Turkipedia
Menü

Zeybek (ünvan)

İçindekiler2
  1. Sözcüğün kökeni üzerine çeşitli görüşler
  2. Onur Akdoğu'ya göre
  3. Dr. Tahir Kutsi'ye göre
  4. Cemil Demirsipahi'ye göre
  5. İsmail Özboyacı'ya göre
  6. Mahmut Ragıp Gazimihal'e göre
  7. Halil Oğultürk'e göre
  8. Hüseyin Hilmi Bayındır'a göre
  9. Sabahattin Türkoğlu'na göre
  10. Şeref Üsküp'e göre
  11. Halikarnas Balıkçısı'na göre
  12. Enver Behnan Şapolyo'ya göre
  13. Haydar Avcı'ya göre
  14. Dış bağlantılar
  15. Kaynakça
Bir grup zeybek
Bir grup zeybekGroup_of_Zeibeks.jpg : ? derivative work: Underlying lk ( talk ), Kamu malı, Wikimedia Commons

Zeybek; Batı Anadolu Efesi.

Zeybek sözcüğünün kökeni konusunda bilim insanları ve araştırmacılar arasında birçok değişik görüş hatta karşı duran görüşler vardır. Bugün için eldeki verilerle sorunu çözüme kavuşturacak bir görüş birliğine varmak da olası görünmemektedir. 18. asırdan itibaren Ege bölgesindeki halk kahramanları ve eşkıyaların ekseriyeti bu lakap ile anılmıştır.

Sözcüğün kökeni üzerine çeşitli görüşler

Divânu Lügati't-Türk'te, "Bekneg" kelimesindeki Bek sözünün sağlam olduğu yazılmaktadır. Divânu Lügati't-Türkte Sağ sözünün Zeybeklik, anlayışlı olmak anlamında olduğu kaydedilmektedir. Divânu Lügati't-Türk’te s harfinin bazen Türk dilinde z okunduğu söylenmektedir. Zeybek sözcüğünde yer alan ‘bek’ unsurunun, ‘sağlam’ anlamını doğrulayan bir ek ad olması gerekir. ‘Bek’ sözcüğü bir insanı nitelediğine göre, bu ekin de insanın olumlu bir niteliğini ifade etmesi beklenir. Bek sözü ile ancak anlayışlı olmayı ve akıllılık anlatan Zag sözü ile birleşik ad olabilir ve şeklini alır. Dolaylı Zeybek ünvanı Divânu Lügati't-Türkte; anlayışlı ve akıllı, sözünü sağlam tutan olarak görülmektedir. Ayrıca Peçenek askerlerinin kılığının Zeybek-Seymen kılığıyla benzerliklerine dair bilgiler, Bizans kroniklerinde de tespit edildiği gibi Claude Cahen bu vakayı, İslam Kaynaklarına Göre Malazgirt Savaşı adlı makalesinde Bizans komutanlarından Kapadokyalı Alyatte emrindeki ücretli Peçenek askerlerinin kiyafetlerinin karşı cephedeki soydaşlarından ayırt edilemediği şeklinde açıklamıştır. Bazı tarihçilere göre Zeybeklik-Seymenlik kültüründe Peçenek kültürünün büyük etkisi bulunmaktadır.[1]Hayati Kuzucu, Türk Milli Kimliğinin Oluşması Süreci ve Yukarı Teke Örneği Bağlamında Dirmil’in Demografisi, Burdur 2017, s. 119.[2]Mehmet Eröz, Milli Kültürümüz ve Meselelerimiz, Doğuş Yayın ve Dağıtım, İstanbul 1983, s. 85-86.

Onur Akdoğu'ya göre

Onur Akdoğu, Z''eybek''' kavramının Eski Türkçede koruyucu zırh anlamına gelen “say”; sağlam ve sıkı anlamına gelen “bek” sözcüklerinin birleşmesinden doğan bir kavram olduğunu söylemektedir. Zeybek sözcüğü için; “güçlü, kuvvetli koruyucu anlamında kullanılmış "saybek" kelimesinin yüzyıllar içinde önce "saybak", daha sonra "seybek", "seybak", "zeybak" ve "Zeybek" olarak değişim sonucu ortaya çıkmıştır.” denmektedir.

Dr. Tahir Kutsi'ye göre

Dr. Tahir Kutsi; Bizanslı tarihçi Pahimeres’i tanık göstererek Zeybek sözcüğünün Türkçe kökenli olduğunu savunmaktadır. Bizanslı tarihçinin belirttiğine göre Aydın, Salmpakis Mantahias adındaki bir komutan eliyle Türklerin eline geçmiştir. Bu komutan da, Gazi Menteşe’dir “Salmpakis” ünvanıyla anılmaktadır. Salmpakis ise “Saybak”tır. Rum alfabesinde “B” harfi olmaması dolayısıyla aradaki “B” harfi “MP” harfleriyle gösterilmektedir ve yine aradaki “L” harfi de yumuşaktır, “Y” gibi söylenmektedir. "Saybak "sözcüğü de; yiğitlik, mertlik ifade eder. Bu sözcük, zamanla yumuşayıp incelerek “Zeybek” olmuştur. Ayrıca araştırmacı, Orta Asya’da ve Türkistan’da Zeybek, Saybak, Seybek adında köyler bulunduğunu, sözcüğün Ege Bölgesi'nde “yiğit”, özü sözü doğru, kişiliğine inanılan, sözüne güvenilen kişi” anlamı taşıdığını belirtmektedir.

Cemil Demirsipahi'ye göre

Cemil Demirsipahi ise “Türk Halk Oyunları” adlı eserinde, sözcüğün kaynağının bilinmediğini söyleyerek Dr. Tahir Kutsi’nin düşüncelerine katılmaktadır. Ayrıca Arapların da bu sözcüğü sahiplendiklerini belirtir. Yazara göre Araplar, Mısır’da oluşturulan askeri fırkalardan bazılarının Bursa yöresindeki Türklerden oluştuğuna; bu askerlere toplu davranışlarında atak olmaları nedeniyle “Cıva gibi” anlamında “Zeybeki” dendiğine ve bu sözcüğün zamanla Zeybek şeklini aldığına inandıklarını belirtmektedir.

İsmail Özboyacı'ya göre

İsmail Özboyacı, Zeybek sözcüğünün Türkçe’den Yunanca’ya geçmiş öz Türkçe bir sözcük olduğunu belirtmektedir.

Mahmut Ragıp Gazimihal'e göre

Mahmut Ragıp Gazimihal’e göre, Zeybek sözcüğü “salbak” ya da bunun diğer bir söylenişi olan “saypak” sözcüklerinden türemiştir. Bununla bağlantılı olarak, kaynaklarda geçen “salmpakis” sözcüğünün aslında “salpak” ve dolayısıyla Zeybek olduğunu savunur. Zeybek sözcüğünün Türkçe bir sözcük ve aynı zamanda Kırgızlar arasında da bir oyun adı olduğunu; ayrıca Doğu Türkistan ve Afganistan’ın Badahşan kentinde “Zeybek” adında birer köy bulunduğunu belirtir.

Halil Oğultürk'e göre

Halil Oğultürk; Mahmut Ragıp Gazimihal’in düşüncelerini aktararak, bu düşüncelere katıldığını, ayrıca Hüseyin Hilmi Bayındır’ın Zeybek sözcüğü üzerindeki incelemesini de aktararak “Zeybek” sözcüğünün Oğuz Türkleri'ne ilişkin olduğunu belirtir.

Hüseyin Hilmi Bayındır'a göre

Hüseyin Hilmi Bayındır ise, bu sözün anlayışlı olmak anlamına gelen “sağ” ve sağlam anlamına gelen “bek” sözlerinin birleşiminden oluştuğunu iddia eder. Hüseyin Hilmi Bayındır’a göre; Divân-ı Lügati't-Türk’te “Bekneğ” sözcüğündeki “Bek” hecesinin “Sağlam” anlamında olduğu yazılmaktadır. Yine Divân-ı Lügati't-Türk’te “Sağ” sözcüğü Oğuzca’da “Zeybeklik, anlayışlı olmak anlamına gelmektedir. Divân-ı Lügati't-Türk’te “S” harfinin kimi zaman Türk dilinde “Z” olarak okunduğu söylenmektedir. Zeybek sözünde “Sağlam” anlamında bir “Bek” sözünün bulunması “Zeybek” adının birleşik ad olduğunu anlatmaktadır. “Bek” anlamı olan sağlam sözünü doğrulayarak bir ek ad olması şarttır. “Bek” sözü bir insan için kullanıldığına göre de ek sözü, insanın niteliğini iyi yönünde anlatan söz olması gerekmektedir. Yani “Bek” sözü ile ancak “anlayışlılık, akıllılık” anlatan “Zağ” sözü ile birleşik ad olabilir ve Zağ-Bek şeklini alır. Bunu Türk dilinin yapısı zorunlu kılmaktadır. “Başta gelen kalın, anca yumuşak hece; sonda gelen ince, ancak sert heceye uydurularak okunur” kuralına göre “Zağ” hecesi kendisinden sonra gelen sert, ince “Bek” hecesine uydurularak “Zeğ” olmuş; “Bek”le birlikte “anlayışlı, akıllı, sağlam, anlayışlı adam anlamında” “Zeğbek” olarak Avrupa tarih kitaplarına geçmiş ve çağımıza değin Bozdağ, Dalgalı köylerinde yaşamıştır. Sonraları sözcüğün ortasındaki “Ğ” söylendiği gibi yazılma kuralına uyularak “Y”ye dönmüştür.

Sabahattin Türkoğlu'na göre

Sabahattin Türkoğlu, Anadolu’ya gelen ilk Türklerde asker ve orduya “Sü” dendiğini, “Sü-Bek” sözcüğünün “Subay” anlamına geldiğini, “S” harfinin yumuşayarak “Z” ye dönüştüğünü ve “Zübek” biçimini aldığını; zamanla bu sözcüğün de “Ziybek-Zeybek” biçimini aldığını belirtmiştir.

Şeref Üsküp'e göre

Şeref Üsküp ise, bu sözcüğün, cıva anlamına gelen Arapça “zibak” sözcüğünün “ziybak” sözcüğüne dönüşmesinden türediğini söyler.

Halikarnas Balıkçısı'na göre

Halikarnas Balıkçısı, Lydiaca “obekkos”, “to bekkos” ve “ibakhi” sözcüklerinin, zeybek sözcüğüne dönüştüğünü söylemektedir. Zeybek sözcüğünün kökeni ile ilgili iddialardan biri ise; İyonya dilinde Tanrı "Bakhüs'ün Askerleri" anlamına gelen Zai Bakhon kelimesinden türediğidir. Bacchus [/ˈbækəs/ or /ˈbɑːkəs/; Greek: Βάκχος, Bakkhos] tanrı Dionisos'a Romalıların taktığı isimdir.

Enver Behnan Şapolyo'ya göre

Enver Behnan Şapolyo ise; bağlantısını nasıl kurabildiyse, zeybek sözcüğünün hudut bekçileri olduğunu söylediği, “sekban ve seymenden geldiği anlaşılmaktadır” demektedir.

Zeybek kavramının ortaya çıkışı, çobanlıkla ilgili görünmektedir... ”Zeybeklerin çoğunluğunun çobanlıktan yetişme..., çobanların yanlarında birkaç yakın arkadaşları olur, zeybek çetesi kuracakları zaman bu kişileri bulup konuşurlar. Bu kişiler de genellikle çobandırlar. Zeybeklerin ilk mesleği çobanlık... Çoban tipine bakıldığında; zeybeğin sosyal rolü ve taşıdığı özelliklerle büyük ölçüde örtüştüğü görülmektedir” gibi belirlemeler yapılmaktadır.

Haydar Avcı'ya göre

Haydar Avcı’ya göre; sorundaki tıkanma, halk diline uzak oluş ve yabancılıktan kaynaklanmaktadır. Bugün Anadolu’nun birçok yöresinde, halk dilinde halen kullanılan bir sözcük vardır. Bu sözcük “zağmak” sözcüğüdür ki çeşitli anlamlara gelmektedir.Zağmak:

  1. Kaçmak, koşmak. (Söğüt, Çal, Denizli – Üçem, Bala, Ankara – Göl, Çubuk, Ankara – Güvenç, Konya.)

  2. Düşmek. (Zile, Tokat – Bor, Niğde.)

  3. Hızla fırlamak, akarcasına kayıp gitmek. (Eğridir köyleri, Isparta – Söğüt, Bilecik – Alaşehir, Manisa – Çankırı – Mersin köyleri, İçel – Afşin, Maraş – Çarşamba, Samsun – Şarkışla, Koyulhisar, Sivas – Bor, Niğde – Yozgat.)

  4. Saldırmak. (Kumdanlı, Yalvaç, Isparta.)

  5. Hareket etmek, hızla bir yere gitmek, gidiş, yerinde duramamak, kaçarak kurtulmak. (Ankara, Kalecik ilçesi, Alevi – Türkmen köyleri.)

  6. Yaman, atik, çevik, bir şekilde hareket etmek. (Isparta, Keçiborlu, Kılıççı kasabası ve köyleri.)

Ayrıca Ankara yöresi köylerinde “zağ” sözcüğü hızla git, durma, seğirt, savuş, hareket et anlamında kullanılan bir sözcüktür.

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. 1.Hayati Kuzucu, Türk Milli Kimliğinin Oluşması Süreci ve Yukarı Teke Örneği Bağlamında Dirmil’in Demografisi, Burdur 2017, s. 119.
  2. 2.Mehmet Eröz, Milli Kültürümüz ve Meselelerimiz, Doğuş Yayın ve Dağıtım, İstanbul 1983, s. 85-86.