Turkipedia
Menü

Muhayyelât

İçindekiler8
  1. Yazma nüshaları ve baskıları
  2. Konusu
  3. Birinci Hayâl: Hayâl-i Evvel
  4. İkinci Hayâl: Hayâl-i Sânî
  5. Üçüncü Hayâl: Hayâl-i Sâlis
  6. Kaynakları
  7. İçeriği
  8. Basımı
  9. Edebiyat tarihindeki konumu
  10. Karşılama
  11. Eleştiriler
  12. Etkiledikleri
  13. Ayrıca bakınız
  14. Kaynakça

Muhayyelât, Muhayyelât-ı Ledünni-i İlahi-i Giridî Ali Aziz Efendi ya da Muhayyelât-ı Aziz Efendi (مخیلات عزيز افندی), Giritli Ali Aziz Efendi'nin 19. yüzyıl sonunda yazdığı ve ilk baskısı 1852 yılında yapılan fantastik bir hikâyeler kitabıdır.

Yazarın kendine has bir üslupla kaleme aldığı hikâyelerden oluşan eser, modern Türk edebiyatında hikâye türünün ilk örneği sayılmaktadır. Büyük ölçüde 18. yüzyıl İstanbul'undan ve saray hayatından izler taşıyan hikâyelerde cinler, periler, büyü ve sihir gibi olağanüstü unsurlar bulunur.

Muhayyelât, bir yandan masalsı diğer yandan da hikâye türüne yakın özellikler barındırır; Binbir Gece Masalları ya da Binbir Gündüz Masalları türündeki masalları benimsemiş bir anlatıma sahiptir. Hikâyelerin 18. yüzyıl İstanbul'unda geçiyor olması, eseri Doğu hikâyeciliğinin genelgeçer örneklerinden ayırır. Muhayyelâttaki bazı hikâyeler, kadîmü'l eyyâmda terkibiyle başlar ve hayali bir mekânda geçer.[1]Kadîmü'l Eyyâm: Tam olarak ne zaman olduğu anlaşılmayan bir zaman.

Eser, Tanzimat edebiyatı yazarları tarafından "artık terk edilmesi gereken, gerçek dışı anlatı"ya örnek olarak verilmiş ve alay konusu olmuştur. Ancak bugün gelenek ile moderni, sözlü kültür ile yazılı kültürü, Türk edebiyatı ile Doğu edebiyatını, geçmiş ile geleceği birleştiren edebî bir eser olarak değerlendirilmektedir.[2]Gökalp, G. Gonca. Osmanlı Dönemi Türk romanının başlangıcında beş eser. 20 Aralık 1999, s. -.

Yazma nüshaları ve baskıları

Muhayyelâtın en eski ve tam nüshası 1799 tarihli olup Aziz Efendi'nin ölümünden sonra Ahmet Zihni tarafından Muhayyelât-ı Ledünni-i İlahi adıyla kopyalanmıştır. Bir yazma nüshası Atatürk Kitaplığı Osman Ergin Yazmaları Bölümü'nde bulunmaktadır.[3]Uysal, Zeynep. Olağanüstü Masaldan Çağdaş Anlatıya Muhayyelat-ı Aziz Efendi. 1 Ocak 2006.

Eserin ilk baskısı 1852 yılında İstanbul'da Darü't-Tıbaati'l-Âmire (Matbaa-i Âmire) ve Takvim-i Vekayi Matbaası'nda yapılmıştır. Daha sonra 1867'de Mekteb-i Harbiye-i Şahâne Matbaası'nda ve son olarak 1873'te İzzet Efendi Matbaası'nda iki baskısı daha yapılmıştır. Bunlardan biri, diğerinden farklı olarak büyük boyutlu ve yüz doksan iki sayfadır.[3]Uysal, Zeynep. Olağanüstü Masaldan Çağdaş Anlatıya Muhayyelat-ı Aziz Efendi. 1 Ocak 2006.

1973'te Ahmet Kabaklı tarafından 1867'deki baskısı esas alınarak sadeleştirilip yeni harflerle yayımlanmıştır.

Konusu

Muhayyelât, "hayâl" denilen üç ana (çerçeve) bölüme ve her hayâl de kendi içinde bölümlere -iç hikâyelere- ayrılır. Burada sadece ana bölümlerin konusu yazılmıştır.

Birinci Hayâl: Hayâl-i Evvel

Isfahan Hükümdarı Harzemşâh'ın Oğlu Kamercan'ın Hikâyesi

Harzemşâh'ın Kamercan adında bir oğlu vardır ve evlilik vakti gelmiştir. Babası oğlunun ister saraydaki cariyelerden biriyle, ister dışarıdaki kızlardan en güzelini seçip onunla evlenmesini eşi ve başveziriyle kararlaştırır. Durumu oğluna açtığında Kamercan, kadınların "sebatsız ve vefâsız" olduklarını okuduğunu, hayatını İsa gibi tek ve bekâr geçireceğini belirtir. Harzemşâh, bu inat karşısında baskı uygulamak amacıyla oğlunu hapse attırır. Hapishanenin bahçesindeki kör bir kuyudan çıkan yaşlı bir peri, uyuyan Kamercan'ı görür ve öpüp geri döner. Peri, geri döndüğü sırada başka bir periyle karşılaşır ve kavga ederler. Öteki peri, kavgada yenilmek üzereyken Çin'de gördüğü padişah Şuca Han'ın kızı Gülruh'un güzelliğinden dem vurur. İlk peri de Kamercan'ı anlatır. Tartışma uzayınca ikisini karşılaştırmak isterler ve öteki peri, sihirle Çin'e gidip kızı getirerek şehzadenin yanına yatırır. Kamercan uyanınca yanında dünya güzeli kızı görür ve öperek uyandırmaya çalışır, fakat kız uyanmaz. Kamercan da kızın yüzüğü ile kendi yüzüğünü değiştirir. Periler, şehzadeyi uyutup kızı uyandırırlar. Kız da uyanınca şehzadeyi görür ve beğenir. Periler, kızı tekrar uyutup Çin sarayındaki odasına götürürler. Şehzade sabah olunca olanları lalası ile babasına anlatır. Kızı bulmaya çalışırlar. Kız ise Kamercan'ın aşkıyla günden güne sararıp solmaktayken süt kardeşi Saba yola çıkıp iki yıl sonunda Kamercan'ı bulur ve onu Gülruh'a götürür; şehzade ile kız evlenirler. Üç yıl sonra memleketine dönmek üzere eşiyle yola çıkan Kamercan, Gülruh uyurken Gülruh'un kemerindeki muskayı çıkarıp okuduğu sırada bir çaylak muskayı alıp kaçar. Çaylağın peşinden giden Kamercan, ateşperestlerin şehri Multaniye'ye gider, fakat buradan Basra'ya senede bir gemi kalktığından on bir ay beklemek zorunda kalır. Gülruh ise uyandığında eşini göremez ve yaban illerde tek başına kalacağından korktuğundan kocasının kıyafetlerini giyip hizmetçisi ve askerleriyle Basra'ya gider. Burada ülkenin hâkimi olan Hudakulu Şâh, Kamercan geldi sanarak ikramlarda bulunur ve Gülruh'u kızı Ferruh ile evlendirip padişahlık yaptırır. Gülruh, zifaf gecesi Ferruh'a göğsünü açar ve olanları anlatır. Ferruh da sırrını tutmaya söz verir. Kamercan ise muskayı bulur. Bir gün bahçeyle uğraşırken bulduğu defineyi gemiyle Basra'ya götürmek üzere fıçılara altın tozu halinde doldurur ve yanlışlıkla muskayı içine düşürür. Gemi geldiğinde fıçılar gemiye yüklenir, fakat gemi Kamercan olmadan hareket eder. Basra'da Kamercan kılığında padişahlık yapan Gülruh, Kamercan'a dair ipucu bulma umuduyla geminin kaptanıyla konuşur, ardından fıçıları kontrol ederken muskayı görür. Kaptandan hemen gidip unuttuğu adamı Basra'ya getirmesini emreder. Kamercan getirilince Gülruh başından geçenleri Hudakulu Şâh'a anlatır. Şâh, Kamercan'ın Ferruh'la da evlenmesini ister ve bu istek kabul edilir. Her iki kadından da aynı gün birer şehzade dünyaya gelir. Gülruh'tan doğana Asil, Ferruh'tan doğana Nesil adını koyarlar. Şehzadeler on sekiz yaşına geldiğinde Kamercan'ın veziri onları çekemediğinden Asil'i Çin padişahı Şuca Han'ın yanına, Nesil'i Harzemşâh tarafına göndertir.

İkinci Hayâl: Hayâl-i Sânî

Alıntı kutusu |title = "İkinci Hayâl"in hikâye şeması |tstyle = text-align: center; |quote =

  • Çerçeve hikâye: Cevad'ın Hikâyesi

  • Birinci iç hikâye: Ebu Ali Sina'nın Hikâyesi

  • İkinci iç hikâye: Molla Emin'in Hikâyesi

  • Beşinci iç hikâye: Yüce Yaradılışlı Cevad'ın Hikâyesi

  • Altıncı iç hikâye: Cevad'ın İklil'e Misal Getirmesi

  • Yedinci iç hikâye: Şapur ile Hüma'nın Hikâyesi

  • Ağaç listesi/son dal Sekizinci iç hikâye: Gazanfer ile Rahile'nin Mucizeli Hikâyesi

  • Ağaç listesi/son dalDokuzuncu iç hikâye: Karahan'ın Hikâyesi

  • Ağaç listesi/son dal Üçüncü iç hikâye: Çin Şahı'nın Ferahnaz ile İklilülmelik'in Hikâyesi

  • Ağaç listesi/son dalDördüncü iç hikâye: Hoca Abdullah'ın İbretli Hikâyesi

Ağaç listesi/bitiş |source =sayfa 73-186 arası |qalign = left |salign = right |width = 45% |bgcolor = Cornsilk | border=1px

Cevad'ın Hikâyesi

Atina şehrinde yaşı yetmişe ulaşmış Hacı Lebib adında zengin bir tüccar yaşar. Bu tüccar çocuğu olmadığı için üzgündür. Bir gün adının Ebu Ali Sina olduğunu söyleyen nur yüzlü, yaşlı bir zat çıkagelir. Hacı Lebib'in Cevad adında bir çocuğu olacağını söyler ve koynundan çıkardığı bir kutudan iki hap alıp birini Lebib'in, ötekini karısının yutmasını tembih eder. Ayrıca doğacak çocuğun manevi evladı olmasını, on dört yaşına geldiğinde talim ve terbiye maksadıyla yanına gönderilmesini ister. Hacı Lebib'in karısı çok geçmeden hamile kalır ve zamanı gelince çocuk dünyaya gelir. Cevad adı verilen çocuk on dört yaşına geldiğinde Ebu Ali Sina'nın yanına gönderilir, orada sihir ve simya öğrenir. Bir gün üstâdıyla sohbet ederken kapı çalar ancak Cevad kapıyı açınca kimseyi göremez. Kapıyı kapatıp arkasını döndüğünde üstâdının evinde değil saray gibi bir yerde olduğunu görür. Güzel giyinmiş cariyeler Cevad'ı alıp önce hamama ardından dünya güzeli bir sultanın yanına götürürler. On bir gün sonra kıza kim olduğunu ve neden buraya getirildiğini sorar. Kız, burasının Semerkant şehri olduğunu ve kendisinin de bu diyarın padişahı Kirşasp Şâh'ın kızı Fitneidil olduğunu söyler. Sihir, tılsım ve simyaya meyli olduğunu, bu alanlarda derinleşmek istediğini, bundan ötürü üstâdı Hoca Babik'in Cevad'ı salık verdiğini belirtir. Üstâdının sözleri üzerine Cevad'a âşık olduğunu, onunla evleneceğini söyler ve ardından Harut ile Marut'un tılsımlı duasını kendisine öğretmesini ister. Cevad, kızın asıl amacının üstadının en büyük sırrını öğrenmek olduğunu anlayınca bütün tehdit, ısrar ve zorlamalara rağmen bildiklerini kıza anlatmaz. Sonunda Cevad'ı bir kuyuya baş aşağı atarlar. Kuyunun dibine düşerken kendisini birden üstâdı Ebu Ali Sina'nın huzurunda bulur ve yaşadıklarının hikmetini sorar. Üstâdı kendisine eziyet ettiklerini, bunun nedeninin de sır saklamanın önemini öğrenip öğrenmediğini denemek olduğunu belirtir. Ebu Ali Sina, Cevad'ın sınamayı geçtiğini söyler ve kendi üstâdının kendisine uyguladığı hikmeti anlatır.

Üçüncü Hayâl: Hayâl-i Sâlis

Alıntı kutusu |title = "Üçüncü Hayâl"in hikâye şeması |tstyle = text-align: center; |quote = Ağaç listesi

  • Çerçeve hikâye: Şeyh İzzüddin'in Hikâyesi

  • Ağaç listesi/son dalBirinci iç hikâye: Şehzade Nâci Billâh ile Şahide'nin Hikâyesi

  • Ağaç listesi/son dalİkinci iç hikâye: Sitti Emine'nin Hikâyesi

  • Ağaç listesi/son dalÜçüncü iç hikâye: Mısır Sultanı Nâci Billâh'ın Kıvamüddin'in Hikâyesi

  • Ağaç listesi/son dal Dördüncü iç hikâye: Recep Beşe'nin Hikâyesi

Ağaç listesi/bitiş |source =sayfa 186-239 arası |qalign = left |salign = right |width = 45% |bgcolor = Cornsilk | border=1px

Şeyh İzzüddin'in Hikâyesi:

Cezîretülkübra'da Şeyh İzzüddin adında olgun bir zat vardır. Derdi olan kim varsa ona koşar, ona sığınır. Zamanla insanların kendisine koşmasından ruhuna bezginlik gelir. Bunun üzerine Mısır'a göç ederek Kaşifiye adındaki bir semtte ev kiralayıp yalnız başına yaşamaya başlar. Çok geçmeden insanlar kendisini burada da bulur ve ziyaretine gelmeye başlarlar.

Kaynakları

Eserin sahibi Giritli Ali Aziz Efendi
Eserin sahibi Giritli Ali Aziz EfendiF. G. Endler, Kamu malı, Wikimedia Commons

Sözlü kültürle yazılı kültür arasında bir geçiş eseri olan Muhayyelât'ta Binbir Gece ve Binbir Gündüz masallarıyla birlikte Türk masallarının da izleri görülür.kdş|İleri|1975|s=2 Hakkında en geniş ve ayrıntılı çalışma, Aziz Efendi's Muhayyelât başlığıyla 1948'de Almanca bir makale yayımlayan Andreas Tietze tarafından yapılmıştır.kdş|Gökalp|1999|s=3 Arap masallarıyla belirgin benzerliklerine rağmen Muhayyelât'ı özgün bir eser olarak değerlendiren Tietze'nin saptamasında Aziz Efendi'nin doğrudan doğruya Binbir Gündüz Masalları'ndan aldığı anlatılar Ferruhnaz ile İklilülmülk, Hoca Abdullah, Şapur ile Hüma, Nacibillah ile Şahide, Prens Asil, Firuz Şah, Karahan, Sitti Emine ve kısmen Gazanfer ile Rahile'ye dair kıssalar; Binbir Gece Masalları'ndan aldığı anlatılar Kamercan ile Gülruh, Abdüssamed, Prens Nesil ile Alemara'nın maceraları; Türk halk masallarının etkisiyle yaratılmış olan anlatı ise "Kıssa-i Receb Beşe"dir.[4]Tietze, Andreas. Aziz Efendi's Muhayyelât. Oriens, 1948. Doğu-İslam dünyasının ortak hikâyecilik geleneğinin parçası olan Kırk Vezir Hikâyeleri ile Muhayyelât arasındaki bazı benzerliklere dikkat çeken Tietze, Muhayyelât yazarının bu hikâyelerden faydalanmış olabileceğini ileri sürmüştür.[5]Mübeccel, Kızıltan. KlRK VEZİR. İslam Ansklopedisi, s. 475. Tietze ayrıca yazarın yazdığı "Ebû Ali Sînâ Hikâyesi"nde Lâmiî Çelebi'den istifade ettiğini belirtmiştir.[6]Günay, Kut. İBRETNÂME. İslam Ansklopedisi, s. 371. Aziz Efendi, kitabın önsözünden sonraki giriş bölümünde eseri kaleme alış sebebini belirterek, İbrani ve Süryani dillerinde Hülâsatü'l-Hayâl[7]Kabaklı, Ahmet. Türk Edebiyatı Cilt 1. Türk Edebiyat Vakfı Yayınları, 2006. adlı hacimli, eski bir kitap gördüğünü ve kitabı okuduktan sonra eseri yazmaya karar verdiğini söylemiştir.[8]Kırcı, Emine. Muhayyelât-I AZIZ EFENDİ VE TÜRK HALK MASALLARI. Ayrıca Lâmiî'nin İbretnümâ'sı ile Binbir Gece Masalları'nı da okuduğunu ve bu eserlerden de etkilendiğini belirtmiştir.[9]Bayram, Yavuz. KLASİK TÜRK EDEBİYATI (12-19. YÜZYIL). Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ekim 2009.

Birinci Hayâl'deki Kamercan ile Gülruh'un hikâyesi, Binbir Gece'deki Kamer ez-Zaman ile Prenses Budur'dan alınmıştır.kdş|Uysal|2006|s=32 Fakat yazar, kişi ve mekân isimlerini değiştirmiş, erotik ayrıntılara yer vermemiştir. Asil'in hikâyesi ise Binbir Gündüz'deki Seyfelmülük'ten alınmıştır; bu hikâyedeki bazı kişi ve ayrıntılar da Aziz Efendi'nin hikâyelerinde değiştirilmiş, bazı kısımlara yer verilmemiştir.kdş|Uysal|2006|s=33 Abdüssamed'in hikâyesi ise yine Binbir Gece'de yer alan Zeyn el-Asnam'dan alınmıştır.kdş|Uysal|2006|s=33 Kamer ez-Zaman'ın devamında yer alan Prens el-Amşad hikâyesi Şehzade Nesil'in hikâyelerine ilham vermiştir. Nesil'in hikâyesi içinde yer alan Firuz Şah'ın hikâyesi ise Binbir Gündüz masallarındaki Hürmüz Şâh hikâyesinin ikincisiyle aynıdır.kdş|Uysal|2006|s=34 Nesil'in uçan bir atla yaşadığı serüven ise Binbir Gece'deki "Abanoz Atın Sihirli Öyküsü"nden alınmıştır.kdş|Onaran|1992|s=54 İbn-i Sina'nın (Kısaltma|d.|doğum adı Ebu Ali Sina) maceraları İkinci Hayâl'de Cevad'ın maceralarına benzemektedir.kdş|Uysal|2006|s=34 Cevad'ın üstadının adı da Ebu Ali'dir. Ebu Ali'nin hikâyesi ise Lamiî Çelebi'nin İbretnümâ'sındaki Beşir ile Nezir'in hikâyesine benzemektedir.kdş|Uysal|2006|s=35 Ferahnaz ile İklilülmelik'in hikâyesi, Binbir Gündüz masallarındaki Keşmir Şâhının kızı Ferahnaz'dan esinlenilmiştir.kdş|Uysal|2006|s=35 Aynı eserde geçen "Tibet Kralı ile Nayman Prensesi Hikâyesi", Aziz Efendi'nin Şapur ile Hüma'sına ilham olmuştur.kdş|Uysal|2006|s=37 İkinci Hayâl'in son hikâyesi olan Karahan'ın maceraları yine aynı eserdeki Ebu'l-Faris'in iki ayrı seyahatinin birleştirilerek yeniden kurgulanmasıyla oluşmuştur. Üçüncü Hayâl'de yer alan Naci ile Şahide'nin serüvenleri Binbir Gündüz'de yer alan Çin prensesi Turandot ile Şehzade Kalaf'ın hikâyelerinden alınmıştır.kdş|Uysal|2006|s=38 Binbir Gündüz eserindeki bir diğer masal olan "Adu ile Dahi Hikâyesi"nin basitleştirilmiş biçimi Muhayyelât'taki Sıtti Emine hikâyesidir. Receb Beşe'nin hikâyesi ise Tietze'ye göre tamamen halk geleneğinden gelmektedir.kdş|Uysal|2006|s=38

İçeriği

Ali Aziz Efendi, eseri Berlin'de bulunduğu sırada yazmıştır.[10]Erdem, Gökhan. Osmanlı İmparatorluğu'nda Sürekli Diplomasi'ye Geçiş Süreci. 2008, s. 358. Sade nesir şeklinde yazılan eser,[11]Derdiyok, İ. Çetin. OSMAN!,! DEVRİNDE MEKTUP YAZMA GELENEĞİ. çerçeve anlatı tarzıyla kurgulanmıştır. İmzasız önsözde kitabının kaynaklarını belirtir. Eserin baş tarafına ilâve edilen notta, Aziz Efendi'nin tasavvufî ve hikemî (hikmet ve düşünceye ait) ilimlerde mâhir ve her fende zor sorular sormaya, ikna edici cevaplar vermeye muktedir olduğu belirtilir.[12]AZİZ ALİ EFENDİ. İslâm Ansiklopedisi, s. 334. Yazarın "Hayâl" adını verdiği üç büyük hikâyeden meydana gelen[12]AZİZ ALİ EFENDİ. İslâm Ansiklopedisi, s. 334. Muhayyelât'ta her hayâl birbirine bağlı birçok küçük hikâyeden oluşmaktadır:[8]Kırcı, Emine. Muhayyelât-I AZIZ EFENDİ VE TÜRK HALK MASALLARI. Hayâl-i Evvel, Hayâl-i Sâni ve Hayâl-i Sâlis. Birinci Hayâl'de Şehzade Asil Hikâyesi, Abdüssamed Hikâyesi, Şehzade Nesil Hikâyesi ve Firûz Şah Hikâyesi; ikinci Hayâl'de Cevad'ın macerasıyla birlikte birbirine bağlı ve iç içe dokuz hikâye; üçüncü ve son Hayâl'de ise Naci Billah, Sıtti Emine ve Recep Beşe hikâyeleri vardır.[8]Kırcı, Emine. Muhayyelât-I AZIZ EFENDİ VE TÜRK HALK MASALLARI. Bu hikâyelerdeki anlatıların hepsinde ya bir şeyi aramak üzere (arayıcı kahraman) ya da kendi isteği dışında (kurban kahraman) evinden ayrılan bir baş kişinin maceraları aktarılır.kdş|Gökalp|1999|s=4 "Hayâl-i Evvel" adlı birinci Hayâl'de kadınların vefasız olmalarından ötürü evlenmek istemeyen Kamercan adındaki şehzadenin karşısına periler vasıtasıyla Çin şahının güzel kızı çıkarılır. Ayrılıklar, kavuşmalar arasında sınanan sevgililer iyilik ve dürüstlüklerinin mükâfatını görerek evlenir, mutluluk içinde yaşarlar. Bundan sonraki kısa hikâyeler, Kamercan'ın oğulları Şehzade Asil ve Şehzade Nesil etrafında gelişir ve bunlarda iyilik, iffet ve namus, ahde bağlılık gibi temalar ele alınır. "Hayâl-i Sâni" isimli ikinci Hayâl'de Ebu Ali Sina'nın Cevad'ı manevi evlat olarak alıp ilim ve marifet yolunda yetiştirmesi anlatılır. Üstadının marifetiyle kendini başka bir âlemde bulan Cevad'ın, zenginlik, makam, mevki, ölüm tehdidi gibi zorlukları aşarak sırrı ifşa etmemesi esas tema olarak işlenir. Cevad'ın hayâl havuzuna girerek fena mertebesine ulaştığı görülür. Son ve üçüncü hayâl olan "Hayâl-i Sâlis"te Şeyh İzzettin adındaki güneş gibi insanlığı aydınlatan büyük şeyhin kılavuzluğuyla Mısır hükümdarı Naci Billah, önce mecazi aşkı tanır, daha sonra hakiki aşka ulaşır. Bu arada yaşadığı zorluk ve engellerin, şeyhinin bir kerameti ve hayalden ibaret olduğu anlaşılır. Bir hükümdarın yaşadığı bu seyr-i sülûkten hemen sonra gençliğinde yoksul bir genç olan vezir Kıvamüddin'in, daha sonra da halktan biri olarak zaruret içinde yaşayan hamal Receb Beşe'nin benzer hikâyeleri ele alınır. Hikâyeler değişik zaman ve mekânlarda geçmekle beraber büyük ölçüde 18. yüzyıl İstanbul'undan ve saray hayatından izler taşımaktadır.[12]AZİZ ALİ EFENDİ. İslâm Ansiklopedisi, s. 334.kdş|İleri|1975|s=2

Basımı

Galeri |title=Muhayyelât-ı Aziz Efendi'nin Atatürk Kitaplığı'ndaki yazmalarından sayfa örnekleri |width=160 | height=170 |align=center |footer= |Dosya:Muhayyelat sayfalari 1.jpg |alt1=İstanbul: [Darü't-Tıbaati'l-Âmire (Matbaa-i Âmire)], Evâil-i Receb 1268/21-30 Nisan 1852 |İstanbul: Darü't-Tıbaati'l-Âmire (Matbaa-i Âmire), Evâil-i Receb 1268/21-30 Nisan 1852 |Dosya:Muhayyelat.jpg |alt4=İstanbul: [Mekteb-i Harbiye-i Hazret-i Şahane Matbaası ], Cemaziyelahir 1284/Eylül 1867 |İstanbul: Mekteb-i Harbiye-i Hazret-i Şahane Matbaası, Cemaziyelahir 1284/Eylül 1867 |Dosya:Muhayyelat sayfalari 2.jpg |alt2=İstanbul: [İzzet Efendi Matbaası], 1290 H/1873-74 |İstanbul: İzzet Efendi Matbaası, 1290 H/1873-74 |Dosya:Muhayyelat sayfalari 3.jpg |alt3=İstanbul: [İzzet Efendi Matbaası], 5 Şaban 1290/1873 |İstanbul: İzzet Efendi Matbaası, 5 Şaban 1290/1873 Yazarın ölümünden elli dört yıl sonra 1852-1873 yılları arasında beş defa basımı yapılan[12]AZİZ ALİ EFENDİ. İslâm Ansiklopedisi, s. 334. eserin birinci baskısı 1852 yılında İstanbul'da Basmahane-i Amire ve Takvim-i Vekayi Matbaası'nda yapılmıştır. Daha sonra 1867'de Mekteb-i Harbiye-i Şahâne Matbaası'nda ve son olarak 1873'te İzzet Efendi Matbaası'nda iki baskısı daha yapılmıştır. Bunlardan biri, diğerinden farklı olarak büyük boy ve yüz doksan iki sayfadır. 1867'deki baskısı esas tutulmak üzere Muhayyelât-ı Aziz Efendi adıyla Ahmet Kabaklı tarafından sadeleştirilerek yeni harflerle de yayımlanmıştır (İstanbul, 1973).[12]AZİZ ALİ EFENDİ. İslâm Ansiklopedisi, s. 334. Ayrıca 2. Hayâl, İngiliz müsteşriki E. J. W. Gibb tarafından İngilizceye çevrilmiştir (1884).[12]AZİZ ALİ EFENDİ. İslâm Ansiklopedisi, s. 334. Gibb, bu bölümü, üç hikâyenin en ilginci olmasının yanı sıra büyüye bakış, 18. yüzyıl Osmanlı sosyal hayatı, reform öncesi Osmanlı'da rüşvet gibi çeşitli konular içermesinden ötürü seçtiğini kitabın önsözünde belirtmiştir.kdş|Duymaz|2012|s=6 Eserin tam metni, 1999'da Recep Duymaz tarafından Latin harfleriyle yayımlanmış, yazar transliterasyonun yanı sıra hayâllerdeki konu, şahıs, zaman, varlık, mekân ile eserin dil ve üslubu hakkında inceleme yapmıştır.kdş|Duymaz|2012|s=157-330 Günümüzde ise çeşitli yayınevleri tarafından basılmaktadır.

En eski ve tam nüshası, 1799 tarihli olup Aziz Efendi'nin ölümünden sonra Ahmet Zihni tarafından Muhayyelât-ı Ledünni-i İlahi adıyla kopyalanmıştır.kdş|Uysal|2006|s=3 Bir yazma nüshası ise Atatürk Kitaplığı Osman Ergin Yazmaları, numara 297.7 ALİ 297.7 ALİ 1'de bulunmaktadır.[13]Muhayyelat / Ali Aziz b. Mehmed Giridi (ö. 1213 H.). İBB Atatürk Kitaplığı.

Edebiyat tarihindeki konumu

Muhayyelât, Türk edebiyatında yazılı anlatımın ilk eseri olarak görülmektedir. Öncesinde Divan edebiyatında mesneviler, mensur tarih kitapları, çeviri metinler ve halk edebiyatının sözlü anlatılarının el yazması veya daha sonraları taşbasması olarak yazıya geçirilmiş örnekleri bulunmaktadır.kdş|Gökalp|1999|s=2 İslâm Ansiklopedisi'nde "Muhayyelât-ı Aziz Efendi[nin] klasik hikâyecilikten modern hikâyeciliğe geçişte bir dönüm noktası kabul edil[diği]" belirtilmektedir. İskender Pala ile Hasan Kavruk, eser için "Muhayyelât, klasik hikâyecilikten modern hikâyeciliğe geçişte bir dönüm noktası kabul edilir." sözlerini dile getirmiştir.[14]İskender, Pala. Hikâye. İslam Ansklopedisi, s. 493. Âlim Kahraman, "klasik hikâye çizgisi içinde ortaya çıkan değişmenin ilk örneği olarak kabul edildiğini" belirtmiştir.[15]Kahraman, Âlim. Hikâye. İslam Ansklopedisi, s. 494. Orhan Okay, eserin Tanzimat devri hikâye ve romanına "zemin teşkil etmiş olduğunu" ifade etmiştir.[16]Okay, M. Orhan. Yeni Türk Edebiyatı Ders Notları: Tanzimat Edebiyatı. Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, 1990, s. 46.

Karşılama

Eleştiriler

Tanzimat devrinde geniş kitlelerce okunankdş|Aslan|2011|s=84kdş|Duymaz|2012|s=15 Muhayyelât yine aynı dönemde "olağanüstü içeriği ve çocukça anlatımından" ötürü küçümsenmiştir.kdş|Aslan|2011|s=83 Tanzimat edebiyatı yazarları tarafından "artık terk edilmesi gereken, gerçek dışı anlatı"ya örnek olarak verilir ve alaya alınır.[17]Nüket Esen, "Fantastik Bir Osmanlı Metni: Aziz Efendi'nin Muhayyelât'ı", Aksit Göktürk'ü Anma Toplantısı: Yazın ve Çeviride Fantastik, s. 5. Namık Kemal, Muhayyelât gibi olağanüstü hadiseleri içeren hikâyeleri eleştirerek bunların gerçek manada roman[18]Detaylı bilgi için bakınız. olmadığını, bunu anlamanın en iyi yolunun Batı'dan tercüme edilen romanlara bakmak olduğunu yazmıştır.[19]Yetiş, Kazım. Nâmık Kemal'in Türk Dili ve Edebiyatı Üzerine Görüsleri ve Yazıları. Alfa Yayınları, 1996, s. 349. Ahmet Hamdi Tanpınar, eseri başarılı bulmamış ve okunmasının tek sebebi olarak matbaada basılmasını göstermiştir.[20]Ünlü, Osman. MODERN ARAŞTIRMACININ KLASİK HİKÂYEYE BAKIŞI ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER. Tanpınar, Muhayyelât'ı hayâllere ayrılmasından ve "az çok yerli" olmasından ötürü benzerlerinden ayırmıştır fakat Binbir Gece Masalları'nın ve Doğu hikâyelerinin bir taklidi olarak değerlendirmiştir.[21]Tanpınar, Ahmet Hamdi. 19uncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi. Çağlayan Kitabevi, 1997, s. 289. Tanzimat döneminde eskiyi savunan Muallim Naci, eserin "hayal-i muhal" (gerçekleşmesi olanaksız hayal) ile dolu olmasını önemli bir kusur olarak görür.[22]Yılmaz, Durali. Roman Kavramı ve Türk Romanının Doğuşu. Akçağ Yayınları, 1997, s. 51. Şemseddin Sami, Batı edebiyatının yanında Türk edebiyatını "çocukça" bulur ve yeni edebiyat için "Aziz Efendi'nin Muhayyelât'ı ile mukayese edersek eyne's-serâ ve's Süreyya (yer nerde, Süreyya yıldızı nerde) demeyecek miyiz?" diye sorar.[23]Moran, Berna. Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 3. İletişim Yayınları, 1997, s. 63. Nihad Sâmi Banarlı, iki ciltlik Resimli Türk Edebiyatı Tarihi'nde eserin fikir ve felsefe olarak Şark hikâye geleneğine bir şey katmadığını, eski Şark masallarıyla bugünkü hikâye arasında bir merhale sayılabilecek özellikte olduğunu ve bu çehresiyle nesirle hikâye edebiyatında dahili bir tekâmül tesiri uyandırdığını belirtmiştir.[24]Nihad Sami, Banarlı. Aziz Efendi (?-1798) ve Muhayyelât. Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, s. 164. Banarlı eserin dilinin sadeliğini över.

Recep Duymaz, eseri "yeni (gerçekçi) hikâyemizin ne zaman ve nasıl bir ortamda başladığını göstermesi" açısından önemli bir yere koyar.[20]Ünlü, Osman. MODERN ARAŞTIRMACININ KLASİK HİKÂYEYE BAKIŞI ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER. Duymaz'a göre Muhayyelât'ın anlatı geleneğimizde yerini doğrulukla saptayabilmek için bir klasik hikâye metnine ihtiyaç vardır ve bu şekilde kıymeti daha iyi anlaşılacaktır. Ahmed Midhat Efendi, Çengi'de Muhayyelât türü anlatıları hicveder. Eseri sadeleştirerek Türkçeye çeviren Ahmet Kabaklı, önsözünde kitabı "Walt Disney'in dünyasına benzer fantazyalar, cümbüşler ve sürprizler ile dolu, sinema, tiyatro ve TV imkânlarında değerlendirilebilecek bir eser" olarak nitelemiştir.[25]Giritli Aziz Efendi (sadeleştiren: Kabaklı, Ahmet). Hayallar Âleminde Muhayyelât, Önsöz.

Etkiledikleri

Behçet Necatigil, Üç Turunçlar'da yer alan "Hayâl Hanım" adlı radyo oyununda Muhayyelât'tan yararlanmıştır.[26]Muhayyelât'ı okumak.... Radikal, 30 Aralık 2016.[27]Caner, Solak. DÜŞLE GERÇEĞİN ARASINDA RADYODA FELSEFE YAPMAK: BEHÇET NECATİGİL’İN HAYAL HANIM’I. Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, 2013, s. 240-257. Necatigil, Aziz Efendi'nin eserindeki üç hayalden ve bu hayallere bağlı kıssalardan oluşan altmetnin ikinci hayalinde yer alan Cevad adlı dervişin hikâyesini farklı bir edebi türde yeniden yazmayı denemiştir. Ahmed Midhat Efendi Çengi (1877) adlı romanında başta Muhayyelât olmak üzere olağanüstüne, sınırsız bir hayâl gücüne yaslanan geleneksel anlatıları olumsuz yanlarını göstererek parodize eder.kdş|Aslan|2011|s=83 Romanın birinci bölümü olan "İstanbul'da Bir Don Kişot"ta, Daniş Çelebi adlı karakter okuduğu cinli, perili, gerçeklerle alakası olmayan hikâyeler yüzünden delirme noktasına gelmiştir ve bu eserler içinde en çok Muhayyelât'ın etkisindedir.kdş|Aslan|2011|s=84 Yazar, Daniş Çelebi'nin başına geldiği gibi Muhayyelât'ın, okurun delirmesine, toplum tarafından alaya alınmasına, ötekileştirilip dışlanmasına, hatta ölümüne bile sebep olabileceğini göstermeye çalışmıştır. Ancak buna rağmen Muhayyelât'tan beslenmiş, kitaptaki çeşitli motifleri kullanmış ve içeriğinden faydalanmıştır.kdş|Aslan|2011|s=84 Recaizade Mahmud Ekrem'in, "Sâime" adlı uzun hikâyesinde Sadık Efendi akşamları ailesini toplar ve Muhayyelât'tan bölümler okur:

"Hanımın odasında üçü de birleşir. (...) Kahveler, çubuklar içilir, ondan sonra vakit kalırsa Muhayyelât-ı Aziz Efendi gibi kolay anlaşılır bir kitabı Sadık Efendi cehren okur."[28]Ekrem, Recaizade Mahmud. Bütün Eserleri III. MEB Yayınları, 1997, s. 21.

Aynı dönemde Sâlim adlı bir şahsın yazdığı Sözde Sebat adlı beş bölümden oluşan tiyatro eseri de Muhayyelât'ta bulunan "Recep Beşe'nin Hikâyesi"nden yola çıkılarak meydana getirilmiştir.kdş|Duymaz|2012|s=15 Asıl adı Ömer olan Muallim Naci, Varna'da muallimlik yaptığı dönemde Muhayyelât'taki bir hikâyenin ("Kıssa-i Nâcî-bi'llâh ve Şâhide")[29]Mu'allim Naci: Heykel-i Deha. kahramanının adı olan Naci'yi kendisine mahlas seçmiştir.[30]Uçman, Abdullah. Muallim Nâci (1849- 1893). İslâm Ansiklopedisi, s. 315. Bu konuda bir mektubunda olayı anlattıktan sonra şunları yazmıştır:[29]Mu'allim Naci: Heykel-i Deha.

"Şâyân-ı dikkat değil midir ki mahlasım dahi bende bir üstâd-ı suhenin yadigârı olmak üzere bulunmuyor? Kendi yadigâr-ı şebâbım eser-i makbûl-i intihâbım olarak duruyor. O sırada inşâd eylediğim bir gazelin nihayetinde bu hakikati şu vechile göstermiştim: Gerçi Nâcî bir suhan-pîrâye şâkird olmadı Lîk nazm-ı dil-keşî hakkâ ki üstâdânedír Varna ahalisi beni "Nâcî" namıyla yâd eylemekte bir hayli müddet tereddüd gösterdiler ise de sonradan alışmaya başladılar." Nazlı Eray yazdığı Ay Falcısı (1992) adlı kitabını Muhayyelât'ın yazarı Aziz Efendi'ye ithaf etmiştir.[31]ELESTİRİ GÜNLÜKLERİNDEN SEÇMELER. Endokrinolojide Diyalog Dergisi, s. 4. FABİSAD (Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği) tarafından Giovanni Scognamillo onuruna düzenlenen GİO Ödülleri'nde "Yılın en iyi illüstrasyonu" ödülünü alan Evren İnce, çalışmasını yaparken Muhayyelât'tan esinlendiğini söylemiştir.[32]Solomon's Seal. deviantART.[33]GİO Ödülleri'nde yeni hasat. Radikal, 10 Haziran 2016.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. 1.Kadîmü'l Eyyâm: Tam olarak ne zaman olduğu anlaşılmayan bir zaman.
  2. 2.Gökalp, G. Gonca. Osmanlı Dönemi Türk romanının başlangıcında beş eser. 20 Aralık 1999, s. -. dergipark.org.tr
  3. 3.Uysal, Zeynep. Olağanüstü Masaldan Çağdaş Anlatıya Muhayyelat-ı Aziz Efendi. 1 Ocak 2006. academia.edu
  4. 4.Tietze, Andreas. Aziz Efendi's Muhayyelât. Oriens, 1948.
  5. 5.Mübeccel, Kızıltan. KlRK VEZİR. İslam Ansklopedisi, s. 475. islamansiklopedisi.info
  6. 6.Günay, Kut. İBRETNÂME. İslam Ansklopedisi, s. 371. islamansiklopedisi.info
  7. 7.Kabaklı, Ahmet. Türk Edebiyatı Cilt 1. Türk Edebiyat Vakfı Yayınları, 2006.
  8. 8.Kırcı, Emine. Muhayyelât-I AZIZ EFENDİ VE TÜRK HALK MASALLARI. millifolklor.com
  9. 9.Bayram, Yavuz. KLASİK TÜRK EDEBİYATI (12-19. YÜZYIL). Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ekim 2009.
  10. 10.Erdem, Gökhan. Osmanlı İmparatorluğu'nda Sürekli Diplomasi'ye Geçiş Süreci. 2008, s. 358. acikarsiv.ankara.edu.tr
  11. 11.Derdiyok, İ. Çetin. OSMAN!,! DEVRİNDE MEKTUP YAZMA GELENEĞİ. turkoloji.cu.edu.tr
  12. 12.AZİZ ALİ EFENDİ. İslâm Ansiklopedisi, s. 334. islamansiklopedisi.info
  13. 13.Muhayyelat / Ali Aziz b. Mehmed Giridi (ö. 1213 H.). İBB Atatürk Kitaplığı. katalog.ibb.gov.tr
  14. 14.İskender, Pala. Hikâye. İslam Ansklopedisi, s. 493. islamansiklopedisi.info
  15. 15.Kahraman, Âlim. Hikâye. İslam Ansklopedisi, s. 494. islamansiklopedisi.info
  16. 16.Okay, M. Orhan. Yeni Türk Edebiyatı Ders Notları: Tanzimat Edebiyatı. Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, 1990, s. 46.
  17. 17.Nüket Esen, "Fantastik Bir Osmanlı Metni: Aziz Efendi'nin Muhayyelât'ı", Aksit Göktürk'ü Anma Toplantısı: Yazın ve Çeviride Fantastik, s. 5.
  18. 18.Detaylı bilgi için bakınız.
  19. 19.Yetiş, Kazım. Nâmık Kemal'in Türk Dili ve Edebiyatı Üzerine Görüsleri ve Yazıları. Alfa Yayınları, 1996, s. 349.
  20. 20.Ünlü, Osman. MODERN ARAŞTIRMACININ KLASİK HİKÂYEYE BAKIŞI ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER. tubar.com.tr
  21. 21.Tanpınar, Ahmet Hamdi. 19uncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi. Çağlayan Kitabevi, 1997, s. 289.
  22. 22.Yılmaz, Durali. Roman Kavramı ve Türk Romanının Doğuşu. Akçağ Yayınları, 1997, s. 51.
  23. 23.Moran, Berna. Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 3. İletişim Yayınları, 1997, s. 63.
  24. 24.Nihad Sami, Banarlı. Aziz Efendi (?-1798) ve Muhayyelât. Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, s. 164.
  25. 25.Giritli Aziz Efendi (sadeleştiren: Kabaklı, Ahmet). Hayallar Âleminde Muhayyelât, Önsöz.
  26. 26.Muhayyelât'ı okumak.... Radikal, 30 Aralık 2016. kitap.radikal.com.tr
  27. 27.Caner, Solak. DÜŞLE GERÇEĞİN ARASINDA RADYODA FELSEFE YAPMAK: BEHÇET NECATİGİL’İN HAYAL HANIM’I. Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, 2013, s. 240-257. tekedergisi.com
  28. 28.Ekrem, Recaizade Mahmud. Bütün Eserleri III. MEB Yayınları, 1997, s. 21.
  29. 29.Mu'allim Naci: Heykel-i Deha. sutad.selcuk.edu.tr
  30. 30.Uçman, Abdullah. Muallim Nâci (1849- 1893). İslâm Ansiklopedisi, s. 315. islamansiklopedisi.info
  31. 31.ELESTİRİ GÜNLÜKLERİNDEN SEÇMELER. Endokrinolojide Diyalog Dergisi, s. 4. jde.endokrin.com
  32. 32.Solomon's Seal. deviantART. evren-ince.deviantart.com
  33. 33.GİO Ödülleri'nde yeni hasat. Radikal, 10 Haziran 2016. kitap.radikal.com.tr