Türk edebiyatında hikâye
İçindekiler3
Türk edebiyatı'nda hem sözlü hem yazılı, manzum ve mensur hikâye geleneğine sahip olmasına rağmen Tanzimat'tan sonra farklı yapısal özellikler taşıyan bir anlatı türü olarak yeni bir hikâye tarzı oluşmuştur. Giritli Ali Aziz Efendi tarafından 1796-97'de yazılan ve ilk defa 1852 tarihinde basılan Muhayyelât, Batı tesiri olmadan gerçekçi anlatıma olan yakınlığı noktasında modern Türk hikâyesinin başlangıcı sayılmaktadır. Bunun dışında, 19. yüzyılda basımları yapılarak yaygınlık kazanmış olan meddah hikâyeleri "yeni hikâyeye" zemin hazırlayan eserler olarak görülmektedir.[1]Kahraman, Alim. HiKAYE. TDV İslâm Ansiklopedisi, 1998, s. s. 493. 1875-1890 yılları arasında Ahmed Midhat Efendi'nin devam eden Letaif-i Rivayat serisinin dışında Mehmet Celal'in Venüs, Cemile gibi uzun hikâyeleri ile Nabizâde Nâzım'ın ilk dönem hikâyeleri bulunmaktadır.[1]Kahraman, Alim. HiKAYE. TDV İslâm Ansiklopedisi, 1998, s. s. 493. Samipaşazade Sezai'nin Küçük Şeyler adlı eseri Türk edebiyatında modern anlamda kısa hikâyenin başlangıcı kabul edilmektedir. Halid Ziya Uşaklıgil'in 1888'de yazdığı Bir Muhtıranın Son Yaprakları ile Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası adlı çalışmaları Avrupaî tarzda ilk hikâyeler kabul edilmektedir.[2]Akyüz, Kenan. Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri: 1860-1923. 1979, s. 106.[3]Rauf, Mehmet, Hayât-ı Muhayyel Muharriri, SF, 22 Haziran 1899, nr. 435, s. 250-252
Adlandırılışı
Türk edebiyatında hikâye türünün ilk örnekleri Batı edebiyatı etkisinde geliştiğini söylenemez; Batılı anlamda ise hikâyenin bir tür olarak ortaya çıkışı romandan daha sonraya rastlamaktadır[4]Daşçıoğlu, Yılmaz. BATI TARZI TÜRK HİKÂYESİNİN DOĞUŞU VE TANZİMAT’TAN CUMHURİYET’E ANA TEMALAR. 2009. ve Osmanlı İmparatorluğu-Türk edebiyatında hikâye türünün ilk örneğini belirlemede kararsızlık mevcuttur.[5]Aydın, Hilal. 19. Yüzyıl Osmanlı-Türk Edebiyatında Öykü. Bilkent Üniversitesi, 2008. Bunun sebebi, roman çeviri yoluyla Türk edebiyatına dahil olurken "hikâye" sözcüğü, "destandan masala, fıkradan menkıbeye, romandan tiyatroya kadar bütün tahkiyeli" metinleri kapsadığı için kendine özgü bir türün adı olan "hikâye" özel adı ile karıştırılmasıdır.[6]Özgül, M. Kayahan. Hece Türk Öykücülüğü Özel Sayısı. 2000, s. 33. Bundan dolayı Türk edebiyatında yazarlar, her iki kavramı "hikâye" türüne karşılık kullanmıştır.[4]Daşçıoğlu, Yılmaz. BATI TARZI TÜRK HİKÂYESİNİN DOĞUŞU VE TANZİMAT’TAN CUMHURİYET’E ANA TEMALAR. 2009. Nâmık Kemal, İntibah romanının önsözünde hikâyenin yazılmasındaki gayelerden bahsederken kendi romanı için "Onun için biz de şu eser-i âcizanenin havi olduğu bikr-i hayali bir hikâye-i muhayyele ile yaşmaklamak istedik." demiştir.[7]Kemal, Namık. İntibah. Remzi Kitabevi, 1971, s. 26. Ahmed Midhat, Letaif-i Rivayat serisinde "…ismiyle bir hikâyeyi havidir." şeklinde notlar düşmekte ise de bu ifadeler tür belirtmekten ziyade tahkiye kavramının karşılığı olarak kullanılmıştır.[4]Daşçıoğlu, Yılmaz. BATI TARZI TÜRK HİKÂYESİNİN DOĞUŞU VE TANZİMAT’TAN CUMHURİYET’E ANA TEMALAR. 2009. Recaizade Mahmud Ekrem, Muhsin Bey yahut Şâirliğin Hazin Bir Neticesi adlı eserinin giriş yazısında romanı, büyük hikâye olarak adlandırmıştır.[4]Daşçıoğlu, Yılmaz. BATI TARZI TÜRK HİKÂYESİNİN DOĞUŞU VE TANZİMAT’TAN CUMHURİYET’E ANA TEMALAR. 2009.[8]Ekrem, Recaizade Mahmut. Bütün Eserleri III. MEB Yayınları, 1997, s. 141. Halid Ziya Uşaklıgil, Hikâye isimli eserinde hikâye kelimesiyle hikâye ve roman türlerini birlikte ele almış ve her iki türü de hikâye başlığı altında değerlendirmiştir.[4]Daşçıoğlu, Yılmaz. BATI TARZI TÜRK HİKÂYESİNİN DOĞUŞU VE TANZİMAT’TAN CUMHURİYET’E ANA TEMALAR. 2009.[9]Uşaklıgil, Halit Ziya. Hikâye. Yapı Kredi Yayınları, 1998.
Gelişimi
İlk örnekler
Giritli Ali Aziz Efendi'nin 1796-97'de yazdığı ve ilk defa 1852 tarihinde basılan Muhayyelât, Batı tesiri olmadan gerçekçi anlatıma olan yakınlığı noktasında modern Türk hikâyesinin başlangıcı sayılmaktadır.[10]Duymaz, Recep. Muhayyelât Üzerinde Bir inceleme. Arma Yayınları, 1999. TDV İslâm Ansiklopedisi'nde "Muhayyelat-ı Aziz Efendinin klasik hikâyecilikten modern hikâyeciliğe geçişte bir dönüm noktası kabul edildiği" belirtilmektedir.[11]“Hikâye”. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, 1988. 479-501. Eserin hem klasik hikâyenin hem de modern hikâyenin özelliklerini taşıdığı belirtilmekte ve modern hikâyenin özellikleri olarak şunlar öne çıkarılmaktadır: "Oldukça sade bir dille kaleme alınması, bazı bölümlerinde mekânın coğrafi gerçekçilikle örtüşmesi, üslupta yer yer basmakalıplıktan kurtulma gayreti, bazı yerlerde hikâye kahramanlarının sosyal durumlarına uygun şekilde konuşturulma dikkatinin bulunması, 18. yüzyıl 63 İstanbul'una ait yerli çizgilerin işlenmesi."
Ahmet Mithat Efendi, Kıssadan Hisse ve Letâif-i Rivâyat (1870-1893) eserleriyle hikâye türünün ilk yerli örneklerini vermiştir. Aynı yıllarda Emin Nihat Bey tarafından Müsâmeretnâme yazılmıştır. Bir yanıyla ''Binbir Gece'' hikâyelerine bağlanan Müsâmeretnâme, eski ile yeninin geçiş noktasında durmaktadır.[12]Tanpınar, Ahmet Hamdi. 19'uncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi. Çağlayan Kitabevi, 1988, s. 289. Modern hikâyeye geçiş noktasında kısa hikâye türünün ilk örneği, Samipaşazade Sezai'nin Küçük Şeyler (1891) isimli kitabıdır.[13]Törenek, Mehmet. Hikayeciliğimize Düşen Cemre: Küçük Şeyler. Küçük Şeyler bir mukaddime ile altı hikâye, bir mensure ve bir tercümeden oluşur. Sami Paþazade Sezai, Küçük Şeylerden sonra yayımlanan Rumûzü'l-edeb (1898) ve İclâlde (1924), gezi yazıları, sohbetler, siyasi makaleler dışında öykülere de yer vermiştir.[14]Ömer, Ayhan. Sami Paşazade Sezai Kedi Öykülerinin En Güzelini Yazdı. İmge Öyküler, Nisan-Mayıs 2005. Nabizâde Nâzım, uzun hikâyesi Karabibikle (1891) hikâye türünü hem tematik olarak hem de realist ve naturalist yönelimiyle gerçekçiliğin çizgisine taşır.[15]Dino, Güzin. Nabizâde Nazım'ın (1865-1893) "Karabibik" İsimli Hikâyesi Üzerine Bir Deneme.[16]Nâbizâde Nâzım. İslam Ansiklopedisi. Konusu Kaş'ta geçen eser, Anadolu köylüsünün hayatından kesitler vermektedir. Servet-i Fünûn döneminde hikâye türünün Batılı anlamda örnekleri Halid Ziya Uşaklıgil tarafından verilmiştir.[17]İleri, Selim. Türk Öykücülüğünün Genel Çizgileri. Türk Dil Kurumu Yayınları, Temmuz 1975. Halit Ziya'nın Bir Muhtıranın Son Yaprakları (1888) ile Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası (1888) adlı uzun öykülerini Batılı tarzda ilk "hikâye"ler olarak kabul etmektedirler.[4]Daşçıoğlu, Yılmaz. BATI TARZI TÜRK HİKÂYESİNİN DOĞUŞU VE TANZİMAT’TAN CUMHURİYET’E ANA TEMALAR. 2009. Bu dönemde Mehmet Rauf, Müftüoğlu Ahmed Hikmet, Hüseyin Cahit Yalçın gibi yazarlar da çeşitli öyküler yazmışlardır. Fecr-i Âtî döneminde ise Cemil Süleyman Alyanakoğlu bu akımın öykü yazan belli başlı kişisidir.[17]İleri, Selim. Türk Öykücülüğünün Genel Çizgileri. Türk Dil Kurumu Yayınları, Temmuz 1975.
Millî Edebiyat dönemi
Millî Edebiyat, İkinci Meşrutiyet ile Cumhuriyet'in ilk yılları arasında faaliyet gösteren edebiyat akımıdır. Bu dönemde, Osmanlıcılık, Türkçülük, milliyetçilik gibi ideolojiler sonucu halka yöneliş ve toplum için sanat anlayışı ortaya çıkmıştır. Millî Edebiyat hikâye ve romanının en önemli niteliklerinden birisi olan İstanbul'dan Anadolu'ya yönelme; Anadolu coğrafyası, insanı ve hayatını ciddi anlamda gündeme taşımadır.[18]Canan, Sevinç. ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ (1923-1938) TÜRK ROMANINDA SİYASÎ, SOSYAL VE AHLÂKÎ BİR SORUNSAL OLARAK YOZLAŞMA. The Journal of Academic Social Science Studies, 2009, s. 25-54. Bu dönemin en önemli hikâye yazarı Ömer Seyfettin'dir.[4]Daşçıoğlu, Yılmaz. BATI TARZI TÜRK HİKÂYESİNİN DOĞUŞU VE TANZİMAT’TAN CUMHURİYET’E ANA TEMALAR. 2009.[17]İleri, Selim. Türk Öykücülüğünün Genel Çizgileri. Türk Dil Kurumu Yayınları, Temmuz 1975.[19]Bozdoğan, Ahmet. Dönem ve Akım Nitelemeleri Arasında Kalmış Bir Terim: Milli Edebiyat. TÜBİTAK ULAKBİM, 2006, s. 15,36.[20]Gümüş, Semih. Öykünün Kedi Gözü. Can Yayınları, 2010. Geleneksel dil ve yazın anlayışlarını aşmaya çalışan tutumuyla çağdaş Türk hikâyeciliğinin başlangıcında önemli rolü vardır[20]Gümüş, Semih. Öykünün Kedi Gözü. Can Yayınları, 2010. ve Maupassant tarzı hikâye kurgusunu Türk edebiyatına yerleştirmiştir.[21]Türk Hikâyeciliğinde Haldun Taner’in Yeri Ve Kitaplarında Yer Almayan “töhmet” Adlı İlk Hikâyesi. Tarih Okulu Dergisi, Eylül 2013, s. 481-498.[22]Afzali, Najia. BÂDİYE (1919) GAZETESİNDE EEDEBÎ VE KÜLTÜREL FAÂLİYET. 2011. Kahramanlık, geleneksel hayatın sert gerçeklerini anlattığı hikâyelerin yanında gündelik hayatı, sıradan insanları, memurları, kadın-erkek ilişkilerini anlattığı hikâyeler yazmıştır. Hikâyelerinin birçoğunda, din kisvesi altında yapılan yanlışları, batıl inançları ve taassubu eleştirmiştir.[23]Köşeli, Yusuf. CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI VE SİNEMASINDA MEDRESE/MOLLA İMAJI. Hayatı boyunca toplamda 138 hikâye, 21 küçük hikâye yazmıştır.[24]TÜRKLER. Yeni Türkiye Yayınları, 2002, s. 181.
Bu dönemin hikâyeleri düzenli bir olay akışı, giriş, gelişme ve sonuç bölümleri ile içerik açısından düşünce, nükte, şaşırtıcılık ve abartmaya sahiptir. Memduh Şevket Esendal, Fahri Celal Göktulga, Refik Halit Karay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Halide Edib Adıvar bu dönemde hikâye yazan diğer yazarlardır.[4]Daşçıoğlu, Yılmaz. BATI TARZI TÜRK HİKÂYESİNİN DOĞUŞU VE TANZİMAT’TAN CUMHURİYET’E ANA TEMALAR. 2009.[17]İleri, Selim. Türk Öykücülüğünün Genel Çizgileri. Türk Dil Kurumu Yayınları, Temmuz 1975.
Cumhuriyet dönemi
1923-1928 yılları arasında F. Celaleddin, Reşat Nuri Güntekin, Ercüment Ekrem, Aka Gündüz gibi Cumhuriyet öncesi kuşağın hikâye kitapları yayımlanmıştır. Cumhuriyet kuşağı yazarlarının hikâyeleri 1926'dan sonra gazete ve dergilerde; 1929'dan sonra ise kitap halinde basılmıştır ve 1930'lu yıllarda yoğunluk kazanmıştır.[25]Özerdim, Sami N.. Türk Öykü Kitapları Zamandizini. Türk Dili, Temmuz 1975, s. 156-165. Resimli Ay dergisi "En Güzel Hikâyeler" adı altında 1928, 1929 ve 1930 yıllarında olmak üzere bir dizi hikâye seçkisi yayımlamıştır. İçlerinde yer alan hikâyelerin seçiminin, yazarları tarafından yapıldığı belirtilen bu kitapların "1928 En Güzel Hikâyeler" adını taşıyanında Aka Gündüz, Ercüment Ekrem, Reşat Nuri, Valâ Nurettin, Mahmut Yesari, Necip Fazıl, Sadri Etem, Nahit Sırrı, Hikmet Şevki, Celâlettin Ekrem ve Nizamettin Nazif'in toplam on altı hikâyesi bulunmaktadır. Aynı dergi tarafından Eylül 1927'de Resimli Hikaye dergisi, Aralık 1931'de "Küçük Hikâyeler Koleksiyonu" adlı seçki yayımlanmaya başlanmıştır.[26]Alim, Kahraman. Türk Edebiyatında Hikâye Literatürü: Cumhuriyet Dönemi. Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, 2006, s. 129-141. Yaşar Nabi Nayır, Varlık Yayınları'nı kurduktan sonra hikâyeye tür olarak ayrı bir önem vermiş, 1948-1959 yılları arasında, düzenli şekilde "Yeni Hikâyeler" genel başlığıyla, on iki kitap yayımlamıştır.
Temalar ve anlatım tarzları
Osmanlı Devleti'nde Tanzimat Fermanı'nın ilanıyla birlikte resmîleşen ve böylelikle yeni bir boyut kazanan Batılılaşma çabaları edebiyatı da etkilemiştir. Bu dönemdeki hikâye, geleneğin etkisiyle gerçekliğe, günlük yaşama uzak durmaktadır. Hikâye tür olarak kaynağını günlük yaşamdan, sıradan insanın dünyasından almaktadır. İlk hikâye örneklerinde ayrıntılara fazla itibar edilmediği, her unsurun oldukça yüzeysel ve kabataslak bir anlatımının olduğu görülmektedir.[27]Ayşe, Demir. Başlangıcından Cumhuriyete Kadar Ana Çizgileriyle Türk Hikâyesi. Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, s. s. 99-128. Selim İleri, bu dönemdeki hikâyecilerin politik olmaktan, dünyanın kavranışında neyi seçtiklerinden, dönemlerinin toplumsal yapısını belirleyen anaetmenleri irdelemekten habersiz kaldığını bu yüzden toplumsal yaşamı yansıtmaktan çok uzak boyutlarına sığındıklarını belirtmiştir.[17]İleri, Selim. Türk Öykücülüğünün Genel Çizgileri. Türk Dil Kurumu Yayınları, Temmuz 1975. İleri, dönemin hikâyecilerini iki gruba ayırmıştır: Ahmed Midhat, Emin Nihat gibi Osmanlı'nın yüzeyde yenileşme hareketlerini, toplumun genel kalabalığının kavradığı gibi yansıtan, dolayısıyla yarı aydın niteliklerinden kurtulamayan öykücüler ile Nabizâde Nâzım gibi tarihin genel akışını kavramış, toplumunu bu akış içinde değerlendirmeye çalışan, politik seçimlerini yapmış, öyküyü çağcıl kılma çabasıyla yüklü öykücüler. Tanzimat'ın ilk dönemlerinde çatışmalar daha çok insan ve toplum arasındadır. İlk dönem eserlerinde kahramanların karşısında çatışma unsuru olarak toplumu temsil eden kuvvetli insanlar ya da karşı konulamayan şartlar yer almaktadır.[27]Ayşe, Demir. Başlangıcından Cumhuriyete Kadar Ana Çizgileriyle Türk Hikâyesi. Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, s. s. 99-128. Modern hikâyeyle birlikte geleneksel anlatılardaki insan dışı unsurlar yerlerini sıradan insanlara bırakmaya başlamışlardır.[27]Ayşe, Demir. Başlangıcından Cumhuriyete Kadar Ana Çizgileriyle Türk Hikâyesi. Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, s. s. 99-128. Ahmet Mithat Efendi, hikâyelerinde düşmüş kadınlar, köy hayatı ve kadın hakları gibi konuları da işlerken Samipaşazade Sezai, realist konuları romantik bir üslupla yazmıştır.[28]Kerman, Zeynep. Sami Paşazade Sezai. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1986, s. 2.
Servet-i Fünûn döneminde Halit Ziya hem Türk romanının hem de modern Türk hikâyesinin öncüsü sayılmaktadır. Bu dönemin yazarları hikâyelerinde realist bir tavrı esas almış, yaşadıkları bir hayatı işlemişlerdir: Romantik hisler, ilişkiler ve tabiata yaklaşım açısından romantizm mevcutken hikâye kişilerini genelde kendilerine benzeyen insanlardan ve yaşadıkları muhitlerden seçmekle gerçekçi bir yaklaşım içinde olmuşlar.[29]Törenek, Mehmet. Hikâye ve Romanlarıyla Mehmet Rauf. 1999, s. 426. Hikâyelerindeki kişiler, İstanbul zevk ve eğlence âlemlerinin müdavimleriyken mekân da yine İstanbul'dur. Şahısların fiziki özellikleri geniş bir şekilde, tasvir edilmemiş, daha çok psikolojilerinin verilmesine çalışılmıştır.[29]Törenek, Mehmet. Hikâye ve Romanlarıyla Mehmet Rauf. 1999, s. 426. Sosyal konularla uğraşmayan Servet-i Fünûn yazarları, ilgilerini insana ve onun her şeyden soyutlanmış yaşamına yöneltmişlerdir. Buna paralel olarak eserlerdeki çatışmalar daha küçük boyutlu ve iç dünyayla alâkalıdır.[27]Ayşe, Demir. Başlangıcından Cumhuriyete Kadar Ana Çizgileriyle Türk Hikâyesi. Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, s. s. 99-128. Hüseyin Rahmi Gürpınar gibir bazı yazarlar, Servet-i Fünûn'un etkisi dışında kalarak popüler konuları ele almışlardır. Gürpınar'ın hikâyelerinde fikir tek olaya dayanmaktadır ve uzun konuşmalar, gereksiz ayrıntılar mevcut değildir.[30]Levend, Agâh Sırrı. Hüseyin Rahmi Gürpınar. Türk Dil Kurumu Yayınları, 1964, s. 71.
Millî edebiyat dönemindeki hikâye yazarları halkı bilinçlendirme gayretindedirler ve milleti ilgilendiren konulara yönelmişlerdir. Dilde meydanagelen sadeleşme hareketiyle birlikte hikâyelerin dil ve anlatımı günlük hayatta kullanıldığı şekle yaklaşmıştır.[27]Ayşe, Demir. Başlangıcından Cumhuriyete Kadar Ana Çizgileriyle Türk Hikâyesi. Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, s. s. 99-128.
Kaynakça
- 1.Kahraman, Alim. HiKAYE. TDV İslâm Ansiklopedisi, 1998, s. s. 493. islamansiklopedisi.org.tr
- 2.Akyüz, Kenan. Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri: 1860-1923. 1979, s. 106.
- 3.Rauf, Mehmet, Hayât-ı Muhayyel Muharriri, SF, 22 Haziran 1899, nr. 435, s. 250-252
- 4.Daşçıoğlu, Yılmaz. BATI TARZI TÜRK HİKÂYESİNİN DOĞUŞU VE TANZİMAT’TAN CUMHURİYET’E ANA TEMALAR. 2009. turkoloji.cu.edu.tr
- 5.Aydın, Hilal. 19. Yüzyıl Osmanlı-Türk Edebiyatında Öykü. Bilkent Üniversitesi, 2008. thesis.bilkent.edu.tr
- 6.Özgül, M. Kayahan. Hece Türk Öykücülüğü Özel Sayısı. 2000, s. 33.
- 7.Kemal, Namık. İntibah. Remzi Kitabevi, 1971, s. 26.
- 8.Ekrem, Recaizade Mahmut. Bütün Eserleri III. MEB Yayınları, 1997, s. 141.
- 9.Uşaklıgil, Halit Ziya. Hikâye. Yapı Kredi Yayınları, 1998.
- 10.Duymaz, Recep. Muhayyelât Üzerinde Bir inceleme. Arma Yayınları, 1999.
- 11.“Hikâye”. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı, 1988. 479-501.
- 12.Tanpınar, Ahmet Hamdi. 19'uncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi. Çağlayan Kitabevi, 1988, s. 289.
- 13.Törenek, Mehmet. Hikayeciliğimize Düşen Cemre: Küçük Şeyler. turkiyatjournal.com
- 14.Ömer, Ayhan. Sami Paşazade Sezai Kedi Öykülerinin En Güzelini Yazdı. İmge Öyküler, Nisan-Mayıs 2005. imge.com.tr
- 15.Dino, Güzin. Nabizâde Nazım'ın (1865-1893) "Karabibik" İsimli Hikâyesi Üzerine Bir Deneme. dergiler.ankara.edu.tr
- 16.Nâbizâde Nâzım. İslam Ansiklopedisi. islamansiklopedisi.org.tr
- 17.İleri, Selim. Türk Öykücülüğünün Genel Çizgileri. Türk Dil Kurumu Yayınları, Temmuz 1975. worldshortstoryday.org
- 18.Canan, Sevinç. ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ (1923-1938) TÜRK ROMANINDA SİYASÎ, SOSYAL VE AHLÂKÎ BİR SORUNSAL OLARAK YOZLAŞMA. The Journal of Academic Social Science Studies, 2009, s. 25-54. atif.sobiad.com
- 19.Bozdoğan, Ahmet. Dönem ve Akım Nitelemeleri Arasında Kalmış Bir Terim: Milli Edebiyat. TÜBİTAK ULAKBİM, 2006, s. 15,36. tdk.gov.tr
- 20.Gümüş, Semih. Öykünün Kedi Gözü. Can Yayınları, 2010. canyayinlari.com
- 21.Türk Hikâyeciliğinde Haldun Taner’in Yeri Ve Kitaplarında Yer Almayan “töhmet” Adlı İlk Hikâyesi. Tarih Okulu Dergisi, Eylül 2013, s. 481-498.
- 22.Afzali, Najia. BÂDİYE (1919) GAZETESİNDE EEDEBÎ VE KÜLTÜREL FAÂLİYET. 2011. acikarsiv.gazi.edu.tr
- 23.Köşeli, Yusuf. CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI VE SİNEMASINDA MEDRESE/MOLLA İMAJI. abs.kafkas.edu.tr
- 24.TÜRKLER. Yeni Türkiye Yayınları, 2002, s. 181. katalog.hacettepe.edu.tr
- 25.Özerdim, Sami N.. Türk Öykü Kitapları Zamandizini. Türk Dili, Temmuz 1975, s. 156-165.
- 26.Alim, Kahraman. Türk Edebiyatında Hikâye Literatürü: Cumhuriyet Dönemi. Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, 2006, s. 129-141.
- 27.Ayşe, Demir. Başlangıcından Cumhuriyete Kadar Ana Çizgileriyle Türk Hikâyesi. Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, s. s. 99-128.
- 28.Kerman, Zeynep. Sami Paşazade Sezai. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1986, s. 2.
- 29.Törenek, Mehmet. Hikâye ve Romanlarıyla Mehmet Rauf. 1999, s. 426.
- 30.Levend, Agâh Sırrı. Hüseyin Rahmi Gürpınar. Türk Dil Kurumu Yayınları, 1964, s. 71.