Turkipedia
Menü

Müziddin Behram

Müziddin Behram, Memlûk hanedanının altıncı sultanıydı.

Şemseddin İltutmuş'un (1211-36) oğlu ve Raziye Sultan'ın (1236-40) üvey kardeşiydi. Kız kardeşi Malik Altuniye tarafından Taberhinda'da hapsedilirken (hem Altuniye hem de Behram Şah Raziye Sultan'a karşı komplo planladı) Kırklar Meclisi'nin desteğiyle kendini hükümdar ilan etti.[1]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 649-660.

Ancak Behram Şah sadece sözde hükümdardı; gerçek güç, Raziye'ye karşı kurulan komplonun diğer lideri olan emîr-i hâcip Aytekin'deydi. Aytekin, yeni ihdas edilen Nâib-i Memleket makamı ile naip oldu ve tüm gücü eline aldı. Hatta normalde sadece hükümdarın yapabileceği, çadırının önüne filler koyma ve nevbet çaldırma gibi sembolik hamlelerde bulundu.[1]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 649-660. Kendi konumunu sağlama almak için Behram Şah'ın kendi isteğiyle önceki kocasından boşanmış olan kız kardeşi ile evlendi.[1]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 649-660.

Behram'ın yönetimde hiçbir gücü yoktu; çünkü Aytekin, Raziye'nin veziri Mühezzebüddin ile iş birliği yapmış ve bu ikili devlet yönetimini kendi tekellerine almıştı. Behram Şah bu durumdan oldukça rahatsız oldu ve Ahmed-i Sa'd adlı bir emirin telkiniyle Aytekin'i ve veziri öldürtme kararı alıp suikastçılar gönderdi. Suikast sonucunda Aytekin öldürüldü ve fiili iktidarı sadece 1-2 ay sürdü; vezir ise yaralanmasına rağmen kaçmayı başardı.[1]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 649-660.

Behram Şah daha sonra kardeşi Raziye'nin Altuniye ile başkente hareket ettiğini duyduğunda Delhi ordusunun başına geçti. Yapılan savaşta güçlü ordusu, Raziye'nin ve kocası Altuniye'nin Hindu gruplarından oluşan karma ordusunu yendi; ikisi de kaçarken öldürüldü.[1]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 649-660.[2]Srivastava Ashirbadi Lal. The Sultanate Of Delhi. Shiva Lal Agarwala and Co., 1950, s. 106-107. Behram Şah daha sonra naiplik makamını kaldırdı ve hâcip olarak Badruddin Sunkar'ı atadı. Sungur, naiplik makamı olmasa bile fiilen naip gibi davrandı ve devlet işlerini yönetti.[2]Srivastava Ashirbadi Lal. The Sultanate Of Delhi. Shiva Lal Agarwala and Co., 1950, s. 106-107.

Sunkar ile vezirin arası hiç iyi değildi; Sunkar yönetimde veziri dışlıyordu. Bunun üzerine vezir, Behram Şah'ı Sunkar'a karşı kışkırtmaya başladı ve başarılı oldu. Sunkar ile Behram'ın arası açılınca can güvenliğinden endişe eden Sunkar, Behram Şah'ı tahttan indirme planları yaptı ve bir toplantı düzenledi.[1]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 649-660.

Bu toplantıda önde gelen emirleri ve Sadrü'l-mülk unvanlı başkadıyı bir araya getirerek Behram'ı tahttan indirme kararı aldılar. Veziri de yanlarına çekmek istedikleri için başkadıyı onunla konuşmak üzere gönderdiler. Başkadı geldiğinde vezir, Behram'ın sırdaşlarından birini gizli bir bölmeye sakladı ve abdest tazeleyip geleceğini söyleyerek başkadıyı uğurladı. Ardından sakladığı adama tüm bu konuşmaları Behram'a iletmesini söyledi. Behram Şah bunun üzerine toplantıyı bastı. Olayın ardından Sunkar, Badaun'a sürgün edildi; başkadı ve diğer komplocular ise görevden alındı.[1]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 649-660.

Sunkar dört ay sonra başkente geri döndü; bunun üzerine Sadrü'l-mülk ile beraber hapse atıldı ve öldürüldü. Bu olay, tüm soyluların Behram'a cephe almasına neden oldu. Dahası Behram Şah, Eyyûb adında bir dervişle yakınlaştı. Eyyûb, eskiden kendisine zulmeden Şemseddin adlı bir kadıyı başkentte filin ayakları altında ezdirtti ve Behram'ın üzerinde büyük bir nüfuz sahibi oldu.[1]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 649-660.

Dış cephede ise Moğollar, 21 Aralık 1241 tarihinde Moğol Hanı Ögeday'ın komutanı Noyan Manguta komutasındaki birliklerle Lahor'a girdi. Lahor Valisi Karakaş Han direnmeye çalıştı; ancak yeterli gücü olmadığını anlayınca şehirden kaçtı. Moğollar Lahor'u yakıp yıktı ve Müslümanları katletti. Moğollar (aynı ay içinde Ögeday'ın ölümünden dolayı) bölgeden çekildiğinde bile yerel Hindu kabilesi olan Khokarlar yönetimi ele geçirdi.[1]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 649-660.

Aynı dönemde Multan Valisi Kebir Han Ayaz, Uch şehrini ele geçirip bağımsızlığını ilan etti. 1241'de ölünce yerine oğlu Ebu Bekir geçti. Ebu Bekir, Sind bölgesini de ele geçirdi ve Bamyan ile Sind çevresinde tutunmaya çalışan Hasan Karluk ile çatışmalar yaşadı.[1]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 649-660.

Behram Şah, Lahor üzerine Raziye'nin atadığı komutan Hüseyin Gûrî liderliğinde bir ordu gönderdi; vezir de orduya katıldı. Ancak vezir, daha önce kıl payı kurtulduğu suikastın ardından Behram Şah'tan intikam almak için ona karşı yeni bir komplo kurma kararı aldı. Zaten Behram'ın, derviş Eyyûb gibi kişilerin etkisinde kalarak gerçekleştirdiği keyfi infazlar, halkın ve din adamlarının da kendisinden nefret etmesine sebep olmuştu.[1]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 649-660.

Vezir, ordugahta Behram'a bir mektup yazdı. Türk emirlerin ve soyluların sultana asla itaat etmeyeceğini söyleyerek bunların ortadan kaldırılması gerektiğini belirtti; ardından Hüseyin Gûrî ile kendisine Türkleri öldürme izni verilmesini istedi. Behram Şah ise aceleci davranarak bu talebi onaylayan bir ferman çıkardı. Vezir, fermanı hemen ordudaki tüm emîr ve soylulara gösterdi. Bunun üzerine Türkler birleşti ve Behram'ı tahttan indirmek için başkente yürüdüler.[1]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 649-660.

Şubat ayında başlayan kuşatma, yaklaşık 2,5 ay sürerek Mayıs'a kadar devam etti; bu süreçte şehrin çevresi tahrip edildi ve şiddetli çatışmalar yaşandı. Şeyhülislâm Seyyid Kutbüddin isyancıları yatıştırmak için gönderildi; ancak arabuluculuk yapmak yerine isyancılara katılarak fitneyi daha da büyüttü. Behram Şah üzerinde büyük etkiye sahip bir diğer saray görevlisi olan Başferraş Mübarek Şah el-Ferruhî ise sultanı manipüle etti ve isyancılarla müzakere yapmasını engelledi. Yeni başkadı olarak atanan tarihçi Cüzcani de müzakere ve arabuluculuk girişimlerinde bulunduysa da başarılı olamadı.[1]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 649-660.

Şehir 10 Mayıs'ta düştüğünde Behram Şah esir alındı, 15 Mayıs'ta ise öldürüldü. Vezir, tarihçi Cüzcani'yi camide öldürtmeye çalıştı; ancak Cüzcani kaçmayı başardı. Behram Şah öldüğünde 29 yaşındaydı.[1]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 649-660.

Dönem tarihçisi Minhac-ı Sirâc Cüzcani, Behram Şah’ı cesur, korkusuz ve saray süslerine ilgisi olmayan, gösterişsiz biri olarak tanımlar; ancak aynı zamanda kana susamış ve acımasız olduğunu da belirtir.[3]Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 649.

Ayrıca bakınız

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. 1.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 649-660. archive.org
  2. 2.Srivastava Ashirbadi Lal. The Sultanate Of Delhi. Shiva Lal Agarwala and Co., 1950, s. 106-107. archive.org
  3. 3.Raverty, H. g. Tabakat-i-nasiri Vol.1. 1881, s. 649. archive.org