Canım Hoca Mehmed Paşa
Canım Hoca Mehmed Paşa (17. yüzyıl, Koron – 1737, Kütahya), III. Ahmed saltanatında 18 Aralık 1714 - 14 Şubat 1717 döneminde, I. Mahmud saltanatında Haziran 1731 - Kasim 1731 ve 7 Mayıs 1733 - 14 Kasım 1736 târihlerinde kaptan-ı derya görevini yapan Osmanlı denizcisidir. Diğer kale muhafızlığı görevlerinde de bulunmuştur.[1]Mehmed Süreyya (haz. Nuri Akbayar) (1996), Sicill-i Osmani, İstanbul:Tarih Vakfı Yurt Yayınları ISBN 975-333-0383 C.IV s.230
Hayatı
17 yüzyılda Koron'da Türk asıllı bir âileye doğdu. Mora Savaşı sırasında Venediklilere esir düşerek yedi yıl esir kalmış, Osmanlılar tarafından fidyesi verilmek suretiyle kurtarılmıştır.[2]Setton, Kenneth M. (1991), Venice, Austria, and the Turks in the Seventeenth Century. Philadelphia: American Philosophical Society. s. 428. .
Tersanede yetişmiş ve kalyon süvarisi ve kaptanı olmuştur. III. Ahmed döneminde Aralık 1714'te vezirlik verilerek kaptan-ı derya olmuştur. Mora kıyılarının düşmandan temizlenmesinde büyük başarıları olmuştur. Bir ara Korfu adasının kuşatılmasında yanlış iş gördüğünden 14 Şubat 1717'de Yedikule'de hapsedilmiştir.[1]Mehmed Süreyya (haz. Nuri Akbayar) (1996), Sicill-i Osmani, İstanbul:Tarih Vakfı Yurt Yayınları ISBN 975-333-0383 C.IV s.230[3]Ahmet Yesevi Üni. bilig dergisi, Bahar 2016/sayı 77, sayfa 34,35.
Yine I. kaptan-ı deryalık zamanında Veziri Âzam Şehit Ali Paşa ile zıt gitmesinden dolayı kaptan-ı deryalıktan azledilerek Kandiye'ye sürgün edilmiş ve oradan oğlunun idare ettiği bir çektiryeye[4]yelkenli fakat kürekle de idare edilen gemi binerek Trablus ve Tunus taraflarına kaçarak oralarda bir hakimiyet tesis etmek istemiş ise de muvaffak olamayıp Cezayir'de ikamete gelmiştir.[5]Uzunçarşılı, İ. Hakkı, Kütahya Şehri, İstanbul Devlet Matbaası, 1932, s, 225 Daha sonra affedilmiş; 1718'de Koron Muhafızı ve 1726'da Hanya Muhafızı görevlerine tayin edilmiştir.[1]Mehmed Süreyya (haz. Nuri Akbayar) (1996), Sicill-i Osmani, İstanbul:Tarih Vakfı Yurt Yayınları ISBN 975-333-0383 C.IV s.230
I. Mahmud döneminin başında ikinci kez kaptan-ı derya görevine getirilmiştir. Bu dönemin başında Patrona Halil ve zorbaları devletin her işine karışmaktaydılar ve Kasım 1730'da Patrona Halil sedaret kaymakamı olmak istemişti, Bunu önlemek için devlet ricali Canım Hoca Mehmet Paşa'dan bir plan yapması istemiş ve 25 Kasım'da bu plana uygun olarak Patrona Halil ve diğer elebaşıları saraya bir toplantıya çağrılıp bir baskınla öldürülmüşlerdir.
27 Mart 1731'de çıkan bir diğer yeniçeri isyanınında da Sadrazam Kabakulak İbrahim Paşa, Kaptanpaşa Canım Hoca Mehmet Paşa ve yeniçeri ağası sancağ-ı şerif altında toplanan askerlerle birlikte Etmeydanı'na isyancıların üzerine yürüyüp isyanı bastırmışlardır.
Canım Hoca Mehmet Paşa Kasım 1731'de kaptan-ı deryalık görevinden azledilmiştir..[1]Mehmed Süreyya (haz. Nuri Akbayar) (1996), Sicill-i Osmani, İstanbul:Tarih Vakfı Yurt Yayınları ISBN 975-333-0383 C.IV s.230
Mart 1732'de Ağrıboz Muhafızı tayin edilmiştir.
7 Mayıs 1733'te üçüncü kez kaptan-ı derya görevi verilmiş ve bu görevde 1737'de azledilmesine kadar kalmıştır.[1]Mehmed Süreyya (haz. Nuri Akbayar) (1996), Sicill-i Osmani, İstanbul:Tarih Vakfı Yurt Yayınları ISBN 975-333-0383 C.IV s.230 Bu dönem sonlarında Osmanlı donanması Rusların 1736'da Azak Denizi ağzında elegeçirdikleri Azak Kalesine bağlı ve diğer nehir ağızlarındaki Rus deniz hareketlerini kontrol etmek için Sinop'ta bir filo kurulmuştur. Bu filo Canım Hoca Mehmet Paşa komutasında ilk olarak Dinyeper Nehri ağzına sefer yapmıştır.
Kaptan-ı deryalıktan 14 Kasım 1736'da azledilmesinden sonra Kütahya'ya sürgüne gönderilmiştir. O şehirde sürgünde iken 1737'de ölmüştür.[1]Mehmed Süreyya (haz. Nuri Akbayar) (1996), Sicill-i Osmani, İstanbul:Tarih Vakfı Yurt Yayınları ISBN 975-333-0383 C.IV s.230
Değerlendirme
Zayıf zamanlarında Fransızlar'dan yardım gördüğü için ikbal zamanında Fransızlar'ın Türkiye'de nüfuzlarının artmasına çalışmıştır. Fransa Sefiri Marki dö Vilnov ile samimaâne görüşürmeler yapmıştır. Sicill-i Osmani'de "Deniz işlerini bilir ve sadıktı" olarak değerlendirilmiştir.[1]Mehmed Süreyya (haz. Nuri Akbayar) (1996), Sicill-i Osmani, İstanbul:Tarih Vakfı Yurt Yayınları ISBN 975-333-0383 C.IV s.230 Tabiaten başkaldıran biri olmakla beraber zarif bir zat idi. Azamet ve görkemi, zevk ve sefayı severdi. Mehmed Paşa İtalyancaya vakıf idi.[6]Uzunçarşılı, İsmail H. Kütahya Şehri, İstanbul Devlet Matbaası, 1932, s, 226
Kaynakça
- 1.Mehmed Süreyya (haz. Nuri Akbayar) (1996), Sicill-i Osmani, İstanbul:Tarih Vakfı Yurt Yayınları ISBN 975-333-0383 C.IV s.230 archive.org
- 2.Setton, Kenneth M. (1991), Venice, Austria, and the Turks in the Seventeenth Century. Philadelphia: American Philosophical Society. s. 428. . books.google.com
- 3.Ahmet Yesevi Üni. bilig dergisi, Bahar 2016/sayı 77, sayfa 34,35. bilig.yesevi.edu.tr
- 4.yelkenli fakat kürekle de idare edilen gemi
- 5.Uzunçarşılı, İ. Hakkı, Kütahya Şehri, İstanbul Devlet Matbaası, 1932, s, 225
- 6.Uzunçarşılı, İsmail H. Kütahya Şehri, İstanbul Devlet Matbaası, 1932, s, 226