Turkipedia
Menü

II. Viyana Kuşatması

İçindekiler4
  1. Başlangıç
  2. Kuşatma
  3. Sonuçları
  4. Ayrıca bakınız
  5. Kaynakça

II. Viyana Kuşatması, 1683 Viyana Kuşatması veya Viyana Bozgunu, Osmanlı İmparatorluğu'nun Kutsal Roma İmparatorluğu'nun bir parçası olan Avusturya Arşidüklüğü'ndeki Viyana şehrini hedefleyen ikinci kuşatmadır.

Kuşatmanın durumunu belirleyen Kahlenberg Muharebesi, şehrin iki ay boyunca Osmanlı İmparatorluğu tarafından kuşatılmasının ardından 12 Eylül 1683 tarihinde Viyana yakınlarındaki Kahlenberg Dağı'nda gerçekleşti. Muharebe, Habsburg monarşisi liderliğindeki Kutsal Roma İmparatorluğu ve Polonya-Litvanya Birliği tarafından, her ikisi de Kral III. Jan Sobieski komutasında, Osmanlılara ve onların vasal ve haraç devletlerine karşı yapıldı. Bu muharebe, Polonya-Litvanya Birliği ve Kutsal Roma İmparatorluğu'nun Osmanlılara karşı ilk kez askerî işbirliği yaptığı bir muharebe oldu. Osmanlıların Viyana seferindeki bozgunu, Avrupa'ya yayılmasında bir dönüm noktası oldu ve bundan sonra Osmanlılar daha fazla ilerleme kaydedemedi. Bunu takip eden ve 1699 yılına kadar süren genel savaşta Osmanlılar, Osmanlı Macaristanı'nın büyük bir kısmını Kutsal Roma İmparatoru I. Leopold'a bıraktı.[1]Leitsch, Walter. 1683: The Siege of Vienna. 1983.

Kahlenberg Muharebesi, Kutsal Roma İmparatorluğu ve Polonya-Litvanya Birliği'nin birleşik kuvvetleri tarafından kazanıldı, ancak Polonya-Litvanya Birliği'nden sadece Polonya Krallığı'nın kuvvetleri katıldı, Litvanya ordusunun yürüyüşü gecikti ve Viyana'ya rahatladıktan sonra ulaştılar. Kutsal Roma İmparatorluk Ordusu'nu Ernst Rüdiger Graf von Starhemberg komuta ediyordu. Genel komuta, yardım kuvvetlerini yöneten üst düzey lider Polonya Kralı III. Jan Sobieski'deydi. Osmanlı İmparatorluğu ve vasal devletlerinin kuvvetleri Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından komuta ediliyordu. Osmanlı ordusu yaklaşık 90.000 ila 300.000 kişiden oluşuyordu, Kara Mustafa'nın çadırında bulunan savaş düzenine ilişkin belgelere göre, seferin başlangıcındaki ilk güç 170.000 kişiydi. Kuşatma, 14 Temmuz 1683'te başladı. Osmanlı kuvvetleri, diğer birliklerin yanı sıra, kırsal bölgeyi gözetleyen 70.000 kişilik bir gözlem ordusu ile 60 ortalık yeniçeriden (kağıt üzerinde 12.000 kişi) oluşuyordu.[2]Bruce, George. Harbottle's Dictionary of Battles. Van Nostrand Reinhold, 1981.

Başlangıç

1566'da Zigetvar'a yönelinmesi ve Kanuni Sultan Süleyman'ın burada ölmesi, ordunun muhtemel bir Viyana yürüyüşünü engelledi. Viyana, 1663-1664 Osmanlı-Avusturya Savaşı ve iki devlet arasındaki son büyük muharebe olan Saint Gotthard Muharebesi öncesi Vasvar Antlaşması'nı kabul ettirmek için 1664 yılında Viyana üzerine askeri yürüyüş planlanmıştır. Ancak muharebe sonrası aynı yıl Vasvar Antlaşması'nın kabul edilmesi üzerine 20 yıllık barış dönemine geçilmiştir.[3]Türk Silahlı Kuvvetler Tarihi, Osmanlı Devri. III. Cilt 4. Kısım Eki, İkinci Viyana Kuşatması 1683. Genelkurmay Basımevi, Ankara 1983

Viyana şehrini ele geçirmek, şehrin Tuna Nehri ile Almanya ve Doğu Akdeniz'e giden kara ticaret yolları üzerindeki kontrolü nedeniyle uzun zamandır Osmanlı İmparatorluğu'nun stratejik hedeflerinden biriydi. Kuşatmadan önceki yıllarda Osmanlı İmparatorluğu, Sadrazam Kara Mustafa Paşa'nın himayesinde, Kutsal Roma İmparatorluğu'na ve lojistik merkezlerine giden yolların ve köprülerin onarılması ve kurulması, ayrıca İmparatorluğun dört bir yanından bu merkezlere ve Balkanlar'a cephane, top ve diğer kaynakların sevk edilmesi de dâhil olmak üzere kapsamlı lojistik hazırlıklar yaptı. 1679 yılında Viyana'da veba salgını baş gösterdi.

1681 ve 1682'de Tökeli İmre'nin kuvvetleri ile Kutsal Roma İmparatorluğu arasındaki çatışmalar yoğunlaştı ve Habsburg kuvvetlerinin Orta Macaristan'a akınları, Sadrazam Kara Mustafa Paşa'nın Sultan IV. Mehmed'i ve Dîvân'ını Osmanlı ordusunun hareketine izin vermeye ikna etmesinde önemli bir argüman sağladı. Başta batıdaki Fransa tehdidini daha çok önemseyen İmparator Leopold, Osmanlı'yla savaş istemiyordu. Bu sebeple iki kez Osmanlı'ya barışı yenilemek için elçi göndertti. Hatta Avusturya elçisi, Osmanlı içindeki savaş karşıtlarıyla iş birliği yapıp Şeyhülislam Çatalcalı Ali Efendi'ye "Aman dileyen düşmanla savaşmak caiz değildir." şeklinde fetva yayınlattı. Fransa ve Macar isyancılar ise Osmanlı'yı savaşa teşvik ediyordu. Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ve Padişah Hocası Vâni Mehmed Efendi Osmanlı içinde savaş isteyen grubun başını çekiyordu.[4]MERZİFONLU KARA MUSTAFA PAŞA. TDV İslâm Ansiklopedisi.

Tüm bu tartışmalar sonrası savaş kararı alındı. IV. Mehmed, Mustafa Paşa'ya her ikisi de kuzeybatı Macaristan'da bulunan Győr ve Komárom Kalelerine kadar harekâtta bulunma ve buraları kuşatma yetkisi verdi. 21 Ocak 1682'de Osmanlı ordusu harekete geçirildi ve 6 Ağustos 1682'de savaş ilan edildi.

Lojistik açıdan, 1682 Ağustos veya Eylül'ünde bir istila başlatmak riskli veya imkansız olurdu, çünkü üç aylık bir sefer Osmanlıları tam da kış bastırırken Viyana'ya götürecekti. Ancak seferberlik ile geniş çaplı bir istilanın başlatılması arasındaki 15 aylık boşluk, Viyana'nın savunmasını hazırlaması ve Leopold'un Kutsal Roma İmparatorluğu'ndan asker toplaması ve Polonya, Venedik ve Papa XI. Innocentius ile bir ittifak kurması için yeterli zaman sağladı. Kutsal Roma İmparatorluğu'nun Polonya ile savunma ittifakı, 1683 Varşova Antlaşması'yla sonuçlandı; Leopold, Osmanlıların Kraków'a saldırması halinde III. Jan Sobieski'yi destekleme sözü verdi ve bunun karşılığında Polonya ordusu saldırıya uğraması halinde Viyana'nın yardımına koşacaktı.[5]Tucker, Spencer. A Global Chronology of Conflict. Santa Barbara: ABC-CLIO, LLC, 2010.

31 Mart'ta IV. Mehmed adına Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından gönderilen bir başka beyanname Viyana'daki İmparatorluk Sarayı'na ulaştı. Ertesi gün Osmanlı ordu unsurlarının Rumeli'deki Edirne'den ileri yürüyüşü başladı.

Osmanlı birlikleri, Mayıs başında Belgrad'a ulaştı. Sultan IV. Mehmed dahi Belgrad'a kadar gelmişti. Onlara Prens Mihaly Apafi komutasındaki bir Transilvanya ordusu ve Tökeli İmre komutasındaki bir Macar kuvveti katıldı, 27 Haziran 1683'te Kırım Hânı da İstolni Belgrad'da orduya katıldı.[6]İnalcık, Halil, Devlet-i 'Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar - III, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ocak 2018, s. 188. Burada Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa bir "meşveret meclisi" kurdu. Bu zamana kadar seferin hedefinin herkes tarafından Yanıkkale (Györ) olduğunu zannedilirken (hatta padişâh bile böyle zannediyordu) Sadrazam, Viyana'yı kuşatma hedefini açıkladı. Mecliste oluşan derin sessizlik üzerine Sadrazam, en kıdemli vezir olan Sarı Hüseyin Paşa'ya "Ağzın bağlı mı, niye söylemezsin?" diye çıkıştı. Viyana kuşatması fikrine Kırım Hânı hariç herkes katıldı. Kırım Hânı ise olası Viyana Kuşatması'nda Kutsal Roma İmparatorluğu'nun bütün Avrupa'yı harekete geçirebileceğini bu sebeple yalnız Yanıkkale (Györ) ve Komárom (Komran) fetihleriyle yetinilmesini tavsiye etti.[7]İnalcık, Halil, Devlet-i 'Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar - III, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ocak 2018, s. 189. Bu muhalefet üzerine Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa kendisine rakip gördüğü için meşveret meclisine çağırmadığı Budin Valisi Uzun İbrahim Paşa'nın da fikrini almak istedi. "Paşa baba, Beç (Viyana) üzerine gidecek olduk ne dersin?" diye sordu, İbrahim Paşa da buna muhalefet edince "Sen ma'tûh olmuşsun (bunamışsın)!" diye cevap vererek bundan sonra Viyana'nın kuşatılmasına muhalefet edilmesinin yasaklandığını bildirdi. Bu, ordudaki derin fikir ayrılıklarının fitilini ateşleyen gelişmeydi.[7]İnalcık, Halil, Devlet-i 'Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar - III, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ocak 2018, s. 189.[8]Ahmed Refik (Altınay), Silâhdar Tarihi -II, İstanbul 1928, s. 30.

Ordu önce Győr'ü kuşattı. Burayı savunan Avusturya komutanının teslim olmaya yanaşmayıp sonuna kadar direneceğini söylemesi üzerine Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, bir meşveret meclisi daha toplayarak burada vakit kaybetmeyip düşmanın hazırlıksız olduğunu söyleyerek hızlıca Viyana'ya gidilmesi gerektiğini savundu. Başta Budin Valisi Uzun İbrahim Paşa ve Şam Valisi Hüseyin Paşa olmak üzere bir kısım komutan buna itiraz etse de Sadrazam, bir kısım kuvveti burada bırakıp 150.000 kişilik geri kalan orduyla Viyana şehrine doğru ilerledi.[5]Tucker, Spencer. A Global Chronology of Conflict. Santa Barbara: ABC-CLIO, LLC, 2010.[9]İnalcık, Halil, Devlet-i 'Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar - III, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ocak 2018, s. 191. Yol üzerinde Karl von Lothringen (Lorraine Dükü V. Charles) tarafından komuta edilen Avusturya ordusu ilerleyen Osmanlı ordusunu durdurmak istediyse de Kırım ordularının hızlıca Avusturya ordusunun arkasından dolanması sebebiyle Viyana'nın hemen altında bulunan Scharndorf'ta bozguna uğrayıp Viyana'ya kadar çekildiler. Bu bozgun Avusturya halkının moralini bozmuştu.[9]İnalcık, Halil, Devlet-i 'Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar - III, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ocak 2018, s. 191. Yaklaşık 40.000 kişilik Kırım Tatar birliği, 7 Temmuz'da Viyana'nın doğusuna ulaştı; bu sayı bölgedeki İmparatorluk birliklerinin iki katıydı. İmparator Leopold, sarayı ve 60.000 Viyanalı ile birlikte Passau'ya kaçarken, Lorraine Dükü V. Charles ise 20.000 kişilik kuvvetini Linz'e doğru geri çekti. Ana Osmanlı ordusu, 14 Temmuz'da Viyana'ya ulaştı; şehrin tek savunma gücü artık Kont Ernst Rüdiger von Starhemberg'in 15.000 adamıydı. İmparatorluk tarafından Türklerle savaşa hazırlanmak üzere görevlendirilen Sakson mühendis Georg Rimpler, Viyana'yı yaklaşan kuşatma için hazırlamaya başladı. Avusturya'nın savaş öncesi planlarının çoğu Türklerle Győr şehri yakınlarında savaşmayı hesaplıyordu, bu plan Türk ilerleyişiyle savunulamaz hale geldi.[10]Duffy, Christopher. The Fortress in the Age of Vauban and Frederick the Great 1660–1789. Routledge, 2015.[11]Ekkehard Eickhoff. Venedig, Wien und die Osmanen: Umbruch in Südosteuropa 1645–1700. Klett-Cotta, 2009, s. 354.

Kuşatma

Polonya Kralı III. Jan Sobieski, antlaşmadaki yükümlülüklerini yerine getirerek 1683 yazı boyunca Viyana'ya bir yardım seferi hazırladı ve 15 Ağustos'ta Kraków'dan yola çıkacaktı. Bu süre zarfında Polonya'nın büyük bir kısmı savunmasız kalacak ve bu durumdan faydalanan Tökeli İmre bir işgal girişiminde bulunacaktı. Kazimierz Jan Sapieha, Litvanya ordusunun yürüyüşünü geciktirerek bunun yerine Macar Dağlık Bölgesi'ne sefer düzenledi ve ancak rahatladıktan sonra Viyana'ya ulaştı.

Polonya ile çeşitli Alman devletleri -özellikle de Avusturya- arasında şehrin kurtarılması konusunda derhal gerginlik baş gösterdi. Askerlerin maaşlarının ve yürüyüş sırasındaki erzaklarının ödenmesi en önemli sorun olacaktı. Sobieski, Viyana'ya yürüyüşü için ödeme yapmak zorunda kalmaması gerektiğinde ısrar ediyordu, çünkü şehir onun çabalarıyla kurtarılmıştı; Viyanalılar da yürüyüşe geçen diğer Alman birliklerini ihmal edemezdi. Habsburg yönetimi bu masrafları ödemek için mümkün olduğunca çok para buldu ve masrafları sınırlamak için Lehlerle anlaşmalar yaptı.

Bunlar olurken Merzifonlu Kara Mustafa Paşa da Leh kuvvetlerinin Viyana'ya yardıma gelmesini önlemek için onları Tuna Nehri ötesinde karşılaması maksadıyla ordu hazırladı. Tökeli İmre ve Kör Hüseyin Paşa'yı bu maksatla Bratislava'yı kuşatmaya gönderdi. Lorraine Dükü V. Charles'ın bu ordulara saldırması üzerine Kör Hüseyin Paşa zor duruma düştü. Tökeli İmre, rakibin kuvvetli olduğunu, yardıma gelecek ordularla daha da kuvvetleneceğini söyleyerek çarpışmaya girmekten kaçınılmasını tavsiye etti. Kör Hüseyin Paşa dinlemeyip rakibini küçümsedi. "Gelecek orduyu bilürüm. 3-4 bin Lehli ile 5-10 bin Nemçe [Avusturyalı] tevâtür edecek."[12]Ahmed Refik (Altınay), Silâhdar Tarihi -II, İstanbul 1928, s. 73. diye cevap verdi. Bu sırada Sadrazam, derhal Kırım Hânı Murad Giray'ın oğlu Alp Giray komutasındaki 10.000 Kırım süvarisini yardıma gönderse de bunlar yolda elde ettikleri ganimetin gösterişine kapılıp aldıkları ganimetlerle Osmanlı kontrolündeki Uyvar Kalesi'ne döndüler. Alp Giray komutasında yalnızca küçük bir ordu yardıma gelebildiyse de yeterli olmadı. İleri harekâta geçip Bratislava'dan Viyana kuzeyindeki Stammersdorf önlerine kadar V. Charles'ın ordusunu püskürten Osmanlı ordusu, Stammersdorf'da düşmana gelen yardımların da etkisiyle bozguna uğradı. Kör Hüseyin Paşa dahil birçok şehit verdi. Böylece Osmanlı'nın yardıma gelecek Leh kuvvetlerini önleme planları suya düşmüştü.[13]İnalcık, Halil, Devlet-i 'Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar - III, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ocak 2018, s. 195.

Viyana'nın kuzeybatısında da 65.000 kişilik bir yardım ordusu 9 Eylül'de Tuna Nehri'ni geçip Tulln'da birleşmeye başlamıştı. Buradaki Tulnn Köprüsü'nü gözetlemekle görevlendirilen Kırım Hânı Murad Giray, yardım ordusunun teçhizat ve toplarının çok güçlü olduğunu bildirdi. Askerin ve topların Viyana önündeki metrislerden (siper ve mevzilerden) çıkarılmasını, tedbir alınıp yardım ordusuyla muharebeye hazırlanılmasını tavsiye etti. 10 Eylül'de meşveret meclisi toplayan Sadrazam, Kırım Hânı'nın bu önerisini "Hayda, ne bilür anlar, varsun beygirlerini gütsün, ben gelen kâfiri çadır oğlanlarıma dahi tepeledirim, onların havfları [korkuları] varsa karışmasunlar!" diyerek reddetti.[14]Demir, Uğur, Tarih-i Mehmed Giray (Değerlendirme-Çeviri Metin), Yüksek Lisans Tezi, 2006, s. 5. Askeri mevzilerde bırakıp, yardım ordusuna büyük önlemler almaya lüzum görmedi. Odağını kale içindeki orduyu kuşatmaya vermeye devam etti. Bu sözler Kırım Hânı'nın kulağına gidince Hân öfkelendi. Yardım ordusunun Tulnn'dan Viyana'ya geçmesine bilerek önlem almadı.[15]Ahmed Refik (Altınay), Silâhdar Tarihi -II, İstanbul 1928, s. 83. Zaten kendisine verilen kuvvet de bunun için yetersizdi. Ordudaki fikir ayrılıkları zirve noktasına ulaşmıştı.

Kırım Hânı artık gevşek davranıyordu, Kırım askerleri de yeterince ganimet toplamış ve bir an önce gitmeyi bekliyordu.[16]İnalcık, Halil, Devlet-i 'Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar - III, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ocak 2018, s. 196. Bu ortamda 12 Eylül sabahı Sadrazam Merzifonlu Mustafa Paşa komutasında Tulnn'dan gelen yardım ordularını karşılamak üzere nispeten küçük bir ordu hazırlandı. Asıl büyük ordu Viyana önlerinde bırakılmıştı. Ordunun merkezinde Sadrazam, solunda Kırım Hanı Murad Giray ve Sarı Hüseyin Paşa, sağında ise Uzun İbrahim Paşa vardı. Muharebe başladığında sol ve sağ kanatlar büyük zayıflık göstermiş, Merzifonlu komutasındaki merkez ise son ana kadar direnmişti. Muharebenin kaybedileceğini anlayınca Sadrazam Viyana önünde bıraktığı orduyu muharebeye çağırsa da faydası olmadı.[4]MERZİFONLU KARA MUSTAFA PAŞA. TDV İslâm Ansiklopedisi. İki ordunun çarpışması Sadrazam'ın beklediğinin aksine Osmanlı için büyük bir bozgunla sonuçlandı. Sadrazamın otağı ve Sancak-ı Şerif dahi tehlikeye girmiş; Sancak-ı Şerif, Kırım hanzâdelerinden Hacı Giray tarafından güçlükle kurtarılmıştı.[17]Demir, Uğur, Tarih-i Mehmed Giray (Değerlendirme-Çeviri Metin), Yüksek Lisans Tezi, 2006, s. 6. Sol ve sağ kanatın zayıflığı, Sadrazam'ın rakibini küçümsemesi ve Kırım Hanı'nın gururunu incitmesi sebebiyle Kırım kuvvetlerinin isteksizlik göstermesi bu muharebenin kaybedilmesinin sebeplerinden biriydi.

Bozgundan sonra Sadrazam derhal kuşatmayı kaldırıp Budin'e çekildi.[18]İnalcık, Halil, Devlet-i 'Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar - III, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ocak 2018, s. 202. Burada ilk iş, ordunun sağ kanadını komuta eden fakat herkesten önce çekilip Györ'e kaçan Uzun İbrahim Paşa'yı boğdurdu. Sol kanadı komuta edip savaşta isteksizlik gösteren Murad Giray'ı Kırım Hanlığından azledip yerine Sancak-ı Şerif'i kurtarmasıyla ünlenen II. Hacı Giray'ı tayin etti.[17]Demir, Uğur, Tarih-i Mehmed Giray (Değerlendirme-Çeviri Metin), Yüksek Lisans Tezi, 2006, s. 6.

Sonuçları

Dönemin Osmanlı tarihçisi Silahdar Fındıklılı Mehmed Ağa (1658-1723), bu savaşı Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşundan bu yana yaşanan en büyük yenilgi ve başarısızlık olarak tanımladı. Osmanlılar, kuşatma sırasında en az 20.000 askerini yitirdi ve en az 5.000 askerini esir verdi. Sobieski'nin komutasındaki yardım kuvvetinin kayıpları çok daha azdı ve 1.300'ü Polonyalı olmak üzere yaklaşık 3.500 ölü ve yaralıya denk geliyordu. 10.000 kişilik Viyana garnizonu ve sivil halk, kuşatma sırasındaki tüm nedenlerden dolayı, başlangıçtaki sayılarının yaklaşık yarısını kaybetti. Ayrıca Kutsal İttifak Birlikleri ve Viyanalılar, Osmanlı ordusundan büyük miktarda ganimet aldı.

Starhemberg, olası bir Osmanlı karşı saldırısından korunmak için derhal Viyana'nın ağır hasar gören surlarının onarılması emrini verdi. Ancak Viyana bir daha asla Osmanlı İmparatorluğu tarafından kuşatılmayacaktı. Katolik müttefiklerin zaferine rağmen, çeşitli komutanlar ve orduları arasında hâlâ gerginlik vardı. Sobieski, Osmanlı ordugâhındaki ganimetlerden ilk tercihin Polonyalı birliklere bırakılmasını talep etti, böylece Alman ve Avusturyalı birliklere ganimetten daha küçük paylar kaldı. Ayrıca, şehri kurtarmak için gelen Protestan Saksonların, Viyana kırsalındaki Katolik halk tarafından sözlü tacize maruz kaldığı bildirildi. Saksonlar, ganimet paylaşımına katılmadan savaşı hemen terk ettiler ve takibe devam etmeyi reddettiler.

Savaştaki yenilgisi nedeniyle Kara Mustafa Paşa, 25 Aralık'ta Belgrad'da Yeniçeri Ağası'nın emriyle, her iki ucundan birkaç adamın çektiği ipek bir iple boğularak idam edildi. Söylentilere göre Padişah IV. Mehmed, ikinci bir emirle idam kararını geri çekti, ancak emir ulaşana kadar Mustafa Paşa idam edildi. Viyana'daki Osmanlı yenilgisi, Safevî İranı'nda büyük kutlamalara yol açtı; görünüşe göre rapor o kadar görkemli bir şekilde getirildi ki, o sırada görevde olan Şah Süleyman,1639'da Kasr-ı Şirin Antlaşması ile Osmanlılara kaybedilen Bağdat'a yürümeyi düşündü. Nihayetinde Safevîler, yeni bir sefer düzenlemeyecekti çünkü ilgili devlet yetkilileri, Safevi askerî gücündeki düşüşün farkındaydı ve bu nedenle bunu ihtiyatlı bulmuyorlardı.

Bu yenilginin birçok sebebi olduğu bilinmektedir. Osmanlı'nın ateşli silahlar konusunda gelişmeleri takip edememesi, sefer organizasyonunu eskisi gibi iyi işletememesi bu yenilginin önemli sebepleri arasında gösterilebilir. Bu yenilgi, Avrupa-Osmanlı ilişkilerinde yeni bir dönem açmıştır. Kuşatma sonrası ittifakı genişletmek isteyen Papalık karada kazanılan zaferlerin her ne kadar eski kudretinde olmasa da Venedik yardımıyla denizlerle birleştirilmesi için harekete geçti ve Kutsal İttifak sürecinin temellerini attı. Kara Mustafa Paşa'nın seferiyle devlet on altı yıl süren büyük bir savaşın içine girmiş ve Macaristan, Mora kıtası ve Azak Kalesi'nin elden çıkmasına sebep olmuştur. Kuşatma sonrası 1699 Karlofça Antlaşması'na kadar uzanan süreçte Osmanlı Devleti, Köprülüler dönemiyle başlayan kazanımlarını kaybetmiş, beraberinde de Avrupa'da etkin güç olma saygınlığını yitirmiştir.

Kuşatma sürecinde Viyanalı fırıncı Peter Vendler'in “Kipferl” adı verilen hilâl şeklindeki kekleri kuşatma sırasında erzakların fazla olduğunu gösterebilmek amacı ile pişirilmiştir. Ayrıca Viyanalı fırıncı Peter Vendler'in hilâl şeklindeki bu kekleri kuşatma sonrası anma etkinliklerinde simgesel olarak üretilmeye devam etmiştir. Kuşatmanın nihai sonucunun ardından Viyana'daki sosyal ve kültürel yaşamda çeşitli Türk izlerini de görmek mümkündür. Türk kahvesi tüketimi başlamış ve ilk kahve dükkânı 1715 sonrasında Viyana'da açılmıştır.[19]Öztaş, Sezai. Batı Sinemasında Türk İmajı Yansıması: "11 Eylül 1683 (11 Settembre 1683)" Filmi Örneği. 30 Mayıs 2023, s. 31-67.

Kahlenberg tepelerinde Jan Sobieski onuruna bir kilise inşa edilmişse de, 2024 yılında Viyana'da, İslamofobi ve Türk karşıtlığı endişeleri nedeniyle Jan Sobieski'ye ait bir anıt yapılması önerisi reddedilmiştir.[20]Vienna cancels statue of Polish king over ‘Islamaphobia’ fears. Brussels Signal, 13 Kasım 2024.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. 1.Leitsch, Walter. 1683: The Siege of Vienna. 1983. historytoday.com
  2. 2.Bruce, George. Harbottle's Dictionary of Battles. Van Nostrand Reinhold, 1981. archive.org
  3. 3.Türk Silahlı Kuvvetler Tarihi, Osmanlı Devri. III. Cilt 4. Kısım Eki, İkinci Viyana Kuşatması 1683. Genelkurmay Basımevi, Ankara 1983
  4. 4.MERZİFONLU KARA MUSTAFA PAŞA. TDV İslâm Ansiklopedisi. islamansiklopedisi.org.tr
  5. 5.Tucker, Spencer. A Global Chronology of Conflict. Santa Barbara: ABC-CLIO, LLC, 2010. books.google.com
  6. 6.İnalcık, Halil, Devlet-i 'Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar - III, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ocak 2018, s. 188.
  7. 7.İnalcık, Halil, Devlet-i 'Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar - III, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ocak 2018, s. 189.
  8. 8.Ahmed Refik (Altınay), Silâhdar Tarihi -II, İstanbul 1928, s. 30.
  9. 9.İnalcık, Halil, Devlet-i 'Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar - III, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ocak 2018, s. 191.
  10. 10.Duffy, Christopher. The Fortress in the Age of Vauban and Frederick the Great 1660–1789. Routledge, 2015. books.google.com
  11. 11.Ekkehard Eickhoff. Venedig, Wien und die Osmanen: Umbruch in Südosteuropa 1645–1700. Klett-Cotta, 2009, s. 354. books.google.com
  12. 12.Ahmed Refik (Altınay), Silâhdar Tarihi -II, İstanbul 1928, s. 73.
  13. 13.İnalcık, Halil, Devlet-i 'Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar - III, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ocak 2018, s. 195.
  14. 14.Demir, Uğur, Tarih-i Mehmed Giray (Değerlendirme-Çeviri Metin), Yüksek Lisans Tezi, 2006, s. 5.
  15. 15.Ahmed Refik (Altınay), Silâhdar Tarihi -II, İstanbul 1928, s. 83.
  16. 16.İnalcık, Halil, Devlet-i 'Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar - III, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ocak 2018, s. 196.
  17. 17.Demir, Uğur, Tarih-i Mehmed Giray (Değerlendirme-Çeviri Metin), Yüksek Lisans Tezi, 2006, s. 6.
  18. 18.İnalcık, Halil, Devlet-i 'Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar - III, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ocak 2018, s. 202.
  19. 19.Öztaş, Sezai. Batı Sinemasında Türk İmajı Yansıması: "11 Eylül 1683 (11 Settembre 1683)" Filmi Örneği. 30 Mayıs 2023, s. 31-67. dergipark.org.tr
  20. 20.Vienna cancels statue of Polish king over ‘Islamaphobia’ fears. Brussels Signal, 13 Kasım 2024. brusselssignal.eu