Turkipedia
Menü

Said Nursî

İçindekiler9
  1. Biyografi
  2. "Eski Said" (Cumhuriyet öncesi)
  3. "Yeni Said" / Cumhuriyet sonrası
  4. Hayata bakışı ve mücadele yöntemi
  5. İnanç ve öğreti
  6. Ölümü, mezar yeri ve mirası
  7. Vasiyeti ve varisleri
  8. Eserleri
  9. Kitapları
  10. Şiirleri
  11. Nur Cemaati
  12. Müze ve kültür evi
  13. İlgili film ve biyografiler
  14. Dış bağlantılar
  15. Kaynakça

Sait Okur, bilinen adıyla Said Nursî (1878 - 23 Mart 1960[1]Albayrak, Sadık. Son Devrin İslam Akademisi, Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye. İZ Yayıncılık.), Kürt asıllı Osmanlı ve sonradan Türk İslam âlimi, müfessir ve yazar. Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye azalığı, Birinci Dünya Savaşı'nın Kafkasya Cephesi'nde milis alay kumandanlığı yapmıştır. İslam üzerine yazılmış ve 300 kadar ayeti tefsir eden Risale-i Nur isimli 50'den fazla dile çevrilen[2]190 ülkede 50 dilde Risale-i Nur-Foto. külliyatın yazarıdır.

Van'da hayalini kurup zihinsel hazırlığını yaptığı fen ve din ilimlerinin beraber okutulacağı Medresetü'z-Zehra projesi için İstanbul'a geldi. Bu amaçla Sultan II. Abdülhamid ile görüşme girişimlerinde bulunduysa da istediği neticeyi alamadı. Ancak yerine gelen Sultan Reşad ile görüşme fırsatı buldu ve projesini detaylı şekilde anlattı. Kabul gören proje için Van Valiliğine bin altın ödenek gönderildi.

Osmanlı dönemi medrese geleneklerinden olan ilmî münazaralara katılan Said Nursî, kullandığı ünvan ve burada gösterdiği başarıları ile şöhret oldu.[3]Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayat. 1990.[4]Müküslü Hamza, "Bedîüzzaman Saîd-i Kürdî’nin Tercüme-i Hâlinden Bir Hülâsadır", 1918. aktaran: risaletashih.com Çeşitli gazete ve dergilerde makaleler yazıp, Marifet ve İttihad-ı Ekrad isminde bir gazete çıkarma girişiminde bulundu. Bu dönemde Meşrutiyet taraftarı olan Said Nursî, bu yönetim biçiminin dine aykırı olmadığını vurgular. Düşüncelerini Münazarat isimli eserinde kitaplaştırır.

Said Nursi 31 Mart Vakası'nda isyanın bastırılması için gazete yazıları yazdı ve Harbiye Nezaretinde onlara hitap etti. 31 Mart Vakası sonrası kurulan Divan-ı Harbi Örfi mahkemesinde yargılanarak beraat etti.[5]Bediüzzaman Said'in tahliye edilmesi. Ankara Üniversitesi Akademik Arşiv, 24 Mayıs 1909.

Van'a dönerek Evkaf Nezaretine bağlı Horhor Medresesi'nde talebe okutmaya başlar. I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla Alay Müftüsü olarak orduya dahil olan Nursî, sonrasında ise Enver Paşa tarafından gönüllü milis alayı kumandanı olarak görevlendirilir. Kafkas Cephesi'nde talebeleri ile birlikte mücadele eder.[6]Mufassal Târihçe-i Bediüzzaman I. cild.[7]Ceylan, Nurettin. Gerçeğin aynasında Bediüzzaman. Savaş sırasında bir kısım talebesi ölür, kendisi de yaralanarak esir düşer ve Kostroma'ya esir kampına gönderilir.[8]Vikikaynak, Bitlis'in istilasına şahit olan polis memurunun ifadesi. Gösterdiği azim ve mücadeleler sebebiyle esaretinin bitiminde kendisine Harp Madalyası verilir ve Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye a'zası olarak atanır.[9]Darül Hikmetül İslamiye azası olarak tayin edilen Bediüzzaman Said Efendi. Ankaara Üniversitesi Akademik Arşiv Sistemi, 11 Ağustos 1918.[10]Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi. Nesil Yayınları.

Hilal-i Ahdar Cemiyeti toplantılarına katılan Nursî, Yeşilay'ın kurucu üyesidir.[11]Hilal-ı Ahdar Cemiyeti. Türkiye Yeşilay Cemiyeti, Mart 2012.[12]Yeşilay Haftası münasebetiyle. Sakarya Gençlik Teşkilatı, Nisan 1978.

Biyografi

Said Nursî kendi hayatını "Eski Said" ve "Yeni Said" olarak ikiye ayırır.[13]Tarihçe-i Hayat. Envar Neşriyat. Eski Said olarak tabir ettiği doğumundan 1923 yılına kadar olan dönemde sosyal ve siyasî sorunların çözümünde doğrudan inisiyatif alan bir kişilik sergiler. 1923 yılında TBMM'nin daveti üzerine Ankara'ya gelen Nursî, Ankara'da aradığı atmosferi bulamaz. Van'a dönerek inzivaya çekilir ve daha sonraları bu dönüşünü Yeni Said'in başlangıcı olarak nitelendirir. Bu dönemde sosyal ve siyasî meselelerden uzaklaşır. En önemli vazifenin imânı kuvvetlendirmek olduğunu söyler. Şiddetle karşı çıktığı ama silah çekmediği Cumhuriyet idaresi tarafından bu dönem zarfında uzun yıllar sürgün, gözetim ve yer yer hapis hayatı yaşatılacak ve zorunlu ikâmete tabi tutulacaktır. Büyük çoğunluğunun Isparta Barla'da yazıldığı Risale-i Nur külliyatının yazımı ve Nur Cemaati'nin oluşumu bu dönemde yaşanmıştır.

"Eski Said" (Cumhuriyet öncesi)

Çocukluğu ve öğrenim hayatı

Doğum tarihi: Nursî'nin doğum tarihi ile ilgili farklı görüşler vardır. 1906 yılında yapılan nüfus tescil kayıtlarında, Rumî 1288-1299 (Miladi 1872)[14]No:13 olarak geçse de doğum tarihinin Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye'ye verdiği özgeçmişine göre hazırlanan Osmanlı nüfus kimlik belgesinde Rumi 1293, Hicri 1295 tarihleri yani Miladi 1878 yılı olduğu tahmin edilmektedir.[15]Vahide, Şükran. Bediüzzaman Said Nursi / Entelektüel Biyografisi. Nesil Yayınları.

Bitlis'in Hizan ilçesinin İsparit nahiyesinin Nurs köyünde, yedi çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğu olarak dünyaya geldi.[14]No:13 Babasının adı Abdullah Mirza, annesinin adı ise Nuriye'dir. Annesi Nurs köyü yakınlarında bulunan Bilkan köyündendir. Nuriye Hanım Nure veya Nura ismiyle de tanınmaktadır.[10]Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi. Nesil Yayınları.[16]Vahide, Şükran. Bediüzzaman Said Nursi / Entelektüel Biyografisi. Sofi Mirza olarak tanınan Mirza Efendi ailesinin geçimini çiftçilikle sağlamıştır.[17]Paksu, Ömer Faruk. Bediüzzaman’ı yetiştiren anne-baba. Moral Dünyası, Mayıs 2012.

İsim ve ünvanları: 15 yaşında iken İslâm âlimlerinin bulunduğu ilim meclisinde yapılan imtihan ve münazara sonunda Molla Fethullah tarafından Bediüzzaman ünvanı verilmiş; diğer âlimler tarafından da kâbul görmüş ve bu isimle anılmaya başlanmıştır.[3]Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayat. 1990.[18]Tarihçe-i Hayat. Envar Neşriyat, s. 47. "Bediüzzaman" ünvanının yanı sıra Said Okur,[19]Said Nursî’nin Resmi Soyadı. Yeni Asya. "Molla Said" ve "Said-i Kürdî"[20]Kastamonu Lahikası. Envar Neşriyat, s. 40. gibi isimler ile de tanınmaktadır. Said Nursî, İstanbul'a gelişinden sonra Güneydoğu Anadoludan gelmiş olması ve Kürt olması[21]İki Mekteb-i Musîbetin Şehâdetnâmesi yahud Divan-ı Harb-i Örfî ve Said-i Kürdî, 1912. Aktaran: Divan-ı Harb-i Örfi (Asar-ı Bediiyye) dolayısıyla Said-i Kürdî ismiyle meşhur olmuş ve ilk dönem eserlerinin birçoğunda bu adı kullanmıştır. Cumhuriyet'in kurulmasından sonra kabul edilen Türk milliyetçiliği politikasından dolayı, hem bu durumun aleyhine kullanılmasını, hem de yanlış anlaşılmaları engellemek için, kendisi bunu Said-i Nursi şeklinde değiştirmiştir.[22]Tarihçe-i Hayat | Üçüncü Kısım: Eskişehir Hayatı | s. 202: "Adalet noktasından tarafgirlik fikrini verip, adaletin mahiyetini zulme çeviren, hakkımda sarf edilen bir tabirdir ki, Isparta’da ve burada bazı isticvablarda ismim Said Nursî iken, her tekrarında "Said Kürdî" ve "Bu Kürd" diye beni öyle yad ediyorlar. Bununla, hem ahiret kardeşlerimin hamiyet-i milliyelerine ilişip aleyhime bir his uyandırmak, hem mahkeme ve adaletinin mahiyetine bütün bütün zıt ve muhalif bir cereyan vermektir."

Öğrenim hayatı: 1887'de Tağ köyündeki Molla Mehmed Emin Efendi'nin medresesinde öğrenim hayatına başladı.[16]Vahide, Şükran. Bediüzzaman Said Nursi / Entelektüel Biyografisi. 1888'de medrese eğitimini bırakarak köyüne döndü. Köyüne döndükten sonra, medrese öğrencisi olan ağabeyi Molla Abdullah'ın derslerini takip etti. Beş yıl süren tahsil hayatı boyunca Molla Mehmed Emin Efendi Medresesi, Mir Said Veli Medresesi, Molla Fethullah Efendi Medreselerinde eğitim aldı. Risalelerinde, bu süre zarfında Kur'ân'ı hatmettiğini, Sarf ve Nahiv kitaplarını İzhara kadar okuduğunu, Doğu Beyazıt'ta bulunan Şeyh Mehmet Celalî'nin medresesinde üç ay süren bir eğitim gördüğünü, bu eğitimi sırasında her gün günde üç saat meşgul olarak yüze yakın kitabı okuyup ezberine aldığını, medreselerde eğitimi yapılan kitaplar dışında pek çok başka kitabı da okuduğunu yazmıştır.[23]Emre Aköz, Bir rüya gördü hayatı değişti, Sabah. Daha sonra icazetini aldığı ve sonra Doğu Beyazıt'tan ayrıldığı bildirilmektedir.[24]4. Sadık Albayrak, Son Devrin İslam Akademisi, İstanbul 1972, s. 198. Bu sırada arkadaşları ve bazı hocalarıyla olan tartışmaları ve kavgaları sebebiyle medrese eğitiminde aksamalar olmuştur.[25]Boğaziçi Üniversitesi, Atatürk Enstitüsü, Said Nursi biyografisi. Said Nursî köyünde gördüğü bir rüyadan etkilenerek eğitimine devam etmek üzere Mir Hasan Veli Medresesine gittiğinden bahseder.[26]Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım: İlk Hayatı | 30

İcazetnâmeleri: Said Nursî ilkini Muhammed Celali, ikincisini ise Şeyh Fethullah Es-Siirdi'den aldığı iki adet icazetnâmeye sahiptir.

Gençlik çağı

Risalelerde ilmi altyapısı ve farklı kişiliğiyle, Bitlis Valisi Ömer Paşanın dikkatini çektiği ve Vilayet konağında kalarak çalışmalarına devam etmesi için ona bir oda tahsis edildiği,[27]Said Nursi, Emirdağ Lahikası, s.229. burada iki yıl kalan Nursî'nin daha sonra Van Valisi Hasan Paşa tarafından davet edilerek Hasan paşa ve İşkodralı Tahir Paşa zamanlarında vali konağının kendisine ayrılan bölümünde yaklaşık olarak 10 yıl ikamet ettiği,[28]Said Nursi, Tarihçe-i Hayat, s.41. Horhor Medresesi'nde de talebelerine ders verdiği anlatılmaktadır.[29]Horhor Medresesi'nin varlığı hakkında.[30]Horhor Medresesi hakkında.[31]Horhor Medresesi.

Said Nursî, Van, Bitlis ve Diyarbakır illerinde fen bilimleriyle İslami ilimlerin birlikte okutulacağı, Kürdistan'da cehaleti ve bilgisizliği ortadan kaldıracak nitelikte , Medresetü'z-Zehra ismini verdiği birkaç üniversitenin yapımı düşüncesini hükûmete iletmek için 1907 yılında İstanbul'a gelir.[4]Müküslü Hamza, "Bedîüzzaman Saîd-i Kürdî’nin Tercüme-i Hâlinden Bir Hülâsadır", 1918. aktaran: risaletashih.com[16]Vahide, Şükran. Bediüzzaman Said Nursi / Entelektüel Biyografisi.[32]Zehra Yayıncılık, "Bediüzzaman Said Nursi", zehrayayincilik.com (erişim: 14.04.2017) El-Ezher Üniversitesi'ne kardeş olarak tarif ettiği bu üniversitede Arapça, Kürtçe ve Türkçe olmak üzere üç dilde eğitim yapacağını belirtmektedir.[33]Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı | 45 ve Münazarat | İfâde-i Merâm ve Uzunca Bir Mâzeret | s. 30: "Fünun-u cedideyi, ulûm-u medaris ile mezc ve derc; ve lisân-ı Arabî vâcip, Kürdî câiz, Türkî lâzım kılmak." İstanbul'da Ferik (tümgeneral) rütbesindeki Ahmed Paşa'nın evine yerleşmiş,[34]Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayatı, 1990, C.1, s. 142 idealindeki üniversite ile ilgili bir dilekçeyi padişahın özel kalem dairesi olan Mabeyn-i Hümayun'a sunmuş ancak cevap alamamıştır. Gelişinden iki ay sonra Fatih'te bulunan Şekerci Hanı'na yerleşti.[16]Vahide, Şükran. Bediüzzaman Said Nursi / Entelektüel Biyografisi. Otel olarak hizmet veren Şekerci hanında “Burada her suale cevap verilir, fakat sual sorulmaz” şeklinde bir yazı asmış,[16]Vahide, Şükran. Bediüzzaman Said Nursi / Entelektüel Biyografisi. değişik münazaralara katılmıştır.[35]Abdurrahman Nursi, Bediüzzaman’ın Hayatı, 1993, s. 45

Saray bahçesinde yöresel kıyafetleri, başında sarığı ve hançeri ile dolaşırken tavırları şüpheli bulunarak tutuklandı ve Üsküdar Toptaşı <ins>Akıl</ins> <ins>Hastanesi'ne</ins> gönderildi.[10]Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi. Nesil Yayınları. Ancak doktorlar tarafından akıl hastası olmadığına dair bir rapor hazırlandı;[16]Vahide, Şükran. Bediüzzaman Said Nursi / Entelektüel Biyografisi.[36]TDV İslam Ansiklopedisi, cilt: 35, sayfa: 565 hastaneden çıkartılarak tekrar zaptiye nezaretine gönderildi. Nezarette iken Sultan II. Abdülhamid, Said Nursi'ye maaş bağlanması ve memleketine geri dönmesi için harcırah verilmesi emrini verdi. Padişahın maaş bağlanması emrini getiren zaptiye nazırı Şefik Paşa, Nursi'ye padişahın kendisine selamı olduğunu ve medrese teklifinin Divan-ı Hümayun'da görüşüldüğünü söyledi. Nursi amacının maaş kapmak olmadığını söyleyerek maaş ve harcırahı reddetti.[37]ZB., 325/115

1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilanından hemen önce İstanbul'a geldi. İstanbul'da Derviş Vahdeti'nin Volkan gazetesinde yazdı. İslamcı bir siyasal parti olan İttihad-ı Muhammedi Fırkası'nın (Fırka-i Muhammediye) kurucuları arasında yer aldı.[38]İttihad-I Muhammedi Fırkası (Fırka-i Muhammediye) 1909, İstanbul. Kurucu ve Yöneticileri: "...Bediüzzaman Saidi Kürdi...", TBMM, Siyasi Partiler (erişim: 14.04.2017) Volkan gazetesi bu fırkanın yayın organıydı. 13 Nisan 1909 (Rumi 31 Mart 1323) tarihinde 31 Mart Vakası patlak verdi. Selanik'ten gelen Hareket Ordusu aradan 11 gün geçtikten sonra isyanı bastırdı. Bazıları İttihad-ı Muhammedi Fırkası'nın ileri gelenleri olmak üzere isyanı çıkaranlar ve Derviş Vahdeti ile birlikte Divan-ı Harp Mahkemesinde yargılandı, Derviş Vahdeti ve 16 kişi idam edildi, Said Nursî davadan beraat etti. Serbest kaldıktan sonra Serbesti gazetesinde "ordunun ruhu ve ülküsünün okullu subaylar olduğunu, bunlara isyan etmenin cinayet olduğunu" yazmıştır.[39]Mevzuat Dergisi, 1998-08-02. Talebelerinin yazdığı Tarihçe-i hayata göre Meşrutiyetin ilanı sırasında Said Nursi 11 Temmuz'da Sultan Ahmet meydanında yaptığı "Hürriyete Hitap" adını verdiği konuşmasıyla ve bunun Selanik'te tekrarı ile halkı teskin etmek için çalışmıştır.[40]Tarihçe-i Hayat, s. 73.

Abdülhamid sonrasında, eğitimle ilgili düşüncelerini Sultan V. Mehmet'e sunmak üzere İstanbul'a geldi. Van'da kurmayı planladığı Medresetü'z Zehra padişah tarafından kabul gördü ve 19 bin altın ödenek ayrıldı.[41]http://www.radikal.com.tr/yazarlar/oral_calislar/said_i_nursi_ataturk_ve_vana_universite-1113904 .

31 Mart Vakası'ndan sonra İttihat ve Terakki'nin zulümlü olduğuna inandığı faaliyetlerinden küserek İstanbul'dan ayrıldı. O zamanlar Şark olarak tabir edilen Doğu'ya; Batum üzerinden Van'a gitti. Sonrasında ise Şam'a gitti. 1911'de Şam, Emevîye Camii'nde okuduğu hutbe daha sonra Hutbe-i Şamiye adıyla kitaplaştırıldı. Münâzarat ve Muhakemât gibi eserlerini telif etti.

Said Nursi 1. Dünya Savaşı Zamanları
Said Nursi 1. Dünya Savaşı ZamanlarıZheenCenter, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons

I. Dünya Savaşı

Said Nursi I. Dünya Savaşı'nın ilanının hemen ardından gönüllü vaiz olarak orduya yazıldı. Kendisinin 2. meşrutiyetin ilanı sırasında Osmanlının istihbarat kurumu olan Teşkilat-ı Mahsusa'da görev aldığı, İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye olduğu,[42]Necmeddin Şahiner. Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, Yeni Asya Yayınları. Teşkilat-ı Mahsusa tarafından 1915 yılında Rus Cephesine ve Libya'ya gönderildiği tarihçi Cemal Kutay tarafından yazılmış ancak görevlendirme bilgisinin doğru olmadığı yönünde itirazlar olmuştur.[43]Latif Salihoğlu, Yeni Asya, Teşkilât-ı Mahsusa yalancıları.

Van'da görevlendirildikten sonra Pasinler cephesine gönderildi. Nursi, Enver Paşa'nın isteği üzerine talebeleri ve gönüllülerden oluşan 4-5 bin kişilik milis teşkilatı kurdu.[10]Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi. Nesil Yayınları. Milis Miralay rütbesiyle gönüllü alay komutanı olarak kurduğu teşkilatı ile birlikte Van, Muş ve Bitlis'te Rus birlikleri ve Ermeni çetelerine karşı savaştı.[7]Ceylan, Nurettin. Gerçeğin aynasında Bediüzzaman. Savaş sırasında sigara tablasından, hançer kabzasından ve omzundan olmak üzere üç yerinden vurularak yaralanmıştır.[10]Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi. Nesil Yayınları.

Esaret hayatı: Said Nursi gönüllü olarak katıldığı I. Dünya Savaşı'nda Bitlis'te su kemerinin üzerinden atlamış, sağ ayağı kırılmış ve esir düşmüştür.

“Birinci Cihan Harbinden önce Van'a gelerek Horhor'da talebe okutan Bediüzzaman'ın medresesine ben de dahil oldum. Birinci Cihan Harbi başlayınca Bediüzzaman hocalığı bırakarak, gönüllü alay kumandanı oldu. Bizlerden de isteyenler, onunla birlikte harbe iştirak etti. Ben kendileriyle, Gevaş ve Bitlis harplerinde bulundum. Kış bastırmıştı. Her taraf kardı. Bitlis'te Üstad'la birlikte birkaç talebe kalmıştık. Bütün arkadaşlarımız şehid oldular. Geceleyin yüksek bir duvardan atlarken Üstad'ın ayağı kırıldı. Otuz altı saat soğuk, kar, çamur içinde bir dehlizde kaldık. İleride Rus nöbetçileri gözüküyordu. Dehlizin üzerinden de Rusların seslerini işitiyorduk.”

Nursi burada Ruslara esir olarak Van, Culfa ve sonrasında Tiflise götürüldü.[44]No:41/ 36 Yaklaşık 6 ay Tiflis'te kaldı ve burada tedavi gördü. Tiflis'in Varasofski Sokağında kırk dört numaralı kampta tutulduğu bilinmektedir. Kosturma'nın Kologrif beldesindeki esir kampına, oradan da en büyük esir kampı olan Kosturma'ya sevk edildi.[10]Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi. Nesil Yayınları.[45]İslam Ansiklopedisi, cilt: 35, sayfa: 566

Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye

Esaretten dönüş sonrası İstanbul'a geldi. Ordu-yu Hümâyun'un tavsiyesi üzerine 4 Ağustos 1918 tarihinde Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye azası olarak atandı.[9]Darül Hikmetül İslamiye azası olarak tayin edilen Bediüzzaman Said Efendi. Ankaara Üniversitesi Akademik Arşiv Sistemi, 11 Ağustos 1918.[10]Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi. Nesil Yayınları. Said Nursi bir müddet dinlenmek için izin aldıktan sonra görevine başlayıp Kasım 1922'ye kadar 4 yıl 4 ay boyunca bu görevde çalıştı. Bab-ı Meşihat tarafından da ilmi rütbesi Mahrec Payesi verilerek onaylandı.

Nursî I. Dünya Savaşı sonrası mütareke günlerinde, Çamlıca'daki evinde yeğeni Abdurrahman ile birlikte kalmıştır. Bu dönemde Kürt Teali Cemiyeti üyelerinin[46]Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler[47]Kürtçülük, 1787-1923, Bilal Şimşir Said Nursî'yi cemiyetlerine davet ettikleri, ancak Nursî'nin bu teklifi reddettiği ifade edilmektedir.[48]Mustafa Nezihi Polat, Mülâkat, Erzurum 1964, s. 30-34[49]Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursî, İstanbul 1979, s. 214-216. 15 Şubat 1919 tarihinde sonradan Teâli-i İslâm Cemiyeti adını alan Cemiyet-i Müderrisîn'in kurucu azaları arasında yer aldı.[50]Tunaya, Tarık Zafer, Türkiye'de Siyasal Partiler, Hürriyet Vakfı Yay., İstanbul, 1988, cilt 2, s.182.[51]Köprü Dergisi, 72. Sayı, İslâm'ın Siyasallaşma Sürecinde Cemiyet-i Müderrisin'den Teâli-i İslâm'a.

Said Nursi 1919'da Mesnevî-i Nuriye adlı eserini yazmaya başlamış, “Sünûhât”, “Hakikat Çekirdekleri” (1920), “Nokta” (1921), “Rumûz” (1922) gibi bazı kitapçıkları kaleme almıştır.[52]Sinan Meydan. İşte Hür Adamın Gerçek Öyküsü. 31 Aralık 2010.

Millî Mücadele

Millî Mücadele döneminde Kuvâ-yi Milliye aleyhindeki fetvayı çürüten bir yazı yazar. İstanbul'un İngilizler tarafından işgaline karşı 16 Şubat 1920'de Hutuvat-ı Sitte adlı eserini telif etmiş, eseri Türkçe ve Arapça olarak ücretsiz ve gizlice dağıtılmasını sağlamıştır.

“Bir zaman İngiliz devleti, İstanbul Boğazının toplarını tahrip ve İstanbul’u istilâ ettiği hengâmda, o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesinin Başpapazı tarafından, Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu. Ben de o zaman, Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiyenin âzâsı idim. Bana dediler: ‘Bir cevap ver. Onlar, altı suallerine altı yüz kelimeyle cevap istiyorlar.’ Ben dedim: ‘Altı yüz kelimeyle değil, altı kelimeyle değil, hattâ bir kelimeyle değil, belki bir tükürükle cevap veriyorum. Çünkü o devlet, işte görüyorsunuz, ayağını boğazımıza bastığı dakikada, onun papazı mağrurane üstümüzde sual sormasına karşı yüzüne tükürmek lâzım geliyor… Tükürün o ehl-i zulmün o merhametsiz yüzüne!’ demiştim.”

Hutuvat-ı Sitte'yi basan ve dağıtılmasında Said Nursi'ye yardım eden kişilerden biri de Eşref Edip Fergan'dır.

İstanbul kamuoyunu etkisi altına alan ve İngilizlere karşı çok sert bir dille yazılmış olan Hutuvat-ı Sitte Risalesi sonrası İngiliz Başkumandanı tarafından Said Nursî hakkında idam kararı alınmıştır.

Hutuvat'ı sitte ve Kuvâ-yi Milliye'ye olan desteği Ankara Hükûmeti'nin dikkatini çekmiş, Eski Van Valisi Tahsin Bey ve Mustafa Kemal Paşa'nın davetleri sonucu, 9 Kasım 1922'de Ankara'ya gitmiş[53]45. Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, İstanbul 1994 ve hoş-amedi merasimi ile karşılanmıştır.[54]TBMM Zabıt Ceridesi. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 22 Kasım 1922.[55]Tarihi bir Celse. Ankara Üniversitesi Akademik Arşiv, 10 Kasım 1922, s. 2.

Said Nursî, Medreset-üz Zehra ideali için, II. Meşrutiyet döneminde Van'da temelini attığı fakat savaş yüzünden inşaatı başlatılamayan üniversitenin kurulması için Mebuslara bir kanun teklifi hazırlattırdı. Teklif mecliste iki yüz milletvekilinden 163'ünün imzasıyla kanunlaştı. Buna rağmen Said Nursi Ankara'daki siyasi ve dini atmosferden hoşnut olmadı. 7 Nisan 1923'te talebe yetiştirmek ve münzevi bir yaşam sürmek üzere Van'a gitti, Erek Dağı'nda iki senesini geçirdi.[56]Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, 1994, s. 439.[57]Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayatı, İstanbul 1990, C. 1, s. 457

"Yeni Said" / Cumhuriyet sonrası

Said Nursî, Van'a dönüşünü ve Erek Dağı'nda inzivaya çekilmesini dönüm noktası olarak kabul eder. Bu sırada Şeyh Said başlatmak istediği ayaklanma için Said Nursî'den destek ister fakat Nursî ayaklanmaya destek vermeyeceğini bir mektupla haber verir.[58]Din Işığı Altında Nurculuğun İçyüzü, Faruk Güventürk, Okat Yayınevi, İstanbul 1964.[59]- Beyanat ve Tenvirler s. 19.[60]- Osmanlıca teksir Asa-yı Mûsa, s. 250.

“Yaptığınız mücadele kardeşi kardeşe öldürtmektir ve neticesizdir. Türk milleti İslâmiyet'e bayraktarlık etmiş, dini uğrunda yüz binlerle, milyonlarla şehid vermiş ve milyonlar veli yetiştirmiştir. Binaenaleyh kahraman ve fedakar İslam müdafiilerinin torunlarına, Türk milletine kılınç çekilmez ve ben de çekmem.”

Said Nursî, doğuda meydana gelen sosyal olaylar üzerindeki muhtemel siyasi etkisinden dolayı 1926 yılında sürgün edildiği Burdur'da Nur'un İlk Kapısını, Burdur ve Isparta'daki dokuz aylık mecburi ikametinden sonra 1 Mart 1927'de ulaştığı[61]Kurt, Mustafa H.. Haşir Risalesinin Tarihçesine Dair Bir Değerlendirme. 24 Mayıs 2015. Barla'daki sürgün hayatında ise Sözler, Mektûbat ve Lem'aların büyük bölümünü yazmıştır.

Buradaki faaliyetleri şüpheli bulunarak 1934'te Isparta'ya sürüldü. 1935 yılında “gizli cemiyet kurmak, rejimin temel düzenini yıkmak” iddiasıyla Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinde aleyhinde dâvâ açıldı ve Tesettür Risalesi'nden dolayı kendisi on bir ay, on altı öğrencisi de altı ay hapse mahkûm edildi.[62]Mevzuat Dergisi, Sayı:8, Ağustos 1998. 1936'da hapis cezasının bitiminden sonra 7 yıllığına Kastamonu'ya sürüldü.

1943 yılında 126 talebesiyle birlikte "rejimin temel düzenini yıkmak" iddiasıyla tutuklanarak Denizli hapishanesine sevk edildi. 9 ay tutuklu kaldı. Beraat etti. Daha sonra Emirdağ'a götürülerek burada zorunlu ikâmete mahkûm edildi. 1947 yılında aynı suçlamalarla tekrar tutuklanarak 54 talebesiyle birlikte Afyon hapishanesine sevk edildi. Yaklaşık 20 ay hapiste kaldı. Buradan tekrar Emirdağ'a götürüldü.

"Üçüncü Said: 1952'de Gençlik Rehberi isimli eseri hakkında açılan dava münasebetiyle İstanbul'a geldi ve bu davadan beraat etti. 1953'te Emirdağ'a döndü. İkinci defa İstanbul'a geldi ve üç buçuk ay burada kaldı. Bundan sonraki hayatı genellikle Emirdağ ve Isparta'da geçti.

Bu dönemde, yazımı tamamlanmış olan Risale-i Nur'un farklı kesimlerden insanlara ulaştırılmasıyla ilgilenmiştir. Bu amaçla birçok şehir ve köylerde el ile yazılan risalelerin okunması, okutulması, bazı merkezlerde risalelerin daktilo ile çoğaltılması; Ankara, İstanbul ve doğu illerini de kapsayacak şekilde risalelerin bütün toplumsal tabakalara ulaştırılması işleri ile ilgilenmiştir. Yine bu dönemde mahkemelerden iade edilen Nur Risaleleri ve bazı illerde bir kısım Nur Talebelerine dava açılması sebepleriyle resmi makamlarla görüşmeleri olmuştur. 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti hükûmetinin Risale-i Nur hareketine olumsuz bakmaması ve yayımlanmasına engel olmaması sebebiyle, risaleler bu dönemde matbaalarda basılmış Anadolu'nun yanında Mısır, Pakistan, ABD, İtalya gibi çeşitli ülkelere de gönderilmiştir.[63]Said Nursi Tarihçe-i Hayatı - Isparta Hayatı - Envar Neşriyat s.527.

Hayata bakışı ve mücadele yöntemi

Said Nursi'nin içinde bulunduğu siyasi ortam, onun mücadele yöntemini de etkilemiştir. Eski Said döneminde faaliyetlerini yukarıdan aşağıya, yani devlet imkanlarından da istifade ederek yapmaya çalışmıştır. Osmanlı döneminde toplumu değiştirmek için siyasi çalışmalar yürütmüştü. Cumhuriyet döneminde ise toplumu değiştirmenin ancak bireyleri değiştirerek mümkün olacağını düşünmüş ve aşağıdan yukarıya doğru bir yöntemi benimsemiştir. Eski Said'in eserleri olan Asar-ı Bediiyye daha çok toplumsal ve siyasal hayatı ilgilendiren konulara temas ederken, Yeni Said'in temel eserleri olan ve Risale-i Nur külliyatının temelini oluşturan Sözler, Mektubat, Lem’alar ve Şualar adlı eserleri daha çok inanç konusuna odaklanır.[64]Ağcakulu, Ali (2017) Said Nursi'nin Siyaset Teorisi veya İslam Siyaset Düşüncesinde Reform. İstanbul:Çıra Yayınları, s. 449-450 Eski Said dönemi içerisinde, ilim meclislerinde münazaralara giren, sosyal ve siyasi olayları takip eden ve müdahil olmaktan geri durmayan Said Nursî, yeni döneme geçmesiyle birlikte daha çok inziva içerisinde[3]Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayat. 1990. eserlerini yazdırmış, hatta siyaseti şeytan işi olarak tanımlamıştır.

“Beni, nefsini kurtarmayı düşünen hodgâm bir adam mı zannediyorlar? Ben, cemiyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, âhiretimi de. Seksen küsur senelik bütün hayatımda dünya zevki namına bir şey bilmiyorum. Bütün ömrüm harp meydanlarında, esaret zindanlarında, yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı. Divan-ı harplerde bir câni gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca ihtilâttan men edildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere mâruz kaldım.[65]Tarihçe-i Hayat”

Said Nursi'nin anlayışında zamanımız Muhammed'in dünyanın yaratılışından kıyamete kadar 7000 yıllık bir ömrünün olduğunu, bunun 1000-1500 yılının Muhammed sonrasında yaşanacak miktarı oluşturduğunu ifade eden[66]Ali B. Hüsameddin el-Muttaki, Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Âhir Zaman, s. 88[67]Suyuti, el-keşfu an mücavezeti hazihil ümmeti el-elfu, el-havi lil fetavi, Suyuti. 2/248[68]Ruhul beyan. Bursevi. (Arapça) 4/262[69]Ahmed bin Hanbel, Kitâbu’l-ilel, s. 89 sözlerine ek olarak, Said Nursi'nin "Ümmetimden bir taife Allah'ın emri gelinceye kadar (yani kıyâmetin kopmasına kadar) hak üzerinde galip olacaktır."[70]Buhari, 9:125, 162; Müslim,1:137 hadisinden ebced yoluyla elde ettiği çıkarımlara[71]Kastamonu Lahikası, s.26 göre ahir zaman idi ve insanlık bu dönemin en büyük fitnesi ve insanlığa en büyük tehdit olan imansızlık tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktaydı. Bu sebeple ona göre bu dönemde en büyük hizmet iman kurtarma hizmeti[72]Soru ve Cevaplarla Risale-i Nur’da Mehdiyet. ve bu görevi hakkıyla yapan Risale-i Nur ahir zamanın büyük mehdiliğini temsil etmekteydi.[72]Soru ve Cevaplarla Risale-i Nur’da Mehdiyet. Ancak risale-i nur "iman ve Kur'an hizmeti" adını verdiği bu görevin ilk ve en önemli basamaklarını yerine getirmekte, kendisinden sonra gelecek bir başka kişiye zemin ve program hazırlamaktadır.[72]Soru ve Cevaplarla Risale-i Nur’da Mehdiyet. Geriye kalan ve "mehdinin altın çağı" olduğuna inanılan dönem ileride gelecek, 30-40 yıl devam edecek olan bu dönemden sonra dinsizlik tekrar hakim olacak ve kıyamet 1530-1540 h. yıllarında dinsizlerin başına kopacaktır.[71]Kastamonu Lahikası, s.26

Mehdi, Mesih, deccal, süfyan gibi karakterler erken İslam tarihinde, iktidar olma savaşı veren Kufe merkezli Alioğulları (Ehl-i beyt), Horasan coğrafyasından siyah sancaklı Abbasiler ve Ebu Süfyan soyundan gelen Şam merkezli Ümeyye oğulları (Emeviler) gibi gruplar arasında, çıkış yerleri olarak o günün güç merkezlerini işaret eden, toplumda kendilerine yer edinme adına, iyi karakterlerin kendi içlerinde, kötü karakterlerin ise rakiplerinde aranması yönünde, haklarında çok sayıda hadis uydurulan,[73]Risale-i Nurlarda Deccal ve Süfyan mevzuları nasıl işlenmiştir?.[74]İşte Kuran-Hakkı Yılmaz.[75]TDV İslam Ansiklopedisi, Mehdî, yazar: Yusuf Şevki Yavuz dönemin dinsel-politik figürleri olarak ortaya çıktılar.[76]Şia ve Sünnilerde Mehdi-Deccal-Mesih ve Saîdê Kurdî. Daha sonraki dönemlerde ise birtakım dini gruplar, bu figürlerin gerçek anlamda var olduğuna inandılar ve onları inanç esaslarına dahil ettiler. Bu veya benzer deyim ve tiplemeler İslam dünyasında günümüze kadar devam etmiş, dini gruplar kendi liderlerini mehdi, mesih gibi kurtarıcı, rakiplerini ise deccal, süfyan gibi aşağılayıcı sıfatlarla anmaya devam etmişlerdir.[77]Wayback Machine.[78]“DİN PEZEVENGİ”. O kadar ki, Abbasoğulları veya Alioğullarının Mehdi figürüne rakip olarak, Emeviler, iyi bir karakter olan kurtarıcı Süfyan figürünü ortaya sürdüler. Ancak Abbasi veya Ehli Beyt taraftarları kısa sürede yeni hadislerle bu figürü kötü bir karaktere çevirmeyi ve Emevileri alt etmeyi başardılar.[79]Arşivlenmiş kopya. Said Nursi bahsi geçen figürlerle ilgili rivayetleri kendi zamanındaki kişiler üzerinden yeniden yorumlamıştır.

Said Nursi kendisinin skolastik bir medrese hocası gibi değerlendirilmemesini,[80]Risale-i Nur Külliyatı. Risale-i Nur'un arş-ı âzamdan indirilerek kendisine yazdırılan ve mehdiliği temsil[81]Bediüzzaman’ın Mehdi görüşü ve yorumu. eden Kur'an hakikatleri olduğunu, kendisinin sadece bir aracı ve elçi (nur elçisi)[82]Kur’an Işığında Cemaatçilik 7 -Prof. Abdulaziz Bayındır.[83]Said Nursi Gerçeği. olduğunu ifade eder.[84]Süleymaniye Vakfı. Öyle ki Kur'an'ın[85]Risale-i Nur'a işaret eden ayetler 33 adet olduğu halde, neden 30-33. ayetlerin manaları Latince külliyatlarda basılmamış?. yanında celcelutiye,[86]Risale-i Nur ile Celcelutiye arasındaki ulvî bağ. mektubat[87]Mektubat-ı Rabbanî'de Mirza Bediüzzaman. (İmam Rabbani) gibi asırlar önce yazılmış eserler ima ve işaretler yoluyla muhtelif yerlerde Risale-i Nur'a işaret eder, mücadelesini destekler, Risale-i Nur'un mahrem ve izni ilahi tarafından uygun görülmeyen kısımları yazdırılmaz ya da ilgili bölüm atlanılarak izin verilen kısımlar yazdırılmaya devam eder.[84]Süleymaniye Vakfı. Kendisinin mücadele alanı ise başta insanın sonsuz azap çekmesini gerektiren imansızlığın yanında imansızlığın en büyük kaynağı olarak gördüğü ve ahir zamanın büyük deccali olarak adlandırdığı bolşeviklik,[88]Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, s.353.[79]Arşivlenmiş kopya. ve İslam deccali veya süfyan olarak nitelendirdiği Mustafa Kemal'den ve Cumhuriyet Devrimleri'nden[89]"Süfyan ve bir İslam Deccalı Mustafa Kemal". başkası değildir. Cumhuriyete taraf olmakla birlikte, şeriatı yürürlükten kaldıran laikliğe şiddetle karşıdır ve şapka giyilmesini de küfür işareti olarak görür. Çünkü ona göre şeriat adalet-i mahza ve fazilettir.[90]Cryptocurrency Prices, Market Cap, Trading Charts. TBMM'de Atatürk ile yaşadığı namaz tartışmasında Said Nursî'nin sarf ettiği sözler: “Paşa! Paşa! İslâmiyette, imandan sonra en yüksek hakikat namazdır. Namaz kılmayan haindir, hainin hükmü merduttur.”[91]Said Nursi'nin Atatürk'ü çileden çıkaran namaz uyarısı. Bazı kaynaklar bu cümlenin devamını da verir: "Kafirin hakkı hayatı var. Merdudun yoktur."[92]Account Suspended. Klasik şeriat anlayışını yansıtan ifadeler dilin kullanımı açısından da sorunludur. Çünkü şeriatta namaz kılmayanlar için merdut diye bir fıkıh hükmü bulunmuyor ancak, namaz kılmayanlar bazı İslam mezheplerinde mürted olarak değerlendirilir ve dört büyük Sünni mezhebe göre mürtedin cezası ölümdür.[79]Arşivlenmiş kopya.[77]Wayback Machine.[77]Wayback Machine. Tarihsel süreç içerisinde terkedilen, (belki de hiç uygulanmayan) bu hükümlerin uygulanması insan hakları ve dini özgürlüklere karşı ağır bir saldırı anlamına gelecektir.

İnanç ve öğreti

  • Zaman ve görev algısı: Said Nursî'de temel düşünce örgüsü zamanın ahir zaman ve görevin iman kurtarma görevi olduğu üzerine kuruldu.

  • Risale-i Nur'un İslami konulara yaklaşımı seçici[93]Peygamber Harikalar Diyarında. veya eleştirel değil destekleyici ve zorlayıcıdır. Öyle ki tarafsızlık bile ona göre inançsızlıkla eşdeğer şeytani bir aldanmadan ibarettir.[94]Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, 435. Said Nursi'nin Mucizat-ı Ahmediye gibi risalelerde kullandığı rivayetlerin bir kısmı kıssacılık geleneğinin yansımalarından oluşmaktadır.[95]https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1033412 Bu geleneğin özelliği ürettikleri rivayetlere senetler ekleme gibi her kılığa girerek, halkı rahatsız eden yalın gerçekleri değil, anlatımları sonrasında topladıkları bahşişleri artıran, onların duygularını okşayan, kabartan, bazen de ağlatan, ayrıntılı dramatik hikâyeleri coşkulu bir dille vermesidir. Kıssacılar en çok peygamberlik delilleri (Delail En Nübüvve) gibi alanlarda üretim yapmışlardır.[95]https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1033412 Örneğin Huneyn Muharebesinde Muhammedin attığı bir avuç çakıl taşı kafirlerin tümünün gözlerine ayrı ayrı girer.[95]https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1033412 Fantastik seyahat yazarı[96]http://www.radikal.com.tr/yazarlar/hakki-devrim/evliya-celebi-atti-mi-dersiniz-682174/[79]Arşivlenmiş kopya. Evliya Çelebi, Seyahatnâmede, İslâm'da İsa'nın havârilerinden kabul edilen Şem'un-u Safa'nın Nakura yakınlarındaki türbesinde bulduğu incil nüshasını incelediğini, Muhammed'i müjdeleyen ayetin o nüshada mevcut olduğunu iddia etmektedir.[97]Said Nursî, Mektûbat, s. 171, Envâr Neşriyât, İstanbul: 2010. Evliya Çelebi'nin eserinde Osmanlı alfabesiyle alıntıladığı o âyette geçen kelimeler; "ايتون Bir oğlan", "ازربيون İbrahim neslinden ola", "پروفتون Peygamber ola", "لوغسلين yalancı olmaya", "بنت onun", "افزولات doğum yeri Mekke ola", "كه كالوشير salihlikle gelmiş ola", "تونومنين onun mübarek adı", "مواميت Mevamit ola", "اسفدوس ona uyanlar", "تاكرديس bu dünyânın mâliki olalar", "بيست بيث ve o dünyânın mâliki olalar" Said Nursî, mevamit kelimesinin sırasıyla Muhammed ve Memed kelimelerinden tahrif edildiğini savunur.[98]Evliya Çelebi; Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi; 3. Kitap, 1. Cilt, s. 140-141 vd.; hazırlayanlar, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı; Yapı Kredi Yayınları; 3. Baskı, İstanbul: Haziran 2012; ISBN 978-975-08-1101-1. Çelebi'nin, bizzat Şem'un-u Safa tarafından yazıldığını naklettiği bu el yazması incil, bulunamamıştır. Said Nursi Çelebiyi ciddiye alır.[97]Said Nursî, Mektûbat, s. 171, Envâr Neşriyât, İstanbul: 2010. Evliya Çelebi'nin eserinde Osmanlı alfabesiyle alıntıladığı o âyette geçen kelimeler; "ايتون Bir oğlan", "ازربيون İbrahim neslinden ola", "پروفتون Peygamber ola", "لوغسلين yalancı olmaya", "بنت onun", "افزولات doğum yeri Mekke ola", "كه كالوشير salihlikle gelmiş ola", "تونومنين onun mübarek adı", "مواميت Mevamit ola", "اسفدوس ona uyanlar", "تاكرديس bu dünyânın mâliki olalar", "بيست بيث ve o dünyânın mâliki olalar" Said Nursî, mevamit kelimesinin sırasıyla Muhammed ve Memed kelimelerinden tahrif edildiğini savunur. Bu bakış açısı birtakım şeyhlerin pişmiş tavuğu diriltebileceği hikâyesine kadar uzanır.[99]Hazret-i Gavs tavuğa demiş: "Kum biiznillâh!" O pişmiş tavuğun kemikleri toplanıp tavuk olarak yemek kabından dışarı atıldığını, mutemet ve mevsuk çok zatlardan, Hazret-i Gavs gibi kerâmât-ı harikaya mazhariyeti dünyaca meşhur bir zâtın bir kerameti olarak, mânevî tevatürle nakledilmiş. https://kulliyat.risaleinurenstitusu.org/lemalar/on-dokuzuncu-lem-a/145

  • Şeriat, Kadın ve tesettür: Ona göre mutlak adalet şeriatla mümkündür fakat bu yönetime ihtilal şeklinde asayişi bozarak gidilmemelidir.

"Şeriatın bir hakikatına, bin ruhum olsa feda etmeğe hazırım! Zira şeriat, sebeb-i saadet ve adâlet-i mahz ve fazilettir. Fakat ihtilâlcilerin isteyişi gibi değil."[100]Divanı harbi örfi

Said Nursi, kadınların fıtraten tesettüre ihtiyacı olduğunu[101]Hem kadınların on adetten altı yedisi, ya ihtiyardır, ya çirkindir ki, ihtiyarlığını ve çirkinliğini herkese göstermek istemezler. Ya kıskançtır, kendinden daha güzellere nispeten çirkin düşmemek veya tecavüzden ve ittihamdan korkar; taarruza mâruz kalmamak ve kocası nazarında hıyanetle müttehem olmamak için, fıtraten tesettür isterler. Hattâ dikkat edilse, en ziyade kendini saklayan, ihtiyarlardır. Ve on adetten ancak iki üç tanesi bulunabilir ki, hem genç olsun, hem güzel olsun, hem kendini göstermekten sıkılmasın en doğru tesettürün çarşaf ile yapılabileceğini[102]Üstad Bediüzzaman ve tesettür. kadınların baştan ayağa kadar yüz ve eller dâhil olmak üzere çarşafla örtünmelerinin Kur'ân'ın kesin bir emri olduğunu[103]Tesettür Risâlesi ve Şerhi. ve şeriata göre kadınlara mirastan erkeğin yarısı kadar pay verilmesinin tam bir adalet ve merhamet olduğunu söyler.[104]Dördüncü Mes'ele / Mektubat.

Said Nursî'nin adalet anlayışı başka bir değerlendirmesinde de kendisini ortaya koyar; buna göre sınırlı bir dünya hayatında işlenen günahların -ki ona göre bunların en büyüğü imansızlıktır- karşılığı olarak sonu gelmeyen cehennem azabı Allah'ın merhamet ve adalet sıfatlarına uygundur.

16. yüzyıldan kalma bir minyatür: Muhammed bölünen Ay'ı işaret ediyor. Kur'an'da geçen "Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı" ifadesi ve bağlantılı rivayetler Muhammed'in bir işaretiyle ayın gökyüzünde ikiye ayrılıp tekrar birleşerek en büyük mucizelerinden birisini gösterdiği inancı Nursi Ay'ın parçalandığını söyler ama parçaların yeryüzüne indiğini reddeder.
16. yüzyıldan kalma bir minyatür: Muhammed bölünen Ay'ı işaret ediyor. Kur'an'da geçen "Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı" ifadesi ve bağlantılı rivayetler Muhammed'in bir işaretiyle ayın gökyüzünde ikiye ayrılıp tekrar birleşerek en büyük mucizelerinden birisini gösterdiği inancı Nursi Ay'ın parçalandığını söyler ama parçaların yeryüzüne indiğini reddeder.Yazarı bilinmiyor, Kamu malı, Wikimedia Commons
  • Kur'an ve hadis yorumu: Said Nursi'ye göre Kur'an ayetlerinin avam ve havasa yönelik gizli anlam tabakaları, işaretleri ve bağlantıları bulunmaktadır. Bu bağlantıların açığa çıkartılması için ebced hesabı kullanılarak Arap alfabesindeki her harfe sayısal bir değer atanır ve yazılar sayısallaştırılır. Bu yaklaşımlarda ebced, Arap yazısı ve Kur'an tarihinin ortaya koyduğu kronolojik yazım düzeni gibi düzenleme ve yazım şekilleri atlanarak günümüz metinlerine uygulanır, ayetlerden yeni anlamlar ve çıkarımlar elde edilir. Batıni metotların uygulandığı bu yaklaşımlara[105]Risale-i Nur’da Hurufilik. göre örneğin Kur'an 33 ayetiyle Risale-i nura, Ebrehe ordusuna atılan "pişirilmiş taşlar" İkinci Dünya Savaşı'nda atılan bombalara işaret eder.[79]Arşivlenmiş kopya.

Midraş türü hikâyeler: Ninova halkına peygamber olarak gönderilen Yunus, 33 yıl onları Tanrı'nın dinine davet etmiş, kendisine bu süre içerisinde sadece iki kişi inanmıştır.[106]İbn Esir, el-Kâmil, Beyrut 1965, I, 360[107]Sahihi Buhâri ve Tecridi Sarih Tercümesi, IX, 152 Bu durum kendisinin canını sıkmış, Tanrı'nın izni olmadan Ninova'dan ayrılıp Akdeniz'e kadar giderek bir gemiye binmiş ve Yunus Akdeniz'de gemiden atılmıştır. Rivayetlerde balık Yunus'u sırasıyla Nil nehrine, Fars denizine, el-Betâik Denizi'ne ve Dicle'ye götürüp Nusaybin topraklarında düz ve geniş bir yere atar.[108]Râzî, XXVI, 165 Yunus tekrar kavmine döndürülür ve 100 bin kişi ona inanır. Said Nursi'nin bu ve benzer hikâyelere yaklaşımı onun temel kaynaklarda geçen akıl dışı ayrıntıları atlayarak rasyonalize etmesi şeklinde de kendini gösterebilmektedir: "Hazret-i Yunus Aleyhisselâm'ın kıssa-i meşhuresinin hülâsası: Denize atılmış, büyük bir balık onu yutmuş. Deniz fırtınalı ve gece dağdağalı ve karanlık ve her taraftan ümid kesik bir vaziyette münacatı, ona sür'aten vasıta-i necat olmuştur."[109]Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, 1. Lema

  • Evrim ve bilim: Said Nursi'nin evren ile ilgili ifadeleri, kendisinin bilgilerinin güncelliğini sorgulatacak niteliktedir. Örneğin gökcisimlerinden bahsederken nücum'u sevabite[80]Risale-i Nur Külliyatı. deyimini kullanması ve canlıların Evrimi ile ilgili başkalarından aktararak kullandığı muğlak ifadeler[110]Risale-i Nur Enstitüsü. yanında kendisinin sıklıkla yaratılış'a vurgu yapması dikkat çekicidir.

  • Kıyamet alametleri: “Dabbe”; anarşistlik ile fesada giden ve dinsizliğe, küfür ve küfrana düşen insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle arzdan bir hayvan çıkıp musallat olacak olan bir taife-i hayvaniyedir.[111]Dabbetü'l-Arz ne demektir, Risalelerde nasıl geçmektedir?. Dabbenin yeşil maymun denilen hayvandan yayılan AIDS hastalığı olduğu yönünde bazı Nurcular arasında görüşler vardır.

  • Milliyetçilik: Said Nursi menfi olarak nitelediği milliyetçiliğe karşı çıkmış, "zehr-i katil" gözüyle bakmıştır. Avrupa'nın bu fikri Müslüman milletleri birbirinden ayırmak için Müslümanların içine attığını söylemiştir.[112]Mektubat, 16. Mektup, s. 66 Said Nursi'nin eski eserlerindeki Kürdistan veya Bilad-ı Ekrad ifadelerini ise "vilayat-ı şarkiyye" şeklinde değiştirdiği iddia edilmiştir.[113]Akgündüz, Ahmet. Arşiv Belgeleri Işığında Bedîüzzaman Said Nursî Ve İlmî Şahsiyeti. Ancak, Risale-i Nur külliyatını neşreden yayınevlerinden Tenvir ve Zehra Yayınları bu iddiaları kabul etmemekte ve nüshalar üzerinde tahrifat yapıldığını ifade etmektedirler.[114]"Risale-i Nur’da büyük tahrifat", yeniakit.com.tr (erişim: 14.04.2017)[115]Ekrem Malbat, Bediüzzaman’ın “Kurdî” Kimliği Üzerinde Yapılan Tahrifatlar, hurbakis.net (erişim: 14.04.2017) Said Nursî'nin yeni dönem eserlerinde de "Kürdistan" ifadesini birçok kez kullandığı görülmektedir.[116]Risale-i Nur külliyatında "Kürdistan" kelimesi için arama sonuçları, risaleinurenstitusu.org (online erişim: 14.04.2017)

  • Yönetim şekli: Cumhuriyet: Said Nursî değişik yerlerde komünizm ve Bolşevizm'in insanlık üzerindeki yıkımları üzerinde durur ve onları ahir zamanın büyük deccali olarak niteler.[88]Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, s.353.[117]Arşivlenmiş kopya. Said Nursi Cumhuriyet taraftarı olduğunu söyler ve kendisini dindar Cumhuriyetçi olarak addeder.[118]"Hulefa-i Raşidîn hem halife hem reis-i cumhur idiler. Sıddık-ı Ekber (R.A.) Aşere-i Mübeşşere'ye ve Sahabe-i Kiram'a elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat manasız isim ve resim değil, belki hakikat-ı adaleti ve hürriyet-i şer'iyeyi taşıyan mana-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler." Şualar, On İkinci Şua. Eskişehir mahkemesinde “Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?” sorusuna şöyle cevap verir:

“...sizler daha dünyaya gelmeden evvel benim dindar bir Cumhuriyetçi olduğumu elinizdeki Tarihçe-i Hayatım ispat eder...O zaman şimdiki gibi, hâli bir türbe kubbesinde inzivada idim. Bana çorba geliyordu. Ben de tanelerini karıncalara verirdim, ekmeğimi onun suyuyla yerdim. İşitenler benden soruyordular. Ben de derdim: Bu karınca ve arı milletleri cumhuriyetçidirler. O cumhuriyetperverliklerine hürmeten, tanelerini karıncalara verirdim.”[119]Tarihçe-i Hayat, s. 58[120]Risale-i Nur. Fakat Said Nursî Cumhuriyet öncesi ve sonrası siyasi otoritelerle problemlidir. Cumhuriyete karşı olmamakla birlikte devrimler, özellikle de tekke ve zaviyelerin kapatılması, kılık kıyafet devrimi ve şeriat kanunlarının ilgası anlamına gelen laikliğe karşı çıkmıştır.[121]Domestic Violence & Abuse Lawyer New Jersey. Ahir zaman fitnesi olarak gördüğü bu durum karşısında imanı kuvvetlendirmeye dönük eserler yazmaya ve bu konuda çalışmaya yönelir.

Ölümü, mezar yeri ve mirası

23 Mart 1960'ta Şanlıurfa'da öldü. Urfa Halil-ur Rahman Dergahı'na defnedildi.[122]Colin Turner. Said Nursi: İslam Medeniyetinin Kurucuları. Nesil Yayınları. 27 Mayıs Darbesi sonrasında 12 Temmuz 1960'ta cuntanın emriyle mezarı yıktırıldı.[123]Bahadıroğlu, Yavuz. Bediüzzaman Said Nursi. Nesil Yayınları. Naaşın taşındığı uçakta yer alan Erol Türegün tarafından ortaya atılan iddiaya göre naaşı Isparta'ya götürülerek şehir mezarlığına gizlice defnedilmiştir. Buna göre Said Nursî'nin naaşı Isparta-Afyon arasında bir yere gömülmüştür.[124]52 Yıl Sonra Said Nursi’nin Mezarında Flaş Gelişme , http://www.bitlisnews.com , Erişim: 21.02.2013 Vasiyeti üzerine 1969'da bir-iki talebesi tarafından açılarak, naaşı kendileri dışında kimsenin bilmediği bir yere gömülmüştür.[125]Konuşan yalnız hakikattir. Şu an mezarının yeri bilinmemektedir.

Vasiyeti ve varisleri

  • Said Nursi ölümünden sonra bıraktığı kitapların hizmet-i nuriye ve imaniye tabir edilen faaliyetlerde kullanma yetkisini varis tayin ettiği talebelerine bırakmıştır."Aziz, sıddık kardeşlerim ve varislerim, Ecel gizli olmasından, vasiyetname yazmak sünnettir. Benim metrukatım ve Risale-i nurdan olan benim hususi kitaplarım ve güzel ciltlenmiş mecmualarım ve sair şeylerimin bütününü, Gül ve Nur fabrikaların hey'etine, başta Husrev ve Tahiri olarak o heyetten on iki kahraman kardeşlerime (Kardeşim Abdülmecid, Zübeyir, Mustafa Sungur, Ceylan, Mehmed Kaya, Hüsnü, Bayram, Rüştü, Abdullah, Ahmed Aytimur, Atıf, Tillolu Said, Mustafa, Mustafa, Seyyid Salih) vasiyet ediyorum. Onlara bırakıyorum ki; emri hak olan ecelim geldiği zaman, benim arkamda o metrukatım, benim bedelime o sadık ve mübarek ellerde hizmeti nuriye ve imaniyede çalışsın ve istimal etsin."[126]Emirdağ Lahikası. 2013, s. 141.

Vasiyetname de adı geçen varis talebelerin tam isimleri

Ahmed Husrev Altınbaşak, Tahiri Mutlu, Abdulmecid Nursî, Zübeyir Gündüzalp, Mustafa Sungur, Ceylan Çalışkan, Mehmet Kayalar, Hüsnü Bayramoğlu, Bayram Yüksel, Süleyman Rüştü Çakın, Abdullah Yeğin, Ahmed Aytimur, Hasan Atıf Egemen, Tillolu Said Özdemir, Mustafa Acet, Mustafa Cahid Türkmenoğlu, Salih Özcan.[127]"Bediüzzaman’ın vasiyetinde adı geçen on yedi varis ağabeylerin tam listesi", nurdanhaber.com.

Bazı yayınevlerinin Risale-i Nur külliyatını sadeleştirmesi ve farklı tarzlarda neşretmesi nedeniyle Said Nursî'nin varis tayin ettiği talebeleri Risale-i Nur'un bu tarzda basımının yanlış olduğunu bildirmişler, bu kapsamda Risale-i Nurların orijinalliğinin korunması için Kültür Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından çalışma başlatılmış ve devlet koruması altına alınmıştır.[128]Risale-i Nur teşekkürü. Fakat daha sonra bazı Risale-i Nur talebeleri[129]Kazım Güleçyüz: Yaşadıklarımız, 2004 MGK kararlarının yansımasıdır ve CHP'nin iptal istemiyle AYM'ye başvurmasıyla devlet koruması Danıştay tarafından kaldırılmıştır.[130]AYM, Risale-i Nur kanununu iptal etti.

  • Kabrinin yerini bir iki talebesinden başka kimsenin bilmesini istememiştir.[131]Emirdağ Lahikası - II sayfa 126[120]Risale-i Nur. 23 Mart 1960'ta Şanlıurfa'da vefat ettiğinde, Urfa Halil-ur Rahman Dergahı'na defnedildi. 27 Mayıs Darbesi sonrasında, 12 Temmuz 1960'ta askerî yönetimin emriyle mezarı yıktırılmış, Nursî'nin naaşı bilinmeyen bir yere nakledilmiştir.[125]Konuşan yalnız hakikattir.[132]Said Nursi'nin Mezarının Sırrı, Necmeddin Şahiner

  • Risale-i Nurların devlet eliyle diyanet tarafından basılmasını arzu etmiştir. 2014 yılında Diyanet Yayınları, ilk olarak Risale-i Nur külliyatından İşaratü-l İ'caz'ı[133]Diyanet'in bastığı İşaratül İcaz'da onlarca tahrifat var. ve ilerleyen dönemlerde de diğer bazı eserleri basmıştır.[134]İşte Diyanet'in bastığı Sözler.

  • Said Nursi, kendisinden sonra Risale-i Nur hizmetinin başına Hüsrev Altınbaşak'ın geçeceğini ifade etmiştir.[135]Osmanlıca Şualar. Hayrat Neşriyat, s. 543.

"Hüsrev gibi bir Nur kahramanından, benim yerimde ve Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsinin çok ehemmiyetli bir mümessili bir temsilcisi olmasından hiçbir cihetle gücenmemek elzemdir"

Eserleri

Kitapları

Uluslararası arenada düzenlenen Risale-i Nur ve Said Nursî konulu sempozyumlarda yayınlanan bildirilerde,[136]Köprü Dergisi, Said Nursî’nin Felsefeye Bakışı.[137]Risale-inur internet sitesi. Said Nursî'nin risalelerindeki fikirlerin, felsefi ve alegorik anlamlar taşıyan Kur'an Tefsirleri olduğu ifadelerine yer verilmiştir.[138]İnsanlık onuru için "Adalet" arayışında Risale-i Nur modeli konuşuldu.

Şiirleri

  • Yıldızları konuşturan bir yıldızname

  • Eddai[139]Said Nursi, Lemaat

  • Mücahid bir hayvan mersiyesi

Nur Cemaati

"Nur Cemaati", Said Nursî'nin[140]Said Nursî'nin kendi eserlerindeki isminin doğru yazılışı. risalelerinde açıkladığı fikirlerine dayanan, 20. yüzyıl başlarında doğan İslâmî harekettir. Said Nursi takipçilerini ifade etmek için "Nur talebeleri" ve Nurcu tabirlerini kullanmıştır.[141]Bu şuhur-u mübarekede, Nurcuların şirket-i mâneviyesine inşaallah pek çok kudsî servet girecek. Her bir Nurcu, binler lisanla ve yüzer kalemle çalışacak gibi kâr kazanacak. Emirdağ Lahikası 1, Mektup No: 108, s.1747 Nur Cemaati Nur risalelerinde yazılan görüşler çerçevesinde, itikâdi ve fıkhi bakımdan Sünnî İslâm'a bağlıdırlar. Nurculuk, belirli dua ve zikirleri olmakla birlikte tasavvufi bir tarikat değildir. Said Nursî'den sonra Nur Talebeleri farklı eğilim ve liderlikler etrafında toplanan değişik gruplar oluşturmuşlardır.

Cemaatin ana faaliyeti "Hizmet-i imaniye ve Kur'aniye" adını verdikleri Risale-i Nur'ların okunması, yorumlanması ve çoğaltılıp yayılmasıdır. Cemaatte abi, kardeş gibi kavramlar kullanılır. Çoğunlukla emir-komuta gibi, kesin bağlılık gerektiren kurallar olmamakla birlikte meşveret kararlarına hürmet etmeyi gerektiren bir anlayışın hakim olduğu söylenebilir. Nur Risaleleri'ndeki konuların başkalarına anlatılması ve bunun için oluşturulan ev, yurt, yayın faaliyeti gibi kurumsal yapı ve faaliyetlere ise Hizmet denilmektedir.

Nur cemaati, yaşanılan zaman diliminin ahir zaman olduğu, bu zamanda komünist-materyalist felsefenin (maddiyyunluk) ilmi de arkasına alarak imana karşı büyük bir yıkım (deccaliyet) faaliyeti içerisinde olduğu, bu zamanda en önemli görevin "Hizmet-i imaniye ve Kur'aniye" adı verilen Risale-i Nur yoluyla iman kurtarma olduğuna ve bu hizmetin Mehdi'nin birinci ve en büyük görevi olduğuna inanır. Mehdinin diğer görevleri ise imanın hayata geçirilmesi, Hilâfet'in ihyası ve şeriattır.[142]Bediüzzaman Mehdi midir?.[143]Mehdi ve Mehdiyet Gerçeğinin Risalelerdeki Açıklaması.

Müze ve kültür evi

Bediüzzaman ve Risale-i Nur Müzesi
Bediüzzaman ve Risale-i Nur MüzesiCeeGee, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons

İstanbul Fatih'te bulunan Rüstem Paşa Medresesi düzenlenerek Bediüzzaman ve Risale-i Nur müzesi olarak ziyarete açıldı. Isparta'da ikamet ettiği dönemde kaldığı ev günümüzde Bediüzzaman Said Nursi Evi olarak, Eğirdir ilçesinin Barla kasabasında ikamet ettiği döneme ait olan ev ise Barla Bediüzzaman Said Nursi Kültür Evi olarak faaliyet göstermektedir.

İlgili film ve biyografiler

  • Hür Adam

  • Allah'ın Sadık Kulu

  • Tarihçe-i Hayat, Bediüzzaman Said Nursi

  • Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, Necmeddin Şahiner, Yeni Asya Yayınları

  • Arşiv Belgeleri Işığında Bediüzzaman Said Nursi ve İlmi Şahsiyeti (1,2,3,4,5), Ahmet Akgündüz

  • Çizgilerin Diliyle Bediüzzaman Said Nursi

  • Bediüzzaman Said Nursi, Necip Fazıl Kısakürek

  • Son Devrin Din Mazlumları, Necip Fazıl Kısakürek

  • Dar-ül Hikmet-ül İslamiye, Diyanet Vakfı yayınları

  • Bediüzzaman Said Nursi / Hayatı Tefekkürü Mücadelesi, Yavuz Bahadıroğlu, Nesil yayınları

  • Zindanda Şahlanış, Yavuz Bahadıroğlu

  • Mufassal Tarihçe-i Hayat, Abdülkadir Badıllı (3 cilt)

  • Risale-i Nur Müellifi Bediüzzaman Said Nur - Hayatı, Eserleri, Mesleği / Eşref Edip

  • Nurculuğun Tarihçesi / Medeniyet-i İslamiyye, Muhammed Sıddık Şeyhanzade, Tenvir Neşriyat

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. 1.Albayrak, Sadık. Son Devrin İslam Akademisi, Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye. İZ Yayıncılık.
  2. 2.190 ülkede 50 dilde Risale-i Nur-Foto. risalehaber.com
  3. 3.Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayat. 1990.
  4. 4.Müküslü Hamza, "Bedîüzzaman Saîd-i Kürdî’nin Tercüme-i Hâlinden Bir Hülâsadır", 1918. aktaran: risaletashih.com risaletashih.com
  5. 5.Bediüzzaman Said'in tahliye edilmesi. Ankara Üniversitesi Akademik Arşiv, 24 Mayıs 1909. dspace.ankara.edu.tr
  6. 6.Mufassal Târihçe-i Bediüzzaman I. cild.
  7. 7.Ceylan, Nurettin. Gerçeğin aynasında Bediüzzaman.
  8. 8.Vikikaynak, Bitlis'in istilasına şahit olan polis memurunun ifadesi. tr.wikisource.org
  9. 9.Darül Hikmetül İslamiye azası olarak tayin edilen Bediüzzaman Said Efendi. Ankaara Üniversitesi Akademik Arşiv Sistemi, 11 Ağustos 1918. dspace.ankara.edu.tr
  10. 10.Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi. Nesil Yayınları.
  11. 11.Hilal-ı Ahdar Cemiyeti. Türkiye Yeşilay Cemiyeti, Mart 2012. 4html.net
  12. 12.Yeşilay Haftası münasebetiyle. Sakarya Gençlik Teşkilatı, Nisan 1978. books.google.com.tr
  13. 13.Tarihçe-i Hayat. Envar Neşriyat.
  14. 14.No:13
  15. 15.Vahide, Şükran. Bediüzzaman Said Nursi / Entelektüel Biyografisi. Nesil Yayınları.
  16. 16.Vahide, Şükran. Bediüzzaman Said Nursi / Entelektüel Biyografisi.
  17. 17.Paksu, Ömer Faruk. Bediüzzaman’ı yetiştiren anne-baba. Moral Dünyası, Mayıs 2012.
  18. 18.Tarihçe-i Hayat. Envar Neşriyat, s. 47.
  19. 19.Said Nursî’nin Resmi Soyadı. Yeni Asya. yeniasya.com.tr
  20. 20.Kastamonu Lahikası. Envar Neşriyat, s. 40.
  21. 21.İki Mekteb-i Musîbetin Şehâdetnâmesi yahud Divan-ı Harb-i Örfî ve Said-i Kürdî, 1912. Aktaran: Divan-ı Harb-i Örfi (Asar-ı Bediiyye) nurpedia.org
  22. 22.Tarihçe-i Hayat | Üçüncü Kısım: Eskişehir Hayatı | s. 202: "Adalet noktasından tarafgirlik fikrini verip, adaletin mahiyetini zulme çeviren, hakkımda sarf edilen bir tabirdir ki, Isparta’da ve burada bazı isticvablarda ismim Said Nursî iken, her tekrarında "Said Kürdî" ve "Bu Kürd" diye beni öyle yad ediyorlar. Bununla, hem ahiret kardeşlerimin hamiyet-i milliyelerine ilişip aleyhime bir his uyandırmak, hem mahkeme ve adaletinin mahiyetine bütün bütün zıt ve muhalif bir cereyan vermektir." risaleinurenstitusu.org
  23. 23.Emre Aköz, Bir rüya gördü hayatı değişti, Sabah. arsiv.sabah.com.tr
  24. 24.4. Sadık Albayrak, Son Devrin İslam Akademisi, İstanbul 1972, s. 198.
  25. 25.Boğaziçi Üniversitesi, Atatürk Enstitüsü, Said Nursi biyografisi. ata.boun.edu.tr
  26. 26.Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım: İlk Hayatı | 30
  27. 27.Said Nursi, Emirdağ Lahikası, s.229. risaleinurenstitusu.org
  28. 28.Said Nursi, Tarihçe-i Hayat, s.41. risaleinurenstitusu.org
  29. 29.Horhor Medresesi'nin varlığı hakkında. risaleinurenstitusu.org
  30. 30.Horhor Medresesi hakkında. sorularlarisaleinur.com
  31. 31.Horhor Medresesi. yyu.edu.tr
  32. 32.Zehra Yayıncılık, "Bediüzzaman Said Nursi", zehrayayincilik.com (erişim: 14.04.2017) zehrayayincilik.com
  33. 33.Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı | 45 ve Münazarat | İfâde-i Merâm ve Uzunca Bir Mâzeret | s. 30: "Fünun-u cedideyi, ulûm-u medaris ile mezc ve derc; ve lisân-ı Arabî vâcip, Kürdî câiz, Türkî lâzım kılmak." risaleinurenstitusu.org
  34. 34.Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayatı, 1990, C.1, s. 142
  35. 35.Abdurrahman Nursi, Bediüzzaman’ın Hayatı, 1993, s. 45
  36. 36.TDV İslam Ansiklopedisi, cilt: 35, sayfa: 565
  37. 37.ZB., 325/115
  38. 38.İttihad-I Muhammedi Fırkası (Fırka-i Muhammediye) 1909, İstanbul. Kurucu ve Yöneticileri: "...Bediüzzaman Saidi Kürdi...", TBMM, Siyasi Partiler (erişim: 14.04.2017) tbmm.gov.tr
  39. 39.Mevzuat Dergisi, 1998-08-02. mevzuatdergisi.com
  40. 40.Tarihçe-i Hayat, s. 73.
  41. 41.http://www.radikal.com.tr/yazarlar/oral_calislar/said_i_nursi_ataturk_ve_vana_universite-1113904 . radikal.com.tr
  42. 42.Necmeddin Şahiner. Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, Yeni Asya Yayınları.
  43. 43.Latif Salihoğlu, Yeni Asya, Teşkilât-ı Mahsusa yalancıları. yeniasya.com.tr
  44. 44.No:41/ 36
  45. 45.İslam Ansiklopedisi, cilt: 35, sayfa: 566
  46. 46.Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler
  47. 47.Kürtçülük, 1787-1923, Bilal Şimşir
  48. 48.Mustafa Nezihi Polat, Mülâkat, Erzurum 1964, s. 30-34
  49. 49.Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursî, İstanbul 1979, s. 214-216.
  50. 50.Tunaya, Tarık Zafer, Türkiye'de Siyasal Partiler, Hürriyet Vakfı Yay., İstanbul, 1988, cilt 2, s.182.
  51. 51.Köprü Dergisi, 72. Sayı, İslâm'ın Siyasallaşma Sürecinde Cemiyet-i Müderrisin'den Teâli-i İslâm'a. koprudergisi.com
  52. 52.Sinan Meydan. İşte Hür Adamın Gerçek Öyküsü. 31 Aralık 2010. odatv.com
  53. 53.45. Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, İstanbul 1994
  54. 54.TBMM Zabıt Ceridesi. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 22 Kasım 1922. tbmm.gov.tr
  55. 55.Tarihi bir Celse. Ankara Üniversitesi Akademik Arşiv, 10 Kasım 1922, s. 2. dspace.ankara.edu.tr
  56. 56.Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, 1994, s. 439.
  57. 57.Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayatı, İstanbul 1990, C. 1, s. 457
  58. 58.Din Işığı Altında Nurculuğun İçyüzü, Faruk Güventürk, Okat Yayınevi, İstanbul 1964.
  59. 59.- Beyanat ve Tenvirler s. 19. risaleara.com
  60. 60.- Osmanlıca teksir Asa-yı Mûsa, s. 250. risaleara.com
  61. 61.Kurt, Mustafa H.. Haşir Risalesinin Tarihçesine Dair Bir Değerlendirme. 24 Mayıs 2015. karakalem.net
  62. 62.Mevzuat Dergisi, Sayı:8, Ağustos 1998. mevzuatdergisi.com
  63. 63.Said Nursi Tarihçe-i Hayatı - Isparta Hayatı - Envar Neşriyat s.527. risaleara.com
  64. 64.Ağcakulu, Ali (2017) Said Nursi'nin Siyaset Teorisi veya İslam Siyaset Düşüncesinde Reform. İstanbul:Çıra Yayınları, s. 449-450
  65. 65.Tarihçe-i Hayat
  66. 66.Ali B. Hüsameddin el-Muttaki, Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Âhir Zaman, s. 88
  67. 67.Suyuti, el-keşfu an mücavezeti hazihil ümmeti el-elfu, el-havi lil fetavi, Suyuti. 2/248
  68. 68.Ruhul beyan. Bursevi. (Arapça) 4/262
  69. 69.Ahmed bin Hanbel, Kitâbu’l-ilel, s. 89
  70. 70.Buhari, 9:125, 162; Müslim,1:137
  71. 71.Kastamonu Lahikası, s.26
  72. 72.Soru ve Cevaplarla Risale-i Nur’da Mehdiyet. sorularlarisale.com
  73. 73.Risale-i Nurlarda Deccal ve Süfyan mevzuları nasıl işlenmiştir?. sorularlarisale.com
  74. 74.İşte Kuran-Hakkı Yılmaz. istekuran.net
  75. 75.TDV İslam Ansiklopedisi, Mehdî, yazar: Yusuf Şevki Yavuz
  76. 76.Şia ve Sünnilerde Mehdi-Deccal-Mesih ve Saîdê Kurdî. indyturk.com
  77. 77.Wayback Machine. dergipark.org.tr
  78. 78.“DİN PEZEVENGİ”. adimlardergisi.com
  79. 79.Arşivlenmiş kopya. acikerisim.sakarya.edu.tr
  80. 80.Risale-i Nur Külliyatı. risaleinurenstitusu.org
  81. 81.Bediüzzaman’ın Mehdi görüşü ve yorumu. saidnursi.de
  82. 82.Kur’an Işığında Cemaatçilik 7 -Prof. Abdulaziz Bayındır. erdemyolu.com
  83. 83.Said Nursi Gerçeği. islamkutuphanesi.com
  84. 84.Süleymaniye Vakfı. suleymaniyevakfi.org
  85. 85.Risale-i Nur'a işaret eden ayetler 33 adet olduğu halde, neden 30-33. ayetlerin manaları Latince külliyatlarda basılmamış?. sorularlarisale.com
  86. 86.Risale-i Nur ile Celcelutiye arasındaki ulvî bağ. sorularlasaidnursi.com
  87. 87.Mektubat-ı Rabbanî'de Mirza Bediüzzaman. risale.online
  88. 88.Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, s.353. risaleara.com
  89. 89."Süfyan ve bir İslam Deccalı Mustafa Kemal". tesbihat.asia
  90. 90.Cryptocurrency Prices, Market Cap, Trading Charts. docplayer.biz.tr
  91. 91.Said Nursi'nin Atatürk'ü çileden çıkaran namaz uyarısı. risalehaber.com
  92. 92.Account Suspended. huravaz.com
  93. 93.Peygamber Harikalar Diyarında. ihsaneliacik.com
  94. 94.Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, 435. sorularlarisale.com
  95. 95.https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1033412 dergipark.org.tr
  96. 96.http://www.radikal.com.tr/yazarlar/hakki-devrim/evliya-celebi-atti-mi-dersiniz-682174/ radikal.com.tr
  97. 97.Said Nursî, Mektûbat, s. 171, Envâr Neşriyât, İstanbul: 2010. Evliya Çelebi'nin eserinde Osmanlı alfabesiyle alıntıladığı o âyette geçen kelimeler; "ايتون Bir oğlan", "ازربيون İbrahim neslinden ola", "پروفتون Peygamber ola", "لوغسلين yalancı olmaya", "بنت onun", "افزولات doğum yeri Mekke ola", "كه كالوشير salihlikle gelmiş ola", "تونومنين onun mübarek adı", "مواميت Mevamit ola", "اسفدوس ona uyanlar", "تاكرديس bu dünyânın mâliki olalar", "بيست بيث ve o dünyânın mâliki olalar" Said Nursî, mevamit kelimesinin sırasıyla Muhammed ve Memed kelimelerinden tahrif edildiğini savunur.
  98. 98.Evliya Çelebi; Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi; 3. Kitap, 1. Cilt, s. 140-141 vd.; hazırlayanlar, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı; Yapı Kredi Yayınları; 3. Baskı, İstanbul: Haziran 2012; ISBN 978-975-08-1101-1.
  99. 99.Hazret-i Gavs tavuğa demiş: "Kum biiznillâh!" O pişmiş tavuğun kemikleri toplanıp tavuk olarak yemek kabından dışarı atıldığını, mutemet ve mevsuk çok zatlardan, Hazret-i Gavs gibi kerâmât-ı harikaya mazhariyeti dünyaca meşhur bir zâtın bir kerameti olarak, mânevî tevatürle nakledilmiş. https://kulliyat.risaleinurenstitusu.org/lemalar/on-dokuzuncu-lem-a/145 kulliyat.risaleinurenstitusu.org
  100. 100.Divanı harbi örfi webcache.googleusercontent.com
  101. 101.Hem kadınların on adetten altı yedisi, ya ihtiyardır, ya çirkindir ki, ihtiyarlığını ve çirkinliğini herkese göstermek istemezler. Ya kıskançtır, kendinden daha güzellere nispeten çirkin düşmemek veya tecavüzden ve ittihamdan korkar; taarruza mâruz kalmamak ve kocası nazarında hıyanetle müttehem olmamak için, fıtraten tesettür isterler. Hattâ dikkat edilse, en ziyade kendini saklayan, ihtiyarlardır. Ve on adetten ancak iki üç tanesi bulunabilir ki, hem genç olsun, hem güzel olsun, hem kendini göstermekten sıkılmasın
  102. 102.Üstad Bediüzzaman ve tesettür. sorularlasaidnursi.com
  103. 103.Tesettür Risâlesi ve Şerhi. nurmend.com
  104. 104.Dördüncü Mes'ele / Mektubat. risaleoku.com
  105. 105.Risale-i Nur’da Hurufilik. haksozhaber.net
  106. 106.İbn Esir, el-Kâmil, Beyrut 1965, I, 360
  107. 107.Sahihi Buhâri ve Tecridi Sarih Tercümesi, IX, 152
  108. 108.Râzî, XXVI, 165
  109. 109.Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, 1. Lema
  110. 110.Risale-i Nur Enstitüsü. risaleinurenstitusu.org
  111. 111.Dabbetü'l-Arz ne demektir, Risalelerde nasıl geçmektedir?. sorularlarisale.com
  112. 112.Mektubat, 16. Mektup, s. 66
  113. 113.Akgündüz, Ahmet. Arşiv Belgeleri Işığında Bedîüzzaman Said Nursî Ve İlmî Şahsiyeti.
  114. 114."Risale-i Nur’da büyük tahrifat", yeniakit.com.tr (erişim: 14.04.2017) yeniakit.com.tr
  115. 115.Ekrem Malbat, Bediüzzaman’ın “Kurdî” Kimliği Üzerinde Yapılan Tahrifatlar, hurbakis.net (erişim: 14.04.2017) hurbakis.net
  116. 116.Risale-i Nur külliyatında "Kürdistan" kelimesi için arama sonuçları, risaleinurenstitusu.org (online erişim: 14.04.2017) risaleinurenstitusu.org
  117. 117.Arşivlenmiş kopya. koprudergisi.com
  118. 118."Hulefa-i Raşidîn hem halife hem reis-i cumhur idiler. Sıddık-ı Ekber (R.A.) Aşere-i Mübeşşere'ye ve Sahabe-i Kiram'a elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat manasız isim ve resim değil, belki hakikat-ı adaleti ve hürriyet-i şer'iyeyi taşıyan mana-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler." Şualar, On İkinci Şua.
  119. 119.Tarihçe-i Hayat, s. 58
  120. 120.Risale-i Nur. erisale.com
  121. 121.Domestic Violence & Abuse Lawyer New Jersey. fikirbahcesi.org
  122. 122.Colin Turner. Said Nursi: İslam Medeniyetinin Kurucuları. Nesil Yayınları.
  123. 123.Bahadıroğlu, Yavuz. Bediüzzaman Said Nursi. Nesil Yayınları.
  124. 124.52 Yıl Sonra Said Nursi’nin Mezarında Flaş Gelişme , http://www.bitlisnews.com , Erişim: 21.02.2013 bitlisnews.com
  125. 125.Konuşan yalnız hakikattir. yeniasya.com.tr
  126. 126.Emirdağ Lahikası. 2013, s. 141.
  127. 127."Bediüzzaman’ın vasiyetinde adı geçen on yedi varis ağabeylerin tam listesi", nurdanhaber.com. nurdanhaber.com
  128. 128.Risale-i Nur teşekkürü. yeniakit.com.tr
  129. 129.Kazım Güleçyüz: Yaşadıklarımız, 2004 MGK kararlarının yansımasıdır cihan.com.tr
  130. 130.AYM, Risale-i Nur kanununu iptal etti. yeniakit.com.tr
  131. 131.Emirdağ Lahikası - II sayfa 126
  132. 132.Said Nursi'nin Mezarının Sırrı, Necmeddin Şahiner
  133. 133.Diyanet'in bastığı İşaratül İcaz'da onlarca tahrifat var. rotahaber.com
  134. 134.İşte Diyanet'in bastığı Sözler. risalehaber.com
  135. 135.Osmanlıca Şualar. Hayrat Neşriyat, s. 543.
  136. 136.Köprü Dergisi, Said Nursî’nin Felsefeye Bakışı. koprudergisi.com
  137. 137.Risale-inur internet sitesi. risale-inur.org
  138. 138.İnsanlık onuru için "Adalet" arayışında Risale-i Nur modeli konuşuldu. bediuzzaman.net
  139. 139.Said Nursi, Lemaat
  140. 140.Said Nursî'nin kendi eserlerindeki isminin doğru yazılışı. risaleara.com
  141. 141.Bu şuhur-u mübarekede, Nurcuların şirket-i mâneviyesine inşaallah pek çok kudsî servet girecek. Her bir Nurcu, binler lisanla ve yüzer kalemle çalışacak gibi kâr kazanacak. Emirdağ Lahikası 1, Mektup No: 108, s.1747
  142. 142.Bediüzzaman Mehdi midir?. sorularlarisale.com
  143. 143.Mehdi ve Mehdiyet Gerçeğinin Risalelerdeki Açıklaması. bediuzzamansaidnursi.org