Tevfik Fikret
İçindekiler6
- Yaşamı
- Ailesi, öğrenimi
- Memuriyet yaşamı
- Mirsad dergisi
- Mekteb-i Sultani'de öğretmenlik
- Malumat dergisi
- Servet-i Fünûn dergisi
- Aşiyan
- II. Meşrutiyet
- Mekteb-i Sultânîde Müdürlük
- İnziva
- Fikret ve oğlu Haluk
- Son yılları
- Galatasaray Spor Kulübü ile ilişkisi
- Mezarı
- Ölümünden sonra
- Edebî kişiliği
- Hakkında çıkan kitaplar
- Dış bağlantılar
- Kaynakça

Tevfik Fikret (توفیق فکرت; <noinclude>24</noinclude> Aralık 1867, İstanbul - 19 Ağustos 1915, İstanbul), Osmanlı şâiri ve öğretmendir. Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılma sürecinde Servet-i Fünûn topluluğunun lideri olan Tevfik Fikret, devrimci ve idealist fikirleriyle Mustafa Kemal başta olmak üzere dönemin pek çok aydınını etkiledi. Türk edebiyatının Batılılaşmasında öne çıkan isimlerden birisi oldu. Farsçada "kuş yuvası" anlamına gelen Aşiyan ismini verdiği semt, yaşamının son yıllarını geçirdiği ve eserlerini kaleme aldığı yerdir.[1]Doğu, Ahmet. Yeni şiirimizde batıcılık ve üç şahsiyet. Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2008, s. 124-138. Kendisinden sonra gelen birçok kişiyi etkilemiş olması bakımından Fikret, sonraki kuşaklar için bir düşüncenin ekolü olarak kabul edilmektedir. Bu bakımdan günümüz Türkiye'nin kurucularını etkilemiş olması, Cumhuriyet'in temel ilkelerinde onun fikirlerinden izler bulmamızı sağlamaktadır.https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/tevfik-fikret
Yaşamı
Ailesi, öğrenimi
24 Aralık 1867'de İstanbul'un Kadırga semtinde dünyaya geldi. Ailesi ona Mehmed Tevfik adını verdi. Babası Hüseyin Efendi, Çankırı'nın Bayramören ilçesine bağlı Dalkoz köyünden ayrılıp İstanbul'a yerleşmiş Ahmet Ağa'nın oğluydu. Hüseyin Efendi, oğlu doğduğu yıl İstanbul'da belediye meclis üyesi ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünde memur olmuştu. Sonraki yıllarda Osmanlı Devleti'nin Hama, Nablus, Akka, Urfa, Halep mutasarrıflıklarında bulundu.[2]Yrd.Doç.Dr Fatih Bayraktar, Tevfik Fikret, Sızıntı Dergisi, Ekim 1990 Yıl :12 Sayı :141. Annesi Hacı Hatice Refia Hanım, 1822'deki Yunan ayaklanmasında kimsesiz kalıp Osmanlılara sığınmış ve Müslüman olmuş iki Sakızlı Rum çocuğunun kızı idi.[3]Ayşegül Yaraman-Başbuğu, Biyografya: Tevfik Fikret, Bağlam, 2006, s. 17., "Kökleri, baba tarafından Çankırı 'sancağı'nın Çerkeş kazasına, anne tarafından ise Sakız adalı, Islâmiyeti benimseyen Rum asıllı bir aileye uzanan Mehmet Tevfik (sonradan Tevfik Fikret) 24 Aralık 1867 tarihinde İstanbul'da doğmuş..." Mehmed Tevfik'in Sıdıka adlı bir kız kardeşi ve Şevki isminde bir de erkek kardeşi vardı.
Hac ziyaretine giden annesi Refia Hanım, 1879'da dönüş yolunda kolera nedeniyle ölünce Tevfik Fikret, 12 yaşında öksüz kaldı. Babası, saraya jurnal edilerek Nablus, Akka ve Antep'e sürgüne gönderildiği için kız kardeşi ile kendisinin bakımını anneannesi ve büyük yengesi üstlendi. Henüz çocukken annesini kaybetmek, onu hayatı boyunca etkiledi. 19 yıl sürgünde kalan babası da sürgünden hiç dönemedi ve Antep'te öldü.
Aksaray'daki Mahmudiye Valide Rüştiyesinde öğrenimine başlayan Tevfik Fikret, çok dindar bir ortamda yetişmekteydi. Okulu, 93 Harbi yenilgisinden sonra Rumeli'den İstanbul'a gelen göçmenlere tahsis edilince öğrenimine Galatasaray Sultanisinde devam etti.[4]'Kültür Tv Tevfik Fikret Maddesi, Kulturtv.com.tr. Bu yeni okula girişi hayatında bir dönüm noktası oldu. 11 yıl öğrenim gördüğü okulunda devrin önemli edebiyatçılarından Recaizade Ekrem, Muallim Naci, Muallim Feyzi gibi seçkin öğretmenlerin öğrencisi oldu. Şiir yazmaya lise yıllarında başladı. Öğretmenlerinin teşviki ile yazdığı ilk şiiri, Tercüman-ı Hakikat'te yayımlandı. Nazmi mahlasıyla yazılmış, gazel tarzında bir şiirdi. Okulu 1888 yılında birincilikle bitirmiştir.
Memuriyet yaşamı
Mezun olduğu yıl, Hariciye Nezareti İstişare Odası'nda (Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Dairesi) katip olarak işe başlayan Mehmed Tevfik, kısa bir süre sonra geçtiği Maarif Mektûbî Kaleminden bir yıl dolmadan istifa ederek ayrıldı. Yeterince çalışmadığını düşündüğünden iş deneyimi onu hayal kırıklığına uğratmıştı. İstifası sırasında, gecikmiş maaşlarının ödenmesini maaşı hak etmediği gerekçesiyle reddetti.[5]Coşkun Ongun, Nilüfer Koçer, Işıltılı Yürek Tevfik Fikret. Bu olay, onun dürüstlüğünü efsane hâline getirdi. Hazine tarafından yine de kendisine topluca ödeme yapılınca tüm parayı Göçmenler Komisyonuna bağışladı. Sadaret Mektûbî Kalemi'nde kısa bir süre çalıştıktan sonra 1889 Ağustos'unda İstişare Odasında tekrar muavin olarak göreve başladı. Bir yandan da Yüksek Ticaret Okulunda Fransızca ve Türkçe dersleri vermekteydi.
Mirsad dergisi
Kısa bir süre sonra Trabzon Valisi olacak dayısı Mustafa Bey'in 15 yaşındaki kızı Nazime Hanım ile 1890 yılında evlendi, dayısının evine yerleşti. Şiir konusunda bir süredir suskun olan Fikret, İsmail Safa'nın yönettiği Mirsad dergisinde "Bahar" şiirini yayımlayarak suskunluğu bozdu; aynı yıl Mirsad'da 18 şiiri daha yayımlandı. Derginin açtığı iki yarışmada birer birincilik alarak ününü artırdı.
Mekteb-i Sultani'de öğretmenlik
Osmanlı Lisanı Öğretmenliği Sınavını kazanarak 1892'de çok sevdiği Mekteb-i Sultânî'ye atanması ile yaşamında yeni bir dönem açıldı. İlkokul üçüncü sınıf Türkçe öğretmeni olarak göreve başladığı okulda, Muallim Naci'nin vefatı üzerine edebiyat öğretmeni olarak çalışmaya devam etti. Hükûmetin bütçede kısıntı yapıp memur maaşlarını yüzde on kesmesine tepki olarak 1895'te okuldan ayrıldı, inzivaya çekildi.
Malumat dergisi
Mirsad dergisinin kapanması ile şiir yayımlamaya yeniden ara veren Tevfik Fikret, öğretmenlik yaptığı sırada 1894'ten itibaren, arkadaşları Hüseyin Kazım ve Ali Ekrem'in ısrarı ile yeni çıkaracakları Malumat dergisinin başyazarlığını üstlenmişti. Derginin kapandığı 1895 Mayıs'ına kadar 25 şiiri yayımlandı. Bunlar, eski şiirlerine göre daha batı tarzında şiirlerdi. Şair, o yıllarda padişaha bağlı bir çizgideydi. Derginin ilk sayısında Padişah II. Abdülhamid'i öven "Tebrik-i Veladet" şiirini yayımlamıştı.
Servet-i Fünûn dergisi
1895'te Recaizade Ekrem, Fikret'i bir bilim dergisi olan Servet-i Fünûnun sahibi Ahmet İhsan ile tanıştırdı ve onları dergiyi bir edebiyat dergisi hâline getirmeye ikna etti. Dergi, Tevfik Fikret yönetiminde çıkmaya başladığı 256. sayıdan itibaren bir edebiyat dergisi hâline geldi. Şair, 1895 yılının Haziran ayında oğlu Halûk'un doğumuyla baba oldu. O sıralarda sanat yaşamının en verimli devresini yaşamaktaydı. Şiirlerini "Mehmed Tevfik" yerine "Tevfik Fikret" olarak yayımlamaya başlamıştı.
Yönettiği derginin etrafında yenilikçi bir grup aydın toplanmıştı ve dergi, bu sanat topluluğuna ismini verdi. Sanatta hem içerik hem biçimde atılım yapmayı ilke edinen, ağdalı dilleri ve karamsarlığı ile tanınan topluluğun hareketine ise Edebiyat-ı Cedide (Yeni Edebiyat) denildi. Bu ekolde Fikret'in yanı sıra Halit Ziya, Cenap Şahabettin, İsmail Safa, Mehmet Rauf, Samipaşazade Sezai, Hüseyin Cahit, Ahmet Şuayip, Hüseyin Siret gibi isimler bulunuyordu. Kurulan bu topluluk, siyasal eylemlerden uzak görünüyordu. Zamanla Fikret'in şiirlerindeki toplumsal boyut arttı, ulusalcılık ön plana çıktı. 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı'nda Türkler'in büyük bir zafer kazanmasından etkilenerek kahramanlık ve zafer şiirleri yazdı. "Yenişehir Gazilerine" isimli şiirinde dünyaya meydan okudu.
Tevfik Fikret, 1896 yılı sonlarında Robert Kolej'de Türkçe dersleri vermeye başlamıştı, bu görevi ölümüne dek sürdürdü. Okul dışında kalan tüm zamanını dergiye veriyordu. O günlerde dostu İsmail Safa'nın evinde okuduğu Abdülhamit karşıtı bir şiiri, gözaltına alınmasına yol açtı. Evi arandı, söz konusu şiir bulunamayınca birkaç gün sonra serbest kaldı. Çok geçmeden Robert Kolej'de bir çaya karısıyla birlikte gitmesi bahane edilerek gözaltına alındı. Bu olaylar, Fikret'te inziva düşüncesini derinleştirmişti. Dostları Hüseyin Cahit, Mehmet Rauf, Hüseyin Kazım, Dr. Esat da düşüncelerine katıldı. Birlikte Yeni Zelanda'ya gitmeyi; bu gerçekleşmeyince Hüseyin Kâzım'ın Manisa'daki çiftliğine yerleşmeyi düşündüler ancak Tevfik Fikret vazgeçince arkadaşları da vazgeçti.[6]YeniEdebiyat.com Tevfik Fikret Maddesi. 1900 yılında ilgiyle karşılanan ilk kitabı "Rubab-ı Şikeste (Kırık Saz)" adlı eserini yayımlayan Tevfik Fikret; Ahmet İhsan ile dergi yönetiminde uyuşamadığı için ertesi yıl topluluktan ayrıldı. Artık sadece Robert Kolej'de öğretmenlikle meşguldü. Ricası üzerine Servet-i Fünûn yönetimini Hüseyin Cahit üstlenmişti. Birkaç ay sonra Servet-i Fünûn, Hüseyin Cahit'in Fransız İhtilali üzerine bir çevirisi yüzünden kapatıldı ve grup tamamen dağıldı.
Aşiyan
Servet-i Fünûnun kapanması, baskıcı yönetimden duyduğu karamsarlık, arkadaşları Hüseyin Siret ve İsmail Safa'nın sürgüne gönderilmesi, 1902'de kız kardeşi Sıdıka'yı kaybetmesi, babasının Irak'a sürülmesi ve 1905'te babasını da kaybetmesi, Tevfik Fikret'i çok yıpratmıştı. İstanbul'u ahlaksızlıkla suçlayıp lanetleyen ünlü "Sis" şiirini 1902 yılında İstanbul'un sisler altında olduğu bir günde yazdı.
Sıkıntılar içindeki şair, inziva düşüncesini gerçekleştirmek için Kadırga'daki konağın satışından elde ettiği parayla Robert Kolej'in yamacında, Rumelihisarı'nda planlarını kendi çizdiği bir ev yaptırmaya başladı. Üç katlı ahşap yapının inşaatı, 1905'te tamamlandı. Günümüzde müze olarak hizmet veren eve eşi ve oğlu ile birlikte yerleşti. Toplumla arasına bir mesafe koyabileceği, mesleğine devam edebileceği, ülkenin gidişatını uzaktan izleyip eser üretebileceği bu mekana Aşiyan (kuş yuvası) adını verdi. Evinin bahçesine gömülmeyi vasiyet etti.[7]Bülent Kale, İlk entelektüel ve Aşiyan, Gate Dergisi, Mayıs 2008 sayısı.
Tevfik Fikret için artık millet, din, tarih, kahramanlık gibi kavramlar anlamsızlaşmaya başlamıştı. "Tarih-i Kadîm" şiirini din ve tarihe karşı, "Lahza-i Teahhur"u Ermenilerin 1905'te Sultan II. Abdülhamid'e düzenledikleri suikastın başarısızlığına duyduğu üzüntü üzerine yazdı ancak II. Meşrutiyet'in ilanına kadar bir daha hiç şiir yayımlamadı. Sürekli edebiyat üzerine düşünmekte ve Edebiyat-ı Cedide hareketinin içe dönük boyutunu aşacak bir edebiyat tavrına doğru ilerlemekteydi.
II. Meşrutiyet
Meşrutiyet'in ilanı, Tevfik Fikret'in inzivadan çıkmasını sağladı. Selânik'teki İttihat ve Terakki yönetiminin isteği üzerine Meşrutiyet'in ilanından 13 gün önce "Millet Şarkısı" adlı marşı yazmıştı. Devrimin habercisi olan bu marş elden ele dolaştı. Meşrutiyet'in ilanından sonra "Rücu (Geri Alış)" adlı şiirini yazarak İstanbul'a savurduğu lanetleri geri aldı.[8]Öner Yağcı, Tevfik Fikret: Aydınlanmamızın Öncüsü, İleri Dergisi, Sayı 2, Ocak-şubat 2001.
Hüseyin Cahit ve Hüseyin Kazım ile "Tanin" adlı bir gazete çıkararak bütün gücüyle çalıştı. "Rücu" manzumesini "Sis" ile bir arada Tanin'in ilk sayfasında yayımlamıştı. Tanin, İttihat ve Terakki'nin yayın organı hâline getirilmek istenince gazeteden ayrıldı.
Mekteb-i Sultânîde Müdürlük
Kendisine teklif edilen Maarif Vekilliğini reddeden Tevfik Fikret, bu göreve getirilen Abdurrahman Şeref'in çağrısı üzerine Mekteb-i Sultânî Müdürlüğünü kabul etti ve 1895'te istifa ettiği okula 1909 başında müdür olarak döndü. Okulun Beyoğlu'ndaki binası bir yangında yandığı için Beylerbeyi'ne taşınmıştı. Tevfik Fikret, eski binanın yeniden inşasını çok kısa sürede tamamlattı. Okula getirdiği yenilikler şikâyete yol açmıştı. Toplantı salonunu mescidin üzerine yaptırdığı gerekçesiyle basının büyük eleştirilerine uğradı.[9]Ayten Dirier, Tevfik Fikret’in Son Yılları. 31 Mart Olayı patlak verdiğinde Fikret, ayaklananların okulu yıkacakları haberini alınca "Sultaniyi yıkmak için önce beni yıkmak lazımdır."[10]Cahit Kavcar Tevfik Fikret'in Eğitimciliği ve Yeni Mektep, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, Cilt 5, Sayı 3. diyerek okulun önünde ayakta dikilmiş, bir söylentiye göre kendisini okulun demir kapısına zincirlemişti. İsyan sırasında yardımcısının bir tedbir olarak okul balkonuna Fransız bayrağı astırma önerisini "Türk'ün müessesesinde onun bayrağından başka bir bayrak yaşayamaz!" diyerek reddetti.[11]Ünaydın, Ruşen Eşref. Tevfik Fikret: Hayatına Dair Hatıralar. 1919. Ayaklanmadan sonra, meşru saymadığı bir hükûmet için çalışamayacağını söyleyerek eşiğine kadar geldiği istifadan onu öğrencileri döndürdü. Ne var ki bir süre sonra eski Maarif Nazırı'nın yerine atanan yeni Nazır Emrullah Bey'le anlaşmazlığa düştü ve 1910'da görevini kesin olarak bıraktı, bizzat Emrullah Bey'in ricası dahi onu kararından döndürmedi.
İnziva
Tevfik Fikret, Mekteb-i Sultânî Müdürlüğü sırasında Darülfünun'da edebiyat dersleri de vermekteydi. 1910'da bu görevinden de ayrılıp yeniden Aşiyan'da inzivaya çekildi ve yalnızca Robert Kolej'deki derslere devam etti.
Fikret, Meşrutiyet yönetiminden hayal kırıklığına uğramış, artık İttihat ve Terakki yönetimine muhalif olmuştu. 1911'de yayımladığı "Halûk’un Defteri"nde artık tek umudu olarak gördüğü gençliğe seslenen ve onlara çalışkanlığı, yurt sevgisini öğütleyen şiirlere yer verdi. Aynı yıl yayımladığı "Rübâb’ın Cevâbı" adlı bir diğer şiir kitabında halkın acılarını konu edinen şiirler vardı.
Fikret ve oğlu Haluk
Oğlu Haluk'un doğumundan itibaren onun ileride milleti bilgisiyle aydınlatacak bir kahraman gibi yetişmesini arzulayan Tevfik Fikret, 1909 yılında on dört yaşındaki Halûk'u elektrik mühendisliği eğitimi alması için İskoçya'nın Glasgow kentine gönderdi.[12]A.Osman Dönmez, "Haluk'un Son Vedâı", Sızıntı Dergisi, Ekim 2004. Oğlunun vatan ve millet için faydalı bir birey olması arzusunu “Halûk’un Vedâı” ve “Promete” adlı şiirlerinde dile getirdi. Ne var ki Haluk, yanına yerleştirildiği Hristiyan ailenin etkisi ile din değiştirip Hristiyanlığı seçti ve babasının düşlediğinden çok farklı bir yaşam sürdü. 1913 yılında Amerika'ya gidip ailesine izini kaybettirdi, 1916'da Michigan Üniversitesinde makine mühendisliğinden mezun oldu.[12]A.Osman Dönmez, "Haluk'un Son Vedâı", Sızıntı Dergisi, Ekim 2004. Tekrar ülkesine dönmeyen Halûk Fikret, 1943 yılından sonra kendisini dine verip pastör oldu ve 1965 yılında Orlando'da, Park Lake Presbiteryen Kilisesi pastörü iken hayatını kaybetti.[12]A.Osman Dönmez, "Haluk'un Son Vedâı", Sızıntı Dergisi, Ekim 2004.
Son yılları
Şair, 1912'de, Trablusgarp Savaşı nedeniyle meclisin feshedilmesine karşı öfkesini "Doksan Beşe Doğru" adlı şiirinde ifade etti. Bu şiiri, Nüzhet Sabit'in çıkardığı Vazife dergisinde yayımlandı. Şiirinde meclisin kapatılmasını, 36 yıl önce (hicri 1295 yılında) II. Abdülhamid'in meclisi kapatmasına benzetiyordu. Yalnızca padişahı değil, İttihat ve Terakki'yi de son derece sert biçimde eleştirmekteydi. Eleştirilerine, devrin yolsuzluklarını dile getiren “Hân-ı Yağmâ”, yanlış bir kararla I. Dünya Savaşı'na girilmesini yeren “Sancak Şerîf Huzûrunda” şiirleriyle devam etti.
Fikret'in şiirleri devrin yöneticilerini kızdırmış ve şairin muhafazakâr çevrelerden ağır eleştirilere uğramasına sebep olmuştu. Bu olumsuz tepkiler şairde büyük bir moral çöküntüsüne sebep oldu ve sağlığı bozuldu. Mehmet Akif'in kendisine Süleymaniye Kürsüsünde adlı şiirinde yönelttiği suçlamalara 1914'te kaleme aldığı “Târih-i Kadîm’e Zeyl” adlı ünlü şiiriyle yanıt verdi.[13]Yaşar Vural, Mehmet Akif ve Tevfik Fikret’in “Zangoç-Molla Sırat Kavgası”, Yaşar Vural sitesi, Erişim tarihi:21.06.2011. Modern bir okul açmak,[10]Cahit Kavcar Tevfik Fikret'in Eğitimciliği ve Yeni Mektep, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, Cilt 5, Sayı 3. yeni bir edebiyat dergisi çıkarmak gibi projeleri vardı ama bozulan sağlığı nedeniyle bunları gerçekleştiremedi. Son yıllarında çocuk şiirleri yazmakla meşgul oldu. Yalın bir dille ve hece ölçüsüyle yazdığı bu şiirleri 1914'te yayımlanan "Şermin" adlı kitapta topladı. Kitaba, genç yaşta ölen kız kardeşi Sıdıka'nın kızı ve eğitimci Mustafa Satı Bey'in kurduğu Yuva adlı okulun öğrencileri ilham vermişti. Geçirdiği bir ameliyat sonrasında 19 Ağustos 1915'te Aşiyan'da 47 yaşında hayatını kaybetti.
Galatasaray Spor Kulübü ile ilişkisi
1908-1909 yılları arasında Galatasaray Spor Kulübünün hami başkanı olarak kulübü koruyucu şekilde davranmış, dönemin şartlarından etkilenmemesi için elinden geleni yapmıştır.[14]Tekil, Süleyman. Galatasaray Tarihi, 1905-1985, sf (17). İstanbul: Galatasaray Spor Kulübü, 1986.
Mezarı

Tevfik Fikret, kayınpederi Mustafa Efendi'ye Aşiyan'daki evinin bahçesine gömülmeyi vasiyet etmiş olmasına rağmen Aşiyan'ın sonradan kimin eline geçeceği konusundaki şüphe ve endişeler nedeniyle Eyüp'teki aile mezarlığına gömüldü. Mezarı, 1945'te müze yapılan evine 24 Aralık 1961'de geçirildi.
Ölümünden sonra
Şairin ömrünün son haftalarında sık sık Aşiyan'a gelen, şairle yakın dostluk kurup portrelerini yapan Mihri Müşfik Hanım, ölümünden hemen sonra Tevfik Fikret'in yüzünün ve sağ elinin kalıbını almıştır.[15]Serol Teber, Bir Hüzün Yorgunu, Radikal Gazetesi, 17.08.2001. Bu, Türkiye'de bilimsel olarak hazırlanan ilk maske çalışmasıdır.
Galatasaray Lisesinin bahçesinde, onun anısına 1920'lerde yaptırılmış bir anma mezarı bulunur. Şair, Rıza Tevfik'in başlattığı bir gelenekle ölümünün ilk yılından itibaren ölüm yıldönümlerinde evinde anılmıştır. 1918'deki törene Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal de katılmıştı.[16]Zeki Arıkan, Aşiyan'da, Cumhuriyet Gazetesi, 07.10.2009.
Edebî kişiliği
Tevfik Fikret'in edebî gelişimi, geleneksel şiir anlayışından Batı etkisindeki yeni Türk şiirine yönelen birkaç dönem hâlinde ele alınır. Mekteb-i Sultânî öğrencisiyken yazmaya başladığı ilk şiirlerinde divan şiirinin nazım şekilleri, dili ve hayal dünyası belirgindir. Bu dönemde hocaları Muallim Naci ile Muallim Feyzi'nin etkisi altında kaldı. Daha sonra Recaizade Mahmud Ekrem ve Abdülhak Hâmid Tarhan'ın şiir anlayışına yöneldi; romantik aşk ve tabiat temalarını işlediği bu ilk dönem şiirlerinin bir bölümünü sonradan Rübâb-ı Şikestenin “Eski Şeyler” başlıklı kısmına aldı.[17]Uçman, Abdullah. Tevfik Fikret. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi, 2012.[18]Daşcıoğlu, Yılmaz. Tevfik Fikret. Ahmet Yesevi Üniversitesi, 15 Kasım 2019.
Fikret'in şiir anlayışının belirginleşmesinde Fransız edebiyatı önemli bir rol oynadı. Charles Baudelaire, Sully Prudhomme ve özellikle François Coppée'nin şiirlerini okuduktan sonra önceki taklit döneminden uzaklaşarak kendi üslubunu oluşturmaya başladı. Duyuş tarzı bakımından romantik özellikler göstermekle birlikte, Fransız parnasyenlerinin biçim kusursuzluğuna, gözleme ve ayrıntılı tasvire verdiği önemi benimsedi. Coppée'nin gündelik hayattan seçtiği kişilerle küçük olayları manzum biçimde anlatmasının etkisi, Fikret'in “Hasta Çocuk”, “Balıkçılar”, “Ramazan Sadakası” ve “Verin Zavallılara” gibi şiirlerinde görülür. Ressamlıkla da ilgilenen Fikret, şiirlerinde dış dünyayı görsel ayrıntılarla betimlemiş; manzara, tablo ve insan portresi niteliğindeki şiirlere yer vermiştir. Rübâb-ı Şikestenin “Âveng-i Tesâvîr” bölümünde Fuzûlî, Nef'î, Nedîm, Recaizade Mahmud Ekrem, Abdülhak Hâmid ve Cenap Şahabettin gibi şairlerin edebî portrelerini çizmiştir.[17]Uçman, Abdullah. Tevfik Fikret. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi, 2012.
Fikret'in Servet-i Fünûn dergisini yönettiği 1896-1901 yılları, edebî kişiliğinin olgunlaştığı başlıca dönemdir. Bu yıllarda genel olarak bireyi ve estetik kaygıyı öne çıkaran bir şiir anlayışını benimsedi. Rübâb-ı Şikestede kendi benliği ve duyuş tarzının yanı sıra aşk, tabiat, aile hayatı, sanat, hayal, çocuk sevgisi, merhamet ve yoksulluk gibi temaları işledi. Şairin giderek belirginleşen karamsarlığı, hayatı insanı içine çeken bir bataklık olarak tasvir ettiği “Gayyâ-yı Vücûd” gibi şiirlerinde yoğun bir anlatıma kavuştu. Bununla birlikte aynı dönemde yazdığı bazı manzumelerde yoksulların, hastaların, balıkçıların ve çocukların yaşamını konu edinerek ferdî duyarlılıkla toplumsal merhameti bir araya getirdi.[17]Uçman, Abdullah. Tevfik Fikret. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi, 2012.
Edebiyât-ı Cedîde topluluğunun 1901'de dağılmasının ardından Fikret'in şiirinde siyasal ve toplumsal konular daha belirgin hâle geldi. “Sis”te II. Abdülhamid döneminin İstanbul'unu baskı ve ahlaki çöküşün simgesi olarak betimledi. “Târîh-i Kadîm”, “Bir Lahza-i Teahhur”, “Hân-ı Yağmâ” ve “Doksan Beşe Doğru” gibi manzumelerinde yönetimi, savaşı, tarih anlayışını, dinî kurumları ve toplumsal eşitsizlikleri eleştirdi. Bu şiirlerinde bireysel karamsarlık, zamanla topluma ve tarihe yönelen muhalif bir söyleme dönüştü. Halûk'un Defterinde ise oğlu Halûk üzerinden akla, bilime, çalışmaya ve ilerlemeye dayanan yeni bir gençlik ideali ortaya koydu. Çocuklar için hece ölçüsü ve daha sade bir dille yazdığı Şerminde eğitim, çalışma, doğa ve gündelik hayat temalarını işledi.[17]Uçman, Abdullah. Tevfik Fikret. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi, 2012.[18]Daşcıoğlu, Yılmaz. Tevfik Fikret. Ahmet Yesevi Üniversitesi, 15 Kasım 2019.
Tevfik Fikret'in Türk şiirine getirdiği başlıca yeniliklerden biri, nazım birimi ile anlam birimi arasındaki bağı değiştirmesidir. Geleneksel şiirdeki beyit hâkimiyetini zayıflatarak cümleyi bir beyit veya dize içinde tamamlama zorunluluğundan uzaklaştırdı; anlamı şiirin farklı dizelerine ve bentlerine yaydı. Anjanbuman tekniğini yoğun biçimde kullanması, şiir cümlesini konuşma ve düzyazı cümlesine yaklaştırdı. Özellikle anlatıma dayalı manzumelerinde diyalog, tasvir ve tahkiye yöntemlerinden yararlanarak manzum hikâye türünün gelişimine katkıda bulundu. Böylece şiirleri, tek tek beyitlerden oluşan bir yapı yerine olay, duygu ve görüntülerin birbirini tamamladığı bütünlüklü kompozisyonlar hâline geldi.[17]Uçman, Abdullah. Tevfik Fikret. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi, 2012.[18]Daşcıoğlu, Yılmaz. Tevfik Fikret. Ahmet Yesevi Üniversitesi, 15 Kasım 2019.
Şiirlerinin büyük bölümünü aruzla yazan Fikret, ölçüyü Türkçe cümle yapısına ve doğal söyleyişe uyarlamaya çalışarak aruzun kullanım imkânlarını genişletti. Dizeleri farklı uzunluklarda kullanmasına olanak veren serbest müstezat biçimini geliştirdi; sone başta olmak üzere Fransız şiirinden alınan nazım biçimlerini de denedi. Şiirlerinde biçim, ses, kafiye ve kompozisyon üzerinde titizlikle durdu. Bu yönüyle Tanzimat döneminde başlayan biçimsel yenilikleri sistemleştirerek kendisinden sonraki Türk şairleri üzerinde etkili oldu.[17]Uçman, Abdullah. Tevfik Fikret. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi, 2012.[18]Daşcıoğlu, Yılmaz. Tevfik Fikret. Ahmet Yesevi Üniversitesi, 15 Kasım 2019.
Hakkında çıkan kitaplar
1945 - Kenan Akyüz, Tevfik Fikret, Ankara
1945 - Rıza Tevfik, Tevfik Fikret: Hayatı, San'atı, Şahsiyeti, İnkılâp Kitabevi.
1980 - Ebubekir Pamukçu, Aşiyan/Tevfik Fikret’in Evi, Piya Yayınevi.
1987 - Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret (Devir-Şahsiyet-Eser), Dergâh Yayınları.
1993 - İsmail Parlatır, Tevfik Fikret, Dil ve Edebiyat Yazıları, TDK Yayınları.
2003 - Nuri Sağlam, Servet-i Fünun’a Kadar Tevfik Fikret ve Bilinmeyen Şiirleri, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, C XXX, İstanbul.
2012 - Hıfzı Topuz, Elbet Sabah Olacaktır, Remzi Kitabevi.[19]Elbet Sabah Olacaktır: Fikret'in Romanını Yaz(ama)Mak. 1 Ocak 2013, s. 2157-2173.
2019 - Beşir Ayvazoğlu, Fikret: Kendi Cevvim, Kendi Eflakimde Kendim Tâirim, Everest Yayınları.
2020 - Cuma Duymaz, “Sisi Dağıtan Umut”, A7 Kitap.
2021 - Mesut Kaplan, "Ünü Sınırları Aşan Bir Şair: Azerbaycan'da Tevfik Fikret", Post Yayınları.
2022 - Mesut Kaplan, "Tevfik Fikret İçin Ne Dediler, Ne Diyorlar? (Şiirler-Röportajlar)", Telos Yayıncılık.
1999 - M. Fatih Andı, Yılmaz Taşçıoğlu, Hüseyin Yorulmaz, "Kartposatllarla Tevfik Fikret ve Çevresi", İstanbul Büyükşehir Yayınları Kültür Yayınları.
1999 - M. Fatih Andı, Yılmaz Taşçıoğlu, Hüseyin Yorulmaz, "Mektuplarla Tevfik Fikret ve Çevresi", İstanbul Büyükşehir Yayınları Kültür Yayınları.
1970 - M. Kaya Bilgegil, "Tevfik Fikret'in İlk Şiirleri", Atatürk Üniversitesi Basımevi.
1937 - Faruk Nafiz Çamlıbel, "Tevfik Fikret, Hayatı ve Eserleri", Cumhuriyet Kitaphanesi.
1963 - İsmail Hikmet Ertaylan, "Tevfik Fikret", Emekli Öğretmenler Cemiyeti.
1965 - İsmail Hikmet Ertaylan, "Tevfik Fikret Malumat'ta", Tevfik Fikret Derneği.
1965 - İsmail Hikmet Ertaylan, "Tevfik Fikret Mirsad'da", Tevfik Fikret Derneği.
1995 - Memet Fuat, "Tevfik Fikret Yaşamı, Düşünce Dünyası, Sanatçı Kişiliği ve Seçme Şiirleri", Yapı Kredi Yayınları.
2007 - Orhan Karaveli, "Tevfik Fikret ve Haluk Gerçeği", Doğan Kitap Yayınları.
1995 - Yaşar Nabi Nayır, "Tevfik Fikret", Varlık Yayınları.
1942 - Salih Keramet Nigar, "İnkılap ŞAiri Tevfik Fikret'in İzleri", Kenan Basımevi.
1937- Kunt Ozan, "Tevfik Fikret, Hayatı, Edebi Şahsiyeti, Şiirleri", Okullar Ansiklopedik Yayınlar.
1968 - Mehmet Öngay, "Tevfik Fikret", Galatasaray Lisesi Yayınları.
1998 - Ahmet Özdemir, "Tevfik Fikret, Hayatı, Sanatı, Eserleri", Boğaziçi Yayınları.
1990 - Atilla Özkırımlı, "Tevfik Fikret", Cem Yayınları.
2008 - Nuran Özlük, "Türk BAsınında Tevfik Fikret [1924-1940]", 3F Yayınları.
2004 - İsmail Parlatır, "Tevfik Fikret", Akçağ Yayınları.
2000 - İsmail Parlatır, "Tevfik Fikret- Dil ve Edebiyat Yazıları", Türk Dil Kurumu Yayınları.
1938 - Robert Kolej Türk Talebe Birliği, "Tevfik Fikret Günü", Çituri Birader Basımevi.
2007 - Bengisu Rona, Zafer Toprak, "Bir Muhalif Kimlik: Tevfik Fikret", Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
2006 - Sabiha Sertel, "İlericilik-Gericilik Kavgasında Tevfik Fikret", Cumhuriyet Kitapları.
1940 - Sabiha Sertel, "Tevfik Fikret-Mehmet Akif", Tan Matbaası.
1940 - Sabiha Sertel, "Sebilürreşatçıya Cevap", Tan Matbaası.
2005 - Seval Şahin, "Tevfik Fikret: Düşünce Dergisi Nüsha-i Mahsusa", Kitap Yayınları.
1931 - Kemalettin Şükrü, "Tevfik Fikret, Hayatı ve Şiirleri", Kanaat Kütüphanesi.
1944 - Ahmet Hamdi Tanpınar, "Tevfik Fikret, Hayatı, Şahsiyeti, Şiir ve Eserlerinden Parçalar", Semih Lütfi Kitabevi.
2002 - Ruşen Eşref Ünaydın, "Tevfik Fikret, Hayatına Dair Hatıralar", Türk Dil Kurumu Yayınları.
1959 - Hilmi Yücebaş, "Bütün Cepheleriyle Tevfik Fikret, Hayatı, HAtıraları, Şiirleri", Dizerkonca Matbaası.
2010 - Hüseyin Cahit Yalçın, "Edebiyat Anıları", Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
Dış bağlantılar
Kaynakça
- 1.Doğu, Ahmet. Yeni şiirimizde batıcılık ve üç şahsiyet. Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2008, s. 124-138. www3.gantep.edu.tr
- 2.Yrd.Doç.Dr Fatih Bayraktar, Tevfik Fikret, Sızıntı Dergisi, Ekim 1990 Yıl :12 Sayı :141. sizinti.com.tr
- 3.Ayşegül Yaraman-Başbuğu, Biyografya: Tevfik Fikret, Bağlam, 2006, s. 17., "Kökleri, baba tarafından Çankırı 'sancağı'nın Çerkeş kazasına, anne tarafından ise Sakız adalı, Islâmiyeti benimseyen Rum asıllı bir aileye uzanan Mehmet Tevfik (sonradan Tevfik Fikret) 24 Aralık 1867 tarihinde İstanbul'da doğmuş..." books.google.com
- 4.'Kültür Tv Tevfik Fikret Maddesi, Kulturtv.com.tr. kulturtv.com.tr
- 5.Coşkun Ongun, Nilüfer Koçer, Işıltılı Yürek Tevfik Fikret. siirlersairler.blogcu.com
- 6.YeniEdebiyat.com Tevfik Fikret Maddesi. yeniedebiyat.com
- 7.Bülent Kale, İlk entelektüel ve Aşiyan, Gate Dergisi, Mayıs 2008 sayısı. thegate.com.tr
- 8.Öner Yağcı, Tevfik Fikret: Aydınlanmamızın Öncüsü, İleri Dergisi, Sayı 2, Ocak-şubat 2001. turksolu.org
- 9.Ayten Dirier, Tevfik Fikret’in Son Yılları. aytendirier.com
- 10.Cahit Kavcar Tevfik Fikret'in Eğitimciliği ve Yeni Mektep, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, Cilt 5, Sayı 3. dergiler.ankara.edu.tr
- 11.Ünaydın, Ruşen Eşref. Tevfik Fikret: Hayatına Dair Hatıralar. 1919.
- 12.A.Osman Dönmez, "Haluk'un Son Vedâı", Sızıntı Dergisi, Ekim 2004. sizinti.com.tr
- 13.Yaşar Vural, Mehmet Akif ve Tevfik Fikret’in “Zangoç-Molla Sırat Kavgası”, Yaşar Vural sitesi, Erişim tarihi:21.06.2011. yasarvural.com.tr
- 14.Tekil, Süleyman. Galatasaray Tarihi, 1905-1985, sf (17). İstanbul: Galatasaray Spor Kulübü, 1986.
- 15.Serol Teber, Bir Hüzün Yorgunu, Radikal Gazetesi, 17.08.2001. radikal.com.tr
- 16.Zeki Arıkan, Aşiyan'da, Cumhuriyet Gazetesi, 07.10.2009. cumhuriyet.com.tr
- 17.Uçman, Abdullah. Tevfik Fikret. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi, 2012. islamansiklopedisi.org.tr
- 18.Daşcıoğlu, Yılmaz. Tevfik Fikret. Ahmet Yesevi Üniversitesi, 15 Kasım 2019. teis.yesevi.edu.tr
- 19.Elbet Sabah Olacaktır: Fikret'in Romanını Yaz(ama)Mak. 1 Ocak 2013, s. 2157-2173. turkishstudies.net