# Türkî-i basît

> Source: https://turkipedia.org/tr/wiki/T%C3%BCrk%C3%AE-i_bas%C3%AEt
> Last updated: 2026-10-05
> License: CC BY-SA 4.0 (https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0/). Credit "Turkipedia contributors" and link to the source.
> Based on: Türkî-i basît, https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk%C3%AE-i_bas%C3%AEt (CC-BY-SA-4.0)

**Türkî-i basit** ya da **yerlileşme eğilimi**, [divan edebiyatı](https://turkipedia.org/tr/wiki/Divan_edebiyat%C4%B1)nda ortaya çıkmış, [Arapça](https://turkipedia.org/tr/wiki/Arap%C3%A7a) ve [Farsça](https://turkipedia.org/tr/wiki/Fars%C3%A7a) sözcük ve tamlamalara fazla yer vermeyerek sade bir [Türkçe](https://turkipedia.org/tr/wiki/T%C3%BCrk%C3%A7e)yle şiir yazmayı savunan bir [edebi akım](https://turkipedia.org/tr/wiki/Edeb%C3%AE_ak%C4%B1m)dır.

Türki-i basit adlı akımının temsilcileri 16. yüzyıl şairlerinden [Tatavlalı Mahremi](https://turkipedia.org/tr/wiki/Mahrem%C3%AE), [Aydınlı Visali](https://turkipedia.org/tr/wiki/Ayd%C4%B1nl%C4%B1_Visali) ve [Edirneli Nazmi](https://turkipedia.org/tr/wiki/Edirneli_Nazmi)’dir. Nazmi’nin Basit Türkçe şiirleri 45.000 beyiti aşan divanına serpiştirilmiştir. [Fuad Köprülü](https://turkipedia.org/tr/wiki/Fuat_K%C3%B6pr%C3%BCl%C3%BC), Nazmi’nin bu yoldaki şiirlerini seçip divan biçiminde yeniden düzenleyerek "Divan-ı Türki-i Basit" adıyla 1928 yılında yayımlamıştır.[^1] 285 manzumeyle 56 müfretten oluşan yapıttaki şiirlerin sanatsal değer taşıdığını söylemek güçtür.

Konular divan şiirinin konularıdır, ölçü olarak da [aruz](https://turkipedia.org/tr/wiki/Aruz_%C3%B6l%C3%A7%C3%BCs%C3%BC) kullanılmıştır. Ama gerek sözcük dağarcığı, gerekse ad ve eylem bildiren sözcüklerin çekimleri bakımından bu şiirlerin değeri yadsınamayacağı gibi Arap-Fars etkisindeki divan şiirine bir tepki olduğu da gözden uzak tutulamaz. Ayrıca Türkçeye yöneliş, Nazmi'yi, [halk şiirlerinde](https://turkipedia.org/tr/wiki/T%C3%BCrk_halk_edebiyat%C4%B1) çokça görülen cinas örneklerine itmekle kalmamış, benzetmelerde yaşadığı çevreden, yaşamdan yararlanmasına da yol açmıştır. Yine de,

"Yargılanmak umusun komayalım gel Nazmi Ki çalap kullarını suç ile yindek karamaz"

benzeri, yabancı sözcükler kullanmadan, salt Türkçe şiirler yazılabileceğini de kanıtlamayı amaçlayan bu eğilim yaygınlık kazanamamıştır. Bunun nedeni, yalnız anılan ozanların güçsüzlüğünde değil, yetiştikleri çevrede, içinde bulundukları yazın ortamında, divan şiirinin dünyasından kopamayışlarında da aranmalıdır.

18. yüzyılın sonunda [Nedim](https://turkipedia.org/tr/wiki/Ned%C3%AEm)'le belirginlik kazanan mahallileşme eğilimi ise öze ilişkindir. Nedim'in divan şiirine yenilik getirdiğini söyleyenler, kalıpları kırdığını, bilinen [mazmun](https://turkipedia.org/tr/wiki/Mazmun)larla yetinmediğini, yaşamı yansıttığını, yalın, akıcı bir söyleyişi olduğunu; şiirlerinde neşe ve alayın, ten zevkinin dile getirildiğini söylerler. Ama ondan önceki divan şiirine bakıldığında, bu sayılanların hiç de yeni olmadığı görülür. Dahası Nedim'deki neşe ve alaycılık [Baki](https://turkipedia.org/tr/wiki/Baki)’de de bulunabilir. Kısacası Nedim’i gelenekten koparmak olası değildir. Ama onun şiirini, divan geleneği içine oturttuktan sonra "kendi içinde ele alacak olursak, onda kendisinden önce gelenlerden, hatta çağdaşlarından ayrılan, realite ile hepsinden başka ve çok daha sıcak bir şekilde kaynaşmış bir tarafın da bulunduğu görülür" ([Ahmet Hamdi Tanpınar](https://turkipedia.org/tr/wiki/Ahmet_Hamdi_Tanp%C4%B1nar)).

Başka bir söyleyişle Nedim, dış dünyadan aldıklarını duyduğu gibi verir. İzlenimlerini ve gözlemlerini soyutlaştırarak bir süs biçiminde kullanmaz. Minyatürle resim arasındaki ayrım neyse, kendinden öncekilerle Nedim arasındaki ayrım da odur. Yeni mazmunları, yeni benzetme ve buluşları bir yana, divan yazınının ölü sevgilisini canlandırır. Onunla kendisi arasında öyle bir ilişki kurar ki, dünya dışı varlığın kıpırdadığı, soluk aldığı görülür. Asıl yeni olan da budur. Nesnelerle, genel anlamda dünyayla kurulan bağ, yaşama karşı takınılan tutum onu yeni yapar. Nedim'in şarkı biçimini yeniden canlandırması, bu biçimin en güzel örneklerini vermesi de bu tutuma bağlanmalıdır. Yansıttığı dünya ne ölçüde gerçekse, gerçekliğe yaklaşırsa; duyguları ne ölçüde içten ve yürekten geliyorsa, dili de o ölçüde gerçeğe yaklaşır. İstanbul Türkçesinin en güzel örnekleri sayılabilecek,

"Sen böyle soğuk yerde niçin yatar uyursun Billahi döğer dur hele dayen seni görsün Dahı küçüceksin yalınız yatma üşürsün Serd oldu heva çıkma koyundan kuzucağım"

benzeri yüzlerce dize buna örnek gösterilebilir. Ayrıca divanında rastlanan heceyle yazılmış bir türkü, tek örnek olsa da, kimi denemelere giriştiğini göstermesi açısından ilginçtir.

Ama Nedim'in açtığı bu çığır da, geleneğin dışına çıkamamasından ötürü yaygınlık kazanamaz. Ardında onu hazırlayan ya da dayanabileceği yeni bir düşünce devinimi, kültürel bir birikim yoktur. [Lale Devri](https://turkipedia.org/tr/wiki/Lale_Devri) (1718-1730) şairidir ve dönemin [Patrona Ayaklanması](https://turkipedia.org/tr/wiki/Patrona_Halil_%C4%B0syan%C4%B1)yla kapanması onun da sonu olur. Bir başka büyük şair olan [Şeyh Galip](https://turkipedia.org/tr/wiki/%C5%9Eeyh_Galip)'in (1757-1799) Nedim öncesi şiirle bağlantı kurması ve [Sebk-i Hindi](https://turkipedia.org/tr/wiki/Sebk-i_Hind%C3%AE)'den etkilenmesi, onun şiirinin yanlış yorumlanmasına, salt uçarı özüyle ve dış görünüşüyle alınmasına yol açar.

[^1]: Aynur, Hatice. Türkî-i Basît. TDV İslam Ansiklopedisi. <https://islamansiklopedisi.org.tr/turki-i-basit>
