Turkipedia
Menü

Birinci Göktürk-Sasani Savaşı

İçindekiler3
  1. Savaş
  2. Ordu
  3. Ayrıca bakınız
  4. Kaynakça

Birinci Göktürk-Sasani Savaşı, Batı Göktürk Kağanlığı ile Sasaniler arasında 588-589 yılları arasında yapılan savaştır.

Savaş

Behrâm-ı Çûbîn ve Baga Kağan (İran'da Sava Şah olarak bilinir) arasında çatışma
Behrâm-ı Çûbîn ve Baga Kağan (İran'da Sava Şah olarak bilinir) arasında çatışmaImage: http://collections.lacma.org/sites/default/files/remote_images/piction/ma-1417892-O3.jpg Gallery: http://collections.lacma.org/node/219854 archive copy at the Wayback Machine, Kamu malı, Wikimedia Commons

M.S. 587-588 yıllarının kışında Doğu Göktürk Hükümdarı Baga Kağan, Batı Göktürkler üzerine bir sefer düzenlemiştir. Baga Kağan bu sefer sırasında ok ile alnından vurularak hayatını kaybetmiştir.[1]Ahmet Taşağıl, Gök-Türkler-1, s. 49. Batı Göktürk Kağanı Tardu, Doğu Göktürkler tarafından gerçekleştirilen taarruzu püskürtmeyi başarmıştır. Bu gelişmenin ardından Tardu, oğlu Yang-su Tegin'i 12.000 kişilik bir askerî birlik ile Sasani topraklarına sevk etmiştir. Göktürk kuvvetlerinin yaklaşmakta olduğunu öğrenen yaklaşık 70.000 kişilik Sasani ordusu ise bölgeden geri çekilmiştir.[2]Tabari, Chronique, ll/248-249.[3]Larissa Baratova, "Turkish Khaganate in Central Asia (600-800 AD) Turks C. II, p. 90.[4]Ahsen Batur, Kürdoloji Yalanları, s. 108. Bunun üzerine Göktürk ordusu ciddi bir direnişle karşılaşmadan Herat ve Badgis bölgelerini ele geçirmiştir.[5]İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü. s. 109. Savaşın devamında Göktürkler ile Sasani İmparatorluğu arasında barış müzakereleri başlatılmıştır. Ancak müzakereler sürerken Sasani İmparatorluğu, Ermenistan genel valiliğini yürüten Mihranîler hanedanına mensup Behram Çubin komutasında 12.000 kişilik bir orduyu harekete geçirmiştir.[6]Akbulut, Dursun A. Arap Fütuhatına Kadar Maveraünnehir ve Horasan’da Türkler (MÖ II- MS VII. Yy), (Doktora Tezi), Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü. 1984. s. 121. Bu gelişme üzerine öfkeye kapılan Yang-su Tegin, emrindeki 12.000 kişilik süvari birliğiyle Sasani kuvvetlerine karşı taarruza geçmiştir. Ancak Sasani komutanı Behram Çubin, Göktürk ordusunu Baroron Geçidi olarak bilinen dar bir bölgede pusuya düşürerek kuşatma altına almıştır.[7]Ahsen Batur, Kürdoloji Yalanları. s. 109. Yaklaşık 12 kilometrelik bir alana yayılan savaş sahası,[8]Lev Gumilëv, Eski Türkler, 2. Baskı, çev. Ahsen Batur, İstanbul: Selenge Yayınları. 2002. s. 167. dağlarla çevrili ve oldukça dardı; bu durum her iki taraf için de geri çekilme imkânını ortadan kaldırmış, manevra kabiliyetini sınırlamıştır. Göktürk birliklerinin savaş tecrübesinin sınırlı olması da bu çarpışmada önemli bir dezavantaj oluşturmuştur. Türk ordusundaki kişilerin daha savaş başlamadan ölüme hazır olduğunu haykırması, Sasani ordusunda bir panik havası yaşanmasına neden olduysa da Behram, tam zamanında müdahale ederek bir bozgunu önleyebilmiştir.[8]Lev Gumilëv, Eski Türkler, 2. Baskı, çev. Ahsen Batur, İstanbul: Selenge Yayınları. 2002. s. 167. Sasani ordusunun psikolojik bozgunluğunun kaybolmaya başladığını gören Yang-su Tegin, sol cenahı bozulmuş olan Sasani ordusuna karşı tüm gücüyle bir süvari hücumu başlatmıştır. Türklerin saldırısı öylesine şiddetli olmuştur ki, kumandan Behram'ın kendisi dahi kaçmayı düşünmüştür.[8]Lev Gumilëv, Eski Türkler, 2. Baskı, çev. Ahsen Batur, İstanbul: Selenge Yayınları. 2002. s. 167. Firdevsî, Behram'ın kaçmaya çalışmasının gerçek bir firar denemesi olduğunu kaydeder.[9]Firdousi, Le livre des rois, VI/ 566. Behram kaçmaya çalışmışsa da Herat Vadisi sadece Türkler için değil, Sasaniler için dahi bir kapan oluşturmuştur. Bu denemenin ardından Behram, elit askerleri de dahil olmak üzere tüm gücüyle karşı saldırıya geçmiştir. Neticede Behram'ın karşı saldırısı yoğun uğraşlar sonucu başarılı olmuş, Yang-su Tegin savaşta Behram'ın attığı bir okla öldürülünce Türklerin düzeni bozulmuş ve artık yenilgi kaçınılmaz hale gelmiştir. Nihayetinde Sasaniler çok zorlu da olsa bir zafer kazanmışlardır ancak savaş henüz orada bitmemiştir. Yel Tegin sürekli Behram'ın ordusuna karşı vurkaç yapmış, hatta bir defasında da Behram'ı ele geçirmeye yaklaşmıştır.[10]Tha'alibi, Histoire. s. 651. Behram Yel Tegin'den çekinmiştir ve onunla savaşmak istememiştir. Bu yüzden de Behram, Yel Tegin'e bir mektup göndererek:

"Şüphesiz, sizin Hakanlılar (yani Eftalitler) ile yakınlığınız vardır. Siz, hükümdarımız Firuz'u öldürünce, kan davasında bulunmamış, barış yapmayı tercih etmiştik. Şimdi siz de bizim daha önce yaptığımız gibi yapın."[11]Akbulut, Dursun A. Arap Fütuhatına Kadar Maveraünnehir ve Horasan’da Türkler (MÖ II- MS VII. Yy), (Doktora Tezi), Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü. 1984. s. 123.demiştir. Ancak yine de iki tarafın karşı karşıya gelmesi kaçınılmaz hale gelmiş, Yel Tegin bir gece çarpışmasında mağlup olmuş ve Paykend kalesine sığınmıştır.[12]Lev Gumilev, Eski Türkler, s. 170. Fakat Behram bu kaleyi kuşatınca teslim olmuş, Sasani Şahı Hürmüz de onu nezaketle karşılamıştır. Teslim olan Yel Tegin, barış anlaşması karşılığıyla serbest bırakılmış ve ülkesine dönmüştür. Barış anlaşmasının ardından ise iki ülke arasında 603 yılına kadar herhangi bir çatışma olmamıştır.

Ordu

Yang-su Tegin'in ordusu Taberi'ye göre; 300.000,[13]Târih-i Taberi. s. 269. Firdevsî'ye göre; 400.000[9]Firdousi, Le livre des rois, VI/ 566. kişiden oluşsa da bu sayıların abartılmış olduğu düşünülmektedir. Göktürkler, Mukan Kağan döneminde dahi 400.000 kişilik bir orduya sahip olamamıştır ve bölünmüş bir kağanlığın tek kanadının 400.000 gibi o dönem için imkansız sayılabilecek bir ordu kapasitesine ulaşması mümkün değildir. Türk ordu kültüründe her askere en az 3 at düşerdi.[7]Ahsen Batur, Kürdoloji Yalanları. s. 109. Bu hesaba göre Türk ordusunun 1.200.000 atlık bir hayvana sahip olması gerekmektedir. Ancak bu denli büyük bir sürünün beslenmesi için gerekli coğrafi ve lojistik koşulların, özellikle İran coğrafyasında, mevcut olmadığı belirtilmektedir. Ayrıca her savaşçının atlarının bakımından sorumlu bir hizmetkâr (ispir) bulundurduğu dikkate alındığında, bu büyüklükte bir ordunun beraberinde getirmesi gereken insan sayısının da gerçekçi olmadığı vurgulanmaktadır. Savaş alanının yaklaşık 12 kilometrelik bir genişliğe sahip olması, dönemin Göktürk savaş düzeninde bu ölçekte bir ordunun alana sığmasının ve nizam içinde yerleşmesinin mümkün olmadığını göstermektedir. Bu nedenlerle, kaynaklarda verilen ordu büyüklüklerinin abartılı olduğu; Baroron Vadisi civarında gerçekleştiği düşünülen muharebede Türk ve Pers ordularının sayıca birbirine denk olduğu yönünde görüşler öne sürülmektedir.[7]Ahsen Batur, Kürdoloji Yalanları. s. 109.[8]Lev Gumilëv, Eski Türkler, 2. Baskı, çev. Ahsen Batur, İstanbul: Selenge Yayınları. 2002. s. 167.[14]Ahmet Bircan Ercilasun, Türk Kağanlığı ve Bengütaşları.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. 1.Ahmet Taşağıl, Gök-Türkler-1, s. 49.
  2. 2.Tabari, Chronique, ll/248-249.
  3. 3.Larissa Baratova, "Turkish Khaganate in Central Asia (600-800 AD) Turks C. II, p. 90.
  4. 4.Ahsen Batur, Kürdoloji Yalanları, s. 108.
  5. 5.İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü. s. 109.
  6. 6.Akbulut, Dursun A. Arap Fütuhatına Kadar Maveraünnehir ve Horasan’da Türkler (MÖ II- MS VII. Yy), (Doktora Tezi), Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü. 1984. s. 121.
  7. 7.Ahsen Batur, Kürdoloji Yalanları. s. 109.
  8. 8.Lev Gumilëv, Eski Türkler, 2. Baskı, çev. Ahsen Batur, İstanbul: Selenge Yayınları. 2002. s. 167.
  9. 9.Firdousi, Le livre des rois, VI/ 566.
  10. 10.Tha'alibi, Histoire. s. 651.
  11. 11.Akbulut, Dursun A. Arap Fütuhatına Kadar Maveraünnehir ve Horasan’da Türkler (MÖ II- MS VII. Yy), (Doktora Tezi), Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü. 1984. s. 123.
  12. 12.Lev Gumilev, Eski Türkler, s. 170.
  13. 13.Târih-i Taberi. s. 269.
  14. 14.Ahmet Bircan Ercilasun, Türk Kağanlığı ve Bengütaşları.