Aydos Kalesi

Aydos Kalesi veya diğer adıyla Keçi Kalesi,[1]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 68 Türkiye'nin İstanbul ilinin Sultanbeyli ilçesindeki Aydos Tepesi'nin 325 metrelik uzantısında bulunan kale. Çevresiyle birlikte birinci derecede arkeolojik sit ilan edilmiştir.[1]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 68
Tarihi

Kale, Doğu Roma İmparatorluğu döneminde inşa edildi.[1]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 68 11 ve 12. yüzyılda inşa edildiği tahmin ediliyor.[2]Tarihi Aydos Kalesi'nin restorasyonunda sona yaklaşıldı. O zamanki adı olan "Aetos" (Αετός), Yunancada "kartal" anlamına gelmekteydi. Bu isim, günümüze kadar çok ufak değişiklikle korunmuştur.[1]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 68 11. yüzyılda Türklerin Konstantinopolis'e (günümüzde İstanbul) yaklaşmaları üzerine kalenin önemi arttı; ancak Haçlı Seferleri'nin başlamasıyla Türkler bölgeden ayrıldılar.[1]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 68 13. yüzyılın sonlarında bölgede, yeniden mücadeleler baş göstermeye başladı.[1]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 68 1326-1328 yıllarında Kocaeli Yarımadası'nın büyük bir kısmı Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine girmişti. Bu dönemde iki devlet arasındaki sınır, Aetos-Pentikion (günümüzde Pendik) hattı üzerindeydi.[1]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 68
Âşıkpaşazâde Tarihinde yer alan bilgilere göre Osmanlı Padişahı Orhan Gazi, kalenin alınması için Abdurrahman Gazi, Akça Koca ve Konur Alp'i görevlendirmişti. Önce Semendra Kalesi'ni (günümüzde Samandıra) ele geçiren Osmanlı kuvvetleri, daha sonra Aydos Kalesi'ni kuşattı.[1]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 68 Âşıkpaşazâde'ye göre, kale tekfurunun kızı kuşatmadan önce rüyasında, yakışıklı bir kahraman gördü, sonrasında ise kendini bir çukurda buldu. Bu kahraman onu kurtardı, giysilerini çıkardı yıkadı ve kıza yeni giysiler giydirdi. Kız, kısa süre sonra kaleyi kuşatan Osmanlıların arasında gördüğü Abdurrahman Gazi'yi rüyasındaki kahraman olarak tanıdı ve kaleyi ona teslim edeceğini yazdığı notu bir taşa sarıp askerlere fırlattı. Notta, Türklerin geri çekiliyormuş gibi yapmaları, gece geri gelmeleri ve kendisinin onları kaleye alacağı yazılıydı. Gece olunca kız, kale bedeninden bir kement attı ve Abdurrahman Gazi buna tutunarak kalenin içine girdi. Kapıyı içeriden açmasının ardından içeri giren Osmanlı askerleriyle birlikte kale, Osmanlı egemenliğine girdi.[1]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 68 Bu hikâye daha sonraları, başka yazarlar tarafından farklı biçemlerde dile getirildi. Neşrî'nın kaleminde yaşananlar bir aşk öyküsüne, Hoca Sâdeddin Efendi'nin anlatımında dinî bir öyküye dönüştü.[3]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 69 Bir versiyonda tekfur kızı, rüyasında İslam peygamberi Muhammed'i görüyordu.[1]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 68 Sonraki yıllarda kızın rüyası; Hadidî, İbn-i Kemal, Katip Çelebi, Solakzade Mehmet Hemdemi Efendi gibi isimler tarafından, farklı şekillerde anlatılırken, Joseph von Hammer-Purgstall ve Alphonse de Lamartine de olayı kendi kitaplarına taşıdı.[3]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 69 1558 tarihli Osmannâmede yer alan, Arifî'nin bir minyatüründe tekfur kızı, Abdurrahman Gazi'yi uzun saç örgüsünü kaleden sarkıtarak kaleye çıkardığı tasvir edilmiştir.[3]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 69
Fetihten sonra kaleye yerleşen Abdurrahman Gazi önderliğinde Scutari (günümüzde Üsküdar) taraflarına akınlar düzenlendi. Ancak bir müddet sonra kale önemini kaybetti.[3]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 69 Hoca Sâdeddin Efendi'nin Tâcü't-Tevârîh adlı eserinde İzmit'in 1337 yılındaki fethinden sonra Orhan Gazi'nin şehri çok beğendiği ve buranın yakınlarındaki Aydos Kalesi'ne artık ihtiyaç olmadığından kaleyi yıktırdığı, muhafızları ve kalenin içinde yaşayanları İzmit'e getirdiği ifade edilmektedir.[4]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 70
Arkeolojik çalışmalar
Kale için yapılması hedeflenen rölöve, restitüsyon ve restorasyon çalışmalarının ilk ayağı olan arkeoloji kazılar 13 Eylül 2010'da, Sultanbeyli Belediyesi tarafından, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü Zeynep Kızıltan'ın başkanlığında başlatıldı.[4]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 70 Alan sorumlusu Müze Müdür Yardımcısı Gülbahar Baran Çelik tarafından yapılan kazıların ilk aşaması ise 17 Şubat 2011'de tamamlandı.[4]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 70 Birkaç yıl sonra 2. aşaması başlayan kazılar Aralık 2022'de sona erdi ve sivil halka açıldı.
Konumu ve mimari özellikleri
Dış duvarlarından itibaren 26.000 m2lik bir alanı kaplayan kale, Aydos Tepesi'nin 325 m yüksekliğindeki uzantısında yer almaktadır.[5]Aydos Kalesi 2010 yılı kazı çalışmaları. Kalenin imarının ilk evresinin 11.-12. yüzyılda olduğu düşünülmektedir.[4]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 70 İç ve dış olmak üzere iki suru; iç savunma duvarında altı, dıştakinde ise yedi burcu bulunmaktadır.[4]Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 70
Popüler kültüre etkileri
Kalede yapılan arkeolojik çalışmalar, danışmanlığını Halil İnalcık'ın, yönetmenliğini ise Emine Çaykara'nın yaptığı İstanbul'a Açılan Kapı: Aydos adlı belgesele konu oldu.[6]Aydos Kalesi'nin tarihi anlatılıyor. 26 Ocak 2012.
Kaynakça
- 1.Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 68
- 2.Tarihi Aydos Kalesi'nin restorasyonunda sona yaklaşıldı. aa.com.tr
- 3.Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 69
- 4.Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 70
- 5.Aydos Kalesi 2010 yılı kazı çalışmaları. istanbularkeoloji.gov.tr
- 6.Aydos Kalesi'nin tarihi anlatılıyor. 26 Ocak 2012. sabah.com.tr