Yusuf Hemedanî
Yusuf Hemedani, (1048-1140) (Arapça: أبو يعقوب يوسف همداني; Ebu Yakub Yusuf Hamdani) önde gelen din bilginlerindendir. Rey ile Hamedan arasında Bûzencird adlı bir köyde doğmuştur. Merv şehrinde türbesi bulunmaktadır. Ebû Yakûb Yusuf Hemedanî, Hoca Ahmed Yesevî ile Abdülhâlik Gucdüvânî'nin hocasıdır.[1]Mevlânâ Yûsuf el-Hemedânî Hazretleri. 22 Ekim 2014.[2]YÛSUF el-HEMEDÂNÎ - TDV İslâm Ansiklopedisi.
Hayatı
Nakşibendi Tarikatı'nın silsilesinde yer alan Yusuf Hemedani, Merv, Buhara, Herat ve Semerkand gibi dönemin önemli İslam merkezlerinde bulunarak tasavvufî faaliyetlerde bulunmuş ve halkı irşad (doğru yola yönlendirmek) etmiştir. Tarihî kaynaklarda, devrin Selçuklu sultanı Sencer'in Yusuf Hemedani'ye saygı gösterdiği ve kendisine yakınlık duyduğu aktarılmaktadır. Bu nedenle Yusuf Hemedani bazı kaynaklarda “Hocaların Hocası” olarak anılmıştır.
Evliyanın büyüklerindendir ve ismi "Yûsuf bin Yâkûb Hemedânî"dir. Künyesi "Ebû Yâkûb"dur. İmâm-ı Azâm'ın soyundandır. İnsanları Hakk'a davet eden, onlara doğru yolu gösterip, hakikî saadete kavuşturan ve kendilerine "Silsile-i âlîyye" denilen büyük âlim ve velilerin Muhammed'den sonra gelen 8.'sidir. 1048 (H.440) senesinde Hamedan'da doğdu. 1140 (H.535) de Herat'tan Merv'e giderken yolda öldü.
On sekiz yaşında Bağdat'a gelip, fıkıh ilmini Ebû İshâk-î Şîrâzî'den öğrendi. Yaşı küçük olmasına rağmen, Ebû İshâk kendisine hususi ihtimam gösterirdi. Bunun ve diğer fıkıh âlimlerinin derslerine devam etmekle, Hanefî mezhebinde fıkıh ve münazara âlimi oldu. İsfahan ve Semerkand'da, zamanın meşhur hadis âlimlerinden hadis ilmini öğrendi. Tasavvufu, Şeyh Ebû 'Ali el-Fermâdî'den öğrenip, onun sohbetinde yetişerek kemale ulaştı. Abdullâh-ı Cûveynî, Hasan Simnânî ve birçok büyük zat ile görüşüp, sohbet etti. Kendilerinden ilim öğrendi. Yaya olarak otuz yedi hac yaptı. Kur'an'ı sayısız defalar hatmetti. Gece namazlarında her rekâtta bir cüz okurdu. Tefsir, hadîs, kelâm ve fıkıh ilminden yedi yüz cüz ezberindeydi. İki yüz on üç mürşid-i kâmilden istifade etti.
Yetiştirdiği meşhur şahsiyetler
Altmış yıldan fazla, insanlara doğru yolu göstermekle meşgul oldu. Yüzlerce talebe ondan ders aldı. Abdullâh-î Berkî, Hasan-î Endâkî, Ahmed Yesevî ve Abdülhâlik-i Gücdüvânî gibi büyük veliler yetiştirdi. Bunlardan Ahmed Yesevi, Türkistan tarafına göç edip, insanları irşada davet ederek büyük hizmetlerde bulundu. Yûsuf-û Hemedânî, bütün dostlarına, talebesi Abdülhâlik-i Gücdüvânî'ye tabi olmalarını söyledi. Kendisinden sonra, bu talebesi insanlara doğru yolu gösterdi.
Yûsuf-û Hemedânî, önce Merv şehrinde bir müddet kalıp Herât'a gitti ve orada uzun zaman kaldı. Sonra, tekrar Merv'e gelip bir müddet daha kaldıktan sonra Herat'a döndü. Herat'tan Merv'e yaptığı son yolculuğu sırasında öldü. Kabri Merv şehrinde olup, ziyaret edilmektedir.
Yûsuf-û Hemedânî, İmâm-ı Â'zama pek çok bağlıydı. Irak, Horasan, Mâverâünnehr bölgelerinin muhtelif şehirlerinde bulunarak, halka saadet yolunu anlatmak ile meşgul olmuştur. İlmi, fazileti ve kerametleriyle İslam dünyasında tanınıp, çok sevilmiştir.
Kişiliği
Hakiki İslam âlimlerinden ve evliyanın büyüklerinden olan Yûsuf-i Hemedânî orta boylu, buğday benizli, kumral sakallı, zayıf bir kişi idi. Eline ne geçerse muhtaçlara verir, kimseden bir şey istemezdi. Herkese karşı çok iltifat eder, yumuşak ve merhametli davranırdı. Yolda yürürken bile Kur'an okumakla meşguldü. Hoş-dû denilen yerden, camiye gelinceye kadar bir hatim okur, mescid kapısından, Hasan Endâkî ve Hoca Ahmed Yesevî hanesine varıncaya kadar Bakara Sûresi'ni okurdu. Geri dönerken Âl-i İmrân Sûresi'ni bitirirdi. Arada bir yüzünü Hemedân'a çevirir ve çok ağlardı. Salmân-ı Fârisî'nin asası ile sarığı kendisindeydi. Her ay başında, Semerkand âlimlerini çağırarak onlarla sohbet ederdi. Bir taraftan köylülere ve yanına gelen herkese doğru din bilgilerini öğretmeye çalışır, insanlarla uğraşmaktan, onları yetiştirmek için çalışmaktan hiç sıkılmazdı. Diğer taraftan, ağrılara ve yaralara ilaç yaparak herkesin derdine deva bulmaya çalışırdı. Böylece, maddi ve manevi hastalıkların iyileştirilebilir, mütehassısı olduğunu ispat ederdi.
Talebelerine ve kendisini sevenlere daima Muhammed ve ashabının yolunda gitmelerini tavsiye ederdi. Kalbi, bütün mahlukât için derin bir sevgi ile doluydu. Gayrimüslimlerin evlerine giderek, onlara İslamiyet'i anlatırdı. Her şeye sabır ve tahammül eder, herkese karşı muhabbet gösterirdi. Altın ve gümüş eşya kullanılmasına müsaade etmez, fakirlere zenginlerden daha fazla itibar ederdi. Zühd sahibi idi. Dünya'ya ehemmiyet ve kıymet vermezdi. (Melâmetîlik ve Kalenderîlik) Odasında hasır, keçe, ibrik, iki yastık ve bir tencereden başka bir şey bulunmazdı. Talebelerine, Dört Halife'nin menkıbe ve faziletlerinden bahseder, onlar gibi ahlaklanmalarını nasihat ederdi.
Bibliyografya
Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye (49. Baski); s.1164
El-A'lâm; c.8, s.220
Sezerât üz-Zeheb; c.4, s.110
Câmiû Kerâmât-il-Evliyâ; c.2, s.289
Tabakât-ül-Kübrâ; c.1, s.135
Hadâik-ul-Verdiyye; s.106
Reşahât (Arabî); s.14
Reşahât (Osmanlıca); s.17
Kalâid-ül-Cevâhir; s.110
Hadîkat-ül-Evliyâ; s.14
İrgâm-ül-Merîd; s.48
Behçet-üs-Seniyye; s.11
Rehber Ansiklopedisi; c.18, s.232
İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.7, s.367
Makâmât-i Yûsuf Hemedânî; Süleymâniye Kütüphânesi, İbrâhim Efendi Kısmı, No: 430
Bırifkan Seyyidleri; s.72
Kaynakça
- 1.Mevlânâ Yûsuf el-Hemedânî Hazretleri. 22 Ekim 2014. ismailaga.org.tr
- 2.YÛSUF el-HEMEDÂNÎ - TDV İslâm Ansiklopedisi. islamansiklopedisi.org.tr