İslamiyet öncesi Türk edebiyatı
İçindekiler4
İslamiyet öncesi Türk edebiyatı ya da Destan dönemi Türk edebiyatı, Türklerin İslamiyeti kabulünden önceki dönemlerde oluşturdukları edebiyata verilen isimdir.[1]İslamiyet’ten Önceki Türk Edebiyatı, Edebiyat Öğretmeni , 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi. İslamiyet öncesi Türk edebiyatı MÖ 4000'li yıllardan başlayarak Türklerin İslamiyeti kabul ettiği 11. yüzyıla kadar sürmektedir.[2]İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı , Anadolu Üniversitesi, Yard.Doç.Dr. Hülya Pilancı Bu dönem edebiyatı genellikle sözlü ürünlerden oluşmuştur ve yazılı ürünler yok denecek kadar azdır. İslamiyet öncesi Türk edebiyatında 6. yüzyıla kadar olan dönem sözlü edebiyat dönemi olarak adlandırılırken, ilk yazılı eserlerin verilmeye başlamasından sonra yazılı edebiyat dönemi başlamıştır. Eski Türklere ait olan en eski yazılı belgeler ise Orhun Yazıtları'dır. Bu yazıtlar Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Orhun alfabesi ile Göktürkler tarafından yazılmış yapıtlardır. Genel olarak Orhun Yazıtları'ndan önceki dönem sözlü edebiyat, sonrası ise yazılı edebiyat olarak nitelendirilmiştir.
Sözlü edebiyat ve ürünleri
Henüz yazının bulunmadığı dönemlerdeki kaynaklara sözlü edebiyat ürünleri denir. Türk edebiyatında sözlü edebiyatın oluşması dinsel temellere dayanır. Eski Türkler ilk sözlü edebiyat ürünlerini dini tören ve şölenlerde vermiş, nesilden nesile aktararak da devam etmesini sağlamışlardır.[2]İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı , Anadolu Üniversitesi, Yard.Doç.Dr. Hülya Pilancı
Eski Türk şiiri genel özellikleri
Edebiyat türleri arasında önemli bir yeri olan şiir, sözlü edebiyatında ilk türlerinden biri olmuştur. Eski Türklerde şaman, kam, baksı, ozan, gibi dini liderler kopuz adını verdikleri çalgılarıyla ilk şiir örneklerini vermişlerdir.[3]Sözlü Edebiyat, Edebiyat Öğretmeni, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi Bilinen ilk Türk şairleri: Çuçu, Arpın Çor Tigin, Kül Tarkan, Pratyaya Şiri gibi isimlerdir.[2]İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı , Anadolu Üniversitesi, Yard.Doç.Dr. Hülya Pilancı[3]Sözlü Edebiyat, Edebiyat Öğretmeni, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi[4]Bilinen İlk Türk Şair: Arpin Çor Tigin ve Şiirleri, Dil ve Edebiyat Net , 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi İslamiyet öncesi Türk şiirleri hece ölçüsüyle yazılmıştır. Bu şiirlerde yedili, sekizli, on ikili, ölçülere sık rastlanılır. Eski Türk şiirlerinde kafiye oldukça önemlidir, şiirlerin nazım birimi dörtlük, uyak düzenleri ise yarım uyak şeklindedir. Bu dönemde yabancı dillerin etkisi az olduğundan dildeki sözcük sayısı azdır. Şiir konuları arasında: kahramanlık, yiğitlik, ölüm, savaş, binicilik, at sevgisi, askerlik ve aşk gibi kavramlar ön plandadır.[2]İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı , Anadolu Üniversitesi, Yard.Doç.Dr. Hülya Pilancı Şiirler; sığır adı verilen av şölenleri, yuğ adı verilen yas törenleri ve şölen adı verilen toplu ziyafetlerde söylenmiştir. Genel olarak anonim olan bu ürünler yalın bir Türkçe ile söylenmiştir.
Koşuk
Türkler İslamiyet öncesi belli dönemlerde, "sığır töreni" adı verilen av törenlerinde, "Toy / Şölen" adı verilen kurban törenlerinde ziyafetler ve kazanılan savaşlar sonunda, tüm boyların erkekleri bir araya gelerek eğlenirdi. Bu eğlencelerde söylenen çoklukla aşk, doğa ve yiğitlik konularını işleyen ve "kopuz" adı verilen sazla birlikte söylenen şiirlere "koşuk" adı verilir. Koşuklar İslamiyet sonrası edebiyatta yerini; Halk edebiyatında koşmalara, Divan edebiyatında ise gazellere bırakmıştır.[5]Koşuk, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi Koşuklar dörtlük biçiminde yazılmış ve hece ölçüsüyle söylenmiştir. Uyak düzenleri: aaab, cccb, dddb şeklindedir.[5]Koşuk, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi
Sagu
Sagu, ölen bir kişinin ardından söylenen bir tür ağıt şiiridir. Genelde ölen kişinin erdemlerini ve yiğitliklerini konu alır. Edebi sanatlara yer verilir. Dörtlük esasına dayanır. Ölen kişinin kahramanlıklarını, başarılarını, erdemlerini; kalanların acısını ve duyulan üzüntüyü dile getirir. Sagu, nazım şekliyle söylenir. Bu şiirlere İslâmiyet sonrası Halk edebiyatında ağıt, Divan edebiyatında ise mersiye denir. Yuğ denilen ölüm törenlerinde söylenir. Divân-ı Lugati-t Türk'teki Alp Er Tunga (Saka Türklerinin yazdığı) sagusu bu türün önemli örneklerindendir.[6]Sagu, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi
Sav
Sav; atasözü niteliğinde, az sözle çok şey anlatan, anlam yoğunluğu bulunan, özlü sözlerdir. Kaşgarlı Mahmut'un Divân-ı Lügati't-Türk adlı eserinde pek çok sav vardır. Bugünkü atasözlerinin karşılıklarıdır. Biçim olarak cümle veya iki dize şeklinde söylenmiştir.[7]Sav, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi
Destan
Destan, milletlerin hayatında büyük yankılar uyandırmış tarihî, toplumsal (savaş, göç, istilâ gibi) veya doğal (yangın, salgın hastalık, sel, deprem gibi) olayların anlatıldığı, hayal unsurlarıyla süslenmiş uzun manzum eserlerdir. Destanlar ait oldukları ulusların özelliklerini yansıtır. Destanlarda anlatılan olaylar toplumlarda derin izler bırakmıştır. Destanlardaki kişiler genellikle seçkin zümreden oluşur. Destanlarda zaman zaman tanrının olaylara müdahale ettiği gözlenir. Destanlar oluşumları bakımından doğal ve yapay destan olmak üzere ikiye ayrılırlar. Doğal destanlar toplumu derinden etkileyen olaylar sonucunda halk arasında kendiliğinden oluşmuşlardır. Bunlar daha sonraları bir şair tarafından derlenip düzenlenmişlerdir. Destanlar ulusların yazı öncesi dönemlerini aydınlatabilmek için önemli bir kaynak sayılırlar. Türklerde doğal destanlara: Alper Tunga Destanı örnek verilebilir. Yapay destanlar ise: bir ulus için önemli olan bir olayın yıllar sonra destan özelliklerine bağlı kalarak bir yazar tarafından kaleme alınmasıdır. Türklerde yapay destanlara: Kayıkçı Kul Mustafa'nın yazdığı Genç Osman Destanı ve Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın yazdığı Üç Şehitler Destanı örnek verilebilir.[8]Destan, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi[9]Destanlar, Edebiyat Öğretmeni , 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi
İslamiyet öncesi Türk destanları
Türk destanları sözlü edebiyat ürünleri oldukları için destanlar hakkındaki bilgiler oldukça kısıtlıdır. Türk destanlarının bugün var olan kısımları diğer ulusların kaynaklarından derlenmiştir. Bunlardan bir kısmı Çin, Arap, İran ve Yunan kaynaklarından derlenip yazıya aktarılırken bir kısmı ise halk arasında süre gelen hikâyelerin derlenip yazılmasıyla oluşmuştur. Eski Yunan ve İran destanları ile Türk destanları arasında çeşitli benzerlikler vardır. Türk destanlarındaki mitolojik öğeler genel olarak ışık, rüya, ağaç, demir, altın, yay, at, kurt, geyik, mağara ve sihir gibi şeyler olmuştur. İslamiyet öncesi Türklere ait olan Alp Er Tunga Destanı'nda Türkler ile İranlılar arasında geçen savaşta Saka Türkleri'nin hakanı olan Alp Er Tunga'nın yiğitlikleri ve kahramanlıkları anlatılır. Bu destana ait bilgiler Firdevsî'nin Şehnâme adlı eserine dayanmaktadır. Şehnâme'de Alper Tunga'dan Afrasyap olarak bahsedilir.[10]Alper Tunga Destanı, Edebiyat Öğretmeni , 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi. Saka Türklerine ait olan Şu Destanı'nda ise Makedonyalı İskender ile Saka Türkleri arasındaki mücadeleler anlatılmaktadır.[11]Şu Destanı, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi Hun Türklerine ait Oğuz Kağan Destanı'nda ise Oğuz Kağan'ın savaşları ve yaşamı anlatılmaktadır. Destanda Oğuz Kağan doğuştan güzel olan biri olarak tasvir edilmektedir. Destanda diğer konular ise Oğuz Kağan'ın kırk gün sonra büyüyüp gelişmesi ve halka eziyet eden canavarı öldürmesi olayıdır. Destandaki Oğuz Kağan karakterinin gerçekte Asya Hun İmparatoru olan Metehan'ın olduğu düşünülmektedir. Bozkurt Destanı ile Ergenekon Destanı ise Göktürk Kağanlığı'na aittir. Bozkurt Destanı'nda savaşta yaralanan bir Türkün dişi bir kurt tarafından kurtarılması, koruması ve Türklerin çoğalıp eski güçlerine ulaşmaları anlatılmaktadır.[12]Bozkurt Destanı, Edebiyat Öğretmeni , 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi Ergenekon Destanı'nda ise Türklerin bir yenilgi sonrasında Ergenekon'a çekilmeleri ve orada çoğalarak demir bir dağı eritip kurtulmaları anlatılır.[13]Ergenekon Destanı, Edebiyat Öğretmeni, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi. Türk destanlarından Türeyiş ve Göç Destanı ise Uygur Türkleri'ne aittir. Türeyiş Destanı'nda Uygur hakanının üç kızını bir insanla evlendirmek istemeyerek Tanrı'ya kızları ile evlenmesi için yalvarması anlatılır. İlerleyen dönemlerde Tanrı bir kurt görünümüyle hakanın kızlarıyla evlenir ve Uygur Türkleri bu evlilikle beraber çoğalır.[14]Türeyiş Destanı, Edebiyat Öğretmeni, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi. Göç Destanı'nın konusu ise: Uygurların çektikleri çileler ve bulundukları topraklardan göç etmeleridir. Ayrıca destanda Uygur hakanının oğluna bir Çin prensesi alması ve buna karşılık Kutul Dağı'nı vermesi anlatılır.[15]Göç Destanı, Edebiyat Öğretmeni , 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi
Yazılı edebiyat

İslamiyet öncesi Türk edebiyatına ait bilinen yazılı ürün sayısı oldukça azdır. İslamiyet öncesi Türk edebiyatının en önemli eserleri Orhun Yazıtları ile Uygur edebiyatı metinleridir. Orhun Yazıtları Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Göktürk alfabesi ile Göktürkler tarafından yazılmış yapıtlardır. Yabancı dillerin etkisinden uzak ve yalın bir dil tercih edilmiştir. Bu yazıtlarda Göktürklerin bağımsızlıkları için Çinlilerle olan mücadeleleri anlatılmaktadır. Ayrıca Türk ulusuna seslenerek birlik beraberlik içinde yaşamaları gerektiği öğütlenmiştir. Bu yazıtların ilkini bilge Tonyukuk, iki ve üçüncüsünü ise Yolluğ Tigin tarafından yazılmıştır. Bilge Tonyukuk'un yazdıkları daha sade bir yapı gösterirken, Yolluğ Tigin'in yazdıkları ise söylev tarzında olmuştur. Bu yazıtlar günümüzde Moğolistan sınırları içerisinde bulunmaktadır.[16]İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı Ders Notları , MEB, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi. Uygur edebiyatı ise Uygur alfabesi kullanılarak yazılmıştır. Bu yazıtlarda Budizm ve Maniheizm dininin ilkeleri anlatılmaktadır. Bu yazıtlar Türkistan'ın Kara Hoço kenti yakınlarında olan Turfan'da yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkmıştır. Uygurlardan günümüzde ulaşan eserlere örnek olarak Irk Bitig, Sekiz Yükmek ve Altun Yaruk sayılabilir.[17]Türk edebiyatı, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi
Ayrıca bakınız
Kaynakça
- 1.İslamiyet’ten Önceki Türk Edebiyatı, Edebiyat Öğretmeni , 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi. edebiyatogretmeni.org
- 2.İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı , Anadolu Üniversitesi, Yard.Doç.Dr. Hülya Pilancı w2.anadolu.edu.tr
- 3.Sözlü Edebiyat, Edebiyat Öğretmeni, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi edebiyatogretmeni.org
- 4.Bilinen İlk Türk Şair: Arpin Çor Tigin ve Şiirleri, Dil ve Edebiyat Net , 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi diledebiyat.net
- 5.Koşuk, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi
- 6.Sagu, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi
- 7.Sav, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi
- 8.Destan, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi
- 9.Destanlar, Edebiyat Öğretmeni , 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi edebiyatogretmeni.org
- 10.Alper Tunga Destanı, Edebiyat Öğretmeni , 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi. edebiyatogretmeni.org
- 11.Şu Destanı, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi
- 12.Bozkurt Destanı, Edebiyat Öğretmeni , 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi edebiyatogretmeni.org
- 13.Ergenekon Destanı, Edebiyat Öğretmeni, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi. edebiyatogretmeni.org
- 14.Türeyiş Destanı, Edebiyat Öğretmeni, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi. edebiyatogretmeni.org
- 15.Göç Destanı, Edebiyat Öğretmeni , 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi edebiyatogretmeni.org
- 16.İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı Ders Notları , MEB, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi. mebk12.meb.gov.tr
- 17.Türk edebiyatı, 13 Nisan 2016 tarihinde erişildi