Turkipedia
Menü

Türkiye'de matbaacılık

Türkiye'de matbaacılık tarihi Osmanlı Devleti dönemine uzanır. Yusuf Agah Efendi ve İbrahim Müteferrika ilk Türk matbaasını kurmuşlardır.

Osmanlı döneminde

1833 yılında ülkede 54 matbaa (15'i litografi), 1948 yılında 509 matbaa ve 1983 yılında 3537 matbaa bulunmaktaydı. 1907 yılında 6000 civarında matbaa bulunmaktaydı.

Osmanlı Döneminde matbaa faliyetleri hakkında oryantalist yazar Bernard Lewis şunları yazmıştır:[1]Bernard Lewis, Ortadoğu s.335-337 (Ankara: Arkadaş Yayınları, 2023)

Diğer bir Uzakdoğu buluşu olan matbaayı Ortadoğu İslam toplumu bu kadar kolay kabul etmemiştir. XV. yy’da Avrupa’da bulunan hareketli harflerle baskı tekniği Osmanlı topraklarında da ilgi çekmişti. Ancak 1485 yılında Sultan II. Bayezid matbaayı yasaklamıştır. Bu yeni kitap basım teknolojisi birkaç yıl sonra İspanya’dan gelen Musevi göçmenlerle birlikte geldi. Museviler, XVI. yy başında İstanbul ve Selanik’te sonraki yıllarda da başka Türk şehirlerinde matbaalar kurdular. Türkçe ve Arapça baskı yapmamaları şartıyla bu matbaalara izin verildi. İslam metinleri ve İslam dilleri için matbaanın kullanılması dine küfür sayılıyordu. Büyük olasılıkla kalemiye sınıfının ve hattatların çıkarları da bu yasağın konmasında etkili olmuştur. Bu nedenle Musevi matbaalarında yalnızca İbranice kitaplar ve birkaç Avrupa dilinde kitap basılmıştır. Venedik’te tipografi öğrenmiş Tokatlı Abgar Tibir, 1567 yılında İstanbul’da bir Ermeni matbaası kurdu. Oxford’da Balliol Koleji mezunu Sefaloniyalı Nikodemos Metaxas da İngiltere’den ithal ettiği makine ve teknikle 1627 yılında bir Rum matbaası kurdu. Rum ve Ermeni matbaacılara da Musevi matbaacılarla aynı kısıtlamalar getirilmişti.

İtalya’da XVI. yy başında Arapça baskı yapan matbaalar kuruldu. Bu matbaalarda Doğu’daki Arapça konuşan Hristiyanlara İnciller, dua kitapları ve başka dini yayınlar basılırdı. “Horologium Breve” bugüne kadar gelen Arapça harflerle basılmış en eski kitaptır ve 1514 yılında Kilise devletlerinde, Fano’da basılmış bir Hristiyan dua kitabıdır. Dini olmayan bazı kitaplar, İbni Sina’nın tıp kanunu, coğrafya eserleri ve 1538’de Paris’te Arapça bir dilbilgisi kitabı basılmıştır. Klasik Arap metinleri oryantalistlerin ortaya çıkmasıyla daha fazla sayıda basılmaya başlamıştı. Bunlar arasında Ortadoğu ülkelerinin özel kitaplıklarına girenler de olmuştur.

Ortadoğu’da Arapça harflerle baskı yapılmasına ancak XVIII. yy başında izin verilmiştir. 1721 yılında Osmanlı elçisi olarak Paris’te bulunan babasının yanında olan Said Efendi adlı bir genç bu girişimi başlatmıştı. Matbaanın ve yararlarının önemini fark eden Said Efendi, Türkiye’ye döndüğünde, başkentte bir matbaa kurmak için sadrazamın desteğini almaya uğraşmıştı. Said Efendi, mesleki ve tutucu muhalefete rağmen bunu başardı. İlk Türk matbaasının kurucusu ve müdürü İbrahim Müteferrika’yla işbirliği yaptı. Müteferrika Macaristan’da doğmuş, muhtemelen Ünitaryen mezhebinden bir Hristiyan iken Müslüman olmuş ve Osmanlı devleti hizmetinde çalışmıştı. Müteferrika ile Said Efendi matbaanın faydalarını anlatan bir rapor yazarak sadrazama sundular. Destek, umulmadık bir yerden geldi. Başkent müftüsü ve İmparatorluğun Müslüman dini hiyerarşisinin başı (şeyhülislam), dini konular hariç Arap harfleriyle Türkçe kitap basılabileceği yönünde fetva verdi. Kuran’ın ve hadis, şeriat ve Kuran fıkıhları konularındaki kitapların basılması yine yasaktı. Nihayet, 5 Temmuz 1727 tarihinde Türk matbaasının kurulması ve Türkçe kitaplar basılması için padişah fermanı yayınlandı. Başlangıçta makineler ve gereçler şehirdeki diğer Hristiyan ve Musevi matbaalardan sağlandı, Musevi dizgicilerden yardım alındı. Daha sonra Arapça matbaalar bulunan Hollanda’da Leiden ve Fransa’da Paris başta olmak üzere Avrupa’dan makineler ithal edildi. 1729 yılında ilk kitap olarak iki ciltlik bir sözlük basıldı. Sözlüğün ilk cildinde padişahın matbaa kurulmasına izin veren fermanı, şeyhülislamın matbaanın caiz olduğunu belirten fetvası, imparatorluğun iki baş kadısının onay belgeleri ve matbaanın faydalarını anlatan bir yazı bulunuyordu.

1745’te İbrahim Müteferrika öldüğünde, dilbilgisi, askeri, coğrafya, matematik ve en önemlisi tarih konularında on yedi kitap basılmıştı. Hem kitap sayısı hem de baskı adedi çok azdı. İlk iki kitap biner, üçüncüsü bin iki yüz ve diğerleri de beş yüz adet basılmıştı. Yine de bu kitaplar, İslam dünyasının entelektüel yaşamında yeni bir çağın başlangıcını gösteriyorlardı.

Günümüzde

Günümüzde Türk matbaacılığı teknolojik gelişmeleri çok yakında izleyerek Avrupa'daki emsalleriyle aynı kalitede ürünler üretebilmektedir.

Kaynakça

  1. 1.Bernard Lewis, Ortadoğu s.335-337 (Ankara: Arkadaş Yayınları, 2023)