Korkut Ata


Korkut Ata (Dede Korkut), Oğuz Türklerinin eski destanlarında yüceltip kutsallaştırılmış; bozkır hayatının geleneklerini ve törelerini çok iyi bilen, kabile teşkilatını koruyan yarı-efsanevi bir bilgedir ve Türkler'in en eski destanı olan Dede Korkut Kitabı’ndaki hikayelerin anlatıcısı ozandır.[1]Orhan Şaik Gökyay, Dede Korkut, Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Cilt 9.
Adı, tarihî kaynaklarda ve çeşitli Oğuz rivayetlerinde kimi zaman sadece “Korkut”, kimi zaman “Korkut Ata” olarak geçer; Batı Türkçesinde “Dede Korkut" olarak da anılır.[2]Muharrem Ergin, Türk Edebiyatı’nın Paha Biçilemeyen Mücevheri:Dede Korkut, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği web sitesi, 09.03.2012. Sirderya havzasında tespit edilmiş halk anlatıları onu bir baksı (Şaman) olarak tanıtırken yazılı kaynaklarda hükümdarlara vezirlik, müşavirlik yapmış bir Müslüman Türk velisi olarak tanıtılmıştır.[3]Hasan Özdemir, Dede Korkut’un Kişiliği ile İlgili Efsaneler, Türkoloji Dergisi Cilt: 16 Sayı: 2. Oğuzların İslâm'ı kabul edişlerinden önceki dönemlerin bir kâhini (kam, baksı) olduğu, İslâmlaşma sürecinde kültürel değişime paralel olarak bir evliya kimliğine büründüğü düşünülür.[3]Hasan Özdemir, Dede Korkut’un Kişiliği ile İlgili Efsaneler, Türkoloji Dergisi Cilt: 16 Sayı: 2. 2018'de Türkiye, Azerbaycan ve Kazakistan'ın UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listeleri'ne dahil edilmiştir.[4]Heritage of Dede Qorqud/Korkyt Ata/Dede Korkut, epic culture, folk tales and music.
Kazak ve Kırgız bahşılarının piri olarak da tanınmaktadır. Bir söylenceye göre Kırgız şamanlarına kopuz çalmayı ve türkü söylemeyi öğretmiştir.[1]Orhan Şaik Gökyay, Dede Korkut, Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Cilt 9.
Hayatı
Halk rivayetlerine göre aydın, berrak gözlü bir dev kızından dünyaya gelen Dede Korkut'un[1]Orhan Şaik Gökyay, Dede Korkut, Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Cilt 9. hayatı hakkında tarihi kaynaklardaki bilgiler birbirinden farklıdır.[1]Orhan Şaik Gökyay, Dede Korkut, Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Cilt 9. Korkut Ata'dan bahsedilen en eski tarihî kaynak İlhanlı veziri Reşidüddin'in Câmiü’t tevârih'idir.[2]Muharrem Ergin, Türk Edebiyatı’nın Paha Biçilemeyen Mücevheri:Dede Korkut, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği web sitesi, 09.03.2012. Tabip Reşidüddin'in 1305 yılında bir heyetle yazdığı bu ünlü kitapta dört Oğuz hükümdarının çağdaşı olarak Korkut'tan bahsedilir. Bu esere göre Korkut, Bayat boyundan olup Kara Hoca'nın oğludur. 295 yıl yaşamıştır. Oğuz sülalesinin dokuzuncu hükümdarı İnal Sır Yavkuy zamanında ortaya çıkmış; onuncu hükümdar Kayı İnal Han'ın ve ondan sonraki üç Oğuz hükümdarının müşavirliğini yapmıştır.[2]Muharrem Ergin, Türk Edebiyatı’nın Paha Biçilemeyen Mücevheri:Dede Korkut, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği web sitesi, 09.03.2012. Bir menkıbeye göre Kayı İnal Han Muhammed peygamber devrinde Müslüman olmuş ve Dede Korkut'u Peygamber'e elçi göndermiştir.[1]Orhan Şaik Gökyay, Dede Korkut, Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Cilt 9.
Ebü’l-Hayr-ı Rûmî’nin kaleme aldığı ve Saru Saltuk’u konu alan Saltukname (1480)’ye göre Korkut Ata Osmanoğulları ile aynı soydandır. Eserin ikinci ve üçüncü cildinde Osmanoğulları’nın soyu İshak peygamberin oğlu Ays nesline dayandırılmakta ve Korkut Ata soyundan oldukları belirtilmektedir.[5]Şükrü Haluk Akalın, Kitab-ı Dede Korkut ve Anadolu Türk Destanlarından Saltuknâme, Azerbaycan Cumhuriyeti Hükûmeti Milletler Arası dede Korkut Şenlikleri, 7-9 Nisan 2000, Bakû.
Tebrizli Bayatî Hasan b. Mahmûd’un eseri olan Câm-ı Cem-Âyin (1481) adlı Osmanlı silsilenamesine göre Korkut Ata, 28. Oğuz Hanı Kara Han tarafından Medine’ye gönderilmiş; İslam peygamberi ile tanıştıktan sonra Oğuzlar’a İslamiyet’i öğretmekle görevlendirilen Selman-ı Farisi ile birlikte dönmüştür.[6]Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı Üzerinde II, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı 8, 1997. Aynı kaynakta onun Ürgenç Dede adlı bir oğlu olduğu kayıtlıdır.[3]Hasan Özdemir, Dede Korkut’un Kişiliği ile İlgili Efsaneler, Türkoloji Dergisi Cilt: 16 Sayı: 2.
15. yüzyılda kaleme alınan Velâyet-nâme-i Hacı Bektâş-ı Velî’de Korkut Ata, Türk söylencelerinde Hanlar Han’ı olarak adı geçen Oğuz padişahı Bayındır Han ve onun beylerbeyi Kazan ile birlikte anılmıştır; bunların ölümüyle Oğuz cemaatinin dağıldığı söylenir.[1]Orhan Şaik Gökyay, Dede Korkut, Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Cilt 9.
Ebu'l Gazi Bahadır Han'ın 1659-1660 yıllarında yazdığı Şecere-i Terakime adlı eserine göre Korkut Ata, Kayı boyundandır, Abbasiler devrinde yaşamıştır ve Oğuz ilinde çok sayılan bir devlet müşaviridir.[2]Muharrem Ergin, Türk Edebiyatı’nın Paha Biçilemeyen Mücevheri:Dede Korkut, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği web sitesi, 09.03.2012.
Ecelden kaçması hakkında
Ebülgazi Bahadır Han’a göre 295 yıl, bir halk rivayetine göre 100 yıl yaşamış olan Dede Korkut’un ölümü hakkındaki rivayetler de çok çeşitlidir. Kazaklar arasında yaygın olan menkıbeye göre yirmi yaşında iken rüyasında aklar giymiş bazı yaratıklar ona kırk yıl yaşayacağını haber vermiş, bunun üzerine Korkut ölümsüzlük istemeye karar vermiştir. Karşılık beklemeden hastalara yaptığı yardımlar Allah katında makbule geçmiş ve bir gün uykuda iken Allah ona, "Ölümü kendin arzu etmedikçe ölmeyeceksin" demiştir.[1]Orhan Şaik Gökyay, Dede Korkut, Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Cilt 9.
Bir başka rivayete göre Korkut Ata uzun süre ölümden kaçmak istemiş ama nereye gitse “mezar arayan Korkut için” mezar kazan birilerini görmüştü. Sonunda 300 yaşında iken kendisi için kazılan mezarlardan birinin yanında ölmüştür.[6]Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı Üzerinde II, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı 8, 1997. Dede Korkut’un ölümden kaçma çabası, Sümerler’de Gılgamış Destanı’nda Gılgamış’ın ölümsüzlüğe ulaşma uğraşları ile anlatılan ölümsüzlük arayışının bir uzantısı olarak düşünülebilir.
Mezarı hakkında
Azerbaycan'da ve Anadolu’da Dede Korkut'a ait olduğu iddia edilen kimi mezarlar vardır.
1638 yılında Alman imparatorunun Moskova ve İran elçisi Adam Olearius, Dede Korkut'un Demirkapı- Derbend şehri yakınlarında “İmam Korkut” adlı bir İslam velisinin mezarını gördüğünü anlatmıştır.[6]Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı Üzerinde II, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı 8, 1997. İran ve Dağıstan Tatarları arasındaki sınırı belirleyen küçük bir ırmağın kenarında bulunan mezar, kaya içine oyulmuş büyük bir mağara şeklinde olup tabutu dört tahtadan yapılmıştı.[1]Orhan Şaik Gökyay, Dede Korkut, Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Cilt 9. Olearius’un yerlilerden dinleyip aktardığı söylenceye göre kopuz çalıp şiirler söyleyen bu İslam velisi, peygamberin yakınlarındandı ve onun ölümünden sonra 300 yıl daha yaşamıştı; putperest Lezgiller’i İslam’a davet için gittiği sırada öldürülmüştü.
Evliya Çelebi Seyahatname’de, 1647’de Demir Kapu’da gördüğü ziyaretgâhın Dede Korkut’a ait olduğunu yazar. Olearius’un bahsettiği mezarı aramaya sonradan Rus doğubilimci Wilhelm Barthold da gitmiş fakat bulamamıştır. Mezarın zamanla kaybolduğu düşünülür.[6]Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı Üzerinde II, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı 8, 1997.
Evliya Çelebi 1655’te gördüğü Ahlat’tan bahsederken de “Ahlat'ta yatanlardan birisi de Korkut Handır şeklinde bahseder.[6]Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı Üzerinde II, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı 8, 1997.
Sirderya havzasında yaşayan Kırgız, Kazak, Karakalpak ve Türkmenler tarafından ziyaret edilen ve Korkut Ata'nın kabri olarak bilinen bir mezar daha vardır. Kalinski ile Kızılorda arasında Sirderya nehrinin Aral gölüne yakın bir yerinde sahilde bulunmaktadır.[3]Hasan Özdemir, Dede Korkut’un Kişiliği ile İlgili Efsaneler, Türkoloji Dergisi Cilt: 16 Sayı: 2.
Bayburt’un güney doğusundaki Masat köyünün hemen çıkışında halk arasında Ali Baba Türbesi denen Türkmen türbesinin Dede Korkut 'a ait olduğu iddia edillir. Bu tez, şair Orhan Şaik Gökyay tarafından ortaya atılmıştır.
Kişiliği
Dede Korkut’un kişiliği hakkındaki bilgiler halk efsanelerinden, Dede Korkut Kitabı’ndan ve Oğuzların tarihi ile ilgili bilgi veren yazılı kaynaklardan gelir.
Dede Korkut Kitabı’na göre destanın anlatıcısı ozan, Oğuzların Bayat boyundan olup İslam peygamberi Muhammed'in yaşadığı zamana yakın bir dönemde yaşamış Müslümandır; kalp gözü açık; hikmetli sözler sahibi bilge bir ozandır; Oğuz beylerinin ve halkın töresini, geçmişini bilen, halkın her müşkülünü halleden geleneksel bir eğitici, yol gösterici ve akıl hocasıdır.[3]Hasan Özdemir, Dede Korkut’un Kişiliği ile İlgili Efsaneler, Türkoloji Dergisi Cilt: 16 Sayı: 2. Köklerinin ozan/baksı geleneğine dayandığı, sıradan insan olmayıp Tanrı tarafından seçilmiş olduğu, söylediklerinin kendi duygu ve düşüncelerinden ziyade Hak Tealâ‟nın ilham etmesiyle ortaya çıktığı anlaşılır.[7]Cengiz Gökşen, Dede Korkut Hikayelerindeki Ozan Tipi Bağlamında Kars Âşıklık Geleneği, Turkish Studies, Cilt 6/4 Sonbahar 2011.
Tarihî kaynaklarda Dede Korkut'un şahsiyeti hakkında verilen bilgiler büyük ölçüde Kitâb-ı Dede Korkut'taki bu bilgilerle örtüşür.[3]Hasan Özdemir, Dede Korkut’un Kişiliği ile İlgili Efsaneler, Türkoloji Dergisi Cilt: 16 Sayı: 2. Korkut Ata'nın birçok Oğuz hükümdarına vezirlik, müşavirlik yaptığı, bazı beylerin çocuklarına ad verdiği aktarılır. Hem geçmişte hem de gelecekte olacakları bilen, Türkler arasında büyük bir üne sahip biri olarak tanıtılır; velilik özelliği öne çıkartılır.
Halk anlatılarında Korkut Ata eşsiz bir halk şairi, kopuz ve dombranın mucidi olarak tanıtılmıştır. Kopuz çalmak ve şamanlık yapmak için kendisinin Ata ruhlar tarafından görevlendirildiğine inanılır. Karakalpakistan'da derlenmiş bir efsane onun kopuzun nasıl yapılacağına olağanüstü varlıklardan öğrenmiştir.[3]Hasan Özdemir, Dede Korkut’un Kişiliği ile İlgili Efsaneler, Türkoloji Dergisi Cilt: 16 Sayı: 2. Bir başka söylenceye göre hızlı koşan devesine binerek halkının sonsuza dek yaşayacağı cennet gibi bir mekan arayan Ata Korkut, “ölümsüz hiçbir şey yokmuş” fikrine gelmiş ve sonsuz hayatı kopuzun ezgilerinde aramaya başlamış; nesilden nesile geçen kıymetli sözler ve ezgiler üretmiştir. Şiir ve ezginin atası kabul edilir.
Söylencelerde Korkut Ata'nın doğaüstü güçleri öne çıkarılmıştır. Kendisinden “Ölü dersem ölü değil, diri dersem diri değil” sözleriyle bahsedilir.Kaynak belirt Tüm hayvanların ve özellikle de kuşların dilini bildiği anlatılır. Ayrıca kendisinin “Tuman" adını verdiği bir yiğit de tüm kuşların dilini bilir. Azerbaycan Türkleri arasındaki yaygın bir inanışa göre, dünyadaki her şeyin adını Korkut Ata koymuştur. Yiğitlere de ad vermiştir.
Etimoloji
Korkut kelimesinin "kor" ve "kut" kelimelerinin birleşiminden oluştuğuna işaret edilmiştir.[8]Bazin, Louis. Le Nom Propre d’Homme “Qorqut”: Discussion Étymologique. Ural-Altaische Jahrbücher, 1964, s. 278-283.[9]Bazin, Louis. Les Turcs: Des mots, des hommes. Akadémiai Kiadó, 1994, s. 180-186.[10]Qorqut Özel Adı Üzerine: Etimolojik Bir Tartışma. Turkish Studies. Kut, sahibine hayatında fayda ve irfan getiren, ahlaklı duruş ve davranışlarla kazanılan, ilahi kaynaklı bir cevherdir. Dolayısıyla Korkut, kut'u "kor" haline gelmiş, yani yoğunlaşmış ve derinleşmiş, bir arif, bir bilge kimse manasına gelmektedir. Bu etimolojik perspektif, Korkut Ata'nın efsanelerdeki kişiliği ve fonksiyonu ile örtüşmektedir.[8]Bazin, Louis. Le Nom Propre d’Homme “Qorqut”: Discussion Étymologique. Ural-Altaische Jahrbücher, 1964, s. 278-283. Alternatif olarak, Korkut sözcüğü'nün "korkutmak" ile alakalı olarak türediğine dair bir görüş de vardır.[11]Rásonyi, László. Les Noms de personnes propres impératifs chez les peuples turcs. Akadémiai Kiadó, 1962, s. 233-243. Bu versiyonda Korkut; çok büyük, ulu, heybetli, korku veren veya korkutucu düş anlamına gelebilir. Bu konuda Türkolog Louis Bazin, Korkut Ata'nın silahsız, dolayısıyla korku kaynağı değil, bilakis, öğütleriyle insanlardaki ilahi ilhamı harekete geçirmeye çalışan bir bilge ozan olduğuna işaret ederek, korkutmak temelli etimolojik perspektifin doğru olmadığını savunmuştur.[8]Bazin, Louis. Le Nom Propre d’Homme “Qorqut”: Discussion Étymologique. Ural-Altaische Jahrbücher, 1964, s. 278-283.[10]Qorqut Özel Adı Üzerine: Etimolojik Bir Tartışma. Turkish Studies.
Ayrıca bakınız
Kaynakça
- 1.Orhan Şaik Gökyay, Dede Korkut, Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Cilt 9. islamansiklopedisi.info
- 2.Muharrem Ergin, Türk Edebiyatı’nın Paha Biçilemeyen Mücevheri:Dede Korkut, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği web sitesi, 09.03.2012. tded.org.tr
- 3.Hasan Özdemir, Dede Korkut’un Kişiliği ile İlgili Efsaneler, Türkoloji Dergisi Cilt: 16 Sayı: 2. dergiler.ankara.edu.tr
- 4.Heritage of Dede Qorqud/Korkyt Ata/Dede Korkut, epic culture, folk tales and music. ich.unesco.org
- 5.Şükrü Haluk Akalın, Kitab-ı Dede Korkut ve Anadolu Türk Destanlarından Saltuknâme, Azerbaycan Cumhuriyeti Hükûmeti Milletler Arası dede Korkut Şenlikleri, 7-9 Nisan 2000, Bakû. turkoloji.cu.edu.tr
- 6.Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı Üzerinde II, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı 8, 1997. e-dergi.atauni.edu.tr
- 7.Cengiz Gökşen, Dede Korkut Hikayelerindeki Ozan Tipi Bağlamında Kars Âşıklık Geleneği, Turkish Studies, Cilt 6/4 Sonbahar 2011. turkishstudies.net
- 8.Bazin, Louis. Le Nom Propre d’Homme “Qorqut”: Discussion Étymologique. Ural-Altaische Jahrbücher, 1964, s. 278-283.
- 9.Bazin, Louis. Les Turcs: Des mots, des hommes. Akadémiai Kiadó, 1994, s. 180-186.
- 10.Qorqut Özel Adı Üzerine: Etimolojik Bir Tartışma. Turkish Studies. turkishstudies.net
- 11.Rásonyi, László. Les Noms de personnes propres impératifs chez les peuples turcs. Akadémiai Kiadó, 1962, s. 233-243.