Tarikat (İslam)
İçindekiler5
Tarikat (طريقة) veya tarik kelimesi "yol" tarikat "yollar" anlamına gelir, "Allah'a ulaştıran yol" manasında kullanılmaktadır. Tarikatlar Selçuklu ve Osmanlı'ya özgü düşünce ve inanç hareketleri olarak değerlendirilmektedir. Bu anlamda tarikat, Kur'an'da ve hadis rivayetlerinde yer almamaktadır.[1]Ankara Üniversitesi açık ders notları (Prof. Dr. Ahmet Cahid Haksever) Birçok tarikatın menşei Hicri 5./Miladi 11. asırda Abdülkâdir Geylânî'nin yolundan gidenler tarafından oluşturulan Kadiri tarikatıdır. Ebû Sâlih Muhyiddîn Abdülkâdir Geylânî'nin Hasan bin Ali'nin soyundan olduğu iddia edilmekle birlikte, kendisinin Bağdat'ta a‘cemî yani "Arap olmayan" olarak tanınması gibi hususlardan dolayı şecerenin sonradan oluşturulduğunu öne sürenlerin olduğu belirtilmektedir.[2]TDV İslam Ansiklopedisi, ABDÜLKĀDİR-i GEYLÂNÎ maddesi
Tarikat sözcüğü Türk Dil Kurumunun Güncel Türkçe Sözlüğüne göre şu iki anlamı ifade etmektedir: "Aynı dinin içinde birtakım yorum ve uygulama farklılıklarına dayanan, bazı ilkelerde birbirinden ayrılan Tanrı'ya ulaşma ve onu tanıma yollarından her biri." ve "Bir şeyhe bağlı kimseler için konulmuş olan manevi, ahlaki ve sosyal kuralların bütünü ve bu kurallara göre teşkilatlanmış kurum."[3]TDK Sözlük, tarîkat. İslamiyet'te, İslamiyet'in kalbi boyutu üzerinde duran ve "kalbin fıkhı" diye nitelenen tasavvuf öğretisinin (terbiyesinin) uygulandığı düzenli kurumsal yapılar olarak tarif edilir.
Tarîk
Tarîk Arapçada "yol" demektir. Tarîkat ise bu kelimenin çoğuludur ve "yollar" manasına gelir. Mezhep kelimesi "ذَهَبَ" (gitmek) fiilinden türemiş olup anlam olarak benzemektedir. Tarikat tasavvuf için yol, mezhep ise şeriat için yol demektir. Tarikat keşfe, ilhama ve şeriate dayanırken mezhepler "nakle" (Kutsal kitaplara ve peygamberlere) dayanır.
Tarikler (tarikat) de "mürşit" denilen manevi önderler eşliğinde tasavvuf öğretisini uygulamaya istek duyan kişilere (tâlip) yolun esasları hakkındaki terbiye sistemine dahil eder. Bunu da "emr-i manevî" denilen Allah'tan bir işaret olmadan genellikle başlanmaz. Yola giren kimseler (mürid) ve yolda ilerleyenler (sâlik) tasavvuf öğretisinin esaslarını yaptıkları pratiklerle (zikir, tefekkür, râbıta, murakabe, nafile ibadetler v.s.) kendi derûnlarında keşfederler.
Türkiye'de tarikatlar
Türkiye'de çeşitli halk sınıfları ve tipleri arasında farklı sûfî tarikatları gelişmiştir. Örneğin Bektaşi tarikatı daha çok köylülere ve askerlere hitap ederken Nakşibendi tarikatı ilahiyatçı ve bilim insanları; Mevlevî tarikatı müziği ve şiirleriyle sanatsal eğilime sahip olanları; Halvetî tarikatı ise tarikat fabrikası olarak bilinen kendi içinden birçok içtihat çıkaran sultanlar, generaller, önemli hükûmet adamları ve yöneticileri içinde barındırmıştır.[4]Prof. Dr. Robert Frager, Kalp, Nefs, Ruh Sayfa 40
Dört ruhî durakta "Tarikat"
Ana|Şeriat|Tarikat Kapısı|Hakikat Kapısı|Marifet Kapısı|Marifetullah

Tarîkat silsileleri
Silsileleri Ali bin Ebâ Tâlib'e bağlananlar
Ali bin Ebâ Tâlib ve Ehl-i Beyt'e karşı olan muhabbet duyguları sebebiyle Mevlevîlik ile Kadirîlik gibi aslen Sünnî kimlik gösteren Bâtınî-Tarîkat, silsilelerini Cüneyd-i Bağdâdî, Serî-i Sekatî, Ma'ruf-u Kerhî'den sonra sırasıyla ya “Davud-u Taî”, “Habib-i Acemî”, “Hasan-ı Basrî” veyahut da Câferiyye Şiîliği'nin resmen imam olarak kabul ettiği ve On İki İmamlar'ın ilk sekizi olarak da bilinen “İmam Ali er-Rıza”, “İmam Musa el-Kâzım”, “İmam Caʿfer-i Sadık”, “İmam Muhammed el-Bakır”, “İmam Ali bin Hüseyin”, “Hüseyin” ve “Hasan el-Mûctebâ” aracılığıyla Ali bin Ebâ Tâlib ile Muhammed'e bağlamaktadırlar.
Ayrıca, yine Sünnî-Bâtınî Tarikatı olarak bilinen Halvetilik ile Bayramilik de kendi silsilelerini “Cüneyd-i Bağdâdî”, “Serî-i Sekatî”, “Ma'ruf-u Kerhî”, “Davud-u Taî”, “Habib-i Acemî”, “Hasan-ı Basrî” aracılığıyla; Rufâîlik ise “İmam Musa el-Kâzım”, “İmam Câʿfer-i Sâdık”, “İmam Muhammed Bakır”, “Zeynelabidin”, “Hüseyin” aracılığıyla Ali ile Muhammed'e bağlanmaktaydılar. Bunlardan başka Sühreverdilik ile Üveys'îyye silsileleriyse Ali el-Mûrtezâ ve Ömer ibn Hattab aracılığıyla Muhammed'e bağlanmaktaydılar.
Silsileleri Ebu Bekir es-Sıddîk'a bağlananlar
Diğer taraftan da Nakşibendilik ile onun kolları olan Hakkân'îyye ile Hâlid'îyye gibi yine Sünnî kimlik gösteren Bâtınî-Tarîkat, silsilelerini Ebû'l Hasan Kharakânî, Ebâ Yezîd-i Bistâmî, İmam Câʿfer es-Sâdık, Kâsım bin Muhammed, Salmân-ı Fârisî aracılığıyla Ebu Bekri's-Sıddiyk ile Muhammed'e bağlarlar.
Ayrıca bakınız
Kızılbaşlık
Kaynakça
- 1.Ankara Üniversitesi açık ders notları (Prof. Dr. Ahmet Cahid Haksever) acikders.ankara.edu.tr
- 2.TDV İslam Ansiklopedisi, ABDÜLKĀDİR-i GEYLÂNÎ maddesi
- 3.TDK Sözlük, tarîkat. sozluk.gov.tr
- 4.Prof. Dr. Robert Frager, Kalp, Nefs, Ruh Sayfa 40