Osmanlı-Safevî Savaşı (1505-1517)
Osmanlı-Safevî Savaşı, Sultan II. Bayezid ve oğlu I. Selim döneminde Osmanlı İmparatorluğu ile İran'ın Safevi hanedanı arasında yaşanan bir dizi askeri çatışmadır. Mezhep ve toprak rekabetinden kaynaklanan savaşlar, önemli Çaldıran Muharebesi (1514) ve ardından Doğu Anadolu ve Yukarı Mezopotamya'nın fethi de dahil olmak üzere büyük Osmanlı zaferleriyle sonuçlanmıştır. Bu seferler, 1918'e kadar sürecek uzun soluklu bir Osmanlı-İran rekabetinin başlangıcını işaret eder.
Arka plan
1500 yılında, Safevi tarikatının lideri olduktan sonra I. İsmail, önce Şirvanşahları, daha sonra da tüm İran'ı fethederek Akkoyunlulara karşı bir isyan başlatmıştır. Seferleri sırasında binlerce Sünniyi katletmiş ve sonunda Akkoyunlu devletini tamamen yok etmiştir. Bu olayları yakından takip eden Şehzade Selim, Safevilerin Osmanlı topraklarına bir istilasından korkmuş ve babası II. Bayezid'i defalarca uyarmıştır, ancak endişeleri dikkate alınmamıştır.[1]Sümer, Faruk. Safevi Devletinin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü. Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1992, s. 15.
1505 yılında İsmail'in kardeşi İbrahim, Selim'in yönettiği Trabzon'a 3.000 adamla baskın düzenledi, ancak Selim'in komutasındaki sadece 450 asker tarafından püskürtüldü.[2]Finkel, Caroline. Osman's Dream. John Murray Press, 19 Temmuz 2012. Bu, Osmanlı İmparatorluğu ile Safevi İran arasında ilk doğrudan muharebe oldu ve Selim'in liderliğindeki çatışmalar sonraki on iki yıl boyunca devam etti.
İkinci çatışma 1507'de, Safevilerin 20.000 kişilik bir kuvvetle Dulkadiroğulları Beyliği'ne saldırması, Osmanlı topraklarından geçerek beyliğe saldırması ve Alaüddevle Bozkurt Bey'i cezalandırmasıyla gerçekleşmiştir.[3]Yinanç, Refet. Dulkadir Beyliği. Turkish Historical Society Press, 1989, s. 92-95. Babasının Safevilere karşı hareketsizliğinden dolayı hayal kırıklığına uğrayan Selim, babasının onayı olmadan Erzincan'a saldırdı ve 10.000 kişilik bir Safevi kuvvetini mağlup etti. Ancak bu zafere rağmen, daha sonra Erzincan'ı Safevilere geri vermesi emredildi.
Zaman çizelgesi
1505
1505 yılında, I. İsmail'in kardeşi İbrahim, o sırada I. Selim tarafından yönetilen Osmanlı Trabzon vilayetine baskın düzenlemek üzere 3.000 kişilik bir kuvvete önderlik etti.[4]God's Shadow: The Ottoman Sultan Who Shaped the Modern World. Archived: April 4, 2022. By Alan Mikhail.[5]Ottoman-Safavid Relations under Bayezid II (1501–1512). Archived: May 19, 2022. F. Papadimitriou (2020). Sadece 450 askere komuta eden Selim, Safevi akınını başarıyla püskürttü ve geri çekilen kuvvetleri Erzincan'a kadar takip ederek ağır kayıplar verdirerek silahlarını ve malzemelerini ele geçirdi.[4]God's Shadow: The Ottoman Sultan Who Shaped the Modern World. Archived: April 4, 2022. By Alan Mikhail. Ayrıca batı Safevi topraklarına baskın düzenlemek üzere başka bir birlik daha gönderdi.[4]God's Shadow: The Ottoman Sultan Who Shaped the Modern World. Archived: April 4, 2022. By Alan Mikhail. Çatışmanın ardından Şah İsmail, Selim'in eylemlerini protesto eden ve ele geçirilen silahların ve esirlerin iadesini talep eden bir elçiyi II. Bayezid'e gönderdi.[4]God's Shadow: The Ottoman Sultan Who Shaped the Modern World. Archived: April 4, 2022. By Alan Mikhail. Ancak Bayezid bu talepleri kabul etmedi; bunun yerine hediyeler ve barış güvenceleriyle karşılık verdi.[4]God's Shadow: The Ottoman Sultan Who Shaped the Modern World. Archived: April 4, 2022. By Alan Mikhail.
1507

1507 yılında Şah İsmail I komutasındaki Safeviler, bu kez Dulkadiroğulları Beyliği hükümdarı Bozkurt Bey'i hedef alarak Anadolu'yu bir kez daha işgal etti.[6]ŞAH İSMÂİL. Kuvvetleri Osmanlı topraklarından geçti ve imparatorluğun tebaası olan yerel Türkmen aşiret mensuplarını askere aldı; bu, Osmanlı egemenliğinin doğrudan ihlali olarak görüldü. II. Bayezid misilleme yapmaktan kaçınsa da, Selim babasının onayı olmadan bir karşı saldırı başlattı. Erzincan ve Bayburt'a saldırdı ve İsmail tarafından gönderilen Safevi kuvvetlerini mağlup etti.[7]BAYBURT.
1510
1510 yılında Şah İsmail, Selim'in bölgedeki yönetimine meydan okuma girişiminin başarısızlıkla sonuçlandığı 1505 yılındaki girişimi tekrarlayarak Trabzon'a doğru bir sefer daha düzenledi.[8]God's Shadow: The Ottoman Sultan Who Shaped the Modern World . By Alan Mikhail. Yine İsmail'in kardeşi tarafından yönetilen işgalci güçler, Selim tarafından kesin bir şekilde mağlup edildi.
1511
1511 yılında, Anadolu'da yaşayan Türkmen Kızılbaş lideri Şahkulu, özellikle Teke Yarımadası'nda Safevi yanlısı bir isyan başlattı. İsyanın ilk aşamalarında, Mayıs 1511'de Şahkulu, 400-500 kişilik bir kuvvetle Antalya'ya baskın düzenledi. Kısa süre sonra, daha büyük bir kuvvete sahip olmasına rağmen muharebe alanından kaçan ve hazinesini terk eden Şehzade Korkut ile karşı karşıya geldi. Korkut'un geri çekilmesi üzerine, Sıçar Hasan Paşa hazineyi Şahkulu'dan kurtararak Antalya'ya kaçtı. Orada 3.000 kişilik bir isyancı kuvveti tarafından saldırıya uğradı ve mağlup edildi. Muharebede yaralanan Sıçar Hasan Paşa, diğer kurtulanlarla birlikte Adana'daki kaleye sığındı. İsyancılar kaleyi kuşattı, ancak Şahkulu kaleyi ele geçiremeyince kuşatmayı kaldırdı ve kuzeye doğru ilerleyerek Isparta'yı ele geçirdi ve Burdur'a saldırdı. Burdur sancakbeyi Murad Paşa, şehri 2000 adamla savunmaya çalıştı ancak muharebede öldürüldü ve şehir isyancıların eline geçti.
Şahkulu, Burdur'da kısa bir süre bekledikten sonra 16 Nisan 1511'de Kütahya'ya yürüdü. II. Bayezid, isyancıların İstanbul'a ulaşmasından korkarak Hadım Ali Paşa ile Karagöz Ahmed Paşa'yı gönderdi. 5.000 adamla Kütahya'ya geldi. Şahkulu bunu öğrenince geçici olarak geri çekilerek Osmanlı kuvvetlerinin gelişini bekledi. Onların gelişinden sonra, ordunun neredeyse tamamını pusuya düşürerek öldürüp Ahmet Paşa'yı yakalayıp idam etti.[9]Süleymanov, Mehman. Şah İsmayıl Səfəvi. Ocak 2018, s. 365-366.
Bu zaferin ardından Şahkulu, Teki Baba'yı Kütahya'yı kuşatması için gönderirken, kendisi de Şehzade Korkut'u ele geçirmek için Manisa'ya saldırdı ve onu başka bir muharebede yenerek Serasker Hasan Paşa ile birkaç sancakbeyini öldürdü.
Kütahya'yı kuşatan isyancılar Haydar Paşa tarafından bozguna uğratıldıktan sonra Şahkulu Manisa'dan ayrılıp Kütahya'ya saldırdı ve Haydar Paşa'yı öldürdü. Buna karşılık Bayezid, Kâtip Ali Paşa komutasında 50.000 kişilik bir ordu gönderdi ve bu ordu 15 Temmuz'da Ankara yakınlarında Şahkulu ile çatışmaya girdi. Uzun bir muharebenin ardından Osmanlılar mağlup oldu; komutanları öldürüldü ve birçok asker kaçtı, Şahkulu ise sadece yaklaşık 500 kayıp verdi.[10]Rumlu, Həsən bəy. Əhsənüt-təvarix. Elm və Təhsil, 2017, s. 175, 412.
Bu zaferden sonra Şahkulu Adana'yı tekrar kuşattı, ancak Osmanlıların Hadım Ali Paşa komutasında 8.000 kişilik bir kuvvet gönderdiğini öğrenince kuşatmayı kaldırarak 13.000 adamıyla Safevi topraklarına doğru geri çekildi. Takip sırasında Şahkulu, Karaman'a saldırdı ve berebey Haydar Paşa'yı (Kütahya'da öldürülen Haydar Paşa ile aynı kişi değil) ve Karaman sancakbeyi Cündî Kemal Bey'i öldürdü.
Bunun ardından Şahkulu, Sivas'a kaçtı, ancak 14 günlük bir kovalamacanın ardından Hadım Ali Paşa tarafından yakalandı. Sivas'ta (veya bazı kaynaklara göre Adıyaman'da) yapılan bir sonraki muharebede isyancılar Osmanlıları yenerek Ali Paşa'yı öldürdüler. Şahkulu muharebeden sonra kayboldu, öldüğü varsayıldı; cesedi asla bulunamadı. Hayatta kalan isyancılar Safevi topraklarına kaçtılar ve orada Şah İsmail tarafından karşılandılar.
1512
Osmanlı İmparatorluğu içindeki karışıklıktan yararlanan I. İsmail, kendisine katılamayan Kızılbaşları askere almak için Nur Ali Halife'yi Osmanlı topraklarına gönderdi. Şebinkarahisar'a vardığında Nur Ali Halife, I. İsmail'in emirlerini alenen ilan etti. Bunun sonucunda üç ila dört bin kadar sipahi aileleriyle birlikte onlara katıldı.[10]Rumlu, Həsən bəy. Əhsənüt-təvarix. Elm və Təhsil, 2017, s. 175, 412. Boşaltılan köyler Osmanlı kadastro kayıtlarında yer almaktadır.[11]Tapu Tahrir Defteri 199. Başbakanlık Osmanlı Arşivi, s. 4.
Nur Ali Halife, yeni katılan Kızılbaşlarla birlikte Malatya'ya yürüyerek şehri ele geçirdi, ardından Tokat'a doğru ilerledi. Tokat halkı Nur Ali Halife'ye biat etti. Tokat'ta I. İsmail adına bir hutbe okundu. Nur Ali Halife, Tokat'tan ayrılıp Kazabad'a vardığında, Şehzade Ahmed'in oğlu Şehzade Murad, yaklaşık on bin kişilik bir orduyla Kızılbaşlara katıldı.[12]Kâtib Çelebi. Tekmiletü'l-Ahbâr. İSAM Yayınları, 2007, s. 51.
Nur Ali Halife, şehzade ile birlikte Tokat'a döndüğünde, yerli halk onların şehre girmesine izin vermedi. Bunun üzerine Tokat'ı ateşe verdiler ve Niksar'a yöneldiler. Şehzade Murad daha sonra Nur Ali Halife'den ayrılıp I. İsmail'in yanına gitti.
Nur Ali Halife, Çemişgezek'i kuşattı ve şehir direniş göstermeden teslim oldu. Daha sonra Melkişli aşiretinin ileri gelenlerine ve ahaliye eziyetler edip pek çok kişiyi öldürdüğü rivayet edilir.[13]Bitlisi, Sharaf Khan. Sharafname. Harvard University Press, 1972, s. 164.
Erzincan'ın merkezindeki tımarına doğru giderken Nur Ali Halife, Osmanlı veziri Hadım Sinan Paşa'nın kendisini bir orduyla takip ettiğini öğrendi. Eyüyazı yakınlarında yapılan bir savaşta Hadım Sinan Paşa mağluğ oldu ve Yularkıstı Sinan Paşa öldürüldü. Bunun ardından zafer kazanmış bir komutan olarak Nur Ali Halife, Erzincan'ın merkezine geri döndü.[14]Gündüz, Tufan. Son Kızılbaş Şah İsmail. Ötüken Neşriyat, 2020, s. 116.
1514

İki ordu Çaldıran Muharebesi'nde karşılaştı. Muharebe sırasında Osmanlı gücü 60.000[15]Keegan & Wheatcroft, Who's Who in Military History, Routledge, 1996. p. 268 "In 1515 Selim marched east with some 60,000 men; a proportion of these were skilled Janissaries, certainly the best infantry in Asia, and the sipahis, equally well-trained and disciplined cavalry. [...] The Persian army, under Shah Ismail, was almost entirely composed of Turcoman tribal levies, a courageous but ill-disciplined cavalry army. Slightly inferior in numbers to the Turks, their charges broke against the Janissaries, who had taken up fixed positions behind rudimentary field works." ile 300.000[16]Ekhtiari Charoymaghi, Masoumeh. Venedik ve Safevî Kaynaklarına Göre Çaldıran Savaşı. Akademik Tarih ve Araştırmalar Dergisi, 2021, s. 16. arasındayken, Safevi gücü 20.000[17]Battle of Chaldiran. Encyclopaedia Britannica. ila 80.000[16]Ekhtiari Charoymaghi, Masoumeh. Venedik ve Safevî Kaynaklarına Göre Çaldıran Savaşı. Akademik Tarih ve Araştırmalar Dergisi, 2021, s. 16. civarındaydı.
Başlangıçta I. Selim, ordunun dağlara güvenli bir şekilde sırtını yaslayabilmesi için ovanın güneybatısındaki tepelerin ele geçirilmesini emretti. Orhan Bey komutasındaki öncü birlikler bu tepeleri hızla güvence altına aldı. I. Selim, Kazasker, Sadrazam Hersekzâde Ahmed Paşa, Vezir Dukakinoğlu Ahmed Paşa ve Mustafa Paşa eşliğinde merkezin komutasını bizzat üstlendi. Anadolu birliklerinden oluşan sağ kanat, Anadolu Beylerbeyi Hadım Sinan Paşa ve Karaman Beylerbeyi Zeynel Paşa komutasındaydı. Rumeli birliklerinden oluşan sol kanat ise Rumeli Beylerbeyi Hasan Paşa komutasındaydı. Anadolu ve Rumeli azep birlikleri en tehlikeli noktaya, topların tam önüne yerleştirildi. Hakim tepelere yaklaşık 200[18]Ágoston, Gábor. Firearms and Military Adaptation: The Ottomans and the European Military Revolution, 1450–1800. Journal of World History, 2014, s. 110. top yerleştirildi. Şah İsmail'in ordusu ilk bakışta gizli topları fark etmeyecek ve önlerinde duran Azep birliklerine saldıracaktı. O anda Azep birlikleri ustaca cepheyi temizleyecek ve Safevi ordusunu top ateşi çemberine hapsedecekti. Şah İsmail ordusunun sağ kanadına bizzat komuta ediyordu, sol kanadı Diyarbakır valisi Ustacluoğlu Mehmet Han, merkezi ise sadrazam Mir Abdülbaki komuta ediyordu. Şah İsmail, zırhlı süvarilerinin üstünlüğüyle büyük bir zafer kazanmayı planlıyordu.[19]Tekindağ, Şehabeddin. Yeni Kaynak ve Vesîkaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, 1968, s. 17.[20]Öz, Gülağ. İslamiyet Türkler ve Alevilik. 1999, s. 188.
Muharebe başladığında, Osmanlı askerleri bu savaşta ilk kez Fitilli tüfek veya Gürleyen Demirler adı verilen ağır ateşli silahlar kullandılar. Bu tüfekler ateşlendiğinde, Safevi saflarında büyük boşluklar oluşmasına neden oldular.[21]Gene Ralph Garthwaite, The Persians, (Blackwell Publishing, 2005), 164. Ordusunun sendelediğini gören Şah İsmail, komutasındaki sağ kanadı Osmanlı sol kanadına saldırmak için yönlendirdi. Azep birlikleri Selim'in planını uygulayamadı. Zamanında kenara çekilemediler ve toplar ateş edemedi. Yorgun ve bitkin Rumeli birlikleri, Şah İsmail'in taze kuvvetlerine karşı koyamadı. Bu saldırı sırasında Şah İsmail, Rumeli Beylerbey Hasan Paşa'yı öldürdü. Sultan Selim durumu çabucak kavrayarak topçularına ateş açma emri verirken, seçkin yeniçerileriyle Şah İsmail'in geri çekilme yolunu bizzat kesti. Osmanlı sol kanadı imha edilmiş olsa da, merkeze komuta eden Selim ve sağ kanada komuta eden Hadım Sinan Paşa, Safevi ordusunu zor durumda bırakmak için zekice manevralar yaptılar.
Azep birlikleri topların arkasına çekildi ve top ateşi başladı. Safevi sol kanat komutanı Ustaclu Muhammed Han, askerlerini doğrudan topçu ateşinin içine sürdü. "Şimdi vurun!" diye bağırarak kendisi de ileri atıldı, ancak bir Osmanlı süvarisinin mızrağıyla atından düşürülerek öldürüldü. Selim'in emriyle Malkoçoğlu Ali Bey ve Malkoçoğlu Tur Ali Bey, adamlarıyla birlikte Şah İsmail'e saldırdılar, Malkoçoğlu Tur Ali Bey öldürüldü. Daha sonra Malkoçoğlu Ali Bey, Selim'in kendisine hediye ettiği çift namlulu tabancasıyla ateş açarak Şah İsmail'i kolundan ve uyluğundan yaraladı. Buna karşılık, Şah İsmail'in seyisi Atçeken Hızır arkadan yaklaşarak Malkoçoğlu'nu öldürdü.[22]Andrew James McGregor, A Military History of Modern Egypt: From the Ottoman Conquest to the Ramadan War, (Greenwood Publishing, 2006), 17.
Muharebe bir gün sürdü. Kaybedeceğini anlayan Şah İsmail, kalan son kuvvetlerini Osmanlı ordusuna karşı gönderdi. Ardından Atçeken Hızır ile kıyafetlerini ve atlarını değiştirdi ve kaçtı. Hızır, Şah İsmail'in kıyafetlerini giyerek "Ben Şah'ım!" diye bağırarak muharebe alanına geri döndü. Osmanlılar tarafından yakalandı, ancak daha sonra kaçmayı başardı. Muharebenin sonunda, Safevi ordusu dağılmaya başlayınca, Şah İsmail muharebe alanını terk ederek Dergezin'e çekildi. Bu savaşta Ustaclu Muhammed Han, Pir Ömer Bey Şireci, Köse Hamza ve Lala Hüseyin Bey gibi birçok ünlü Kızılbaş lideri öldürüldü.[23]Şirazi, Abdi Beğ. Tekmiletü’l-Ahbâr. Bilge Yayıncılık, 2019, s. 55.[24]Münşî. Cevâhirü’l-Ahbâr fi Hasayili’l-Ahyar. 2019, s. 135.[25]Ahsenü’t-Tevârih, s. 195.
I. Selim, başlangıçta Safevilerin geri çekilmesinin bir hile olduğunu düşünmüştü, ancak muharebenin kazanıldığı anlaşılınca ordusunun muharebe alanını yağmalamasına izin verdi ve esirlerin çoğu idam edildi. Bu savaşta Osmanlı ordusu en son askeri teknolojiyi kullandı ve büyük bir zafer kazandı. 6 Eylül 1514'te I. Selim, Safevi devletinin başkenti Tebriz'e girdi. Kışı orada geçirmek istiyordu, ancak yorgun askerleri arasında artan huzursuzluk nedeniyle İstanbul'a dönmek zorunda kaldı ve yeni ele geçirdiği toprakların bir kısmını terk etti. Safeviler daha sonra Doğu Anadolu hariç kaybettikleri toprakları başka bir çatışma olmadan geri aldılar. Bu savaşın asıl amacı toprak fethi değil, Safeviler ve Osmanlılar arasındaki güç mücadelesini çözmekti. Muharebenin sonucu olarak, Doğu Anadolu'daki aşiretler ve beylikler Osmanlılara bağlılıklarını ilan ettiler. Muharebe ayrıca Safeviler ile Mısır'daki Memlük müttefikleri arasındaki bağı da kopardı ve bu da Selim'in Mısır seferini kolaylaştırdı. Ayrıca Osmanlılar İpek Yolu'nun Van-Tabriz bölümünün kontrolünü ele geçirdiler.[26]McGregor, Andrew James. A Military History of Modern Egypt: From the Ottoman Conquest to the Ramadan War. Greenwood Publishing, 2006, s. 17.
Osmanlılar 8.000 ile 40.000 arasında kayıp verirken, Safeviler esirler de dahil olmak üzere 2.000 ile 80.000 arasında kayıp verdi. Gelişmiş Osmanlı silahları -özellikle Yeniçerilerin top ve tüfek kullanımı- sonucun belirlenmesinde belirleyici oldu. Buna karşılık, Safevi ordusu çoğunlukla geleneksel silahlarla donatılmıştı ve kötü planlama ile disiplinsizlikten içindeydi.[27]Garthwaite, Gene Ralph. The Persians. Blackwell Publishing, 2005, s. 164.
Aynı yıl Sultan Selim, Osmanlı İmparatorluğu'na sığınan Akkoyunlu lideri Murad Bey komutasındaki 8.000 kişilik bir askerî birlik ile Urfa'yı ele geçirmeye çalıştı. Ancak o sırada Urfa valisi olan Açe Sultan Kaçar, 800 askerle bu birliği yenerek Murad Bey'i öldürdü. Sonuç olarak Urfa bir süre daha Safevi kontrolünde kalmaya devam etti.[28]Şanlıurfa Tarihi. www.sanliurfa.bel.tr.[29]Urfa Tarihi.[30]Tutuk, Mehmet. Urfa'nın Fethi ve Şeyh Mes'Ud.
Aynı zamanda I. Selim, kuzey yolundaki önemli mevkiler olan Bayburt ve Kiğı'nın kuşatılmasını emretti. Trabzon Valisi Bıyıklı Mehmed Bey ve Yanya Valisi Mustafa Bey komutasında ortak bir kuvvet oluşturuldu. Osmanlı ordusu Bayburt'a vardığında, kalenin savunmasından sorumlu Safevi komutanlarından Kara Maksud-i'ye teslim olma emri gönderildi. Teslim olmayı reddetmesi üzerine, kale bir dizi saldırıdan sonra 17 Ekim 1514 Salı günü ele geçirildi.[31]MİROĞLU, İSMET. BAYBURT. TDV İslâm Araştırmaları Merkezi.[32]Bayburt Tarihçesi. www.bayproje.org.[33]16 Ekim 1514'te Bayburt Osmanlılar Tarafından Fethedildi. Bayburt Haber - Bayburt gazetesi.[34]Bayburt Kuşatması: Osmanlı-Safevi mücadelesinin bir dönüm noktası - Bursa Hayat Gazetesi - Son Dakika Haberleri. www.bursahayat.com.tr.[35]Saka, Erdem. Osmanlıların Doğu Seferinde Bayburt'un Rolü (1514-1770). Berikan Yayınları.[36]ÖZGER, Yunus. XIX. YÜZYILDA BAYBURT. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, 2007, s. 14.[37]Bidlîsî, İdrîs-i. Selim Şah-Nâme, s. 202.
Kığı Kalesi kuşatılmadan önce, valisi teslim olduğunu açıkladı ve kale anahtarlarını Bıyıklı Mehmed Bey'e gönderdi. Bu iki önemli kalenin hızlı bir şekilde fethedildiğini öğrenen I. Selim, Bıyıklı Mehmed Bey'i Paşa rütbesine yükselterek Bayburt, Erzincan ve Karahisar sancaklarını valisi olduğu Trabzon Sancağı'na kattı.[38]İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi. İsmail Hami Danişmend, s. 24.[39]Tâcü't-Tevârih. Hoca Sâdeddin Efendi, s. 226.
1515
Pir Hüseyin Bey ve Bıyıklı Mehmed Paşa komutasındaki 10.000 kişilik Osmanlı ordusu, Haziran ayında Ovacık Muharebesi'nde Nur Ali Halife ve Aykutoğlu Muhammed Bey'i mağlup etti, Nur Ali Halife muharebede öldürüldü ve Tunceli ilhak edildi[40]Mehmet Ali Ünal, Pertek ve Sağman Sancakbeyileri, s. 240–246 (http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/19/834/10557.pdf)[41]İlhan, Mehdi. Bıyıklı Mehmed Paşa. TDV İslam Ansiklopedisi, 1992.[42]Emecen, Feridun. V. Bölüm. Kapı Yayınları, 2016, s. 175.

Üç ay sonra, Cemşid Bey, Yiğit Ahmet, Şadi Paşa ve İdris-i Bitlisî komutasındaki 15.000 kişilik bir ordu, 1514'ten beri kuşatma altında olan Diyarbakır'a geldi. Ustaclu Karahan ve Durmuş Bey komutasındaki 10.000 kişilik Safevi ordusunu yenerek şehri 10 Eylül 1515'te ele geçirdiler. Şadi Paşa birkaç ay sonra I. Selim tarafından idam edildi.[43]Göyünç, Nejat. Diyarbakır. TDV İslam Ansiklopedisi.
1516
Çerkes Hüseyin Bey ve Karaçinoğlu Ahmet Bey komutasındaki 1.000 yeniçeriden oluşan Osmanlı ordusu, 23 Mart'ta Harput'u kuşattı; 3 gün süren kuşatmanın ardından şehir ele geçirildi.
Mevahib Çelebi, Seyyid Ahmed Bey ve Bedir Bey komutasındaki 500 kişilik Osmanlı yanlısı Kürtlerden oluşan bir başka ordu, Sincar'da Çuka Han komutasındaki 2.000 kişilik Safevi ordusuna pusu kurarak 200'ünü öldürdü, kendileri ise sadece 12 kayıp verdi. Ani baskın sırasında saldırganların sayısından habersiz olan Safevi kuvvetleri paniğe kapılarak dağıldı. Buna rağmen bazıları Mardin'e ulaşmayı başardı.[44]Sadeddin, Hoca. Tacü't-Tevarih. Kültür Bakanlığı, 1585, s. 260-265.
İntikam olarak Ustaclu Karahan komutasındaki bir ordu, Bismil'de bir Osmanlı kuvvetini pusuya düşürerek Harput sancakbeyi Çerkez Hüseyin Bey ve Mehmed Çelebi ile tüm Osmanlı ordusunu öldürdü.[44]Sadeddin, Hoca. Tacü't-Tevarih. Kültür Bakanlığı, 1585, s. 260-265.
Ancak zaferi uzun sürmedi ve sadece bir ay sonra, Mayıs ayında, Ustaclu Karahan komutasındaki 6.000 kişilik bir ordu, Koçhisar Muharebesi'nde (1516) Bıyıklı Mehmed Paşa komutasındaki 20.000 kişilik Osmanlı ordusu ile karşılaştı.[45]Göyünç, Nejat. Bıyıklı Mehmed Paşa ve Karahan Arasındaki Nihâî Muharebe. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Basımevi, 1969, s. 27-29.[46]Hoca Sadeddin Efendi. Tacü't-Tevârih, Vol. IV. Kültür Bakanlığı, 1585, s. 265-268.[47]von Hammer, Joseph. Bıyıklı Mehmed Paşa'nın Zaferi, s. 177-179.

Muharebe, sabahın ortalarında Ustaclu Karahan komutasındaki Safevi sol kanadının Divâne Hüsrev Paşa önderliğindeki Osmanlı sipahi süvarilerine karşı yaptığı güçlü bir saldırıyla başladı. Karahan'ın hızlı saldırısı, Osmanlı sol kanadını zor durumda bıraktı. Bunu gören Bıyıklı Mehmed Paşa, yeniçeriler ile doğrudan Karahan'a karşı bir karşı saldırı başlattı. Bu sırada Kangırıl Sultan ve Hüseyin Bey, Safevi sağ kanadını, büyük ölçüde aşiret birliklerinden oluşan Osmanlı sol kanadına karşı şiddetli bir hücuma önderlik etti. Sonuç olarak, her iki tarafın da ilk planları çöktü ve sonuç bireysel cesarete ve birlik uyumuna kaldı.[48]Koçhisar Muharebesi. Devlet-i Aliyye-i Osmaniye.
Osmanlı sağ kanadında Pir Hüseyin Bey kısa süreliğine geri çekilmeye çalıştı, ancak aşiret reislerinin desteği sayesinde hat tutuldu. Osmanlı sol kanadına saldıran Ustaclu Karahan, sonunda Karaman ve Diyarbakır birliklerinin kıskaç hareketiyle yakalandı. Safevi süvarileri birçok kez kaçma manevrası yapmaya çalışsa da, ateşli silahlarla donanmış Yeniçerilerin disiplinli salvo atışlarıyla defalarca püskürtüldüler.[49]Tan, Hasan. Osmanlı-Kürt İlişkileri Bağlamında Koçhisar (Dede Kargın) Savaşı. Kadim Akademi SBD, 2021, s. 18-33.
Bu saldırılardan birinde, bir kurşun Karahan'ın boğazına isabet etti. Atından düştükten sonra, Nasuh adında bir Yeniçeri onu başını keserek mızrağa taktı. Komutanlarının ölümüyle morali bozulan ve ağır kayıplar veren Safevi sol kanadı dağılarak, geri çekilmeye başladı; sadece birkaç kişi kaçmayı başardı. Safevi sol kanadının çöküşüyle birlikte, Osmanlı ordusu tüm gücünü Kangırıl Sultan liderliğindeki kalan Safevi tümenine yöneltti. Uzun süre direnemeyen Kangırıl Sultan kaçmayı başardı. Sabah başlayan muharebe, öğleden sonra Osmanlı'nın kesin zaferiyle sonuçlandı.[48]Koçhisar Muharebesi. Devlet-i Aliyye-i Osmaniye.
Safevi ordusu fiilen yok edildi, birçok komutan ve asker öldürüldü. Hayatta kalanlar ise yakındaki dost kalelere kaçtı. Osmanlı kayıpları arasında 200 Karaman askeri, 150 Kürt savaşçı, 130 Anadolu askeri ve 20 Yeniçeri vardı.[45]Göyünç, Nejat. Bıyıklı Mehmed Paşa ve Karahan Arasındaki Nihâî Muharebe. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Basımevi, 1969, s. 27-29.
1517
Bu zaferin ardından Bıyıklı Mehmed Paşa, Mardin'i kuşattı. Sultan Selim, Büyük Mısır Seferi'ni başlatırken Mehmed Paşa'yı ordusuna katılmaya çağırdı. Kuşatmanın komutasını Divâne Hüsrev Paşa'ya devreden Mehmed Paşa, 3 Ağustos'ta sultanın kuvvetlerine katıldı.[50]Göyünç, Nejat. The Final Conquest of Mardin. Istanbul University Faculty of Letters Press, 1969, s. 32. 24 Ağustos 1516'daki Mercidâbık Muharebesi'nde Bıyıklı Mehmed Paşa, Osmanlı sol kanadının komutanı olarak görev yaptı.[51]von Hammer, Joseph. The Battle of Marj Dabiq, s. 207. Halep'in Osmanlılar tarafından ele geçirilmesinin ardından Mehmed Paşa, Mardin kuşatmasına yeniden katılmak için Osmanlı ordusundan ayrıldı.[52]Danişmend, İsmail Hami. Yavuz's Entry into Aleppo. Doğu Kütüphanesi, 1971, s. 29.
Divâne Hüsrev Paşa komutasındaki daha küçük bir Osmanlı kuvveti, Haziran ayından beri Mardin'i kuşatıyordu. Mehmed Paşa 1516 sonlarında veya 1517 başlarında geldiğinde, beraberinde önemli sayıda top getirmişti. Diyarbakır'dan gelen takviyelerle kuşatma yoğunlaştı ve durum hızla Osmanlıların lehine döndü. Mart ayına kadar şehir ele geçirildi. Kale komutanı Safevi Ustaclu Süleyman Bey, kardeşleri Ustaclu Muhammed Han ve Ustaclu Karahan ile aynı kaderi paylaştı; tüm askerleriyle birlikte öldürüldü. Kesik başı ganimet olarak Sultan Selim'e gönderildi.[52]Danişmend, İsmail Hami. Yavuz's Entry into Aleppo. Doğu Kütüphanesi, 1971, s. 29. Mardin'in düşmesinin ardından Osmanlı kuvvetleri, Rakka, Urfa, Batman ve Musul dahil olmak üzere Fırat-Dicle havzasındaki büyük şehirlere doğru ilerledi.[53]Honigmann, E.. The Encyclopaedia of Islam, Volume VIII (NED-SAM). E.J. Brill, 1995, s. 586-7.
Mardin'i ele geçirdikten sonra İdris-i Bitlisî ve Bıyıklı Mehmed Paşa Hasankeyf'i kuşattı ve kısa süre sonra şehir ele geçirildi. Hasankeyf valisi el-Malik el-Hasan (?-1525) ile kale savunucuları Davud Bey, Şeref Bey ve Mehmed Bey'in tamamı Osmanlılar tarafından esir alındı.[54]Sadeddin Efendi, Hoca. Diyarbakır'ın Ele Girmesi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Basımevi, 1585, s. 263-265.
Daha sonra, Nisan 1517'de Bıyıklı Mehmed Paşa ve Bedir Bey, Afşar Ahmed Bey'i yenerek Musul'u ele geçirdiler ve Mezopotamya Seferi'ne son verdiler.[55]TARİHİ MUSUL MESELEMİZ. Sahipkıran Stratejik Araştırma Merkezi - SASAM, 27 Ocak 2017.[56]Remzi Kılıç-Kerkük ve Musul'un Tarihî Coğrafyası. turkoloji.cu.edu.tr.[57]Kılıç, Sezen. Musul Sorunu ve Lozan. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, 2008, s. 319-340.
Sonrası
Bu muharebeler ve seferlerin ardından Osmanlılar Doğu Anadolu ve Kuzey Irak'ın (Musul dahil) kontrolünü ele geçirdiler.[58]Ira M. Lapidus. "A History of Islamic Societies" . Cambridge University Press. . p. 336.
Bu fetihler aynı zamanda Kızılbaşların etkisini önemli ölçüde azalttı ve Anadolu'daki Alevi huzursuzluklarına son verdi. Celâlî isyanlarına kadar Osmanlı İmparatorluğu bölgedeki toprak bütünlüğünü korudu. Askeri başarıları sonucunda I. Selim, Yavuz lakabını kazanmıştır.
Kaynakça
- 1.Sümer, Faruk. Safevi Devletinin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü. Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1992, s. 15.
- 2.Finkel, Caroline. Osman's Dream. John Murray Press, 19 Temmuz 2012. books.google.com
- 3.Yinanç, Refet. Dulkadir Beyliği. Turkish Historical Society Press, 1989, s. 92-95.
- 4.God's Shadow: The Ottoman Sultan Who Shaped the Modern World. Archived: April 4, 2022. By Alan Mikhail. books.google.co.uk
- 5.Ottoman-Safavid Relations under Bayezid II (1501–1512). Archived: May 19, 2022. F. Papadimitriou (2020). academia.edu
- 6.ŞAH İSMÂİL. islamansiklopedisi.org.tr
- 7.BAYBURT. islamansiklopedisi.org.tr
- 8.God's Shadow: The Ottoman Sultan Who Shaped the Modern World . By Alan Mikhail. books.google.co.uk
- 9.Süleymanov, Mehman. Şah İsmayıl Səfəvi. Ocak 2018, s. 365-366. academia.edu
- 10.Rumlu, Həsən bəy. Əhsənüt-təvarix. Elm və Təhsil, 2017, s. 175, 412.
- 11.Tapu Tahrir Defteri 199. Başbakanlık Osmanlı Arşivi, s. 4.
- 12.Kâtib Çelebi. Tekmiletü'l-Ahbâr. İSAM Yayınları, 2007, s. 51.
- 13.Bitlisi, Sharaf Khan. Sharafname. Harvard University Press, 1972, s. 164.
- 14.Gündüz, Tufan. Son Kızılbaş Şah İsmail. Ötüken Neşriyat, 2020, s. 116.
- 15.Keegan & Wheatcroft, Who's Who in Military History, Routledge, 1996. p. 268 "In 1515 Selim marched east with some 60,000 men; a proportion of these were skilled Janissaries, certainly the best infantry in Asia, and the sipahis, equally well-trained and disciplined cavalry. [...] The Persian army, under Shah Ismail, was almost entirely composed of Turcoman tribal levies, a courageous but ill-disciplined cavalry army. Slightly inferior in numbers to the Turks, their charges broke against the Janissaries, who had taken up fixed positions behind rudimentary field works."
- 16.Ekhtiari Charoymaghi, Masoumeh. Venedik ve Safevî Kaynaklarına Göre Çaldıran Savaşı. Akademik Tarih ve Araştırmalar Dergisi, 2021, s. 16. dergipark.org.tr
- 17.Battle of Chaldiran. Encyclopaedia Britannica. britannica.com
- 18.Ágoston, Gábor. Firearms and Military Adaptation: The Ottomans and the European Military Revolution, 1450–1800. Journal of World History, 2014, s. 110.
- 19.Tekindağ, Şehabeddin. Yeni Kaynak ve Vesîkaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, 1968, s. 17.
- 20.Öz, Gülağ. İslamiyet Türkler ve Alevilik. 1999, s. 188.
- 21.Gene Ralph Garthwaite, The Persians, (Blackwell Publishing, 2005), 164.
- 22.Andrew James McGregor, A Military History of Modern Egypt: From the Ottoman Conquest to the Ramadan War, (Greenwood Publishing, 2006), 17.
- 23.Şirazi, Abdi Beğ. Tekmiletü’l-Ahbâr. Bilge Yayıncılık, 2019, s. 55. bilgeyayincilik.com
- 24.Münşî. Cevâhirü’l-Ahbâr fi Hasayili’l-Ahyar. 2019, s. 135. arastirmax.com
- 25.Ahsenü’t-Tevârih, s. 195.
- 26.McGregor, Andrew James. A Military History of Modern Egypt: From the Ottoman Conquest to the Ramadan War. Greenwood Publishing, 2006, s. 17. archive.org
- 27.Garthwaite, Gene Ralph. The Persians. Blackwell Publishing, 2005, s. 164.
- 28.Şanlıurfa Tarihi. www.sanliurfa.bel.tr. sanliurfa.bel.tr
- 29.Urfa Tarihi. sanliurfa.bel.tr
- 30.Tutuk, Mehmet. Urfa'nın Fethi ve Şeyh Mes'Ud. files.surkav.org.tr
- 31.MİROĞLU, İSMET. BAYBURT. TDV İslâm Araştırmaları Merkezi. islamansiklopedisi.org.tr
- 32.Bayburt Tarihçesi. www.bayproje.org. bayproje.org
- 33.16 Ekim 1514'te Bayburt Osmanlılar Tarafından Fethedildi. Bayburt Haber - Bayburt gazetesi. bayburtgundem.com
- 34.Bayburt Kuşatması: Osmanlı-Safevi mücadelesinin bir dönüm noktası - Bursa Hayat Gazetesi - Son Dakika Haberleri. www.bursahayat.com.tr. bursahayat.com.tr
- 35.Saka, Erdem. Osmanlıların Doğu Seferinde Bayburt'un Rolü (1514-1770). Berikan Yayınları.
- 36.ÖZGER, Yunus. XIX. YÜZYILDA BAYBURT. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, 2007, s. 14. atauni.edu.tr
- 37.Bidlîsî, İdrîs-i. Selim Şah-Nâme, s. 202.
- 38.İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi. İsmail Hami Danişmend, s. 24.
- 39.Tâcü't-Tevârih. Hoca Sâdeddin Efendi, s. 226.
- 40.Mehmet Ali Ünal, Pertek ve Sağman Sancakbeyileri, s. 240–246 (http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/19/834/10557.pdf) dergiler.ankara.edu.tr
- 41.İlhan, Mehdi. Bıyıklı Mehmed Paşa. TDV İslam Ansiklopedisi, 1992. islamansiklopedisi.org.tr
- 42.Emecen, Feridun. V. Bölüm. Kapı Yayınları, 2016, s. 175.
- 43.Göyünç, Nejat. Diyarbakır. TDV İslam Ansiklopedisi. islamansiklopedisi.org.tr
- 44.Sadeddin, Hoca. Tacü't-Tevarih. Kültür Bakanlığı, 1585, s. 260-265.
- 45.Göyünç, Nejat. Bıyıklı Mehmed Paşa ve Karahan Arasındaki Nihâî Muharebe. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Basımevi, 1969, s. 27-29.
- 46.Hoca Sadeddin Efendi. Tacü't-Tevârih, Vol. IV. Kültür Bakanlığı, 1585, s. 265-268.
- 47.von Hammer, Joseph. Bıyıklı Mehmed Paşa'nın Zaferi, s. 177-179.
- 48.Koçhisar Muharebesi. Devlet-i Aliyye-i Osmaniye. devletialiyyei.com
- 49.Tan, Hasan. Osmanlı-Kürt İlişkileri Bağlamında Koçhisar (Dede Kargın) Savaşı. Kadim Akademi SBD, 2021, s. 18-33. doi.org
- 50.Göyünç, Nejat. The Final Conquest of Mardin. Istanbul University Faculty of Letters Press, 1969, s. 32.
- 51.von Hammer, Joseph. The Battle of Marj Dabiq, s. 207.
- 52.Danişmend, İsmail Hami. Yavuz's Entry into Aleppo. Doğu Kütüphanesi, 1971, s. 29.
- 53.Honigmann, E.. The Encyclopaedia of Islam, Volume VIII (NED-SAM). E.J. Brill, 1995, s. 586-7.
- 54.Sadeddin Efendi, Hoca. Diyarbakır'ın Ele Girmesi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Basımevi, 1585, s. 263-265.
- 55.TARİHİ MUSUL MESELEMİZ. Sahipkıran Stratejik Araştırma Merkezi - SASAM, 27 Ocak 2017. sahipkiran.org
- 56.Remzi Kılıç-Kerkük ve Musul'un Tarihî Coğrafyası. turkoloji.cu.edu.tr. turkoloji.cu.edu.tr
- 57.Kılıç, Sezen. Musul Sorunu ve Lozan. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, 2008, s. 319-340. atamdergi.gov.tr
- 58.Ira M. Lapidus. "A History of Islamic Societies" . Cambridge University Press. . p. 336. books.google.com