Turkipedia
Menü

Miralay Sadık Bey

Miralay Mehmed Sadık Bey (d. 1860, İstanbul - ö. 4 Şubat 1941, İstanbul), son Osmanlı döneminde asker ve siyaset adamı.

Hayatı

1860 yılında İstanbul'da doğmuştur. Babası tanınmış din âlimlerinden Filibeli Abdullah Efendi'dir. Ailesi aslen Bursalı olmakla beraber vaktiyle Bursa'dan Filibe'ye iskân edilmiştir. 1882 yılında Mekteb-i Harbiye'den sü­vari mülazımı olarak mezun olmuştur. Suriye, Trablus ve Makedonya'da görev yapmıştır.

1906 yılında Manastır'da miralay rütbesiyle Süvari alay komutanıyken gizli İttihad ve Terakki Cemiyeti'ne girmiş ve cemiyetin Manastır şubesi başkanı olmuştur. Cemiyetin Manastır'da yayılmasında çok önemli rol oynamış, bunun yanında Neyyir-i Hakikât isimli bir gazete çıkararak cemiyetin fikirlerinin yayılmasında rol oynamıştır. Meşrutiyet için başlatılan Resneli Niyazi İsyanı'nı bastırmakla görevlendirilen Şemsi Paşa'nın öldürülmesi ve Müşir Osman Paşa'nın esir alınması olaylarının planlanmasında birinci derecede görev almış kişilerdendir.[1]Miralay Sadık Bey (1860-1941). Atatürk Ansiklopedisi.

1908 yılında İkinci Meşrutiyet'in ila­nı üzerine Selanik'te toplanan İtti­had ve Terakki Kongresi'ne Manastır de­legesi olarak katılmıştır. Debre mutasarrıflığı­na atanmıştır. Değerinin yeterince anlaşılma­dığı gerekçesiyle 1911 Kongresi'nden sonra İttihat ve Terakki'den ayrılarak muhale­fet saflarına katılmış ve emekliye ayrılıp poli­tikaya girmiştir. Hürriyet ve İtilaf Fırkası kurucu­su olmuş, partinin ikinci başkanı seçilmiştir. Tarihe sopalı seçim olarak geçen 1912 seçim­lerinde İttihad ve Terakki'nin başarısı üzerine kendisine bağlı su­baylarla Bâb-ı Âli'yi basıp bir hükûmet dar­besiyle iktidarı ele geçirmeyi planladıysa da baş gösteren Birinci Balkan Savaşı buna olanak bırakmadan İttihad ve Terakki iktidar­dan düşmüştür.

Birinci Balkan Savaşı devam ederken Ocak 1913'te Bâb-ı Âli Baskını ile İttihat ve Terakki iktidarı yeniden ele geçirmiştir. Bu olaydan sonra Sadık Bey'in Rus çarına Osmanlı'yı İttihat ve Terakki'den kurtarmasını istediği bir telgraf çektiği iddia edilmiştir. Bu iddia Temmuz 1913 tarihli bir sayısında dönemin Tanin isimli gazetesi tarafından yayınlanmış, o dönem büyük ses getirmiştir.[2]BOZKURT, Celil (2022). Türk Siyasetinde Miralay Sadık Bey (1860-1941). Türk Dünyası Araştırmaları. Cilt: 131. Sayı: 258. s. 206.[3]SİMAVİ, Lütfi, Sarayda Gördüklerim, Timaş Yayınları, Mart 2022, s. 109.

Savaşın sonuna doğru 1913 yılında sadra­zam olan Mahmud Şevket Paşa'ya karşı gi­rişilen suikasttan sonra İttihatçılar muhaliflerini sürerlerken Paris'e kaçmış, oradan Mısır'a geçmiştir. İngilizler ile yakın ilişki içinde olmuştur. Mondros Mütarekesi'nin ar­dından 1919 yılında İstanbul'a dönmüştür. Döndükten sonra kısa sü­re sonra 1920 yılında Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nın başkanlığına getirilmiştir. Bir kongre darbesiyle İngiliz Muhipleri Cemiyeti yönetimini 1921 yılında ele geçirmiş ancak bir süre sonra bu cemiye­tin yönetimini Sait Molla'ya kaptırmıştır. Damad Ferid Paşa hükûmetinde istediği ba­kanlık koltuğu kendisine verilmemiş; Meclis-i Âyan üyeliğine atanmayı da kabul etmemiştir. Böy­lece hem İstanbul'daki Damat Ferit Paşa hükûmetine hem de Anadolu'daki Kurtuluş Savaşı veren TBMM hükûmetine muhalif bir tutum takınmıştır.

Kurtuluş Savaşı'nın başarı­ya ulaşması ve Refet Paşa komutasında­ki Milli kuvvetlerin İstanbul'a gir­mesi üzerine pek çok işbirlikçi ile 1922 yılında İngiliz Yüksek Komiserliğine sığınmış, İngilizlerin sağladığı bir gemiyle Romanya'ya gitmiştir. Lozan Antlaşması'ndan sonra 1924 yılında TBMM'nin çıkardığı Yüzellilikler listesine alınmıştır. 29 Haziran 1938'de Yüzelliliklerin affedilmesine dair kanun çıktıktan sonra da "vatan hainliği damgasını kabul etmediği" gerekçesiyle ülkeye dönmemiştir. 24 Aralık 1940'da dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'ye "herhangi bir pişmanlığı olmadığını söyleyerek vatan hainliği damgasının kaldırılması şartıyla" Türkiye'ye dönmek istediğini belirten bir mektup yazmış,[4]BOZKURT, Celil (2022). Türk Siyasetinde Miralay Sadık Bey (1860-1941). Türk Dünyası Araştırmaları. Cilt: 131. Sayı: 258. s. 210. İsmet İnönü ise "Memlekete geliniz, hatıralarınızı neşrediniz, sesinizi işittiriniz, milletin vicdanından kopacak olan hükmü bekleyiniz" şeklinde olumlu cevap verince[5]İnönü’nün Miralay Sadık’a verdiği duygulu cevap. İnönü Vakfı. 4 Şubat 1941'de İstanbul'a dönmüş fakat dön­düğü günün gecesi rahatsızlanarak kaldırıldığı Haydarpaşa Numune Hastanesi'nde kalp yetmezliğinden ölmüştür.[6]Milliyet Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi (19. cilt, 1986).

Kaynakça

  1. 1.Miralay Sadık Bey (1860-1941). Atatürk Ansiklopedisi. ataturkansiklopedisi.gov.tr
  2. 2.BOZKURT, Celil (2022). Türk Siyasetinde Miralay Sadık Bey (1860-1941). Türk Dünyası Araştırmaları. Cilt: 131. Sayı: 258. s. 206.
  3. 3.SİMAVİ, Lütfi, Sarayda Gördüklerim, Timaş Yayınları, Mart 2022, s. 109.
  4. 4.BOZKURT, Celil (2022). Türk Siyasetinde Miralay Sadık Bey (1860-1941). Türk Dünyası Araştırmaları. Cilt: 131. Sayı: 258. s. 210.
  5. 5.İnönü’nün Miralay Sadık’a verdiği duygulu cevap. İnönü Vakfı. ismetinonu.org.tr
  6. 6.Milliyet Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi (19. cilt, 1986).