Turkipedia
Menü

Sultanzâde Mehmed Paşa

İçindekiler4
  1. Hayatı
  2. Değerlendirme
  3. Dış kaynaklar
  4. Dış bağlantılar
  5. Kaynakça

Sultanzâde Civankapıcıbaşı Mehmed Paşa (1603 - Temmuz 1646, Girit), Osmanlı Padişahı Sultan İbrahim saltanatında 31 Ocak 1644 - 17 Aralık 1645 tarihleri arasında bir yıl on ay on yedi gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

Hayatı

Sultanzâde Civankapıcıbaşı Mehmed Paşa yaklaşık 1603 tarihinde doğmuştur. Babası Abdurrahman Bey, Hırvat asıllı Rüstem Paşa'nın torunlarındandır. Annesi Ayşe Hanım Sultan ise İtalyan-Boşnak kökenli Yusuf Sinan Paşa'nın kızıydı. Babasının Osmanlı hanedanına yakın bağlantısı nedeni ile Sultanzâde lakabı ile anılmıştır. Sarayda Enderun'da eğitim gördükten sonra genç yaşta iken Sultan II. Osman'ın Lehistan seferi sırasında kapıcıbaşı olup saraydan çıkmıştır. Bu nedenle "Civankapıcıbaşı" adıyla şöhret yapmıştır.[1]Uzunçarsılı, İsmail Hakkı, (1954) Osmanlı Tarihi III. Cilt, 2. Kısım, XVI. Yüzyıl Ortalarından XVII. Yüzyıl Sonuna kadar), Ankara: Türk Tarih Kurumu (6. Baskı 2011) ISBN 975-16-0014-6) say.391-393

1630'da kubbe veziri oldu. Fakat Ekim 1633'te sefer hazırlıkları sırasında ihmali görüldüğünden Rodos'a sürgüne gönderildi. Sonra affedildi ve 1637'de Mısır vâlisi olarak görevlendirildi. Orada üç yıl kaldıktan sonra Osmanlı Padişahı İbrahim döneminde İstanbul'a döndü ve yine kubbe veziri oldu. 1641 yılında Silistre Beylerbeyi olarak atandı ve 1637'den beri Kazak işgalindeki Azak Kalesi'nin geri alınmasıyla görevlendirdi. Mehmed Paşa 1642 yılındaki sefer sonucunda Azak'ı kurtarmayı başardı.

1643 yılında İstanbul'a döndüğünde kendisini sadrazamlığına rakip gören sadrazam Kara Mustafa Paşa tarafından İstanbul'dan uzaklaştırmak için Şam vâlisi görevi verildi.[2]Ayhan Buz,(2009) Osmanlı Sadrazamları, Neden Kitap, İstanbul, s.99 ISBN 978-975-254-278-5

Aynı yıl Sadrazam Kara Mustafa Paşa'nın azledilip idam edilmesinden sonra 16 Ocak 1644'te sadrazam olarak görevlendirildi ve mühr-ü humayun Şam'a gönderildi. Şam'dan dönüşü uzun sürüp göreve Mart 1644'te başladı. Sadrazamlık döneminde Cinci Karabaşzade Hüseyin Efendi'nın Sultan İbrahim'e en çok etkili olduğu döneme rastladı. Sultanzâde Mehmed Paşa'da kendinden önce gelen Kara Mustafa Paşa gibi azledilip idam edilmemek için Sultan İbrahim'e dalkavukluk yapmayı tercih etmiş ve Cinci Hoca'nın Sultan'a olan etkisini olduğu gibi kabul etmişti. Sultanzâde Mehmed Paşa'nın dalkavuk tutumu Sultan İbrahim tarafından bile hissedildiği bildirilmektedir.

Naîmâ Tarihi[3]Naima Tarihi,... C.4 s. 94-196 bu tutumlarını göstermek için şu gerçek olayları anlatmaktadır:[1]Uzunçarsılı, İsmail Hakkı, (1954) Osmanlı Tarihi III. Cilt, 2. Kısım, XVI. Yüzyıl Ortalarından XVII. Yüzyıl Sonuna kadar), Ankara: Türk Tarih Kurumu (6. Baskı 2011) ISBN 975-16-0014-6) say.391-393

Sultan İbrahim bir gün sadrazama dönüp "Lalam Mustafa Paşa bazen bana itiraz ederdi ve bu iş doğru değildir derdi. Senden hiç böyle bir söz işitmedim. Bunun sebebi nedir?" demiş.

Buna Sultanzâde Mehmed Paşa'nın cevabı şöyle olmuştur: "Siz yeryüzünün halifesi ve Allah'ın dünyada gölgesisiniz. Kalbinize sunuh eden şeyler ilham-ı rabbanidir. Sözle ve fiil ile sizden hata olmaz ki itiraza mahal ola. Görünüşte muvaffık değil gibi görünen işlerin altında bir hikmet vardır. O bize malum değildir."

Bundan sonra kendisinin delice hareketlerine karşı itiraz edenlere Sultan İbrahim: "Benden hata şudur etmez. Öyle görünse de altında bir hikmet vardır. Bana lalam söyledi. Siz bilemezsiniz." dermiş.

Bir gün ecdadının Medine'ye gönderdiği mücevherlerin geri getirilmesini isteyen Sultan İbrahim sadrazama şöyle başlayan bir hatt-ı humayun göndermiştir:

Bre mütevelli yapılı kodos. Bre karpuz kıyafetli pezevenk

Sultanzâde Mehmet Paşa 1644 günü divan-ı hümayun toplantısına başkanlık etmekte iken hiç beklemediği bir anda kendisinden mühr-ü hümayun geri alındı. Sadrazamlıkta 20 ay kadar kalmıştı. Önce sadrazamlık Hanya fatihi eski kaptan-i derya Silahdar Yusuf Paşa'ya verilmek istendi. Ama Silahdar Yusuf Paşa sadrazamlık görevini üzerine almaktan sultanın tüm ısrarına rağmen çekindi. Bunun üzerine divan toplantısında bulunan defterdar Nevesinli Salih Paşa'ya onu arz odasına davet eden bir haber gönderildi. O buna uyarak arz odasına geldiğine kendisine mühr-ü humayun verilerek sadrazam görevine getirildi.

Sultanzâde Mehmet Paşa'ya Girit serdarlığı görevi verilip birkaç sancak da kendine arpalık olarak verildi. Sultanzâde Girit'e donanma ve kaptan-i derya Kara Musa Paşa eşliğinde götürüldü. Girit'e vardığında hasta oldu. Temmuz 1646'da orada iken hayatını kaybetti. Öldüğünde yaşı 50'ye yaklaşmıştı.

Cenazesi Girit'ten Üsküdar'a nakledilerek Hudâi Tekkesi yakında annesi Ayşe Hanım Sultan mezarının yanına defnedildi. Yaşı 50'ye yaklaşmıştı.

Değerlendirme

Sicill-i Osmani onu şöyle değerlendirmektedir:[4]Mehmed Süreyya (haz. Nuri Akbayar) (1996), Sicill-i Osmani, İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları C.IV say.161-162

sıcak kanlı, yumuşak huylu ve güler yüzlüydü

Buna karşılık Uzunçarşılı, Sultanzâde Mehmet Paşa'ya karşı çok serttir:[1]Uzunçarsılı, İsmail Hakkı, (1954) Osmanlı Tarihi III. Cilt, 2. Kısım, XVI. Yüzyıl Ortalarından XVII. Yüzyıl Sonuna kadar), Ankara: Türk Tarih Kurumu (6. Baskı 2011) ISBN 975-16-0014-6) say.391-393

Zevk ve sefaya meclub, riyakar, karaktersiz bir vezirdi. Sultan İbrahim'i çılgınca harekete teşvik (etmekte idi). Her hafta padişaha ağır hediyeler takdimini adet haline getirmişti. Kendi verdiklerini çıkarmak üzere memuriyete tayinlerinden lüzumundan fazla caizeler alır(dı). Bunları az zamanda azleder yenilerini tayin ederdi.

Günümüz Osmanlılar Ansiklopedisi ise onu şöyle değerlendirir:[5]Alper, Omer Mahir, "Mehmed Paşa (Sultanzade, Civankapıcıbaşı)" (1999) Yaşamları ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi, C.2 s.172, İstanbul:Yapı Kredi Kültür Yayıncılık A.Ş. ISBN 975-08-0071-01.

Zevk ve sefaya düşkün olan Mehmet Paşa'nın riyakar, kıskanç ve şahsiyeti oturmamış bir kişi olduğu kaydedilmektedir.

Dış kaynaklar

  • Uzunçarşılı, İsmail Hakkı, (1954) Osmanlı Tarihi III. Cilt, 2. Kısım, XVI. Yüzyıl Ortalarından XVİİ. Yüzyıl Sonuna kadar), Ankara: Türk Tarih Kurumu (6. Baskı 2011) ISBN 975-16-0014-6) say.391-393

  • Alper, Ömer Mahir, (1999) "Mehmed Paşa (Sultanzade, Cıvankapıcıbaşı)", Yaşamlarıyla ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi Ç.2 ş.172 İstanbul:Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık A.Ş. ISBN 975-0800710

  • Buz, Ayhan, (2009) Osmanlı Sadrazamları, İstanbul: Neden Kitap, ISBN978-975-254-278-5,

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. 1.Uzunçarsılı, İsmail Hakkı, (1954) Osmanlı Tarihi III. Cilt, 2. Kısım, XVI. Yüzyıl Ortalarından XVII. Yüzyıl Sonuna kadar), Ankara: Türk Tarih Kurumu (6. Baskı 2011) ISBN 975-16-0014-6) say.391-393
  2. 2.Ayhan Buz,(2009) Osmanlı Sadrazamları, Neden Kitap, İstanbul, s.99 ISBN 978-975-254-278-5
  3. 3.Naima Tarihi,... C.4 s. 94-196
  4. 4.Mehmed Süreyya (haz. Nuri Akbayar) (1996), Sicill-i Osmani, İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları C.IV say.161-162 archive.org
  5. 5.Alper, Omer Mahir, "Mehmed Paşa (Sultanzade, Civankapıcıbaşı)" (1999) Yaşamları ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi, C.2 s.172, İstanbul:Yapı Kredi Kültür Yayıncılık A.Ş. ISBN 975-08-0071-01.