Turkipedia
Menü

Osmanlıların Roma halefliği iddiası

İçindekiler5
  1. Arka plan
  2. Fetih öncesi durum
  3. Osmanlıların Roma imparatorluk mirasına bakışı
  4. Tarihi
  5. Osmanlı Barışı (Pax Ottomana)
  6. Uluslararası tanınma
  7. Hristiyan Avrupa
  8. Çin
  9. Diğer görüşler
  10. Ayrıca bakınız
  11. Kaynakça

Osmanlıların Roma halefliği iddiası, Osmanlı sultanlarının 1453'te Konstantinopolis'in fethinin ardından, Roma imparatorluk otoritesini fetih yoluyla ve Roma toprakları üzerindeki yönetsel süreklilik aracılığıyla devraldıklarını ileri sürmelerini ifade eder.

Osmanlıların Bizans-Roma mirasına yaklaşımı tek boyutlu olmamıştır. Osmanlı tarihçileri ve devlet adamları, Bizans imparatorluk geleneğini bağlama göre kimi zaman küçümsemiş, kimi zaman göz ardı etmiş, kimi zaman ise Osmanlı hükümdarlarının meşruiyetini güçlendirmek amacıyla benimsemiştir. Bu seçici yaklaşım, özellikle Bizans imparatorları için kullanılan ünvanlarda belirginleşmiş; ''tekfur'' ünvanı çoğunlukla küçümseyici bir anlam taşırken, ''kayzer'' Roma imparatorluk geleneğini temsil eden daha olumlu bir ünvan olarak varlığını sürdürmüştür.[1]Çolak, Hasan. Tekfur, fasiliyus and kayser: Disdain, negligence and appropriation of Byzantine imperial titulature in the Ottoman world. Brill, 2014, s. 5-29. Halil İnalcık'a göre Osmanlı hükümdarı da meşruiyetini üç ayrı kaynaktan türetmiştir: İslam geleneğindeki "sultan", Türk-Moğol siyasi geleneğindeki "hakan" (khakān) ve Doğu Roma imparatorlarından miras alındığı ileri sürülen "Kayser-i Rûm" ünvanı.[2]İnalcık, Halil. The Ottoman Empire and Europe. Kronik, 2017, s. 12.

İstanbul'un Fethi'nin ardından II. Mehmed, ''Kayser-i Rûm'' (Roma İmparatoru) ünvanını açıkça benimseyerek Osmanlı Devleti'ni Roma imparatorlarının meşru halefi konumuna yerleştirmiştir. Bu yaklaşım, Ortodoks Patrikhanesi'nin imparatorluk denetimi altında yeniden teşkilatlandırılması gibi, Bizans idari uygulamalarını yansıtan düzenlemelerle de pekiştirilmiştir. II. Mehmed ve kendisinden sonra gelen Osmanlı padişahları ise ferman, divan kararı veya danışma olmadan hareket etmeyerek Roma'nın hukuk temelli devlet geleneğini Osmanlı idaresi içinde yeniden yorumlamıştır.[3]İlber Ortaylı, Fâtih Sultan Mehmed: Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi, Kronik Kitap, İstanbul, 2025, ISBN 978-625-6228-66-5. Roma hukukunun ve imparatorluk toprak anlayışının Osmanlı yönetimine entegre edilmesi, evrensel egemenliği vurgulayan ünvan kullanımı ve eski Roma coğrafyalarına yönelik diplomatik tutumlarda da kendini göstermiştir. Bununla birlikte, bu iddia, mezhepsel ayrımlar ve Kutsal Roma İmparatorluğu gibi rakip meşruiyet iddiaları nedeniyle Batı Avrupa'da genel olarak kabul görmemiştir.

Sonraki Osmanlı sultanları, bu miras anlayışının belirli unsurlarını sürdürmüş ve Roma imparatorluk geleneğini İslami hilafet otoritesi ile Türk hanlık geleneğiyle birleştirerek, tarihsel olarak Roma egemenliği altında bulunmuş Anadolu, Balkanlar ve Levant coğrafyalarındaki çok katmanlı hâkimiyetlerini meşrulaştırmıştır. II. Mehmed'in bu vizyonu, yalnızca toprak kazanımıyla sınırlı kalmamıştır. Georgios Trapezuntios gibi hümanist figürlerin, sultanı küresel Roma egemenliğinin yeniden tesis edicisi olarak sunan değerlendirmelerinde ve antik dönem askerî düzenlemelerine benzetilen devşirme sistemi gibi Roma idari mirasını çağrıştıran uygulamalarda da yansımıştır.[4]An Assessment of George Trapezountios’s Proposal for Politico-Religious Greek-Turkish Unity in the Aftermath of 1453. Türk Tarih Kurumu. Ortodoks tebaya sultanın hâkimiyeti altında özerklik tanıyan millet sistemi aracılığıyla, dinsel çoğulculuk içinde imparatorluk yönetimini pekiştirmeye yönelik bu yaklaşım, Osmanlıların imparatorluk öncüllerini pragmatik biçimde uyarladığını göstermektedir. Roma mirasına yapılan vurgu, 19. yüzyılda modernleşme reformlarıyla birlikte önemini kısmen yitirmiş olsa da, Osmanlıların kendilerini Rûm'un mirasçıları olarak algılamasında sembolik düzeyde varlığını sürdürmüştür. Bu miras anlatısı, çağdaş rakiplerin daha çok dinsel temelli meşruiyet iddialarından farklı olarak, ideolojik bir kurgudan ziyade fiilî fethe ve yönetsel sürekliliğe dayanan bir devlet geleneğini yansıtmaktadır.

Arka plan

Fetih öncesi durum

Erken dönem Osmanlı hükümdarları, Selçuklu geleneğinden devralınan ve Roma ile ilişkilendirilen ünvanları kullanarak giderek imparatorluk çağrışımları taşıyan bir söylem geliştirdi. I. Murad 1360'da kendisini "milletlerin boyunlarının sahibi" ve "dünyadaki prenslerin krallarının kralı" olarak tanımlarken,[5]Fodor, Pál. The Ottoman Empire, Byzantium and Western Christianity: The Implications of the Siege of Belgrade, 1456. 2008, s. 43-51. I. Bayezid önce "Arapların ve Acemlerin krallarının kralı", ardından da Sultan-ı Rûm ünvanını benimsedi.[5]Fodor, Pál. The Ottoman Empire, Byzantium and Western Christianity: The Implications of the Siege of Belgrade, 1456. 2008, s. 43-51. Bu ünvanlar, Osmanlıların Anadolu Selçuklu mirası üzerinden Roma toprakları üzerinde de meşru egemenlik iddiasında bulunduklarını göstermiş;[6]Kaiser-i Rum: were the Ottoman sultans Byzantine emperors - KIPCHAKS. 22 Nisan 2024. ancak bu anlayış 1402 öncesinde büyük ölçüde bölgesel bir çerçevede kalmıştır.

II. Mehmed'in fetih öncesi hazırlıkları, bu eğilimleri hem askerî hem de sembolik düzlemde daha da belirginleştirmiştir. 1451'de tahta çıkan Mehmed, 1452 kışında Boğaziçi'nin Avrupa yakasında Rumeli Hisarı'nın inşasını emretmiştir.[7]İnalcık, Halil. Fatih Sultan Mehemmed Han. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019, s. 159. Üç paşanın denetiminde yaklaşık 3.000 işçi tarafından dört aydan kısa sürede tamamlanan bu kale, karşı kıyıdaki Anadolu Hisarı'nın tam karşısında konumlandırılarak deniz ikmal hatlarını kesmeyi amaçlamıştır.[8]The Ottoman Fortress Essential to a Young Sultan’s Plans of Conquest. Bu girişim, Konstantinopolis'in fethine giden sürecin ideolojik ve askerî zeminini oluşturmuştur.

Osmanlıların Roma imparatorluk mirasına bakışı

İslam tarih yazımında Romalılar, Rūm adıyla anılan ve evrensel egemenliğe sahip güçlü bir imparatorluk olarak tasvir edilmiştir. Bu anlatıda, Romalıların doğu toprakları 7. ve 8. yüzyıllarda Müslüman Arap orduları tarafından Yermük Savaşı'ndaki (636) yenilginin ardından Suriye, Mısır ve Kuzey Afrika'nın fethedilmesiyle kaybedilmiş, ancak imparatorluk egemenliğinin merkezi olan Konstantinopolis, 1453'e kadar varlığını sürdürmüştür. Osmanlı tarihçileri ve âlimleri bu geleneğe dayanarak, Roma hâkimiyetinin gerçek mirasçılığını soy, seçim veya sembolik iddialara değil, fiilî askerî fethe ve eski Bizans toprakları üzerindeki doğrudan yönetime bağlamıştır.[3]İlber Ortaylı, Fâtih Sultan Mehmed: Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi, Kronik Kitap, İstanbul, 2025, ISBN 978-625-6228-66-5.[9]The Social Construction of an Empire: Ottoman State Under Süleyman the Magnificent. Bu anlayışta Emevîler ve Abbâsîler, Roma topraklarının bir bölümünü ele geçirmiş olmakla birlikte imparatorluğun merkezini ele geçiremedikleri için kısmi hâkimler olarak değerlendirilmiş, Konstantinopolis'i fetheden Osmanlılar ise Roma egemenliğinin nihai sahipleri olarak konumlandırılmıştır.[3]İlber Ortaylı, Fâtih Sultan Mehmed: Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi, Kronik Kitap, İstanbul, 2025, ISBN 978-625-6228-66-5.

Osmanlıların bu bakış açısı, Bizans kökenli sığınmacılar, dönmeler ve Rum Ortodoks entelektüellerle kurulan temaslarla daha da şekillenmiştir. Osmanlı yönetimi ile Ortodoks manastırları arasında erken dönemde iş birliği ve hukuki düzenlemelerin bulunduğu bilinmektedir.[10]Çolak, Hasan. The Ottoman Central Administration and the Orthodox Church.[11]Çolak, Hasan. Relations between the Ottoman Central administration and the Greek Orthodox Patriarchates of Antioch, Jerusalem and Alexandria: 16th-18th centuries. University of Birmingham, 2012. Bu çevreler, Roma meşruiyetinin doğrudan Konstantinopolis'in kontrolüne bağlı olduğu fikrini pekiştirmiştir. Kentin 330'da I. Konstantin tarafından imparatorluk başkenti olarak kurulmuş olması, imparatorluk yetkisinin fatih aracılığıyla devredilebilir bir nitelik taşıdığı düşüncesini desteklemiştir. 1465-1466 yıllarında II. Mehmed ile yazışan hümanist Georgios Trapezuntios, mektuplarında imparatorluk başkentini elinde bulunduran kişinin tartışmasız biçimde Roma imparatoru olduğunu savunmuştur.[12]İnalcık, Halil. Devlet-i Aliyye. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2020, s. 110-112.[13]İnalcık, Halil. Fatih Sultan Mehemmed Han. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019, s. 228.

“"Kimse şüphe etmez ki sen, Romalıların imparatorusun. İmparatorluk merkezini hukuken elinde tutan kimse imparatordur ve Roma İmparatorluğu'nun merkezi de İstanbul'dur."”

Ayrıca Trapezuntios, Osmanlı yönetimini Bizans İmparatorluğu'nun devamı olarak görmüş ve bu çerçevede Yunanlar ile Türkler arasında siyasî ve dinî birliği savunmuştur. 1453'ten sonra Trapezuntios yeni siyasî düzeni temel bir kopuş olarak değil, Bizans İmparatorluğu ile tarihsel süreklilik içinde görmektedir.[14]Papayianni, Aphrodite. An Assessment of George Trapezountios’s Proposal for Politico-Religious Greek-Turkish Unity in the Aftermath of 1453, s. 69-80. Bu yaklaşım, Osmanlı siyasal düşüncesinde ideolojik saflıktan ziyade fiilî egemenliğe öncelik veren pragmatik bir çerçeveyi yansıtmış ve Osmanlı anlayışını, Anadolu, Balkanlar ve Boğazlar üzerinde doğrudan hâkimiyeti bulunmayan Kutsal Roma İmparatorluğu'nun sembolik ve sınırlı iddialarından ayırmıştır.[9]The Social Construction of an Empire: Ottoman State Under Süleyman the Magnificent.

Tarihi

II. Mehmed (1453-1481)

29 Mayıs 1453'te Konstantinopolis'in düşmesinin ardından şehir, Osmanlı Devleti'nin resmen başkenti ilan edilmiş ve imparatorluk yönetimi buraya taşınmıştır. Şehir, Roma imparatorluk geleneğine uygun biçimde yeniden inşa edilmiş, iskân edilmiş ve merkezi yönetim buradan yürütülmüştür. II. Mehmed, basileus,[5]Fodor, Pál. The Ottoman Empire, Byzantium and Western Christianity: The Implications of the Siege of Belgrade, 1456. 2008, s. 43-51. ''autokrator''[5]Fodor, Pál. The Ottoman Empire, Byzantium and Western Christianity: The Implications of the Siege of Belgrade, 1456. 2008, s. 43-51. Kayser-i Rum[15]Quataert, Donald. The Ottoman Empire, 1700-1922. Cambridge University Press, 2005, s. 1-11.[16]İnalcık, Halil. Fatih Sultan Mehemmed Han. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019, s. 214.[17]Holm, Bent. Imagined, Embodied and Actual Turks in Early Modern Europe. Hollitzer Wissenschaftsverlag, 2021, s. 309.[18]Kıralp, Şevki. FATİH SULTAN MEHMED’İN SİYASİ DÜŞÜNCESİNE YÖN VEREN UNSURLAR: İSLAM, MERKEZİYETÇİLİK VE TERAKKİ. 2023, s. 1188-1199. ünvanını benimseyerek[19]Ortaylı, İlber. Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek. Kronik Kitap, 2023.[20]Tekfur, fasiliyus and kayser: Disdain, Negligence and Appropriation of Byzantine Imperial Titulature in the Ottoman World. 2014. kendisini Bizans imparatorlarının ve dolayısıyla Roma imparatorluk geleneğinin halefi olarak konumlandırmıştır.[2]İnalcık, Halil. The Ottoman Empire and Europe. Kronik, 2017, s. 12.[12]İnalcık, Halil. Devlet-i Aliyye. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2020, s. 110-112.[21]Kumar, Krishan. Visions of Empire: How Five Imperial Regimes Shaped the World. Princeton University Press, 6 Ağustos 2019.[22]Halil İnalcık (2018). Osmanlı İmparatorluğu: Klasik Çağ (1300-1600), Yapı Kredi Yayınları, s. 20-22.[23]The Cambridge History of Turkey. Cambridge University Press, 12 Kasım 2012.[24]Gürcan, Fatih. Osmanlı-Avusturya Rekabetinde Çasarlık İmgesi ve Zitvatorok Antlaşması. 2021. Latince ''Caesar'' ünvanından, Yunanca kaisar aracılığıyla türeyen bu ünvan, II. Mehmed'in Anadolu, Balkanlar ve eski Roma toprakları üzerindeki evrensel egemenlik iddiasını resmî Osmanlı yazışmalarında vurgulamak amacıyla kullanılmıştır. 1456 yılı itibarıyla II. Mehmed, Latin dünyasına yönelik seferine yalnızca Osmanlı ve İslam dünyasının hükümdarı olarak değil, aynı zamanda "Bizans'ın sultanı" sıfatıyla çıkmıştır.[5]Fodor, Pál. The Ottoman Empire, Byzantium and Western Christianity: The Implications of the Siege of Belgrade, 1456. 2008, s. 43-51.

Sultan II. Mehmed (solda) ile Patrik II. Gennadios'u (sağda) tasvir eden mozaik
Sultan II. Mehmed (solda) ile Patrik II. Gennadios'u (sağda) tasvir eden mozaik20th century Greek iconographer (Sotiris Varvoglis 1944-2023), Kamu malı, Wikimedia Commons

Konstantinopolis'in fethinden sonra II. Mehmed yalnızca Bizans imparatorlarının başkentini devralmakla kalmamış, aynı zamanda Roma kurumlarını da imparatorluk bünyesine entegre etmiştir. Bunların başında Roma-Ortodoks kilisesi gelir.[12]İnalcık, Halil. Devlet-i Aliyye. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2020, s. 110-112.[25]Ortaylı, İlber. Fatih Sultan Mehmed - Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi. Kronik Kitap, 2025, s. 388.[26]Hattox, Ralph S.. Mehmed the Conqueror, the Patriarch of Jerusalem, and Mamluk Authority. 2000, s. 105-123. II. Mehmed, Rum Ortodoks nüfus arasında meşruiyet sağlamak ve idari sürekliliği korumak amacıyla Bizans elitlerinin belirli unsurlarını Osmanlı yönetimine dahil etmiştir.[26]Hattox, Ralph S.. Mehmed the Conqueror, the Patriarch of Jerusalem, and Mamluk Authority. 2000, s. 105-123. Bu çerçevede, fetihten kısa süre sonra, 6 Ocak 1454'de[27]Papadakis, Aristeides. Gennadius Ii and Mehmet the Conqueror. 1972, s. 88-106.[28]Laitila, Teuvo. Byzantium and the North. 1989, s. 58. II. Gennadios'u, Konstantinopolis Ekümenik Patriği olarak atamıştır.[3]İlber Ortaylı, Fâtih Sultan Mehmed: Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi, Kronik Kitap, İstanbul, 2025, ISBN 978-625-6228-66-5.[22]Halil İnalcık (2018). Osmanlı İmparatorluğu: Klasik Çağ (1300-1600), Yapı Kredi Yayınları, s. 20-22.[29]Contadini, Anna. The Renaissance and the Ottoman World. Routledge, 5 Aralık 2016. Bu uygulama, Roma imparatorluk düzeninde yer alan dinî-idari yapının devam ettirilmesi anlamına gelmiştir. Patrik, sultanın bizzat gerçekleştirdiği törensel takdisle Ortodoks milletinin başı olarak tanınmıştır.[30]İnalcık, Halil. Fatih Sultan Mehemmed Han. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019, s. 216. Fatih Kanunnâmesi'nin protokol faslına göre vezîriâzamın dahi kendisiyle yemek yemesi söz konusu değilken bile, II. Gennadios, saraya davet edilmiş ve bizzat II. Mehmed ile yemek yemişti.[31]Ortaylı, İlber (2025). Ahmet Nezihi Turan, Can Uyar (Ed.). Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi Fatih Sultan Mehmed (1. bas.). Kronik Kitap. s. 389-391. ISBN 9786256228665. İmparatorluğun bütün Hristiyan tebaası Roma patriğine bağlandı. Patrik hepsinin dini, idari ve mali işlerindeki en büyük otoriteydi.[31]Ortaylı, İlber (2025). Ahmet Nezihi Turan, Can Uyar (Ed.). Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi Fatih Sultan Mehmed (1. bas.). Kronik Kitap. s. 389-391. ISBN 9786256228665. Patrikliğe verilen yetkiler, kilise yapılarının korunmasını ve Ortodoks cemaatin iç işlerinde özerkliğini sürdürmesini sağlarken, bu kurumların Osmanlı egemenliği altına alındığını da açık biçimde ortaya koymuştur.[11]Çolak, Hasan. Relations between the Ottoman Central administration and the Greek Orthodox Patriarchates of Antioch, Jerusalem and Alexandria: 16th-18th centuries. University of Birmingham, 2012.[26]Hattox, Ralph S.. Mehmed the Conqueror, the Patriarch of Jerusalem, and Mamluk Authority. 2000, s. 105-123.[27]Papadakis, Aristeides. Gennadius Ii and Mehmet the Conqueror. 1972, s. 88-106.[31]Ortaylı, İlber (2025). Ahmet Nezihi Turan, Can Uyar (Ed.). Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi Fatih Sultan Mehmed (1. bas.). Kronik Kitap. s. 389-391. ISBN 9786256228665. Bu uygulama, direnci azaltmayı ve II. Mehmed'in yönetimini önceki imparatorluk düzeninin pragmatik bir devamı olarak sunmayı hedeflemiştir. II. Mehmed, Roma ve Büyük İskender'e dair tarih eserleri hazırlatmış ve bu yolla antik hükümdarları kendi hanedanıyla örtük biçimde ilişkilendirmiştir.[29]Contadini, Anna. The Renaissance and the Ottoman World. Routledge, 5 Aralık 2016. Ayrıca II. Mehmed, 1458'de Kudüs Patriği'ne önceki İslam hükümdarlarının verdiği beratları yenileyip onaylayan bir berat vermiştir.[11]Çolak, Hasan. Relations between the Ottoman Central administration and the Greek Orthodox Patriarchates of Antioch, Jerusalem and Alexandria: 16th-18th centuries. University of Birmingham, 2012. Bu uygulama onun, imparatorluk merkezini geleneksel otorite odağı olarak tanıyan daha geniş bir Hristiyan topluluk üzerinde de dolaylı bir siyasi konum elde etmeye çalıştığını göstermektedir.[3]İlber Ortaylı, Fâtih Sultan Mehmed: Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi, Kronik Kitap, İstanbul, 2025, ISBN 978-625-6228-66-5.[26]Hattox, Ralph S.. Mehmed the Conqueror, the Patriarch of Jerusalem, and Mamluk Authority. 2000, s. 105-123. Bu bağlamda II. Mehmed, bir yandan İslam hukukunun öngördüğü bir hükümdar olarak hareket ederken diğer yandan Konstantinopolis'in önceki yöneticilerinin Hristiyan topluluklar üzerindeki koruyucu ve düzenleyici rolünü sürdürerek Roma imparatorluk geleneğinin siyasi mirasını kendi şahsında birleştirmiştir.[3]İlber Ortaylı, Fâtih Sultan Mehmed: Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi, Kronik Kitap, İstanbul, 2025, ISBN 978-625-6228-66-5.[11]Çolak, Hasan. Relations between the Ottoman Central administration and the Greek Orthodox Patriarchates of Antioch, Jerusalem and Alexandria: 16th-18th centuries. University of Birmingham, 2012.[26]Hattox, Ralph S.. Mehmed the Conqueror, the Patriarch of Jerusalem, and Mamluk Authority. 2000, s. 105-123.[27]Papadakis, Aristeides. Gennadius Ii and Mehmet the Conqueror. 1972, s. 88-106.

Costanzo da Ferrara tarafından 1482'de yapılmış, II. Mehmed'i tasvir eden madalyon. Üzerinde hem "sultan" (sultani) hem de "Bizans imparatoru" (Bizantii imperatoris) ünvanları yer almaktadır.
Costanzo da Ferrara tarafından 1482'de yapılmış, II. Mehmed'i tasvir eden madalyon. Üzerinde hem "sultan" (sultani) hem de "Bizans imparatoru" (Bizantii imperatoris) ünvanları yer almaktadır.Sailko, CC BY 3.0, Wikimedia Commons

Osmanlı İmparatorluğu, Roma mirasını yalnızca sembolik düzeyde değil, yönetim ilkeleri bakımından da devralmıştır.[3]İlber Ortaylı, Fâtih Sultan Mehmed: Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi, Kronik Kitap, İstanbul, 2025, ISBN 978-625-6228-66-5. II. Mehmed ve halefleri döneminde Bizans'a ait siyasal, diplomatik ve idari uygulamalar ile saray törenleri yeniden canlandırılmış ve Osmanlı yönetimine uyarlanmıştır.[29]Contadini, Anna. The Renaissance and the Ottoman World. Routledge, 5 Aralık 2016. Osmanlı yönetimi, fethedilen bölgelerdeki eski Balkan ve Bizans elitlerini idari yapıya dahil ederek imparatorluğun genişleyen topraklarını daha etkin biçimde yönetmeyi amaçlamıştır.[32]Isom-Verhaaren, Christine. Constructing Ottoman Identity in the Reigns of Mehmed II and Bayezid II. 2014, s. 111-128. Konstantinopolis'in fethinden sonra II. Mehmed, Bizans aristokrasisine mensup gençleri bilinçli biçimde saraya alarak onları Osmanlı yönetici kadrosu içinde değerlendirmiştir.[32]Isom-Verhaaren, Christine. Constructing Ottoman Identity in the Reigns of Mehmed II and Bayezid II. 2014, s. 111-128. II. Mehmed'in ceza kanunnamesinin hükümleri I. Justinianus'un kanunlarına yakındır.[33]Ortaylı, İlber. Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi Fatih Sultan Mehmed. Kronik Kitap, 2025, s. 344. Osmanlı eyalet sisteminde de Roma ile benzerlikler bulunur.[33]Ortaylı, İlber. Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi Fatih Sultan Mehmed. Kronik Kitap, 2025, s. 344. Antik bir akropol üzerine inşa edilen Topkapı Sarayı, Roma ve Bizans imparatorluk merkezlerine benzer biçimde çok katmanlı ve törensel bir yönetim mekânı olarak inşa edilmiştir.[34]Malmberg, Simon. The New Palace of Mehmed Fatih and its Byzantine Legacy. Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesi, imparatorluk merkezinin sembolik devralınmasının parçası olmuştur. Özellikle imparatorluk camileri başta olmak üzere Osmanlı mimarisi, büyük ölçüde Bizans mimarisinden etkilenmiştir.[35]Contadini, Anna. The Renaissance and the Ottoman World. Routledge, 2016.[36]Vryonis, Speros. The Byzantine Legacy and Ottoman Forms. 1969, s. 284. II. Mehmed, 1480'de Roma imparatoru olduğu yönündeki iddiasını gerekçe göstererek İtalya'ya yönelik başarısız bir sefer düzenlemiş; bu girişim, nihai hedefi Roma'nın ele geçirilmesi olan daha geniş kapsamlı bir harekâtın ilk adımı olarak tasarlanmıştır.[21]Kumar, Krishan. Visions of Empire: How Five Imperial Regimes Shaped the World. Princeton University Press, 6 Ağustos 2019. Moskova'nın Ortodoks dünyanın merkezi olduğu yönündeki iddia ortaya atılmadan önce, II. Mehmed kendisini Bizans imparatorlarının ardılı olarak konumlandırmıştır.[5]Fodor, Pál. The Ottoman Empire, Byzantium and Western Christianity: The Implications of the Siege of Belgrade, 1456. 2008, s. 43-51. II. Mehmed'in 1481'deki ölümünün ardından Konstantinopolis'e defnedilmesi, önceki Osmanlı sultanlarının Bursa'ya gömülmesi geleneğinden bilinçli bir kopuşu temsil eder. Sultan için düzenlenen defin töreni, İmparator Konstantin'in cenaze merasimini örnek alacak şekilde kurgulanmış ve II. Mehmed'in Roma imparatorluk mirasına dayanan hükümdarlık anlayışını ölümünden sonra da sembolik düzeyde sürdürmeyi amaçlamıştır.[21]Kumar, Krishan. Visions of Empire: How Five Imperial Regimes Shaped the World. Princeton University Press, 6 Ağustos 2019.

II. Bayezid, I. Selim ve I. Süleyman (1481-1566)

II. Mehmed'in imparatorluk vizyonu Bizans geleneğinden etkilenmiş olsa da, ''kayzer'' ve özellikle basileus ünvanlarının Osmanlı resmî söyleminde yerleşmesi zaman almış ve bu süreç II. Bayezid ve I. Süleyman dönemlerinde daha da belirgin hâle gelmiştir.[1]Çolak, Hasan. Tekfur, fasiliyus and kayser: Disdain, negligence and appropriation of Byzantine imperial titulature in the Ottoman world. Brill, 2014, s. 5-29.

II. Bayezid (1481-1512), ''Kayser-i Rûm'' gibi ünvanları muhafaza ederek ve Avrupa devletleriyle yürütülen diplomatik yazışmalarda basileus[1]Çolak, Hasan. Tekfur, fasiliyus and kayser: Disdain, negligence and appropriation of Byzantine imperial titulature in the Ottoman world. Brill, 2014, s. 5-29. ve autokrator gibi Roma kökenli imparatorluk hitaplarını da kullanarak Osmanlıların Roma imparatorluk mirasına dayanan haleflik iddiasını sürdürdü.[20]Tekfur, fasiliyus and kayser: Disdain, Negligence and Appropriation of Byzantine Imperial Titulature in the Ottoman World. 2014.[37]Ágoston, Gábor. The Last Muslim Conquest: The Ottoman Empire and Its Wars in Europe. Princeton University Press, 12 Eylül 2023.[38]Why Ottomans believed they were true heirs of Rome. Osmanlı-Venedik Savaşı sırasında Modon ve Koron gibi Mora'daki stratejik kalelerin Venediklilerden geri alınması, Doğu Roma çevre topraklarının Osmanlı hâkimiyetinde kalmasını sağladı.[39]Ottoman-Venetian Wars (1st through 6th) – Amazing Bible Timeline with World History. 7 Eylül 2017. Bu gelişmeler, Balkanlar'daki Osmanlı egemenliğinin Roma idari ve coğrafi mirasıyla süreklilik içinde olduğu yönündeki iddiayı dış tehditler karşısında pekiştirdi. Palaiologos hanedanına mensup bazı bireyler, fetih sonrasında Osmanlı idari ve diplomatik yapısında yüksek görevlere getirildi.[32]Isom-Verhaaren, Christine. Constructing Ottoman Identity in the Reigns of Mehmed II and Bayezid II. 2014, s. 111-128. Mesih Paşa bunlardan biridir.

Venedik yapımı dört katlı tacı takan Sultan I. Süleyman. Bu taç, üç katlı papalık tacının üzerinde konumlanarak imparatorluk hiyerarşisinde üstünlüğü vurgulamak amacıyla tasarlanmıştır.
Venedik yapımı dört katlı tacı takan Sultan I. Süleyman. Bu taç, üç katlı papalık tacının üzerinde konumlanarak imparatorluk hiyerarşisinde üstünlüğü vurgulamak amacıyla tasarlanmıştır.Agostino Veneziano (Agostino dei Musi) (Italian, Venice ca. 1490–after 1536 Rome) British Museum, Kamu malı, Wikimedia Commons

I. Selim , Roma mirasına dayalı halefiyet anlayışını askerî genişleme yoluyla daha ileri bir aşamaya taşımıştır. Osmanlı-Memlük Savaşı sırasında Osmanlı ordusu, 24 Ağustos 1516'da Mercidabık ve 22 Ocak 1517'de Ridaniye muharebelerinde Memlük kuvvetlerini kesin bir yenilgiye uğratarak 26 Ocak 1517'de Kahire'yi ele geçirdi. Bu fetihlerle Mısır, Suriye ve Hicaz Osmanlı topraklarına katıldı. Tarihsel olarak Roma İmparatorluğu'nun eyalet sistemine dahil olmuş bu bölgelerin Osmanlı yönetimine girmesi, Roma taşra idaresinin mirasçılığı anlayışıyla ilişkilendirilmiştir.[40]Ortaylı, İlber (2025). Ahmet Nezihi Turan, Can Uyar (Ed.). Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi Fatih Sultan Mehmed (1. bas.). Kronik Kitap. s. 388. ISBN 9786256228665. Selim'in Memlüklerden halifelik makamını devralması, Roma imparatorluk ünvanlarının terk edilmesine yol açmamış, aksine bu ünvanlar Osmanlı meşruiyet söylemi içinde varlığını sürdürmüştür.[41]Hess, Andrew C.. The Ottoman Conquest of Egypt (1517) and the Beginning of the Sixteenth-Century World War. 1973, s. 55-76.I. Süleyman , Avrupa'da "Muhteşem" olarak anıldığı dönemde, Osmanlı İmparatorluğu'nun zirvesiyle eş zamanlı olarak Roma mirasına dayalı iddiaları daha da görünür kıldı. Belgrad'ın fethi (1521), Rodos'un alınması (1522) ve Mohaç Meydan Muharebesi (1526) gibi seferler, eski Roma Tuna ve Akdeniz coğrafyalarının Osmanlı denetimine girmesini sağlamış ve evrensel imparatorluk fikrini güçlendirmiştir. I. Süleyman döneminde hazırlanan kanunnâmeler, İslam hukukuyla uyumlu olmakla birlikte, Bizans'tan devralınan ve uyarlanmış idari uygulamalarla bütünleştirilmiştir. Osmanlı yönetimi, geniş ve çok etnili toprakların idaresinde Bizans bürokratik modellerini büyük ölçüde örnek aldı.[42]Greene, Dorothy. 'Shari'a and Kanun: A Study of the Ottoman Empire's Legal System. 15 Nisan 2023. Avrupa diplomasisiyle kurulan yoğun ilişkiler ve Rönesans etkili sanat hamiliği de, Osmanlı sarayının klasik Roma imparatorluk ihtişamını çağrıştıran bir güç ve meşruiyet[9]The Social Construction of an Empire: Ottoman State Under Süleyman the Magnificent. imajı sunmasına katkıda bulundu. Osmanlı hükümdarları, Avrupa ve Asya'yı kapsayan evrensel egemenlik iddiasını sürdürmüş ve diplomatik belgelerde kendilerini Asya ve Avrupa'nın imparatoru olarak tanımlamıştır. Bu ifade Roma imparatorluk geleneğiyle uyumludur. Osmanlı Devleti, Roma-Bizans kökenli idari uygulamaları ve mali sistemleri kendi yönetim yapısına entegre etmiştir. Tımar sistemi, Bizans ''pronoia'' düzeniyle yapısal benzerlikler göstermiştir. Osmanlı mahkemelerinde Yunanca ve Slavca belgeler geçerli kabul edilmiştir. İtalyan çağdaş yazar Paolo Giovio'ya göre, I. Süleyman, I. Konstantinos'un meşru halefi olarak Batı Avrupa'nın tamamının haklı hükümdarı olduğuna inanıyordu.[43]Çolak, Hasan. Tekfur, fasiliyus and kayser: Disdain, Negligence and Appropriation of Byzantine Imperial Titulature in the Ottoman World. 2014, s. 22. I. Süleyman, Konstantinopolis'te antik Roma zafer alaylarını örnek alan törenler düzenletti.[44]. Ayrıca, Süleymaniye Camii'nin, Ayasofya'nın görkemiyle boy ölçüşecek şekilde inşa edilmesini sağladı.[44].

Osmanlı ve Habsburg hükümdarları, Roma mirasının temsilcisi olduklarını ileri sürmüş ve bu nedenle "Kayzer", "Sezar" ve benzeri ünvanların kullanımı iki devlet arasındaki diplomatik rekabette önemli bir yer tutmuştur.[24]Gürcan, Fatih. Osmanlı-Avusturya Rekabetinde Çasarlık İmgesi ve Zitvatorok Antlaşması. 2021. 1533 İstanbul Antlaşması sırasında uygulanan diplomatik protokol, Osmanlı hükümdarının Habsburg hükümdarları karşısındaki üstün konum iddiasını yansıtmaktaydı.[24]Gürcan, Fatih. Osmanlı-Avusturya Rekabetinde Çasarlık İmgesi ve Zitvatorok Antlaşması. 2021.

Halifelik otoritesiyle uzun vadeli bütünleşme (1566-19. Yüzyıl)

Kanuni Sultan Süleyman'ın 1566'daki ölümünün ardından, III. Murad (1574-1595) ve halefleri dönemindeki Osmanlı sultanları, Kayser-i Rum ünvanını diplomatik ve törensel bağlamlarda halifelik sıfatlarıyla birlikte kullanmayı sürdürdü.[45]Ortaylı, İlber (2025). Ahmet Nezihi Turan, Can Uyar (Ed.). Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi Fatih Sultan Mehmed (1. bas.). Kronik Kitap. s. 349. ISBN 9786256228665. Bu durum, Roma imparatorluk mirası ile İslami evrensel otoriteyi birbirine tabi kılmak yerine uzlaştıran ikili bir meşruiyet anlayışını ortaya koyuyordu. Söz konusu bütünleşme, çok etnisiteli bir imparatorluğun yönetimini kolaylaştırdı. Roma iddiası Rumeli ve Anadolu'daki Ortodoks nüfus üzerindeki hakimiyeti pekiştirirken, 1517'de Yavuz Sultan Selim tarafından resmen üstlenilen halifelik, Müslümanlar arasında manevi liderliği teyit ediyordu.

İslam dünyasında Osmanlılar yaygın biçimde Romalılar (Rûm) olarak tanınmıştır.[43]Çolak, Hasan. Tekfur, fasiliyus and kayser: Disdain, Negligence and Appropriation of Byzantine Imperial Titulature in the Ottoman World. 2014, s. 22.[46]Kafadar, Cemal. A Rome of One’s Own: Reflections on Cultural Geography and Identity in the Lands of Rum. 2007, s. 11. Erken Arap kaynaklarında Osmanlılar için atrak ("Türkler") ifadesi kullanılmışsa da bu adlandırma zamanla yerini rûmî (çoğulu ervâm) terimine bırakmış; Rûm adı ise hem Anadolu'yu hem de Osmanlı hâkimiyetindeki Balkan topraklarını ifade eder hâle gelmiştir.[47]Masters, Bruce. The Arabs of the Ottoman Empire, 1516-1918: A Social and Cultural History. Cambridge University Press, 2013, s. 13. Özellikle 16. ve 18. yüzyıllar arasında Mısır ve Arabistan'daki Osmanlı yöneticileri, çağdaş Arap yazarlar tarafından neredeyse daima ervâm olarak anılmıştır.[46]Kafadar, Cemal. A Rome of One’s Own: Reflections on Cultural Geography and Identity in the Lands of Rum. 2007, s. 11. Bununla birlikte rûmî teriminin kullanımı her zaman kesin değildir. Sözcük, etnik kökeni Türk olmasa bile sultanın hizmetindeki kimseler için kullanılabildiği gibi, özellikle Yunanca konuşan Ortodoks Hristiyanları ifade etmeye de devam etmiştir.[47]Masters, Bruce. The Arabs of the Ottoman Empire, 1516-1918: A Social and Cultural History. Cambridge University Press, 2013, s. 13. 18. yüzyıldan itibaren Osmanlı görevlileri için daha belirgin bir adlandırma olarak Osmanlı (uthmani) yaygınlık kazanmıştır.[47]Masters, Bruce. The Arabs of the Ottoman Empire, 1516-1918: A Social and Cultural History. Cambridge University Press, 2013, s. 13.

Babür İmparatorluğu'na ait çeşitli belgelerde Osmanlı sultanı 'Kayser-i Rûm', 'Sultan-ı Rûm' ("Roma Sultanı") veya 'Havendgâr-ı Rûm' ("Rûm'un hükümdarı") ünvanlarıyla zikredilmiştir. İranlı tarihçi Firişte'nin eserinde de Osmanlı sultanı 'Sultan-ı Rûm' ve 'Hünkâr-ı Rûm' ünvanlarıyla anılmıştır.[37]Ágoston, Gábor. The Last Muslim Conquest: The Ottoman Empire and Its Wars in Europe. Princeton University Press, 12 Eylül 2023.[44].

1876 Osmanlı Anayasası (Kânûn-ı Esâsî). Resmi Yunanca çeviride sultanın ünvanı, basileus (βασιλεύς) yerine soultanos (σουλτάνος) ve padisach (παδισαχ) olarak belirlenmiştir.
1876 Osmanlı Anayasası (Kânûn-ı Esâsî). Resmi Yunanca çeviride sultanın ünvanı, basileus (βασιλεύς) yerine soultanos (σουλτάνος) ve padisach (παδισαχ) olarak belirlenmiştir.Published by Ahmed Kamil Printing House, Istanbul ( Ottoman Turkish : Matbaa-ı Ahmed Kamil) ( Turkish : Ahmed Kamil Matbaası), Kamu malı, Wikimedia Commons

Osmanlı Barışı (Pax Ottomana)

Osmanlı Barışı (Pax Ottomana), tarihteki Roma Barışı'nın (Pax Romana) son modeli ve tarihçilerin, "Osmanlı düzenine tabi milletlerin bu idare altındaki uyumunu" açıklamak için kullanılan bir terimdir.[48]Ortaylı, İlber (2025). Ahmet Nezihi Turan, Can Uyar (Ed.). Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi Fatih Sultan Mehmed (1. bas.). Kronik Kitap. s. 366. ISBN 9786256228665. Pax Ottomana'nın en önemli vasfı Müslümanların yanında Rum nüfusa bir öncelik, hatta diğerlerine göre üstünlük sağlamasıdır. Balkanlar'da çıkan isyanlara bağlı olarak Tanzimat'ta, bu öncelikler kaldırıldı.[49]Ortaylı, İlber (2025). Ahmet Nezihi Turan, Can Uyar (Ed.). Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi Fatih Sultan Mehmed (1. bas.). Kronik Kitap. s. 366-368. ISBN 9786256228665.

Uluslararası tanınma

Hristiyan Avrupa

Batı Avrupa'da Osmanlı sultanı, eski Bizans İmparatorluğu'nun mirasçısı olarak görüldüğünü ima eden[17]Holm, Bent. Imagined, Embodied and Actual Turks in Early Modern Europe. Hollitzer Wissenschaftsverlag, 2021, s. 309. "Doğu imparatoru" veya "Türk imparatoru" şeklinde anılmıştır.[17]Holm, Bent. Imagined, Embodied and Actual Turks in Early Modern Europe. Hollitzer Wissenschaftsverlag, 2021, s. 309. Kutsal Roma İmparatorluğu'nda türkischer Kaiser ("Türk imparatoru") ifadesi yaygınlaşırken, İtalya ve Papalık Devleti'nde başlangıçta imparator ünvanından kaçınılarak Turcus ("Türk"), Magnus Turcus ("Büyük Türk") veya Turcorum Tyrannus ("Türklerin tiranı") gibi adlandırmalar tercih edilmiştir.[50]Debertol, Markus. Türkischer Kaiser-Turcorum Tyrannus. De Gruyter, 2021, s. 356-366. 1496 ve 1497 yıllarında I. Maximilian, Vigevano ve Stams'ta Osmanlı elçileriyle görüşmüş; bu görüşmeler sırasında sultanın kullandığı imparatorluk ünvanını kabul etmiş ve özel yazışmalarında onu Turc-emperor olarak adlandırmıştır.[50]Debertol, Markus. Türkischer Kaiser-Turcorum Tyrannus. De Gruyter, 2021, s. 356-366. Bununla birlikte, Kutsal Roma imparatorları 1806'da II. Franz'ın tahttan çekilişine kadar kendilerini Antik Roma imparatorlarının meşru halefleri olarak görmeye devam etti.[51]Whaley, Joachim. Germany and the Holy Roman Empire. Oxford University Press, 2012, s. 17-20. Genel olarak Batı Avrupalılar Osmanlı sultanlarını imparator olarak kabul etmiş, ancak Roma imparatoru olarak tanımamıştır. Bu yaklaşım daha önce Bizans imparatorlarına yönelik tutumla da benzerlik gösterir.

Sultanların Bizans imparatorlarının mirasçısı oldukları yönündeki iddiaları Batı'da da bilinmekteydi.[35]Contadini, Anna. The Renaissance and the Ottoman World. Routledge, 2016. 1460'lı yıllarda Papa II. Pius, Bizans tacının meşruiyetinin bütünüyle sultana geçebilmesi için II. Mehmed'i Hristiyanlığı kabul etmeye teşvik etti.[35]Contadini, Anna. The Renaissance and the Ottoman World. Routledge, 2016. II. Pius, II. Mehmed'e yazdığı mektupta onu I. Konstantin ile karşılaştırmış; vaftiz olması hâlinde "Greklerin ve Doğu'nun hükümdarı" olarak tanınacağını ve "zorla" ele geçirdiği topraklara "meşru biçimde" sahip olacağını ifade etmiştir.[52]Mercan, Özden. Constructing a self image in the image of the other: political and religious interpretations of pope Pius II's letter to Mehmed II (1461). Central European University, 2008, s. 6-7. Pius'un Mehmed'i Konstantinos ile ilişkilendirmesi, Romalılarla Osmanlıların ilişkilendirilmesine de işaret etmektedir.[52]Mercan, Özden. Constructing a self image in the image of the other: political and religious interpretations of pope Pius II's letter to Mehmed II (1461). Central European University, 2008, s. 6-7.

Osmanlıların Roma imparatorluğu iddiası, Bizans'ın halefi olduğunu savunan Kutsal Roma İmparatorluğu hükümdarları ile Bizans mirası üzerinde hak iddia eden Rus hükümdarları tarafından reddedildi.[37]Ágoston, Gábor. The Last Muslim Conquest: The Ottoman Empire and Its Wars in Europe. Princeton University Press, 12 Eylül 2023. Moskova Büyük Prensi III. İvan sultana çar ünvanıyla hitap ederken, III. Vasili bu uygulamaya I. Selim döneminde son verdi.[53]Von Reiche, Antonia. Der Weg des russischen Zarentums zur Anerkennung in der Zeit von 1547 bis 1722. 2001, s. 39-40. 16. ve 17. yüzyıllarda Batı Avrupa devletleri arasında ne Osmanlıların ne de rakiplerinin bu konudaki iddialarına yönelik geniş çaplı bir uzlaşı olmuştur. Osmanlı sultanları ise evrensel hükümdarlık anlayışlarının bir sonucu olarak yabancı hükümdarların pek azını kendilerine denk görmüş; Kutsal Roma imparatorlarını genellikle "Viyana kralları" olarak adlandırmış ve eşit statü talep eden hükümdarların isteklerini çoğunlukla reddetmiş ya da yanıtsız bırakmıştır.

1533 tarihli İstanbul Antlaşması'nda Sultan I. Süleyman ile Kutsal Roma İmparatoru V. Karl arasında yalnızca Osmanlı sultanı "imparator" ünvanıyla anılır.[54]Shaw, Stanford. History of the Ottoman Empire and Modern Turkey. Cambridge University Press, 1976, s. 94. 1606 tarihli Zitvatorok Antlaşması'nda ise I. Ahmed, II. Rudolf'u imperator olarak tanımak zorunda kaldı. Bu durum Rudolf için sembolik bir başarı olsa da antlaşma iki hükümdarı eşit konuma getirmedi. Zira I. Ahmed, kayser ve padişah ünvanlarını yalnızca kendisi için kullanmayı sürdürdü.[55]Imber, Colin. The Ottoman Empire, 1300-1650: The Structure of Power. Palgrave Macmillan, 2002, s. 125.

18. ve 19. yüzyıldaki Osmanlı Rus savaşları, bu ikili çerçevenin dışarıdan daha yoğun biçimde sorgulanmasına yol açtı. Rus Çariçesi I. Yelizaveta 1741'de 'imperator' olarak tanınmış;[56]Halenko, Oleksandr. Encyclopedia of the Ottoman Empire. 2009, s. 489-492. 1774 tarihli Küçük Kaynarca Antlaşması'ndan sonra Rus imparatorları padişah olarak kabul edilmiş, daha sonra Ortodoks Hristiyanların koruyucusu rolünü benimsemiş[57]Findley, Carter V.. Turkey, Islam, Nationalism, and Modernity: A History, 1789-2007. Yale University Press, 2010. ve nihayetinde Grek Projesi kapsamında yeni bir Bizans İmparatorluğu kurulmasını önermiştir. Rus ideologları, kökenleri yaklaşık 1520'ye uzanan Moskova'nın Üçüncü Roma doktrinini, 1768-1774 savaşı ve bunun sonucunda imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması'nda görüldüğü üzere Ortodoks Hristiyanlar adına müdahaleleri meşrulaştırmak için kullanmıştır. Poe'ya göre "Üçüncü Roma" öğretisi, başlangıçta Filofey'in hükümdarı Ortodoks Kilisesi'ni korumaya çağıran dinî bir söylemiydi. 16. ve 17. yüzyıllarda resmî Rus devlet ideolojisi hâline gelmeyen bu düşünce, 19. yüzyılda Rus tarihçileri, filozofları ve panslavist yazarları tarafından yeniden yorumlanarak Rusya'nın Roma ve Bizans imparatorluklarının tarihî mirasını devraldığı ve özel bir tarihsel misyona sahip olduğu anlayışının dayanaklarından biri hâline getirildi.[58]MOSCOW, THE THIRD ROME" THE ORIGINS AND TRANSFORMATIONS OF A PIVOTAL MOMENT. Osmanlı tepkisi ise bu iddialara karşı, Roma önceliğinin belirleyici ölçütleri olarak Konstantinopolis'in tarihsel fethedilmesini ve kesintisiz biçimde elde tutulmasını vurgulamak oldu.[58]MOSCOW, THE THIRD ROME" THE ORIGINS AND TRANSFORMATIONS OF A PIVOTAL MOMENT.

Çin

Çağdaş Çin kaynakları, Roma İmparatorluğu ile Bizans İmparatorluğu için Daqin, Lijian, Lixuan, Liqian, Folang ve Fulang gibi çeşitli adlar kullanmıştır.[59]Burke, John. Byzantine Narrative: Papers in honour of Roger Scot. BRILL, 1 Ocak 2006, s. 505-506. Çin'deki hanedan anlayışına benzer biçimde bu kaynaklar, Roma İmparatorluğu'nun yönetici hanedanı, kültürü ve başkenti değişse de özünde değişmeden Bizans İmparatorluğu'na dönüştüğünü kabul etmiştir. Ming Hanedanı (1368-1644) dönemine ait kaynaklarda Osmanlılar da Romalılarla ilişkilendirilerek Rûmî sözcüğünün Çince yazımı olan Lumi (魯迷) adıyla anılmış, Konstantinopolis ise Lumi cheng (魯迷城, "Rûm şehri") olarak adlandırılmıştır.[60]Mosca, Matthew W.. Empire and the Circulation of Frontier Intelligence: Qing Conceptions of the Ottomans. 2010, s. 147-207.

Diğer görüşler

Osmanlı sultanlarının Bizans imparatorlarının meşru halefleri olarak görülüp görülmediği ise yazardan yazara değişir. Örneğin Anconalı Ciriaco, II. Mehmed'i Konstantinopolis'in yeni imparatoru olarak nitelendirmiş ve Bizans imparatorlarının mirasını devraldığını kabul etmiştir.[1]Çolak, Hasan. Tekfur, fasiliyus and kayser: Disdain, negligence and appropriation of Byzantine imperial titulature in the Ottoman world. Brill, 2014, s. 5-29. Bazı Batı Avrupa kaynakları Osmanlıları açıkça Romalılarla ilişkilendirmiş; örneğin 16. yüzyıl Portekiz kaynaklarında Hint Okyanusu'nda mücadele edilen Osmanlılardan Rumes olarak söz edilmiştir.[61]Özbaran, Salih. Ottomans as 'Rumes' in Portuguese Sources in the Sixteenth Century. 2001, s. 64-74. I. Maximilian'ın hizmetinde bulunan Johannes Cuspinian da Caesares adlı eserinde Osmanlı sultanlarını Antik Çağ'dan itibaren gelen Kutsal Roma ve Bizans imparatorlarıyla birlikte sıralamıştır.[50]Debertol, Markus. Türkischer Kaiser-Turcorum Tyrannus. De Gruyter, 2021, s. 356-366.

Francesco Sansovino, Osmanlıları, Roma İmparatorluğu'nun meşru ardılları olarak nitelendirmiş ve Osmanlı askeri disiplinini Roma geleneğiyle ilişkilendirmiştir.[62]Deringil, Selim. The Turks and 'Europe': The Argument from History. 2007, s. 709-723. Jean Bodin, Osmanlı sultanını evrensel hükümdarlık iddiasını en güçlü biçimde taşıyan hükümdar olarak tanımlamış ve Roma imparatorlarının ardılı olma iddiasını Osmanlı sultanına atfetmiştir.[62]Deringil, Selim. The Turks and 'Europe': The Argument from History. 2007, s. 709-723.

Donald Quataert'e göre Osmanlılar kendilerine özgü bir sentez oluşturmuş ve seleflerinin basit taklitçileri olmamış olsalar da, Bizans'a olan borçları gerçektir. Yazar, buna örnek olarak Osmanlıların bazı Bizans idarî modellerini izlemesini, Bizanslılara benzer şekilde devletin dinî teşkilat üzerinde denetim kurmasını ve bazı Bizans arazi tasarruf biçimlerinin Osmanlı dönemine taşınmasını göstermektedir.[15]Quataert, Donald. The Ottoman Empire, 1700-1922. Cambridge University Press, 2005, s. 1-11.

Kritobulos, Antik Yunan tarih yazımı geleneğini takip ederek Osmanlı sultanlığının egemenliğini meşrulaştırmış ve talihin Romalılara olduğu gibi Osmanlılara da hegemonya verdiğini savunmuştur. Bu nedenle II. Mehmed için, Yunan yazarların Roma ve Bizans imparatorları hakkında kullandıkları basileus ünvanını kullanmıştır. Halkokondilis de Osmanlı sultanları ile Bizans imparatorları için aynı ünvanı kullanmıştır.[63]Shapiro, Henry R.. Diverse Views on the Legitimacy of the Ottoman Sultanate Among Greek Chroniclers of the Early Modern Period. Sabancı Üniversitesi, 2011, s. 42-47. Kritobulos ile Halkokondilis'in meşruiyet anlayışının temelinde hükümdarlığın belirli bir halka değil, tarih boyunca farklı imparatorluklara geçtiği düşüncesi yer almaktadır. Her iki yazar da meşru hükümdarlığın imparatorluktan imparatorluğa ve halktan halka geçtiğini, bu nedenle Osmanlı egemenliğini önceki büyük imparatorlukların tarihsel devamı olarak değerlendirmiştir.[63]Shapiro, Henry R.. Diverse Views on the Legitimacy of the Ottoman Sultanate Among Greek Chroniclers of the Early Modern Period. Sabancı Üniversitesi, 2011, s. 42-47.

Georgios Francis, Osmanlı sultanları için zaman zaman tarafsız ünvanlar kullanıp Osmanlılarla Bizans arasındaki diplomatik ilişkileri pragmatik bir üslupla aktarmasına rağmen, Osmanlıların Bizanslıların yerine hüküm sürebileceği düşüncesini hiçbir şekilde kabul etmemiş ve onları Bizans yönetiminin meşru devamı olarak görmemiştir.[64]Shapiro, Henry R.. Diverse Views on the Legitimacy of the Ottoman Sultanate Among Greek Chroniclers of the Early Modern Period. Sabancı Üniversitesi, 2011, s. 21-22.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. 1.Çolak, Hasan. Tekfur, fasiliyus and kayser: Disdain, negligence and appropriation of Byzantine imperial titulature in the Ottoman world. Brill, 2014, s. 5-29. academia.edu
  2. 2.İnalcık, Halil. The Ottoman Empire and Europe. Kronik, 2017, s. 12. d1wqtxts1xzle7.cloudfront.net
  3. 3.İlber Ortaylı, Fâtih Sultan Mehmed: Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi, Kronik Kitap, İstanbul, 2025, ISBN 978-625-6228-66-5.
  4. 4.An Assessment of George Trapezountios’s Proposal for Politico-Religious Greek-Turkish Unity in the Aftermath of 1453. Türk Tarih Kurumu. ttk.gov.tr
  5. 5.Fodor, Pál. The Ottoman Empire, Byzantium and Western Christianity: The Implications of the Siege of Belgrade, 1456. 2008, s. 43-51. jstor.org
  6. 6.Kaiser-i Rum: were the Ottoman sultans Byzantine emperors - KIPCHAKS. 22 Nisan 2024. kipchaks.com
  7. 7.İnalcık, Halil. Fatih Sultan Mehemmed Han. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019, s. 159.
  8. 8.The Ottoman Fortress Essential to a Young Sultan’s Plans of Conquest. historyhit.com
  9. 9.The Social Construction of an Empire: Ottoman State Under Süleyman the Magnificent. sites.lsa.umich.edu
  10. 10.Çolak, Hasan. The Ottoman Central Administration and the Orthodox Church.
  11. 11.Çolak, Hasan. Relations between the Ottoman Central administration and the Greek Orthodox Patriarchates of Antioch, Jerusalem and Alexandria: 16th-18th centuries. University of Birmingham, 2012. academia.edu
  12. 12.İnalcık, Halil. Devlet-i Aliyye. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2020, s. 110-112. archive.org
  13. 13.İnalcık, Halil. Fatih Sultan Mehemmed Han. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019, s. 228.
  14. 14.Papayianni, Aphrodite. An Assessment of George Trapezountios’s Proposal for Politico-Religious Greek-Turkish Unity in the Aftermath of 1453, s. 69-80.
  15. 15.Quataert, Donald. The Ottoman Empire, 1700-1922. Cambridge University Press, 2005, s. 1-11.
  16. 16.İnalcık, Halil. Fatih Sultan Mehemmed Han. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019, s. 214.
  17. 17.Holm, Bent. Imagined, Embodied and Actual Turks in Early Modern Europe. Hollitzer Wissenschaftsverlag, 2021, s. 309. books.google.com.tr
  18. 18.Kıralp, Şevki. FATİH SULTAN MEHMED’İN SİYASİ DÜŞÜNCESİNE YÖN VEREN UNSURLAR: İSLAM, MERKEZİYETÇİLİK VE TERAKKİ. 2023, s. 1188-1199. dergipark.org.tr
  19. 19.Ortaylı, İlber. Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek. Kronik Kitap, 2023.
  20. 20.Tekfur, fasiliyus and kayser: Disdain, Negligence and Appropriation of Byzantine Imperial Titulature in the Ottoman World. 2014. brill.com
  21. 21.Kumar, Krishan. Visions of Empire: How Five Imperial Regimes Shaped the World. Princeton University Press, 6 Ağustos 2019. books.google.com.tr
  22. 22.Halil İnalcık (2018). Osmanlı İmparatorluğu: Klasik Çağ (1300-1600), Yapı Kredi Yayınları, s. 20-22.
  23. 23.The Cambridge History of Turkey. Cambridge University Press, 12 Kasım 2012. cambridge.org
  24. 24.Gürcan, Fatih. Osmanlı-Avusturya Rekabetinde Çasarlık İmgesi ve Zitvatorok Antlaşması. 2021. dergipark.org.tr
  25. 25.Ortaylı, İlber. Fatih Sultan Mehmed - Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi. Kronik Kitap, 2025, s. 388.
  26. 26.Hattox, Ralph S.. Mehmed the Conqueror, the Patriarch of Jerusalem, and Mamluk Authority. 2000, s. 105-123. jstor.org
  27. 27.Papadakis, Aristeides. Gennadius Ii and Mehmet the Conqueror. 1972, s. 88-106. jstor.org
  28. 28.Laitila, Teuvo. Byzantium and the North. 1989, s. 58.
  29. 29.Contadini, Anna. The Renaissance and the Ottoman World. Routledge, 5 Aralık 2016. books.google.com.tr
  30. 30.İnalcık, Halil. Fatih Sultan Mehemmed Han. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019, s. 216.
  31. 31.Ortaylı, İlber (2025). Ahmet Nezihi Turan, Can Uyar (Ed.). Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi Fatih Sultan Mehmed (1. bas.). Kronik Kitap. s. 389-391. ISBN 9786256228665.
  32. 32.Isom-Verhaaren, Christine. Constructing Ottoman Identity in the Reigns of Mehmed II and Bayezid II. 2014, s. 111-128. jstor.org
  33. 33.Ortaylı, İlber. Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi Fatih Sultan Mehmed. Kronik Kitap, 2025, s. 344.
  34. 34.Malmberg, Simon. The New Palace of Mehmed Fatih and its Byzantine Legacy. d1wqtxts1xzle7.cloudfront.net
  35. 35.Contadini, Anna. The Renaissance and the Ottoman World. Routledge, 2016. books.google.com.tr
  36. 36.Vryonis, Speros. The Byzantine Legacy and Ottoman Forms. 1969, s. 284. jstor.org
  37. 37.Ágoston, Gábor. The Last Muslim Conquest: The Ottoman Empire and Its Wars in Europe. Princeton University Press, 12 Eylül 2023. books.google.com.tr
  38. 38.Why Ottomans believed they were true heirs of Rome. turkiyetoday.com
  39. 39.Ottoman-Venetian Wars (1st through 6th) – Amazing Bible Timeline with World History. 7 Eylül 2017. amazingbibletimeline.com
  40. 40.Ortaylı, İlber (2025). Ahmet Nezihi Turan, Can Uyar (Ed.). Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi Fatih Sultan Mehmed (1. bas.). Kronik Kitap. s. 388. ISBN 9786256228665.
  41. 41.Hess, Andrew C.. The Ottoman Conquest of Egypt (1517) and the Beginning of the Sixteenth-Century World War. 1973, s. 55-76. jstor.org
  42. 42.Greene, Dorothy. 'Shari'a and Kanun: A Study of the Ottoman Empire's Legal System. 15 Nisan 2023. kleiohistoricaljournal.com
  43. 43.Çolak, Hasan. Tekfur, fasiliyus and kayser: Disdain, Negligence and Appropriation of Byzantine Imperial Titulature in the Ottoman World. 2014, s. 22. brill.com
  44. 44.. cambridge.org
  45. 45.Ortaylı, İlber (2025). Ahmet Nezihi Turan, Can Uyar (Ed.). Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi Fatih Sultan Mehmed (1. bas.). Kronik Kitap. s. 349. ISBN 9786256228665.
  46. 46.Kafadar, Cemal. A Rome of One’s Own: Reflections on Cultural Geography and Identity in the Lands of Rum. 2007, s. 11. brill.com
  47. 47.Masters, Bruce. The Arabs of the Ottoman Empire, 1516-1918: A Social and Cultural History. Cambridge University Press, 2013, s. 13. books.google.com.tr
  48. 48.Ortaylı, İlber (2025). Ahmet Nezihi Turan, Can Uyar (Ed.). Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi Fatih Sultan Mehmed (1. bas.). Kronik Kitap. s. 366. ISBN 9786256228665.
  49. 49.Ortaylı, İlber (2025). Ahmet Nezihi Turan, Can Uyar (Ed.). Doğu'nun ve Batı'nın Efendisi Fatih Sultan Mehmed (1. bas.). Kronik Kitap. s. 366-368. ISBN 9786256228665.
  50. 50.Debertol, Markus. Türkischer Kaiser-Turcorum Tyrannus. De Gruyter, 2021, s. 356-366. degruyterbrill.com
  51. 51.Whaley, Joachim. Germany and the Holy Roman Empire. Oxford University Press, 2012, s. 17-20.
  52. 52.Mercan, Özden. Constructing a self image in the image of the other: political and religious interpretations of pope Pius II's letter to Mehmed II (1461). Central European University, 2008, s. 6-7. academia.edu
  53. 53.Von Reiche, Antonia. Der Weg des russischen Zarentums zur Anerkennung in der Zeit von 1547 bis 1722. 2001, s. 39-40. epub.ub.uni-muenchen.de
  54. 54.Shaw, Stanford. History of the Ottoman Empire and Modern Turkey. Cambridge University Press, 1976, s. 94. archive.org
  55. 55.Imber, Colin. The Ottoman Empire, 1300-1650: The Structure of Power. Palgrave Macmillan, 2002, s. 125. archive.org
  56. 56.Halenko, Oleksandr. Encyclopedia of the Ottoman Empire. 2009, s. 489-492. psi424.cankaya.edu.tr
  57. 57.Findley, Carter V.. Turkey, Islam, Nationalism, and Modernity: A History, 1789-2007. Yale University Press, 2010. books.google.com.tr
  58. 58.MOSCOW, THE THIRD ROME" THE ORIGINS AND TRANSFORMATIONS OF A PIVOTAL MOMENT. almendron.com
  59. 59.Burke, John. Byzantine Narrative: Papers in honour of Roger Scot. BRILL, 1 Ocak 2006, s. 505-506. books.google.com.tr
  60. 60.Mosca, Matthew W.. Empire and the Circulation of Frontier Intelligence: Qing Conceptions of the Ottomans. 2010, s. 147-207. jstor.org
  61. 61.Özbaran, Salih. Ottomans as 'Rumes' in Portuguese Sources in the Sixteenth Century. 2001, s. 64-74. jstor.org
  62. 62.Deringil, Selim. The Turks and 'Europe': The Argument from History. 2007, s. 709-723. jstor.org
  63. 63.Shapiro, Henry R.. Diverse Views on the Legitimacy of the Ottoman Sultanate Among Greek Chroniclers of the Early Modern Period. Sabancı Üniversitesi, 2011, s. 42-47.
  64. 64.Shapiro, Henry R.. Diverse Views on the Legitimacy of the Ottoman Sultanate Among Greek Chroniclers of the Early Modern Period. Sabancı Üniversitesi, 2011, s. 21-22.