Turkipedia
Menü

Panipat Muharebesi (1556)

İçindekiler5
  1. Arka planı
  2. Giriş
  3. Formasyon
  4. Muharebe
  5. Sonrası
  6. Kaynakça

İkinci Panipat Muharebesi, 5 Kasım 1556'da Ekber Şah ile Delhi kralı Hemu arasında gerçekleşti. Hemu, birkaç hafta önce Delhi savaşında Tardi Bey Khan komutasındaki Babür İmparatorluğu güçlerini yenerek Delhi ve Agra'yı fethetmiş ve Delhi'deki Purana Quila'da kendisine Raja Vikramaditya tacını giydirmiştir.

Kaybın öğrenilmesi üzerine Ekber ve koruyucusu Bayram Han bu bölgeleri geri almak için ilerledi. İki ordu, 1526'daki Panipat Muharebesi'nin yapıldığı yerden çok uzakta olmayan Panipat'ta karşı karşıya geldi. Hemu bir okla yaralandı ve bayıldı. Liderlerinin düştüğünü gören ordusu paniğe kapıldı ve dağıldı. Baygın ve neredeyse ölmek üzere olan Hemu, Gazi ünvanını alan Ekber tarafından yakalandı ve daha sonra kafası kesildi.

Arka planı

Hemu'nun tasviri (1910)
Hemu'nun tasviri (1910)Yazarı bilinmiyor, Kamu malı, Wikimedia Commons

Babür İmparatorluğu'nun kurucusu Babür'ün halefi Hümâyun Şah, 1540 yılında Sur İmparatorluğu'nu kuran Şir Şah tarafından Hindistan'dan kovulurken mirasını kaybetmişti. Delhi ve Agra, Şir Şah'ın eline geçti, ancak kısa süre sonra 1545'te Kalincar Kalesi'nde hayatını kaybetti. Yerine, yetenekli bir hükümdar olan küçük oğlu İslam Şah Surî geçmiştir. Ancak 1554'te ölümü üzerine Sur İmparatorluğu bir veraset savaşına sürüklendi ve isyanlar ile eyaletlerin bölünmesiyle uğraşmak zorunda bırakıldı. Hümayun kaybedilenleri geri almak için bu anlaşmazlıktan yararlandı ve 23 Temmuz 1555'te Babür İmparatorluğu, İskender Şah Surî'yi yenerek Delhi ve Agra'nın kontrolünü yeniden ele geçirdi.

İslam Şah'ın gerçek varisi olan 12 yaşındaki oğlu Fîrûz Şah Surî, Âdil Şah Surî olarak tahta geçen dayısı tarafından öldürülmüştü. Bununla birlikte, yeni hükümdar devlet işlerinden çok zevk peşinde koşmakla ilgileniyordu. Bu işler büyük ölçüde, Şir Şah Suri'nin eski bir Hindu dostu olan ve mütevazı koşullardan yükselerek hem Âdil Şah'ın başbakanı hem de Suri ordusunun generali haline gelen Rewari'li Hemu'ya bırakılmıştı. Hümayun 27 Ocak 1556'da öldüğünde Bengal'deydi. Babür imparatorunun ölümü Hemu'ya Babürlüleri yenmek ve kaybedilen toprakları geri almak için ideal bir fırsat sağladı.

Hemu Bengal'den hızlı bir yürüyüş başlattı ve Babürleri Bayana, Etawah, Bharthana, Bidhuna, Lakhna, Sambhal, Kalpi ve Narnaul'dan çıkarttı. Agra'da vali, Hemu'nun yaklaşan saldırısını duyunca şehri boşalttı ve savaşmadan firar etti. Valiyi takip eden Hemu, Delhi'nin hemen dışında bir köy olan Tuğlakabad'a ulaşır ve burada Babürlülerin Delhi valisi Tardi Bey Han'ın kuvvetleriyle karşılaşarak onları Tuğlakabad Muharebesi'nde mağlup eder. Bir günlük muharebenin ardından 7 Ekim 1556'da Delhi'yi ele geçirdi ve Vikramaditya (veya Bikramjit) ünvanını alarak kraliyet statüsü kazandı.

Giriş

Hümayun'un halefi Tuğlakabad'dan gelen kötü haberi duyan 13 yaşındaki Ekber ve vasisi Bayram Han kısa süre içinde Delhi'ye doğru yola koyulur. Şans eseri, 10.000 kişilik bir süvari kuvvetiyle önden gönderilen Ali Kuli Han Şeybani (daha sonra Han-ı Zaman), zayıf bir muhafız altında taşınmakta olan Hemu'nun toplarıyla karşılaştı. Topları terk eden ve karşı koymadan kaçan Afganlardan tüm topçu trenini kolayca ele geçirmeyi başardı. Bu Hemu için pahalıya mal olan bir kayıp olmuştur.

5 Kasım 1556'da Babür İmparatorluğu ordusu Hemu'nun ordusuyla tarihi Panipat Muharebesi alanında karşılaştı. Ekber ve Bayram Han muharebe alanından sekiz mil uzakta, arkada kalmışlardı.

Formasyon

Babür İmparatorluğu ordusunun başında 10.000 süvarisiyle Ali Kuli Han Şibani merkezde, Sikandar Han Uzbak sağda ve Abdulla Han Uzbak solda yer alıyordu. Öncü birlikler Hüseyin Kuli Bey ve Şah Kuli Mahram tarafından komuta ediliyordu ve aralarında Bayram Han'ın Türk müfrezesi de bulunuyordu.

Hemu'nun ordusu sayısal olarak üstündü ve saflarında Afgan atlılarından oluşan 30.000 kişilik bir süvari kuvveti ve 500 kişilik bir fil birliği mevcuttu. Her bir savaş fili plaka zırhlarla korunuyor, silahşörler ve arbaletçiler tarafından taşınıyordu. Hemu ordusunu Hawai adlı bir filin üzerinde bizzat muharebeye götürmüştür. Sol tarafına kız kardeşinin oğlu Ramya, sağ tarafına ise Şadi Han Kakkar komuta ediyordu. Ordusu deneyimli ve kendine güvenen bir gruptu ve Hemu o zamana kadar Bengal'den Pencap'a kadar 22 muharebede zafer kazanmıştı. Ancak bu muharebede Hemu'nun hiç topu olmaması büyük bir eksiklikti.

Muharebe

Hemu saldırıyı kendisi başlatarak fillerini Babürlerin sağ ve sol kanatları arasına salıverdi. Saldırıdan kaçabilen askerler geri çekilmek yerine yanlara doğru sapmayı ve Hemu'nun süvarilerinin kanatlarına saldırarak onları üstün okçuluklarıyla vurmayı seçtiler. Babür merkezi de ilerledi ve derin bir vadinin önünde savunma pozisyonu alarak ilerledi. Hemu'nun ne fili ne de atlı birlikleri uçurumu geçip rakiplerine ulaşamadılar ve diğer taraftan ateşlenen mermilere karşı açıkta kaldılar. Bu arada Babür süvarileri hızlı atlarıyla hem kanatlardan hem de arkadan Afgan saflarına doğru ilerlemiş ve filleri hedef alarak ya büyük hayvanların bacaklarına vurmaya ya da binicilerini öldürmeye başlamışlardı. Hemu fillerini geri çekmek zorunda kaldı ve Afgan saldırısı hafifledi.

Afgan saldırısının yavaşladığını gören Ali Kuli Han süvarilerini yönlendirerek etrafından dolaştı ve Afgan merkezine arkadan hücum etti. Hawai'nin tepesindeki otağından muharebe alanını izleyen Hemu, hemen bu hücuma karşı koymak için harekete geçti. Şadi Han Kakkar ve bir diğer yetenekli teğmeni Bhagwan Das'ın öldüğünü gördükten sonra bile Babürlere karşı saldırılar düzenlemeye devam etti ve filleriyle meydan okuyan herkesi yere yıktı. Bu muharebe çok zorlu bir mücadele oldu ama avantaj Hemu'nun eline geçmiş gibi görünüyordu. Babür ordusunun her iki kanadı da geri püskürtülmüş ve Hemu savaş filleri birliği ile süvarilerini ileriye sürerek ordunun merkezini ezmeye başlamıştı. Bu noktada, muhtemelen zaferin eşiğinde olan Hemu, şans eseri bir Babür okunun gözüne isabet etmesiyle yaralanarak bilincini kaybetmiş bir şekilde yere yığıldı. Onun yere yığıldığını gören ordusu panik içinde düzenini bozup kaçmaya başladı. Muharebe kaybedildi; 5.000 ölü muharebe meydanında yatıyordu ve çok daha fazlası da kaçmaya çalışırken öldürüldü.

Sonrası

Bilinci yerinde olmayan ve neredeyse ölmek üzere olan Hemu'yu taşıyan fil, muharebenin bitiminden birkaç saat sonra ele geçirilerek Babür ordugâhına götürülmüştür. Bayram Han 13 yaşındaki Ekber'den Hemu'nun başını kesmesini ister. Ekber'in daha sonraki saray mensubu Ebü’l-Fazl el-Allâmî'e göre, Ekber ölü bir adama kılıç çekmeyi reddeder. Fakat bu durum, Ekber'in Bayram Han'ın öğüdüne uyarak Hemu'nun başını kestiğini ve Gazi ünvanını aldığını belirten çağdaş yazar Muhammed Arif Kandhari (Tarih-i Ekber'i yazmıştır) tarafından doğrulanmaz. Ekber'in Hemu'yu öldürmeyi reddettiğine dair anlatı muhtemelen saray mensuplarının daha sonraki bir buluşudur.[1]Ashirbadi Lal Srivastava. Akbar the Great.. Shiva Lal Agarwala, 1962, s. 10.[2]Kishori Saran Lal. Theory and Practice of Muslim State in India. Aditya Prakashan, 1999, s. 67.[3]S. Roy. The History and Culture of the Indian People: The Mughal empire. Bharatiya Vidya Bhavan, 1974, s. 106. Hemu'nun başı Delhi Darwaja'nın dışına asılmak üzere Kabil'e gönderildi, bedeni ise 6 Ekim'de taç giyme töreninin yapıldığı Delhi'deki Purana Quila'da bir kapıya asıldı. Hemu'nun birkaç taraftarının ve yakınının kellesi uçuruldu ve daha sonra bir de minare dikildi. Bu minarenin resmi, Ekbernâmenin kendisinde yer alan ve Ekber'in hayatını konu alan 56 popüler resimden birisidir. Panipat'ta başının kesildiği yere Hemu için bir anıt dikilmiştir. Şimdi Hemu'nun Samadhi Sthal'ı olarak bilinmektedir.[4]Hemu's Samadhi Sthal.[5]Places Of Interest / Hemu's Samadhi Sthal.

Hemu'nun vefatıyla Âdil Şah Surî'nin kaderi de kötüye gitti. Nisan 1557'de Bengalli Muhammed Han Sur'un oğlu Hızır Han tarafından mağlup edildi ve öldürüldü. Panipat'taki muharebeden elde edilen ganimetler arasında Hemu'nun 120 savaş fili de vardı ve bu fillerin yıkıcı saldırıları Babürleri o kadar etkilemişti ki, hayvanlar kısa sürede askeri stratejilerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiler.

Kaynakça

  1. 1.Ashirbadi Lal Srivastava. Akbar the Great.. Shiva Lal Agarwala, 1962, s. 10. worldcat.org
  2. 2.Kishori Saran Lal. Theory and Practice of Muslim State in India. Aditya Prakashan, 1999, s. 67. books.google.com
  3. 3.S. Roy. The History and Culture of the Indian People: The Mughal empire. Bharatiya Vidya Bhavan, 1974, s. 106. books.google.com
  4. 4.Hemu's Samadhi Sthal. haryanatourism.gov.in
  5. 5.Places Of Interest / Hemu's Samadhi Sthal. panipat.gov.in