Mermer Köşk (Topkapı Sarayı)
İçindekiler4
Mermer Köşk, Top Kapısı'nın hemen önünde, surların denize bakan kesiminde yer alan ve günümüze ulaşmamış Osmanlı köşküydü. Köşk, Sarayburnu'nda inşa edilmiş olup hem Marmara Denizi'ni hem de Boğaz girişini gören hâkim bir noktaya sahipti. Köşkün konumu, yaldızlı bezemeleri ve fetihlerden getirilen değerli mermerlerle donatılması, Gülru Necipoğlu tarafından Osmanlı hükümdarlığının evrensel iddiasını simgeleyen bilinçli bir tercih olarak değerlendirilmektedir.
Tarihi
I. Selim tarafından yaptırılan Mermer Köşk, Mısır'dan getirilen mermer sütunlar ve renkli mermerler kullanılarak inşa edilmiştir. Köşk, sarayın Top Kapısı önünde, deniz kıyısındaki bahçede yer almaktaydı. Yapının inşası, Has Oda'nın Kahire'den getirilen mermer kaplamalarla yeniden süslenmesiyle aynı dönemde gerçekleştirilmiştir. Her iki projede de 1517'de Memlûk Devleti'nin fethinden sonra Mısır'dan ganimet olarak getirilen malzemeler kullanılmıştır.
Hoca Sâdeddin'e göre Edirne'de görülen veba nedeniyle I. Selim 1518'de İstanbul'a dönmüş, köşkün yapımını ise hazine defterdarı Abdüsselam yürütmüştür. Sultan, inşaatın yüksek maliyetinden yakınırken Abdüsselam'ın masrafları kendisinin karşıladığını söylemesinin üzerine, I. Selim tarafından üç hil'at ve İzmit civarında araziyle ödüllendirilmiştir. Lütfi Paşa, yapının Mermer Köşk adıyla tanındığını belrtiemtkedir. Necipoğlu'na göre Lütfi Paşa'nın aktardığı bilgiler, köşkün I. Süleyman'ın saltanatının başlarında tamamlanmış olabileceğine işaret etmektedir. Buna karşılık Lokman, köşkün 1519 yılında tamamlandığını kaydeder. 16 ve 17. yüzyıl Osmanlı kaynaklarında yapı genellikle, "Sultan Selim Han Köşkü" veya "Top Kapısı yanındaki Sultan Selim Köşkü" adıyla anılmıştır.
Francesco della Valle, Mermer Köşk'ü sütunlu görkemli bir revaka sahip, ihtişamıyla hükümdarın kudretini yansıtan bir yapı olarak tanımlamaktadır. Pierre Gilles ise köşkün Boğaz'a hâkim konumunu, mermer sütunlarını ve padişahın görünmeden deniz trafiğini izleyebilmesini özellikle vurgular.
Mermer Köşk, 18. yüzyılda yerini sütunlarının da yeniden kullanıldığı iki katlı yeni bir köşke bıraktı. Bu yapı daha sonra Top Kapısı veya Topkapı adıyla bilinen anıtsal sahilsarayın bir parçası hâline geldi. Bu yeni yapı da 1862-1863'daki yangında tamamen yok oldu.
İşlevi

I. Selim burada imparatorluğun çeşitli bölgelerinden gelen haberleri dinler ve habercileri kabul ederdi. Lokman'a göre Şehsüvaroğlu Ali Bey'in getirdiği haber üzerine Kızılbaş isyanına katılan bir kişinin sorgulanması ve ardından verilen hüküm burada gerçekleştirilmiştir. Bu olay, köşkün zaman zaman adaletin icra edildiği bir mekân olarak da kullanıldığını göstermektedir. 1638 tarihli bir belgede yapı "Top Kapısı'ndaki adalet köşkü" olarak anılmaktadır. 17. yüzyılda padişahlar eşleri, cariyeleri ve musiki heyetleriyle birlikte köşkü gezinti ve dinlenme amacıyla kullanmayı sürdürmüşlerdir. III. Murad devrinde sahil boyunca daha büyük kasırlar yapılıncaya kadar Mermer Köşk hükümdarların en gözde dinlenme mekânlarından biri olmuştur. Padişah köşkte bulunduğunda siyah hadımlar mendil sallayarak kayıkları uyarır, fazla yaklaşan teknelere ise bahçıvanlar taş atardı.
Mimari
Köşk, Top Kapısı yanındaki deniz suruna bitişik ve tek katlı olarak inşa edilmişti ve yapının üstü piramidal kurşun bir çatıyla örtülüydü. Yapının üç cephesini on iki mermer sütundan oluşan revak çevreliyordu.
18. yüzyılda Mermer Köşk'ün yerine yapılan iki katlı köşkte bu sütunlar yeniden kullanıldı. 19. yüzyılda Edward Daniel Clarke, bunların gördüğü en kaliteli sütunlar arasında yer aldığını belirtmiştir. Melchior Lorichs'in panoramasına göre ana cephede altı, yan cephelerin her birinde ise üçer sütun bulunmaktaydı. Yapının ortasında ahşap kubbeli büyük bir kabul salonu, arka kısmında ise daha küçük yardımcı odalar yer alıyordu. Hünernâme minyatürleri revak kemerlerinin Kahire mimarisine özgü yastık biçimli kemer taşlarına sahip olduğunu göstermektedir. Hünernâme minyatürleri ile muhasebe kayıtları, köşkün çevresinin kırmızı aşı boyalı ahşap kafeslerle çevrildiğini ve bunların belirli aralıklarla yenilendiğini göstermektedir. Bu kafesler hükümdarın mahremiyetini sağlamaktaydı.
Mısır'dan getirilen mermer sütunların yanı sıra revak yüzeyleri Memlûk üslubunda ince mermer kaplamalarla bezenmişti. 1681 tarihli bir belgede köşkün porfir mermer kaplamaları, kurşun çatısının yenilenmesi, sütunlar arasındaki mermer korkuluklar ve hükümdar oturağının onarımından söz edilir.
Yapının iç duvarları tarihî sahneleri tasvir eden resimlerle süslüydü. Bu resimler büyük olasılıkla I. Selim'in 1514 Tebriz Seferi sonrasında beraberinde İstanbul'a getirdiği Tebrizli sanatçılar tarafından yapılmıştı. Necipoğlu, köşkün Pers üslubundaki duvar resimleri ve Mısır'dan getirilen mermerlerini I. Selim'in Safevîler ve Memlûkler karşısındaki zaferlerini hatırlatan unsurlar olarak değerlendirir. Thomas Gainsford köşkün, sedef, yakut, opal ve zümrüt kakmalarla yanı sıra ince altın levhalarla bezendiğini aktarır.