Nisâyî
Nisâyî veya Nisai, 16. yüzyıl arasında Osmanlı'da yaşamış Türk kadın divan şairi.[1]NİSÂYÎ, Yunus Kaplan, 2015.[2]XV.-XVI. YY OSMANLI DÖNEMİNDE KADIN ŞAİRLER.[3]Çavuşoğlu, Mehmed. 16. Yüzyılda Yaşamış Bir Kadın Şâir NÎSÂYÎ. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, 1978.
Hayatı
Hakkında biyografik kaynaklarda ve o dönemdeki tezkirelerde bir bilgi bulunmamakla beraber Pervane b. Abdullah'ın 16. yüzyılda derlediği Pervâne Bey Mecmûasında, Nisâyî'nin Şeyhî'ye yazdığı nazire türünde bir gazeli bulunmaktadır. Bu gazelin, hem Şeyhî'nin gazeline nazire olması hem de Pervâne Bey Mecmûasının 16. yüzyılda derlenmesi ve buna ek olarak da bu mahlaslı iki mersiyenin, Sultan Süleyman'ın en büyük oğlu Şehzade Mustafa'nın katline ve padişaha yönelik olması, Nisâyî'nin 15.-16. yüzyıl divan şairlerinden olduğunu göstermektedir. Mersiyelerinde kadınca duyuş sergilemesi Nisâyî'nin kadın olduğu doğrulamaktadır.[1]NİSÂYÎ, Yunus Kaplan, 2015. Bazı edebiyat tarihçilerine göre Nisâyî, haremin bir üyesiydi; bazılarına göre de Amasya'da Şehzade Mustafa'nın sarayında bulunmaktaydı.[4]Tarihsel olaylar her iki iddianın doğru olduğunu göstermektedir. Babası, Şehzâde Mustafa’yı 1533’te Manisa’ya, 1542’de Amasya’ya gönderdi ve oralarda annesi de yanında bulunmaktadır. Eğer Nisâyî gerçekten Mâh-i Devrân’ın yanındaki hanımlardan birisiyse, o zaman 1520 ve 1533 arasında sultanın hareminde İstanbul’daydı ve daha sonra Şehzâde Mustafa’nın sarayında yaşamaya başlamıştı. Nisâyî’nin şiirlerinin bulunduğu mecmua, Süleymâniye Kütüphanesinde Hâlet Efendi İlâvesi kısmında 244 numara ile kayıtlıdır.[3]Çavuşoğlu, Mehmed. 16. Yüzyılda Yaşamış Bir Kadın Şâir NÎSÂYÎ. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, 1978.
Şehzade Mustafa için yazdığı mersiyeler
Şehzâde Mustafa’nın ölümüne iki mersiye ile katılan tek şairdir. Şehzade Mustafa'nın katline yönelik o dönemde yazılan şiirlerde görülen üzüntü ve öfke, Nisâyî'nin yazdığı mersiyelerde de gözükmektedir.[2]XV.-XVI. YY OSMANLI DÖNEMİNDE KADIN ŞAİRLER. Nisâyi, murabba şeklinde yazdığı mersiyelerinin birinde, "Urus câdûsu" (Rus cadısı) diye nitelendirdiği Hürrem Sultan'ın entrikaları ve padişahı doldurduğunu; Şehzade Mustafa'nın masum olduğu halde katledildiğini dile getirir. Sultan Süleyman'ı ağır bir dille zalimlikle suçlar, şehzadenin idamına fetva veren şeyhülislam Ebussuud Efendi'ye ise beddua eder. Bu tavrıyla, şehzadenin katlinin halk üzerindeki olumsuz etkisine ve halkın duygularını dile getiremeye çalışmıştır. Sözünü gizlemeden ve doğru bildiğini şiiriyle duyurmaya çalışmıştır. Şehzade Mustafa'ya yazılan mersiyelerden diğer on üç şairin -Taşlıcalı Yahya Bey hariç- hiçbiri bu kadar ağır ithamlar, sert ve umursamaz üslup içeren bir şiir yazmamıştır.[2]XV.-XVI. YY OSMANLI DÖNEMİNDE KADIN ŞAİRLER.[3]Çavuşoğlu, Mehmed. 16. Yüzyılda Yaşamış Bir Kadın Şâir NÎSÂYÎ. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, 1978.
Şehzade Mustafa hakkında yazdığı mersiyelerin ilk dört bendi şöyledir:[2]XV.-XVI. YY OSMANLI DÖNEMİNDE KADIN ŞAİRLER.[3]Çavuşoğlu, Mehmed. 16. Yüzyılda Yaşamış Bir Kadın Şâir NÎSÂYÎ. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, 1978.
Kaynakça
- 1.NİSÂYÎ, Yunus Kaplan, 2015. teis.yesevi.edu.tr
- 2.XV.-XVI. YY OSMANLI DÖNEMİNDE KADIN ŞAİRLER. dergipark.org.tr
- 3.Çavuşoğlu, Mehmed. 16. Yüzyılda Yaşamış Bir Kadın Şâir NÎSÂYÎ. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, 1978. isamveri.org
- 4.Tarihsel olaylar her iki iddianın doğru olduğunu göstermektedir. Babası, Şehzâde Mustafa’yı 1533’te Manisa’ya, 1542’de Amasya’ya gönderdi ve oralarda annesi de yanında bulunmaktadır. Eğer Nisâyî gerçekten Mâh-i Devrân’ın yanındaki hanımlardan birisiyse, o zaman 1520 ve 1533 arasında sultanın hareminde İstanbul’daydı ve daha sonra Şehzâde Mustafa’nın sarayında yaşamaya başlamıştı.