Osmanlı ordusu (klasik dönem)
İçindekiler5

Klasik Osmanlı Ordusu, Osmanlı ordusunun 1451'de II. Mehmed'in yapılandırmasından başlayıp 1826 Vaka-i Hayriye biten kısmına verilen isimdir. Dönemin ordusu, 1606 sonrasında yenilmeye başlamış ve 17. ve 18. yy itibarıyla geçirdiği reformlar ardından 1826 yılında lağvedilmiştir. Bu dönemde birçok ocaklardan birisi olan Yeniçeri ocağı olarak adlandırılan ve devşirmelerden kurulan ocağın ordu ve siyasette büyük yeri ve etkisi vardır.
Birimler
Piyade
Solaklar
Solaklar, genelde yaya birlikti. Solaklar, padişahın bindiği atın sağında giderler.
Yeniçeri
II. Mehmed döneminde Çandarlı ailesinden sonra vezir-i azamlığa devşirme-kapıkulu kökenliler getirilmeye başlanmıştır. Yeniçeri-devşirme aristokrasisi Cem ve II. Beyazıt arasında çıkan taht kavgasında belirleyici rol oynayarak tımarlı sipahi-Türk aristokrasisine karşı üstünlük sağlamışlardır.
Ağır Silahlı Birlikler
Topçu Ocağı
Çin'de barutun icat edilmesinden sonra geliştirilen ateşli silahların bilgisini Osmanlılar, 14. yüzyıldan başlayarak ateşli silah ve top teknolojisini kullanıyorlardı. Yeniçerilerin ilk defa 1389'da Kosova Savaşı sırasında ateşli silahları kullandıkları kaynaklarda aktarılmaktadır.[1]Osmanlı Devleti Teşkilâtından Kapukulu Ocakları, c. II, Ankara, TTK Yay., s. 35. 1988. Fatih devrinde toplar daha da geliştirilmiştir. Bu süreçte Osmanlı Devleti, hem doğudan hem batıdan gelen uzmanları istihdam ederek mevcut küresel bilgi ve teknoloji akışından yararlanmışlardır.[2]Joseph Needham, Gunpowder as the Fourth Power, East and West, Hong Kong Un. Press, 1985, s. 14-16.
1440'lı yıllarda Osmanlılar, kalelerde, Tuna Nehri'nde ve Boğaz'da görev yapan filolarında top kullanıyorlardı ve topları hızlıca gerekli yerlere taşıyıp kuruyorlardı. Ayrıca bu dönemde rakiplerine kıyasla Osmanlı harp sanayisinin daha ileri bir seviyede olduğuna dair önemli bir başka gösterge, topçuluğun ve ateşli silahların Osmanlı daimi ordusunun önemli bir parçası olmasıydı. 15. yüzyılın başlarından itibaren Osmanlılar savaştıkları ordulara karşı daha organize ve düzenli bir şekilde ateşli silahları daimi ordu içinde kullanmaktaydılar.[3]“Osmanlı’larda Askeri Güç ve Silah Endüstrisi”, Osmanlı Askeri Tarihi, Bilim ve Sanat Vakfı, İstanbul. 2011, s. 8-9. Buna karşın Avrupa'da topçular zanaatkârlardı; sanatkâr ve askerler arasında geçici bir sosyal kaynaşmadan bir sosyal grup oluşturmuşlardı. Osmanlılar ise 15. yüzyılın ortalarında topçuluğu daimi ordunun önemli bir parçası olarak kullanmışlardır. Bu süreçte Osmanlı harp sanayi kurumsallaşmış ve topçuluk teknolojisi gelişmiştir.[4]Guns for the Sultan. Military Power and the Weapon Industry in the Ottoman Empire, s. 63-64, 166-172, 192-195.
Organizasyon (Teşkilatlanma)
Osmanlı ordu teşkilatı, Anadolu Selçukluları, İlhanlılar ve Memlüklüler devletlerinin ve Roma İmparatorluğunun askeri teşkilat yapılarından belirli ölçülerde yararlanılarak kurulmuştur. Devletin temeli atılırken süvari olan beylik kuvvetlerinin yerine Vezir Alaâddin Paşa ile Kadı Cendereli Kara Halil'in tavsiyeleriyle Türk gençlerinden oluşan ayrı ayrı biner kişilik yaya ve müsellem isimleriyle muvazzaf iki sınıf piyade ve süvari kuvveti kuruldu.
Kapıkulu Sistemi
Kapıkulu Ocağı, piyadeler ve süvarilerden oluşmuştur. Kapıkulu Piyadeleri; Acemi Ocağı, Yeniçeri Ocağı, Cebeci Ocağı, Topçu Ocağı, Top Arabacılar Ocağı, Humbaracı Ocağı, Lağımcılar, Sakalar, Solaklar Kapıkulu Süvarileri ise Silahtar, Sipahi, Sağ Ulufeciler, Sol Ulufeciler, Sağ Garipler, Sol Garipler'den oluşmaktaydı.
Eyalet Sistemi
Eyalet Sistemi, Yerli Kulu ve Serhat Kulu askerleri olarak ayrılır. Yerli Kulu birlikleri Azab, Sekban, Tüfenkçi, İcareli; Serhat Kulu birlikleri ise Deliler (Deli), Gönüllüler, Besliler, Topraklı Süvari, Tımarlı Sipahiler ve Akıncılar olarak örgütlenmiştirler.
Personel
Rütbeler
Osmanlı Ordusu'nun Başkomutanlık görevini padişahlar yapmışlardır.
Piyadeleri "yaya”, süvarileri ise "müsellem” şeklinde adlandırılmıştı. Kapıkulu Ocakları'nın kuruluşuna kadar savaşlarda fiili olarak hizmet görmüşlerdir. Osmanlı Devleti'nin beylik devlet siyasetinden imparatorluk siyasetine geçişi imparatorluk içinde bağımsız güç bırakmak istemeyen, merkezi otoriteyi devşirme, kapıkulu, yeniçeri ve enderun sistemiyle sağlamlaştırmak isteyen II. Mehmet ile başlamıştır.
Modernizasyon çalışmaları
Gerileme döneminde, Avrupa örnek alınmaya çalışılmış, teknik ve ekonomik alanlarda yapılanmaya gidilirken Donanmanın yenilenmesi gibi askeri birtakım yenileşme çabalarına gidilmiştir. Ancak;
III. Murat döneminden itibaren kapıkulu ocaklarına kanunlara aykırı asker alınarak sayılarının artırılması,
Yeniçerilerin geçim sıkıntısını ileri sürerek askerlik dışında işlerle uğraşmaları,
İltizam sisteminin yaygınlaşması üzerine tımar sisteminin önemini kaybetmesi ve eyaletlerde asker yetiştirilmemesi ve
Avrupa’da meydana gelen harp teknolojisindeki gelişmelerin takip edilmemesi gibi etkenler sistemin bozulmasına neden olmuştur.
Büyüklüğü
Kuvvet
Orduda muvazzaf askerlerin yanında savaş ve olağanüstü durumlarda çağrılan ek kuvvetler de bulunuyordu. 1610'da, 203.000 kişilik Osmanlı ordusunun mevcudu aşağıdaki gibidir.[5]H. İNALCIK, Osmanlı Devletinde Türk Ordusu, s. 55, Türk Kültürü, 1964, sayı: 22.[6]Mevlüt Bozdemir, Türk Ordusunun Tarihsel Kaynakları, s.59
Kaynakça
- 1.Osmanlı Devleti Teşkilâtından Kapukulu Ocakları, c. II, Ankara, TTK Yay., s. 35. 1988.
- 2.Joseph Needham, Gunpowder as the Fourth Power, East and West, Hong Kong Un. Press, 1985, s. 14-16.
- 3.“Osmanlı’larda Askeri Güç ve Silah Endüstrisi”, Osmanlı Askeri Tarihi, Bilim ve Sanat Vakfı, İstanbul. 2011, s. 8-9.
- 4.Guns for the Sultan. Military Power and the Weapon Industry in the Ottoman Empire, s. 63-64, 166-172, 192-195.
- 5.H. İNALCIK, Osmanlı Devletinde Türk Ordusu, s. 55, Türk Kültürü, 1964, sayı: 22.
- 6.Mevlüt Bozdemir, Türk Ordusunun Tarihsel Kaynakları, s.59