Buhara Hanlığı
İçindekiler2
- Şeybânî Hanedanı Dönemi (1500-1601)
- Muhammed Şeybânî Han Dönemi (1500-1510)
- Köçküncü Han, Ebû Said Han ve I. Ubeydullah Han Dönemleri (1510-1539)
- Şeybânî Hanedanı'nda Fetret ve Çöküş Devri (1539-1601)
- Astrahan Hanedanı (Cânîoğulları) Dönemi (1601-1747)
- Astrahan Hâkimiyeti'nin Sağlanması (1601-1611)
- İmam Kulu Han, Nadir Muhammed Han, Abdülaziz Han ve Subhan Kulu Han Dönemleri (1611-1702)
- Astrahan Hanedanı'nın Çöküş Dönemi ve Tasfiyesi (1702-1747)
- Kaynakça
Buhara Hanlığı, Buhara ve bugünkü Özbekistan dolaylarında hüküm sürmüş Şeybânî (Şibanoğulları), Astrahan (Cânîoğulları) ve Mangıtlar olmak üzere üç ayrı hanedanın yönettiği bir Türk[1]Türklerin Tarihi (Historie des Turks). 1984. hanlığıdır.
Şeybânî Hanedanı Dönemi (1500-1601)
1428'de Ebû'l-Hayr Han tarafından kurulup 1468'de Timurlular tarafından yıkıldıktan sonra Ebû'l-Hayr Han'ın torunlarından Muhammed Şeybânî Han tarafından tekrar kurulan Şeybânî Hanlığı (Özbek Hanlığı), 1561'de yönetim merkezini Buhara'ya taşımasıyla Buhara Hanlığı olarak anılmaya başlamıştır.
Muhammed Şeybânî Han Dönemi (1500-1510)
Buhara ve Semerkant'ın Fethi
Muhammed Şeybânî Han, henüz 17 yaşında iken kabilesinin başına geçtikren sonra Astrahan Hanlığı'nda Kasım Han'ın himayesiyle bölgeden ayrılmıştır. Bir süre sonra Timurlular tarafından kontrol edilen Buhara'ya gelen Şeybânî Han, bu bölgede kendini ilim ve irfana adamış olsa da savaşçı özelliklerini kaybetmemiştir. Kazak Burunduk Han'ı mağlup etmesiyle tekrar ün yapan Şeybânî Han'a Buhara kentini elinde bulunduran Ahmed Mirza tarafından Yesi şehri verildi ve Şeybânî Han Türkistan içlerine seferler düzenlemeye başladı. Bir süre sonra Buhara'dan ayrılıp Deşt-i Kıpçak bölgesine dönen Şeybânî, Harezm bölgesini elinde bulunduran Timurlu Hüseyin Baykara'ya bile saldıracak cesarette idi. Hive'yi kuşatsa da sonuç alamadı. Daha sonra Semerkant'ı kuşatan Şeybânî Han, Buhara kentinden Semerkant'a destek geldiğini duyunca Semerkant üzerindeki kuşatmayı kaldırıp savunmasız kalan Buhara üzerine yürüdü ve 1500 yılında Buhara'yı ele geçirerek Şeybânî Hanlığı'nı tekrar kurdu. Buhara'dan sonra Semerkant üzerine yürüyen Şeybânî, şehri ele geçirse de ele geçirmesinden kısa bir süre sonra Mâverâünnehir bölgesinde faaliyetlerine devam etmek üzere şehirden çıkınca Zahîrüddîn Muhammed Bâbür, Semerkant'ı Şeybânîlerden geri aldı. 1501 yılında gerçekleşen Ser-i Pul Muharebesi'nde Şeybânîlere yenilen Bâbür, Semerkant şehrine çekilerek savunma hattını burada kurmaya çalıştı ve Şeybânî Han'ın şehri kuşatmasını beklemeye başladı. Fakat yaşanan kıtlık sebebiyle kuşatmaya direnemeyeceğini anlayan Bâbür, Şeybânî Han tarafından şehri teslim etmesi için gönderilen mektubu okuduktan sonra Semerkant şehrini Şeybânî Han'a teslim etti ve kardeşi Hanzâde Begüm ile Şeybânî Han'ın evlenmesine razı oldu. Daha sonra Ahmed Mirza ve Mahmud Han üzerine yürüyen Şeybânî, Taşkent ve Şahruhiye'yi ele geçirerek Andican bölgesini hâkimiyeti altına aldı.
Belh ve Horasan'ın Fethi
1503 yılında Belh üzerine yürümek isteyen Şeybânî, Andhoy'u fethedip Belh'i kuşatmaya aldı. Üç aylık kuşatmadan sonuç alınamasa da bölgedeki Şeybânî varlığı nedeniyle tedirgin olan Hüseyin Baykara, Babür ile ittifak yaparak Şeybânî üzerine yürümek istese de başarılı olamadı. Meymene ve Faryab etrafında yağma hareketleri düzenleyen Şeybânî, Horasan çevresine kadar akınlar düzenlemeye devam etti. Hüseyin Baykara, 1506 yılında oğlu Bediüzzaman Mirza'yı başkenti Herat'a çağırıp onu vekil tayin ederek Şeybânî üzerine sefere çıksa da sefer sırasında yaşamını yitirdi. Timurluların dağıldığını gören Şeybânî, Belh üzerine yürüyerek 2 Kasım 1506 tarihinde şehri ele geçirdi.
Belh üzerinde hâkimiyet tesis ettikten sonra Timurluları rahat bırakmak istemeyen Şeybânî, 1507 yılında Timurlu başkenti Herat'a yürüyerek şehri ele geçirdi ve diğer Timurlu şehirleri de savaşsız şekilde teslim oldu. Bu teslimiyetten sonra Bediüzzaman Mirza ve kardeşi Muzaffer Hüseyin bölgeden kaçmak zorunda kaldı. Muzaffer Hüseyin Cürcan'da hayatını kaybederken Bediüzzaman Mirza Safevîlere sığındıktan sonra Çaldıran Muharebesi'nde Safevîlere karşı savaşı kazanan Yavuz Sultan Selim tarafından İstanbul'a götürüldü ve bir müddet yaşadıktan sonra orada yaşamını yitirdi. Böylece Timurlu Hanedanı Horasan bölgesinde tamamen çökmüş bulunuyordu Bâbür ise hayatta kalan tek Timur soylusu olarak 1504 yılında ele geçirdiği Kabil'den sonra Hindistan üzerine yürüyerek burada Babür İmparatorluğu'nu kurdu.
Özbek-Safevî Mücadelesi ve Şeybânî Han'ın Ölümü
Timurluları ortadan kaldırdıktan sonra Şeybânî, Kazak Hanları ile mücadeleye girişti. Bu kısa mücadelelerin sonuçsuz kalmasıyla Özbek-Safevî mücadelesi başladı. Safevîler Şiî iken, Özbekler Sünnî idi ve Şeybânî de Nakşibendî tarikatına mensuptu. Şah İsmail ile Şeybânî Han arasında birçok mektuplaşma oldu. Şeybânî Han, Şah İsmail'i küçümseyerek ona hükümdarlığı bırakıp dervişliğe dönmesini, Hanlık iddiasının yalnızca Cengizoğulları'na ait olduğunu bildirdi ve Şiîlikten vazgeçerek Sünnî olmasını telkin etti. Bunun üzerine iki taraf da 1510 yılında savaş hazırlıklarına başladı. Merv Kalesi'ne çekilerek bir savunma savaşı yapmak isteyen Şeybânî, Şah İsmail'in Azerbaycan'a döndüğü dedikodusuyla kaleden çıktı. Fakat bu Şah İsmail'in bir savaş hilesiydi. Bunun üzerine Özbek ordusunu hazırlıksız yakalayan Safevî güçleri Özbekleri büyük bir yenilgiye uğrattı, Şeybânî Han da bu savaş sırasında öldü. Şah İsmail'in Şeybânî Han'ın kafatasından kadeh yaparak Memlûk Sultanı Kansu Gavri'ye gönderdiği rivayet edilmektedir[2]Özkan, Murat. Buhara Hanlığı (1500-1920). Selenge Yayınları, s. 27-38..
Köçküncü Han, Ebû Said Han ve I. Ubeydullah Han Dönemleri (1510-1539)
1510 yılında yaşanan Merv Muharebesi'nde Şeybânî Han'ın ölmesiyle hanlık bir dağılma ve çözülme sürecine girdi. Şah İsmail, kısa bir sürede Horasan içlerine hatta Herat'a dahi girerek Özbeklere büyük bir darbe vurdu. Bunun üzerine Özbekler Şah İsmail'e hediyeler sunup ricada bulunarak daha fazla ilerlememesini talep etti. Şah İsmail, bu istek karşısında bir antlaşma yaparak Amu Derya bölgesinin sol yakasındaki tüm topraklar Safevî hâkimiyetine geçti.
Şeybânî Han'ın ölümünden sonra kısa bir süreliğine amcası Süyünç Hoca tahta çıkartılsa da saltanatı çok kısa sürdü ve yerine Şeybânî'nın en büyük oğlu Köçküncü Han geçti. Bu dönemde Özbeklere karşı Safevîler ve Babürlüler ittifak kurdu. Babür, bu yıllarda Şah İsmail'e tabiiyet arz eden bir mektup yollayarak ondan destek istedi. Bunun üstünde Şah İsmail Mâverâünnehir'i ele geçirmek üzere Babür'e bir grup asker yolladı. Babür ilk olarak Ubeydullah yönetimindeki Karşi şehrine ilerlese de son anda karar değiştirerek Buhara üzerine yürüdü ve şehri ele geçirdi. Özbekler henüz Buhara'nın düşüşünün etkilerini fark edemeden Semerkant üzerine yürüyen Babür, burayı da hâkimiyeti eline aldı. Babür'ün şehirleri ele geçirmesinden sonra Şah İsmail'e bağlılığını bitireceğini düşünen halk, hutbenin On İki İmam ve Safevî Şahı İsmail adına okutulduğunu görünce Babür'e muhalefet gösterdi. Halkın Babür'den desteğini çektiğinin farkında olan Özbekler, 1512 yılında Ubeydullah komutasında harekete geçerek Babür'ü yenilgiye uğratıp Buhara kentini geri aldı. Bu yıl düzenlenlenen bir kurultayla Köçküncü Han'dan sonra yerine oğlunun geçmesi kararlaştırılarak potansiyel taht iddiaları törpülenmeye çalışıldı[3]Türkoğlu, İsmail. Şeybânîler. İSAM Yayınları, s. 45-47.. 1514 yılında Osmanlı ve Safevîler arasında yaşanan savaşta Şah İsmail güç kaybedince Babür'e olan desteğini de kesmek mecburiyetinde kaldı. Böylece Babür, Türkistan üzerindeki iddialarından vazgeçti. Bu sırada Köçküncü Han'ın etrafında birleşen Özbekler, Mâverâünnehir bölgesinde tekrar hâkim konuma geldi.
Köçküncü'nün 1530 yılındaki ölümünden sonra yerine oğlu Ebû Said Han geçti. Ancak 3 yıl sonra o da vefat edince yerine Safevî ve Babürlülere karşı büyük kahramanlıkları bulunan ve Şeybânî Han'ın yeğeni olan Ubeydullah Han tahta oturdu. Ubeydullah Han, Safevîlerle mücadeleye devam etti. Türkistan'da Şiîliğin yayılmasında bir tampon görevi gören Özbekler, bu dönemde Osmanlı İmparatorluğu ile de iyi ilişkiler kurdu. Ubeydullah Han, 1538 yılında Hive Hanlığı üzerine sefer tertip edip Harezm'de birçok bölgeyi fethetse de Hive Hanlığı kısa bir süre sonra bu toprakları geri aldı. Ubeydullah, 1539 yılında vefat etti. Onun vefatıyla Hanlık bir tür fetret dönemine girdi[4]Özkan, Murat. Buhara Hanlığı (1500-1920). Selenge Yayınları, s. 38-47..
Ebû'l-Gâzî unvânıyla da anılan Ubeydullah Han bölgenin birliğini sağlamak amacıyla birçok girişimde bulundu. Buhara kenti, onun devrinde devlet merkezi hâline geldi.[3]Türkoğlu, İsmail. Şeybânîler. İSAM Yayınları, s. 45-47.
Şeybânî Hanedanı'nda Fetret ve Çöküş Devri (1539-1601)
Özbekleri bir araya toplayan ve devlete tekrar istikrar getiren I. Ubeydullah Han'ın ölümünden sonra Şeybânî Devleti'ndeki yükseliş sekteye uğradı. Ubeydullah'ın ölümünden sonra tahta geçen I. Abdullah Han yalnızca 6 ay iktidarda kalabildi. Bu dönemde şehirlerde birbirinden bağımsız şekilde hareket eden ve Han olduğunu iddia eden isimler ortaya çıktı. Bunlar arasında en etkili olanlar Nevruz Ahmed (Barak Han), Ubeydullah'ın oğlu ve Buhara hâkimi Abdülaziz, Köçküncü Han'ın oğlu ve Semerkant hâkimi Abdüllatif'tir. Bu kaos ortamında şüphesiz en faal isim Nevruz Ahmed idi. Abdülaziz'e karşı harekete geçen Nevruz Ahmet, Buhara'yı ele geçirdi. Fakat Abdülaziz Cuybâriyye şeyhlerinden Hoca İslâm ile müttefik olarak Buhara'ya tekrar hâkim oldu. Hoca İslâm ile Abdülaziz'in arasının açılmasından cesaret bulan Nevruz Ahmed, Abdüllatif ile ittifak kurarak Buhara üzerine yürüdü. Buhara yolunda İskender Sultan'ın oğlu Abdullah tarafından yönetilen Kermine Kalesi'ni kuşatınca Hoca İslâm, Abdullah'a destek verdi. Hoca İslâm, Abdullah'ı hanlığın başına geçirmek istiyordu. Fakat Nevruz Ahmed ve Abdüllatif buna karşı çıktı ve Burhan Sultan, Buhara hanı oldu. 1551 yılında Abdüllatif ölünce Nevruz Ahmed Semerkant üzerine yürüdü ve şehri ele geçirdi. Hutbe okutup sikke bastırarak han olduğunu ilân etti. Fakat Abdullah; Hoca İslâm ve amcası olan Belh hâkimi Pir Muhammed'den destek alarak Nevruz Ahmed ile mücadele etti. 1556'da Nevruz Ahmed ölünce Pir Muhammed han olarak ilan edildi. 1561 yılına kadar süren taht mücadelesinden Abdullah galip çıkınca babası İskender Sultan'ı han ilan ettirdi. Abdullah, babasının iktidarı boyunca bir gölge olarak devleti yönetmeye devam etti. Babası 1583 yılında vefat edince tahta oturdu.
Fetret Dönemi'nden Kısa Süreli Çıkış ve Yükseliş: II. Abdullah Han Dönemi (1583-1598)
II. Abdullah, Ubeydullah Han'dan beri yaşanan iç karışıklıkları sonlandırmak için harekete geçti. Çıkan ayaklanmaları kanlı şekilde bastıran Abdullah'ı en fazla uğraştıran Nevruz Ahmed'in oğulları Baba Sultan ve Derviş Han oldu. Uzun süreli mücadelelerin ardından II. Abdullah Hisar, Karşi, Taşkent, Hive, Semerkant ve Şahruhiye kentlerine hâkim olarak toprak bütünlüğünü tekrar sağladı.
II. Abdullah'ın bir diğer mücadelesi ise Safevîlere karşı oldu. Daha önce Safevîlerin eline geçen Horasan bölgesine yönelen Abdullah, bu dönemde Herat, Meşhed, Sistân, Kara Hezâre, Gilekî, Nişabur, Sebzevar, Esferayin, Muhavvelat, Tun, Cunâbâd, Kayın ve Tabes şehirlerini geri aldı. Fakat Herat haricindeki tüm topraklar Şah I. Abbas döneminde Safevîlere tekrar kaybedild. Safevîlere karşı mücadelede Osmanlı ile ittifak kurmak isteyen Abdullah, Osmanlı ile ilişkiler geliştirse de kendisini Osmanlı ile eşit görmesi ve Osmanlı-Safevî arasında yapılan Ferhat Paşa Antlaşması yüzünden bu ittifak başarılı olamadı. II. Abdullah, 1598'de öldü ve yerine oğlu Abdülmümin Han geçti.
Şeybânî Hanedanı'nın Çöküşü
II. Abdullah'tan sonra tahta geçen Abdülmümin, babasının politikalarını yürütmekte başarısız oldu. Merkezî otoritenin sarsıldığı bu dönemde Mâverâünnehir ve Belh'te Şeybânî hâkimiyeti son buldu. Ayrıca II. Abdullah'ın isyanları kanlı bir şekilde bastırması yüzünden saltanatın başına geçebilecek aile üyesi sayısı da neredeyse bitmişti. Abdülmümin'in kısa süreli saltanatından sonra tahta geçen II. Pir Muhammed Han, birçok ayaklanma ile başbaşa kaldı ve tasfiye hareketine girmesi sebebiyle kendi destekçilerinden de muhalefet gördü. Bu muhalefetin en büyüğü Canoğulları'nın lideri Baki Muhammed'den geldi ve 1601 yılında yaşanan savaşta II. Pir Muhammed Han'ın ölmesiyle Şeybânî Hanedanı sona ermiş oldu[5]Özkan, Murat. Buhara Hanlığı (1500-1920). Selenge Yayınları, s. 43-49..
Astrahan Hanedanı (Cânîoğulları) Dönemi (1601-1747)
1601'de sonlanan Şeybânîlerden sonra ülkenin yönetimi Astrahan Hanedanı'na geçti. Bu hanedana Astrahan Hanlığı'nın 1556'da Rus işgaline uğramasıyla bölgeden göç eden hanedan olduğu için Astrahan, ayrıca Buhara'da tahta çıkan ilk hanları Cânî Muhammed olduğu için Canîoğlulları veya Cengiz Han'ın oğlu Cuci Han'ın oğullarından Toka Timur soyundan oldukları için Tukay-Timurîler de denmektedir. Kısaca Cânîoğulları ile Şeybânîler, hem Cuci kökeninden hem de son Şeybânî Hanı II. Pir Muhammed Han'ın anne tarafından akrabadır.
Astrahan Hâkimiyeti'nin Sağlanması (1601-1611)
Abdülmümin'in öldürülmesinden sonra Özbekler arasında büyük karışıklıklar meydana geldi ve herkes bağımsız hareket etmeye başladı. Bu dönemde Astrahanların başında olan Bakî Muhammed; Horasan, Kuhistan ve Sistan'ı ele geçirmişti. Kardeşi Din Muhammed ise Herat'ı ele geçirmiş bulunuyordu. Ancak 1598 yılında Safevîler ve Cânîoğulları arasında yaşanan Pul-ı Salar Muhaberesi'nde Din Muhammed savaş meydanında aldığı yaradan ötürü öldü. Böylede tüm Horasan tekrar Safevîlerin kontrolüne girdi. Bu yıllarda II. Pir Muhammed'i destekleyen Bakî Muhammed, Şeybânîlerin Semerkant valisi oldu. Fakat II. Pir Muhammed'in tasfiye hareketine muhalif olan Bakî Muhammed desteğini çekerek Pir Muhammed'e karşı cephe aldı. Miyankal valiliğini de isteyen Bakî Muhammed, bu isteği reddedilince şehri kuşatatarak ele geçirdi. Bunun üzerine 1601'de yaşanan Bağ-i Şimal Muhaberesi'nde karşı karşıya gelen iki taraftan galip çıkan Bakî Muhammed oldu ve Pir Muhammed savaş meydanında öldü. Böylece bölgenin kontrolü Astrahanlara geçmiş oluyordu.
Bu savaştan sonra toplanan kurultayda Bakî Muhammed'in babası Cânî Muhammed han ilan edildi. Kendisi de Buhara hâkimliğini üstlendi. Cânî Muhammed'in 2 yıl sonra ölmesiyle 1603'te Bakî Muhammed tahta geçti. Tahta geçer geçmez Buhara'yı yeniden başkent yaptı. Bakî Muhammed saltanatında Kunduz ve Belh gibi önemli şehirler ele geçirilse de Buhara Hanlığı büyük ölçüde küçülmüştü ve iç karışıklıklarla uğraşılıyordu. Özbek topraklarına karşı Safevî tehdidi de devam etmekte idi. Bunun üzerin Bakî Muhammed, Osmanlı İmparatorluğu'ndan Safevîlere karşı top ve tüfek desteği istedi.
Bakî Muhammed'in 1605'teki ölümün ardından kardeşi Velî Muhammed han ilan edildi. Velî Muhammed, 1608 yılında Taşkent'i tekrar topraklarına kattı. Fakat Taşkent sıklıkla Kazaklar ve Özbekler arasında el değiştirmeye devam etti. Velî Muhammed, iç karışıklıkları sonlandırmak için çeşitli adımlar atsa da Nadir Muhammed ve İmam Kulu'nun muhalefetlerinden sıyrılamadı. Bu iki isim Velî Muhammed'in yeğeni idi. Semerkant'ta varlık gösteren İmam Kulu, bir savaşta yenilerek kardeşi Nadir Muhammed'in hüküm sürdüğü Belh'e sığındı. Bu yıllarda bazı vezirlerin öldürülmesi yüzünden Velî Muhammed'e karşı muhalefet artınca Özbek beyler, İmam Kulu etrafında toplanmaya başladı. İmam Kulu bu beyler tarafından han ilan edildi. Bu olaylar karşısında 1911 yışında Safevîlere sığınan Velî Muhammed tüm desteğini bu hareketiyle iyice kaybetti ve İmam Kulu Buhara'yı ele geçirdi. Safevîler tarafından kendine tahsis edilen orduyla yola çıkan Velî Muhammed, 15 Eylül 1611'de yaşanan savaşta büyük bir hezimete uğradı. Bu savaşta Kazakların desteğini de alan İmam Kulu, bir fetva alarak savaşta sağ ele geçirilen Velî Muhammed'i idam ettirdi. Hanlığın tek hâkimi böylece İmam Kulu oldu.
İmam Kulu Han, Nadir Muhammed Han, Abdülaziz Han ve Subhan Kulu Han Dönemleri (1611-1702)
İmam Kulu Han, tahta geçer geçmez kardeşi Nadir Muhammed'i Belh şehrine vali olarak atadı. İmam Kulu Han, saltanatı boyunca Kazaklar, Kalmuklar, Karakalpaklar ile mücadele etti. Hive Hanlığı ile çeşitli anlaşmazlıklar çıksa da genel bir sükunet sağlandı. Bu yıllarda İmam Kulu Han zamanını ilmî, dinî ve edebî sohbetlerle geçirdi. Safevî tehdidi ikinci plana atıldı ve mücadele tamamen Belh hâkimi Nadi Muhammed'e bırakıldı. İmam Kulu, 1642 yılında görme yetisini kaybetmesi sebebiyle tahtı kardeşi Nadir Muhammed'e bıraktı ve hacca gitti. Medine'yi ziyaret ettiği sırada öldü.
Nadir Muhammed Han, tahta geçer geçmez oğlu Abdülaziz'i veliaht ilan ederen taht sorunları yaşanmasının önüne geçmek istedi. Oğlu Abdülaziz'i Semerkant hâkimi olarak tanıdı, diğer oğlu Subhan Kulu'na ise Belh şehrinin kontrolünü verdi. Bir sükûnet dönemi olan İmam Kulu'nun aksine Nadir Muhammed tahta geçer geçmez Hive Hanlığı ile mücadeleye başladı. Hive Hanı İsfendiyar'ın vefatından sonra yaşanan kargaşa sebebiyle Hive halkı Nadir Muhammed'i bölgeye davet etti ve Nadir Muhammed de buraya vali atadı. Ancak bu valinin bağımsız hareketleri sebebiyle bölge tekrar elden çıktı. 1645 yışlında Nadir Muhammed, oğlu Abdülaziz'i Kazaklar üzerin göndermişken sefer esnasında oğlu Abdülaziz Özbek beyleri tarafından han ilan edildi. Nadir Muhammed ise Belh'i yönetmesi için Belh'e gönderildi. Bu yıllarda etkin bir mücadele yürütse de daha sonra mücadeleden vazgeçerek yönetimindeki tüm bölgeleri diğer oğlu Subhan Kulu'ya bırakarak tıpkı kardeşi İmam Kulu gibi hacca gitti, 1651'de hacc yolculuğu esnasında vefat etti.
Abdülaziz Han'ın iktidarı boyunca ise Hive Hanlığı ile mücadeleler ortaya çıktı. Hive hükümdârı Ebû'l-Gâzî Bahadır Han 1655 ilâ 1661 yılları arasında Buhara Hanlığı üzerine devamlı yağma hareketleri düzenleri. Bahadır Han, 1663 yılında vefat etse de yerine geçen Anuşa Han bu politikayı sürdürdü. 1681 yılında Buhara kenti Hive Hanlığı tarafından ele geçirilse de pek uzun sürmeden Abdülaziz kaybettiği toprakları geri aldı. 1681'de, 36 yıllık saltanatı sonrası, kendinden önceki iki han gibi tahtı kendi isteğiyle kardeşi Subhan Kulu'ya bıraktı. Hicaz'a giden Abdülaziz, 1684 yılında Mekke'de öldü.
Subhan Kulu Han'ın saltanatı ise evlatları arasında süren mücadelelerle başladı. Bu otorite sorunu karşısında Özbek beyleri Subhan Kulu'nun liderliğine muhalefet etmeye başladı. Bunun üstüne Hive hükümdârı Anuşa Han, Mâverâünnehir boyunca Buhara Hanlığı topraklarını bir bir ele geçirmeye başladı ve 1685 yılında Semerkant dahi Hive topraklarına katıldı. Fakat kısa süre sonra Anuşa'nın tahttan indirilmesiyle Subhan Kulu şehri geri aldı. Bu dönemde Subhan Kulu'ya yalnızca Bedehşan Emiri Mahmud Bi Atalık destek verdi ve karşılığında Belh şehri de ona verildi. Bu dönemde ekonomide yaşanan kötüleşme sebebiyle Subhan Kulu zor zamanlar geçirdi ve Özbek beylerinin güçleri arttı. Özbek beylerinin keyfî şekilde aldığı vergilerden kurtulmak isteyen halk, Subhan Kulu'dan destek beklese de Subhan Kulu bunlarla mücadele edebilmek için vergileri daha da arttırdı. Subhan Kulu yalnızca Mahmud Bi Atalık'ın desteğiyle tahtta kalmış olsa da bu durum Atalık mevkiinde olanların gücünü arttırdı ve bu tarihten sonra gölge şekilde Atalık mevkiindeki isimler Hanlığı yönetmeye başladı. Ömrünün son yıllarını ilimle geçiren Subhan Kulu Han, 1702 yılında vefat etti ve yerine Ubeydullah Han geçti[6]Özkan, Murat. Buhara Hanlığı (1500-1920). Selenge Yayınları, s. 49-57..
Astrahan Hanedanı'nın Çöküş Dönemi ve Tasfiyesi (1702-1747)
Ubeydullah Han, saltanatı boyunca bozulan düzeni tekrar tesis etmek üzere çaba harcadı. Hanlığın hazinesini güçlendirmek üzere aldığı tağşiş gibi birtakım ekonomik tedbirler, 1708 yılında kuvvetli bir isyanın meydana gelmesine zemin hazırladı. Tüccarlar ticaret yapmayı bıraktı, halk ise temel ihtiyaçlardan bile mahrum kaldı. Bu sebeple halkın da isyana katılmasıyla isyan büyüdü ve Özbek beyleri bağımsız hareket etmeye başladı. Fergana, Belh, Hisar, Tirmiz, Şehrisebz gibi bölgeler Buhara Hanlığı'ndan tamamen koptu. Bu olaylar neticesinde 18 Mart 1711'de Ubeydullah Han tahttan indirilerek yerine kardeşi Ebû'l-Feyz tahta çıkartıldı.
Ebû'l-Feyz döneminde hanın otoritesi yalnızca sembolik kaldı. Buhara Hanlığı'nda küçülme devam etti ve Amuderya'nın güneyindeki topraklarla bağlantı tamamen kesildi. Semerkant valisi Ferhad Bey ve Keneges kabilesinin lideri İbrahim Bey ile mücadele edildi. İbrahim Bey, Semerkant'ta bir isyan başlatarak kendini emir Recep Sultan'ı ise han ilan etti. Kazakların destek verdiği Recep Sultan, 7 yıl kadar burada hüküm sürdü. Ebû'l-Feyz Han, bu durum karşısında tek desteği Mangıt kabilesinden Atalık Muhammed Hâkim Bey tarafında buldu. İsyanı bastıran Atalık Muhammed Hâkim, Astrahanların son döneminde Mangıt nüfûzunu genişletti. Bu sırada Safevîleri yıkarak kendini şah ilan eden Nadir Şah, Afganları İran'dan çıkartıp Güney Türkistan'ı işgal etti. Hint seferinin ardından ise Türkistan coğrafyasına doğru yürüdü. Ebû'l-Feyz Han ise Nadir Şah ile çarpışacak kuvveti bulamadığından Nadir Şah'a mektup yollayarak onu misafir etmek istediğini yazdı. 1739 yılında Atalık Muhammed Hâkim Bey de Nadir Şah'ı ziyaret etti. Bu ziyaret sırasında Özbek beyleri Ebû'l-Feyz Han'ı Afşarlarla savaşmak konusunda ikna etti. Ancak yaşanan muharebeler sonrasında Afşarların ateşli silahlarıyla baş edemeyen Ebû'l-Feyz Han, Nadir Şah'a biat etti. Nadir Şah da kendisine bağlı olmak üzere Ebû'l-Feyz Han'ın Buhara Hanı olmasına müsaade etti. Buhara Hanlığı'nın Muhammed Hâkim ve oğlu Muhammed Rahim komutasında Özbek ve Türkmenlerden oluşan yaklaşın 10 bin kişilik bir ordu ile Afşarlara destek vermesi kararlaştırıldı. 1743 yılında Muhammed Hâkim Bey'in ölmesiyle kabile savaşları yeniden alevlendi. Ebû'l-Feyz, bu savaşları durdurmak için Nadir Şah'tan destek talep etti ve o da Muhammed Rahim komutasında bir ordu yolladı. Fakat 1747 yılında Nadir Şah'ın yeğeni Ali Han'ı tahtta çıkartmak amacıyla öldürülmesiyle Buhara Hanlığı, Afşar bağlılığını sona erdirdi.
Afşar nüfûzunun kırılmasının ardından Muhammed Rahim, Hanlığın tamamıne egemen olmak istediğinden Ebû'l-Feyz'i hapse attırdı. Bu hareketinin tepkiyle karşılanması neticesinde muhalefetle karşılaşmak istemediğinden öldürttü. Sonra sırasıyla Abdülmümin ve Ubeydullah'ı tahta çıkarttı. Bu kukla hanlardan kurtulmak isteyen Muhammed Rahim, 1756 yılında kendini han ilan etti ve Buhara Hanlığı'nda Astrahan Hanedanı dönemi bitmiş oldu[7]Özkan, Murat. Buhara Hanlığı (1500-1920). Selenge Yayınları, s. 57-61..
Kaynakça
- 1.Türklerin Tarihi (Historie des Turks). 1984.
- 2.Özkan, Murat. Buhara Hanlığı (1500-1920). Selenge Yayınları, s. 27-38.
- 3.Türkoğlu, İsmail. Şeybânîler. İSAM Yayınları, s. 45-47.
- 4.Özkan, Murat. Buhara Hanlığı (1500-1920). Selenge Yayınları, s. 38-47.
- 5.Özkan, Murat. Buhara Hanlığı (1500-1920). Selenge Yayınları, s. 43-49.
- 6.Özkan, Murat. Buhara Hanlığı (1500-1920). Selenge Yayınları, s. 49-57.
- 7.Özkan, Murat. Buhara Hanlığı (1500-1920). Selenge Yayınları, s. 57-61.