Hümâyun Şah
İçindekiler5
Hümayun Şah tam adıyla Nasireddin Muhammed Hümayun Şah (همايون, Urduca: نصیر الدین محمد ھمایون ), (d. 6 Mart 1508, Kabil - o. 27 Ocak 1556, Delhi), günümüzde Pakistan, Afganistan ve Kuzey Hindistan'ı kapsayan, Babür İmparatorluğu'nu 1530 – 1540 yılları ve 1555 –1556 arasında yönetmiş ikinci hükümdardır. Babür Şah'ın büyük oğlu olan Hümâyûn, imparatorluğun kuruluş aşamasındaki kırılgan siyasal yapıyı devralmış; Afgan aşiretleri, Rajput prenslikleri ve Şer Şah Sûrî'nin yükselişiyle karşı karşıya kalarak zor bir iktidar dönemi yaşamıştır. İlk saltanatı iç savaşlar ve bölgesel direnişlerle şekillenmiş, kısa süre içinde Hindistan'daki hâkimiyetini kaybederek sürgüne gitmek zorunda kalmıştır. Hümâyûn'un ikinci saltanatı ise İran'ın Safevî desteğiyle yeniden güç topladığı, imparatorluğu yeniden tesis ettiği kısa fakat etkili bir dönem olmuştur.[1]Stephen F. Dale, The Garden of the Eight Paradises: Babur and the Culture of Empire in Central Asia, Afghanistan and India, 1483–1530, Brill, 2004.
İlk yılları
Hümâyûn, 1508 yılında Kabil'de doğdu. Babası Bâbür, Timur'un torunlarından olup Orta Asya'da kaybettiği toprakların ardından Hindistan'da yeni bir devlet kurmaya çalışıyordu. Hümâyûn çocukluğunda Arapça, Farsça ve Türkçe eğitim aldı; ayrıca hat sanatı, şiir ve astrolojiyle ilgilendiği bilinmektedir.[2]Annette Susannah Beveridge, The Life and Times of Humayun, Lahore: Sang-e-Meel Publications, 2000. Genç yaşta siyasî ve askerî görevler üstlenen Hümâyûn, 1526'daki Panipat Muharebesi'nde Bâbür'ün ordusunda yer aldı ve Delhi Sultanlığı'nın yıkılışına tanıklık etti.
İlk saltanat dönemi (1530–1540)
Bâbür'ün 1530'daki ölümü üzerine tahtı devralan Hümâyûn, imparatorluğun henüz kurumsallaşmamış yapısı ve güçlü rakipler nedeniyle zor bir dönem geçirdi. Afgan kökenli aşiret reisleri, Delhi'deki eski yönetici grupları ve Rajput prenslikleri Babürlü hâkimiyetine direniş gösteriyordu. Hümâyûn'un en güçlü rakibi, Afgan kökenli stratejik bir lider olan Şer Şah Sûrî idi. Bengal ve Bihar'da gücünü artıran Şer Şah, 1530'ların sonunda Hümâyûn'a karşı ciddi bir tehdit hâline geldi. 1540'ta Kanauj Muharebesi'nde ağır bir yenilgi alan Hümâyûn, Hindistan'daki hâkimiyetini tamamen kaybetti ve Safevî İranı'na sığınmak zorunda kaldı.[3]John F. Richards, The Mughal Empire, Cambridge University Press, 1995. Şer Şah ise Sur İmparatorluğu'nu kurarak Kuzey Hindistan'a hâkim oldu.
İran Sürgünü ve Safevî Desteği
Hümâyûn'un hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri sürgün yıllarıdır. 1540–1545 arasında farklı bölgelerde barınmak zorunda kalan Hümâyûn, sonunda Safevî hükümdarı I. Tahmasb'ın sarayına sığındı. Safevîler, Hümâyûn'u himaye etti. Bu süreçte Safevî saray protokolünü, tören düzenini ve Şiî kültürel etkilerini yakından tanıdı. Buna karşılık olarak Tahmasb'ın askerî desteğini almak için bazı sembolik şartları kabul etmek zorunda kaldı.[4]Riazul Islam, Indo-Persian Relations: A Study of the Political and Cultural Relations Between Bengal and Iran, Iranian Cultural Foundation, 1970. Safevî desteğiyle 1545'te Kandahar'ı geri almayı başaran Hümâyûn, burada yeniden güç topladı ve bir yandan Hindistan'a dönüş planlarını hazırladı.[2]Annette Susannah Beveridge, The Life and Times of Humayun, Lahore: Sang-e-Meel Publications, 2000.
İkinci Saltanat Dönemi (1555–1556)

1555 yılında Surî İmparatorluğu'nun iç karışıklığa sürüklenmesi üzerine Hümâyûn, ordusuyla Hindistan'a döndü. Delhi ve Agra'yı yeniden ele geçirerek imparatorluğu tekrar kurdu. Bu dönem kısa sürmüş olsa da, devlet teşkilatının düzenlenmesi, vergi sistemlerinin iyileştirilmesi ve idari hiyerarşinin yeniden yapılandırılması açısından büyük önem taşır. Hümâyûn'un kurduğu idari çerçeve, oğlu Ekber'in ileride kuracağı güçlü merkezi devletin temelini oluşturdu. Hümâyûn saltanatının belki de en kalıcı yönü kültür ve bilim alanındaki etkisidir. İran'da geçirdiği sürgün dönemi, saray estetiğini derinden etkilemiştir. Özellikle Safevî minyatür sanatı, Babürlü kitap sanatının temelini oluşturdu. Şah Tahmasb'ın nakkaşhanesinde çalışan sanatçılar, Hümâyûn'un davetiyle Hindistan'a taşındı ve Babürlü minyatür ekolünün ortaya çıkmasını sağladı.[5]Sheila Canby, The Persianate Tradition in Mughal India, Metropolitan Museum Journal, 2011. Hümâyûn ayrıca matematik, astronomi ve astrolojiye büyük ilgi duyuyordu. Sarayında çeşitli gözlem araçları bulundurduğu ve bilim insanlarıyla çalıştığı bilinir.[6]George Michell, Architecture and Art of the Deccan Sultanates, Cambridge University Press, 1999.
Ölümü ve mirası
Hümâyûn, 27 Ocak 1556'da Delhi'de hayatını kaybetti. Rivayete göre, kitap taşlık bir merdivenden inerken tökezlemiş ve düşerek ağır yaralanmıştır. Ölümünün ardından taht oğlu Ekber'e geçmiş; Ekber, Babür İmparatorluğu'nun en büyük hükümdarlarından biri hâline gelmiştir. Hümâyûn'un ölümünden sonra eşi Hâce Bîgâ Begüm tarafından inşa ettirilen Hümâyûn Türbesi, Hindistan'daki ilk büyük kubbeli İslam mimarisi örneklerinden biridir. Yapı, Timurlu tarzındaki bahçe-türbe geleneğinin Hindistan'da yeniden canlanmasını sağlamış ve daha sonra Tac Mahal gibi anıtsal eserleri etkilemiştir.[6]George Michell, Architecture and Art of the Deccan Sultanates, Cambridge University Press, 1999.
Kaynakça
- 1.Stephen F. Dale, The Garden of the Eight Paradises: Babur and the Culture of Empire in Central Asia, Afghanistan and India, 1483–1530, Brill, 2004.
- 2.Annette Susannah Beveridge, The Life and Times of Humayun, Lahore: Sang-e-Meel Publications, 2000.
- 3.John F. Richards, The Mughal Empire, Cambridge University Press, 1995.
- 4.Riazul Islam, Indo-Persian Relations: A Study of the Political and Cultural Relations Between Bengal and Iran, Iranian Cultural Foundation, 1970.
- 5.Sheila Canby, The Persianate Tradition in Mughal India, Metropolitan Museum Journal, 2011.
- 6.George Michell, Architecture and Art of the Deccan Sultanates, Cambridge University Press, 1999.