Azerbaycan geleneksel evleri
İçindekiler8
Azerbaycan geleneksel evleri, Azerbaycan'da ve Azerbaycan kültüründe tarih boyunca geleneksel yöntemlerle inşa edilmiş konutlardır. Azerbaycan halk konutları; halkın yaşam biçimine (yerleşik, göçebe-elat), yapı malzemeleri ve tekniğine (kerpiç, kamış, taş, ahşap), çatı biçimine (kademeli, düz, balıksırtı, kırma çatı), zemine göre konumuna (yarı gömülü, yer üstü), plan düzenine (tek odalı, çift odalı, sıralı, dairesel) göre sınıflandırılır.

Azerbaycan'da kazma evleri, karadam, möhre tipi, Salyan tipi evler ve benzer yapılar inşa edilirdi. 19. yüzyılın sonlarından itibaren daha karmaşık ev tipleri ortaya çıktı. Bu tür yapılar "ışıklı ev", "ağ otak" (beyaz oda), "tenebi ev", "aynabendli ev", "imaret", "malikâne", "mülk" veya "kasır" olarak adlandırılıyor, genellikle varlıklı kişiler tarafından yaptırılıyordu. Yaylalarda kullanılan mevsimlik barınaklar ise alaçık (yurt), coma, deye, mukuru, karakeçe, dünnüklü ev, koluk, mağardeye gibi adlarla biliniyordu.
Halı ve kilimler, Azerbaycan evinin temel unsurlarıydı.[1]Salmanov, E., Blair, S., & Bloom, J. (2003). Azerbaijan. Grove Art Online. Retrieved 22 Oct. 2023. 19. yüzyıl-20. yüzyıl başlarında, keçeler kışın sıcak, yazın serin tuttuğu için döşeme ve süsleme amaçlı kullanılıyordu. Azerbaycan evlerinde süslemeli kemerler, renkli camlı vitray pencereler, şebekeler ve oymalı balkonlar öne çıkmaktaydı. Alçı süslemeler iç mekânın sanatsal bezemesinde kullanılır; niş, korniş ve mukarnasları kapsardı. Varlıklı evlerde ve han saraylarında duvarlar sıva veya keten üzerine yapılmış resimlerle ya da av ve ziyafet sahneleri içeren dekoratif panolarla süslenirdi. Kâğıt hamurundan yapılan mimari detaylarda da resimli süsleme bulunurdu. Ahşap sütunlar, direkler, çatılar ve kapılar oyma bezemelerle süslenirdi.[1]Salmanov, E., Blair, S., & Bloom, J. (2003). Azerbaijan. Grove Art Online. Retrieved 22 Oct. 2023.
19. yüzyıl-20. yüzyıl başlarında Azerbaycan evlerinin iç düzeni Doğu geleneklerine uygundu. Yoksul evlerde duvarlara hasır, varlıklı evlerde ise ise halılar asılırdı. Varlıklı aileler halıların üzerine işleme, silah, saz, atalarının portreleri ve Kur'an ayetleriyle yazılmış altın yaldızlı levhalar (kete) asarlardı. Yüklüğü kapatmak için ipek veya pamuk kumaşlardan yapılmış perdeler, varlıklı evlerde ise nakışlı "zerendaz" perdeler kullanılırdı. Süslenmemiş duvar yüzeylerinde niş veya kemerli pencere oyukları bulunurdu.[1]Salmanov, E., Blair, S., & Bloom, J. (2003). Azerbaijan. Grove Art Online. Retrieved 22 Oct. 2023. Azerbaycan'ın farklı bölgelerinde ısınmak için kürsü (üstü yorganla örtülen ısıtmalı masa) veya ocak kullanılırdı. Bazen kürsünün altına çukur yerine kil küre veya dökme demir mangal yerleştirilirdi. 20. yüzyılda aydınlatma, geceleri ocak veya meşale, gündüzleri ise kapı ve pencere açıklıklarıyla sağlanırdı. Daha sonra, tozağacı, meşe, taflan gibi bitkilerden yapılan yakıtlar, ardından ham petrol ve mazotla çalışan lambalar (19. yüzyılın ikinci yarısı), cam lambalar ve fenerler (20. yüzyıl başı) kullanılmıştır.
Evin bereketli olması için temel atılırken buğday, tuz, ekmek ve metal para konur, iyi dilekler söylenirdi. İnşaat sırasında karşılıklı yardımlaşma biçimleri olan hoy (imece), meded ve avraz gelenekleri uygulanırdı. Hoya gelenler kendi arabalarını ve aletlerini getirirdi. Tuğla kesme, temel atma, kiriş kaldırma gibi işler yardımlaşmayla yapılırdı. Baba evinden ayrılıp yeni evine taşınan oğul, ata ocağından yeni evine ateş götürürdü. Bu, soyun ve ocağın devamı anlamına gelirdi. Evi yaptıranın annesi hayattaysa, temele para veya bolluk sembolleri koyar; bahçede yetişen ilk meyveyi anne veya ev sahibinin eşi toplardı. Yeni eve ilk defa misafir gitmeye "evgördü" denirdi. Bu ziyarette hediye getirmek veya yardımlaşmak adetti. Köylüler damızlık hayvan, perde, kilim alır; zenginler ise semaver, tabure, halı gibi eşyalar hediye ederdi.
Türleri
Yaşam alanları

Azerbaycan'da en yaygın yerleşim birimi köy yerleşimidir. Köyler, yerleşik halkın evlerini, tarımsal yapılarını, avlularını, dini ve kültürel yapıları kapsamaktadır. Köy nüfusu genellikle poligen (birbirleriyle akraba olmayan, farklı soy ve ailelerden oluşan) yapıdadır. Diğer yerleşim türleri ise şenlik, oba, yurt, kışlak, deke gibi yerleşimlerdir. Obalar göçebe hayvancılıkla uğraşanlar tarafından kullanılmış, başlangıçta geçici yerleşimlerken zamanla kalıcı köylere dönüşmüştür. Obalar yaylak ve kışlak arasındaki mevsimsel göçlerle şekillenmiştir.
Şenlik ya da şennik, obadan daha küçük olup genellikle akraba ailelerden oluşmaktadır. 19. yüzyılda köy, oba ve şenlik terimleri genellikle "yerleşim alanı" anlamında kullanılmıştır. Bine ise köyün kuruluşunun ilk aşaması sayılmıştır. Önce ekonomik yapılar (ahır, ağıllar, yatak yerleri) inşa edilir, aile sayısı arttıkça yeni evler ve yapılar eklenirdi. Bine zamanla kalıcı bir yerleşim birimine dönüşür ve genellikle onu kuran kişinin adıyla anılırdı (Kasımbinesi, Bahışbinesi).

Kışlak, ahırlar, otlaklar ve geçici barınma evlerinden oluşan mevsimlik yerleşimdir. Göçebe hayvancılıkla uğraşanlar yılın 8-9 ayını burada geçirir, yalnızca yazın yaylaya giderlerdi. Kışlak, kalıcı köy yerleşimine geçişin son aşaması olarak görülmüştür. Yaylak ise dağlık bölgelerdeki alp çayırlarında kurulur, burada göçebeler deye ve alaçıklarda yaşarlardı.
Azerbaycan'da şehir tipi yerleşimler de geleneksel yerleşim biçimlerine dahildir. Azerbaycan şehirleri, arazi kullanımına göre erk (iç kale, narın kale), şehristan (soyluların yaşadığı kesim) ve rabat (zanaatkârlar ve ticaret bölgesi) olmak üzere üç bölüme ayrılırdı.
Konutlar
Azerbaycan halk konutları, halkın yaşam tarzına (yerleşik, göçebe-elat), yapı malzemesi ve tekniğine (kerpiç, kamış, taş, ahşap), çatı biçimine (basamaklı, düz, balık sırtı, çatma dam), evlerin yüzeye göre konumuna (yarı gömülü, yer üstü) ve plan düzenine (tek odalı, çift odalı, sıralı, dairesel) göre sınıflandırılır.
Yerleşik halk evleri
Kazma evler veya Küçük Kafkasya, Gencebasar ve batı bölgelerinde "peye" evler dağlık alanlarda son dönemlere kadar kullanılmıştır. Dikdörtgen planlı ve kolay inşa edilebilir olan bu evlerin arka ve yan duvarları toprağın kazılmasıyla oluşturulurken ön kısmı taş bir duvarla kapatılır, tavanı direklerle desteklenir. "Peyebaşı" tipi yapılar ise peye ve kara dam evleri arasında bir geçiş tipidir. Bu tip yapılarda aynı çatı altında hem konut hem de ağıl bulunmaktadır.
Azerbaycanlılar ve diğer Kafkasya halkları için kara dam evleri karakteristik özellikler gösterir. Çeşitli bölgelerde "öylük", "şeşe öylük", "peyebaşı" (Hanlar'da), "kara ev", "dört direkli ev", "haçkerenli ev", "evdamı", "kış damı", "kış evi" (Nahçıvan'da), "dam" (Kelbecer ve Kubadlı'da), "çardaklı dam", "beşik dam", "öy damı", "dam" (Borçalı'da) gibi isimlerle bilinir. 18. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar kara dam evleri esas olarak Küçük Kafkasya'nın dağlık ve dağ eteği bölgelerinde, kısmen de Dağlık Karabağ ve Nahçıvan'da yaygındı. Nahçıvan kara dam evleri ise yer üstüne inşa edilirdi.
Ova köylerinde inşası kolay yer üstü evler daha yaygındır. 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın başlarında hafif çubuk (kamış, kargı) malzemeden yapılan bu evlerin "çovustan" (Nahçıvan, Karabağ ve İran Azerbaycanı), "çubuk ev", "derbend" (Kuba-Haçmaz), "gom ev", "örgü ev" (Muğanlı), "çubuk örgü", "çiteme" (Şeki-Zakatala), "kargı ev", "kamış ev", "tapan ev" (Şirvan), "durma" (batı bölgesi ve Gencebasar) gibi farklı bölgesel adları bulunmaktadır.
19. yüzyıl sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında "möhre" tipi evler de yaygın olarak kullanılmıştır. Bu evler, dere taşından yapılan bir temel üzerine veya doğrudan topraktan inşa edilirdi. Her katman "kürsü" olarak adlandırılır, her kürsü üzerine deprem dayanımı için ahşap kuşak (qeleme) yerleştirilirdi. Dağlık ve düzlük alanlarda ise dere taşı veya doğal taştan yapılmış, düz damlı, alçak "dahal" tipi evler tercih edilirdi.
Azerbaycan'ın düz arazilerinde "salyani" evler yaygındır. Şirvan ovasında ve kısmen Kobustan köylerinde bu tip evler görülür. Salyani evlerin çatısı fazlasıyla diktir ve alın duvarları çatıdan itibaren üçgen biçimindedir. Şirvan ve Gencebasar'da yayılmış "şirvani" evler ise daha alçaktır ve balık sırtı çatılıdır. Ahşap evlere "kertme" ve "cımğa" evler ve direkler üzerine kurulan, kule biçiminde olan "lem" tipi önemli yer tutmaktadır. Yazın dinlenme amacıyla kullanılan bu ev tipi nemli ve soğuk bölgelerde, özellikle Lenkeran yöresinde yaygındır.
18. ile 19. yüzyıllarda tek odalı, eyvanlı evler Azerbaycanlılar arasında önemli bir konut tipi olmuştur ve günümüzde de kullanılmaktadır. Çok odalı ve çok katlı yapıların (konak, malikâne, mülk, yarı saray tipi evler) ilk biçimi bu tek odalı eyvanlı evlerdir. 19. yüzyıl sonlarından itibaren teknik ve ekonomik olanakların artması, inşaat geleneklerinin gelişmesi gibi sebeplerle daha karmaşık ev tipleri ortaya çıkmıştır. Bu tür evler "ışıklı ev", "beyaz oda", "tenebi ev", "ayna bendli ev", "imaret", "malikâne", "mülk", "kasır" gibi adlarla bilinir ve varlıklı kişiler tarafından inşa ettirilmişlerdir.
Göçebe veya elat evleri

Azerbaycan'da yaylak döneminde kullanılan evler arasında alaçık, coma, deye, muhuru, karakeçe, dunnüklü ev, koluh, mağardeye gibi örnekler bulunmaktadır. Bunlar arasında deye (Şirvan bölgesinde "karakeçe" olarak adlandırılır) ve alaçık en yaygın kullanılan tipler arasındadır. İkisi arasında temel olarak boyut ve sağlamlık farkı vardır. Yaylak evlerinin en önemli özelliği geçici olmaları nedeniyle kolayca sökülüp yeniden kurulabilmeleridir. Bu tür evler genellikle dairesel ya da oval biçimde olur ve çeşitli malzemelerden (çubuk, kargı, kamış, keçe, ip, ahşap) inşa edilirdi.
Şeki-Zakatala ve Karabağ bölgelerinde deye, toprağa kazılarak yapılan kalafa biçiminde inşa edilir veya iri taşlar kullanılırdı. Deye, çobanlar tarafından kullanılır, çatısı, çubuklardan yapılan bir iskelet üzerine gerilen kemer biçimli keçe örtüyle tamamlanırdı. Deyenin boyutuna göre kurulumu için 30-50 çubuğa ve 4-6 keçeye ihtiyaç duyulurdu. Keçeler "hallaç" adı verilen usta zanaatkârlar tarafından yapılırdı. Deyenin kapısı genellikle doğu yönüne baksa da nadiren, özellikle kuzeydeki obalarda ise batıya yönlendirilirdi.
Alaçık ise deyeye göre daha büyük hacimliydi ve yapımı daha karmaşıktı. Alaçığın ortasına "sunaça" adı verilen direk dikilir, bu direk yapının ana ağırlığını taşır ve daha büyük bir yurt kurulmasına olanak sağlardı. Zenginlere ait alaçıklarda sunaçanın üstü oyma motiflerle süslenir, çıkıntılarına giysi, silah, av eşyası, hançer gibi eşyalar asılırdı. "Muhur" tipi yurt ise teknik olarak değil, hacim açısından alaçıktan ayrılırdı. Alaçığın içinde "nemi" veya "bucak" denilen bölümde gıda ve hayvansal ürünler bulunur, ev eşyaları ise taş kaideler üzerine yerleştirilmiş tahta platformlara dizilirdi.
Göçebe hayvancı toplulukların inşa ettiği büyük hacimli evlere "mağardeyesi" veya "mağar" denirdi. Bu evler geniş ataerkil ailelerin geçici olarak kalması için uzunlamasına inşa edilirdi. Mağarın her iki tarafına karşılıklı olarak onar çubuk dikilir, bu çubuklar yay biçimini alarak dokuz adet "bel çubuğu" ile birbirine bağlanır, arka kısmı beş çubukla örtülürdü. "Badak" çubukları, yapının dayanıklılığını artırmak için yan çubukların tam ortasına yerleştirilirdi. Bu tür mağarlarda yaylak dönemi boyunca düğün yapılması dahi mümkündü. Lenkeran-Astara bölgesinde yapılan "çodı küme" (çadır ev) tipi yapılar mağara benzese de kullanılan malzeme ve teknik açısından farklıydı. Bu yapılarda yan duvarlar daha sık örülür ve esnek çubuklar kullanılırdı.
Daha çok Nahçıvan'a özgü olan koluh tipi alaçıklar da göçebe hayvancılar tarafından kullanılırdı. İki ahşap direk, aralarında 3-4 metre mesafe olacak şekilde toprağa dikilir, üzerine yatay bir kiriş yerleştirilirdi. Üst kısmı keçe ve "cecim" ile örtülür, uçları yere çakılmış kazıklara iplerle sabitlenirdi.
Evin planı ve bölümleri
Azerbaycan evleri plan tiplerine göre kellayı (kellezal), koşa kellayı ve cergevi (düzdeme) olarak inşa edilirdi. 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın başlarında halkın kullandığı evler kare veya dikdörtgen biçiminde, tek katlı olurdu. 19. yüzyılın ortalarından itibaren yaşanan gelişmeler sonucunda yeni ev planları ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri cergevi (düzdeme) planıdır. Bu tipte odalar bir sıra halinde dizilirdi ve odalar arasındaki geçiş için bir eyvan veya dehliz (kavhana) yapılırdı. Odalardan biri mutfak olarak kullanılırken diğerleri yatak odası ve misafir odası (kışlık ve yazlık oda) olarak kullanılırdı.
Kellayı tipi evler ise özellikle Abşeron bölgesinde, ova ve dağ eteği köylerinde yaygındı. Bu evlerde bir oda, diğer bir ya da iki odanın "baş kısmına" (kelle) bitişik olarak inşa edilir, böylece T şeklinde bir plan ortaya çıkardı. Bu evlerin kapıları aynı eyvana açılırdı. Nahçıvan ve Lenkeran bölgelerinde "tenebi" adı verilen kellayı tipi evler daha sıkışık inşa edilir, odalar arasında daha kolay bir bağlantı sağlanırdı. Koşa kellayı (çift kelleli) evlerde ise yapinin her iki ucunda birer enine oda bulunur ve bu durumda plan II biçimini alırdı. Tüm odalar aynı eyvana açılır, eyvanın önü camlı bir bölme (şüşebend) ile kapatılırdı.
19. yüzyıl sonu - 20. yüzyıl başlarında Azerbaycan köylerinde iki katlı evler de inşa edilmiştir. Alt katta dükkân, atölye, ahır, depo gibi bölümler bulunur ve burası evin ekonomik-hizmet kısmını oluştururdu; üst katta ise misafir ve yatak odaları yer alırdı.
Konut binası ve tarımsal yapılar
Nahçıvan bölgesinde, Şuşa şehrinde ve bazen de Şirvan'da inşa edilen, iki ya da daha fazla odaya sahip evlerde "Kefehana" veya "kavhana" denilen iç koridor, eyvan işlevi görürdü. "Kavhana" kelimesinin köken olarak "kabhana"nın bozulmuş hâli olduğu düşünülmektedir. Burada mutfak eşyaları saklanır, yer tandırı kurulurdu. Kış aylarında tandırın üstü kürsü ve yorganla örtülür, yatak olarak kullanılırdı. Koridor dört, altı veya sekizgen biçiminde olur; odalara ve avludan eve geçiş bu bölümden sağlanırdı. Yazın aile gününü genellikle kavhanada geçirirdi.
Geleneksel olarak Azerbaycan mutfaklarında ocak veya tandır bulunurken bazı köy evlerinde soba da vardır. Ancak bunlar genellikle mutfaktan ayrı, hatta evin dış kısmında yapılmaktadır. Zirzemi (kiler) kısmında ise kışlık yiyecekler ve mutfakta henüz kullanılmayan gıdalar saklanırdı ve her evde mutfak, kilerle bağlantılı olurdu. Hatta yalnızca et ve yağların saklandığı "soyukluk" adlı özel bölmeler bulunurdu. Çoğu durumda kilerle soyukluk aynı yer olur; et, yağ, tahıl ve kuru sebzeler burada saklanırdı. Gıdalar terek denilen raflarda, sandıklarda, çuvallarda veya duvarlara asılan torbalarda muhafaza edilir ya da iplere dizilerek asılırdı.
19. yüzyılda Azerbaycan'da bireysel üretim ve tarım yapıları farklı biçimlerde bulunmaktaydı. Bunların bir kısmı evin avlusunda, bir kısmı ise daha uzakta yer alırdı. Dağ eteği ve dağ köylerinde iki katlı evlerin alt katı genellikle tarımsal amaçla kullanılırdı. Bu tür yapılar üçe ayrılırdı:
Ev yaşamıyla ilgili yapılar: tendirhana, odunluk, yağmurluk, tahıl çukuru, eldamı, çardak (talvar), kiler, buzhana, ambar, zirzemi
Hayvancılıkla ilgili yapılar: ahır (tövle), ağıl, sığırhana, baharbend, küz
Üretim yapıları: demircihane, dericihane (dabbağhana), değirmen, atölye
Tendirhana, tandır ve yemek hazırlamak için yapılmış bir ocaktan oluşur, üstü çardakla örtülürdü. Burada yemek pişirilir, yanları açık bırakılır, genellikle avlunun arka tarafında bulunurdu. Eldamı, günlük eşyalar ve tarım aletlerini saklamak için kullanılırdı; eve bitişik ya da karşısında yer alırdı. Tahıl çukuru, avluda ya da kiler içinde kazılır, sıvalı hale getirilir veya kenarları esnek çubuklarla güçlendirilirdi. Yoksul aileler un ve tahıl saklamak için kendi ve sakan adı verilen kapları kullanırdı; kendi çubuk ve kilden, sakan ise ahşaptan yapılırdı. Yağmurluk veya kuraklık denilen yapılar, saban, araba, balta, eyer gibi tarım aletlerini saklamak için kullanılırdı. Buzhana ise toprağa kazılır, Nahçıvan bölgesinde bazen kehriz (yeraltı su kanalı) içinde yapılır ve "buzhana" ya da "kırhayak" olarak adlandırılırdı.
Pirinç depoları (çeltik ambarları) avlularda, alt katlarda, eyvanlarda veya yardımcı binalarda bulunurdu. Tahılın saklandığı ahşap ambar yapıları genellikle evin birinci katında veya tarımsal binaların iç kısımlarında yer alırdı. Çeltik tanelerinin kurutulması, evlerin zeminine serilerek veya çardaklarda yapılırdı. İpekböceklerinin koza örme sürecine kadar tutulduğu yerler kümhana, talvar ve çardaklardı ve bazı durumlarda ahırlar da kullanılırdı. Kümhanalar, ipekçiliğin yaygın olduğu bölgelerde inşa edilirdi.
At, deve ve büyükbaş hayvanlar peye, tövle, baharbend, at halahalı, sığırhana ve basdaray gibi yerlerde; koyunlar ise kaya, yatak, banıstan, paçal ve kereske denilen bölmelerde barındırılırdı. Yoksul aileler tüm hayvanlarını peyede tutardı. Hayvancılıkla uğraşan ailelerin samanlık (mere) ihtiyacı olurdu. Bu yapı genellikle kışlaklarda veya harman yerlerinin yakınında bulunurdu.
Bahçe
Aynabend, bahçede aynalarla süslenmiş camlı bir galeridir. Alakapı, zafer takı biçiminde inşa edilmiş bahçe girişidir. Yazlık bahçelerde balkon veya veranda "artırma" olarak adlandırılır. Barı, taş veya tuğladan yapılmış bahçe duvarıdır. Bahçenin içinde ya da önünde dalan denilen bir yol bulunur ve sebze yetiştirilen bölüm dirrik olarak adlandırılır. Park havuzlarının ortasındaki kuru alan "ada" veya "adacık" olarak anılır. Azerbaycan'da güzel manzara veya panoramik görünüm "ahar-bahar" olarak adlandırılır. Aypara ise bahçelerde kullanılan doğu sembolizmine ait bir unsurdur.
Tarih boyunca, Kuba kazasının Nügedi, Rustov, Çiçi ve Sebetler gibi meyvecilikle ünlü köylerinin halkı, bahar ve yaz aylarında bağ mevsimi geldiğinde geçici olarak bağlara taşınmak için kazma evler inşa ederdi. Arıcılar ise kütük kovanlarını evlerin çevresine, yani avlu bahçelerine yerleştirirdi.
Şeki bahçelerinde, bir tarafında taş veya tuğladan sık biçimde örülmüş, bahçe alanına hafif yukarıdan bakan bir platform inşa edilirdi. Bu unsur, Abşeron'daki "seki"yi ve Orta Asya bahçelerindeki "sufu"yu andırmaktadır. Evle bahçe arasında bağlantı kuran bu tür bir teras, 18. yüzyılın sonu - 19. yüzyılın başına ait Azerbaycan şehir konut mimarisinin karakteristik bir özelliğidir. Şeki bahçeleri, ön ve hizmet bölümlerine ayrılırdı. Ön kısımda genellikle yüzme havuzu ve çiçekler bulunurdu. Bahçe alanını düzenleyen temel unsurlardan biri yeşillik ve ağaçlardı. Ayrıca, bahçe alanını taş veya tuğla döşeli küçük yollar keserdi. Bu yollar, bahçeyi farklı yeşil bölümlere ayırır ve yaşam alanını giriş kapısı ile diğer malikane binalarıyla birleştirirdi. Sıcak yaz günlerinde dinlenmenin rahat olması için köşe düzenlemelerinde kullanılacak ağaç türlerinin seçimi de dikkatle yapılırdı.
Düzen, ısıtma ve aydınlatma
XIX yüzyıl - XX yüzyılın başlarında Azerbaycan'daki evlerin iç düzeni, Doğu mimarisi özellikleri taşıyordu. Toprak altına oyulmuş ve kerpiçten yapılan evlerde iç düzenlemeye pek önem verilmezken yer üstü evlerde yemek, dinlenme ve günlük işler yerde yapıldığı için zeminin temiz tutulması gerekirdi. Zemine kilim, halı, keçe ve gebe serilir, bunların üzerine koyun derisinden yapılmış yaygılar, yastıklar, minderler ve küçük döşekler konulurdu. Fakir evlerinde duvarlara hasır, zengin evlerinde ise halı asılırdı. Zenginler halıların üzerine işlemeler, silahlar, saz, atalarının portreleri ve "kete" adı verilen altın yaldızlı Kur'an ayetleri asarlardı. Evin "dör başı" denilen özel bölümünde evin reisi veya konuk için nazlı yastık (nazbalış) yerleştirilirdi. Nahçıvan bölgesinde bu bölüm "şahnişin" olarak adlandırılırdı.
Eşya saklamak için camahatan (yüklük) kullanılırdı. Duvarlarda bulunan nişler, raflar, dolaplar ve ocak bölmeleri de bu amaçla yapılırdı. Yüklüğün üstü, ipek veya pamuklu perdelerle, zengin evlerinde ise nakışlı "zerendaz" perdelerle kapatılırdı. Dekore edilmemiş duvar yüzeyleri genellikle kemerli pencereler ya da günlük eşyaların konulduğu nişlerle oyulurdu.[1]Salmanov, E., Blair, S., & Bloom, J. (2003). Azerbaijan. Grove Art Online. Retrieved 22 Oct. 2023. Bu nişler genellikle ocağın sağında veya solunda yer alır ve önleri desenli perdelerle kapatılırdı. XIX yüzyılın sonlarında bu nişlere kapak takılır, "karğaburnu" (karga dili, kulak) denilen mandallarla kapatılırdı. Küçük eşyalar ve mutfak gereçleri duvarın üst kısımlarındaki raflarda veya duvara dayalı mobilyalarda saklanırdı.[1]Salmanov, E., Blair, S., & Bloom, J. (2003). Azerbaijan. Grove Art Online. Retrieved 22 Oct. 2023.
Yemek takımları, çay ve yemek eşyaları dolapta (dula) saklanırdı. Dolap, nişlerden küçük olur, içinde eyer takımları ve gece kullanmak için el fenerleri de bulundurulurdu. Günlük eşyaların konduğu dolapların üstü koyu renkli bir perdeyle örtülürdü. Raf (zeh, leme) ise mutfak gereçlerinin yeriydi ve ev sahibinin maddi durumunun göstergesiydi. Rafların ön kısmına renkli kumaşlardan "zehkabağı" dikilirdi. Gerdek perdesi, tek odalı evlere gelin getirildiğinde kullanılır, üst kısmına "gerdekbaşı" adı verilen süslü bir bez bağlanırdı. Gerdekbaşı, zehkabağından daha zengin süslemelere sahipti.
Azerbaycan'ın birçok bölgesinde (Nahçıvan, Şirvan, Abşeron) ısınmak için "kürsü" adı verilen masa benzeri bir ısıtıcı kullanılırdı. Üzeri "kürsü yorganı" ile kaplanır, alt kısmına toprak çanak veya dökme demir mangal yerleştirilirdi. Ocak (buharı) da evlerin ısınmasında önemliydi. Dumanın çıkması için ocak, çatının 80-90 cm üzerine kadar uzanan bir başlıkla tamamlanırdı. Şirvan bölgesinde "bağdadi" tipi evlerde bu işlevi sepet biçimli baca (sebetbaca) görürdü. Lenkeran-Astara bölgesinde ise iki kademeli tava sistemi kullanılırdı: önce tava çevrilerek duman dışarı çıkarılır, közü kaldıktan sonra ters çevrilip baca kapatılır, böylece ısı içeride tutulurdu. Şeki-Zakatala bölgesinde asma ocaklar (karpızı, asma buharı) yaygındı. Zengin evlerdeki ocaklar bir sanat eseri gibi yapılır, sütunlarla ve kemerlerle süslenirdi. Bazı ocaklar, küçük nişlerle çevrelenmiş karmaşık yapılar hâlindeydi. Evlerde ayrıca sandık, iğnedanlık, kandil askılığı gibi eşyalar da depo işlevi görürdü.
XIX. yüzyılda evlerin aydınlatılmasında geceleri ocak ateşi veya ucuna köz yerleştirilen çubuklar, gündüz ise kapı, pencere açıklıkları ve baca kullanılırdı. Daha sonra huş, meşe ve karaağaç gibi ağaçlardan hazırlanmış çubuklar yakılarak ışık elde edilirdi. Aydınlatma aracı olarak ayrıca hayvan yağından yapılan mumlar da kullanılırdı. Bunun için yağ eritilir, kamış borularında dondurulup sertleştirilir, ardından boru kırılarak mum çıkarılırdı. Zamanla teknoloji ilerledikçe, petrol ve mazotla çalışan lambalar (XIX. yüzyılın ikinci yarısı) ve daha sonra cam lambalar ile fenerler (XX. yüzyıl başları) kullanılmaya başlanmıştır.
Dış ve iç dekorasyon

Geleneksel Azerbaycan evinin iç düzeni, konuk odası ve dinlenme odası olarak ikiye ayrılır, her zaman sade ve mekân bakımından açık planlı olurdu. Bu odalarda az sayıda bölme ve alçak mobilya bulunur, insanlar genellikle yerde otururdu. Halı ve kilimler, evin temel unsurlarıydı. Evin genel iç düzenini anlatmak için kullanılan "besat" (halı) kelimesi de bunun bir kanıtıdır.[1]Salmanov, E., Blair, S., & Bloom, J. (2003). Azerbaijan. Grove Art Online. Retrieved 22 Oct. 2023. XIX. yüzyıl sonu ve XX. yüzyılın başlarında kışın sıcak tutan, yazın serinlik sağlayan keçeler, hem döşeme hem de süsleme amaçlı kullanılırdı. Süslemeli keçelere "nemend" denirdi. Günlük Azerbaycan yaşamında, ev tasarımı ve inşa teknikleri Türk kültürel etkisinin önemli bir örneğini oluşturur.
Azerbaycan evlerinde süslemeli kemerler, renkli camlarla kaplı vitraylar, ince işlenmiş şebekeler, süslemeli balkonlar dikkat çekiciydi. Alçı süslemeler (stuko) iç mekan dekorasyonunda yaygın olarak kullanılır, nişleri, kornişleri ve mukarnasları kapsardı. Zengin konutlarda ve han saraylarında duvarlar, sıva veya bez üzerine yapılan av, şölen ya da tarihî sahneleri betimleyen resim panolarıyla süslenirdi. Kâğıt hamurundan (papier-mâché) yapılan mimari detaylar da boyalı süslemelerle bezenirdi. Büyük pencereli ve verandalı evlerde, ahşap çerçeveye yerleştirilmiş renkli cam mozaik paneller bölme olarak kullanılırdı. Ahşap sütunlar, direkler, çatılar ve kapılar oyma süslemelere sahipti. Şeki hanlarının saraylarında (XIX-XX yüzyıllar), tarihî ve edebî konulu duvar resimleri, ayna parçalı mukarnaslar ve frizler dâhil olmak üzere çok çeşitli dekoratif teknikler kullanılmıştır.[1]Salmanov, E., Blair, S., & Bloom, J. (2003). Azerbaijan. Grove Art Online. Retrieved 22 Oct. 2023.
Azerbaycan'ın kolsuz balkonlu evlerinde, sütunlar arasına oyma desenli sürahiler (ahşap panolar) yerleştirilirdi. Sütunların üst kısmına "künye" adı verilen bir tahta monte edilir, bu parçalar bitkisel motifli oymalarla süslenirdi. Tavandaki kirişlere ise "kaş" denilen tahtalar çakılır, bu tahtaların alt kenarları oyma desenlerle bezenirdi.
Azerbaycan'da marangozluk yapan ustalar için, evlerin iç sütunlarını, kirişlerini ve gölgeliklerini oymak standart bir uygulamaydı. Ahşap oymacılığıyla uğraşan ustalar ayrıca kapı, masa, sandalye, kitap standı ve ahşap kapları da süslerdi.
1917'den 1930'lara kadar ahşap sanatında bir duraklama yaşandı. 1930'lardan itibaren oyma millî motifler, sayısı giderek artan büyük kamu binalarının süslemelerinde yeniden kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönemin en yetenekli ustalarından biri Ebdülhüseyn Babayev'dir. Onun 1937 tarihli kitap standı, tek bir ahşap bloktan oyularak bir, iki veya üç kitap için açılabilen modern bir "tasarım harikası" olarak kabul edilmektedir.[1]Salmanov, E., Blair, S., & Bloom, J. (2003). Azerbaijan. Grove Art Online. Retrieved 22 Oct. 2023.
1920 sonrasında geleneksel iç dekorasyon ilkeleri, kamu binalarının tasarımlarına da uygulandı.1937'de Moskova'daki Tüm Rusya Tarım Sergisinde, Azerbaycan SSC Pavyonu'nda mimarlar Sadık Dadaşov ve Mikail Hüseyinov, ressam Latif Kerimov ile birlikte zengin süslemeli bir salon tasarladılar. Alçı frizler ve panolara oyulmuş motifler arasında beş köşeli yıldızlar, orak ve çekiç simgeleri, çiçekler, meyveler, üzüm salkımları ve pamuk kozaları bulunuyordu.1960'lardan itibaren alçı süsleme yerini dekoratif resim, mozaik ve metal rölyef tekniklerine bıraktı. Geleneksel cam işçiliğiyle birlikte, yeni cam formları da üretilmeye başlanmıştır.[1]Salmanov, E., Blair, S., & Bloom, J. (2003). Azerbaijan. Grove Art Online. Retrieved 22 Oct. 2023.
Gelenek ve görenekler
Misafirperverlik
Misafirperverlik, Azerbaycanlılar için önemli bir özelliktir. Tarih boyunca Azerbaycan'da varlıklı aileler, sadece misafirlerin kalması için kendi topraklarında ayrı evler inşa ederlerdi. Bu tür evler, kervansarayların bulunmadığı dağlık bölgelerde ve köylerde yapılırdı. Misafir evleri veya odaları, yatak takımları, halı setleri ve hatta müzik aletleriyle donatılırdı. Fransız seyyah Alexandre Dumas, Azerbaycan misafirperverliğini şu şekilde anlatmaktadır:
“...Herhangi bir kapıyı çalıp yabancı olduğunuzu söylerseniz, ev sahibi size kalmanız için bir oda verir ve ailesiyle birlikte küçük bir odaya çekilir. Ayrıca, evde kaldığınız süre boyunca (bir, iki, üç hafta) hiçbir ihtiyacınızı eksik etmezler. Misafir evden ayrılmak istediğinde, ev sahibi onun önüne geçip ‘Lütfen bir gün daha kalın ve bizi sevindirin, yarın gidersiniz’ der.”
Ev sahibinden sorumluluk, misafirden ise görgü kurallarına ve geldiği yerin adetlerine uyması beklenirdi. Karşılıklı anlayış ve samimiyet, misafirin davranışlarında kendini gösterirdi. Misafir, yersiz müdahalelerden kaçınmalı, evin iç işlerine karışmamalıydı. Ev sahibiyle misafirin davranışları birbirini tamamlamalıydı. Eğer bir toplantıda müzik varsa, mutlaka dinlenmeliydi. Misafir kabul edildikten sonra, bir süre yalnız bırakılması gerekirdi ki dinlenip ortama alışabilsin, ancak bu sürenin uzun olması, ev sahibinin ilgisizliği olarak değerlendirilirdi. Hüseyin Cavid'in "Ana" adlı piyesinde, misafirperverliğin önemi, annenin, evine sığınan ve oğlunun katili olan kişiyi "misafir kardeş" diye çağırarak koruması üzerinden anlatılır.[2]Elçin Mehrəliyev. Hüseyn Cavidin "Ana" pyesi: Qafqaz mədəniyyətində qonaqpərvərlik kultu. Kredo, 14 Mart 2019.
Merasimler ve yardımlaşma
Azerbaycan'da ev yapılmadan önce usta (bennâ) yapının özelliklerini belirler, ev sahibine "Hayırlı olsun!", "Uğurlu olsun!" gibi iyi dilekler söyler ve temel köşesine ilk "işaret çivisini" çakardı. Köyün yaşlı büyüğü temele ilk kazmayı vururdu. Nahçıvan geleneğine göre ustaya kuruyemiş ve meyve dolu bir tabak ile birlikte hediyelik kumaş (hülle) verilirdi. Usta hediyeleri kabul eder ve işe başlardı. Bu tabak (honça) geleneği; temelin kazıldığı, ana kirişin yerleştirildiği ve yapının tamamlandığı günlerde de tekrarlanırdı. Nahçıvan bölgesinde "Yallah" adıyla bilinen gelenekte, usta çamurlu malayı havaya kaldırır, ev sahibi ve akrabalar üzerine para koyardı. Usta parayı çamura sürer, cebine koyar ve "arkası gelsin!" derdi.
Şeki-Zakatala bölgesinde temelin güneşli bir sabah konulması uğurlu sayılırdı. Ev yapılacak yere gelenler, kumaş, kuruyemiş ve tatlı içeren bir tabak getirirdi. Bir başka yerel geleneğe göre ise, akraba, usta hediyesi (hülle) almak için ev yapılacak alana bir merkep yükü taş getirirdi. Ayrıca kurban kesmek, kurbanın kanını temele akıtmak, ana kiriş kaldırılırken ona bez veya kurdele (yelveng) bağlamak da bilinen adetlerdi. Kuba-Haçmaz bölgesinde yapılan "inşaat kurbanı" dini ve büyüsel anlam taşırdı. Köşe taşı yerleştirildikten sonra köyün büyüğü bir koyun keser, toprağın sahibiyle birlikte hayvanın kanını bir testiye doldurur ve üç köşeye dökerdi. Kuba'nın Amsar köyünde ise duvar bir metre yüksekliğe ulaştığında bu ritüel yapılırdı.
Evin bereketli olması için temele buğday, tuz, ekmek ve metal para konur, iyi dilekler söylenirdi. İnşaat alanına ilk kez gelen kişi "gözaydınlığı" olarak para veya hediye bırakırdı. Ev inşa edilirken karşılıklı yardımlaşma biçimleri olan "hoy", "meded", "evrez" uygulanırdı. Bu yardımlaşmalara katılanlar araba, alet getirir, temel kazma, tuğla kesme, kiriş kaldırma gibi işler hep birlikte yapılırdı. Ev sahibi yardıma gelenler için koyun kestirir, yemek hazırlatırdı. Ev tamamlandığında imam yemeği verilirdi; buna "mevlid duası" veya "ev görme mevlidi" denirdi. Oğul baba evinden ayrılıp yeni eve taşındığında, baba ocağından ateş götürürdü ve bu, ataların ocağının devamı anlamına gelirdi. Evi yaptıranın annesi sağsa, temele bolluk sembolleri veya para koyma görevi ona aitti. Bahçede yetişen ilk meyveyi de anne ya da ev sahibinin eşi toplardı; bu, kadının kutsallığına ve meyve veren ağaçla özdeşleştirilen doğurganlığına işaret ederdi. Yeni eve ilk honçayı (hediye tepsisini) da anne veya ev sahibinin eşi getirmeliydi. Yeni eve ilk kez gitmek "ev gördü" olarak adlandırılırdı; bu ziyarette hediye götürmek adetti. Köylüler damızlık hayvan, perde, kilim, zenginler ise semaver, sandalye, halı gibi hediyeler getirirdi.
Nevruz Bayramı'nda yapılan kuşak sallama geleneğinin "papakatdı"ya dönüşmesi, evlerin mimarisindeki değişimle ilişkilidir. Eskiden evlerin damı düzdü ve ortasında baca bulunurdu; bu evlere "tatı" denirdi. Evlerin bitişik olması sayesinde insanlar damların üstünde yürüyebilirdi. Ancak damlar yerini kiremitli ve şiferli çatılara bırakınca, hediyeler artık damdan değil, kapıdan toplanmaya başlandı. Küçük Çille dönemindeki çarşambalarda insanlar pamuk topu (lopa) yakar, evi üç kez dolaşarak kötülüklerden korunacaklarına inanırdı. Savaşta çocuklarını kaybeden aileler, evlerine siyah yas bayrağı asardı.
İnançlar
Azerbaycan geleneğine göre, ev yapılmadan önce yerin geçmişi araştırılırdı. Ev yeri daha önce mezarlık, ziyaretgah, savaş alanı ya da çocuğu olmayan birinin evi olmamalıydı; bu tür yerlerin uğursuzluk getireceğine inanılırdı. Ev inşa edilmeden önce "helallık" alınırdı; yani arsa kimsenin hakkı kalmış, göz dikilmiş bir yer olmamalıydı. Toprak sahibinin soyundan gelenlerin duası ve rızası olmadan inşaata başlanmazdı. Ayrıca komşunun iyi biri olması da önemliydi. Bir diğer kurala göre, sürüden dönen hayvanın ev sahibinin kapısına varmadan durduğu veya yattığı yer, ev yapmak için uğurlu sayılırdı. Karınca yuvası olan yerler de uygun görülürdü; çünkü karıncanın bereket ve emeğin simgesi olduğuna ve kuru toprakta yaşadığı için evin rutubetsiz olacağına inanılırdı.
Şabran ovası ve Kuba bölgesinde ev yapılacak yere ağzı bezle kapatılmış, su dolu bir testi gömülürdü. Birkaç gün sonra testiye bakılır; eğer su seviyesi değişmişse yer uygun, değişmemişse toprak nemli olduğu için uygunsuz kabul edilirdi.
Azerbaycan mitolojisinde kötü ruhlar olan "damdabacalar", evlerin avlularında yaşar; fakat genellikle camiler, eski evler ve yıkık değirmenler gibi yerlerde kümeler hâlinde bulunurlar. Her evin ayrıca bir "iye"si (ev ruhu) vardır; buna bazen "ev cini" denir. "Astana cini" evin eşiğini korur; bu yüzden akşam vakti dışarıda oturmak ya da elleri kavuşturmak uğursuz sayılır. "Çarşamba Kadını" ise, çarşamba günü bir evde işler bitmemişse oraya girip zarar veren büyücü olarak kabul edilirdi.
Evde kimse olmasa bile eve girerken selam verilirdi, çünkü evde görünmeyen varlıkların bulunduğuna inanılırdı. Bu varlıkların eve bereket getirdiğine, bazen kuş kılığına girip insanların rüyasına girdiğine inanılırdı. Efsanelerde Karaçuka adlı ruhun evlerin üzerinde yaşadığı, eve girerken ona selam verilmesinin zorunlu olduğu, evden ayrılması hâlinde ise aile saadetinin sona ereceği söylenirdi. Evde ya da bahçede kara karga görülmesi uğursuz sayılırdı.[3]Avcılık İnanç Ve Ritüellerine Bakış. Aynur Celilova. Sosyal Araştırmalar ve Davranış Bilimleri Dergisi, 2019, Cilt 5, Sayı 8, s. 62–86. Kötü nazarlardan korunmak için dikenli dallar, üzerlik otu evlerin kapısına asılırdı. Bağ ve bahçeyi korumak için köpek kafatası çit üzerine yerleştirilirdi.[4]Qafarlı, Ramazan, AZƏRBAYCAN TÜRKLƏRİNİN MİFOLOGİYASI, ADPU, 2010 Ejderha motifi, Azerbaycan Terekemelerin halı desenlerinde sıkça görülür ve evin koruyucusu (talisman) olarak kullanılırdı.
Diaspora faaliyetlerindeki rolü
2019 yılından itibaren farklı ülkelerde Azerbaycan devleti tarafından Azerbaycan Evleri açılmıştır. 2025 yılı itibarıyla, dünyanın 20 ülkesinde 30'dan fazla Azerbaycan Evi faaliyet göstermektedir. Bu evlerin amacı; Azeri diasporasıyla ilişkilerin sürdürülmesi, Azerbaycan geleneklerinin, kültürünün ve dilinin tanıtılması, Azerbaycan devletinin tutum ve görüşlerinin dünyaya aktarılması ve ülkenin uluslararası tanınırlığının artırılmasıdır. Bu evler, Azerbaycan'ın küçük bir modeli olarak kabul edilir ve burada ülkenin gelenekleri "korunur".[5]Azərbaycan Evləri.[6]Xaricdəki Azərbaycan evləri nəyə lazımdır?. Her Azerbaycan Evinde ayrıca hafta sonu okulları da bulunmaktadır.[7]The Azerbaijani diaspora: Strength in unity Youth driving the nation’s global image.
Bibliyografya
Azərbaycan etnoqrafiyası, Üç cilddə I cild., Azərbaycan Milli Elmlər Akademiyası Arxeologiya və Etnoqrafiya İnstitutu, Bakı: Şərq-Qərb, 2007.
Azərbaycan etnoqrafiyası, Üç cilddə II cild., Azərbaycan Milli Elmlər Akademiyası Arxeologiya və Etnoqrafiya İnstitutu, Bakı: Şərq-Qərb, 2007, ISBN ISBN 5-17-033764-7.
Azərbaycan etnoqrafiyası, Üç cilddə III cild. (2007), Azərbaycan Milli Elmlər Akademiyası Arxeologiya və Etnoqrafiya İnstitutu, Bakı: Şərq-Qərb.
Türk Əfsanə Sözlüyü, Dəniz Qaraqurd, Türkiyə, 2011, (OTRS: CC BY-SA 3.0) Arxivləşdirilib 2022-03-21 at the Wayback Machine (türk.)
Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Celal Beydili, 2003, Yurt Yayınevi (türk.).
Kalafat, Yaşar. Eski Türk Dini İzleri (türk). 1998.
Kartari, A. (1986). Azeri ve Fırat Havzası Mutfak Kültürlerinin Karşılaştırmalı İncelemesi. Belleten, Türk Folkloru Yayınları, İstanbul.
SMOMPK: Azərbaycan folkloru materialları, 2-ci cild. Bakı, Elm və təhsil, 2019, −264 səh.
А. А. Гасанова. Сады и парки Азербайджана / Под ред. проф. Ф. М. Гусейнова. — Баку: Ишыг, 1996. — 304 с.
Ganiyeva, F. (2021). AZERBAYCAN'IN GELENEKSEL KÜLTÜRÜNDE ETNİK BİR İŞARET OLARAK MİSAFIRPERVERLİK. Motif Akademi Halkbilimi Dergisi, 14(35), 956–967. https://doi.org/10.12981/mahder.933966
Mikail, Elnur & Çora, Hakan. (2024). Exploring the Turkic Identity of Azerbaijan's Ethnic Groups: A Comprehensive Analysis. Open Journal of Applied Sciences. 14. 3077–3099. 10.4236/ojapps.2024.1411203.
Ek okumalar
AZİZSOY, ANAR. (2016). ÇARLIK RUSYASI DEVRİ ŞEKİ (AZERBAYCAN) TARİHİ KENT DOKUSUNDA OLUŞAN DEĞİŞİM VE GELİŞEN KONUT TİPLERİNDE SÜRDÜRÜLEN GELENEKSEL UNSURLAR. Journal of International Social Research. 9. 610-626. 10.17719/jisr.20164420136.
Kaynakça
- 1.Salmanov, E., Blair, S., & Bloom, J. (2003). Azerbaijan. Grove Art Online. Retrieved 22 Oct. 2023.
- 2.Elçin Mehrəliyev. Hüseyn Cavidin "Ana" pyesi: Qafqaz mədəniyyətində qonaqpərvərlik kultu. Kredo, 14 Mart 2019. anl.az
- 3.Avcılık İnanç Ve Ritüellerine Bakış. Aynur Celilova. Sosyal Araştırmalar ve Davranış Bilimleri Dergisi, 2019, Cilt 5, Sayı 8, s. 62–86.
- 4.Qafarlı, Ramazan, AZƏRBAYCAN TÜRKLƏRİNİN MİFOLOGİYASI, ADPU, 2010
- 5.Azərbaycan Evləri. diaspor.gov.az
- 6.Xaricdəki Azərbaycan evləri nəyə lazımdır?. crossmedia.az
- 7.The Azerbaijani diaspora: Strength in unity Youth driving the nation’s global image. caliber.az