Turkipedia
Menü

Uceymî Sâdûn Paşa

İçindekiler1
  1. Hayatı
  2. Gençliği
  3. I. Dünya Savaşı
  4. Millî Mücâdele
  5. Türkiye'deki yaşamı
  6. Kaynakça

Uceymî Sâdûn Paşa, Acemî Paşa veya doğum adıyla Uceymî bin Sâdûn bin Mansûr bin Râşid bin Sâmer es-Sâdûn (d. 1883, Nasıriye – ö. 29 Ekim 1960, Ankara), Arap asıllı Osmanlı ve sonradan Türk aşîret lideri, süvâri kumandanı ve şeyhi. Irak ve Kuveyt'in en büyük kabilesi olan el-Müntefik'in emiriydi. Osmanlı İmparatorluğu'na ve akabinde Ankara Hükûmeti'ne sadâkatle bağlı kalan ender Arap kabile reislerinden biridir. "Irak Şeyhlerinin Şeyhi", "Çöl Aslanı" ve "Atatürk'ün Silah Kardeşi" olarak anılır.

Hayatı

Gençliği

Uceymî bin Sâdûn bin Mansûr bin Râşid bin Sâmer es-Sâdûn, 1883'te hısımı Nâsır Sâdûn Paşa tarafından kurulan ve Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı olan Nasıriye kasabasında doğdu. Gençliği, Osmanlı yönetimindeki Irak ile Kuveyt'in en büyük aşîret konfederasyonu olan el-Müntefik'i ve iç kavgalarını idâre etme konusunda babası Sâdûn Paşa'ya yardım ederek geçti. 1911'de, bölgenin petrol yataklarını gözetimine almayı amaçlayan Britanya, Basra Vilâyeti'nde bir ayaklanma teşvik etti. Bastırılan ayaklanmanın başında olan Sâdûn Paşa, ihâneti sebebiyle Halep'te hapsedildi. Ölüm şekli tartışmalıdır; hapisteyken geçirdiği bir felçten veya zehirlenmekten öldüğü belirtilir. Böylece Uceymî, atası Şerif Hasan'ın 1530'da kurduğu Müntefık Emirliği'ni devraldı. Osmanlı Ordusu'ndan ismi bilinmeyen bir subayın harp günlüğüne göre: "herkes Uceymî'den çekinirdi. Ufak bir suç işleyenleri bile derhal öldürttürürdü. Son derece cesur ve hükûmete sâdık idi, cesâreti herkesçe takdir edilirdi".

I. Dünya Savaşı

İlk ayları

İki yıl içinde orta ve güney Irak'ın tüm kabilelerini boyunduruğu altına girmeyi zorlayarak Irak'ın en güçlü şeyhi oldu. 1914'te Britanya kuvvetlerinin Irak topraklarını zapt girişimi başlar başlamaz Uceymî Bey mukavemet hareketini üstlendi. Aşîretler nezdinde büyük bir nüfuza sahip olan Bey, kendilerine hitâben yazdığı mektuplarla onları Britanyalılara karşı cihada ve Osmanlı İmparatorluğu'nun safında yer almaya çağırdı. Osmanlı askerleriyle müştereken, harbin en şiddetli cephelerinde faaliyet göstermesi, Britanya subayı Sir Percy Cox'u (ileride Irak Yüksek Komiseri olacaktır) tedirgin etti. Kendisi, Uceymî Bey'e gönderdiği yazılarla, Osmanlı ordusuna verdiği desteği çekmesi karşılığında 300.000 altın sterlin teklif ettiyse de Paşa tarafından reddedildi. Söylentilere göre, Uceymî Bey savaşın başlangıcında Britanyalılara yakın davranmışsa da, Basra'nın yönetimi kendisine verilmeyince onlardan uzaklaşarak Osmanlı'ya merbutiyetini sürdürdü. Şerif Hüseyin'in oğlu Abdullah dahi Uceymî Bey'i taraflarına çekemedi.

Teşkîlât-ı Mahsûsa'nın 12 Ocak 1915 târihli bir raporuna göre, Uceymî Bey'in emrinin altında 7.359 süvâri ve 920 piyâde olduğu anlaşılmaktadır. Enver Paşa, Irak cephesinde Britanya kuvvetlerinin ilerlemesini engelleme görevini Süleyman Askerî'ye verdi. Süleyman Bey'in muvaffakiyeti, yerli direnişçilerle tesis ettiği işbirliğine bağlı kaldı. Uceymî Bey hiçbir zaman kendisine yardımını esirgemedi ve bölgedeki tüm muharebelerde yanında bulundu (örneğin 20 Ocak 1915'te gerçekleşen el-Müzaraa Muharebesi). Uceymî Bey ve kardeşleri Şamro, Hamido ve Şuud Efendiler, savaştaki hizmetleri nedeniyle 25 Şubat 1915'te Meclis-i Âyan tarafından her biri 1.000 lira maaşa bağlandı.

Şuaybiye Muharebesi

Osmanlı Ordusu, 12 Nisan 1915'te, Şuaybiye'de konuşlanan Britanya Ordusu askerlerine beklenmedik bir saldırı düzenledi. İki gün süren çatışma, Osmanlı'nın mağlubiyetiyle sonuçlandı. Bölgenin coğrafyasını iyi bilen Uceymî Bey, Şeyh Bedir ve Şeyh Hümeydî, Süleyman Askerî Bey'in intiharı üzerine, geriye kalan Osmanlı askerlerini başarılı bir geri çekilmeyle esir düşmemelerini sağladılar.[1]Tekeşin, Hüsnü. Süleyman Askerî Bey'in İntiharı Olayı. Seçil Ofset, 2016, s. 284-285.

Tüm Arap şeyhleri arasında en nüfuzlu kabul edilen Uceymî Bey, sergilediği yiğitliği dolayısıyla Mayıs'ta mîr-i mîrân rütbesine getirildi[2]al-Jumaily, Qassam K.. Irak ve Kemalizm hareketi (1919-1923). Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, 1999, s. 76, 79. Muharebenin akabinde yalnızca Uceymî Bey ve birkaç Arap kabileleri Osmanlı'ya bağlı kaldı. ve böylece paşalık ünvanını elde etti.[3]Karakuş, Girayalp. Arşiv Belgelerine Göre Birinci Dünya Savaşı Irak Cephesinde Arap Aşiretleri ve İngilizlerle Mücadele. Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2023, s. 358.

Nasıriye Muharebesi

Memleketi olan Nasıriye'de 24-25 Temmuz 1915'te muharebe oldu. Osmanlı Ordusu, Britanya'nın zaferiyle neticelenen bu çatışmada Uceymî Paşa'nın askerleri de dâhil olmak üzere ağır kayıplara uğradı.

Bundan birkaç hafta önce, Müntefik Emirliği içinden birtakım kişilerin Britanyalılarla gizli görüşmelere katıldıkları öğrenildi. Uceymî Paşa'nın kardeşi Şâmir, amcasının oğlu Sunnî ve onun kardeşi Yusuf, Hamisiye ve çevresini Britanya güçlerine teslim etme sözü vermişlerdi. Bu kişiler, aynı zamanda Uceymî Paşa'nın Hamisiye'deki temsilcisini şehirden kovarak bölgenin istilâsına zemin hazırladılar.

Son dönemleri

Uceymî Paşa, savaş boyunca neredeyse her zaman ön safhalarda çarpışarak kayda değer faaliyetler yürüttü. Kût'ül-Amâre Kuşatması'nda da oldukça önemli hizmetlerde bulundu. Eylül 1918'de ikinci dereceden Mecîdiye Nişanı'yla taltif edildi. 30 Ekim 1918'de Mondros Ateşkes Antlaşması imzâlandı ve Osmanlı askerleri Arap bölgelerini terk etmeye mecbur kaldı. Uceymî Paşa, Britanyalı sömürgecilerle çatışmalarını sürdürdü. Ocak 1919'da Deyrizor'da Britanyalılarla savaştı ancak akamate uğradı; şehir, 11 Ocak'ta kaybedildi.[4]Abdulkadir Ayaş (عبد القادر عياش). حضارة وادي الفرات. Ahâlî, 1989, s. 152-153. Britanya ajanlarının propagandasına yenik düşen Şammar aşîreti, Mart 1919'da Toy kabilesi ve Uceymî Paşa'ya âit 10.000 deveye el koydular.

Haziran 1919'da Uceymî Paşa, Erzurum üzerinden Diyarbekir'in Mardin Sancağı'na gitti. Şehrin güneyindeki aşîret kaynaklı huzursuzlukları sonlandırma görevi kendisine Mustafa Kemal Paşa tarafından verildi. Urfa, Maraş ve Antep yörelerinde işgâl güçlerine karşı mücâdele etti. 15 Haziran 1919'da Diyarbekir'de olan Uceymî Paşa'ya, Kemal Paşa tarafından bir mektup iletildi. Yazıda, halîfe etrafında birlik olunması gerektiğini savundu. Britanyalı raporlarda "aşırı derecede Türk destekçisi" görülen Uceymî Paşa, her ne kadar Sultan Vahideddin ve Üç Paşalar'ın huzurlarına çıkarak yardımlarını istese de geri çevrildi. Paşa, Irak'taki işgâlinin sona ermesi durumunda, yönetimin II. Abdülhamid'in oğlu Burhaneddin Efendi'ye verilmesinin bölge halkının büyük kesimi tarafından arzu edilecek bir husus olduğunu belirtti.

Ekim 1919'da Sivas'ta Mustafa Kemal Paşa ile görüştü. Aynı ay Amasya Protokolü'nde Mustafa Kemal, Uceymî Paşa'nın kahramanlıklarına değindi. Nisan 1920'de, Irak'taki toprak varlığını koruma kaygısıyla hareket eden Uceymî Paşa, yardımcısını Britanya yönetimiyle görüşmesi üzere Musul'a gönderdi. Görüşmelerde, çıkarları karşılığında Irak'a dönüş koşullarını müzâkere etti (çünkü aşırı derecede varlıklı idi). Uceymî Paşa, kabilesiyle birlikte Mayıs 1920'de Anadolu'ya temelli göçtü ve 5 Haziran'da Mardin'e vardı. Böylece milyonlar değerindeki 150.000 dönümlük topraklarını geride bıraktı.[5]Savaş, Kudret. Kûtü'l Amâre'nin Şiir Aniti: Dicle Önünde. Cengiz Alyılmaz, 2021, s. 142.

Millî Mücâdele

İlk ayları

Irak'ın önde gelen kabile reisleri, yeniden Osmanlı idâresine bağlanma arzularını Uceymî Paşa'nın aracılığıyla Ankara Hükûmeti'ne ilettiler; bu maksatla kendilerine askerî destek, mühimmat ve para yardımı sağlanmasını talep ettiler.[6]Bıyıklı, Mustafa. Kaynakçalı Türk Dış Politikası Kronolojisi (1919-1938). Hiperlink Yayınları, 2011, s. 33. Teklif uygun görülerek 20 Haziran 1920'de BMM; iki adet dağ topu, iki makineli tüfek, yeterli miktarda cephâne, 400-600 adet büyük kalibre sürgülü mavzer tüfeği ve 10.000 altın lira temin edilmekle birlikte danışman sıfatıyla birkaç subay da gönderdi.[7]Ünal, Levent. İstiklal Harbinde Elcezire Cephesi: Teşkilatlanma Süreci, Faaliyetleri ve Etkinliği. Hayrettin İvgin, 2025, s. 15. Bunun üzerine Uceymî Paşa, Aneze Aşîreti lideri Hacim Paşa'yı Arappınar'daki Fransız birliklerine karşı harekete geçirdi. Fırat Nehri boyunca Fransız ve Britanya askerlerine karşı başarılı baskılar düzenledi fakat askerî gücünün yetersiz olması sebebiyle başarılarını lehine dönüştüremedi.[8]Saral, Ahmet H.. Türk İstiklal Harbi: Güney Cephesi. Genelkurmay Basımevi, 2009, s. 18.

Urfa Muharebesi

Bahsi geçen gelişmelerin ardından Uceymî Paşa'nın buyruğundaki askerler, alay hâline getirilerek Urfa'nın savunmasını desteklemek amacıyla şehre yollanıldılar. Paşa, Urfa'nın kurtuluşuna dek muharebelerde pek büyük katkılar sağladı. Örneğin Cerablus ile Arappınar arasında bulunan demiryolu hattının bir bölümünü imhâ ettirerek, Fransızların bölgeye daha fazla asker göndermesini engelledi.[9]Bıyıklı, Mustafa. Batı İşgalleri Karşısında Türkiye'nin Ortadoğu Politikaları: İki Dünya Savaşı Arası. Hiperlink Yayınları, 2019, s. 224.

Son dönemler

Britanya ve Ankara Hükûmeti'nden topraklarına geri dönmek için umduğu desteği bulamayınca, 1920 sonlarında Fransız yetkililerle iletişim kurmaya yöneldi. Ancak yine de Ankara'ya sâdık kaldı. Uceymî Paşa ve Ahmed Şerîf es-Senûsî, 1922'de Diyarbekir'den Britanya askerlerine karşı sürpriz saldırılar organize ettiler. Paşa, Garp Cephesi'nin başarıyla sonlanmasını kutlamak için Ankara'ya gitti.

Türkiye'deki yaşamı

Millî Mücâdele kazanıldığında Uceymî Paşa, ilk önce Mardin'e ve 1927'de Antep'e yerleşerek 4.000 kişilik kabilesiyle Türk vatandaşı oldu. TBMM, hizmetleri karşılığında kendisine 14 köy bağışladı. Uceymî Paşa, teklif edilen bağışı kabul etmeyerek, aşîretinin ekseriyeti Irak'a gitmiş olduğundan bir köyün yeterli olacağını bildirdi. Köy, Urfa'daki 9.000 dönümlük Germuş (bugünkü Dağeteği, Haliliye) köyü idi. 1935'te yürürlüğe giren Soyadı Kanunu ile Sümer soyismini aldı. Suud bin Abdülaziz ve oğlu I. Abdullah başta olmak üzere çoğu Arap krallarıyla ilişkilerini sürdürdü. Urfalı Arap bir kadından üç çocuğu oldu; Mübine, İsa ve Abbas. 29 Ekim 1960'ta Ankara'da 76-77 yaşlarında ölen Uceymî, Cebeci Asri Mezarlığı'na askerî törenle defnedildi. "Irak Şeyhlerinin Şeyhi", "Çöl Aslanı" ve "Atatürk'ün Silah Kardeşi" olarak anılan Uceymî, Mustafa Kemal Paşa'yı sürekli olarak Musul'a taarruz etmeye teşvik etti.[10]Beth-Şawoce, Jan. Resmi Tarih Tartışmaları: Türkiye'de Azınlıklar. Özgür Üniversite, 2009, s. 204. Yazar Yılmaz Özdil, Uceymî Sâdûn Paşa hakkında şunu öne sürer: "İngiliz casusu Lawrence'ın maşası olsaydı, kendisine teklif edilen serveti alarak, Türkleri sırtından vursaydı, eminim Hollywood'da filmleri çekilirdi, bütün dünya tanırdı... Türk dostu olduğu için, maalesef, Türkiye'de bile tanınmayan kahramanlarımızdan biri oldu".[11]Özdil, Yılmaz. Son Cüret. Sia Kitap, 2020, s. 175-176.

Kaynakça

  1. 1.Tekeşin, Hüsnü. Süleyman Askerî Bey'in İntiharı Olayı. Seçil Ofset, 2016, s. 284-285. bagcilar.bel.tr
  2. 2.al-Jumaily, Qassam K.. Irak ve Kemalizm hareketi (1919-1923). Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, 1999, s. 76, 79. books.google.com
  3. 3.Karakuş, Girayalp. Arşiv Belgelerine Göre Birinci Dünya Savaşı Irak Cephesinde Arap Aşiretleri ve İngilizlerle Mücadele. Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2023, s. 358. d1wqtxts1xzle7.cloudfront.net
  4. 4.Abdulkadir Ayaş (عبد القادر عياش). حضارة وادي الفرات. Ahâlî, 1989, s. 152-153. archive.org
  5. 5.Savaş, Kudret. Kûtü'l Amâre'nin Şiir Aniti: Dicle Önünde. Cengiz Alyılmaz, 2021, s. 142. dergipark.org.tr
  6. 6.Bıyıklı, Mustafa. Kaynakçalı Türk Dış Politikası Kronolojisi (1919-1938). Hiperlink Yayınları, 2011, s. 33. books.google.com
  7. 7.Ünal, Levent. İstiklal Harbinde Elcezire Cephesi: Teşkilatlanma Süreci, Faaliyetleri ve Etkinliği. Hayrettin İvgin, 2025, s. 15. dergipark.org.tr
  8. 8.Saral, Ahmet H.. Türk İstiklal Harbi: Güney Cephesi. Genelkurmay Basımevi, 2009, s. 18. archive.org
  9. 9.Bıyıklı, Mustafa. Batı İşgalleri Karşısında Türkiye'nin Ortadoğu Politikaları: İki Dünya Savaşı Arası. Hiperlink Yayınları, 2019, s. 224. google.com
  10. 10.Beth-Şawoce, Jan. Resmi Tarih Tartışmaları: Türkiye'de Azınlıklar. Özgür Üniversite, 2009, s. 204.
  11. 11.Özdil, Yılmaz. Son Cüret. Sia Kitap, 2020, s. 175-176. archive.org