Yada Taşı

Yada Taşı – Türk ve Altay mitolojilerinde Simya Taşı. Cada (Cata, Sata, Caya, Zaya) Taşı da denir. Türk mitolojisinde yağmur yağdıran sihirli taş. Büyü Taşı.
Nitelikleri
Türklerin atalarına, Tanrının yağmur yağdırma gücü verdiğine dair çeşitli söylentiler, Çin, Hristiyan ve İslâm kaynaklarında yer alır. İslâm yazarlarına göre Türklerin atası olan Yafes'in babası Türkistan'ı oğluna verir. Yafes, kurak bir ülkede ne yapacağını sorar. Babası da oğluna "yağmur taşı"nın gücünden bahseder ve ihtiyaç duyduğunda Allah'a yağmur yağdırması için dua etmesini söyler ve üzerinde dua yazılmış tılsımlı taşı ona verir. Bir efsaneye göre "Yada Taşını" Yafes'ten Oğuz Han almıştır[1]Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Celal Beydili, Yurt Yayınevi ve bu taş Oguzların eline geçtiği için de onlarla Karluklar, Hazarlar ve diğer Türkler arasındaki savaş bitmek bilmezdir. Bazen de bu taşın koruyucusunun Zada Han olduğu söylenir. Tarih kaynaklara göre Yada Taşı'nın savaşlarda silah olarak kullanılışının son örneğini 18.yyın son yarısına rastlayan 1768-1774 Osmanlı Rus savaşlarında olmuştur.
Yadalamak
Türk ve Altay şamanizminde ve halk inancında Simyacılık Yapmak. Yadlamak veya Yatlamak da denir. Ya da Taşı ile sihir yapmak demektir. Maddenin niteliklerine hükmetmek, meteorolojik olayları yönetmek. Avrupa'daki sıradan madenleri altına çevirme (veya daha genel bir tabirle maddeyi başka bir maddeye dönüştürme) girişimleri Simyanın asıl konusunu oluştururken, Türklerde ya da işlemi doğal olaylara müdahale etme çabasıdır. Yağmur veya kar yağdırmak bu çabanın en çok denenen kısmını oluşturur. İslam sonrası Yağmur Duası bu uygulamanın kısmen yerini almıştır. Marco Polo, Türkler'le karışan Keşmir halklarında da ya da Taşı ve yağmur yağdırma sanatının bulunduğunu yazar. Moğol döneminde Farsçaya geçen Yadamışı/Cadamışı deyimleri sihirli güçlerle yağmur yağdırmak anlamına gelmektedir. Türkler'in ya da Taşı'nı kullanmaları üzerine kaynaklarda ayrıntılı kayıtlar vardır. Örneğin bir eserde şöyle denilmektedir:
"Türkler arasında, türlü renk ve cinsleri olan Yat Taşı (Yada Taşı) vardır ki onun madeni Hıtay ve Tavgaç Dağları'ndan çıkar. Bu taş aracılığı ile yağmur, kar, dolu çekilir. Türkler, bu sanatı bilip uygulayanlara Yatçı derler. Bu işte yetenekli olanlar, köyün bir yanına yağmur ve kar getirdiklerinde, köyün öbür yanında Güneş açar. Türkler bu taşı yanlarında taşırlar ve bu taş sayesinde düşmanlarına üstünlük sağlarlar. Türkistan'da bir tepeden çıkan bu taşları kentlere götürürler, suya asar ve yağmur yağdırırlar."[2]Muhammed bin Hüseyin, Al-Tusi
Etimoloji
(Yad) kökünden türemiştir. Dışsallık, uzaklık, erişilmezlik, gizem anlamlarını içerir. Moğolca ve Mançuca Yadah,[3]Mongolian Dictionary, Andras Rajki ("ya dah"). Tuvaca Yadı sözcükleri ihtiyaç halinde olmayı ve gerek duymayı ifade eder. Ayrıca Yad/Yat/Yay/Zay köküyle bağlantılı olarak yaratmak ve yaymak anlamlarını barındırır.
Dış bağlantılar
Kaynakça
- 1.Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Celal Beydili, Yurt Yayınevi
- 2.Muhammed bin Hüseyin, Al-Tusi
- 3.Mongolian Dictionary, Andras Rajki ("ya dah"). freeweb.hu