Turkipedia
Menü

Sünnet Odası

İçindekiler4
  1. Tarihi
  2. İşlevi
  3. Mimari
  4. Dış mekân
  5. İç mekân
  6. Ayrıca bakınız

Sünnet Odası, diğer adıyla Sünnet Köşkü, İstanbul'daki Topkapı Sarayı'nın dördüncü avlusunda, Hırka-i Saadet Dairesi'nin yanında yer alan bir Osmanlı köşküdür. I. Süleyman döneminde yaptırıldığı düşünülmekte olup Sultan İbrahim döneminde bugünkü hâlini almıştır. Yapı, Osmanlı şehzadelerinin sünnet törenlerine ev sahipliği yapmasının yanı sıra farklı dönemlerde toplantı ve ibadet mekânı olarak da kullanılmıştır. İznik çinileriyle bezenmiş iç mekânı ve 16. yüzyıla tarihlenen çini panoları, Osmanlı saray mimarisi ve bezeme sanatının önemli örnekleri arasında yer almaktadır.

Sünnet Odası, Bağdat ve Revan köşkleriyle birlikte dördüncü avludaki fıskiyeli havuzu çevrelemektedir.
Sünnet Odası, Bağdat ve Revan köşkleriyle birlikte dördüncü avludaki fıskiyeli havuzu çevrelemektedir.Julien Maury, Kamu malı, Wikimedia Commons

Tarihi

Sünnet Köşkü'nün bulunduğu yerde daha eski bir köşk yer almaktaydı. Kitabelerden birinde, Sultan İbrahim'in eski üsluptan farklı, yüksek ve görkemli bir köşk yaptırılmasını emrettiği belirtilmektedir. Köşkün tamamlanmasını anmak amacıyla yazılan kasidelerde yapı, çok sayıda penceresi ve çift çeşmeleri bulunan, padişahın aşağıdaki bahçede düzenlenen cirit müsabakalarını izleyebildiği "yenilenmiş" (tecdid) bir seyir köşkü olarak tanımlanmaktadır.

Eldem'e göre Sultan İbrahim, mevcut yapıyı tamamen yıktırmamış, onu onarıp genişleterek yeni köşküne dâhil etmiştir. Eski fotoğraflar, pencerelerin üzerindeki duvar örgüsü ile bahçe cephesinin yapının geri kalanından farklı olduğunu göstermektedir. Bu durum, özgün yapının tamamen ortadan kaldırılmadığını ortaya koymaktadır. Özgün yapı dikdörtgen planlı olup iki küçük oda, bir taht odası, bahçe tarafında iki sütunla taşınan çıkmalı bir cumba ve bir şömineden oluşmaktaydı. Sultan İbrahim ise duvarları yükseltmiş, cumbayı kaldırmış ve bahçe cephesini genişletmiştir.

I. Süleyman dönemine ait 1527-1528 tarihli muhasebe kayıtlarında Hünkâr Odası'nın mermer terası üzerinde "yeni bir köşk" (köşk-i cedîd) yaptırıldığı belirtilmektedir. Kayıtlarda yer altı su kanalı, boyalı süslemeler, pandantif kubbecikler, çeşitli çiniler, mermer döşeme ve kubbe fenerine ilişkin harcamalar da yer almaktadır. Aynı yapı Melchior Lorichs'in 1559 tarihli panoramasında, yaklaşık 1590 tarihli panoramik görünümde ve Hünernâme minyatüründe tasvir edilmektedir. Eldem, yapının II. Mehmed dönemine ait seyir kulelerinden birinin temeli üzerine inşa edildiğini, Bağdat Köşkü'nün altında da bu kuleye ait kalıntılar bulunduğunu ileri sürmektedir.

Goodwin'e göre, ilk Sünnet Köşkü I. Selim tarafından yaptırılmıştır. Eldem, özgün köşkün I. Selim tarafından Hünkâr Odası'nın yenilenmesi sırasında yaptırıldığını ileri sürmekte ve bu görüşünü kuzey cephede bulunan İran yapımı çini alınlıklara dayandırmaktadır. Bununla birlikte çağdaş kaynaklar, bu çinilerin I. Süleyman döneminde, sarayın 1525-1529 yılları arasındaki yenilenmesi sırasında yerleştirildiğini göstermektedir.

1599 yılında saraya gelen Thomas Dallam, köşkün öncülünü Hünkâr Odası revakının yanında bulunan küçük bir yapı olarak tanımlamış ve süslemelerini övgüyle anlatmıştır. Dallam ayrıca III. Mehmed'in tahta çıkışında on dokuz kardeşinin burada sünnet edilip boğdurulduğunu belirtmiş, ancak yapının yalnızca bu amaçla inşa edildiği yönündeki değerlendirmesi sonraki araştırmalar tarafından kabul edilmemiştir.

İşlevi

Sünnet Odası denilmesinin sebebi padişahların burada namazın sünnetini kıldıktan sonra cemaate katılmalarıdır. Burada sünneti kılan padişah farzı cemaatle kılmak için Ağalar Camii'ne veya Hırka-i Saadet Dairesi'ne geçerdi. Bunun dışında padişahların burada sakal tıraşlarını olduktan sonra abdest alarak Cuma Selamlığı'na veya Mevlit Alayı'na katıldığı rivayet edilir. Bazen bir padişahın vefatıyla yerine geçecek olan padişahın tahta çıkmasına karar vermek üzere saray erkânının burada toplandığı da zikredilmektedir.

Köşk, Sultan İbrahim dönemine kadar toplantı odası olarak kullanılmış, daha sonra padişahın ibadet mekânına dönüştürülmüştür. Küçük odada şehzadelerin sünnet işlemleri gerçekleştirilmiş, törenin ardından şehzadeler Bağdat Köşkü önündeki sedirlere götürülerek iyileşme süreçlerini burada geçirmiştir. III. Mehmed'in tahta çıkışının ardından, 28 Haziran 1595'te on dokuz erkek kardeşi ve üvey kardeşi bu yapıda sünnet edilmiş, ardından boğdurulmuştur. I. Ahmed'in tahta çıkmasıyla bu uygulamanın terk edildiği belirtilmektedir.

Mimari

Dış mekân
Dış mekânYair Haklai, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons

Dış mekân

Yenilenen yapı, önceki planını büyük ölçüde korumuş ve 1526-1528 yıllarında inşa edilen I. Süleyman'ın Arz Odası ile benzer bir düzen sergilemiştir. Yaklaşık 35 m² alana sahip olan yapı iki küçük oda ile bir taht odasından oluşmaktaydı. Hünkâr Odası'nın karşısındaki küçük hamam ise padişahların abdest almaları, tıraş olmaları ve zaman zaman şehzadelerin sünnet törenlerinde kullanılmaktaydı. Sultan İbrahim, 1640 yılında yapıyı onarmış ve genişletmiştir. Bu kapsamda köşk iki odaya ayrılmış ve küçük oda, namaz öncesinde abdest almak ve şehzadelerin sünnet işlemlerini gerçekleştirmek amacıyla kullanılmıştır.

İç mekân

Çini pano
Çini panoDosseman, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons

Sünnet Odası'nın iç mekânı tamamen çinilerle kaplıdır. Çinilerin çoğu 17. yüzyıla ait olmakla birlikte 15. ve 16. yüzyıl çinileri de kullanılmıştır. Köşkün girişinin iki yanında, herbiri 1.25 m olan İznik çinisi panolar bulunmaktadır. En erken tarihli panolar, beyaz zemin üzerinde mavi yıldızların oluşturduğu altıgen kompozisyonlara sahiptir. Benzer örnekler Bursa Yeşil Camii'nde görülmekte olup Çinili Köşk'teki çinilerle de benzerlik göstermektedir. Bağdat Köşkü'nün şömine duvarındaki panolara örnek oluşturan bu çiniler; kıvrılan yapraklar, sülünler ve Çin mitolojisinden qilin figürleriyle bezenmiştir. Mavi-beyaz üsluptaki bu bezemeler 16. yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilmekte, bunların arasında ise 1570'lerde İznik çiniciliğinin doruk dönemine ait bir pano bulunmaktadır.

Bugün cephede bulunan kemerli beş dikdörtgen çini pano büyük olasılıkla I. Süleyman'ın "yeni köşkü" için hazırlanmıştır. Panolardan dördünde saz yaprakları, lotus palmetleri, rozetler, kuşlar ve qilin figürleri bulunur. Beşinci panoda ise vazodan yükselen kuşlarla birlikte saz yaprakları tasvir edilmektedir. Bu panolar, 1633 yangınından sonra Bağdat Köşkü'nün çinilerinde örnek alınmış, ancak özgün düzenleri tam olarak korunamamıştır. Banu Mahir panoları yaklaşık 1530-1540 yıllarına tarihlendirmekte ve bunları Şahkulu'nun geliştirdiği saz üslubuyla ilişkilendirmektedir.

Muhasebe kayıtları, bu çinilerin 1527-1528 yıllarında İstanbul'daki kâşîhâne-i hassada başçini ustası Usta Ali'nin yönetiminde ve saray nakkaşlarının katkısıyla üretildiğini göstermektedir. Atölye, Tebriz'in fethinden sonra İstanbul'a getirilen çini ustası Habib tarafından kurulmuştur. I. Süleyman'ın köşkü için hazırlanan panolar, Tebriz geleneğinde yetişmiş çini ustaları ile saray nakkaşlarının ortak çalışmasının ürünü olup Timurlu etkisindeki İran üslubunu yansıtmaktadır. Bu estetik anlayış, klasik Osmanlı çini üslubu gelişinceye kadar etkisini sürdürmüş ve daha sonra yerini İznik merkezli klasik Osmanlı çiniciliğine bırakmıştır.

Pencerelerin içinde yer alan mermer çeşmeler
Pencerelerin içinde yer alan mermer çeşmelerDosseman, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons

Yapının Haliç'e bakan cephesindeki üç pencere ile Bağdat Köşkü'ne bakan penceresinde çeşmeler bulunmaktadır. Çeşmelerin üzerlerinde Şeyhülislam Yahya Efendi'nin Sultan İbrahim için yazdığı bir kaside parça parça yer alır. Bu çeşmelerin yalnızca süsleme amacı taşımadığı, içeride yapılan konuşmaların dışarıdan duyulmasını engellemek ve muhtemelen şehzadelerin sünnet törenleri sırasında çıkan sesleri bastırmak amacıyla da kullanılmış olabileceği belirtilmektedir. Bununla birlikte, suyun rahatlatıcı etkisi de düşünülmüş olabilir.

Ayrıca bakınız