Turkipedia
Menü

Osmanlı İmparatorluğu'nda bilim ve teknoloji

İçindekiler5
  1. Eğitim
  2. Medreselerin gelişimi
  3. Teknik eğitim
  4. Ordu
  5. Donanma
  6. Ayrıca bakınız
  7. Dış bağlantılar
  8. Kaynakça
Osmanlı İmparatorluğu zamanından bir Usturlap, 1686
Osmanlı İmparatorluğu zamanından bir Usturlap, 1686Yükleyenin kendi çalışması Pom², CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons
Takiyüddin'de çalışan bilim insanları
Takiyüddin'de çalışan bilim insanlarıAla ad-Din Mansur-Shirazi, Kamu malı, Wikimedia Commons

Osmanlı İmparatorluğu'nda bilim ve teknoloji, imparatorluk döneminde bilim ve teknoloji alanında elde edilen başarılar ve gelişmeleri inceler. Osmanlı İmparatorluğu tarihinin bilimsel, kültürel ve entelektüel açıdan incelenmesi yeni bir alandır.

İslam'ın Altın Çağı'nın 14. yüzyılda[1]Matthew E. Falagas, Effie A. Zarkadoulia, George Samonis (2006). "Arab science in the golden age (750–1258 C.E.) and today", The FASEB Journal 20: 1581-6 (İngilizce) sona erdiği kabul edilir. Fakat imparatorluğun batısında, İran ve doğuda Hindistan'da artan bilimsel çalışmalarla bu çağ 15.[2]George Saliba (1994), A History of Arabic Astronomy: Planetary Theories During the Golden Age of Islam, pp. 245, 250, 256-7, New York University Press, ISBN 0814780237 (İngilizce) ve 16.[3]Arşivlenmiş kopya. yüzyıllara kadar devam etmiştir.

16. yüzyılda bilim öğretimi ve bilimsel eserlerin yazılışı dikkate değer biçimde artmıştır. 17. yüzyıl ortalarından itibaren de önemli ölçüde azalmıştır. 17. yüzyıl itibarıyla medrese programlarında tefsir, hadis ve fıkıha ağırlık verilmiş; matematik, astronomi ve felsefe dersleri önemsenmemiştir.[4]Türkiye Tarihi 3, Hüsiyen G. Yurdaydın, Sina Akşin, Zafer Toprak, Ayla Ödekan, Metin Kunt, Suraiye Faroqhi, s.292 Bilim hayatındaki gerilemeler IV. Murad'a sunulan Vilâyât-ı Sitte'nin Islâhına Dâir Islahât Lâyihâsı'nda Koçi Bey tarafından belirtilmiştir. Ona göre bilgin insanlarla cahil insanlar ayrılsa ve bilge kişilere imkanlar sağlansa bilim eskisi gibi iyi gelişebilirdi. Katip Çelebi de bu konuda beyanat vermiştir. Mizanu'l-Hak adlı eserinde felsefe ilimlerine cahil insanların dolduğunu belirtmektedir. Fatih Sultan Mehmet'in medreselere koydurduğu felsefe derslerinin kaldırılarak İslam hukuku dersleri konulması Katip Çelebi'nin görüşlerini destekler.[5]Türkiye Tarihi 3, Hüsiyen G. Yurdaydın, Sina Akşin, Zafer Toprak, Ayla Ödekan, Metin Kunt, Suraiye Faroqhi, s.293

Eğitim

Medreselerin gelişimi

Osmanlı medrese teşkilatı, Selçuklu geleneğinin devamı olmakla birlikte 15. yüzyıldan itibaren daha kurumsal ve hiyerarşik bir yapıya kavuştu. Fatih Sultan Mehmed döneminde yapılan düzenlemelerle medreseler altı ana kademeye ayrıldı ve bu kademeler arasında müderrislerin terfi sistemi belirli kurallara bağlandı.[6]Halil İnalcık, The Classical Age of the Ottoman Empire, London: Weidenfeld & Nicolson, 1973. Fatih'in kurduğu Sahn-ı Seman medreseleri, imparatorluğun en yüksek dereceli eğitim kurumları olarak kabul ediliyor ve İslami ilimlerin yanında matematik, mantık, astronomi ve felsefe gibi alanlarda dersler veriliyordu.[6]Halil İnalcık, The Classical Age of the Ottoman Empire, London: Weidenfeld & Nicolson, 1973.

16. yüzyıl, Osmanlı medrese sisteminin hem nicelik hem nitelik bakımından zirveye ulaştığı dönemdi. Devletin genişlemesiyle birlikte yeni medreseler kurulmuş, ilmiye sınıfı üst yönetimde etkin bir konuma gelmişti. Bununla birlikte 17. yüzyıldan itibaren medrese programlarının giderek daha çok kelâm, hadis ve fıkıh derslerine odaklanması; riyaziye ve tabiat bilimlerinin müfredattan çıkarılması eleştirilen bir süreç olarak görülmüştür.[7]Ekmeleddin İhsanoğlu, Science, Technology and Learning in the Ottoman Empire, Ashgate, 2004.

18. yüzyıl reformcuları, özellikle Lâle Devri sonrası dönemde medrese eğitiminin yenilenmesi gerektiğini savunmuş; Koçi Bey, Kâtip Çelebi ve Naîmâ gibi entelektüeller medreselerde mantık, tarih, coğrafya ve hesap ilimlerinin yeniden güçlendirilmesini önermiştir. Buna rağmen klasik medrese yapısı büyük ölçüde muhafaza edilmiş, teknik ve modern bilimler daha ziyade yeni açılan askeri okullara kaymıştır.

Teknik eğitim

Dünyanın özellikle mühendislik eğitimini hedefleyen ilk enstitülerinden biri olan İstanbul Teknik Üniversitesi 1773 yılında kuruldu. Bu üniversite III. Mustafa tarafından Mühendishane-i Bahr-i Hümâyun adı altında gemi mühendislerini eğitmek amacıyla faaliyete geçirildi. 1795'te enstitünün alanı genişletildi ve Avrupa standartlarını yakalamak ve orduyu modernize etmek için ordu mensuplarına da teknik eğitim verilmeye başlandı. 1845'te mühendislik fakültesi geliştirildi ve buna ilaveten mimarlık eğitimi verilmeye başlandı.

Ordu

Osmanlı ordusu, erken dönemden itibaren barut teknolojisini benimsemesiyle Avrupa'da dikkat çeken askerî güçlerden biri olmuştur. 15. yüzyılın ortalarında kullanılan büyük döküm toplar (Şahi topları) Konstantinopolis’in fethinde belirleyici rol oynamış; Macar asıllı usta Urban'ın tasarladığı bu toplar dönemin en ileri teknoloji ürünleri arasında sayılmıştır.[8]Gábor Ágoston, Guns for the Sultan: Military Power and the Weapons Industry in the Ottoman Empire, Cambridge University Press, 2005. Bu toplar Konstantinopolis'in (İstanbul) surlarını yıkmıştır; döneminin en iyi topları sayılmaktadır.[8]Gábor Ágoston, Guns for the Sultan: Military Power and the Weapons Industry in the Ottoman Empire, Cambridge University Press, 2005.

17. yüzyıldan itibaren Avrupa'daki ateşli silah teknolojisinin hızla ilerlemesi Osmanlı'yı yeniden yapılanmaya zorladı. Bu çerçevede humbaracı, topçu ve lağımcı ocaklarında teknik yenilikler gündeme geldi. III. Ahmed döneminde Tophane'de modern döküm tekniklerinin uygulanmasına yönelik reformlar yapılmış; I. Mahmud devrinde Kont Claude de Bonneval (Humbaracı Ahmed Paşa) tarafından humbaracı sınıfı yeniden teşkilatlandırılmıştır.

18. yüzyılın sonlarında Nizam-ı Cedid ordusunun kurulmasıyla mühendislik eğitimi askeri reformun temel ayağı hâline geldi. 1773'te Baron de Tott'un katkısıyla açılan Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyun ve 1795'te kurulmuş Mühendishane-i Berrî-i Hümâyun, topçuluk, istihkâm, haritacılık, gemi inşa ve matematik alanlarında modern Avrupa standartlarını Osmanlı'ya taşımıştır.[9]Virginia Aksan, Ottoman Wars 1700–1870: An Empire Besieged, Pearson, 2007. Bu kurumlar imparatorlukta modern teknik eğitimin başlangıcı olarak kabul edilir.

Donanma

Tahtelbahir 1719 yılında Osmanlı Devleti tarafından yapılan dünyanın ilk denizaltısıdır. III. Ahmed zamanında tersanenin başmimarı İbrahim Efendi tarafından yapıldı. Timsah şeklinde olan denizaltının deneme sürüşü III. Ahmed'in çocuklarının sünnet merasimine denk getirilmiştir.

Osmanlı donanması 16. yüzyılda Akdeniz'in en güçlü deniz kuvvetlerinden biri hâline gelmiş, Tersâne-i Âmire'de geliştirilen geniş kapasiteli gemi inşa tesisleri imparatorluğun askeri ve ticari etkinliğini arttırmıştır. Barbaros Hayreddin Paşa döneminde donanma, hem gemi tasarımı hem topçuluk bakımından Avrupa standartlarını yakalamış; üç ambarlı büyük kalyonların üretimi 17. yüzyılda yaygınlaşmaya başlamıştır.[10]Andrew C. Hess, The Evolution of the Ottoman Seaborne Empire, Middle East Studies, 1970. 18. yüzyıl Osmanlı denizcilik tarihinde hem teknik yeniliklerin hem de krizlerin yaşandığı bir dönemdir. III. Ahmed devrinde Tersâne-i Âmire'de yeni kurulan hendesehane sayesinde gemi mühendisliği eğitimi başlamış; modern çizim ve ölçüm teknikleri donanmaya entegre edilmiştir. Aynı yüzyılda Osmanlı, Avrupa'da yaygınlaşan kalyon tipi savaş gemilerini benimsemiş ve kadırgadan kalyona geçiş sürecini tamamlamıştır.[10]Andrew C. Hess, The Evolution of the Ottoman Seaborne Empire, Middle East Studies, 1970. 19. yüzyılda ise Abdülmecid ve Abdülaziz dönemlerinde buhar gücüyle çalışan zırhlı savaş gemileri donanmaya kazandırılmış; 1860'larda Osmanlı, dünyanın en büyük ikinci zırhlı filosuna sahip olmuştur. Bu süreçte donanmanın modernizasyonunda İngiliz ve Fransız mühendislerin önemli rolü olmuş, gemi inşa için dışarıdan teknoloji ve uzmanlık ithal edilmiştir.[11]Donald Quataert, The Ottoman Empire, 1700–1922, Cambridge University Press, 2000.

Tanzimat sonrası dönemde Heybeliada'daki Deniz Harp Okulu modern teknik müfredatla yeniden düzenlenmiş; deniz subaylarının matematik, fizik, haritacılık, seyrüsefer ve gemi inşa konularında eğitim aldığı kurumsal bir yapıya dönüşmüştür. Bu gelişmeler, Osmanlı deniz teknolojisinin modern dünyanın gereklerine uyum sağlama çabasının önemli bir göstergesi olmuştur.

Ayrıca bakınız

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. 1.Matthew E. Falagas, Effie A. Zarkadoulia, George Samonis (2006). "Arab science in the golden age (750–1258 C.E.) and today", The FASEB Journal 20: 1581-6 (İngilizce)
  2. 2.George Saliba (1994), A History of Arabic Astronomy: Planetary Theories During the Golden Age of Islam, pp. 245, 250, 256-7, New York University Press, ISBN 0814780237 (İngilizce)
  3. 3.Arşivlenmiş kopya. history-science-technology.com
  4. 4.Türkiye Tarihi 3, Hüsiyen G. Yurdaydın, Sina Akşin, Zafer Toprak, Ayla Ödekan, Metin Kunt, Suraiye Faroqhi, s.292
  5. 5.Türkiye Tarihi 3, Hüsiyen G. Yurdaydın, Sina Akşin, Zafer Toprak, Ayla Ödekan, Metin Kunt, Suraiye Faroqhi, s.293
  6. 6.Halil İnalcık, The Classical Age of the Ottoman Empire, London: Weidenfeld & Nicolson, 1973.
  7. 7.Ekmeleddin İhsanoğlu, Science, Technology and Learning in the Ottoman Empire, Ashgate, 2004.
  8. 8.Gábor Ágoston, Guns for the Sultan: Military Power and the Weapons Industry in the Ottoman Empire, Cambridge University Press, 2005.
  9. 9.Virginia Aksan, Ottoman Wars 1700–1870: An Empire Besieged, Pearson, 2007.
  10. 10.Andrew C. Hess, The Evolution of the Ottoman Seaborne Empire, Middle East Studies, 1970.
  11. 11.Donald Quataert, The Ottoman Empire, 1700–1922, Cambridge University Press, 2000.