Otlukbeli Muharebesi
Otlukbeli Muharebesi ya da Başkent Muharebesi,[1]Erdem,İlhan. Akkoyunlu Kaynaklarına Göre Otluk Beli (Başkent) Savaşı Erişim tarihi:4 Ağustos 2020[2]Afyoncu, Erhan. TDV İslâm Ansiklopedisi (34.cilt). 2007, s. 4-6. 11 Ağustos 1473 tarihinde Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmed komutasındaki Osmanlı ordusu ile Akkoyunlu Sultanı Uzun Hasan liderliğindeki Akkoyunlu Devleti ordusu arasında, günümüz Erzincan sınırları içinde yer alan Otlukbeli mevkisinde gerçekleşen meydan muharebesidir.[1]Erdem,İlhan. Akkoyunlu Kaynaklarına Göre Otluk Beli (Başkent) Savaşı Erişim tarihi:4 Ağustos 2020 Anadolu'daki iki büyük Türk-İslam devletini karşı karşıya getiren bu askerî çatışma, Osmanlı İmparatorluğu'nun zaferiyle sonuçlandı.
Çatışmanın nedenleri arasında, her iki devletin de Doğu Anadolu bölgesi ve ticaret güzergâhları üzerinde hakimiyet kurma arzusu ile Trabzon Rum İmparatorluğu'nun yıkılması sonrasında bölgede değişen dengeler yer almaktadır. Akkoyunlu Devleti'nin Venedik Cumhuriyeti ile diplomatik ilişkiler kurması ve Osmanlı'nın Anadolu'daki ilerleyişine karşı ittifak arayışları, Osmanlı idaresi tarafından tehdit olarak algılandı. II. Mehmed, doğu sınırlarını güvence altına almak ve Anadolu'daki rakip otoriteyi ortadan kaldırmak amacıyla askerî sefer düzenledi.
Gün boyu süren muharebenin sonucunu askeri teknoloji ve uygulanan taktikler belirledi. Osmanlı ordusunun merkezinde yer alan yeniçerilerin ateşli silahları ve topçu birlikleri, Akkoyunlu ordusunun süvari ve mızraklı piyade birliklerine karşı üstünlük sağladı. Uzun Hasan'ın geri çekilmesiyle sonuçlanan bu muharebe, Akkoyunlu Devleti'nin bölgedeki gücünü zayıflatırken, Osmanlı İmparatorluğu'nun Doğu Anadolu üzerindeki kontrolünü artırdı. Birçok tarihçiye göre 15. yüzyılın en büyük savaşlarından biri olarak kabul edilmektedir.[1]Erdem,İlhan. Akkoyunlu Kaynaklarına Göre Otluk Beli (Başkent) Savaşı Erişim tarihi:4 Ağustos 2020
Muharebe öncesi
Osmanlı ve Akkoyunlu hanedanları arasındaki düşmanlık, Yıldırım Bayezid ve Kara Yülük Osman Bey zamanına dek uzanıyordu. Osmanlılar Karakoyunlularla müttefikken, Akkoyunlular da Timur'u desteklemişlerdi.
Uzun Hasan, 1458'de Trabzon İmparatoru IV. İoannis'in kızı Despina Hatun ile evlenmiştir. Uzun Hasan, yeğeni Murad'ı İstanbul'a gönderdi. Osmanlı Sultanı II. Mehmed'ten, Trabzon İmparatorluğu vergisinin affedilmesinden başka, Despina Hatun'a çeyiz olarak verilmiş olan Kayseri bölgesini ve önceki hediyeleri istedi. Fatih, vergi işini bölgeye gelerek bizzat halledeceğini bildirdi. Fatih, Uzun Hasan ve müttefiki Trabzon İmparatorluğu ile Gürcülere karşı 1461'de harekete geçti. Uzun Hasan'ın 1459'da zapt ettiği Koyulhisar'ı aldı. Akkoyunlu ordusu Erzincan'daki Munzur Dağlarında Osmanlılara yenildi. Uzun Hasan, annesini Fâtih'e gönderip antlaşma sağladı. Bunun sonucunda Uzun Hasan tarafsız kaldı ve Fatih, 26 Ekim 1461'de Trabzon'u fethedip bölgedeki Rum hâkimiyetine son verdi.
1466'dan itibaren Osmanlı kuvvetleri Orta Anadolu'ya girerek Karamanoğullarını takibe başladı. Karamanoğlu kuvvetleri doğuya kaçarken Akkoyunlular sınırı geçti ve 1472'de Osmanlı birlikleriyle çatışmalar yaşandı. Ertesi yıl II. Mehmed, bizzat ordunun başına geçerek doğuya harekete geçti.
Ordular ve taktikler
Uzun Hasan'ın ordusu Karamanoğullarından arda kalanlarla takviye edilmişti. Ordu, kalabalık fakat düzensiz bir Türkmen ordusuydu. Asıl gücünü hafif süvariler ve mızraklı piyadeler oluşturuyordu. Uzun Hasan'ın amacı Osmanlı sipahilerini mızraklı yayalarla devirmek ve süvarileriyle de kıskaca sarıp yok etmekti.
Osmanlı ordusunda her ne kadar topçu yeniçeriler olsa da asıl çarpışmalar sipahiler arasında oldu. Meydan savaşında sonucu belirleyecek olan da sipahiler ile akıncıların hücumu idi. Ancak II. Mehmed, İstanbul'un Fethi sırasında gücünü ispatlayan topların meydan savaşında da kullanılmasını istiyordu. Bu amaçla ilk kez hafif havan topları üretildi ve bunlar, doğu seferine götürüldü.
Osmanlı ordusu Doğu Karadeniz dağları arasında ilerlerken Uzun Hasan'ın birlikleri gizlice yaklaştı. Uzun Hasan, dağlarda baskın yapmayı planlamıştı. Osmanlı keşif birlikleri çok yakına sokulan düşmanı son anda fark etti ve II. Mehmed, derhal savaş düzeni alınmasını emretti.
İki ordunun karşılaştığı arazi, akarsu tarafından yarılmış bir vadiydi ve savaşa hiç müsait değildi. Kayalıklar ve engebe yüzünden atların kullanımı çok zordu. Osmanlı beyleri geri çekilip ova bulmayı önerdiyse de düşman bu kadar yakındayken geri çekilme manevrasının tehlikeli olacağını düşünen II. Mehmed muharebe yapmaya karar verdi.
Muharebe öncesinde Rumeli Beylerbeyi Has Murad Paşa, Uğurlu Mehmet Bey'in tuzağına düştü ve geri çekilirken Fırat Nehri'nde boğuldu. Bu asker içinde büyük üzüntüye neden olduysa da asıl muharebeler Tercan Ovası'nda Otlukbeli'nde yapıldı. Öncü birliklerle yapılan muharebede Davud Paşa galip gelip Akkoyunlu öncü birliklerini yenilgiye uğrattı. Sonrasında Akkoyunlu sağ cenah komutanı Zeynel Mirza'nın Davud Paşa'ya hücuma geçmesi üzerine Osmanlı sol cenah komutanı Karaman Valisi Şehzade Mustafa harekete geçerek Akkoyunlu sağ cenahını bozguna uğratıp Zeynel Mirza'yı azapların içine çekip onu öldürdü.[3]OTLUKBELİ SAVAŞI. Böylece Akkoyunlu sağ cenahı bozguna uğrayıp dağıldı. Bu sırada Osmanlı sağ cenah komutanı Amasya Valisi Şehzade Bayezid önce Uğurlu Mehmet Bey'e saldırıp onun savaş alanından kaçmasına neden oldu. Uğurlu Mehmet Bey çekildikten sonra Akkoyunlu sol cenahını Mehmed Bakır komuta ediyordu. Şehzade Bayezid üzerine saldırıp Akkoyunlu sol cenahını bozguna uğratıp, kendisini esir aldıktan sonra Uzun Hasan'a saldırdı. Hem Şehzade Mustafa hem de Şehzade Bayezid'in hücumlarına karşı koyamayan Uzun Hasan yerine kendisine benzeyen bir askerini bırakıp savaş alanından uzaklaştı.
Muharebe sonrası
Zaferden sonra Osmanlı beyleri düşmanı takibi önerse de II. Mehmed ileri gitmedi.[4]Kılıç, Remzi. Fatih Devri Osmanlı-Akkoyunlu İlişkileri. Dergipark. Arazi pusu kurmaya elverişliydi, keşif birliklerinin düşmanı fark etmede geç kalmasını da göz önünde bulunduran II. Mehmed, düşmanın gitmesine göz yumdu.
Ertesi yıl çatışmalar devam ettiyse de Akkoyunlular için çöküş dönemi başladı.[5]Erdem, İlhan. Otlukbeli Sonrası Ak-Koyunlular (1473-1478), s. 1. Savaştan sonra Fatih Sultan Mehmed, pek çok ülkeye çeşitli dillerde fetihnâmeler yolladı.[6]Aksoy, Hasan. Tarihi Bir Belge ve Türk İslâm Edebiyatında Bir Tür Olarak Fetihnâmeler. İSAM Kütüphanesi, Temmuz-Aralık 1997, s. 2. Bunlardan biri de, Timurlular'a yollanan, Eski Uygur alfabesiyle yazılmış olan fetihnâmedir.[7]Keskin, Mustafa Çağhan. OSMANLI’NIN TİMURLU-TÜRKMEN DÜNYASINA BAKIŞI EKSENİNDE MİMARİ ETKİLENMELER (1402-1520). İstanbul Teknik Üniversitesi, Haziran 2011.
Ayrıca bakınız
Kaynakça
- 1.Erdem,İlhan. Akkoyunlu Kaynaklarına Göre Otluk Beli (Başkent) Savaşı Erişim tarihi:4 Ağustos 2020 dspace.ankara.edu.tr
- 2.Afyoncu, Erhan. TDV İslâm Ansiklopedisi (34.cilt). 2007, s. 4-6. cdn.islamansiklopedisi.org.tr
- 3.OTLUKBELİ SAVAŞI. islamansiklopedisi.org.tr
- 4.Kılıç, Remzi. Fatih Devri Osmanlı-Akkoyunlu İlişkileri. Dergipark. dergipark.org.tr
- 5.Erdem, İlhan. Otlukbeli Sonrası Ak-Koyunlular (1473-1478), s. 1. dergiler.ankara.edu.tr
- 6.Aksoy, Hasan. Tarihi Bir Belge ve Türk İslâm Edebiyatında Bir Tür Olarak Fetihnâmeler. İSAM Kütüphanesi, Temmuz-Aralık 1997, s. 2. ktp.isam.org.tr
- 7.Keskin, Mustafa Çağhan. OSMANLI’NIN TİMURLU-TÜRKMEN DÜNYASINA BAKIŞI EKSENİNDE MİMARİ ETKİLENMELER (1402-1520). İstanbul Teknik Üniversitesi, Haziran 2011. polen.itu.edu.tr