Turkipedia
Menü

Ağalar Camii

İçindekiler3
  1. Tarihi
  2. Mimari
  3. Dış mekân
  4. İç mekân
  5. Çiniler ve bezemeler
  6. Küçük Oda Mescidi
  7. Ayrıca bakınız

Ağalar Camii, Topkapı Sarayı'nın üçüncü avlusunda, Arz Odası'nın kuzeyinde bulunan bir camidir. II. Mehmed döneminde inşa edildiği kabul edilen yapı, başlangıçta Hünkâr Camii adıyla anılmış, daha sonra Enderûn'daki zülüflü ağaların burada namaz kılması nedeniyle Ağalar Camii adıyla tanınmıştır. Sarayın merkez camisi olarak hizmet veren yapı, Topkapı Sarayı'ndaki cami ve mescitlerin en büyüğüdür.

1881 yılına kadar ibadet amacıyla kullanılan cami, daha sonra depo ve yemekhane olarak değerlendirilmiş; 1925 yılında gerçekleştirilen kapsamlı onarımın ardından kütüphane ve okuma salonuna dönüştürülmüştür. Günümüzde Topkapı Sarayı Yazma Eserler Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.

Tarihi

Yapının özgün binası II. Mehmed dönemine tarihlenmekte olup duvar tekniği de yapının Yeni Saray'ın ilk kuruluş döneminden, yani II. Mehmed devrinden kaldığını göstermektedir. Eyice'ye göre Ağalar Camii, muhtemelen sarayın çekirdeğini oluşturan Fatih Köşkü yanında ve onunla bağlantılı olarak inşa edilmiştir. Yapı başlangıçta Hünkâr Camii adıyla anılmış, daha sonra Enderûn-ı Hümâyun zülüflü ağalarının burada namaz kılması sebebiyle Ağalar Camii adıyla tanınmıştır.

Ağalar Camii, sarayın merkez camisi olarak hizmet vermiştir. Enderun halkı ile birlikte padişahlar ve şehzadeler yatsı namazı dışındaki vakit namazlarını burada kılmıştır. Günümüzde okuma salonu olarak kullanılan çinili bölümde has odalılar padişahla birlikte namaz kılarken, diğer koğuş ağaları caminin daha sade bölümünü kullanmıştır. Caminin arka tarafındaki Harem Mescidi'ne açılan pencereler sayesinde valide sultan ve haseki sultanlar imamı görmeden takip ederek namazlarını kılmıştır.

Kapısı üzerindeki H. 1136 (M. 1723-1724) tarihli kitabe ile duvar örgüsündeki farklılıklar, 18. yüzyılda Seyyid Mehmed Ağa'nın himmetiyle büyük ölçüde onarım gördüğünü göstermektedir. Kuzeydoğudaki odanın giriş kapısı üzerinde bulunan 1723 tarihli kitabe ile çinili odadaki ikinci kitabe, yapının geçirdiği onarımlara ilişkindir. Çinili odadaki kitabe Hattat Kâmil Akdik tarafından tasnif ve icra edilmiş olup yapının 1925 yılında onarıldığını ve sarayın kütüphanelerinin burada toplanarak Yeni Kütüphane adıyla düzenlendiğini bildirmektedir.

Yapıda 1881 yılına kadar namaz kılınmış, daha sonra depo ve yemekhane olarak kullanılmıştır. Kurşun örtüsü sökülen yapı bir süre metruk kalmış, 1910 yılında yıktırılması düşünülmüş ve 1916 yılında küçük çaplı bir onarım geçirmiştir. 1925 yılında gerçekleştirilen kapsamlı onarımın ardından yapı kütüphane ve okuma salonuna dönüştürülmüş, sarayın çeşitli dairelerindeki yazma eserler burada toplanmıştır. 2005 yılında hazırlanan restorasyon projesi kapsamında duvarlarda raspa yapılmış, çiniler onarılmış, kapılar yenilenmiş ve özgün kapılar korunarak uygun yerlere yerleştirilmiştir. Günümüzde ise yapı Topkapı Sarayı Yazma Eserler Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.

Mimari

Ağalar Camii, ortada ana ibadet mekânı, kuzeydoğusunda bitişik bir oda ve güneybatısında yer alan küçük bir bölümden oluşan üç birimli bir yapıdır. Üçüncü avlunun ana camisi olan yapı, kıble yönüne göre konumlandırılmış serbest duran ve kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı bir yapıdır. Ana ibadet mekânı, iki yan mekândan daha yüksek tutulmuştur.

Yapının dış duvarları almaşık taş ve tuğla dizileriyle örülmüştür. Ana ibadet mekânı beşik tonozla, kuzeydoğudaki oda yarım kırma çatıyla, güneybatıdaki bölüm ise yarım beşik tonozla örtülmüş olup üç bölümün çatısı kurşun kaplamadır. Yapının, güneybatı yönünde genişletilmesi ve kuzeydoğu yönünde yapılan eklemelerle günümüzdeki hâline ulaştığı düşünülmektedir.

Necipoğlu'na göre yapıda gerçekleştirilen onarımlar sırasında üst yapı değiştirilmiş, duvarlar yükseltilmiş ve iki katlı pencere düzeni büyütülmüştür. Yapının asimetrik planı nedeniyle yan mekânların sonradan eklendiği ileri sürülmüşse de Hünernâme minyatürü ile duvar örgüsüne ilişkin arkeolojik bulgular bu görüşü desteklememekte ve yan mekânların özgün yapının bir parçası olduğuna işaret etmektedir.

Eyice, yapının ilk hâlinde ahşap çatılı sade bir cami olduğunu, 18. yüzyılın ortalarından sonra ise bugün görülen büyük beşik tonozla örtüldüğünü belirtmektedir. Ekrem Hakkı Ayverdi'nin daha sonra Abdullah Kuran tarafından da benimsenen kubbeli restitüsyon önerisinin ise sağlam arkeolojik dayanaklara sahip olmadığını ifade etmektedir.

Dış mekân

Yapının güneydoğu cephesinde iki sıra hâlinde düzenlenmiş pencere açıklıkları ile bir güneş saati bulunmaktadır. Alt sırada sivri kemer içerisine yerleştirilmiş, beşik kemerli ve demir parmaklıklı yedi pencere, üst sırada ise beyaz demir ızgaralı beş dikdörtgen pencere yer almaktadır. Güneybatı cephesindeki küçük bölümde üç pencere ile kurşun saçaklı bir kapı, ana yapıda ise büyük bir tuğla kemer içerisine yerleştirilmiş yatay dikdörtgen bir pencere bulunmaktadır. Giriş kapısı üzerinde Kelime-i Tevhid yazılı bir kitabe bulunmaktadır.

Kuzeydoğu cephesinde çinilerle kaplı odaya ait özgün giriş kapısı ile beşik kemerli pencereler yer almakta, ana yapının üst sıra pencere düzeni bu cephede de devam etmektedir. Kuzeybatı cephesinde ise günümüzde okuma salonu olarak kullanılan bölüme açılan iki kanatlı ahşap kapı ile Harem Mescidi'ne bitişik pencere düzeni bulunmaktadır.

Yapıda minare bulunmamaktadır. Batısındaki Kuşhane'nin üst katına 1916 yılından sonra eklenen balkonun bir süre şerefe olarak kullanıldığı, daha önce ise ezanın Enderun nöbetçi müezzini tarafından önce Arz Odası önünden, daha sonra III. Ahmed Kütüphanesi merdivenlerinden okunduğu belirtilmektedir.

İç mekân

Camiye giriş kuzeydoğudaki odadan sağlanmaktadır. Enine dikdörtgen planlı olan bu mekân 8,5 × 5,6 metre ölçülerindedir ve Hünkâr Mahfili olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Günümüzde okuma salonu olarak kullanılan oda çinilerle kaplı olup duvarlarında I. Ahmed dönemindeki yenilemeden kalan çiniler bulunmaktadır. Zemini ahşap, tavanı ise eğimli olarak düzenlenmiştir.

Bu mekânın güneybatı duvarındaki çift kanatlı ahşap kapı ana ibadet mekânına açılmaktadır. Bu doğrultuda bulunan okuma salonunun ana ibadet mekânından daha sonra inşa edildiği ileri sürülmüşse de Necipoğlu, arkeolojik bulguların bu görüşü desteklemediğini belirtmektedir. Odanın güneybatı ve kuzeybatı duvarlarında dolap nişleri bulunmaktadır.

Çiniler ve bezemeler

Kuzeydoğudaki odanın güneydoğu duvarında mermer bir mihrap bulunmaktadır. Mihrap tepesinden altın renkli bir kandil motifi sarkmakta, tepeliğinde ise yarım daire biçiminde istiridye motifi yer almaktadır. Mihrabın üzerinde Âl-i İmrân Suresi'nin 37. ayeti, bunun üzerinde ise rûmî motiflerle bezenmiş bir tepelik bulunmaktadır. Güneydoğu duvarının üst bölümünü dolaşan celî sülüs hat kuşağında Âyet-el Kürsi yazılı olup yazının iki yanında müsennâ istif hâlinde "Allah" ve "Muhammed" lafızları yer almaktadır.

Bu bölümdeki çinilerin bir kısmı Kemankeş Mustafa'nın imzasını taşımaktadır. Mihrabın sağında 1608 tarihli Kâbe tasvirli bir çini pano yer almakta olup üzerinde "Lâ ilâhe illallâhü'l-melikü'l-hakkü'l-mübîn Muhammedün resûlullah" ibaresi bulunmaktadır. Mihrabın solundaki duvarda kıble yönünü gösteren ok motifi yer almakta, bazı çini karoların ise günümüze ulaşmadığı görülmektedir.

Ana ibadet mekânının güneydoğu duvarındaki mihrap yaklaşık 7,2 metre genişliğinde olup çinilerle bezelidir. Mihrap alınlığında büyük olasılıkla III. Ahmed dönemine ait celî sülüs hatla yazılmış "Küllemâ dehale aleyhâ Zekeriyyel-mihrâb" ayeti bulunmaktadır. Mihrap nişinde ağırlıklı olarak beyaz zeminli bitkisel bezemeli çiniler kullanılmış; yarım kubbede bulut ve şâhî benek motiflerine, köşebentlerde ise yeşil renkli sade çinilere yer verilmiştir. Mihrap nişinin iki yanındaki çiniler hataî ve yaprak motifleriyle süslenmiş olup kullanılan çinilerin renklerinde farklılıklar görülmekte, bunların bir kısmının günümüze eksik ulaştığı anlaşılmaktadır.

Necipoğlu'na göre kuzeydoğudaki odanın çini panoları I. Ahmed dönemindeki yenileme sırasında yapılmış olup üzerlerindeki kitabeler 1017 (1608) tarihini taşımakta ve sarayın kethüdası Kemankeş Mustafa tarafından imzalanmıştır. Ortaylı da bu bölümün 16. yüzyıl sonuna ait çini panolarla kaplı olduğunu belirtmektedir.

17. yüzyılda Jean-Baptiste Tavernier, caminin iç mekânında yıldızlarla süslü Kur'an ayetlerinin bulunduğunu, yapıda canlı tasvirlerine yer verilmediğini ve tavandan Venedik camından yapılmış kandillerin sarktığını kaydetmiştir. Ayrıca camide kullanılan mumların Kilerciler Koğuşu'ndaki iç oğlanları tarafından temin edildiği aktarılmaktadır.

Küçük Oda Mescidi

Ana ibadet mekânının güneybatı duvarından geçilen Küçük Oda Mescidi'nin, Küçük Odalı iç oğlanlarının namaz kıldığı bölüm olduğu belirtilmektedir. Güneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda uzanan mekân yaklaşık 4 × 12 metre ölçülerinde ve dikdörtgen planlıdır. Kuzeydoğu duvarı diğer duvarlara göre daha ince tutulmuş olup zemini ana ibadet mekânında olduğu gibi altıgen tuğlalarla döşenmiş, tavanı ise horasan harcıyla sıvanmıştır. Günümüzde kütüphane deposu olarak kullanılan bölümün kuzeybatı duvarında, Topkapı Sarayı rölöve arşivindeki plana göre celî sülüs hatla yazılmış Besmele ile bunun altında bir ayet yer almaktadır.

Ayrıca bakınız