Turkipedia
Menü

Kudüs Muharebesi (1917)

İçindekiler1
  1. Cephenin Genel Durumu
  2. İngilizlerin Durumu
  3. Allenby’nin Harekât Planı
  4. Türklerin Durumu
  5. Coğrafi ve Lojistik Şartlar
  6. Kaynakça

Kudüs Muharebesi, I. Dünya Savaşı'nda İtilaf Kuvvetleri karşısında Osmanlı Ordusunun yenilgisi ile sonuçlanan muharebe.

Edmund Allenby komutasındaki Mısır Seferi Kuvveti (EEF), 31 Ekim - 7 Kasım 1917 tarihleri arasında gerçekleştirilen Üçüncü Gazze Muharebesi ve 13 Kasım 1917'de gerçekleştirilen El-Mugar Muharebesi'nde Friedrich Kreß von Kressenstein komutasındaki Osmanlı 7. Ordu'sunu yendi ve EEF'in sol kanadı Yafa'da sağ kanadı ise Yahud Bölgesine kadar ilerledi.[1]Fielde Marchal Lord Carver GCB, CBE, DSO, MC, The National Army Museum Book of the Turkish Front 1914-1918: The Campaing at Gallipoli, in Mesopotamia and in Palestine, Pan Books, 2003, ISBN 0-330-49108-3, p. 223.

Allenby, Korgeneral Philip Chetwode komutasındaki 20. Kolordu'ya Kudüs'ü almasını emretti. Karşısında Erich von Falkenhayn komutasındaki Osmanlı 7. Ordu'suna bağlı, Deir Yasin de dahil olmak üzere Kudüs etrefındaki tepelerindeki savunma noktaları vardı. 53. Tümen Hebron yolunu Beytüllahim'e doğru ilerledi. Solunda 60. Tümen, Nebi Samvil'deki 74. Tümen'in yardımıyla Hebron- Beytüllahim yoluna saldırdı. 74. Tümen'in solunda 10. Tümen ilerledi.[1]Fielde Marchal Lord Carver GCB, CBE, DSO, MC, The National Army Museum Book of the Turkish Front 1914-1918: The Campaing at Gallipoli, in Mesopotamia and in Palestine, Pan Books, 2003, ISBN 0-330-49108-3, p. 223.

8 Aralık'ta sis ve yağmurdan dolayı 53. Tümen'in ilerlemesi durunca 60. Tümen'in güney kanadı açık bıraklıdı. Fakat 9 Aralık'ta Osmanlı birliklerinin moralleri bozulup geri çekilmeye başladıkları için zorlamadan ilerlediler. Ancak Zeytindağı'nda 60. Tümen ile Osmanlı birliği arasında çetin çatışma yaşandı.[1]Fielde Marchal Lord Carver GCB, CBE, DSO, MC, The National Army Museum Book of the Turkish Front 1914-1918: The Campaing at Gallipoli, in Mesopotamia and in Palestine, Pan Books, 2003, ISBN 0-330-49108-3, p. 223.

9 Aralık öğleninden sonra Kudüs belediye başkanı ve 60. Tümen komutanı, Tümgeneral J.S.M. Shea'ya teslim oldu. İki gün sonra 11 Aralık 1917'de Allenby, Kutsal Şehir'e saygı göstermek için yürüyerek Kudüs'e girdi ve dini mekân ve tesislerinin korunması için sıkıyönetim ilan etti. Bu sayede Edmund Allenby, David Lloyd George'a "Noel hediyesini" vermiş oldu.[2]A.g.e., p. 224.

Cephenin Genel Durumu

İngilizlerin Durumu

Filistin Cephesi’ndeki İngiliz kuvvetlerinin başında bulunan General Edmund Allenby, Londra hükümetinin beklentilerini karşılamak amacıyla Kudüs’ü yıl sonundan önce ele geçirmeyi hedefliyordu. Dört yıldır devam eden savaş, İngiliz kamuoyunun moralini ciddi biçimde sarsmıştı; bu nedenle Kudüs’ün fethi, kamuoyuna bir “zafer müjdesi” olarak sunulmak isteniyordu.

Allenby, kış yağmurları başlamadan ve iç bölgelere çekilen Türk birliklerinin toparlanmasına fırsat vermeden harekete geçmeyi planladı. Ancak Yahudiye Dağları çevresinde mevzilenen 7. Ordu birlikleri, doğal savunma hatlarından büyük avantaj sağladığından bu bölgedeki taarruzun oldukça riskli olacağı açıktı.

İngiliz Savaş Bakanlığı, Allenby'yi elindeki kuvvetlerin kapasitesini aşan girişimlerde bulunmaması yönünde uyarmış, hatta 1918 yılı itibarıyla bölgedeki asker sayısının azaltılmasının gündeme gelebileceğini bildirmişti. Yorgun düşen birlikler, ikmal hatlarının zorlanması nedeniyle idari açıdan da sınırdaydı. Buna rağmen Allenby, kuvvetlerine yalnızca bir gün dinlenme verdikten sonra 18 Kasım 1917 tarihinde taarruza geçmeye karar verdi.

Allenby’nin Harekât Planı

General Allenby'nin Kudüs'e yönelik planının temelinde, Osmanlı 8. Ordu birliklerini sahil hattında oyalarken, sağ kanatta bulunan İngiliz 21. Kolordu'sunun Sarrar Vadisi üzerinden ilerleyip 7. Ordu'yu baskı altına alması yatıyordu. Böylece, Türk birliklerinin savunmasını zayıflatıp Kudüs'e ulaşmak hedeflenmişti.

Planın Uygulama Esasları

  • Sahil düzlüğünde, Kudüs'e doğru ilerleyen İngiliz birliklerinin sol kanadını korumak için savunma hattı tesis edilecek, bu bölgede 8. Ordu birlikleriyle temas sağlanacaktı. Bu görev 54. Tümen ve ANZAC unsurlarına verilmişti.

  • 21. Kolordu'ya bağlı birlikler şu şekilde tertiplendirildi:

  1. 75. Tümen, Yafa – El Ramla – Kudüs – Bab el Vaat istikametinde ana yoldan ilerleyecekti.

  2. 52. Tümen, 75. Tümen'in solundan hareketle Aclan Vadisi üzerinden Beyt Lakya yönünde taarruz edecekti.

  3. Gönüllü Süvari Tümeni, 52. Tümen'in sol kanadını koruyacak ve Ramallah yolundan ilerleyerek Birat-ül Vakıa mevkiine ulaşarak Nablus–Kudüs hattını kesecekti.

  4. Avustralya Süvari Tümeni, sağ kanatta ilerleyerek demiryolu hattını kontrol altına alacaktı.

Genel hedef, kuzeydoğu yönünde ilerleyip uygun noktada sağa dönerek Nablus–Kudüs yolunu kontrol altına almaktı. İngiliz karargâhı, Türklerin Kudüs'ü direnmeden tahliye edeceği kanaatindeydi. Allenby, birliklerine kente altı mil kala çatışmadan kaçınma emri vermişti. İngiliz 21. Kolordusu, 18 Kasım'da dört farklı hat üzerinden 12 mil genişliğinde bir cephede ilerlemeye başladı. Taarruza iki piyade tümeni, bir tugay takviyesi ve bir süvari tümeni katıldı.

Türklerin Durumu

Yıldırım Ordular Grubu Komutanı Müşir Erich von Falkenhayn, 13–14 Kasım gecesi genel bir geri çekilme planı uygulamaya koydu. 8. Ordu, Oca Nehri'nin kuzeyine; 7. Ordu ise Kudüs çevresine çekilerek yeni savunma hatlarına yerleşecekti.

  • 20. Kolordu (53. ve 36. Tümenler), Kudüs'ün savunmasıyla görevlendirildi. Bu kolorduya, Kudüs–Lut Gölü hattını korumak üzere bir süvari birliği tahsis edildi.

  • 3. Kolordu (27. ve 24. Tümenler ile bir süvari tümeni), Kudüs'ün kuzeyinde konuşlanarak Nablus karayolunu savunacaktı. 27. Tümen, Beytüllahim civarında mevzilendi ve 20. Kolordu’nun çekilmesini korumakla görevlendirildi.

  • Yıldırım Orduları Karargâhı, 13 Kasım’da Kudüs’ten Nablus’a taşındı. Falkenhayn, seçkin birliklerden olan 19. Tümen’i genel ihtiyat kuvveti olarak burada tuttu. 24. Tümen de başlangıçta ihtiyat birliği olarak planlanmışken, İngiliz ilerleyişini yavaşlatmak amacıyla Kudüs–Nablus yolunun batısına yerleştirildi.

  • 20 Kasım’da 20. Kolordu birlikleri Kudüs çevresindeki planlanan savunma hatlarına girdi.

13 Kasım’da Kudüs’ü ziyaret eden Başkumandan Vekili Enver Paşa ve Falkenhayn, şehrin “son askere ve son mermiye kadar” savunulmasının mümkün olmadığını, direnmenin ağır kayıplara yol açacağını belirterek, durumun gerektirmesi halinde ordunun çekilmesine izin verilmesi konusunda mutabık kalmışlardı.

Kolordu'nun konuşlanması şöyleydi:

  1. 26. Tümen, Kudüs–Ellatrun yolu üzerindeki sağ hattı tutuyordu.

  2. 53. Tümen, Ellatrun yolundan demiryoluna kadar olan orta kesimi savunuyordu.

  3. 27. Tümen, Kudüs–El Halil yolunun güvenliğini sağlayan sol kanatta yer alıyordu.

Türk kuvvetleri, bölgenin son derece engebeli yapısından azami ölçüde yararlanarak güçlü savunma mevzileri kurmuşlardı.

Coğrafi ve Lojistik Şartlar

Sahilden iç kesimlere doğru yükselen Yahudiye Dağları, ortalama 3000 feet rakıma sahipti ve geçit sayısı son derece sınırlıydı. Bölge, doğuda deniz seviyesinden yaklaşık 1300 feet aşağıda bulunan Ürdün Vadisi (Lut Gölü çevresi) ile son buluyordu.

1917 itibarıyla ulaşım altyapısı oldukça kısıtlıydı. Bölgeyi kuzey–güney ve doğu–batı yönünde kesen iki ana yol bulunmaktaydı:

  • Nablus–Kudüs–El Halil–Biirüssebi hattı kuzey–güney bağlantısını sağlıyordu.

  • Yafa–El Ramla–İnab–Kudüs hattı ise batıdan doğuya uzanıyor ve Acelon Vadisi üzerinden dağlık kesime giriyordu.

Bu yollar üzerindeki geçitlerin birçoğu, Alman mühendisleri tarafından savunma amacıyla tahrip veya bloke edilmişti.

Alıntı

Kaynakça

  1. 1.Fielde Marchal Lord Carver GCB, CBE, DSO, MC, The National Army Museum Book of the Turkish Front 1914-1918: The Campaing at Gallipoli, in Mesopotamia and in Palestine, Pan Books, 2003, ISBN 0-330-49108-3, p. 223.
  2. 2.A.g.e., p. 224.