Turkipedia
Menü

Nur Ali Halife

Nur Ali Halife, 16. yüzyılın başlarında faaliyet göstermiş, Türkmen Rumlu boyuna mensup Safevi askeri lideri ve devlet adamıdır. Şah I. İsmail döneminde (1501–1524), yaklaşık 1511-1515 yılları arasında Erzincan valisi olarak görev yapmıştır.

Nur Ali Halife, Safevi Devleti'nin kuruluş dönemindeki en kilit figürlerden biriydi. I. Selim'in (1512-1520) tahta çıkışıyla aynı döneme denk gelen 1512 yılındaki kapsamlı Anadolu seferi, Çaldıran Muharebesi'ne (1514) yol açan temel casus belli (savaş nedeni) olaylardan biri olarak kabul edilir. Safevi tarikatına bağlı sufilerden Anadolu'da topladığı birliklerle harekete geçen Nur Ali Halife, bölgenin derinliklerine nüfuz etmiş; Tokat'ı ele geçirerek yağmalamış ve burada I. İsmail adına hutbe okutmuştur. Ayrıca, kendisini durdurmak için gönderilen Sinan Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunu da mağlup etmeyi başarmıştır.

Kader tayin edici Çaldıran Muharebesi sırasında, Nur Ali Halife ve Muhammed Han Ustaclu, Şah I. İsmail'in komutanları arasında Osmanlı savaş taktikleri konusunda ilk elden deneyime sahip olan isimlerdi. Her iki komutan da, Osmanlıların savunma hatlarını kurmalarına engel olmak amacıyla derhal saldırıya geçilmesini tavsiye etmiş; ancak bu öneri Durmuş Han Şamlu tarafından sert bir dille reddedilmiştir. Durmuş Han, "hazırlıksız bir düşmanla çarpışmayı korkaklık" olarak nitelendirmiştir. Şah I. İsmail'in, saldırı için Durmuş Han Şamlu'nun önerisini desteklemesi üzerine Osmanlıların savunma düzenlerini rahatça kurmalarına izin verilmiş; bu karar Safeviler için ağır bir bedele mal olarak Çaldıran'daki kesin mağlubiyetin başlıca nedenlerinden biri olmuştur.

Erzincan Valiliği Dönemi

Bilimsel ve tarihi literatürde Nur Ali Halife'nin kişiliği ve faaliyetleri hakkında farklı bilgilere rastlamak mümkündür. Bazı kaynaklar onu Erzincan valisi olarak göstermekte ve 1512 yılında, Sultan Selim'in tahta çıkışından hemen önce, Anadolu'da karışıklık çıkarmak üzere Şah İsmail'den doğrudan emir aldığını belirtmektedir. Bir araştırmaya göre, II. Bayezid'in vefatından sonra oluşan otorite boşluğundan yararlanmak isteyen Şah İsmail, Osmanlı topraklarını ele geçirmek amacıyla bölgeye göndermiştir. Ve yine bir diğer görüşe göre ise Şah İsmail, Sultan Selim'in dikkatini dağıtmak adına Nur Ali'yi Anadolu'da bir isyan başlatmakla görevlendirmiştir.

Sultan Selim tahta çıktığında şehzadeler arasında yaşanan taht kavgaları, Safevilerin Anadolu'ya müdahalesini kolaylaştırmıştır. Bu dönemde Şehzade Murad tarafından Amasya ve Çorum bölgelerinde başlatılan hareket de Safevilerin ilgi odağındaydı. Şah'ın emriyle Erzincan valiliği görevine gelen Nur Ali Halife, yine Şah'ın talimatıyla Osmanlı topraklarına girdi. Tarihi kaynaklara göre Nur Ali, Anadolu'da Şah İsmail'in halifesi olarak büyük bir coşkuyla karşılanmış ve başlatmak istediği harekete yoğun destek verilmiştir. Bu anlar kaynaklarda şu şekilde tasvir edilir:"Nur Ali Halife'nin Anadolu'ya (Rum) gelişi haberi sufilere ulaştığında, 10 bin kadar sufi onun etrafında toplandı. Nur Ali Halife, hükümdarın (Şah İsmail) pabucunu sufilerin yanına getirmişti; sufiler o pabucu öpüp gözlerinin üstüne koyarak, 'Siz ne mutlusunuz ki her gün mürşid-i kâmilin cemalini görüyorsunuz' dediler. Mektup açıldığında pek çok ihsanda bulundular, neredeyse canlarını feda edeceklerdi. Mektup okunduğunda hepsi birden ayağa kalktı; kimisi halifenin ayağını, kimisi elini öperek, 'Emir mürşid-i kâmilindir; sana hizmet edip bu yolda başımızı koymaya hazırız' dediler."Böylece Şahkulu Baba İsyânı'ndan henüz bir yıl geçmeden Anadolu'da yeni bir hareket ivme kazandı. 1511-1512 yıllarında Şah, İç Anadolu'daki müridlerini toplayarak Safevi topraklarına göç ettirmesini emretmişti. Halife Karahisar'a ulaştığında, Rum sufilerinden ve bölgedeki müridlerden yaklaşık üç-dört bin süvari, aileleri ve göçleriyle birlikte ona katıldı.[8] Bu sırada Malatya valisi Faik Bey, onu Osmanlı topraklarından çıkarmak için harekete geçti; ancak Tokat yakınlarında gerçekleşen savaşta mağlup edilerek öldürüldü. Nur Ali Halife, Tokat'ta Şah İsmail adına hutbe okutturarak bölgenin Safevilere ait olduğunu ilan etti. Nur Ali'nin komuta ettiği bu ordunun büyük çoğunluğunu Varsak, Avşar, Karamanlı, Turgutlu, Bozuklu, Tekeli ve Hamidli boylarına mensup sufiler oluşturuyordu.

Aynı dönemde Çorum ve Amasya'da İsa Halife önderliğinde de isyanlar baş göstermişti. Nur Ali Halife Erzincan'a doğru ilerlerken, Kaz Çayırı denilen mevkide Şehzade Murad ve beraberindeki 10 bin kişilik kuvvet de onlara katıldı. Birlikte Tokat'a geldiler. Burada Şehzade Murad onlardan ayrılarak Safevi topraklarına sığındı. Bu sırada Sultan Selim, isyanı bastırmak için Sinan Paşa komutasında daha büyük bir orduyu bölgeye sevk etti. Sinan Paşa ile Nur Ali arasındaki çatışma Koyulhisar yakınlarında gerçekleşti. Şiddetli çarpışmalar sonucunda Osmanlı birlikinden 1500 kişinin öldürüldüğü ve kesilen başlarının Safevi sarayına gönderildiği rivayet edilir. Sinan Paşa'ya karşı kazandığı bu zaferden sonra Nur Ali, önce Erzincan'a, ardından Safevi sınırlarına çekildi.

Tokat seferinin ardından Nur Ali Halife, Çemişgezek üzerine yürüyerek burayı denetim altına almaya çalıştı. 15. yüzyıl sonu ve 16. yüzyıl başında bu bölge, Melkişi soyundan gelen Hacı Rüstem tarafından yönetilmekteydi. Tarihçi Namık Musalı, Melkişi soyunun Kürt kökenli olarak bilinmesine rağmen aslında Türk kökenli Saltukoğullarının devamı olduğunu, ancak zamanla Kürtleştiklerini belirtir. Hacı Rüstem Safevilere bağlılık bildirse de, Kızılbaş ordusu Akkoyunluları yenip Maraş ve Diyarbakır üzerine yürüdüğünde gizlice Sultan II. Bayezid'e mektuplar göndererek Şah İsmail'i kötülemiş ve Osmanlı'yı bilgilendirmişti. Nur Ali Halife'nin yaklaştığını duyan Hacı Rüstem, şehri savaşmadan teslim ederek Şah'ın huzuruna çıkmaya karar verdi. Nur Ali Halife, bölgedeki otoritesini güçlendirmek adına Çemişgezek aşiretlereine baskı uyguladı ve Melkişi emirlerinden bazılarını öldürttü.

Ailesi

Nur Ali Halife'nin ailesi hakkında kaynaklarda pek fazla bilgiye rastlanmamaktadır. "Alemara-yi Şah İsmail" adlı eserde belirtildiğine göre; Nur Ali Halife, ölümünden kısa bir süre önce kızını Sufiyan Halife Rumlu ile evlendirerek onu kendi naibi ve halefi (varisi) tayin etmiştir. Sufiyan Halife'ye hitaben şu vasiyette bulunmuştur:"Benim halefim sensin. Kızımı da seninle evlendiriyorum. Şah'tan icazet alarak başa geçersin. Benim makamımı mertlikle korumalısın."Bu durum, halifenin kendi halefini belirleme yetkisine sahip olduğunu göstermektedir.