Hamidiye (kruvazör)
İçindekiler4

Hamidiye, "Abdülhamid" kruvazörü olarak, Osmanlı Devleti tarafından verilen siparişle 1900 yılında İngiliz tersanelerinde üretilip 1903 yılında suya indirilen ve İkinci Meşrutiyet'in ardından adı Hamidiye olarak değiştirilen kruvazör.
Varna Deniz Muharebesi
Balkan Savaşları başlayınca Hüseyin Rauf Bey (Orbay) komutasında Karadeniz'de görevlendirildi. Aralık 1912'de Varna'yı ve Bulgaristan'ın diğer limanlarını bombaladı. 20-21 Aralık 1912 gecesi Bulgar torpidobotu Draçki (Bulgarca: Дръзки) tarafından vuruldu. Baş tarafı tamamen suya gömülü olarak İstanbul'a dönmeyi başardı ve Haliç'te onarıma alındı.
Akınları
Kıdemli Yüzbaşı Hüseyin Rauf Bey komutasındaki Hamidiye Kruvazörü'nün Ege ve Akdeniz'de yedi buçuk ay boyunca giriştiği akınlar, Türk denizcilik ve Dünya deniz harbi tarihinde eşsiz bir örnektir.
Ege Denizi akınları
Hamidiye'ye, Balkan Savaşları esnasında Yunan Donanmasının Ege'de üs kurmasını önlemesi ve Yunan donanmasınım güçlerini bölerek Osmanlı Donanması üzerindeki baskıyı hafifletmesi amacıyla Ege'deki Yunan askeri üslerine ve gemilerine akın etmesi emredilmiştir.
Hazırlanan harekât planında, gemi komutanı Hüseyin Rauf Bey'in koşullara bağlı olarak vereceği kendi inisiyatifindeki kararlarla Ege'de saldırılara girişmesi, daha sonra İzmir'e dönmesi, bu mümkün olmadığı takdirde İskenderiye, Brindisi gibi tarafsız limanlara sığınarak hem kendisini emniyete alması hem de lojistik destek temin etmesi öngörülmüştür.
Hamidiye Kruvazörü 13 Ocak 1913'te harekât emrini aldıktan sonra Yunan gemileri tarafından fark edilmeden Çanakkale'den Ege'ye çıkmıştır. İki gün sonra Orta Ege'de Sire Adası'na varan Hamidiye, 2800 metreden ateş açarak adada bulunan Yunan askeri üssüyle fabrika ve barut depolarını imha etmiştir. Daha sonra ada limanında bulunan Yunan donanmasına bağlı Makedonya kruvazörünü batırmıştır. Rauf Bey, Ege'deki harekât süresince gemi personeline fes giydirmeyerek üçüncü ülkelere ait tarafsız gemilerin Hamidiye'yi Osmanlı gemisi olarak değerlendirmemelerini sağlamıştır.
Rauf Bey, Sire Adası’na gerçekleştirdiği saldırıdan İzmir Körfezi'ne girerken Yunan donanmasıyla karşılaşmamak için Akdeniz'e çıkmaya karar vermiş; ancak önce doğuya seyrederek Anadolu'nun güneyine hareket ediyor izlenimini vermiş, hava karardıktan sonra güneye dönerek düşman kuvvetleri tarafından fark edilmeden Akdeniz'e çıkmıştır.
Akdeniz ve Süveyş


Hamidiye Kruvazörü, lojistik destek ve kömür (maksimum kapasite 700 ton) temini için yaptığı çeşitli girişimlerden sonra 19 Ocak 1913 günü tarafsız ülke konumunda olan Mısır'a gelmiş ve Mısır Hidivi'nin izni ile Süveyş Kanalı'nı geçmiştir. İngiliz Komiserliği'nin muhalefetine rağmen, 29 Ocak 1913 günü Hidivlik karasuları dışına özel teknelerle getirilen kömürü alarak ikmalini tamamlamıştır.
Rauf Bey ikmalini tamamladıktan sonra tekrar Akdeniz'e çıkmış; Başkomutanlık Vekaleti'nin de emirleri doğrultusunda Yunanistan'ın batı (Adriyatik ve İyon Denizi) limanlarına saldırmaya karar vermiştir. Saldırı planında, Hamidiye'nin önce Malta'ya hareket ederek orada kömür alması; daha sonra gizlice Adriyatik'e geçerek düşman limanlarına saldırması kararlaştırılmıştır.
Hamidiye, 14 Şubat 1913 günü Malta'nın Valletta Limanı'na demirlemiştir. Uluslararası hukuk kurallarına göre orada ancak 24 saat kalabileceği için makine arızası gerekçe gösterilerek limanda 3 gün daha kalınmıştır. Bu süre zarfında gemiye 450 ton kömür alınmıştır. Rauf Bey, mükemmel derecedeki İngilizce dil bilgisi ve diplomasi yeteneğiyle hem İngilizler hem de yerel makamlar ile son derece iyi ilişkiler geliştirmiş; bu sayede gemisine daha kolay lojistik destek temin etmiş ve limanda uzun süre kalmayı başarmıştır. Bu arada, Hamidiye'nin Adriyatik'te yapacağı muhtemel bir saldırıdan korkan Yunan donanması, Ege'den getirdiği üç muhrip ve bir zırhlı ile bölgedeki kuvvetlerini takviye etmiştir.
Hamidiye kruvazörü 17 Şubat 1913 günü Malta'dan hareket ederek, 22 Şubat 1913 tarihinde Gazze'ye gitmiş ve bir gün sonra Hayfa'ya demirleyerek 395 ton kömür daha almıştır. Hamidiye'nin Türk limanlarında daha rahat lojistik destek almasına bölgede bulunan Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Riyaseti piyade şubesinde görevli Piyade Binbaşı Ömer Fevzi Mardin Bey yardımcı olmuştur.
Arnavutluk harekâtı ve Şingin Limanı Muharebesi
Hamidiye kruvazörü, 2 Mart 1913 tarihinde Arvad Adası'nda, Arnavutluk'ta kuşatılmış olan Garp Ordusu'na ulaştırılmak üzere 50 ton cephane ve 10.000 altın teslim almıştır. 8 Mart 1913 günü Silifke'den ayrılan kruvazör 11 Mart 1913'te Adriyatik Denizi'ne girmiştir.
Rauf Bey, 12 Mart 1913 tarihinde karşılaştığı Leros isimli Yunan bandıralı ticaret gemisinin 21 mürettebatını esir almış, Yunan donanmasına durumu açık etmemek için Leros'u mahmuzlayarak batırmıştır. Rauf Bey sorguya çektiği Yunan kaptandan Korfu Adası'nfa bir zırhlı ve üç muhribin bulunduğunu, Yunan ticaret gemilerinin Şingin Limanı'nda (Kuzey Arnavutluk), Sırp birliklerine takviye olarak asker ve cephane boşaltmakta olduğunu öğrenmiştir.
Rauf Bey, aldığı bilgiler doğrultusunda, önce Arnavutluk'taki Garp Ordusu'na getirmiş olduğu cephane ve altınları teslim etmeyi; daha sonra Şingin Limanı'na saldırmayı planlamıştır.
Hamidiye kruvazörü, Semeni Nehri deltasında Garp Ordusu için getirmiş olduğu malzemeleri boşaltmaya başladıktan sonra, Lonchi isimli bir Yunan muhribinin kendisine 4500 metreye kadar yaklaştığını fark etmiştir. Hemen durum değerlendirmesi yapan Rauf Bey, boşaltma işlemine devam ettiği takdirde Yunanların ani bir saldırısına uğrayarak her şeyi kaybedebileceğini düşünmüştür. Stoklarında bulunan kömürü de azalan Rauf Bey, derhal Şingin Limanı'na yönelip oradaki silah ve cephane yüklü düşman gemilerine saldırmaya karar vermiştir. Hamidiye, yolda gördüğü bütün düşman hedeflerini bombalayarak Şingin Limanı'na doğru yol almıştır.
Hamidiye, Şingin Limanı'na girerek bütün düşman gemilerine teslim olma çağrısında bulunmuştur. Ancak cevap olarak şehrin arkasındaki tepelerde bulunan düşman mevzilerinden, top bataryalarından ve gemilerden ateş açılmıştır. Hamidiye, hem karadaki askeri mevzileri ve top bataryalarını hem de ticaret gemilerini hedef alarak savaşa tutuşmuştur. Muharebe sonunda karadaki hedefleri imha eden Hamidiye, Yunan ticaret gemilerinden altı tanesini batırmış; bir gemi de infilak ederek kendi kendine batmıştır. Düşman asker ve cephane açısından ciddi bir kayba uğramıştır.
Hamidiye, savaştan sonra, elinde kalan 250 ton kömür ile -Yunanlarla çarpışmamak şartıyla- ancak İskenderiye'ye gidebileceğini hesaplamıştır. Rauf Bey, İtalyan karasularına yakın seyrederek Yunan gemileriyle muharebeye tutuşmadan Akdeniz'e çıkmış; 16 Mart 1913 günü İskenderiye Limanı'na ulaşmıştır.
Hamidiye kruvazörü daha sonraki dönemlerde de hem Doğu Akdeniz hem de Kızıldeniz'de birçok görevler icra ettikten sonra 26 Ağustos 1913 tarihinde onarım görmek için İzmir'e dönmüştür. Daha sonra, 5 Eylül 1913 tarihinde İzmir'den Çanakkale'ye hareket ederek, 8 Eylül 1913 tarihinde bakım için Haliç'e girmiştir.
Sonuçlar
Bu harekât, gemisiyle birlikte bir komutanın yeterli lojistik destek sistemi ve üs imkânları olmaksızın tek başına planlayarak icra ettiği, gerektiğinde tarafsız ülkeleri de kapsayan uluslararası hukuk kurullarından en iyi şekilde istifade ederek lojistik destek sağladığı, son derece başarılı aldatma taktiklerinin uygulandığı başarılı bir deniz harekâtıdır.
Balkan Savaşı sırasında büyük işler yapan Hamidiye kruvazörünüm bir başka başarısı da, Dünya kamuoyunda varolan Osmanlı donanması ve bahriyelileri hakkındaki olumsuz düşünceleri bertaraf etmesi olmuştur.