Turkipedia
Menü

Raziye Begüm

İçindekiler11
  1. Erken yaşamı
  2. Veliaht ilan edilmesi
  3. Tahta çıkışı
  4. Yükselişe muhalefet
  5. Türk soylularının gücünü kırma girişimi
  6. Hükümdarlık
  7. İsyanlar ve askerî seferler
  8. İktidarı kaybetmesi ve ölüm
  9. Mezarı
  10. Sanat ve eğitim
  11. Ayrıca bakınız
  12. Kaynakça

Raziye Begüm ( - 14 Ekim 1240, Delhi), Delhi Sultanlığı hükümdarıdır.

1236-1240 arasında hüküm sürdü. Delhi Sultanlığı'nın tek kadın hükümdarıdır. Babası Delhi Sultanı Şemseddin İltutmuş, annesi Türkan Hatun'dur. Kardeşlerinin yetersizliğinden dolayı halkın ve ordunun desteğiyle zor bir dönemde tahta çıkmış ancak Türk soyluları tarafından kabul edilmemiştir. İlk önce iktidarını kabul etmeyen Türk soylularının isyanını bastırmış, daha sonra Karmatilerin çıkardığı bir başka isyanı bastırmış, ardından Ranthambore ve Gwalior üzerine seferler düzenlemiştir. 1239 yılında son olarak Lahor valisinin isyanını bastırmış ancak 1240'ta soyluların komplosu ile tahttan indirilmiştir.

Erken yaşamı

İltutmuş dönemi (1236) Delhi Sultanlığı ve sınırları
İltutmuş dönemi (1236) Delhi Sultanlığı ve sınırlarıNetzach, CC BY 3.0, Wikimedia Commons

Raziye Begüm, 1205 yılında[1]Smithsonian "TIMELINES OF EVERYONE" (1st ed.). U.S. U.K.: DK.. 2020, s. 63. Gurlu İmparatorluğu sınırları içerisinde bulunan Badaun şehrinde doğmuştur. Babası bir İlberi Türk'ü olan ünlü sultan Şemseddin İltutmuş,[2]Chapter 4 – Kutb-ad-din Aybek and Altamish – Two of the Slave Kings. annesi ise sultanlığın kurucusu Kutbüddin Aybeg'in kızı ve haremin baş kadını olan Türkan Hatun’dur.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960. Raziye Begüm, İltutmuş’un muhtemelen ilk çocuğudur ve kraliyet sarayı olan Kushk-i Fîrûz’da büyümüştür.[4]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 638.

Moğol istilasından kaçan bilim adamlarının, zanaatkârların ve sanatçıların Delhi sarayına sığındığı ve himaye edildiği entelektüel bir ortamda yetişmiştir.[5]Haeri, Shahla. The Unforgettable Queens of Islam: Succession, Authority, Gender. Cambridge University Press, 26 Mart 2020, s. 109-110.

Devlet işlerine karşı ilgisi vardı. Babası da onun bu ilgisini fark etmiş ve teşvik etmiştir.[6]Ferişte. 2016, s. 181. Babasının zamanında devlet işlerini vakur bir şekilde yönetmiştir.[4]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 638. Fakat yetiştirilme tarzı döneminden farklı değildi. Çağdaş kaynak, onun halkın gözünden uzak tutulduğunu ve annesiyle beraber sarayda harem içerisinde purdah geleneği (perde arkasında kalma ve buna uygun olarak peçe takma) ile yetiştirildiğini söyler.[4]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 638.

Geç dönem tarihçisi Ferişte'nin rivayet ettiğine göre, dinî konularda da bilgiliydi ve Kuran'ı doğru telaffuz ile okuyabiliyordu.[6]Ferişte. 2016, s. 181.

Erken hayatı hakkında başka kesin bilgi bulunmamaktadır; fakat babası, dönemin diğer prenseslerinin aksine onu evlendirmemiştir. Raziye’nin neden evlendirilmediği bilinmemektedir; dönem tarihçileri bu konuda sessiz kalmıştır. Ancak modern tarihçi Shahla Haeri’ye göre babası, onunla evlenecek layık bir soylu bulamamış veya siyasi dengeleri göz önünde bulundurmuş olabilir.[7]Haeri, Shahla. The Unforgettable Queens of Islam: Succession, Authority, Gender. Cambridge University Press, 26 Mart 2020, s. 129-130.

Veliaht ilan edilmesi

Sultan İltutmuş aslında en büyük oğlu Nasırüddin Mahmud'u halef seçmişti. Nasırüddin Mahmud, 1227 yılında Awadh valiliği yapmıştı. Bengal valisi Gıyasüddin İvaz Halaci isyan edip bağımsızlık ilan edince, ordusuyla üzerine yürüdü. Yapılan savaşı kazanarak Gıyasüddin'i öldürdü ve Bengal'in yönetimini babası adına ele geçirdi. Böylece askerî yeteneklerini kanıtladı. Ancak 1229 yılında genç yaşta öldü.[8]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 627-629. Bu kayıptan kısa süre önce babası İltutmuş, Abbasi halifesinden aldığı hilatı ona göndererek kendisini onurlandırmış ve veliahtı olduğunu ilan etmişti.[8]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 627-629. Mahmud'un ölümü İltutmuş'u derinden etkiledi. İltutmuş, onun için Hindistan'ın ilk İslami türbesi olan Sultan Ghari Türbesi'ni ve Nasîriye Medresesini inşa ettirdi.[9]Media, The Milli Gazette, OPI, Pharos. The Milli Gazette.[10]Delhi Sultanlığında Eğitim (İngilizce). İltutmuş diğer oğullarının devleti yönetebilecek kapasitede olmadığını düşünüyordu. Ferişte'nin rivayet ettiğine göre Şemseddin İltutmuş, 1231’de Gwalior seferine çıkarken kızı Raziye Begüm’ü Delhi’ye vekil olarak bırakmıştır.[6]Ferişte. 2016, s. 181. İltutmuş, 1232’de seferden zaferle döndüğünde onu veliaht ilan etmeye karar vermiştir.[11]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 266. Katibi Tacül Mülk Mahmud’a, onu veliaht ilan ettiğini belirten bir ferman hazırlamasını istemiştir. Soylular bu haberi duyunca karşı çıkmışlar ve “Ülkeyi yönetebilecek yetişkin oğulların varken bir İslam hükümdarının varis olarak kızını seçmesinin nedeni nedir?” diye sormuşlardır. İltutmuş ise onlara, “Oğullarımın hiçbirinde devleti yönetebilecek kapasite yoktur; zira onlar gençlik zevklerine fazlasıyla düşkündürler ve devlet işlerini sürdüremezler. Ölümümden sonra tahta kızımdan başkasının uygun olmayacağı anlaşılacaktır.” diyerek cevap vermiştir. Cüzcani’nin aktardığına göre İltutmuş, kızı Raziye’nin çehresinde hükümdarlık ve yüksek ruh alametleri görmüştür.[4]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 638.

Ancak dönemin tarihçisi Minhac-ı Sirac Cüzcani, o sırada başkent Delhi’de değildi (1238 yılına kadar); yani söz konusu fermana bizzat tanıklık etmemiştir. Bu yüzden modern tarihçi Peter Jackson, Raziye’nin veliahtlığının, onun meşruiyetini pekiştirmek amacıyla destekçileri tarafından sonradan uydurulmuş olabileceğini ileri sürmektedir.[12]Jackson, Peter. The Delhi Sultanate: A Political and Military History. Cambridge University Press, 16 Ekim 2003, s. 46.

Tahta çıkışı

Şemseddin İltutmuş, 1236 yılında Bamyan seferine çıkarken hastalandığında Lahor valiliği yapan büyük oğlu Rükneddin Firuz'u Delhi’ye çağırmıştır. Bu durum, onun fikrini değiştirdiğini ve Raziye yerine Rükneddin’i seçtiğini göstermektedir. Cüzcani de halkın gözünün Rükneddin’in üzerinde olduğunu vurgulamıştır. İltutmuş kısa süre sonra, 30 Nisan 1236’da öldüğünde soylular, aynı tarihte Rükneddin’i oy birliğiyle ve tartışma çıkmadan yeni sultan ilan etmişlerdir.[11]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 266.

Rükneddin Firuz deneyimsiz bir şehzade değildi. 1228-1232 yılları arasında Badaun, 1232-1236 yılları arasında ise Lahor valiliği yapmıştı; yani idarî deneyime sahipti. Buna rağmen tahta geçince devlet işleriyle ilgilenmemiştir. Vaktini hadımlar, müzisyenler ve soytarılarla geçirmiştir. Fillere çok düşkün olduğu için fil bakıcıları büyük servet kazanmıştır. Hatta bazen sarhoş bir şekilde Delhi sokaklarında fil üzerinde etrafa altın saçtığı ve hazineyi tükettiği belirtilmiştir. Rükneddin’in zayıf karakteri, annesi Şah Terken’in fiilen yönetimi ele geçirmesine neden olmuştur. Şah Terken, Rükneddin Firuz’un öz annesi ve Raziye Sultan’ın üvey annesiydi; yani Rükneddin ile Raziye üvey kardeşti. Ayrıca Şah Terken ile Türkan Hatun farklı kişilerdir. Türkan Hatun, Raziye’nin öz annesi ve sarayın başkadınıydı; Şah Terken ise Türk kökenli bir cariyeydi.[13]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 631-637. Bahriye Üçok'a göre Rükneddin'in annesi Şah Terken, oğlunun tahta çıkmasında büyük bir rol oynamıştı.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960.

Şah Terken, iktidarı ele geçirene kadar hayırsever ve bol bağışlar yapan bir kadın olarak bilinmişti. Ancak gücü eline aldığında geçmişte kendisini küçümsediğini düşündüğü harem kadınlarını öldürtmeye başlamıştı. Bununla da kalmamış; İltutmuş’un genç ama sevilen oğlu Şehzade Kutbeddin’i, kendi oğlunun tahtını güçlendirmek amacıyla gözlerine mil çektirerek öldürtmüştü.[13]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 631-637.

Kırklar Meclisi denilen esasen köle kökenli Türklerden oluşan güçlü soylu grubu bu durumu kabullenmemiş ve isyan etmiştir. İsyan edenler arasında Awadh valisi Gıyaseddin Muhammed Şah (İltutmuş’un Firuz'dan küçük bir diğer oğlu), Badaun valisi Malik İzzeddin Muhammed Salari, Multan valisi Malik İzzeddin Kabir Han Ayaz, Hansi valisi Malik Seyfeddin Kuchi ve Lahor valisi Malik Alaeddin Jani bulunuyordu. İltutmuş'un oğlu Gıyaseddin Muhammed çevre kasabaları yağmalamış ve Bengal'den Delhi'ye giden hazineye el koymuştur. Rükneddin Firuz bu isyanları bastırmak için Delhi’deki orduyu toplamış ve sefere çıkmıştır. Ancak Tarain bölgesinde ordugahını kurduğunda büyük bir katliam yaşanmıştır ve Türk soyluları, Tacik (İran kökenli) bürokratlara saldırmıştır. Bu kargaşa sırasında İltutmuş'un başveziri Nizâmülmülk Cüneydî’nin oğlu Ziyâülmülk ve Kâtip Tacülmülk Mahmud gibi önemli isimler öldürülmüştür. Bu katliamın sebebi, Rükneddin Firuz’un yönetimde Türk soylularına değil, Tacik bürokratlara güvenmesiydi.[14]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 632-636.

Cüzcani’nin aktardığına göre bu sırada Raziye ve Şah Terken'in arası iyice açılmıştı. Şah Terken'in Raziye’yi öldürtmeye çalışması sebebiyle halk ayaklanmış ve sarayı basarak Şah Terken’i tutuklamıştır. Bunun sonucunda sarayın kontrolü Raziye'nin eline geçmiştir.[15]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 635-636. İbn Battuta'nın anlatımına göre ise Raziye; Rükneddin’in camiye gittiği sırada, Delhi Ulu Camii’nin yakınındaki Devlethane (eski saray) denilen binanın çatısına renkli kıyafetlerle çıkıp halka seslenmiştir. Onlara, Rükneddin’in kardeşini öldürdüğünü, şimdi de kendisini öldüreceğini söyleyerek zulme karşı yardım istemiş ve babasının (İltutmuş) dönemini, halka yaptığı iyi işleri ve merhametini hatırlatmıştır. Bu durum halkı galeyana getirmiş ve bir ayaklanmaya yol açmıştır. Halk camiye girip Rükneddin’i esir almış ve Raziye’nin huzuruna getirmiştir. Raziye, "Katiller katledilmelidir" diyerek onu idam etmiştir.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960. Ancak Rükneddin, o sırada Delhi’de değildi. Ayrıca Cüzcani, asıl katil olarak Rükneddin'i değil hırslı annesi Şah Terken'i göstermiştir; hatta Rükneddin'i son derece cömert ve canlılara zarar vermek istemeyen insancıl biri olarak tasvir etmiştir. Yine de Cüzcani, Rükneddin’in ve annesinin saltanatını şöyle tanımlamıştır: "Hükümdarlar, halklarının huzur içinde yaşayabilmesi için tüm erdemlere sahip olmalıdır. Ordu memnun kalsın diye cömert olmalıdırlar; ancak şehvet, sefahat düşkünü ve aşağılık kişiler devleti yıkıma sürükler."[16]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 636. Raziye Sultan’ın tahta çıkış yolu halkın doğrudan desteğini almasıyla açılmıştır ve bu yönüyle Orta Çağ tarihinde nadirdir. Ayrıca Tarihçi K.A Nizami'ye göre, Delhi halkı ilk defa hükümdar seçebilme insiyatifine sahip olmuştur.[17]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 275.

Rükneddin, annesinin tutuklandığı haberini alınca Delhi’ye doğru yola çıkmıştır; ancak Kilokhri’de (Delhi yakınları) ordusu onu terk ederek Raziye’nin safına geçmiş ve ardından Raziye Sultan’a biat etmiştir. Raziye Sultan, 19 Kasım 1236’da 31 yaşında tahta çıkmıştır. Tahta çıktıktan sonra Rükneddin’in üzerine bir ordu göndererek onu hapse attırmış ve muhtemelen idam ettirmiştir.[18]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 635. Rükneddin Firuz, 6 ay 28 gün hüküm sürdü; öldüğünde ~25 yaşındaydı.

Raziye Sultan ve hizmetçileri
Raziye Sultan ve hizmetçileriYazarı bilinmiyor, CC0, Wikimedia Commons

Yükselişe muhalefet

Raziye Sultan’ın tahta çıkışı taşra valileri tarafından kabul edilmemiştir. Rükneddin Firuz döneminde isyan eden valiler isyanlarını sürdürdüler ve Delhi'ye yürüdüler. Vezir Cüneydi ise Rükneddin’in ordugahında katliam yaşanmadan önce can güvenliğinden endişe ederek kaçmış ve isyancıların safına geçmiştir. Ardından Raziye’nin hükümdarlığını tanımayı reddetmiş ve Raziye karşıtı muhalefetin liderlerinden olmuştur. İsyancılar daha sonra farklı yönlerden Delhi’yi kuşatmışlardır.[19]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 276.

Raziye Sultan'ın at sürerken tasviri
Raziye Sultan'ın at sürerken tasviriYazarı bilinmiyor, CC0, Wikimedia Commons

İsyancılar Delhi'yi uzun süre kuşatma altında tuttular. Raziye, kardeşi Gıyaseddin Muhammed'in ölmesinin ardından (nasıl öldüğü açıkça anlatılmaz ancak büyük ihtimalle öldürülmüştür[20]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 633.) boşalan Awadh valiliğine kendi destekçisi olan Malik Nusratüddin Taysi'yi atamıştır. Taysi, ordusuyla Raziye'ye destek vermek için yola çıkmıştır. Ancak Ganj Nehri'ni geçerken ani bir baskına uğramış ve Seyfeddin Kuchi'nin kuvvetleri tarafından pusuya düşürülerek esir alınmıştır. Taysi hapisteyken hastalığı nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Bunun üzerine Raziye harekete geçmiştir; Delhi'deki orduyu toplayarak bizzat komutanlığı üstlenmiş ve şehirden çıkmıştır. Yamuna Nehri kıyısına ordugahını kurmuş ve isyancılarla olan savaşı buradan yönetmiştir. İki taraf arasında çatışmalar yaşanmış ancak kimse üstünlük sağlayamamıştır. Raziye, klasik bir meydan savaşıyla karşısındaki koalisyonu yenemeyeceğini anlayınca "böl ve yönet" stratejisini uygulamıştır. Kırılgan olan bu valiler koalisyonuna nifak sokmuş; valilik (ikta) ve siyasi vaatlerle koalisyonu parçalamayı başarmıştır. İsyancı valilerden Multan valisi Kabir Han Ayaz ve Badaun valisi Muhammed Salari ile gizlice görüşerek onları kendi safına çekmiştir. Birlikte diğer isyancıların üzerine ani bir baskın yaparak onları esir almayı planlamışlardır. Ancak plan sızmış ve Seyfeddin Kuchi, Alaeddin Jani ve vezir Cüneydi savaş alanından kaçmıştır. Raziye'nin süvarileri peşlerini bırakmamıştır. Seyfeddin Kuchi kardeşi Fahreddin ile birlikte yakalanarak idam edilmiştir. Alaeddin Jani ise Nakawan köyünde öldürülmüş; kesilen başı ibret olsun diye Delhi'ye gönderilmişti. Cüneydi ise Sirmaur dağlarına kaçmış ve orada ölmüştür. Böylece doğuda Bengal’den batıda Sind’e kadar sultanlığın bütün valileri onun hâkimiyetini tanımak zorunda kalmıştır.[21]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 639-641.[22]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 276-277.[23]Srivastava Ashirbadi Lal. The Sultanate Of Delhi. Shiva Lal Agarwala and Co., 1950, s. 103.

Aynı dönemde Bengal’de bir karışıklık ortaya çıkmıştı. Lakhnauti (Bengal'in başkenti) valisi Saifuddin Aibak’in öldürülmesinin ardından Awr Khan adlı bir emir yönetimi gasp etmişti. Ancak Bihar valisi Tuğrul Togan Han onun üzerine yürümüş, yapılan savaşta Awr Khan’ı yenip öldürtmüş ve böylece hem Bihar hem de Lakhnauti’nin yönetimini kendi elinde toplamıştır. Daha sonra Raziye Sultan'a bağlılığını bildirmiş ve değerli hediyeler göndermiştir. Raziye Sultan da ona sancaklar göndermiş; böylece Tuğrul Han konumunu meşrulaştırmıştır. Ayrıca Tuğrul Togan Han, Tirhut bölgesine düzenlediği yağma seferleriyle büyük ve değerli ganimetler elde etmiştir.[24]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 737.

Malik Taysi, daha önce Gwalior'da garnizon komutanı olarak görev yapmıştı. 1234 yılında Kâlincer'i yağmalamış; ancak dönüş yolunda Narwar kralı Chahada-deva tarafından saldırıya uğramıştır. Taysi zor duruma düşse de Deva'yı yenip püskürtmeyi başarmış ve Gwalior'a sağ salim ulaşmıştır.[25]Abu Umar I Usman, Maulana Minhaj Ud Din. Tabakat I Nasiri Vol II. Oriental Books Reprint Corporation, New Delhi, 2020, s. 733-734.

Muhammed Salari, İltutmuş döneminde Emir-i Hacip olarak görev yapmaktaydı;[26]Jackson, Peter. The Delhi Sultanate: A Political and Military History. Cambridge University Press, 16 Ekim 2003, s. 42. Rükneddin döneminde ise Badaun valiliğini elinde bulunduruyordu.[27]Abbas, Israa. The Political Situation of Badaun during the Mamluk Era (602-689 AH / 1206-1290 AD). 30 Aralık 2023, s. 202-209.

Türk soylularının gücünü kırma girişimi

Av partisinde Raziye
Av partisinde RaziyeYazarı bilinmiyor, CC0, Wikimedia Commons

Raziye Sultan, babasının döneminden kalma kadroyu ciddi şekilde elden geçirdi. Bazı güçlü, eski yöneticileri emekliliğe zorladı; yerlerine alt ve orta rütbede bulunan köleleri terfi ettirdi. Bunun sebebi, tamamen kendine sadık bir kadro oluşturmak istemesiydi.[28]Haeri, Shahla. The Unforgettable Queens of Islam: Succession, Authority, Gender. Cambridge University Press, 26 Mart 2020, s. 116-122.[29]Koç, Bilal. DEVLETİN NESEPTEN SEBEBE GEÇİŞİNE DİRENEN BİR UNSUR OLARAK ÇİHİLGAN/KIRKLAR MECLİSİ. Çukurova Üniversitesi, 31 Aralık 2017, s. 91-121. Komutanlığa, Kutluğ Han unvanını verdiği Malik Seyfeddin Aybek Bahtu'yu getirmiş; onun ölümünün ardından ise Malik Kutbeddin Hüseyin Guri'yi ordunun başına atamıştır. Vezirliğe, eski vezir Nizâmü'l-Mülk Cüneydi'nin yardımcısı olan Hoca Muhazzabüddin'i getirerek ona da Nizâmü'l-Mülk unvanını vermiştir. İhtiyareddin Aytekin'i Emir-i Hacip, Habeş asıllı Malik Cemaleddin Yakut'u ise Emir-i Ahur görevine getirmiştir. Lahor'un yönetimini kendisine bağlılık gösteren İzzeddin Kabir Han Ayaz'a vermiştir.[30]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 641. Kannauj valiliğine Timur adlı bir Türk beyini atamış, daha sonra onu Awadh valiliğine yükseltmiştir.[4]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 638. Baran valiliğine Malik Taciddin Sancar'ı,[31]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 754. Uch valiliğine ise Hindu Han'ı atamıştır; ancak Hindu Han, Raziye'nin ölümünün ardından görevden alınmıştır.[32]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 745. Badruddin Sunkar ise Badaun valisi olarak atanmıştır.[33]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 752. Taberhinda valiliğine Malik Altuniye'yi getirirken[34]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 644. ileride Delhi Sultanlığı'nın en güçlü hükümdarlarından biri olacak olan Gıyaseddin Balaban'ı da Emir-i Şikar, yani av emiri olarak görevlendirmiştir.[35]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 648. Atamalar ~1238 yılında tamamlanmıştır. Raziye Sultan'ın yaptığı atamalarda Türk olmayan kişileri özellikle ön plana çıkardığı görülmektedir. Yeni komutan Malik Kutbeddin Hüseyin Guri'nin Gurlu kökenli olması ve Emir-i Ahur görevine getirilen Malik Cemaleddin Yakut'un Habeş asıllı olması, Mühtedi, yani sonradan İslam'a geçmiş Hint kökenli Hindu Han'ı önemli bir şehrin valisi olarak ataması da onun Türklerin nüfuzunu kırma çabasını göstermektedir. Çünkü Türk soyluları yönetimi tamamen kendi tekellerine almak istiyordu. Raziye, farklı kökenlerden sadık devlet adamlarını göreve atayarak Türk oligarşisini dengelemeyi amaçlamıştır. Ancak bu politika Türk soyluları arasında büyük bir hoşnutsuzluk yaratmıştır.[36]Srivastava Ashirbadi Lal. The Sultanate Of Delhi. Shiva Lal Agarwala and Co., 1950, s. 103-105.[37]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 281. Özellikle Yakut'un atanması Kırklar Meclisi'nin tepkisini daha da artırmış ve uzun vadede Raziye'nin düşüşünü hazırlayan en önemli etken hâline gelmiştir.[38]Britannica.

Eski komutan Seyfeddin Aybek, Rükneddin döneminde Uch valisi idi. Ünlü hükümdar Celaleddin Mengüberdi'nin Gazne ve Bamyan çevresine vali olarak atadığı Hasan Karluk, Delhi'deki karışıklıkları fırsat bilerek Uch bölgesine saldırmıştı. Ancak Seyfeddin, Hasan Karluk'u yenerek saldırıyı başarıyla püskürtmüştü. Raziye onu bu başarısından dolayı komutan olarak atamış ve Kutluğ Han unvanıyla ödüllendirmiştir. Ancak Kutluğ Han kısa süre sonra atından düşerek hayatını kaybetmiştir.[39]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 274. Yeni Awadh valisi Timur ise Nepal'deki Bhati-Ghor toprakları üzerine seferler düzenleyerek büyük ganimetler elde etmiş; ayrıca bağımsız kabileleri itaat etmeye zorlayarak haraca bağlamıştır.[4]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 638.[40]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 743. Timur, Raziye’nin saltanatının başında henüz Kannauj valisi olduğu dönemde Gwalior ve Malwa bölgesine başarılı bir harekât düzenlemiş ve daha sonra terfi edilmiştir.[4]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 638.[40]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 743. Badruddin Sunkar ise İltutmuş döneminde Emir-i Ahur idi.[41]Abu Umar I Usman, Maulana Minhaj Ud Din. Tabakat I Nasiri Vol Ii. Oriental Books Reprint Corporation, New Delhi, s. 752.

Hükümdarlık

Raziye Begüm'ün bastırdığı "Billon" (bakır/jital) sikkeler
Raziye Begüm'ün bastırdığı "Billon" (bakır/jital) sikkelerOverlord12, CC0, Wikimedia Commons

Raziye Begüm; 19 Kasım 1236’dan 20 Nisan 1240’a kadar 3 yıl, 6 ay ve 6 gün hüküm sürmüştür.

Başlangıçta sikkelerini babası İltutmuş adına bassa da 1237 itibarıyla kendi adına sikkeler bastırmaya başlamıştır. Delhi, Bengal ve Badaun darphanelerinde gümüş tankaları bulunmuştur. Raziye Sultan billon (alaşımlı bakır jital) de bastırmıştır. Gümüş tankalar önemli devlet işleri için kullanılırken billon paralar günlük işler için kullanılmıştır.[42]Meena, Manoj. Coins of Razia Sultan. 1 Ocak 2022.[43]Goron, Stan. The Coins of the Indian Sultanates: Covering the Area of Present-day India, Pakistan, and Bangladesh. Munshiram Manoharlal, 2001. Bengal'de basılmış bir altın sikke de bulunmuştur.[43]Goron, Stan. The Coins of the Indian Sultanates: Covering the Area of Present-day India, Pakistan, and Bangladesh. Munshiram Manoharlal, 2001. Sikkelerde "Sultan Celâletü’d-Dünyâ ve’d-Dîn" (Dünya ve dinin yüce sultanı) ve "Sultân bint İltutmuş" ifadelerini yazdırmıştır.[42]Meena, Manoj. Coins of Razia Sultan. 1 Ocak 2022.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960. Tam ismi "Raziyyat-Ud-Dunya Wa Ud-Din" şeklindedir.[39]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 274. Sultanlığın Sanskritçe yazıtlarında ona Jallaladina denilmiştir.[39]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 274. Hükümdar anlamına gelen "Sultan" ünvanını kullanmış, ayrıca kendisinden "Padişah" olarak da bahsedilmiştir.[44]Chapter 5 – Raziya, The Mohammedan Empress of India.[45]Elliot, H. M. (Henry Miers). The history of India : as told by its own historians. The Muhammadan period. London : Trübner & Co., 1867, s. 332. Sikkelerin arka yüzünde ise dönemin Abbasi halifesine bağlılık göstermek amacıyla (el-Mustansır Billah) "Nasrat Amir Al-Mu 'Minin" (Halifenin yardımcısı) yazdırmıştır. "Nasrat" kelimesi "Nasir" kelimesinin dişil halidir.[46]Goron, Stan. The Coins of the Indian Sultanates: Covering the Area of Present-day India, Pakistan, and Bangladesh. Munshiram Manoharlal, 2001, s. 26.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960. Buna rağmen Raziye'nin halifeden onay almadığı belirtilir.[47]Law, Narendra Nath. Indian Historical Quarterly Vol.16. 1940, s. 753. Bengal'de basılan sikkelerde "Melike" olarak da anılmıştır.[48]Virasat Auctions.

Gümüş Tanka Sikkeler (Delhi)
Gümüş Tanka Sikkeler (Delhi)Tariq353, CC BY 4.0, Wikimedia Commons
Badaun Sikkeleri
Badaun SikkeleriTariq353, CC BY 4.0, Wikimedia Commons

Raziye Sultan, saltanatının ilerleyen dönemlerinde (yaklaşık 1238 yılı) perde arkasından yönetim anlayışını terk etmiş; peçesini çıkarmış ve yüzü açık bir şekilde fil üstünde Delhi sokaklarında gezmiştir. Bütün halk ve ordu, onun yüzünü görmüştür. Ayrıca erkek hükümdar kıyafetleri (kaba ve külah) giymiştir.[4]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 638. İbn Battuta'ya göre at üzerinde gezerken ok torbası ve yay taşımıştı.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960. Bunun sebebi, Raziye’nin perde arkasından imparatorluk büyüklüğündeki toprakları[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960. doğrudan ve etkili bir biçimde yönetemeyeceğini (orduya komuta etmek, halkla doğrudan temas kurmak, toplantılara doğrudan katılmak ve bürokratik süreçlerin yavaşlamasını engellemek gibi) anlamasıydı.[49]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 643.[37]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 281. Ancak 19. yüzyıl oryantalisti Binbaşı Raverty'e göre bu kıyafet değişimi sadece bir başlık ve tunik eklemesinden ibaretti ve kadın kıyafetinden çok da farklı değildi.[4]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 638.İbn Battuta’nın aktardığına göre Sultan İltutmuş, şehirde adaleti sağlamak için haksızlığa ve zulme uğrayan insanların renkli (genellikle kırmızı) kıyafetler giymesini istemiştir. Normal halk beyaz giyindiği için renkli kıyafetler giyen kişiler bu ayrım sayesinde hemen dikkat çekiyordu. İltutmuş, bazen at üstünde Delhi sokaklarında dolaşırken bu kişilerin şikayetlerini bizzat dinlemiştir. Bununla da kalmayıp sarayının kapısına iki aslan heykeli koydurmuş ve bunların boyunlarına zincirli çanlar (ziller) astırmıştır; böylece gece vakti bile olsa acil bir sorunu olan, haksızlığa veya zulme/tecavüze uğrayan kişiler bu zili çalarak hükümdarın huzuruna çıkabilmiştir.[50]The Rehla of Ibn Battuta. 2014, s. 116.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960. Ancak Rükneddin ve annesi Şah Terken döneminde bu adalet gelenekleri aksamış, hatta tamamen terk edilmiştir.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960. Raziye ise İltutmuş döneminde uygulanan devlet kaide ve geleneklerini tekrar yürürlüğe koymuş ve Delhi halkına huzur getirmiştir. Halka karşı pek cömert davranmıştır.[51]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 639.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960.Raziye, soyluların beklediği gibi sembolik bir figür olmamış; tam tersine merkezi otoriteyi güçlendirmeye çalışmıştır.[52]Peter Jackson. The Delhi Sultanate A Political And Military History ( Cambridge Studies In Islamic Civilization ). 1999, s. 47. Yaptığı atamalar "Kırklar Meclisi"nin gücünü tehdit etmeye başlamıştır. Kırklar Meclisi denilen bu grup, Sultan İltutmuş'a sadıktılar ve çocuklarına da, kendi çıkarları tehdit edilmediği sürece, hizmet etmeye devam ettiler; ancak onlara karşı sadakatleri zayıftı[28]Haeri, Shahla. The Unforgettable Queens of Islam: Succession, Authority, Gender. Cambridge University Press, 26 Mart 2020, s. 116-122. ve tarihçi K. A. Nizami'nin deyimiyle, onları "kurbanlık keçi" gibi harcamaktan çekinmediler.[53]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 267. Özellikle Habeşli Yakut, sarayda büyük bir nüfuz kazanmıştır; ancak Afrikalı olması nedeniyle Türk soyluları tarafından asla kabul edilmemiştir. Raziye ata ve file binerken Yakut’un, ona destek olmak amacıyla koltuk altına dokunması (binmesine yardım etmesi)[54]Ahmad Khwajah Nizamuddin. The Tabaqat-i-akbari Vol-i. 1927, s. 76. aslında "Emir-i Ahur"un (atların ve binek hayvanların sorumlusu) bir göreviydi.[49]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 643. Ancak Raziye bir kadın, Yakut ise Habeşli olduğu için soylular bunu bir skandal olarak nitelemiş ve Yakut’a karşı iyice cephe almalarına yol açmıştır.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960.[55]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 642-643. Yakut'un saraydaki nüfuzu o derece büyük bir huzursuzluk yaratmıştı ki yalnızca Türk askerî aristokrasisi değil, saray bürokrasisindeki Tacik ve Gurlu kökenli unsurlar dahi Raziye Sultan'a karşı cephe almıştı. Bu durum onun devrilmesine sebep olmuştur.[56]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 750. Kırklar Meclisi, hükümdarı "eşitler arasında birinci" olarak görüyor ve yoğun bir iktidar hırsı barındırıyordu. Raziye, onların oligarşik tekelini kırmak ve otoritesini mutlak kılmak için neredeyse tavizsiz bir duruş sergilemiş; bu durum, soyluların çeşitli entrikalar çevirerek en nihayetinde onu devirmelerine yol açmıştı.[57]Srivastava Ashirbadi Lal. The Sultanate Of Delhi. Shiva Lal Agarwala and Co., 1950, s. 103-104.[58]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 276/280. Ancak Raziye'nin saltanatı boyunca "kadınların yönettiği toplum refaha eremez" hadisi, kaynakların aktardığı şekliyle açık bir muhalefet olarak kullanılmamıştır.

Cüzcani, Raziye Sultan'ı ünlü eseri Tabakât-ı Nâsırî adlı kitabında şöyle anlatmıştır: "Sultan Raziye, büyük bir hükümdardı. Feraset sahibi, adil ve hayırseverdi; tebaasına karşı şefkatli, adaletin dağıtıcısı, ordularının komutanı ve âlimlerin hamisiydi. Bir hükümdarda bulunması gereken tüm hayranlık uyandırıcı erdem ve niteliklerle donatılmıştı; fakat tüm bu mükemmel niteliklere sahip olmasının ona ne faydası vardı ki? Çünkü o erkek olarak doğmamıştı.[59]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 636-637.

İsyanlar ve askerî seferler

Raziye Sultan’ın 3,5 yıllık kısa saltanatı oldukça hareketli geçmiştir.

1237 yılının Mart ayında, Nur Türk adlı bir vaizin; Delhi, Doab, Sind ve Gucerat gibi Hindistan’ın farklı bölgelerinden topladığı, yaklaşık 1.000 kişilik Karmati ve Mülahadilerden oluşan bir grup Delhi’de büyük bir isyan çıkarmıştır. Bu grup ilk önce Ken ve Ganj nehirlerini geçerek gizlice birbirlerine bağlılık yemini etmiştir.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960. Nur Türk, takipçilerini Sünni İslam’ın Nasibi (Hz. Ali'yi kötülediğini) ve Mürci (imanı sadece dil ile ikrar etmekten ibaret) olduğunu iddia ederek galeyana getirmiş ve Sünniliğin prestijini sarsmak amacıyla saldırı düzenlemeye karar vermiştir. İsyancılar, iki koldan Delhi Ulu Camii’ne baskın düzenlemiştir; birinci kol kuzeydeki Yeni Hisar tarafındaki kapıdan, ikinci kol ise şehrin içindeki kumaşçıların bulunduğu Bezzazlar Çarşısı (Kumaşçılar Pazarı) yönünden kılıçlar ve kalkanlarla ilerlemiştir. Camiye doğru yürürken, mimari benzerliğinden dolayı ilk olarak onun hemen yakınındaki Muizzî Medresesi’ne dalan saldırganlar, burayı cami zannederek içerideki insanları katletmeye başlamışlardır. Ardından asıl hedefleri olan Ulu Camii'ye yönelerek katliama devam etmişlerdir. Bu saldırı sırasında bazı Müslümanlar kılıçtan geçirilirken, bazıları da yaşanan izdihamda ezilerek hayatını kaybetmiştir. Halkın yardım çığlıkları üzerine, emirler ve onların birlikleri tam teçhizatlı (kılıç, kalkan, mızrak, zırh ve at) bir şekilde camiye giderek isyancılarla çatışmaya girmiştir. Bu sırada cami damına çıkan halk, ağır taşlar ve tuğlalar fırlatarak çatışmaya aktif bir şekilde dahil olmuştur. Askerlerin ve halkın ortak müdahalesiyle isyancıların tamamı etkisiz hâle getirilmiştir.[60]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 646-648. Raziye Sultan'ın bu isyanı bastırması, onun dinî çevreler tarafından kabul görmesini sağlamıştır.[61]Haeri, Shahla. The Unforgettable Queens of Islam: Succession, Authority, Gender. Cambridge University Press, 26 Mart 2020, s. 120-122. Mülahadiler daha önce de Sultan İltutmuş'a karşı başarısız oldukları ve kılıçtan geçirildikleri bir suikast girişiminde bulunmuşlardı.[62]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 624.

Saray toplantısı tasviri.
Saray toplantısı tasviri.Gulam Ali Khan, CC0, Wikimedia Commons

Raziye Sultan, 1236-1237 (tam tarih belirtilmemiştir) yıllarında komutanı Hüseyin Guri’yi Ranthambore üzerine göndermiştir. İltutmuş’un vefatının ardından Chahamanalar Hanedanlığı’nın yeni hükümdarı Vagbhata kaleyi kuşatmıştı; Hatta burayı bir süreliğine abluka altına da almıştı.[63]Sen, Sailendra Nath. Ancient Indian History and Civilization. New Age International, 1999, s. 336.[44]Chapter 5 – Raziya, The Mohammedan Empress of India. Ancak Delhi’deki iç karışıklıklar nedeniyle o dönemde kaleye müdahale edilememişti. Tahtını yeni sağlamlaştıran Raziye Sultan, komutanı Hüseyin Guri’ye Ranthambore’a yürüme emri verdi. Hüseyin Guri, Rajputların direncini kıramadığı için kaleyi geri alamadı; ancak Rajputların kuşatmasını kırdı ve zor durumda olan Türk garnizonunu sağ salim tahliye etti. Ardından, kalenin Rajputların eline sağlam bir şekilde geçmemesi için tahkimatları yıkarak Delhi’ye döndü.[64]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 642.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960. Vagbhata ise pes etmedi; bir süre sonra kaleyi onardı ve tekrar ele geçirdi. Hatta Vagbhata, Delhi Sultanlığı’nın 1248 ve 1253 yıllarındaki saldırılarını da başarıyla püskürttü.[63]Sen, Sailendra Nath. Ancient Indian History and Civilization. New Age International, 1999, s. 336. Ranthambore, 1301 yılına kadar hiçbir sultan tarafından kalıcı olarak geri alınamadı.[65]Majumdar, r c Ed. The Struggle For Empire. 1957.

Ranthambore kalesi
Ranthambore kalesiDavi1974d, CC BY 4.0, Wikimedia Commons

1238'de Taciddin Sancar komutasında bir orduyu Gwalior üzerine gönderdi; amaç Gwalior üzerindeki kontrolü tesis etmekti. Çünkü Gwalior valisi Raşidüddin’in ölümü ardından şehirde hem otorite boşluğu oluşmuştu hem de çevredeki Narwar kralı Chahada-deva tehlike arz ediyordu. Zira 1234'te Gwalior'a saldırmıştı.[66]Law, Narendra Nath. Indian Historical Quarterly Vol.16. 1940, s. 762.[67]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 221. Ayrıca Raziye Sultan, yerel yöneticilerin sadakatinden de şüphelenmiş olabilir. Özellikle valinin ölümünden sonra fiilen oranın en üst yöneticisi, Emir-i Dad (başyargıç) olan Ziyaüddin Cüneydi idi ve Raziye'ye karşı isyan eden vezir, Cüneydi'nin akrabasıydı; ancak herhangi bir isyan olmadığı belirtilir. Raziye, orduyu zengin hediyelerle beraber gönderdi. Cüzcani, o dönemde bizzat orada bulunduğu için olayı kendi ağzından aktarır: "İtaatsizlik bir ihtimal olmadığı için muzaffer hükûmetin destekçisi ve bu metinlerin yazarı olan ben, Ziyaüddin Cüneydi ve şehrin ileri gelenlerinden oluşan bir heyet ile Delhi'ye yola çıktık." Raziye'nin ordusu şehri ele geçirdi ve garnizon düzenlendi. Raziye, Minhac-ı Sirac Cüzcani'yi ödüllendirerek onu hem Gwalior kadılığına hem de Delhi'deki Nasıriye Medresesi'nin başına atadı. Ancak iki işi aynı anda yapması mümkün olmadığından, muhtemelen Gwalior kadılığını bir vekil aracılığıyla yürüttü.[68]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 643-644.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960.

1239 yılının sonlarına doğru Lahor Valisi Kabir Han Ayaz isyan etti. 16. yüzyıl tarihçisi Ferişte'ye göre Kabir Han'ın isyanının sebebi, Raziye'nin Yakut'a olan yakınlığının yarattığı hoşnutsuzluktu Kabir Han, Raziye'ye olan bağlılığını kopardı ve ordusunu güçlendirdi.[69]Ferişte. 2016, s. 182. Ancak modern tarihçi K. A. Nizami'ye göre gerçek sebebi bilinmemekle birlikte, hırslı bir kişiliğe sahip olan Kabir Han, Raziye'nin gittikçe artan gücüne karşı onu devirmek isteyen komploculardan önce davranıp kendisini avantajlı bir konuma getirmeyi düşünüyordu.[70]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 277.

Raziye isyan haberini aldığında hızlı bir şekilde hareket etti ve ordusunu bizzat komuta ederek Lahor'a ulaştı. Kabir Han Ayaz hazırlıksız yakalanmıştı; bu yüzden Ravi Nehri'ni geçerek Sodhra kasabasına kadar kaçtı. Ancak Raziye onu takip etmeye devam etti ve köşeye sıkıştırdı. Kabir Han daha fazla kaçamadı çünkü kasabanın ötesinde İndus Nehri bulunuyordu. İndus Nehri'ni geçse bile bu sefer Moğol kontrolündeki topraklara girmiş olacaktı. Kabir Han bu riski göze alamadığı gibi, diğer yandan da Raziye'nin güçlü ordusuyla başa çıkamayacağını anlamıştı. Raziye Sultan ise ordusuyla Ravi Nehri'ni geçmişti ve Kabir Han'ın kaçış yolunu kapatmıştı. Bu yüzden teslim oldu. Teslim olduktan sonra anlaşma gereği Lahor elinden alındı ve Multan'a gönderildi. Multan bölgesinde bağlılık şartıyla valilik görevini üstlenmesine izin verildi; eski Multan Valisi Malik Karakaş Han ise ödüllendirilerek Lahor valiliğine atandı.[71]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 644-645.[72]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 277-278.[73]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 726-727.[74]Srivastava Ashirbadi Lal. The Sultanate Of Delhi. Shiva Lal Agarwala and Co., 1950, s. 104.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960.

Hasan Karluk, o dönemde Moğol baskısı yüzünden topraklarından çekilerek Sind bölgesine sığınmıştı. Raziye Sultan halihazırda Lahor(Pencab) bölgesindeyken, Hasan Karluk muhtemelen bir tür ittifak müzakeresi yürütmek veya yardım istemek için oğlunu Sultan'ın huzuruna elçi olarak gönderdi.[75]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 280-281. Raziye şehzadeyi iyi karşıladı ve ona Baran bölgesinin iktasını tahsis etti; ancak şehzade çok kısa süre sonra bölgeden ayrılıp babasının yanına döndü.[76]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 645.

İktidarı kaybetmesi ve ölüm

Raziye, Lahor seferinde askerî başarı kazansa da onun başkentten ayrılması, Kırklar Meclisi'nin komplo kurması için büyük bir fırsattı. Raziye'nin sadık sandığı adamlar ona ihanet etti. Emir-i Hacip Aytekin ve arkadaşı Taberhinda valisi Altuniye başta olmak üzere onlara destek veren pek çok soylu, aralarında gizli bir ittifak kurdular.[74]Srivastava Ashirbadi Lal. The Sultanate Of Delhi. Shiva Lal Agarwala and Co., 1950, s. 104.[77]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 279.

Taberhinda valisi olan Altuniye ilk başta Şerbetçibaşılık (İçecek servisinden sorumlu görevli) ve Otağıbaşılık (hükümdarın çadırından sorumlu görevli) yapıyordu. Sadakati sayesinde Raziye onu ödüllendirerek Baran valiliğine atadı, daha sonra Taciddin Sancar'ın bu makama getirilmesiyle Taberhinda valiliğine kaydırıldı.[78]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960. Haciplik yapan Aytekin ise Sultan İltutmuş döneminde onun kişisel muhafızlarının komutanlığı yapmıştı; başarıları sayesinde Mansurpur bölgesi ve Nandana Kalesi'nin yöneticiliğine atanmıştı. Raziye döneminde önce Badaun valiliğine getirildi, sonra Emir-i Hacip rütbesine yükseltildi.[79]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 749.

Komplocuların görüşüne göre Delhi'de çıkarılacak bir isyan başarılı olmazdı çünkü Raziye halkın tam desteğine sahipti;[39]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 274. ancak tek bir valinin çıkardığı isyan da başarısız oluyordu. Bu yüzden Raziye'yi başkentten uzaklaştırarak çift taraflı bir komplo kurma kararı aldılar.[80]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 278.

Komplonun sebebi açıktı; soylular söz geçirip kontrol edebilecekleri birini tahta çıkarmak istiyorlardı. Kabir Han Ayaz'ın isyanının başarısızlığının ardından bu sefer rollerini daha dikkatli bir şekilde oynadılar.[74]Srivastava Ashirbadi Lal. The Sultanate Of Delhi. Shiva Lal Agarwala and Co., 1950, s. 104.

Altuniye, Aytekin ve diğer bazı soylular, kendilerini yükselten Raziye'ye ihanet etmekten kaçınmadılar.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960.

Taberhinda Kalesi
Taberhinda KalesiNitin544, CC BY 4.0, Wikimedia Commons

Raziye 3 Nisan 1240 tarihinde seferden zaferle döndüğünde, Altuniye'nin isyan ettiği haberini aldı. İsyanı daha da büyümeden bastırmak için yaz sıcağı olmasına rağmen sadece 10 gün sonra büyük bir orduyla tekrar sefere çıktı; kendisine karşı kurulan bu gizli ittifaktan tamamen habersizdi. Yakut ise muhtemelen Raziye'nin kişisel korumalarına komuta ediyordu.[76]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 645. Taberhinda Kalesi önüne geldiğinde, ordusundaki bazı Türk emirler ve soylular aniden ayaklandı ve Yakut'u öldürdüler. Cüzcani'nin deyimiyle "gelişen birtakım şartlardan dolayı" Raziye Sultan, muhalifler tarafından tutuklandı. Emirler daha sonra onu Taberhinda Kalesi'ne gönderdiler. Yaşananlar bir meydan savaşı değil, planlı bir ihanetti. Raziye'nin esir alındığı haberi başkente gittiğinde tahta hemen kardeşi Behram Şah çıkarıldı (20 Nisan 1240) ve böylece Raziye'nin saltanatı bir darbe ile son bulmuş oldu.[74]Srivastava Ashirbadi Lal. The Sultanate Of Delhi. Shiva Lal Agarwala and Co., 1950, s. 104.[76]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 645.[81]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 280. Fakat Altuniye, yeni düzenden beklediği payı alamadı. Çünkü Emir-i Hacip Aytekin, Behram Şah tarafından öldürülmüştü ve onun ölümünden sonra sarayda kimse Altuniye ile ilgilenmedi. Bu durum, Altuniye’nin Raziye ile ittifak kurmasına yol açtı. Altuniye, Raziye ile evliliği sayesinde hem onun kocası olarak statüsünü yükseltebilecek, hem de kendisini maşa gibi kullanan soylulardan intikam alabilecek ve Raziye'nin tahtına ortak olacaktı. Raziye ise Altuniye’nin içinde bulunduğu bu durumu fark ederek tahtını geri kazanmak için onunla birlikte hareket etmeyi kabul etti. Böylece ikili evlendi ve tahtı Behram Şah'tan geri alma amacıyla yeni bir ordu toplamaya başladı. Rajputlar, Jatlar ve Hokarlar gibi yerel gruplardan oluşan toplama bir ordu kurdular ve Delhi üzerine yürüdüler. Raziye, tahtını geri almak için yola çıktığı haberini her tarafa duyurdu. Bunun üzerine Lahor valisi Malik Karakaş Han ve Hansi valisi Muhammed Salari, Raziye ve Altuniye'ye destek verdiler. Ancak Behram Şah ve soyluların merkezî ordusuna karşı Delhi önlerinde yapılan savaşı kaybettiler. Ardından Kaithal'a çekildiler; ancak ordu onları terk etti ve tamamen yalnız kaldılar. 14 Ekim 1240 tarihinde Hindular tarafından -Raziye, Kaithal'da; Altuniye ise Mansurpur sınırlarında- esir alındılar ve öldürüldüler.​[82]KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 279-280.[83]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 646-647.[84]Haeri, Shahla. The Unforgettable Queens of Islam: Succession, Authority, Gender. Cambridge University Press, 26 Mart 2020, s. 123.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960.

Tarihçi Srivastava'ya göre Raziye'nin düşüşünün sebebinin onun cinsiyeti olduğu, yani Türk soylularının bir kadın tarafından yönetilmekten hoşlanmadıkları düşünülür. Ancak onun düşüşünün asıl nedeni, Türk askerî aristokrasisinin iktidar hırsı gibi görünmektedir; onlar, Delhi hükümdarını kendi ellerinde bir kukla haline getirerek yönetimdeki tekel konumlarını korumayı hedefliyorlardı. Raziye ise onların bu gücü ellerinde tutma çabalarını boşa çıkarmış, krallıkta kendisini en üstün konuma getirmek ve gücü kendi elinde toplamak için çabalamıştı. Dolayısıyla, onun ölümüne neden olan süreçte cinsiyeti ikincil bir unsurdu.[85]Srivastava Ashirbadi Lal. The Sultanate Of Delhi. Shiva Lal Agarwala and Co., 1950, s. 105.

Cüzcani, Altuniye’yi anlatırken ondan "aslan yürekli, enerjik, yiğit, cömert, erkeksi ve çok cesur" birisi olarak bahsetmiştir. Altuniye, Raziye ile evlendiğinde onun davasını kendi davası gibi sahiplenmiş ve Behram Şah'ın ordusuna karşı kahramanca savaşmıştır.[86]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 748.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960.

İbn Battuta ise Raziye'nin ölümünü farklı anlatır. Raziye Sultan son savaşı kaybedince esir düşmemek için savaş alanından kaçmıştır. Bitkin bir halde bir tarlaya sığınan Raziye Sultan'ı, orada çalışan yerel bir Hindu çiftçi karşılar. Karşısında bitkin düşmüş birini gören çiftçi, ona yemesi için bir parça ekmek verir. Raziye Sultan ise tarladaki bir ağacın gölgesinde uykuya dalar. Sultan uyurken onun kıyafetlerini ve zırhını daha dikkatli inceleyen çiftçi, altın işlemeler ve parıldayan değerli mücevherler olduğunu fark eder. Karşısındaki kişinin sıradan bir asker değil, çok zengin biri olduğunu anlayınca açgözlülüğe kapılan çiftçi, hükümdarı uykusunda öldürür, cesedini tarlaya gömer ve ardından atı ile değerli kıyafetlerini gasp eder. Daha sonra çiftçi, Raziye Sultan'dan çaldığı bu kraliyet elbiselerini ve değerli eşyaları satmak için yerel bir pazara götürür ancak fakir bir köylünün elindeki bu paha biçilemez ve saraya ait olduğu aşikar olan kıyafetler, pazardaki görevlilerin ve esnafın hemen dikkatini çeker. Şüphe üzerine yakalanarak yerel kadının karşısına çıkarılan çiftçi, yapılan sorgulamadaki baskıya dayanamayarak suçunu itiraf eder ve hükümdarı öldürdüğünü, cesedini ise tarlaya gömdüğünü söyler.[87]The Rehla of Ibn Battuta. 2014, s. 118.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960. Yine İbn Battuta’nın Rihle adlı eserindeki anlatımlara göre, Raziye'nin ölümünden sonra mezarı üzerine bir kubbe inşa edilmiş ve ziyaretgâha dönüşmüştür. Halk onun mezarında bereket dilemiştir.[87]The Rehla of Ibn Battuta. 2014, s. 118.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960. 35 yaşında hayatını kaybetmiştir.

Raziye'nin ölümünden sonra Delhi Sultanlığı tekrar güç kaybetmiştir ve yönetim bir süre tamamen soyluların tekeline geçmiştir.[3]Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960.

Mezarı

Raziye Begüm'ün türbesi.
Raziye Begüm'ün türbesi.Gulam Ali Khan, CC0, Wikimedia Commons

Eski Delhi’deki Turkman Kapısı yakınlarında, Mohalla Bulbuli Khana’da bulunan ve son derece sade olan mezarında yattığı iddia edilmektedir. Mezarın, Raziye'nin üvey kardeşi ve halefi Behram Şah tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir. Bugün Delhi’de yaşayan çoğu insan tarafından bilinmemekte ve çok az kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Etrafı binalarla çevrili olan mezar, dar bir sokağın içinde kalmıştır ve oldukça bakımsızdır. Burası modern zamanda resmi mezarı olarak kabul edilir.[88]A forgotten tomb. 9 Ağustos 2013. Ancak burada Raziye’nin değil, iki sufi dervişin yattığına dair alternatif bir görüş mevcuttur.[89]Haeri, Shahla. The Unforgettable Queens of Islam: Succession, Authority, Gender. Cambridge University Press, 26 Mart 2020, s. 150. Ayrıca İbn Battuta'ya göre Raziye'nin mezarı, Delhi şehrinden yaklaşık 5 km ötede, Yamuna Nehri yakınlarında bulunuyordu.[87]The Rehla of Ibn Battuta. 2014, s. 118. Bir başka yerel anlatıya göre ise asıl mezarı Kaithal’da yıkık bir binanın içinde bulunmaktadır.[90]Kaithal farmer stands in way of Razia Sultan memorial. 13 Haziran 2014.

Sanat ve eğitim

Raziye Begüm Sultan, sanatı ve eğitim kurumlarını desteklemiştir. Raziye Sultan döneminde Muizzî Medresesi hızla gelişmekteydi. İsyancı Karmatilerin burayı Ulu Cami zannedip girmeleri bunun kanıtı sayılır. Ayrıca sarayında himaye ettiği şair İmam Nasîr isimli bir entelektüel de Cüzcani'nin yazılarında geçer; ancak kısa saltanatından dolayı büyük bir yenilik yapamamıştır.[91]Arşivlenmiş kopya.[10]Delhi Sultanlığında Eğitim (İngilizce).

Ayrıca bakınız

Raziye Begüm'ün ismi farklı kaynaklarda Raziyye, Radıyye, Razziyat, Razziyah, Razia, Raziah, Raziya veya Ruzeea Begum olarak da geçmektedir.

Bir diğer kadın hükümdar olan Şecerüddür'ün neredeyse çağdaşıdır. (Raziye 1236-1240, Şecerüddür-1250) Her ikiside Türk-Memlük sisteminde tahta çıkmış ancak kısa süre sonra indirilmişlerdir.

Kaynakça

  1. 1.Smithsonian "TIMELINES OF EVERYONE" (1st ed.). U.S. U.K.: DK.. 2020, s. 63.
  2. 2.Chapter 4 – Kutb-ad-din Aybek and Altamish – Two of the Slave Kings. ibiblio.org
  3. 3.Bahriye Üçok, Delhi Müslüman-Türk Sultanlığının Kuruluşu ve Sultan Raziye’nin Saltanatı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1, Tarih 1960. dergiler.ankara.edu.tr
  4. 4.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 638. archive.org
  5. 5.Haeri, Shahla. The Unforgettable Queens of Islam: Succession, Authority, Gender. Cambridge University Press, 26 Mart 2020, s. 109-110. books.google.com.tr
  6. 6.Ferişte. 2016, s. 181. archive.org
  7. 7.Haeri, Shahla. The Unforgettable Queens of Islam: Succession, Authority, Gender. Cambridge University Press, 26 Mart 2020, s. 129-130. books.google.com.tr
  8. 8.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 627-629. archive.org
  9. 9.Media, The Milli Gazette, OPI, Pharos. The Milli Gazette. milligazette.com
  10. 10.Delhi Sultanlığında Eğitim (İngilizce). pu.edu.pk
  11. 11.KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 266. archive.org
  12. 12.Jackson, Peter. The Delhi Sultanate: A Political and Military History. Cambridge University Press, 16 Ekim 2003, s. 46. books.google.com.tr
  13. 13.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 631-637. archive.org
  14. 14.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 632-636. archive.org
  15. 15.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 635-636. archive.org
  16. 16.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 636. archive.org
  17. 17.KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 275. archive.org
  18. 18.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 635. archive.org
  19. 19.KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 276. archive.org
  20. 20.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 633. archive.org
  21. 21.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 639-641. archive.org
  22. 22.KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 276-277. archive.org
  23. 23.Srivastava Ashirbadi Lal. The Sultanate Of Delhi. Shiva Lal Agarwala and Co., 1950, s. 103. archive.org
  24. 24.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 737. archive.org
  25. 25.Abu Umar I Usman, Maulana Minhaj Ud Din. Tabakat I Nasiri Vol II. Oriental Books Reprint Corporation, New Delhi, 2020, s. 733-734. archive.org
  26. 26.Jackson, Peter. The Delhi Sultanate: A Political and Military History. Cambridge University Press, 16 Ekim 2003, s. 42. books.google.com.tr
  27. 27.Abbas, Israa. The Political Situation of Badaun during the Mamluk Era (602-689 AH / 1206-1290 AD). 30 Aralık 2023, s. 202-209. researchgate.net
  28. 28.Haeri, Shahla. The Unforgettable Queens of Islam: Succession, Authority, Gender. Cambridge University Press, 26 Mart 2020, s. 116-122. books.google.com.tr
  29. 29.Koç, Bilal. DEVLETİN NESEPTEN SEBEBE GEÇİŞİNE DİRENEN BİR UNSUR OLARAK ÇİHİLGAN/KIRKLAR MECLİSİ. Çukurova Üniversitesi, 31 Aralık 2017, s. 91-121. dergipark.org.tr
  30. 30.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 641. archive.org
  31. 31.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 754. archive.org
  32. 32.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 745. archive.org
  33. 33.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 752. archive.org
  34. 34.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 644. archive.org
  35. 35.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 648. archive.org
  36. 36.Srivastava Ashirbadi Lal. The Sultanate Of Delhi. Shiva Lal Agarwala and Co., 1950, s. 103-105. archive.org
  37. 37.KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 281. archive.org
  38. 38.Britannica. britannica.com
  39. 39.KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 274. archive.org
  40. 40.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 743. archive.org
  41. 41.Abu Umar I Usman, Maulana Minhaj Ud Din. Tabakat I Nasiri Vol Ii. Oriental Books Reprint Corporation, New Delhi, s. 752. archive.org
  42. 42.Meena, Manoj. Coins of Razia Sultan. 1 Ocak 2022. academia.edu
  43. 43.Goron, Stan. The Coins of the Indian Sultanates: Covering the Area of Present-day India, Pakistan, and Bangladesh. Munshiram Manoharlal, 2001. books.google.com.tr
  44. 44.Chapter 5 – Raziya, The Mohammedan Empress of India. ibiblio.org
  45. 45.Elliot, H. M. (Henry Miers). The history of India : as told by its own historians. The Muhammadan period. London : Trübner & Co., 1867, s. 332. archive.org
  46. 46.Goron, Stan. The Coins of the Indian Sultanates: Covering the Area of Present-day India, Pakistan, and Bangladesh. Munshiram Manoharlal, 2001, s. 26. books.google.com.tr
  47. 47.Law, Narendra Nath. Indian Historical Quarterly Vol.16. 1940, s. 753. archive.org
  48. 48.Virasat Auctions. virasatauctions.com
  49. 49.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 643. archive.org
  50. 50.The Rehla of Ibn Battuta. 2014, s. 116. archive.org
  51. 51.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 639. archive.org
  52. 52.Peter Jackson. The Delhi Sultanate A Political And Military History ( Cambridge Studies In Islamic Civilization ). 1999, s. 47. archive.org
  53. 53.KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 267. archive.org
  54. 54.Ahmad Khwajah Nizamuddin. The Tabaqat-i-akbari Vol-i. 1927, s. 76. archive.org
  55. 55.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 642-643. archive.org
  56. 56.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 750. archive.org
  57. 57.Srivastava Ashirbadi Lal. The Sultanate Of Delhi. Shiva Lal Agarwala and Co., 1950, s. 103-104. archive.org
  58. 58.KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 276/280. archive.org
  59. 59.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 636-637. archive.org
  60. 60.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 646-648. archive.org
  61. 61.Haeri, Shahla. The Unforgettable Queens of Islam: Succession, Authority, Gender. Cambridge University Press, 26 Mart 2020, s. 120-122. books.google.com.tr
  62. 62.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 624. archive.org
  63. 63.Sen, Sailendra Nath. Ancient Indian History and Civilization. New Age International, 1999, s. 336. books.google.com.tr
  64. 64.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 642. archive.org
  65. 65.Majumdar, r c Ed. The Struggle For Empire. 1957. archive.org
  66. 66.Law, Narendra Nath. Indian Historical Quarterly Vol.16. 1940, s. 762. archive.org
  67. 67.KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 221. archive.org
  68. 68.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 643-644. archive.org
  69. 69.Ferişte. 2016, s. 182. archive.org
  70. 70.KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 277. archive.org
  71. 71.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 644-645. archive.org
  72. 72.KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 277-278. archive.org
  73. 73.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 726-727. archive.org
  74. 74.Srivastava Ashirbadi Lal. The Sultanate Of Delhi. Shiva Lal Agarwala and Co., 1950, s. 104. archive.org
  75. 75.KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 280-281. archive.org
  76. 76.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 645. archive.org
  77. 77.KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 279. archive.org
  78. 78.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881. archive.org
  79. 79.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 749. archive.org
  80. 80.KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 278. archive.org
  81. 81.KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 280. archive.org
  82. 82.KHALIQ, AHMED NIZAMI. A COMPREHENSIVE HISTORY OF INDIA VOL.5. PEOPLE’S PUBLISHING HOUSE,NEW DELHI, 1970, s. 279-280. archive.org
  83. 83.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 646-647. archive.org
  84. 84.Haeri, Shahla. The Unforgettable Queens of Islam: Succession, Authority, Gender. Cambridge University Press, 26 Mart 2020, s. 123. books.google.com.tr
  85. 85.Srivastava Ashirbadi Lal. The Sultanate Of Delhi. Shiva Lal Agarwala and Co., 1950, s. 105. archive.org
  86. 86.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.2. 1881, s. 748. archive.org
  87. 87.The Rehla of Ibn Battuta. 2014, s. 118. archive.org
  88. 88.A forgotten tomb. 9 Ağustos 2013. thehindu.com
  89. 89.Haeri, Shahla. The Unforgettable Queens of Islam: Succession, Authority, Gender. Cambridge University Press, 26 Mart 2020, s. 150. books.google.com.tr
  90. 90.Kaithal farmer stands in way of Razia Sultan memorial. 13 Haziran 2014. timesofindia.indiatimes.com
  91. 91.Arşivlenmiş kopya. journalirr.com