) adıyla Hamit Zübeyr Koşay ve Orhan Acıpayamlı tarafından hazırlanmıştır; İkinci dönem, Yine köy köy gezilerek hazırlanan ve 1939 - 1957 yılları arasında Türk Dil Kurumu tarafından yayımlanan 7 ciltlik Söz Derleme Dergisi'dir; Üçüncü dönem, 1960'lı yıllarda köy köy gezilerek yapılan ikinci derleme ile Söz Derleme Dergisi verileri birleştirilerek oluşturulan ve 1963-1982 yılları arasında Türk Dil Kurumu tarafından yayımlanan 12 ciltlik Derleme Sözlüğü'dür. Bu üç dönem dışında kişisel derlemeler ve monografik çalışmalar da bir hayli fazladır.[80]Karahan, Leylâ (1996). Anadolu Ağızlarının Sınıflandırılması, Türk Dil Kurumu Yayınları: 630, Ankara.[81]Büyükakkaş, Ahmet (2009). Türkiye Türkçesi Ağız Sözlükleri Üzerine Bir Deneme . Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 4/4 Summer 2009 Derlenen bu çalışmalar dilcilerce zaman zaman kullanılarak değişik Oğuz boylarının lehçe ve ağızlarına dair izler yaşayan Anadolu ağızlarında tespit edilmeye çalışılmaktadır.[82]Eratalay, Sevda (2011). Kınık boyunun Alaşehir ağızlarına etkileri . Turkish Studies - International Periodical For The Languages, terature and History of Turkish or Turkic, Volume 6/1 Winter 2011, p. 1039-1056, Turkey[83]Atmaca, Emine (2007). Antalya’nın Korkuteli İlçesi Ağzında Görülen Belirgin Ses Hâdiseleri . Dil Araştırmaları Dergisi, Cilt: 1 Sayı: 1 Güz 2007, sayfa: 115-155
Selçuklu dönemi ve devamında Konya ve o yüzyıllarda ona bağlı olan Kırşehir Anadolu'nun en önemli eğitim ve kültür merkezleri olup asırlar boyunca özellikle Konya'da yüzlerce eser kaleme alınmıştır. Konya ve Kırşehir, Eski Anadolu Türkçesi yazı diline ait ilk eserlerin verildiği yerlerdir ve bu açıdan bakıldığında ve dönemin şartları dikkate alındığında bu yörelerin ağızlarının yazı diline kaynaklık etmemesi neredeyse imkânsız gibi görünmektedir.[84]Erdem, Mehmet Dursun (2005). Kırşehir ve Konya ağızlarının Eski Anadolu Türkçesi yazı dilinin oluşumuna etkisi . Karadeniz Araştırmaları, Sayı: 8, Kış 2005, sayfa: 56-65
Kültür
Türkmenlerde görülen evlilik esas olarak iç evliliktir. Antalya Yörüklerinde evlenen erkek çocuklar iki üç çocuk babası olana kadar babadan ayrılmaz, aynı çadırda yaşardı.[85]Kılınç, Nurdan (2010). Antalya yöresi Yörük fıkraları üzerine bir araştırma . T:C. Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, danışman: Mehmet Özçelik, Isparta 2010 Alevi Türkmenlerle Sünni Türkmenler arasında evlilik hoş karşılanmaz ve Alevilerde kız alışverişi yapanlar düşkün ilân edilebilmektedir.[86]Aslı, Büyükokutan (2007). Muğla yöresi Alevi Türkmenlerde evlilikle ilgili inanç ve pratikler. Hacı Bektaş Velî Dergisi, yıl: 2007, sayı: 44.
Velâyet hakkının kız babasından damada geçişini sembolize eden koltuğa alma ile kırmızı kuşak bağlama geleneği, diğer Türklerde olduğu gibi, Türkiye Türkmenlerinde de görülür. Kırmızı kuşak (gayret kuşağı), gelinin beline kendisinden küçük erkek kardeşi ya da ağabeyi tarafından bağlanır.[87]Demir, Cihangir (2010). Türk topluluklarında evlenme ile ilgili bazı uygulamaların Kütahya-Simav yöresiyle karşılaştırılması Düğünün son günü baba evinden getirilip attan indirilen gelin damadın koluna girmez, damat gelinin koluna girer; zira, damat gelini “koltuklayarak” onun bütün sorumluluğunu babasından devralarak yüklenmiş olur. Bugün Anadolu'da koltuğa alma adeti, genellikle Batı Anadolu'da, Güney Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde görülmektedir.[88]Tuna, Sibel Turhan (2006). Türk Dünyasındaki Düğünlerde Koltuklama ve Kırmızı Kuşak Bağlama Geleneği . bilig, sayı: 38, yaz'06, sayfa: 149-160
Kara çadır
Yörük çadırı ya da kara çadır: Konar-göçer Türkmenlerin (Yörüklerin) yaz kış ev olarak kullandıkları tek barınak tipi olup genelde ev olarak adlandırılır. Kıl keçisi ve Honamlı keçisi adı verilen keçi ırklarından kırkılan yünler burularak (burma) eğirmenlerde eğirilir ve iki ip birleştirilir (bükme). Bükülmüş bu ipler ısdar adı verilen dokuma tezgâhında 5-6 metre uzunlukta yolluklar (kanat) hâlinde kadınlarca dokunur. Bir çadır en az beş, çadır büyüklüğüne göre altı yedi kanattan olur. Bu kanatlar yan yana getirilip dikilir ve birkaç (1-7) direk üstüne gerilir. Oymak başının, aşiret başkanının çadırı en çok direği bulunan çadırdır. Çadırın içi yatılacak, oturulacak, yemek yenilecek bölümler olarak düzenlenmiştir.[31]Arşivlenmiş kopya.[63]Honamlı keçisi.
Giyim kuşam
Tarzlarına göre giyim dört ana kategoride ele alınır: 1) sarma giyim; 2) bağcıklı giyim; 3) yarı kuplu giyim; 4) tam kuplu giyim (ilikli, düğmeli, pantolonlu, jaketli, mintanlı, çizmeli). Giyim tarihçilerinin (kostüm bilginlerinin) "atlı göçebe giyimi" dedikleri sonuncu tarz giyim yani yarı kuplu giyim, Türkmen ve Yörüklerde rastlanan giyim tarzıdır.[89]Tansuğ, Sabiha (1990). Karacaoğlan ve kadın giyimi . 1. Uluslararası Karacaoğlan ve Çukurova Halk Kültürü Sempozyumu Bildirileri. Arif Ofset, 21-23 Kasım 1990, Adana Türkmen şairi Karacaoğlan'ın şiirlerinde geçen Türkmen giyim kuşam terimleri araştırmalara konu olmaktadır.[89]Tansuğ, Sabiha (1990). Karacaoğlan ve kadın giyimi . 1. Uluslararası Karacaoğlan ve Çukurova Halk Kültürü Sempozyumu Bildirileri. Arif Ofset, 21-23 Kasım 1990, Adana[90]Altun, Işıl (2007). Karacaoğlan'da şiirsel bir imge olarak giyim, kuşam . A. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, sayı 35, sayfa: 217-228, Erzurum 2007.[91]Arı, Bülent (2006). Karacaoğlan'ın şiirlerinde sevgilinin giyim kuşamı. Hacı Bektaş Velî Dergisi, yıl: 2006, sayı: 38[92]Tansuğ, Sabiha (1991). Karacaoğlan ve Türk giyiminde düğmeler . II. Uluslararası Karacaoğlan ve Çukurova Halk Kültürü Sempozyumu, 20-24 Kasım 1991, Adana Yörük ve Türkmenlerde el dokumacılığı gelişmiştir. En tipik kadın giyimi üç etek denilen ve eteği üç parçalı entaridir. Yörük kadınları da üç etek adı verilen elbise giyip altına da göz alıcı renklerden yapılmış şalvar çeker; bulûz yerine ceket kullanıp başlarına da kalın dokuma renkli poşu bağlarlar.[31]Arşivlenmiş kopya. Yörük veya Türkmen poşusu kırmızı, beyaz, yeşil, mavi ve sarı çubuksu desenlidir. Kimileri poşunun altına, alnı kapatacak biçimde, kimileri de üstüne yağlık bağlarlar. Ak, mavi ya da sarı, uzunlamasına çizgili göynek (gömlek) giyilir. Yaz mevsiminde erkekler pantolon veya şalvar üzerine gömlek giyerler. Dağ köylerinde bu gömlekler üzerine yün kazaklar giyilir.[31]Arşivlenmiş kopya.
Yazlık giysiler ince ve boyanmamış ipliklerden dokunurken, kışlıklar dokunduktan sonra sıklaşması için suda çiğnenir (depme) sonra karaya boyanır. Giysiler parçalar katlanarak değil de, üst üste getirilerek dikilir.[31]Arşivlenmiş kopya.
Türkmen (Avşar, Barak ...) kızları eskiden bellerine gümüş kakmalı kalın kemerler takarlar ve kemerin “kaş”larına [tokalarına] güneş vurduğunda da parıl parıl parlardı.[93]Görkem, İsmail (2005). Güney Türkmenlerine ait 'Yazıcıoğlu ile Senem' türkülü hikayesinin anlam ve nesne dünyası . Türkbilig/Türkoloji Araştırmaları, sayı: 2005/9, sayfa: 40-66
Ayakkabı olarak eskiden çarık, edik çizme, çetik (çedik, iç edik), yemeni kullanılırdı.
Toroslarda yaşayan Türkmen ve Yörükler başlık olarak keçeden yapılan 15 cm yüksekliğinde fes ve tepelik de denen som gümüşten taç, ince ve seyrek pamuklu dokumadan kenarları oyalı yazma ve oyalı tülbent kullanırlar. Genç kız başlığı örtüsüz yalın olup dalfes adını alır ve kızlar saçlarını uzun tutarlar ve kırk örgü yapar ve her örgüye belik denir. Gelinlerde ise beliklerin şakak kısmına gelen örgülerden bir kısmı kısaltılarak zülüf (ya da kâkül, kekil) yapılır. Evli kadınlar ise efe adı verilen bir başlık kullanırlar. Dul kadınlar göz alıcı parlak renklerde değil siyah ve mor gibi koyu renkte başlık kullanırlar. Kadın giysileri, fistan, üçetek, dolama, cepken, yelek, şalvar, don, kolçak, bağış, yemeni, edik ve çoraptan oluşur. Erkekler, başlık olarak beyaz keçeden yapılan ve etrafına kefiye sarılan börk, kefiyeli fes ve poşu sarılı terlik kullanılır. Erkek giysileri gömlek, şalvar, yelek, aba, kuşak, yemeni ve körüklü çizmeden oluşur.[94]Sümbül, Muzaffer (2001). Adana giyim-kuşam kültürü. Folklor Halkbilim Dergisi, Cilt:5, Sayı: 49, Kasım 2001, sayfa 8-13
Aydın yöresindeki Alevi Türkmenlerin kadın baş bağlama şekli ve kullanılan malzemeler diğer Yörük köylerine göre farklı olup bağlanış şekli de özel bir ustalık gerektirir. Başa tennik (< terlik) denen ter emici kumaş takke giyilir ve kalıbın önüne de penez denen altın dikilir. Tennik üzerine giyilen keten kulak saçları ve kulakları örten keten kumaştan yapılan baş örtüsüdür ve çene altından dolanarak tepede birleştirilir ve işlemeli kulakları arkaya salınır ve kaymaması için de yırtma tabir olunan tülbent bezle bağlanır. Yırtmanın üzerine uzun al ya da uzun çeki denen kırkyama rengarenk bağ sarılarak arkada fiyonk yapılır ve kaymaması için de uzun alın üstüne kısa al denen bağcık kullanılır. Bunların üzerine tomaka ya da ilmeçel denen gümüş, zincir ve paralardan oluşan alınlık takılır ve yanlardan kulak üstüne kadar iner. Bu baş bağlarının üstüne mevsimine göre saplarından canlı çiçek iliştirilir. Kadınların üst giyimi olarak ten gömleği (ya da bürümcük gömlek) denen kolları bürümcük ve kol uçları oyalı göynek giyilir. Ten gömleği üzerine boyun altından genişleyerek bele kadar inen göğüslük giyilir. Kadınları esas giysisi üç etek zıbındır. Üçetek üzerine ya da doğrudan gömlek ve göğüslük üzerine fermile ya da cepken denen kısa yelek giyilir. Bele şal kuşak takılır. Etek olarak iş yaparken önlük kullanılır. Şalvar bağı olarak uçkur (uşgur) kullanılır. Kadınların bacak giyimi olarak kocadon ya da şalvar kullanılır. Ayaklara yün çorap giyilir. Ayakkabı olarak kullanılan pabuçlar dayanıklı ve sade olup siyah deriden topuksuz yapılır.[95]Aksoy, Mukadder (2004). Aydın yöresi Yörük-Türkmen- (Alevi) kadın giysi ve takıları, araç ve gereçleri, giyim kuşamı . Aydın.
Adana-Osmaniye bölgesi giyim kültüründe kadın başlıkları oldukça çok çeşit ve biçim arz etmekte ve kullandığı başlık kadının medeni ve ekonomik durumunu yansıtmaktadır.[96]Sümbül, Muzaffer 82006). Adana-Osmaniye Bölgesi Giyim Kültüründe ve Halk Oyunları Ekiplerinin Giysi Tercihlerinde Kadın Başlıkları . Motif Halk Oyunları Eğitim ve Öğretim Vakfı ile Eskişehir Osmangazi Üniversitesi işbirliğinde gerçekleştirilen ”Halk Kültüründe Giyim-Kuşam ve Süslenme Uluslararası Sempozyumu” 15-17 Aralık 2006 Eskişehir Yayınlanmamış kongre bildirisi
Muğla ilinin Milas ilçesine bağlı Çomaklıdağ-Kızılağaç birleşik mahallesinde kadınlar günümüzde bile hâlâ gündelik yaşamda geleneksel kıyafetleri (üçetek, göynek, uzun çatal don, öncek ve süslü baş) giymekte ve başlarına doğal çiçekleri takmaktadırlar.[97]Özdemir, Melda (2012), Muğla ili Milas ilçesi Çomakdağ mahallesi geleneksel kadın kıyafeti . Millî Folklor, 2012, yıl 24, sayı 95, sayfa: 345-355
Halı
Anadolu'da Türkmen ve Yörük halılarında her rengin bir dili ve bildirisi bulunur: kırmızı renk dostluğu, sevgiyi; mavi umudu; yeşil ayrılığı; sarı nazarı dile getirir. Türkmen halılarında kırmızı renk egemendir ve güneşi temsil eder. Balıkesir'de Yağcıbedir halılarının çözgü ve atkısı yün iplik olup, halılarda, lacivert, kırmızı, bordo (koyu kırmızı), beyaz ve az da olsa siyah renkler kullanılmaktadır; Türkmenler bu halıların ipliklerini boyamada parlak kırmızı rengi kullanırlar, Yörükler, koyu fes rengini seçerler, Avşar'lar ise gül kırmızısını tercih ederler. Türkmen sarısı ile Yörük sarısı, Avşar yeşili farklı tonlardadır.[98]Ölmez, Filiz Nurhan (2010). Tekstillerde renkler üzerine simgesel ve alegorik bir değerlendirme . Türk Sanatları Araştırmaları Dergisi, sayı 1/Cilt 1 (2010)
Mutfak
Ana|Türk mutfağı

Türkmenlerde geleneksel olarak yemekler, yer sofrasında sini üzerinde aynı tabaktan yenir. Ana ekmek türü yufka olsa da, bazlama ve kömbe de görülür. Yufka aynı zamanda kaşık çatal olarak da (banak) kullanılır. Konya'nın Çumra ve Karapınar ilçelerinde yaşayan Türkmenlerdeki çorbalar arasında un çorbası, yumurta yemekleri arasında akıtma ve çılbır, et yemekleri arasında kavurma, mülükü (mıkla), sulu köfte ve soğanlama öncelikli yemeklerdir.[99]Erkoyuncu, Nermin (2006). Konya ili Çumra ve Karapınar ilçelerinde Türkmen yemekleri ve yemek kültürü üzerine bir araştırma . T.C. Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Çocuk Gelişimi ve Ev Yönetimi Eğitimi Anabilim Dalı, Beslenme Eğitim Bilim dalı, yüksek lisans tezi. Danışman: Yrd. Doç. Dr. Nermin IŞIK
Konya Ovası Türkmenlerinde, hayvani gıdalar (yağ, yoğurt, peynir, çökelek) ve sebzelerin mayıs-ekim ayları arası yaz mevsiminin yakıcı sıcağından uzun süre ekşimeden, kokmadan saklandığı ve üzerleri alta sıcak geçirmeyecek nitelikteki dokuma eşyalarla bastırılarak örtüldüğü yöntem olarak kullanılan bastırık (basdırık, basdırak), evlerin güneşi en geç ve en az gören kuzey ve batı taraflarında yerden 30–40 cm yükseklikte ve 2x3 m boyutunda yapılmış, toprak ve saman karışımı çamurla sıvalı bir tür buzhane olup genellikle geçimini hayvancılıkla sağlayan Türkmenlerin koruma ve saklama geleneğinin ortaya çıkardığı bir mekândır.[100]Yakıcı, Ali (2011). Konya Ovasında yaşayan Türkmenlerde modern teknolojiden geleneksele dönüşün adı: Bastırık . Millî Folklor, 2011, yıl 23, sayı 91
Müzik
Ana|Türk halk müziği Orta Asya'daki halk müziğinin, Anadolu Türk halk müziğinin temellerini oluşturması incelenirken, Oğuz ve Kıpçak müziklerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir; çünkü bu boylara ait ses sistemleri yalnızca Anadolu'da büyük ölçüde birleşmiştir. Kıpçak müziği pentatonik iken, Oğuz müziği pentatonik değildir. Fakat, İdil-Ural bölgesinden daha batıdaki Kıpçakların müzikleri pentatonik olmamakla beraber makamlar ve ritmik yapı bakımından Oğuz müziğinden ayrılır. Anadolu'da Kıpçak halk müziği dizilerinin en yoğun olarak görüldüğü bölge Orta ve Batı Karadeniz bölgesidir.[101]Gürdal, İrfan. Anadolu Türk Halk Müziğinde Pentatonizm Sorunu
Anadolu halk müziğinin sözlü ezgilerinin seslendirilmesinde, yerel dil, şive, ağız gibi özellikler ve bunların bütünü içindeki ‘yöresel söyleme üslûbu’ önem taşır. Sözlü seslendirmeye ilişkin bu özellikler bir ezginin hangi yöreye ait olduğunu belirleyen önemli kodlardır.[102]Yöre, Seyit (2012). Kırşehir yöresi halk müziği kültürünün kodları ve temsiliyeti. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, cilt: 9, sayı: 1, yıl: 2012 Güney Türkmenlerinin saz şairleri (ki en güçlüsü Karacaoğlan'dır), Ankara-Elmadağ'dan Suriye'nin Rakka vilâyetine kadar olan coğrafyada asırlardır yaşanmış olan hayatı, eserleriyle ebedîleştirmiştir.[103]Görkem, İsmail (2006). Türk göçer şairlerine ait eserlerin derleme, inceleme ve değerlendirme sorunları (Dadaloğlu’nun “Kalktı Göç Eyledi” Türküsünden Hareketle) . II. Kayseri ve Yöresi Kültür, Sanat, Edebiyat bilgi Şöleni, 10-12 Nisan 2006, Kayseri 2007

Türküler yapı bakımından uzun hava ve kırık hava diye iki grupta incelenir. Uzun hava türküler içinde bozlak, maya, garip, kerem, hoyrat, divan, kesik, yanık, müstezat, aydost, türkmeni ve ağıtlar gibi doğaçlamalar bulunur. Kırık hava türküleri doğaçlama değil, belli kalıplar çerçevesinde icra edilir.[104]Yücel, Haluk (20119. Türk halk müziği üzerine bir inceleme . Akademik Bakış Dergisi, sayı: 26, Eylül-Ekim 2011, İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi, Türk Dünyası Kırgız – Türk Sosyal Bilimler Enstitüsü, Celalabat–Kırgızistan Günümüzde türkülerin icrasında kullanılan başlıca tavırlar şunlardır: Zeybek Tavrı, Sürmeli Tavrı (Yozgat Tavrı), Kayseri Tavrı, Konya Tavrı, Silifke Tavrı, Azeri Tavrı, Ankara Tavrı, Âşıklama Tavrı, Karadeniz Tavrı, Rumeli Tavrı, Karşılama, Teke Tavrı.[105]Müzik aletleri yapımı, usul ve tavırlar.
Abdal müziği: Ezgilerinde Anadolu'ya ait tarihî ve kültürel doku ile Türkmen dilinin duru inceliklerinin bulunduğu Abdal müziği, Çingenelerle karıştırılan Abdallar tarafından icra edilir.[106]Parlak, Erol (2012). Anadolu Türkmen müzik sanatında bir Abdal deha: Neşet Ertaş. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, sayı: 61, sayfa: 289-312 Abdallar, aşiret ve iskân olaylarını anlatan türkülerin yaşatılmasında önemli katkıları bulunan bir Türkmen topluluğudur.[107]Tekel, Fatih (2007). Âşıklık geleneği içinde Keskinli Hacı Taşan, hayatı, sanatı, eserleri . TC. gazi üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Türk Halk Edebiyatı Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi. Danışman: Fatma Ahsen Turan, Ankara Ege müziğinin zeybekler başta olmak üzere en seçkin örneklerini, davul zurnalarıyla Aydın ve çevresi Abdalları; Anadolu'nun caz'ı olarak görülen bozlakları, ilginç form ve ses özellikleriyle halayları, türküleri, oyun havaları, deyişleri, Orta Anadolu Abdalları; âşıklık geleneğinin incelikli söylemlerini, yanık Barak havalarını, yiğitlemeleri, Çukurova ve Barak Abdalları emek ve özveri ile yaşatmaktadırlar.[106]Parlak, Erol (2012). Anadolu Türkmen müzik sanatında bir Abdal deha: Neşet Ertaş. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, sayı: 61, sayfa: 289-312 Orta Anadolu Abdal Müziğinin ve Kırşehir ile Keskin bozlaklarının (Abdal Düzeni ya da Teber Ağzı) temsilcileri arasında Yağmurlulu Yusuf Usta, Muharrem Ertaş, Çekiç Ali, Neşet Ertaş, Hacı Taşan sayılabilir.[107]Tekel, Fatih (2007). Âşıklık geleneği içinde Keskinli Hacı Taşan, hayatı, sanatı, eserleri . TC. gazi üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Türk Halk Edebiyatı Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi. Danışman: Fatma Ahsen Turan, Ankara Abdal müziği kısa sürede kent insanını da etkilemiş, farklı birçok müzik tarzına esin kaynağı olmuştur. Anadolu pop, Anadolu rock hatta arabesk müziğin temel kaynaklarından biri Neşet Ertaş ile rafine olmuş Abdal müziğidir.[106]Parlak, Erol (2012). Anadolu Türkmen müzik sanatında bir Abdal deha: Neşet Ertaş. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, sayı: 61, sayfa: 289-312 Kırşehir yöresi halk müziği kültürünün ağırlıklı yaratıcı etnisitesini Türkmen-Abdalların oluşturduğu görülür ve daha çok erkeklerce icra edilir.[102]Yöre, Seyit (2012). Kırşehir yöresi halk müziği kültürünün kodları ve temsiliyeti. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, cilt: 9, sayı: 1, yıl: 2012
Bozlak: develerin yüksek sesle acı acı bağırmaları için kullanılan bozlamak/bozulamak fiilinden türetilen bozlak, serbest ritimli (uzun hava) ezgiler olup, daha çok Orta Anadolu Bölgesi ve Güney Anadolu Toroslar'ında yaşayan Yörük, Türkmen ve Avşar oymaklarınca kullanılır.[108]Karakaya, Oğuz & Hamit Önal. Türk halk müziğinde bir uzun hava türü olarak bozlak. Türkiyat Araştırmaları Dergisi, sayfa: 709-726 Musa Eroğlu'na göre bozlakların Doğu Anadolu'daki karşılığı hoyratlardır.[108]Karakaya, Oğuz & Hamit Önal. Türk halk müziğinde bir uzun hava türü olarak bozlak. Türkiyat Araştırmaları Dergisi, sayfa: 709-726 Bozlaklar diğer halk türküleri gibi aşk, yiğitlik, mertlik, ayrılık, gurbet, sıla özlemi gibi konularla birlikte, özellikle Çukurova'ya has bir konu olan aşiret kavgaları üzerine söylenmekte olup, sözlerinin birçoğu Karacaoğlan, Dadaloğlu, Deli Boran, Elbeylioğlu gibi bölgede tanınmış saz şairlerine aittir.[109]Mirzaoğlu, Fatma Gülay (1998). Toroslar'dan Çukurova'ya yankılanan ses: "Bozlak" . Folkloristik: Prof. Dr. Dursun Yıldırım Armağanı, (Ed. M. Özarslan, Ö. Çobanoğlu), Ankara, sayfa: 408-418. Her Türkmen oymağının davul-zurna çalan Abdalları vardır ve bu yüzden Avşar ve Türkmen oymaklarına ait Abdallar, bozlak geleneğinin günümüze kadar ulaşmasında önemli bir rol üstlenmişlerdir. Avşarlar ve Türkmenlerle başlayan bozlak kültürü, sonraki dönemlerde bu boylarla etkileşimde bulunan Abdallar tarafından da benimsenmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Abdallar, âşıklık ve ozanlık geleneğini de çabuk benimsemiş ve aralarından önemli halk ozanları ve âşıklar yetişmiştir.[108]Karakaya, Oğuz & Hamit Önal. Türk halk müziğinde bir uzun hava türü olarak bozlak. Türkiyat Araştırmaları Dergisi, sayfa: 709-726
Çukurova dolaylarına (Adana ve İçel/Mersin illerinin tamamı, Kahramanmaraş'ın batı ve güney sınırları, Sivas, Kayseri illerinin güney kıyıları, Niğde'nin doğu-güney sınırları) özgü ezgiler, bütün Anadolu ezgileri üzerinde elde edilen bilgilere göre pek bir ayrılığı olmamasına karşın, bölgenin arazi ve iklimi yaşam koşullarına ağır ve zor gelmesi sebebiyle, ister istemez değişik farklar doğurmuştur. Özellikle ezgilerin yaylak (dağlık) yörelerde tizden, yazlak yörelerde de pestten başlaması buna en canlı örnekleri olup, iklim farkına göre soğuk yörelerde söz ve seste "sert" bir yapı, sıcak yörelerde de "yumuşak" bir yapı göze çarpmaktadır. Bu durum, ezgi sözlerine de etkide bulunmuştur; sert sessiz harfler yumuşak sessizlere, sesli harfler de daha koyu bir renge bürünmüştür.[110]Seyhan, Özcan (1993). Çukurova dolaylarında halk müziğinin söz ve ses yapısı . II. UKÇHKS, Adana, 1993, sayfa: 505-512 Çukurova türkülerini bozlaklar (uzun havalar) ve topuk havalan (kırık havalar) olmak üzere iki grupta toplamak mümkündür.[111]Atılgan, Halil (1991). Çukurova türkülerinin müzik yapısı . II. Uluslararası Karacaoğlan ve Çukurova Halk Kültürü Sempozyumu 20–22 Mayıs 1991 Adana Osmaniye'de ezgiler, Maraş ağzı, Senir ağzı, Varsağı, Gâvur Dağı ağzı, Elbeyli ağzı, Avşar ağzı, Türkmeni ve İskan havası olarak adlandırılmaktadır.[112]Sümbül, Muzaffer (2004). Oyun kültürü bağlamında Osmaniye halk oyunları . T.C. Osmaniye Valiliği Karacaoğlan'dan Bela Bartok'a Dadaloğlu'ndan Feymani'ye Osmaniye Kültür-Sanat ve Folklor Sempozyumu. Matsa Basımevi, 22-24 Kasım 2004, sayfa: 285-294, Osmaniye
İç Anadolu Bölgesinde eskiden düzenlenen içkili, yemekli, kadın oyunculu (çengili), müzikli, oyunlu eğlenceye (âleme) Kırşehir'de “muhabbet”, Ankara'da “cümbüş”, Konya'da “oturak” denir.[107]Tekel, Fatih (2007). Âşıklık geleneği içinde Keskinli Hacı Taşan, hayatı, sanatı, eserleri . TC. gazi üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Türk Halk Edebiyatı Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi. Danışman: Fatma Ahsen Turan, Ankara
Oyunlar
Kaşık oyunları: Orta-Güney Anadolu bölgesine (Konya, Antalya, Mersin illeri) has her elde çifte kaşık ile ritm verilen oyunlar olup türleri arasında sallanma, meşeli, keklik, sekme sektirme, keklik mengisi sayılabilir. Aynı zamanda ateş etrafında oynanan sinsin oyunu da verilebilecek en güzel örneklerdendir.[104]Yücel, Haluk (20119. Türk halk müziği üzerine bir inceleme . Akademik Bakış Dergisi, sayı: 26, Eylül-Ekim 2011, İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi, Türk Dünyası Kırgız – Türk Sosyal Bilimler Enstitüsü, Celalabat–Kırgızistan
Çalgılar
Sipsi, Türk halk müziği nefesli çalgıları içinde en küçük tiz sese sahip olan çalgılardan biridir. Batı Akdeniz'de Burdur başta olmak üzere Teke yöresinde çalınan sipsi çeşitleri olarak Burdur sipsisi, kemik sipsi, çifte sipsi, demli çifte sipsi sayılabilir.[113]Bedel, Mehmet (2005). Teke yöresi nefesli halk çalgılarından sipsi ve kaval . I. Burdur Sempozyumu, 16-19 Kasım 2005, Burdur (I. Burdur Sempozyumu 16-19 Kasım 2005 Bildiriler C.2 Ağustos 2007, s.1230-1237) Burdur ve başka yörelerde sazlıklarda yetişen kamışlardan yapılan sipsi, Manavgat yöresinde dut ve gül dalından yapılmaktadır. Sipsi ve zurnanın birleşiminden yapılan ve sipzur adı verilen müzik aleti yeni icatlardan biridir.
Dernekler
Yörük-Türkmen Kültürüne Hizmet, İlim, Sağlık, Eğitim, Araştırma, Kalkınma ve Dayanışma Vakfı (YÖRTÜRK)[114]YÖRTÜRK Yörük-Türkmen Kültürüne Hizmet, ilim, Sağlık, Eğitim, Araştırma, Kalkınma ve Dayanışma Vakfı.
Dünya Yörük Türkmen Dernekleri Birliği Federasyonu
Akdeniz Yörük Türkmen Dernekleri Federasyonu
Serik Yörük Türkmen Derneği
Adana Yörük Türkmen Derneği
Kahramanmaraş Yörükler Türkmenler Derneği
Çukurova Yörük Türkmen Derneği
Kütahya Yörük ve Türkmenler Derneği
Yörükler Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği (Antalya)[115]Yörükler Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği (Antalya).
Mersin Yörükler Türkmenler Kültür Derneği
Talas Avşar Türkmenleri Derneği
Honamlı Yörükleri Kültür ve Dayanışma Derneği (HOY-DER 1999)[31]Arşivlenmiş kopya.
Balıkesir Oğuz boyları Karasi Yörük Türkmen Turizm Kültür Derneği
Ayrıca bakınız
Dış bağlantılar
Kaynakça
- 1.Emre, Ahmet Cevat (1946) Türk Lehçelerinin Mukayeseli Grameri (İlk Deneme) Birinci Kitap Fonetik, İstanbul TDK 1946 (iç kapakta ise İstanbul 1949), adlı kitap Bürhaneddin Erenler Matbaası tarafından basılmış olup, kitabın iç kapağının hemen arkasına Türk Lehçelerinin Mukayeseli Grameri (İlk Deneme) İkinci Kitap Morfoloji (Hazırlanmaktadır) şeklinde ikinci bir kapak konmuş ve eserin ikincisinin yayımlanacağı bu şekilde duyurulmuş fakat bu eser yayımlanmamış ve seri eksik kalmıştır. [Sayfa 174: Anadolu Oğuzları (Türkmenleri)]
- 2.İkinci Türk Tarih Kongresi: Kongrenin Çalışmaları, Kongreye Sunulan Tebliğler, İstanbul: 20 - 25 Eylül 1937, 1. baskı: Kenan Matbaası, 1943, 2. baskı (tıpkıbasım), 2010, Türk Tarih Kurumu (Sayfa 148: Mâtem alâmeti olarak at kuyruğunu kesmek âdetini, eski Anadolu Oğuzları'nda da devam etmiş olduğunu biliyoruz.)
- 3.Togan, Zeki Velidi (1946). Umumi Türk Tarihine Giriş cilt: I, sayfa. 210, İstanbul.
- 4.Turan, Osman (1969). Türk Cihan Hâkimiyeti ve Mefkûresi Tarihi, cilt I-II, İstanbul 1969
- 5.Emine Erdoğan (1990). Ankara Yörükleri (1463, 1523/30 ve 1571 Tahrirlerine Göre) . OTAM (Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi) sayı 18 dergiler.ankara.edu.tr
- 6.Aksoy, Erdal (2000). Günümüz Kırıkkale Karakeçili Yörüklerinin Aşiret Yapısı . Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları, 1(165-178). turkoloji.cu.edu.tr
- 7.Arşivleri, Devlet. katalog.devletarsivleri.gov.tr
- 8.İsa Özkan. Herikli Türkmenleri ve Herikli Kelimesinin Etimolojisi . Uluslararası IV. Türk Dili Kurultayı, İzmir-Çesme, 25-29 Eylül 2000 isaozkan.com
- 9.Fahrettin Tızlak, Teke Türkmenleri ve Osmanlı Devleti . Antalya Kent Müzesi Projesi yayınıdır library.universalhistory.net
- 10.Mehmet Ali Hacıgökmen. Anadolu Selçukluları Zamanında Sadrü'd-din Konevî'nin Türkmen İsyanlarına Bakışı turkiyat.selcuk.edu.tr
- 11.Erdoğan, Kutluay (derleyen), Demir, Tazegül (düzenleyen) (2011). Kars ve Ardahan Türkmenlerinin Dünü ve Bugünü (Millî Mücadeledeki Yerleri). Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, İlkbahar 2011/58, sayfa: 191-212 hbvdergisi.gazi.edu.tr
- 12.Özgül, Vatan (2004). Kızılbaşlık ve Türkmenler . Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, sayı: 32 hbvdergisi.gazi.edu.tr
- 13.Ata, Aysu (2010). Moğol fütuhatı ve Doğu-Batı Türk yazı dili kavramları üzerine , Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türkoloji Dergisi, 17, 1 (2010) 29-37 turkoloji.cu.edu.tr
- 14.Uğurlu, Mustafa (2011). Oğuzca ve "Anadolu Merkezli Oğuz Türkçesi" . Turkish Studies - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 6/1 Winter 2011, p. 123-156, Turkey turkishstudies.net
- 15.Korkmaz, Zeynep (2010). Oğuz Türkçesinin tarihi gelişme süreçleri . Turkish Studies, International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 5/1 Winter 2010 turkishstudies.net
- 16.Brockelmann, Carl (1954). Osttürkische Grammatik der islamischen Literatursprachen Mittelasiens. Leiden
- 17.Divanü Lûgat-it-Türk Tercümesi, çeviren Besim Atalay, TDK yayınları:523, Ankara 1941, cilt: 3, sayfa: 412-416
- 18.Daşdemir, Muharrem (2008). Anadolu ağızlarında çekimli yapılarda ortaya çıkan +(E)n eki ve buna bağlı ses değişmeleri . A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı 36 Erzurum 2008, sayfa: 12 e-dergi.atauni.edu.tr
- 19.Togan, Zeki Velidi (1981), Umumi Türk Tarihi’ne Giriş, İstanbul.
- 20.Banguoğlu, Tahsin (1959). “Oğuzlar ve Oğuzeli Üzerine”, Türk Dili Araştırmalar Yıllığı Belleten 1959, sayfa: 10
- 21.Gelekçi, Cahit (2004). Türk Kültüründe Oğuz-Türkmen-Yörük Kavramları . Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Güz 2004, Sayı 1 ISSN 1305-5992 turkoloji.cu.edu.tr
- 22.Türk Meclisi: Salar (Salur Türkleri). turkmeclisi.org
- 23.Teres, Ersin (2012). Salır Türklerinin kaynakları ve Salır Türkçesi üzerine araştırmalar. Türkiyat Mecmuası, cilt 22, Güz 2012, sayı 2, sayfa: 103-126 journals.istanbul.edu.tr
- 24.Marat Durduyev (yazan), Saadettin Gömeç (çeviren). Çin Türkmenleri . Aşkabat, 1992; Tarih Arastırmaları Dergisi, C. 19, S. 30, Ankara 1998, s. 319-364. dergiler.ankara.edu.tr
- 25.Tarihportali.org- Türkiye Kelimesi. tarihportali.org
- 26.Solak, Ömer (2009). II. Meşrutiyet Dönemi Romanında “Türk” ve Türklük . Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi • 21 / 2009 sosyalbil.selcuk.edu.tr
- 27.Lewis, Bernard (2000). Modern Türkiye’nin Doğuşu. Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara
- 28.Eröz, Mehmet (1991). Yörükler, İstanbul, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı
- 29.Timurtaş, Faruk Kadri (önceki: Faruk Demirtaş) (1949). Osmanlı Devrinde Anadolu'da Oğuz Boyları I . Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi. cilt: 7 sayı: 2, sayfa: 321-365. dergiler.ankara.edu.tr
- 30.Büyükcan Sayılır, Şeyda (2012). Göçebelik, Konar-Göçerlik Meselesi ve Coğrafi Bakımdan Konar-Göçerlerin Farklılaşması. Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / Journal of Turkish World Studies, XII/1 (Yaz 2012), sayfa: 563-580. tdae.ege.edu.tr
- 31.Arşivlenmiş kopya. mersin.bel.tr
- 32.Halaçoğlu, Yusuf. Anadolu'da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar (1453-1650): Türkmen ve Yörük Grupları anadoluasiretleri.com
- 33.Divanü Lûgat-it-Türk Tercümesi, çeviren Besim Atalay, TDK yayınları:521, Ankara 1941, cilt: 1, sayfa: 55
- 34.Kemal Üçüncü (2006). Anadolu ve Balkanların Fethi Sürecinde Türkmen Boylarının Hazar ötesinden Taşıdığı Sözlü Kültürün işlevi . Türk Dünyası Araştırmaları sayı 165, Aralık 2006. turkoloji.cu.edu.tr
- 35.Ömer Rıza Doğrul. Ebu'l Ferec Tarihi. Türk Tarih Kurumu, 1945.
- 36.Sümer, Faruk. Oğuzlar, Türkmenler : tarihleri, boy teşkilâtı, destanları. Ankara Üniversitesi Basımevi, 1972. seyhan.library.boun.edu.tr
- 37.Prof. Yaşar Yüce-Prof. Ali Sevim: Türkiye tarihi Cilt I, AKDTYKTTK Yayınları, İstanbul, 1991 p 28-29
- 38.Kara, Mehmet (Hzl. Ahmet Bican Ercilasun), Türk Lehçeleri Grameri. Akçağ Yayınları, 1.Baskı, Ankara 2007, sayfa: 233-234
- 39.Hacı Veysel Eroğlu. Türkmen Türkçesiyle Türkiye Türkçesinin Akrabalık Adlarının Karşılaştırılması belgeler.com
- 40.Gündüz, Tufan, (1997). Anadolu’da Türkmen Aşiretleri “Bozulus Türkmenleri 1540-1640”, Bilge Yayınları, Ankara.
- 41.Gündüz, Tufan (2008). Anadolu'da Türkmen Aşiretleri. Yeditepe Yayınevi, İstanbul, 2008. ISBN 9789756480823
- 42.Faruk Söylemez (2004). Anadolu'da Sahte Şah İsmail İsyanı . Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı : 17 Yıl : 2004/2 (71-90 s.) sbe.erciyes.edu.tr
- 43.Ali Çelik. Karadeniz Bölgesinde Çepni Varlığı ve Samsun'da bir Çepni Köyü samsunsempozyumu.org
- 44.Yiğit Uysal, Dersimli Anadolu Türkmenleri ve Onların Tarihi Süreç İçerisindeki Yeri Proje Çalışması salihli.bel.tr
- 45.Erdönmez, Celâl (2007). "Kıbrıs Tarihi Ders Kitaplarında Osmanlı Devrinde Kıbrıs'a Yapılan Sürgünlerle İlgili Bazı Tespitler" , Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı XV, Isparta 2007, s. 65-90. sablon.sdu.edu.tr
- 46.XVIII. Yüzyıl Rakka Sürgünü. ismailucakci.com
- 47.Öztürkmen, Ali ve Oytun Orhan (2011). Suriye’de Değişimin Gündeme Taşıdığı Toplum: Suriye Türkmenleri . Ortadoğu Analiz, Kasım 2011 - Cilt: 3 - Sayı: 35, Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi orsam.org.tr
- 48.Divanü Lûgat-it-Türk Tercümesi, çeviren Besim Atalay, TDK yayınları:523, Ankara 1941, cilt: III, sayfa: 14-15
- 49.Karaca, Behset (2008). "1522-1532 Tarihlerinde Menteşe Bölgesi Yörükleri" , Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, cilt: 18, sayı: 2, sayfa: 403-440, Elazığ, 2008. web.firat.edu.tr
- 50.Saydam, Abdullah (2009). Sultanın Özel Statüye Sahip Tebaası: Konar-Göçerler . SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Aralık 2009, Sayı: 20, sayfa: 9-31. sablon.sdu.edu.tr
- 51.Artun, Erman. “Çukurova Konar-Göçer Türkmenlerinin Halk Kültürlerinde Eski Türk İnançlarının İzleri” turkoloji.cu.edu.tr
- 52.Sümer, Faruk. Çepni. Türkiye Diyanet Vakfı, 1993, s. 269-270. islamansiklopedisi.org.tr
- 53.Gürdal, Mustafa (1976). "Antalya Yürükleri" . Türk Etnografya Dergisi, Sayı:15 kulturvarliklari.gov.tr
- 54.Sarı, Serkan (2008). XV-XVI Yüzyıllarda Menteşe, Hamid ve Teke Sancağı Yörükleri . TC. Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Doktora Tezi, Isparta eprints.sdu.edu.tr
- 55.Dulkadir, Hilmi (1997). İçel'de son Yörükler: Sartkeçililer, İçel Valiliği Yayınları
- 56.Németh Gyula, A hongfoglaló magyarság kialakulása, Budepest 1930, sayfa: 34
- 57.Gökbilgin, M. Tayyib (1957). Rumeli'de Yürükler, Tatarlar ve Evlâd-ı Fâtihân . İÜ. Edebiyat Fakültesi yay. no: 748, Osman Yalçın Matbaası, İstanbul scans.hebis.de
- 58.Kızıl Oğuzlar yahut Kocacıklar hakkında ilk bilgiler ve Anadolu'daki varlıkları karamankulturturizm.gov.tr
- 59.Çevik, Hikmet (1971). Tekirdağ Yürükleri, Tekirdağ Halkevi Yayını, İstanbul
- 60.Kalafat, Yaşar Kaya (1994). Orta Toroslar ve Makedonya Yörükleri Halk İnançlari Karşılaştırması-I . Millî Folklor, Aylık Türk Dünyası Folklor Dergisi cilt 3, yıl 6, sayı 23, Güz 1994, sayfa 34-36 millifolklor.com
- 61.Honamlı Yörükleri. yurttasonhavadis.co.nf
- 62.Honamlı Yörükleri Kültür ve Dayanışma Derneği. honamliyorukleri.org.tr
- 63.Honamlı keçisi. turkhaygen.gov.tr
- 64.Tanyıldız, Ali (1990). Orta Asya'dan Gedikli mahallesi'ne Honamlı Yörükleri. 2. baskı 1990, Isparta
- 65.Yörüklerin İnanç ve Adetleri. boynuincelihaber.com
- 66.NTV MSNBC: Sarıkeçili Yörükleri . Foto-Röportaj Fatih Pınar arsiv.ntvmsnbc.com
- 67.Anadolu'nun Son Göçerleri Sarıkeçililer (47.inci Antalya Film Festivalinde Belgesel dalında yarışan, Yönetmen Yüksel Aksunun Çektiği 'Anadolu'nun Son Göçerleri Sarıkeçililer' belgesel filmi belgesel dalında birincilik ödülü aldı) reyhaber.com
- 68.Dulkadir, Hilmi Sarkeçililer . sayfa: 481-488 turkoloji.cu.edu.tr
- 69.Cevdet Türkay, Oymak Aşiret ve Cemaatla, Tercüman Kaynak Eserler dizisi 1
- 70.Yavuz Çolak (Vet. Sağ. Tek.). Toroslara hükmedenler: Sarıkeçili yörükleri tarimkutuphanesi.com
- 71.Radikal gazetesi: Sarıkeçili Yörükleri, dağda hapis radikal.com.tr
- 72.Grousset, Rene, The Empire of the Steppes: A History of Central Asia, (Rutgers University Press, 2002), 157; "...the Seljuk court at Konya adopted Persian as its official language.".
- 73.Encyclopedia Britannica: "Modern Turkish is the descendant of Ottoman Turkish and its predecessor, so-called Old Anatolian Turkish, which was introduced into Anatolia by the Seljuq Turks in the late 11th century ad." britannica.com
- 74.Çoban, M. Selda (2005). Divānu Luġati’t-Türk’te ‘Oguzca’ Kayıtlı Dil Malzemesi , AÜ. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı, Eski Türk Dili Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Doç.Dr. A. Melek Özyetgin, ss. VII+163. acikarsiv.ankara.edu.tr
- 75.Eker, Süer (2008). Farsçanın kıskacında Güney Azerbaycan Türkçesi . Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Araştırmaları sayı 9, Güz 2008, sayfa: 183-197 turkoloji.cu.edu.tr
- 76.Doerfer, Gerhard (1987). İran'da Türkler . 23 Kasım 1987 günü Türk Dil Kurumunda yapılan konuşma'dan: Türk Dili, TDK Yay., Sayı: 431, Kasım 1987 turkoloji.cu.edu.tr
- 77.Tulu, Sultan (2006). kitap tanıtımı: Gerhard Doerfer/Wolfram Hesche. Türkische Folklore-Texte aus Chorasan, Turcologica 38, Harrassowitz Verlag, Wiesbaden 1998, XIV + 504 S. + 2 harita. Çankaya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Journal of Arts and Sciences Sayı: 5, Mayıs 2006 arastirmax.com
- 78.Timurtaş, Faruk Kadri (1977). Türkiye Türkçesi'nin ana hatları. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, c. 23, 1977-1979, sayfa: 175-202 journals.istanbul.edu.tr
- 79.Âşık Paşa Garib-Nâme I/1, 1/2 , hazırlayan: Kemal Yavuz, İstanbul, 2000 ekitap.kulturturizm.gov.tr
- 80.Karahan, Leylâ (1996). Anadolu Ağızlarının Sınıflandırılması, Türk Dil Kurumu Yayınları: 630, Ankara.
- 81.Büyükakkaş, Ahmet (2009). Türkiye Türkçesi Ağız Sözlükleri Üzerine Bir Deneme . Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 4/4 Summer 2009 turkishstudies.net
- 82.Eratalay, Sevda (2011). Kınık boyunun Alaşehir ağızlarına etkileri . Turkish Studies - International Periodical For The Languages, terature and History of Turkish or Turkic, Volume 6/1 Winter 2011, p. 1039-1056, Turkey turkishstudies.net
- 83.Atmaca, Emine (2007). Antalya’nın Korkuteli İlçesi Ağzında Görülen Belirgin Ses Hâdiseleri . Dil Araştırmaları Dergisi, Cilt: 1 Sayı: 1 Güz 2007, sayfa: 115-155 dilarastirmalari.com
- 84.Erdem, Mehmet Dursun (2005). Kırşehir ve Konya ağızlarının Eski Anadolu Türkçesi yazı dilinin oluşumuna etkisi . Karadeniz Araştırmaları, Sayı: 8, Kış 2005, sayfa: 56-65 karam.org.tr
- 85.Kılınç, Nurdan (2010). Antalya yöresi Yörük fıkraları üzerine bir araştırma . T:C. Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, danışman: Mehmet Özçelik, Isparta 2010 eprints.sdu.edu.tr
- 86.Aslı, Büyükokutan (2007). Muğla yöresi Alevi Türkmenlerde evlilikle ilgili inanç ve pratikler. Hacı Bektaş Velî Dergisi, yıl: 2007, sayı: 44. hbvdergisi.gazi.edu.tr
- 87.Demir, Cihangir (2010). Türk topluluklarında evlenme ile ilgili bazı uygulamaların Kütahya-Simav yöresiyle karşılaştırılması turkoloji.cu.edu.tr
- 88.Tuna, Sibel Turhan (2006). Türk Dünyasındaki Düğünlerde Koltuklama ve Kırmızı Kuşak Bağlama Geleneği . bilig, sayı: 38, yaz'06, sayfa: 149-160 yesevi.edu.tr
- 89.Tansuğ, Sabiha (1990). Karacaoğlan ve kadın giyimi . 1. Uluslararası Karacaoğlan ve Çukurova Halk Kültürü Sempozyumu Bildirileri. Arif Ofset, 21-23 Kasım 1990, Adana turkoloji.cu.edu.tr
- 90.Altun, Işıl (2007). Karacaoğlan'da şiirsel bir imge olarak giyim, kuşam . A. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, sayı 35, sayfa: 217-228, Erzurum 2007. e-dergi.atauni.edu.tr
- 91.Arı, Bülent (2006). Karacaoğlan'ın şiirlerinde sevgilinin giyim kuşamı. Hacı Bektaş Velî Dergisi, yıl: 2006, sayı: 38 hbvdergisi.gazi.edu.tr
- 92.Tansuğ, Sabiha (1991). Karacaoğlan ve Türk giyiminde düğmeler . II. Uluslararası Karacaoğlan ve Çukurova Halk Kültürü Sempozyumu, 20-24 Kasım 1991, Adana turkoloji.cu.edu.tr
- 93.Görkem, İsmail (2005). Güney Türkmenlerine ait 'Yazıcıoğlu ile Senem' türkülü hikayesinin anlam ve nesne dünyası . Türkbilig/Türkoloji Araştırmaları, sayı: 2005/9, sayfa: 40-66 turkoloji.cu.edu.tr
- 94.Sümbül, Muzaffer (2001). Adana giyim-kuşam kültürü. Folklor Halkbilim Dergisi, Cilt:5, Sayı: 49, Kasım 2001, sayfa 8-13 egitim.cukurova.edu.tr
- 95.Aksoy, Mukadder (2004). Aydın yöresi Yörük-Türkmen- (Alevi) kadın giysi ve takıları, araç ve gereçleri, giyim kuşamı . Aydın. aydinfolkloru.com
- 96.Sümbül, Muzaffer 82006). Adana-Osmaniye Bölgesi Giyim Kültüründe ve Halk Oyunları Ekiplerinin Giysi Tercihlerinde Kadın Başlıkları . Motif Halk Oyunları Eğitim ve Öğretim Vakfı ile Eskişehir Osmangazi Üniversitesi işbirliğinde gerçekleştirilen ”Halk Kültüründe Giyim-Kuşam ve Süslenme Uluslararası Sempozyumu” 15-17 Aralık 2006 Eskişehir Yayınlanmamış kongre bildirisi turkoloji.cu.edu.tr
- 97.Özdemir, Melda (2012), Muğla ili Milas ilçesi Çomakdağ mahallesi geleneksel kadın kıyafeti . Millî Folklor, 2012, yıl 24, sayı 95, sayfa: 345-355 millifolklor.com
- 98.Ölmez, Filiz Nurhan (2010). Tekstillerde renkler üzerine simgesel ve alegorik bir değerlendirme . Türk Sanatları Araştırmaları Dergisi, sayı 1/Cilt 1 (2010) edergi.sdu.edu.tr
- 99.Erkoyuncu, Nermin (2006). Konya ili Çumra ve Karapınar ilçelerinde Türkmen yemekleri ve yemek kültürü üzerine bir araştırma . T.C. Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Çocuk Gelişimi ve Ev Yönetimi Eğitimi Anabilim Dalı, Beslenme Eğitim Bilim dalı, yüksek lisans tezi. Danışman: Yrd. Doç. Dr. Nermin IŞIK belgeler.com
- 100.Yakıcı, Ali (2011). Konya Ovasında yaşayan Türkmenlerde modern teknolojiden geleneksele dönüşün adı: Bastırık . Millî Folklor, 2011, yıl 23, sayı 91 millifolklor.com
- 101.Gürdal, İrfan. Anadolu Türk Halk Müziğinde Pentatonizm Sorunu irfangurdal.com
- 102.Yöre, Seyit (2012). Kırşehir yöresi halk müziği kültürünün kodları ve temsiliyeti. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, cilt: 9, sayı: 1, yıl: 2012 insanbilimleri.com
- 103.Görkem, İsmail (2006). Türk göçer şairlerine ait eserlerin derleme, inceleme ve değerlendirme sorunları (Dadaloğlu’nun “Kalktı Göç Eyledi” Türküsünden Hareketle) . II. Kayseri ve Yöresi Kültür, Sanat, Edebiyat bilgi Şöleni, 10-12 Nisan 2006, Kayseri 2007 turkoloji.cu.edu.tr
- 104.Yücel, Haluk (20119. Türk halk müziği üzerine bir inceleme . Akademik Bakış Dergisi, sayı: 26, Eylül-Ekim 2011, İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi, Türk Dünyası Kırgız – Türk Sosyal Bilimler Enstitüsü, Celalabat–Kırgızistan akademikbakis.org
- 105.Müzik aletleri yapımı, usul ve tavırlar. hbogm.meb.gov.tr
- 106.Parlak, Erol (2012). Anadolu Türkmen müzik sanatında bir Abdal deha: Neşet Ertaş. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, sayı: 61, sayfa: 289-312 hbvdergisi.gazi.edu.tr
- 107.Tekel, Fatih (2007). Âşıklık geleneği içinde Keskinli Hacı Taşan, hayatı, sanatı, eserleri . TC. gazi üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Türk Halk Edebiyatı Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi. Danışman: Fatma Ahsen Turan, Ankara belgeler.com
- 108.Karakaya, Oğuz & Hamit Önal. Türk halk müziğinde bir uzun hava türü olarak bozlak. Türkiyat Araştırmaları Dergisi, sayfa: 709-726 turkiyat.selcuk.edu.tr
- 109.Mirzaoğlu, Fatma Gülay (1998). Toroslar'dan Çukurova'ya yankılanan ses: "Bozlak" . Folkloristik: Prof. Dr. Dursun Yıldırım Armağanı, (Ed. M. Özarslan, Ö. Çobanoğlu), Ankara, sayfa: 408-418. turkoloji.cu.edu.tr
- 110.Seyhan, Özcan (1993). Çukurova dolaylarında halk müziğinin söz ve ses yapısı . II. UKÇHKS, Adana, 1993, sayfa: 505-512 turkoloji.cu.edu.tr
- 111.Atılgan, Halil (1991). Çukurova türkülerinin müzik yapısı . II. Uluslararası Karacaoğlan ve Çukurova Halk Kültürü Sempozyumu 20–22 Mayıs 1991 Adana turkoloji.cu.edu.tr
- 112.Sümbül, Muzaffer (2004). Oyun kültürü bağlamında Osmaniye halk oyunları . T.C. Osmaniye Valiliği Karacaoğlan'dan Bela Bartok'a Dadaloğlu'ndan Feymani'ye Osmaniye Kültür-Sanat ve Folklor Sempozyumu. Matsa Basımevi, 22-24 Kasım 2004, sayfa: 285-294, Osmaniye turkoloji.cu.edu.tr
- 113.Bedel, Mehmet (2005). Teke yöresi nefesli halk çalgılarından sipsi ve kaval . I. Burdur Sempozyumu, 16-19 Kasım 2005, Burdur (I. Burdur Sempozyumu 16-19 Kasım 2005 Bildiriler C.2 Ağustos 2007, s.1230-1237) kavalustasi.com
- 114.YÖRTÜRK Yörük-Türkmen Kültürüne Hizmet, ilim, Sağlık, Eğitim, Araştırma, Kalkınma ve Dayanışma Vakfı. yorturkvakfi.com
- 115.Yörükler Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği (Antalya). yoruklerdernegi.org.tr