Turkipedia
Menü

Saint Gotthard Muharebesi (1664)

İçindekiler3
  1. Savaş öncesi durum
  2. Köprülü Fazıl Ahmet Paşa'nın sadareti ve Uyvar Seferi
  3. Savaş
  4. Orduların karşılaştırılması
  5. Savaş düzeni alınması
  6. Savaşın başlaması ve bitişi
  7. Savaş sonrası durum
  8. Kaynakça

Saint Gotthard Muharebesi, 1 Ağustos 1664 tarihinde Osmanlı Devleti karşısında Avusturya Arşidüklüğü ve diğer Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu orduları ile bunların yanında savaşa katılan diğer müttefik ülkeler arasında meydana gelen muharebedir. Muharebe sonucunda 10 Ağustos 1664 tarihinde Vasvar Antlaşması yapılmıştır. Muharebe, 1663-1664 Osmanlı-Avusturya Savaşı'nın son büyük çarpışmasıdır.

Savaş öncesi durum

Balkanlar'da 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu ve Habsburg İmparatorluğu arasındaki mücadele bölgenin tarihini belirledi. Mohaç Savaşı'nda Macar yenilgisinden sonra, Macaristan toprakları Osmanlı ve Habsburg İmparatorlukları arasında ikiye bölündü. Transilvanya, Osmanlının vasal bir devleti haline geldi ve verilen özerklik ile idare yerli prenslerin inisiyatifine bırakıldı.[1]"Partition of Hungary", A Country Study: Hungary. Yayıncı: Federal Research Division, Kongre Kütüphanesi Url bağlantısı[2]www.britannica.com Transylvania. Osmanlı yönetiminde Transilvanya'da voyvodalar Gabriel Bethlen ve I. George Rákóczi dönemlerinde birçok dini hareket için altın çağ yaşandı. Ortodoks Rumenlerin eşitliği tanımamakta ısrarına rağmen; Transilvanya, Roma Katolikleri, Kalvinistler, Lutherciler ve Unitarianların barış içinde yaşadığı birkaç Avrupalı Devletten biri oldu. Osmanlı İmparatorluğu dini hareketlerden rahatsız değilken, Habsburg hanedanına bağlı Katolik Avusturya Arşidüklüğü bölgeyi kontrol altında tutmaya özen gösteriyordu.[3]BONNEY, Richard, D. J. B. Trim, David J. B. Trim, Persecution and pluralism: Calvinists and religious minorities in early modern Europe, 1550-1700, Peter Lang, 2006[4]www.britannica.com a bulwark of Protestantism in eastern Europe. Avusturya'ya karşı kesin bir üstünlük kovalayan Osmanlılar, 1643-1645 Avusturya-İsveç Savaşı'na kısmen dahil olarak İsveçlilere destek verdi. Esasen güneyde Fransa ile baş edemeyen Viyana Hükûmeti, Almanya'da zayıflayan Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu'nu Orta Avrupa'dan Balkanlara sarkıtarak canlandırma siyaseti izlemeye başladı.[5]Cevat ÜSTÜN: "1683 Viyana Seferi", Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 2010. Sayfa:17 ISBN 978-975-16-2331-7 Avusturya üç yıl sonra sona eren savaşların ardından Osmanlılar ile ilgilenmeye başlayıp; Erdel, Eflak ve Boğdan voyvodalarını kışkırtıp isyana teşvik etti.[6]Doğu- Batı İmajı Gölgesinde Konstantinopolis ve Beç: XVI. ve XVII. yüzyıllarda Osmanlı - Habsburg İlişkileri. Türkan Polatcı, Alican Batmaz. Akademik Bakış Dergisi. Yaz 2013. Cilt: 6, Sayı: 12, Sayfa: 65 Bu arada 1642 yılında Erdel Krallığı'nın başına geçen II. George Rakoçi (1621-1660) ile altın çağ sona erdiği gibi, II. George Rakoçi Osmanlı Devleti'nin askerî eylemleri kesinlikle yasaklamasına rağmen, Habsburgların da desteğiyle İsveç İmparatorluğu ile ittifak kurup 1657 yılında Lehistan'ın işgaline katıldı.[7](in 10 volumes) / Editor in Chief Vladimir Kubiiovych. - Paris, New York: Young Life, 1954-1989

II. George Rakoçi, Eflak prensi Konstantin ve Boğdan prensi İstefan'ı görevlerinden alıp, yerlerine Mihne ve Ghika'yı atamıştı. II. George Rakoçi'nin faaliyetleri üzerine Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1658 yılı yazında bölgeye askerî harekât düzenlendi. Otoriteyi tekrar tesis etmek üzere Köprülü Mehmet Paşa kumandasında sefere çıkan Osmanlı ordusu voyvodaları yenilgiye uğrattı ve Transilvanya'da Türk hakimiyetini tekrar tesis etti. Böylece II. George Rakoçi'nin çalışmaları Osmanlı Ordusunun başarılı harekâtıyla engellendi ve bölgede Osmanlı yanlısı voyvodaların iktidarı pekiştirildi. Avusturya tarafından teşvik edilen II. George Rakoçi, sadrazamın dönüşünü fırsat bilerek tekrar asker toplamaya başladı. Bunun üzerine Aralık 1659 tarihinde Budin Valisi Seydi Ahmed Paşa, II. George Rakoçi üzerine yürüyerek Demirkapı Muharebesi'nde onu mağlup etti.[8]M. Orhan Bayrak. Türk Savaş ve Barışları. (Demirkapı Savaşı) Sayfa:123 Kastaş Yayınları. İstanbul Ocak 1990. ISBN 975-7639-13-3 Küçük Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri, II. George Rakoçi komutasındaki 40 bin kişilik orduyu Eflak'ın kuzeyindeki Sibin kalesi önünde yapılan Sibin Muharebesi'nde yendi.[9]M. Orhan Bayrak. Türk Savaş ve Barışları. (Sibin Savaşı) Sayfa:123 Kastaş Yayınları. İstanbul Ocak 1990. ISBN 975-7639-13-3 Avusturya desteğini alarak ordu oluşturup, isyan etmekten vazgeçmeyen II. Rakoçi, 22 Mayıs 1660 tarihinde Kolojvar Muharebesi'nde (Gilău Muharebesi) Seydi Ahmed Paşa tarafından tekrar ağır bir yenilgiye uğratıldı. Osmanlılar tarafından 4,700 asker öldürüldü, 30 top ele geçirildi ve 51 kalenin komutanı esir alındı. II. George Rakoçi, savaş meydanından kaçtığı Varad kalesinde, çarpışmada aldığı yaralar nedeniyle 7 Haziran 1660 tarihinde öldü.[10]Şahin, Bekir. "Osmanlı Ansiklopedisi: Tarih, Medeniyet, Kültür". Ağaç Yayınları. İstanbul, 1994. Sayfa: 131 ISBN 9753460538[11]M. Orhan Bayrak. Türk Savaş ve Barışları. (Kolojvar Savaşı) Sayfa:123 Kastaş Yayınları. İstanbul Ocak 1990. ISBN 975-7639-13-3

Transilvanya'nın önemli merkezi Varat 27 Ağustos 1660 tarihinde Osmanlı kuvvetlerince işgal edildi ve Varat Eyaleti kurularak, şehir eyaletin merkezi yapıldı. İmparatorluğun Budin ve Eğri Eyaletlerinden bazı sancaklar buraya bağlandı.

Erdel bölgesindeki karışıklığın sebeplerinden biri de Avusturya kuvvetlerinin bölgede Osmanlı karşıtlarına yardım sağlaması ve desteklemesi idi. Köprülü Mehmet Paşa'nın bölgeye gelmesi ile tüm karşıt kuvvetler sindirilmiş olmasına rağmen bölgedeki Avusturya etkisi uzun vadede devam etmekteydi. Varat'ın Osmanlı yönetimine geçmesi Habsburg yönetiminin dikkatini çekmişti. Avusturya, Erdel olaylarında işe karışıyor ve kendisine yakın olan prenslere arka çıkıyordu.[12]Kunt M., Akşin S., Ödekan A., Toprak Z., Yurdaydın H.G. Türkiye Tarihi 3. Osmanlı Devleti 1600-1908, Sayfa:30 Cem Yayınevi, İstanbul 1988

Avusturya'nın desteklediği[12]Kunt M., Akşin S., Ödekan A., Toprak Z., Yurdaydın H.G. Türkiye Tarihi 3. Osmanlı Devleti 1600-1908, Sayfa:30 Cem Yayınevi, İstanbul 1988 Prens Kemeny başkanlığındaki Transilvanya (Erdel) diyet meclisi aldığı kararla, Transilvanya'nın Osmanlılar'dan ayrılma ilanı ile Viyana'yı yardıma çağırdı. (Nisan 1661)[13]The Life of Janos Kemeny (Otobiyografi, orijinal dili Macarca): Prince of Transylvania Kegan Paul (30 Ağustos 2008) Amazon.de ; Amazon.de Ancak, Köprülü Mehmed Paşa ölmeden 10 gün önce kabul ettiği Avusturya elçisi Reninger'e Osmanlı Devleti'nin Avusturya'yı Erdel işlerine asla karıştırmayacağını açıkça söyledi. (Ekim 1661)[5]Cevat ÜSTÜN: "1683 Viyana Seferi", Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 2010. Sayfa:17 ISBN 978-975-16-2331-7

Köprülü Fazıl Ahmet Paşa'nın sadareti ve Uyvar Seferi

Sadrazam Fazıl Ahmet Paşa (1635-1676)
Sadrazam Fazıl Ahmet Paşa (1635-1676)Original uploader was User:Doncsecz at hu.wikipedia, Kamu malı, Wikimedia Commons

1661 yılında Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa'nın ölümü sonrasında yerine oğlu Fazıl Ahmed Paşa sadrazamlığa atandı. Anadolu'daki bir takım isyan hareketleriyle meşgul olan Fazıl Ahmet Paşa, isyanların bastırılmasından sonra, Venediklilerle 20 yıldır devam eden Girit Savaşı'na son vermek üzere Dalmaçya kıyıları üzerinden Venediklilerin üzerine gidilmesi için ordu toplarken, Avusturya sınırları ile Erdel'deki gelişmelerin etkisiyle dikkatini bu bölgeye yöneltti. Avusturya Arşidüklüğü, Osmanlı sınırlarında bulunan Sikelhid (Szechelhyd) ve Kolojvar kalelerini işgal edip, Kanije yakınlarında bir kale inşa ettirmişti. Avusturya sınırlarındaki vali ve sancakbeylerinden gelen raporlar, Erdel sorunu nedeniyle Avusturyalıların sürekli huzursuzluk çıkarttığı yönündeydi. Önce Venedik Cumhuriyeti'ne yapılması düşünülen sefer, bu sebeplerle Avusturya'ya karşı yöneltildi.[14]Türk Silahlı Kuvvetler Tarihi, Osmanlı Devri. III. Cilt 4. Kısım Eki, İkinci Viyana Kuşatması 1683. Sayfa:5. Genelkurmay Basımevi, Ankara 1983

Kemény'ye yardım etmek üzere Eylül 1661 tarihinde Raimondo Montecuccoli Erdel'e ulaşmıştı. Sadrazam ise Prens John Kemény yerine Michael I. Apafi'yi (Mihal Apafi) Erdel Kralı olarak atadı. Avusturyalıların da yardımına rağmen 23 Ocak 1662 tarihinde Nagyszőllős çarpışmasında Prens John Kemény (Yanoş Kemeni) öldürüldü. Viyana'ya bağlı prens adayı Yanoş Kemeni'nin yenilip öldürülmesi ile yeni prens Mihal Apafi'nin korkusuzca yerini alması sağlandı.[12]Kunt M., Akşin S., Ödekan A., Toprak Z., Yurdaydın H.G. Türkiye Tarihi 3. Osmanlı Devleti 1600-1908, Sayfa:30 Cem Yayınevi, İstanbul 1988 Leopold I. ileride Vasvar Antlaşması ile Apafi'yi Erdel Prensi olarak tanımak zorunda kalacaktır.[5]Cevat ÜSTÜN: "1683 Viyana Seferi", Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 2010. Sayfa:17 ISBN 978-975-16-2331-7

Günümüzdeki Slovakya'nın Nové Zámky kentinde bulunan Uyvar Kalesi 15 Ağustos 1663'te kuşatıldı ve kale 13 Eylül 1663'te teslim oldu. Kalenin teslim olmasından önce Mareşal Montecuccoli'nin komutasında Avusturya kuvvetleri müdahale etmek istemişse de başarılı olamadı, ancak Montecuccoli, Macarlar tarafından yeterli gücü olmasına karşın duruma seyirci kalmakla suçlandı.[15]Klaniczay, T. "Zrínyi Miklós" Akademiai Kiadó. Budapeşte, 1964. s.779[16]Perjes, Géza. "Zrínyi Miklós es Kora" Gondolat, Budapeşte, 1965. s.367-369 İlerleyen Osmanlı kuvvetleri Levice, Novigrad ve Nitra kalelerini ele geçirdi ve bölgede Beyaz Alpler'i de içine alacak şekilde akıncı faaliyetlerinde bulundu. 1663 yılı kış aylarında askerî faaliyetler durdu. Ancak I. Rakoçi'nin düşmanı ve II. Rakoçi'nin dostu olan Macar aristokratı Zrínyi ailesinden general Kont Miklós Zrínyi, Osmanlılara karşı bir kış seferi yürüttü ve Osmanlıların 1566 yılında yaptırdığı ve lojistik ikmal yaptığı Eszek Köprüsü'nü yaktı.[17]Perjes, Géza. "Zrínyi Miklós es Kora" Gondolat, Budapeşte, 1965. s.353[18]Negyesy, L. "Grof Zrínyi Miklós Valogatott Munkai". Lampel Robert Könyvkereskedese. Budapeşte, 1904. XXVI

1664 yılında havaların ısınmasıyla müttefik ülkelerin de desteğiyle Avusturya askerî harekâta başladı. Avusturya kuvvetleri Nisan ayında kuşattıkları Kanije Kalesi'nden Haziran ayında geri çekildi. Erdel ve Macaristan'da Osmanlı çıkarlarını tekrar tehdit etmeye başladı.

Avusturya ordusu Kanije Kalesi önlerindeyken Fazıl Ahmet Paşa, başkomutan atanıp Edirne'den hareketle Belgrad'a ulaştı. Bu arada Avusturya elçisi Baron De Goes ve maslahatgüzar Reninger, sadrazam ile görüşmek üzere Belgrad'da bulunuyorlardı. Avusturya İmparatorunun Reninger'in barış görüşmeleri için murahhas yetkili atandığını içeren mektubu üzerine, Fazıl Ahmet Paşa görüşmeyi kabul etti. Sadrazamın Avusturya tarafından işgal edilen sınırdaki iki kalenin teslimi, Kanije yakınında yaptırılan kalenin yıkılması ve tüm Avusturya kuvvetlerin Erdel'i derhal terk etmesi isteklerine karşılık, Reninger ise imparator tarafından sadece her iki kalenin ve Erdel'deki bir kısım toprakların talebi ile görevlendirildiğini beyan etmiştir. Sadrazam, Avusturya temsilcileri ile yaptığı görüşmeleri Sultan IV. Mehmed'e iletince padişah tarafından önerilerin değer taşımadığı ve derhal harekâta girişilmesi emredildi. Diğer yandan Osmanlının lehine hazırlanan Vasvar Antlaşması Fazıl Ahmet Paşa tarafından onaylanarak, Avusturya İmparatoru Leopold'a elçiler vasıtasıyla gönderildi. Antlaşmanın İmparator tarafından da onaylanması gerekiyordu. Ancak her iki tarafında askerî yığınağı, harekâtı ve İmparator ile Padişah'ın tutumu büyük bir çarpışma olmadan antlaşmanın geçerli olamayacağını gösteriyordu. Uyvar yönünde harekâta devam eden Sadrazam; Zerinvar Kalesi'ni ele geçirdi. Bölgedeki müttefik ordunun varlığından haberdar olan Fazıl Ahmet Paşa ileri harekâta devamla bu orduyu sindirmek niyetindeydi. Birleşik Avrupa Ordusu, Montecuccoli'nin emriyle Türk kuvvetleriyle açıkça karşı karşıya gelmemek için Raab suyunun ötesine çekildi. Fazıl Ahmet Paşa ise peşinden gelerek ırmağın karşısında durdu. Saint Gotthard kasabasında Avusturya elçilerini kabul etti, ancak Raab suyunu Müttefik Ordunun baskısı altında geçmeye karar verdi.[19]Sona Doğru. Osmanlı Tarihi 3. (Histoire de la Turquie) Alphonse de Lamartine. Çeviren: Dr. Reşat Uzmen. Bilge Kültür Sant Yayınları. İstanbul. Eylül 2005. sayfa:147

Savaş

Mareşal Raimondo Montecuccoli (1608-1680)
Mareşal Raimondo Montecuccoli (1608-1680)Yazarı bilinmiyor, Kamu malı, Wikimedia Commons

Orduların karşılaştırılması

Tarihçilere göre Osmanlı ordusu yaklaşık 30.000 yeniçeri ve sipahiden oluşuyordu. Ancak azab ve akıncılar ile bölgeden savaşa katılan kuvvetlerin sayısı günümüzde de bilinmemektedir. Değişik kaynaklara göre ve 1664 yılının politik, lojistik ve ekonomik imkânları göz önüne alındığında Osmanlı ordusunun sayısının en çok 90.000 sayısına ulaşabilmesi mümkündür. Osmanlı ordusunda aynı zamanda Tatar kuvvetleri ve kaçak Macar askerleri bulunmaktaydı. Ancak bu kuvvetlerin savaşın seyrine göre hareket etmesi ve merkez ordunun azim ve disiplinini göstermemesi yarardan çok zarar verebilmektedir. Ayrıca Osmanlı ordusunda 300-350 civarında top mevcuttu. Ancak bu topların menzilinin yüksek olmadığı ve nehrin karşısına pek azının geçirildiği bilinmektedir.

Bilhassa Batılı kaynaklar Osmanlı ordusunun süvari kuvvetlerinin at mevcudiyetine rağmen yem ve lojistik sıkıntısı sebebiyle yeterli hareket kabiliyetine sahip olmadığını, buna karşılık Birleşik ordunun piyade kuvvetlerinin yeterli yiyeceği ve silahı olmadığını belirtmektedirler. Her iki ordunun da komuta heyeti tecrübeli komutanlardan oluşmaktadır. Değerli bir vezir olan Fazıl Ahmet Paşa yanında, ordunun ikinci kumandanı Budin Valisi Boşnak İsmail Paşa (Bosnalı İsmail Paşa) bilhassa atlı kuvvetlere komuta etmekte idi. İsmail Paşa savaşta ordunun düzen ve disiplinini korumuş ancak bizzat katıldığı çarpışmalar esnasında şehit düşmüştür.[20]Perjés Géza: "A szentgotthárdi csata 1964, Szentgotthárd, helytörténeti, művelődéstörténeti, helyismereti tanulmányok", Szombathely 1981. ISBN 963-03-1192-5

Mareşal Montecuccoli'nin yanında ise birleşik ordu kumandanları Jean de Coligny-Saligny, Wolfgang Julius von Hohenlohe, Baden Prensi Leopold, Waldeckli Georg Friedrich de bulunuyordu. Ancak genel komuta Montecuccoli'nin inisiyatifine bırakılmıştı. Bu kumandanlar, Avusturya Arşidüklüğü, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu, Ren Birliği, Fransa, Bavyera, Brandenburg, Saksonya, Piyemont, Svabya kuvvetleri ve İspanyol, Çek, Macar, Sloven ve Hırvat askerlerden oluşan orduya komuta ediyordu. Avusturyalılar 5000 piyade (bir kısmı Çek), 5900 süvari ve 10 top ile savaşa katılmışlardır. Ren Birliği 300 süvari, 600 piyade ve sayısı bilinmeyen miktarda top ile katılmışlardır. Fransızlar 3500 piyade, 1750 süvari ile katılmışlardır. Fransa kralı Louis XIV. esasen 30.000 kişilik bir yardım teklif etmişse de İmparator Leopold bu kadar çok Fransızın topraklarına girmesini tehlikeli bulmuştur. Bu yüzden Louis'ten 6000 kişi almakla yetinmiştir.[21]Cevat ÜSTÜN: "1683 Viyana Seferi", Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 2010. Sayfa:18 ISBN 978-975-16-2331-7 Almanlar, 6200 piyade, 1200 süvari ve 14 top ile katılmışlardır. Bunların yanı sıra 2000 Hırvat süvari, bir alay Piyemont askerî ve sayısı ve teçhizatı bilinmeyen Çek, Hırvat, Macar, İspanyol, Sırp ve Sloven savaşçılar savaşa katılmışlardır. Birleşik ordunun Hristiyan kimliğini öne çıkarması ve din adına savaşacaklarını yaymaları bölge halkının da kendilerine katılmasını sağlamıştır, kaldı ki Kutsal Roma İmparatorluğu'na bağlı dini prenslikler olan Mainz Başpiskoposluğu, Würzburg Piskoposluğu ve Worms Piskoposluğu da savaşa katılmıştır. Birleşik ordunun da sayısı kesin olarak bilinmemektedir ancak 1664 yılına göre en çok 30.000 kişi olabileceği değerlendirilmektedir. Orduların genel mevcudiyeti karşılaştırılırken, Osmanlı kuvvetlerinin genel mevcuda göre pek azının çarpışma bölgesinde bulunduğu ve sadece bu birliklerin sıcak çarpışmada bulunabildiği ve ateş gücünün zayıflığı göz önüne alınmalıdır. İzah edileceği üzere muharebe içinde cereyan eden, Yeniçerilerin Mogersdorf savunması ateş desteğinden ve takviye birliklerden yoksun icra edilmiştir.[22]XIII. Türk Tarih Kongresi: Ankara, 4-8 Ekim 1999, 2. cilt. Türk Tarih Kurumu Basımevi, 2002. ISBN 9751615909

Savaş düzeni alınması

Müzakereler sonucu Vasvar Antlaşmasını onaylayarak Avusturya İmparatoruna gönderen Osmanlı ordusu başkomutanı Sadrazam Fazıl Ahmet Paşa, Vasvar Antlaşması'nda bulunan Osmanlı ordusunun askerî harekâtında serbest olacağı maddesine dayanarak Çakani'den (Cskany) batı yönünde başarılı bir manevra yaparak ilerlemeye başladı. Ordu, Szentgotthárd bölgesine ulaştığında, keşif birlikleri Avusturyalılara hizmet eden İtalyan Mareşal Raimondo Montecuccoli kumandasında birleşik ordu ile karşılaştı. Osmanlı ordusu ile müttefik ordu arasında Raab Nehri bulunuyordu.

Başkomutan Fazıl Ahmet Paşa iki ordu arasındaki Raab nehrini geçerek savaş düzeni alma kararı verdi. Bu itibarla istihkâmcı birlikler Raab Nehri üzerinde askerî köprüler inşa ederken, birleşik ordu kuvvetlerine Montecuccoli tarafından hücuma hazır olma emri verildi. Bir müddet bekleyen birleşik ordu kuvvetleri istihkâmcı birliklere ve geçişi korumakla görevli kuvvetlere harekât düzenledi. Ancak Osmanlı topçusunun başarılı bir şekilde Alman ağırlıklı kuvvetleri top ateşiyle dövmesi sonucu, Mareşal nehir kıyısına inmiş tüm kuvvetleri orman içinde mevzilendirmek zorunda kaldı.

Savaşın başlaması ve bitişi

Sadrazam Fazıl Ahmet Paşa savaş planı gereğince Osmanlı kuvvetlerini nehrin karşısına geçirdikten sonra düşman kuvvetlerini kesin bir şekilde sindirmek ve Raab (Yanıkkale) üzerine yürüyerek kaleyi zaptetmek planını uygulamak istiyordu. Kalenin teslim alınmasından sonra politik avantaj sağlamak üzere Viyana üzerine harekât devam edecekti. Daha önceki tüm muharebelerde galip olan Osmanlı Ordusu, barış anlaşmasının imzalanmasını hızlandırmak amacıyla bir kısım birliklerini batıya doğru ilerletti. Bahsedildiği üzere Fazıl Ahmet Paşa, Yanıkkale'yi (Raab) alıp, Viyana'ya yürüyüşe geçer görünmek izlenimi ve tehdidi oluşturmak amacındaydı. Bu sebeple Raab Nehri üzerine daha çok piyadelerin geçebilmesi için küçük bir köprü inşa edilmesi bu sebepledir.[23]Türk Silahlı Kuvvetler Tarihi, Osmanlı Devri. III. Cilt 4. Kısım Eki, İkinci Viyana Kuşatması 1683. Sayfa:6 Genelkurmay Basımevi, Ankara 1983

Bosnalı İsmail Paşa (Osmanlı ordusu ikinci kumandanı)
Bosnalı İsmail Paşa (Osmanlı ordusu ikinci kumandanı)Yazarı bilinmiyor, Kamu malı, Wikimedia Commons

Nehir üzerinde büyük ve geçişi rahatlatacak, dayanıklı köprüler yapılamamış, küçük ama sağlam bir köprü inşa edilmişti. Birleşik ordu, Osmanlı ordusunun geçişine engel olamadığı görüntüsü verse de çarpışmalar devam etmekte ve Mareşal bilhassa Osmanlı kuvvetlerinin geçiş anında dengesinin bozulmasını beklemekteydi. Kaplan Paşa komutasındaki öncü kuvvetler karşı kıyıya ilk geçmeye çalışan birlikler olmuş ve Montecuccoli ile Coligny'nin direnişiyle karşılaşmıştı. Fransızlar; komutanlarından General Chateauneuf ve Şövalye Saint-Aignan'ın öldürülmesine ve ağır zayiat vermelerine rağmen geçişi engellediler. Tüm kaynaklara göre aşırı yağan yağmur nedeniyle her taraf bataklık ve çamur içerisindeydi.[24]XIII. Türk Tarih Kongresi: Ankara, 4-8 Ekim 1999, 2. cilt. Türk Tarih Kurumu Basımevi, 2002. Sayfa: 144 ISBN 9751615909 Savaş bölgesinde bulunan Raab Nehri ve kolları şiddetli yağmur nedeniyle taşkın vaziyette idi.[25]Montecuccoli, Raimondo. Memorie della guerra, Venedik 1703 Buna rağmen Sadrazam'ın çabalarıyla Boşnak İsmail Paşa komutasında yaklaşık 300 yaya ve 300 atlı kuvvet dağılmadan karşı kıyıya geçirilebilmişti.[26]Osmanlı Devleti Tarihi. Cild:XI. Baron Joseph Von Hammer Purgstall. Üçdal Neşriyat. İstanbul. 1986. sayfa:132 Ancak bu kuvvetler takviye edilemeyecektir. Simon Millar; Sadrazam'ın ordunun tamamının karşıya geçirilmeden savaşa başlamasının askerî bir hata olduğunu belirttiği gibi Osmanlıların karşılarında başarılı bir komutan olan Montecuccoli'yi bulduğunu belirtmektedir.[27]Simon Millar, "Vienna 1683: Christian Europe Repels the Ottomans" Osprey Publishing, 2008, ISBN 978-1-84603-231-8

Baden Prensi Leopold Wilhelm (Alman kuvvetleri kumandanı)
Baden Prensi Leopold Wilhelm (Alman kuvvetleri kumandanı)Unidentified painter [//commons.wikimedia.org/w/index.php?title=Template:Unidentified_painter&action=edit&editintro=Template:Translate_this/message translate], Kamu malı, Wikimedia Commons

Karşı kıyıya geçirilen kuvvetler derhal düşman kuvvetleriyle çarpışmaya başlıyordu. Ancak Sadrazam'ın bütün gayretine rağmen bu birlikler yeterli takviye alamadı. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Bosnalı İsmail Paşa komutasındaki kuvvetler Mareşal'in karargâhına kadar sokulmuştu. İsmail Paşa; düşman karargâhına kadar sokularak savaşın sonucunu alacak duruma gelmesine rağmen takviye alamaması ve birliğinin hızla erimesi gibi sebeplerle sonuç alamamıştır.[28]Yücel, Yaşar. Sevim, Ali. "Türkiye Tarihi".III. Cilt. Sabah Yayınları, İstanbul, 1990. Mareşal ise Osmanlı kuvvetlerinin takviye alamadığını ve Osmanlı kuvvetlerinin nehir geçişinin aksadığını gözlemliyordu ve ani bir hücumla Osmanlı kuvvetlerini geri çekilmeye mecbur etti. Buna karşı bir hamle olarak Sadrazam tarafından görevlendirilen 5.000 kişilik bir kuvvetle başlatılan Osmanlı karşı saldırısı sonucu Osmanlı kuvvetlerinin geri çekilmesi durduğu gibi Birleşik ordu tekrar ormanlık bölgeye geri çekilmeye mecbur edilmiştir. Sabah saatlerinden akşam üstüne kadar devam eden çarpışmalar sonucunda Osmanlı kuvvetleri kayıp vererek de olsa karşı kıyıya bir kısım birliklerini geçirebilmiş idi. Osmanlı kuvvetleri başarılı harekâtın rehaveti ve şiddetle devam eden yağmur dolayısıyla savaş düzenini terk etmiş bir duruma gelmişti. Ayrıca Birleşik ordunun genel bir saldırıya cesaret edemeyişi ve kısa sürede geri çekilmesi bir gevşemeye sebep olmuştu. Raab Nehri'ni geçen Osmanlı kuvvetleri karşısında Müttefik ordunun paniğe kapılması, Osmanlı kuvvetlerinin gevşemesine sebep oldu.[29]M. Orhan Bayrak. Türk Savaş ve Barışları. (Saint Gothard Savaşı) Sayfa:124 Kastaş Yayınları. İstanbul Ocak 1990. ISBN 975-7639-13-3 Raab Nehrini aşan sayıca az Osmanlı birlikleri Moggersdorf köyünü ele geçirdi. Avusturya kuvvetleri arasında kopukluk ve geri çekilme baş gösterdi. Ancak Fransız ve Almanların karşı hücumu takviye alamayan yeniçerileri sıkıştırdı. Teslim olmayı reddeden yeniçeriler son askerine kadar çarpışarak burada öldü.[19]Sona Doğru. Osmanlı Tarihi 3. (Histoire de la Turquie) Alphonse de Lamartine. Çeviren: Dr. Reşat Uzmen. Bilge Kültür Sant Yayınları. İstanbul. Eylül 2005. sayfa:147

Birleşik ordunun tekrar bir saldırıya geçeceği düşünülmediği için Osmanlı kuvvetleri nehir yönünde geri çekilmekte idi. Bu durumu gören Mareşal Montecuccoli Birleşik ordunun derhal saldırıya geçmesini istedi. Diğer komutanlar ise buna karşı çıktı. Buna rağmen Mareşalin emriyle çekilmekte olan Osmanlı ordusuna ani ve şiddetli bir saldırı başlatıldı. Osmanlı ordusuna tam cepheden saldıran Birleşik orduya Osmanlı kuvvetleri direndi ve iki ordu arasında en kanlı çarpışmalar bu esnada meydana geldi. Saldırıya hazırlıksız yakalanan Osmanlı ordusu kayıplar verse de Birleşik ordu tarafından imha edilemedi. Çünkü Osmanlıların birçok birliği henüz Raab nehrinin karşı yakasına geçmemişti. Karşı kıyıya geçmiş Osmanlı kuvvetleri arasında panik baş gösterdi ve Fransızların yoğun saldırısı sonucu köprüye ve nehre doğru dönüş başladı. Üzerindeki binlerce askerî taşıyamayan köprü yıkıldı, askerin bir kısmı nehirde boğulurken öldü, bir kısmı nehirden kurtulmaya çalışırken müttefik kuvvetlerce öldürüldü, bir kısmı da karada çarpışarak öldü.[22]XIII. Türk Tarih Kongresi: Ankara, 4-8 Ekim 1999, 2. cilt. Türk Tarih Kurumu Basımevi, 2002. ISBN 9751615909 Moggersdorf köyünün kaybından sonra Sipahilere saldıran Fransız süvarilerinin uzun saçlarını ve sakalsız yüzlerini gören Sadrazam "Bu genç kızlar da kim?" diye sorunca, kendisine Fransızlar olduğu söylenmiştir.

Savaş sadece karşıya geçebilen Osmanlı birlikleri ile müttefik güçler arasında cereyan etti. Nehrin öte yakasına geçmemiş önemli sayıda Osmanlı süvari ve topçu birlikleri duruma müdahâlâde bulunamadılar ve çarpışmayı üzüntüyle seyrettiler. Bu durum birleşik ordunun bilinçli bir stratejisinden çok, Osmanlıların kendilerinin yanlış hesaplarından ve anlık paniklerinden kaynaklanmıştır. Buna rağmen Osmanlılar kesin bir yenilgiden kurtuldular.[30]Faruk Bilici, “XVII. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun İki Savaş Anatomisi: Saint Gotthard ve Kandiye” XII. Türk Tarih Kongresi, 4-8 Ekim 1999, C. III/I, Ankara, 2002, s. 5,6[31]İ.H. Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, C. III/I, s. 412, 413. Bütün kayıplara rağmen Osmanlı ordusu düzenini korudu ve savaşın kazanılamayacağı anlaşılınca düzenli olarak geri çekildi. İkinci kumandan Bosnalı İsmail Paşa'nın şehadetine rağmen gerekli tedbirleri alan Sadrazam Fazıl Ahmet Paşa geri çekilmeye devam etti ve orduyu Vasvar'a yönlendirdi. Birleşik ordu birçok subayını kaybetmişti ve ordudaki değişik gruplar zaferin kazanılması ile rehavete düşmüştü. Mareşal bu sebeplerle sıcağı sıcağına Osmanlı ordusunu savaş meydanı dışında takip edemedi. Osmanlı ordusu da toparlanıp tekrar saldıracak ve harekâta devam edecek durumda değildi. Ancak buna rağmen Birleşik ordu komutanı Osmanlı ordusunun tekrar nehri geçme girişiminde bulunacağını düşünerek nehrin kendi bulundukları yakasında gerekli tedbirleri aldı. Osmanlı askerinin sadece bir bölümü çarpışmaya dahil olup, büyük kısmı savaşa hazır olduğundan Avusturya da bir an önce barış yapmaya hevesliydi.[12]Kunt M., Akşin S., Ödekan A., Toprak Z., Yurdaydın H.G. Türkiye Tarihi 3. Osmanlı Devleti 1600-1908, Sayfa:30 Cem Yayınevi, İstanbul 1988 Çarpışmayı karma orduyla kazanan Avusturyalılar, yenilgiye uğrayan Türk birliklerinin yapacağı yeni taarruzların kendilerine kötü sonuçlar doğuracağını anlayarak barış antlaşmasını onayladılar.[32]Türk Silahlı Kuvvetler Tarihi, Osmanlı Devri. III. Cilt 4. Kısım Eki, İkinci Viyana Kuşatması 1683. Genelkurmay Basımevi, Ankara 1983

Savaş sonrası durum

Savaşın kaybedilmesinden sonra Osmanlı ordusu Başkomutan Fazıl Ahmet Paşa komutasında Vasvar'a ulaştı ve kısa sürede düzen tekrar sağlandı. İmparator I. Leopold ise İspanya kraliyet sorunu nedeniyle ordusunu daha fazla yıpratmak niyetinde değildi. Bu nedenle Osmanlı ordusunun takip edilmesi emrini veremediği gibi Osmanlı lehine görünen Vasvar Antlaşmasını onaylayarak Vasvar'da bulunan veziri âzama gönderdi. Bu antlaşmanın onaylanması ile Osmanlı ile Avusturya arasında süregelen savaşlar sona ererek barış sağlandı. Vasvar Anlaşması'yla Saint Gotthard'daki askerî başarısızlığa rağmen Osmanlı Devleti savaş hedeflerini elde etmiş oldu.[12]Kunt M., Akşin S., Ödekan A., Toprak Z., Yurdaydın H.G. Türkiye Tarihi 3. Osmanlı Devleti 1600-1908, Sayfa:30 Cem Yayınevi, İstanbul 1988 Antlaşmanın onaylanması üzerine 1665 yılının Temmuz ayında Sadrazam Fazıl Ahmet Paşa, savaş dolayısıyla Padişahın bulunduğu Edirne'ye hareket etti. Vasvar Antlaşması, Macarlar tarafından hoş karşılanmamış, Türk hakimiyetinden kurtulma adına bir fırsatın kaçışı olarak kabul edilmiştir.[33]Negyesy, L. "Grof Zrínyi Miklós Muvei". Franklin - Tarsulat. Budapeşte, 1914. s.24 Miklós Zrínyi bizzat Viyana Sarayı'na giderek Avusturya Arşidükü'ne antlaşmaya dair kızgınlıklarını ifade etmiş, ancak sonuç alamayınca Habsburg yönetimi aleyhine çalışmalara başlamıştır.[34]Benczedi, L. "Zrínyi Miklós Hadtudomanyi Munkai". Zrínyi Kiado. Budapeşte, 1957. s.39 1664 yılı Kasım ayında bir av esnasında Zrínyi Miklós'un ölümü bu olaylarla ilişkilendirilmiş ve Avusturya'nın suikastına uğradığı rivayet edilmiştir.[35]Veress Z.-Korsas, B. "Irodalom II". Nemzeti Tankönyvkiado. Budapeşte, 2001. s.16[36]Benedek, M. "Magyar Irodalmi Lexikon". Akademiai Kiado. Budapeşte, 1978. s.599

Fazıl Ahmet Paşa, St. Gotthard Savaşı'nın başarısızlığına rağmen, Paşa'nın değerli bir sadrazam ve komutan oluşu, Vasvar Antlaşmasının lehte görülmesi ve ordunun kayıplara rağmen düzenini kaybetmemesi nedeni ile padişah tarafından görevinde bırakıldı. Nitekim orduda 20 bin kayba rağmen 200 bine yakın mevcut korunuyordu ve Macar ovasında Raab suyu cenginden önce birçok başarı elde edilmişti. Hammer da savaş sonunda Vasvar Antlaşmasının değişmediğini ve savaşta maktullerin sayısının da önemsiz olduğunu vurgulamıştır.[37]Osmanlı Devleti Tarihi. Cild:XI. Baron Joseph Von Hammer Purgstall. Üçdal Neşriyat. İstanbul. 1986. sayfa:136 Cambridge Üniversitesi Yayınları'ndan 1961 yılında Londra'da yayınlanan New Cambridge Modern History 'e göre Fazıl Ahmet Paşa; zamanının büyük bir askerî komutanı olduğu gibi hümanist ve adil yönetim politikası onu aynı zamanda eşsiz bir devlet adamı yapmaktadır. Aynı kitap St. Gotthard Muharebesi ve Vasvar Barışı sonunda İstanbul'a dönen Sadrazam'ın -bu muharebe öncesi başarılarının da etkisiyle- muzaffer bir komutan olarak karşılandığını söylemektedir. Prof. Dr. Mustafa Akdağ da sadrazamlık makamı için pek genç olmasına rağmen, hem tahsilli ve hem de azimkâr olmasından dolayı babasının kurduğu barışçı içdüzeni ve dış ilişkileri başarı ile yürüten Sadrazamın, Saint-Gotthard'da, Avusturyalılara yenilmiş olmasının kusurunun kendisinden çok, bu sırada ordunun artık başı bozuk durumlu bulunmasına bağlamaktadır.[38]AKDAĞ, Mustafa. "Genel Çizgileriyle XVII. yüzyıl Türkiye Tarihi" Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Tarih Araştırmaları Dergisi Cilt:4 Sayı:6 Sayfa:228 Diğer taraftan Osmanlıyı durduran Mareşal Montecuccoli ise savaş sonrası Avrupa'da eşsiz bir ün ve saygı kazanmıştır. Savaşın ertesi yılı karşılıklı elçiler gönderilmiştir. Osmanlı elçisi atanan Rumeli Beylerbeyi Kara Mehmed Paşa başkanlığında 150 kişilik Osmanlı heyeti Viyana'da imparatorun huzuruna çıkarak barış antlaşmasını sunmuş, birçok hediyeler götürmüş ve çok iyi karşılanmışlardır.[39]Osmanlı Devleti Tarihi. Cild:XI. Baron Joseph Von Hammer Purgstall. Üçdal Neşriyat. İstanbul. 1986. sayfa:156-160

Fransız elçisi M. de Nointel, 1673 yılında Sadrazam Fazıl Ahmet Paşa'ya sunmuş olduğu bir takım öneriler yanında Osmanlı sınırlarında yaşayan Katoliklerin koruyucusunun Fransa Kralının olması isteğini de yenilemiştir. Bu istekler karşısında şaşıran Sadrazam, Fransız elçisinin eski dostluktan bahsetmesi üzerine, "Fransa eski dostumuz lakin her zaman düşmanlarımızla birlikte buluyoruz" cevabını vererek Fransa'nın Saint Gotthard Muharebesi ile Girit kuşatmasına yapmış olduğu yardımları hatırlatmıştır.[40]Baron Jaseph Von Hammer Purgstall, Büyük Osmanlı Tarihi, Sabah Yayınları, C. VI, İstanbul, 2000, s. 239-240.[41]Selim Hilmi ÖZKAN, XVII. yüzyılın Sonlarında Hıristiyan Birliği Projesi ve Osmanlı-Fransız İlişkileri. SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi. Mayıs 2009, Sayı:19, ss.61-72. Fransa, Girit kuşatması tüm hızıyla devam ederken hem Girit'e hem de Saint Gotthard Muharebesi sırasında Avrupa kuvvetlerine 5000 gönüllü yardımında bulunmuştur.[42]İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, C. III/II, TTKY, Ankara, 1995, s. 209; F. Bilici, a.g.m., s. 482.

Asıl adı Esfar-ı Osmaniye Hatıraları 1073-75 Seferinin Vekayi-i Esasiyesi - Sen Gotarda Osmanlı Ordusu olan, 1910 yılında İstanbul'da Artin Asaduryan Matbaası'nda Osmanlıca basılan Gazi Ahmed Muhtar Paşa'nın "Sengotar'da Osmanlı Ordusu" adlı kitabında "Osmanlılar için uzun süreli ve sonuç itibarıyla başarılı geçen savaşın talihsizce nihayetten bir cephesinden ibaret olan çatışma, muhatapları tarafından dünya’ya kendi zaferleri olarak sunulmuştur." sonucuna varmaktadır.[43]Gazi Ahmed Muhtar Paşa, "Sengotar'da Osmanlı Ordusu", Emre Yayınları, İstanbul (2005) ISBN 975-8496-67-0 Ortada herhangi bir tarafça kesin bir zafer elde edilememiş olması ve sadece Raab nehrinden karşı kıyıya geçirilen Türklerle çarpışma olması, Vasvar Antlaşması'nın Osmanlının istediği gibi düzenlenmesi, Birleşik orduya asker veren ülkelerde mübalağalı kutlamalar yapılması yazarı doğrular niteliktedir. Ancak diğer husus ise kesindir; o da Osmanlı ordusunun planladığı harekâtta başarılı olamadığıdır. Ferdinand Schevill'e göre Viyana'yı hedefleyen Fazıl Ahmet Paşa'nın St. Gotthard'dan eli boş dönmesi; Hristiyan bir gücün, ilk kez Osmanlı'ya karşı bir başkenti başarı ile savunduğu çarpışmadır. Schevill Osmanlı İmparatorluğu'nun ordu tarihinde bir kilometre taşı olarak nitelendirdiği savaşı, İnebahtı Deniz Savaşı'ndaki Hristiyan güçlerin başarısına benzetmektedir.[44]Ferdinand Schevill, "The History of the Balkan Peninsula: From the Earliest Times to the Present Day" Ayer Co. Pub., 1922 ISBN 0-8369-5908-6

1420'li yıllarda Misket tüfeğini dünyada ilk kullanan[45]Eralp, T. Nejat. Tarih Boyunca Türk Toplumunda Silah Kavramı ve Osmanlı İmparatorluğunda Kullanılan Silahlar. TTK Basımevi. Ankara 1993. "Osmanlılarda Kullanılan Tüfekler" Sayfa:125 ISBN 975-16-0539-3 ordulardan biri olan Osmanlı ordusu buna rağmen Fransız kuvvetlerinin disiplin içindeki tüfekli (musketeer) birlikleri karşısında bocalamıştır. Devam eden yüzyıllarda savaşlarda kullanılacak olan düzenli ve seri tüfek atışı yapabilen bu birliklerle ilk kez karşılaşan Osmanlı ordusu Lord Kinross'un The Ottoman Centuries adlı çalışmasında belirttiği üzere askerî teknoloji olarak geri kalmanın ilk işaretlerini vermiştir. Kinross'a göre yeni ekonomik, sosyal ve askerî tekniklere daha yavaş adaptasyon ve yeniliklere kapalı bir politika sonucu gelen bu ilk işaret Osmanlı Devleti'nin Avrupa'daki gelecekteki savaşlarda başarısızlığının nedeni olacaktır.[46]Patrick Kinross, "Ottoman Centuries", Harper Perennial, 1979 ISBN 978-0-688-08093-8

Carlo Maria Cipolla, Türkçeye 2003 yılında çevrilen "Yelken ve Top" adlı kitabında Raimondo Montecuccoli'nin bu savaşı da anlattığı anılardan alıntı yapmaktadır; Montecuccoli "Çok sayıdaki Türk topları, vurdukları noktada etkili olmalarına karşın kullanımda atak değil, yeniden yüklenmesi ve onarımı ise zaman alıyor. Çok miktarda cephane tüketiyor, gürültü yapıyor ve çarkları, yatakları, siper ve toprak setleri parçalıyor. Bizim toplarımız daha kullanışlı ve bizim Türklerden daha üstün oluşumuzun sırrı burada..." demektedir.[47]Cipolla, Carlo M., 2001, "Yelken ve Top", Çeviren; Aslı Kayabal, Kitap Yayınevi Ltd., 2003 ISBN 978-975-8704-24-8 Cipola ve Kinross'un da belirttiği gibi Osmanlı ordusunda teknolojik ve buna bağlı olarak psikolojik gerilemenin ilk örneklerinin Batılılarca görüldüğü anlaşılmaktadır. Nitekim William H. McNeill, Dünya Tarihi adlı kitabında Avusturya ile süregelen savaşlar sonunda bir grup Osmanlı subayının, Türk topçu birliklerinde reform yapmak ve birlikleri Avusturyalıların kullandıkları son derece etkili olan toplarla donatmak için harekete geçtiğini anlatmaktadır.[48]McNeill, William H., Dünya Tarihi, İmge Kitabevi, 2002, 6. Baskı. Sayfa:613. (Orijinal Baskı; Oxford University Press, 1967. İlk Baskı) Birçok alanda Avusturya'nın askerî teknoloji olarak Osmanlı İmparatorluğu'nun çok fazla ilerisinde olmamasına rağmen Osmanlı ordusunun bu savaşta nehir geçişlerinde sökülüp takılabilen duba köprüler inşa edememesi, bu sebeple ordunun hareket kabiliyetinin zayıflaması ve binlerce askerin saldırıya açık konumda bulunması askerî bir felaketle sonuçlanmıştır.[49]Büyükakça, Murat Çınar. "Onsekizinci yüzyılda Osmanlı Ordusu: Doğu Avrupa Bağlamında Savaş ve Askeri Reform." ODTÜ Tarih Bölümü, Yüksek Lisans Tezi. Şubat 2007. Sayfa:54 Bu muharebe ilerideki savaşlarda bazı Osmanlı paşalarınca ders alınmıştır, örneğin Zenta Muharebesi öncesi toplanan savaş meclisinde düşmanın Saint Gotthard Muharebesi'nde yaptığı gibi, Raab Suyu üzerinde ordunun bir kısmının geçmesine izin vereceği, geri kalan kısmını da yok etmek için saldırıya geçeceği Köprülü Amcazade Hacı Hüseyin Paşa tarafından ayrıntılı biçimde anlatılmasına rağmen dinlenmemiş, devamında Saint Gotthard'a benzer Zenta faciası (1697) meydana gelmiştir.[50]Selim Hilmi Özkan, Yrd. Doç. Dr., Giresun Üniversitesi. "Türk Tarihinin Kırılma Noktası: Zenta Faciası." Turkish Studies, International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic. Spring 2009, Volume:4/3

Savaşın genel sonucu olarak Orta ve Doğu Avrupa'daki Hristiyan ülkelerinin ittifak halinde olmadan Osmanlı kuvvetleri ile baş edemeyeceği teyit edilmiştir. 1683 yılında olacağı gibi kazanılmış bir savaş sonrası Türkleri sürmek üzere genel bir saldırı henüz lojistik, ekonomik, politik ve askerî sebeplerle düzenlenememektedir. Ancak bu savaş sonunda Osmanlı-Avusturya arasında savaşların son bulması Avusturya lehine zaman kazandıracaktır. Simon Millar, St. Gotthard Muharebesi sonunda imzalanan Vasvar Antlaşması ile başlayan 20 yıllık barış sürecinde Osmanlı İmparatorluğu'nun Girit, Polonya ve Rusya ile savaşlara girdiğini, bu süreçte Avusturya'nın ise batı sınırlarını anlaşmalar ile belirlediğini anlatmaktadır.[27]Simon Millar, "Vienna 1683: Christian Europe Repels the Ottomans" Osprey Publishing, 2008, ISBN 978-1-84603-231-8

Kaynakça

  1. 1."Partition of Hungary", A Country Study: Hungary. Yayıncı: Federal Research Division, Kongre Kütüphanesi Url bağlantısı lcweb2.loc.gov
  2. 2.www.britannica.com Transylvania. britannica.com
  3. 3.BONNEY, Richard, D. J. B. Trim, David J. B. Trim, Persecution and pluralism: Calvinists and religious minorities in early modern Europe, 1550-1700, Peter Lang, 2006 books.google.co.uk
  4. 4.www.britannica.com a bulwark of Protestantism in eastern Europe. britannica.com
  5. 5.Cevat ÜSTÜN: "1683 Viyana Seferi", Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 2010. Sayfa:17 ISBN 978-975-16-2331-7
  6. 6.Doğu- Batı İmajı Gölgesinde Konstantinopolis ve Beç: XVI. ve XVII. yüzyıllarda Osmanlı - Habsburg İlişkileri. Türkan Polatcı, Alican Batmaz. Akademik Bakış Dergisi. Yaz 2013. Cilt: 6, Sayı: 12, Sayfa: 65
  7. 7.(in 10 volumes) / Editor in Chief Vladimir Kubiiovych. - Paris, New York: Young Life, 1954-1989
  8. 8.M. Orhan Bayrak. Türk Savaş ve Barışları. (Demirkapı Savaşı) Sayfa:123 Kastaş Yayınları. İstanbul Ocak 1990. ISBN 975-7639-13-3
  9. 9.M. Orhan Bayrak. Türk Savaş ve Barışları. (Sibin Savaşı) Sayfa:123 Kastaş Yayınları. İstanbul Ocak 1990. ISBN 975-7639-13-3
  10. 10.Şahin, Bekir. "Osmanlı Ansiklopedisi: Tarih, Medeniyet, Kültür". Ağaç Yayınları. İstanbul, 1994. Sayfa: 131 ISBN 9753460538
  11. 11.M. Orhan Bayrak. Türk Savaş ve Barışları. (Kolojvar Savaşı) Sayfa:123 Kastaş Yayınları. İstanbul Ocak 1990. ISBN 975-7639-13-3
  12. 12.Kunt M., Akşin S., Ödekan A., Toprak Z., Yurdaydın H.G. Türkiye Tarihi 3. Osmanlı Devleti 1600-1908, Sayfa:30 Cem Yayınevi, İstanbul 1988
  13. 13.The Life of Janos Kemeny (Otobiyografi, orijinal dili Macarca): Prince of Transylvania Kegan Paul (30 Ağustos 2008) Amazon.de ; Amazon.de amazon.de
  14. 14.Türk Silahlı Kuvvetler Tarihi, Osmanlı Devri. III. Cilt 4. Kısım Eki, İkinci Viyana Kuşatması 1683. Sayfa:5. Genelkurmay Basımevi, Ankara 1983
  15. 15.Klaniczay, T. "Zrínyi Miklós" Akademiai Kiadó. Budapeşte, 1964. s.779
  16. 16.Perjes, Géza. "Zrínyi Miklós es Kora" Gondolat, Budapeşte, 1965. s.367-369
  17. 17.Perjes, Géza. "Zrínyi Miklós es Kora" Gondolat, Budapeşte, 1965. s.353
  18. 18.Negyesy, L. "Grof Zrínyi Miklós Valogatott Munkai". Lampel Robert Könyvkereskedese. Budapeşte, 1904. XXVI
  19. 19.Sona Doğru. Osmanlı Tarihi 3. (Histoire de la Turquie) Alphonse de Lamartine. Çeviren: Dr. Reşat Uzmen. Bilge Kültür Sant Yayınları. İstanbul. Eylül 2005. sayfa:147
  20. 20.Perjés Géza: "A szentgotthárdi csata 1964, Szentgotthárd, helytörténeti, művelődéstörténeti, helyismereti tanulmányok", Szombathely 1981. ISBN 963-03-1192-5
  21. 21.Cevat ÜSTÜN: "1683 Viyana Seferi", Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 2010. Sayfa:18 ISBN 978-975-16-2331-7
  22. 22.XIII. Türk Tarih Kongresi: Ankara, 4-8 Ekim 1999, 2. cilt. Türk Tarih Kurumu Basımevi, 2002. ISBN 9751615909
  23. 23.Türk Silahlı Kuvvetler Tarihi, Osmanlı Devri. III. Cilt 4. Kısım Eki, İkinci Viyana Kuşatması 1683. Sayfa:6 Genelkurmay Basımevi, Ankara 1983
  24. 24.XIII. Türk Tarih Kongresi: Ankara, 4-8 Ekim 1999, 2. cilt. Türk Tarih Kurumu Basımevi, 2002. Sayfa: 144 ISBN 9751615909
  25. 25.Montecuccoli, Raimondo. Memorie della guerra, Venedik 1703
  26. 26.Osmanlı Devleti Tarihi. Cild:XI. Baron Joseph Von Hammer Purgstall. Üçdal Neşriyat. İstanbul. 1986. sayfa:132
  27. 27.Simon Millar, "Vienna 1683: Christian Europe Repels the Ottomans" Osprey Publishing, 2008, ISBN 978-1-84603-231-8
  28. 28.Yücel, Yaşar. Sevim, Ali. "Türkiye Tarihi".III. Cilt. Sabah Yayınları, İstanbul, 1990.
  29. 29.M. Orhan Bayrak. Türk Savaş ve Barışları. (Saint Gothard Savaşı) Sayfa:124 Kastaş Yayınları. İstanbul Ocak 1990. ISBN 975-7639-13-3
  30. 30.Faruk Bilici, “XVII. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun İki Savaş Anatomisi: Saint Gotthard ve Kandiye” XII. Türk Tarih Kongresi, 4-8 Ekim 1999, C. III/I, Ankara, 2002, s. 5,6
  31. 31.İ.H. Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, C. III/I, s. 412, 413.
  32. 32.Türk Silahlı Kuvvetler Tarihi, Osmanlı Devri. III. Cilt 4. Kısım Eki, İkinci Viyana Kuşatması 1683. Genelkurmay Basımevi, Ankara 1983
  33. 33.Negyesy, L. "Grof Zrínyi Miklós Muvei". Franklin - Tarsulat. Budapeşte, 1914. s.24
  34. 34.Benczedi, L. "Zrínyi Miklós Hadtudomanyi Munkai". Zrínyi Kiado. Budapeşte, 1957. s.39
  35. 35.Veress Z.-Korsas, B. "Irodalom II". Nemzeti Tankönyvkiado. Budapeşte, 2001. s.16
  36. 36.Benedek, M. "Magyar Irodalmi Lexikon". Akademiai Kiado. Budapeşte, 1978. s.599
  37. 37.Osmanlı Devleti Tarihi. Cild:XI. Baron Joseph Von Hammer Purgstall. Üçdal Neşriyat. İstanbul. 1986. sayfa:136
  38. 38.AKDAĞ, Mustafa. "Genel Çizgileriyle XVII. yüzyıl Türkiye Tarihi" Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Tarih Araştırmaları Dergisi Cilt:4 Sayı:6 Sayfa:228
  39. 39.Osmanlı Devleti Tarihi. Cild:XI. Baron Joseph Von Hammer Purgstall. Üçdal Neşriyat. İstanbul. 1986. sayfa:156-160
  40. 40.Baron Jaseph Von Hammer Purgstall, Büyük Osmanlı Tarihi, Sabah Yayınları, C. VI, İstanbul, 2000, s. 239-240.
  41. 41.Selim Hilmi ÖZKAN, XVII. yüzyılın Sonlarında Hıristiyan Birliği Projesi ve Osmanlı-Fransız İlişkileri. SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi. Mayıs 2009, Sayı:19, ss.61-72.
  42. 42.İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, C. III/II, TTKY, Ankara, 1995, s. 209; F. Bilici, a.g.m., s. 482.
  43. 43.Gazi Ahmed Muhtar Paşa, "Sengotar'da Osmanlı Ordusu", Emre Yayınları, İstanbul (2005) ISBN 975-8496-67-0
  44. 44.Ferdinand Schevill, "The History of the Balkan Peninsula: From the Earliest Times to the Present Day" Ayer Co. Pub., 1922 ISBN 0-8369-5908-6
  45. 45.Eralp, T. Nejat. Tarih Boyunca Türk Toplumunda Silah Kavramı ve Osmanlı İmparatorluğunda Kullanılan Silahlar. TTK Basımevi. Ankara 1993. "Osmanlılarda Kullanılan Tüfekler" Sayfa:125 ISBN 975-16-0539-3
  46. 46.Patrick Kinross, "Ottoman Centuries", Harper Perennial, 1979 ISBN 978-0-688-08093-8
  47. 47.Cipolla, Carlo M., 2001, "Yelken ve Top", Çeviren; Aslı Kayabal, Kitap Yayınevi Ltd., 2003 ISBN 978-975-8704-24-8
  48. 48.McNeill, William H., Dünya Tarihi, İmge Kitabevi, 2002, 6. Baskı. Sayfa:613. (Orijinal Baskı; Oxford University Press, 1967. İlk Baskı)
  49. 49.Büyükakça, Murat Çınar. "Onsekizinci yüzyılda Osmanlı Ordusu: Doğu Avrupa Bağlamında Savaş ve Askeri Reform." ODTÜ Tarih Bölümü, Yüksek Lisans Tezi. Şubat 2007. Sayfa:54
  50. 50.Selim Hilmi Özkan, Yrd. Doç. Dr., Giresun Üniversitesi. "Türk Tarihinin Kırılma Noktası: Zenta Faciası." Turkish Studies, International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic. Spring 2009, Volume:4/3