Turkipedia
Menü

Karboğazı Baskını

İçindekiler7
  1. Arka plan
  2. Kuşatma öncesi gelişmeler
  3. Hacı Kırı, Kelebek ve Belemedik’in ele geçirilmesi
  4. Edwige Mesnil’in esareti
  5. Pozantı garnizonunun kuşatılması, çıkış harekâtı ve Karboğazı’nda teslim
  6. Teslimden sonraki gelişmeler
  7. Önemi ve sonuçları
  8. Kültürel yansımaları
  9. Kaynakça

Karboğazı Baskını (Karboğazı Savaşı, Gülek Boğazı Savaşı), 27-28 Mayıs 1920 tarihlerinde, Türk Kurtuluş Savaşı esnasında Kuvâ-yi Milliye ile Fransızlar arasında Toros Dağları'nın eteğinde çıkan çatışmadır.

Çukurova'da Fransızların askeri direncinin kırılmasında ve Fransa'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi ile anlaşma koşulları arayışına girmesinde etkenlerden biri olmuştur.[1]Bozkurt, Birgül. Karboğazı Baskını. 15 Şubat 2021.

Arka plan

Mondros Mütarekesi sonrasında Fransız kuvvetleri Kilikya’da çeşitli merkezleri işgal etti. Pozantı, Toroslar üzerinden geçen Bağdat Demiryolu hattı üzerinde bulunması, İç Anadolu ile Çukurova arasındaki ulaşım bağlantısını denetlemesi ve demiryoluna ait tesislerin bulunduğu Belemedik’e yakınlığı nedeniyle Fransız askerî varlığı açısından önemli bir merkezdi.[1]

1920 yılının başında Pozantı garnizonu ve Toros bölgesi, bağlı 412. Piyade Alayının 2. Tabur Komutanı Binbaşı Pierre Mesnil’in emrindeydi. Fransız alay tarihine göre garnizon; 412. Alayın 2. Tabur karargâhı, 7. Bölük, 2. Makineli Tüfek Bölüğü, 18. Cezayir Tüfekçi Alayının 2. Bölüğü, istihkâm unsurları ve 65 mm dağ topçusundan oluşuyordu. Maraş’tan dönen 6. Bölük de 21 Şubat 1920’de Pozantı’daki kuvvetlere katıldı.[1]

Fransızlar, Toros dağlarından geçen Bağdat Demiryolu hattını korumak amacıyla Pozantı çevresinde ileri karakollar oluşturmuştu. Kelebek’te Teğmen Pommier komutasında 12 kişilik bir yarım takım, Hacı Kırı’da Üsteğmen Carlotti komutasında bir yarım takım ve Pozantı’nın yaklaşık 18 kilometre kuzeyindeki Ulu Kışla’da 18. Cezayir Tüfekçi Alayına bağlı bir takım bulunuyordu.[1]

Kuşatma öncesi gelişmeler

Fransız kaynakları, Toroslar’daki Kuvâ-yi Milliye hareketliliğinin Aralık 1919’un sonlarına doğru belirginleştiğini kaydetmektedir. Silah ve mühimmat taşıdığı ileri sürülen deve kervanlarının tespit edilmesi üzerine Fransız komutanlığı savunma hazırlıklarını artırmış; yiyecek ve mühimmat stoklarını genişletmiştir.[1]

Mart 1920’de çatışmalar Ulukışla çevresinde yoğunlaştı. Kuşatılma riskiyle karşı karşıya kalan Ulukışla’daki Fransız karakolu, 23 Mart’ta Pozantı’ya çekildi. 27 Mart’ta, Pozantı’nın yaklaşık on kilometre kuzeyindeki demiryolu çalışmalarıyla görevli Fransız istihkâm yüzbaşısı Lebel, çevredeki kayalıklara gizlenen Kuvâ-yi Milliye mensuplarının ateşi sonucu ölümcül biçimde yaralandı. Ertesi gün Konya yolu üzerindeki bir Fransız karakolu da saldırıya uğradı ve geceleyin Pozantı’ya çekildi.[1]

Bu dönemde 412. Alayın 7. Bölüğü, Pozantı’nın yaklaşık 10 kilometre güneyindeki Belemedik’te bulunuyordu. Belemedik’te Bağdat Demiryolu yapımına ait atölyeler, depolar ve bir hastane tesisi vardı. Fransız komutanlığı, 7. Bölüğe Belemedik’te bir takım bırakmasını ve geri kalan kuvvetiyle Pozantı garnizonuna katılmasını emretti.[1]

Hacı Kırı, Kelebek ve Belemedik’in ele geçirilmesi

Kuvâ-yi Milliye birlikleri Pozantı çevresindeki Fransız karakollarına yönelik harekâtını Nisan ayında genişletti. Tekelioğlu Sinan Bey’in 7 Nisan 1920 tarihli günlüğünde, Hacı Kırı’da 2-3 Nisan tarihlerinde süren çatışmaların ardından mevkinin ele geçirildiği belirtilmektedir. Günlükte, Kuvâ-yi Milliye tarafının üç şehit ve beş yaralı verdiği, Fransız tarafında ise “hiçbir kimsenin kurtulamadığı” ifade edilmektedir.[2]

Fransız 412. Piyade Alayı tarihi de Hacı Kırı karakolunun Teğmen Carlotti komutasında bulunduğunu ve karakolun düşmesinden sonra Carlotti ile personelinin akıbetinin bilinmediğini kaydeder. Aynı kaynakta Carlotti ve karakol personelinin “muhtemelen öldürüldüğü” belirtilmektedir.[1] Carlotti’nin 412. Piyade Alayının kayıp listesinde kayıp tarihi yalnızca “Nisan 1920” olarak gösterilmiştir.[3]

Fransız 412. Piyade Alayı tarihine göre Kelebek, Hacı Kırı ve Belemedik de Kuvâ-yi Milliye’nin eline geçti. Kelebek’te Asteğmen Pommier yüzünden aldığı kurşun yarasıyla ağır biçimde yaralandı, esir düştü ve bir Ermeni doktor tarafından tedavi edildi.[1]

Belemedik’te 7. Bölüğe ait takımın direnişinin kırıldığı, demiryolu tesislerinde çalışan Rum, Ermeni ve İsviçreli sivillerin küçük Fransız garnizonuyla birlikte esir alındığı Fransız 412. Piyade Alayı tarihinde belirtilmektedir.[1]

Edwige Mesnil’in esareti

Fransız Binbaşı Pierre Mesnil’in eşi Edwige Marie-Antoinette Mesnil, I. Dünya Savaşı sırasında Fransa’nın kuzeyinde hemşirelik yapmıştı. Pozantı’daki komuta merkezi kurulmadan önce eşiyle birlikte Belemedik’te bulunmuş; Belemedik Hastanesinde Fransız askerlerinin ve gayrimüslimlerin tedavisiyle ilgilenmişti.[1]

Ulu Kışla’ya yönelik saldırıların başlamasından sonra Pierre Mesnil eşini Pozantı’dan Belemedik’e göndermişti. Belemedik’in Kuvâ-yi Milliye tarafından ele geçirilmesi üzerine Edwige Mesnil de esir düştü.[1] Fransız 412. Piyade Alayı tarihi, onun esaret döneminde hastanedeki yaralılara bakım vermeyi sürdürdüğünü belirtmektedir. Fransa Cumhuriyeti, daha sonra kendisini Légion d’honneur şövalyelik nişanıyla ödüllendirdi.[1]

Pozantı garnizonunun kuşatılması, çıkış harekâtı ve Karboğazı’nda teslim

Pozantı’da Fransız siperi. (1920)
Pozantı’da Fransız siperi. (1920)PeybeX, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons

Fransız alay tarihine göre Kuvâ-yi Milliye birlikleri, Pozantı’daki Fransız savunma mevzilerine başlangıçta 600–800 metre mesafeden ateş açtı. Zamanla Fransız savunma hatlarına daha fazla yaklaştılar ve birçok kez dikenli tel engellerine kadar ilerlediler.[1]

Çatışmalar, özellikle Çakıt’ın sol kıyısında bulunan 1 numaralı direniş merkezinde yoğunlaştı. Bu mevki, 412. Piyade Alayından Teğmen Villejean tarafından komuta ediliyordu. Fransız alay tarihine göre 18 Nisan 1920’de sayıları 300’ü aşan Kuvâ-yi Milliye birlikleri, 75 ve 77 mm toplarla yapılan hazırlık ateşinin ardından Fransız mevzilerine saldırdı. Teğmen Villejean bu çatışmalar sırasında başından aldığı kurşunla öldü.[1]

Türk kaynaklarında, Binbaşı Pierre Mesnil’e 10 Nisan 1920’de teslim olmasını isteyen bir mektup gönderildiği, teklifin reddedilmesinden sonra Pozantı’nın Safvet Bey komutasındaki Kuvâ-yi Milliye birlikleri tarafından kuşatıldığı belirtilmektedir. Safvet Bey’in bu süreçte ağır yaralandığı aktarılmaktadır.[2]

Tekelioğlu Sinan Bey’in 14 Nisan’da Fransız garnizonuna yeni bir teslim çağrısı yaptığı; teklifin reddedilmesinin ardından 18 Nisan’da Pozantı’ya yönelik bir keşif saldırısı gerçekleştirildiği ve Fransızların batıdaki siperlerinden bazılarının ele geçirildiği Türk kaynaklarında belirtilmektedir.[2]

27 Nisan’da Fransız savunma hattına yeniden saldırı düzenlendiği ve bir miktar silah ele geçirildiği kaydedilmektedir. 11. Tümen Komutanı Yarbay Arif’in 400 kişilik piyade kuvvetiyle bölgeye ulaşmasından sonra, 6 Mayıs 1920 sabahı Pozantı çevresindeki bütün cephelerde genel taarruz başlatıldı.[2]

Fransız alay tarihine göre 7 Mayıs 1920’de Pozantı kampının güneybatı cephesine güçlü bir saldırı yapıldı. Kuvâ-yi Milliye birlikleri iki siper bölümüne girdi ve bir Fransız makineli tüfeğini ele geçirdi. Fransız birliklerinin hemen başlattığı karşı taarruz sonucunda siper bölümleri yeniden ele geçirildi; makineli tüfek de geri alındı.[1]

Fransız kaynağı, bu çatışmada Fransız tarafının 11 ölü ve yaklaşık 30 yaralı verdiğini, ertesi gün saldırı alanında yaklaşık 100 Kuvâ-yi Milliye mensubunun cesedinin görüldüğünü ileri sürmektedir.[1] Bu sayı, yalnızca Fransız alay tarihindeki anlatıma dayanmakta olup Türk kaynaklarıyla karşılaştırılması gerekmektedir.

Kuşatma devam ederken Fransız garnizonuna havadan çeşitli mesajlar ulaştırıldı. 15 Nisan’da gelen ilk mesajda, bir yardım kuvvetinin ay başında Pozantı’ya ulaşabileceği bildirildi. 3 Mayıs’ta gönderilen mesajda yardım kolunun 10 veya 11 Mayıs’ta Pozantı’ya varacağı ifade edildi. Garnizon ise piyade mühimmatının tükenmek üzere olduğunu bildirdi.[1]

12 Mayıs’ta tekrar gelen uçak, haberleşme amacıyla mektup, gazete ve tütün bıraktı. Fransız garnizonu, piyade mühimmatının çok az kaldığını ve yardım gönderilmesi gerektiğini yeniden bildirdi. 16 veya 17 Mayıs’ta gelen uçakla yardım kolunun 25 Mayıs’ta ulaşacağı yönünde yeni bir mesaj gönderildi.[1]

Türk kaynaklarında, Fransız garnizonuna yardım için Tarsus yönünden bir kuvvetin 17 Mayıs’ta Tarsus–Pozantı yolunda ilerlemeye başladığı; ancak Kuvâ-yi Milliye direnişini aşamadığı ve 22 Mayıs’ta Adana’ya döndüğü belirtilmektedir.[2]

Fransız alay tarihine göre 25 Mayıs’ta Pozantı’ya ulaşan son mesajda, yardım kolunun yoldaki direnişi aşamadığı ve yeni bir yardım harekâtı düzenlenmesinin belirsiz olduğu bildirildi. Fransız garnizonundan, yanına alamayacağı malzemeyi imha etmesi, hareketini gizli tutması ve batı yönünden Mersin’e ulaşmaya çalışması istendi.[1]

Bunun üzerine Binbaşı Pierre Mesnil, Fransız garnizonunun Pozantı’dan çıkmasına karar verdi. Fransız alay tarihine göre birliklere altı günlük yiyecek dağıtıldı; yük hayvanlarına üç günlük yük yüklendi ve depodaki mühimmatın tamamı personele dağıtıldı. Yaklaşık 750 kişilik Fransız kolu, 26 Mayıs 1920’de saat 20.00’de Pozantı’dan ayrıldı. Çıkış öncesinde iki temizleme harekâtı yapıldı; yaklaşık bir saat süren çatışmanın ardından Fransız birlikleri kuşatma hattını aşarak güneye yöneldi. Fransız tarafı bu ilk aşamada üç ölü ve beş yaralı verdi.[1]

Türk kaynaklarında ise Mesnil’in kaçış için 25 Mayıs’ı 26 Mayıs’a bağlayan geceyi seçtiği belirtilmektedir. Fransız birlikleri, Çuğbeli üzerinden güneye yönelerek kuşatma çemberinden çıkmaya çalıştı. Yanlarına bölgedeki yolları bilen kılavuzlar alan Fransız kolu, Karboğazı’nda dere yatağından geçen sarp patikaları takip ederek ilerledi.[2]

Türk anlatılarına göre Gülek ilçesinin Panzınçukur (Yaylaçukuru) köyünden Hatice Hatun ile Kumcu Veli, Fransız taburuna kılavuzluk etti. Fransız birlikleri Pozantı–Gülek güzergâhını izleyerek Tekir Yaylası’ndaki Tekir mevkiine ulaştı. Türk kaynaklarında Hatice Hatun ile Kumcu Veli’nin Fransız birliklerini Kuvâ-yi Milliye ateş hattına yönlendirdiği ve Fransız kolunun bölgeye yaklaştığını Yaylaçukuru köylülerine bildirdiği aktarılmaktadır.[2]

Bu haber üzerine Yaylaçukuru köyünde Hamit Hoca, Gülekli Piyade Ali, Tırlık Molla Mehmet, Hacı Hüseyin Ağa, Dubaracı Mehmet ve Ahmet Çavuş’un da bulunduğu 23 kişi toplandı ve Fransız kolunu takip etmeye başladı.[3] Kuvâ-yi Milliye komutanlarından Kemal Bey de gelişmelerden haberdar edildi. Tekir’e gelen Yaylaçukuru köylülerine Kemal Bey ile Aydınlı aşiretinden 12 kişinin katılmasıyla Elmalı Boğazı çevresindeki Kuvâ-yi Milliye kuvvetinin mevcudunun 44 kişiye ulaştığı belirtilmektedir.[2]

Fransız birliklerinin dağ yollarından ilerlediği bilgisi, Kumcu Veli ile Çamalan’da yakalanan bir Fransız askerinden öğrenildi. Çamalan Jandarma Komutanı Hafız Mehmet Tevfik, Fransızların yol üzerinde karşılaştıkları kişileri de yanlarına alarak Gözne bucağı yönüne ilerlediğini; çevre köylerden gelen halkın ise güvenlik kaygısıyla bucak merkezine doğru hareket ettiğini Karaisalı Jandarma Karakol Komutanı Üsteğmen Hasan Bey’e aktardı.[4]

Üsteğmen Hasan (Akıncı) Bey, bu bilgiyi cephe komutanı Tekelioğlu Sinan Bey’e iletti. Sinan Bey, Fransız taburunun durdurulması emrini verdi. Hasan (Akıncı) Bey, “Kara Bomba” adıyla anılan müfrezesini harekâta hazırladı.[4] Türk anlatılarında, Fransız taburunun 26 Mayıs gecesini Karboğazı’nda geçirmek zorunda kaldığının öğrenildiği belirtilmektedir.

Fransız alay tarihi, Fransız kolunun 26–27 Mayıs gecesi ile 27 Mayıs günü boyunca yaklaşık 50 kilometre ilerlediğini kaydetmektedir. 28 Mayıs sabahı saat 04.00’te yürüyüşe devam eden birlikler, saat 06.00 civarında dar ve derin bir vadiye girdiklerinde yoğun tüfek ateşiyle karşılaştı.[1]

Türk anlatılarında ise Fransız öncü birliklerinin 27 Mayıs sabahı Yılan Ovası olarak anılan bölgede yoğun ateş altına alındığı ve ağır kayıplar verdiği belirtilmektedir.[2] Fransız alay tarihine göre çevredeki sırtlar Kuvâ-yi Milliye birlikleri tarafından tutulmuştu. Yakın mesafeden açılan yoğun ateş sonucu kısa süre içinde yaralı sayısı arttı; kafiledeki hayvanların tamamı öldürüldü ve kafile ele geçirildi.[1]

Fransız kaynağı, çatışmanın yaklaşık dört saat sürdüğünü ve Fransız mühimmatının tamamen tükenmesinden sonra hayatta kalanların esir düştüğünü belirtmektedir.[1] Aynı kaynağa göre Fransız kayıpları yaklaşık 400 kişiye ulaştı. Binbaşı Mesnil ve Teğmen Georges Journois dışında hemen bütün subaylar yaralandı.[1]

Türk kaynaklarında, daha fazla kayıp vermemek amacıyla Binbaşı Mesnil’in 28 Mayıs 1920’de teslim bayrağı açtığı belirtilmektedir. Fransızca bilen Teğmen Besim (Alaybeyi) Bey’in Mesnil ile görüştüğü; Fransız birliklerinin teslimine ilişkin protokolün ise 29 Mayıs 1920’de imzalandığı kaydedilmektedir.[2]

Karboğazı Baskını’nda Esir Alınan Fransız Taburu
Karboğazı Baskını’nda Esir Alınan Fransız TaburuPeybeX, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons

Fransız 412. Alay tarihine göre 2. taburdan Teğmen Hoche Soulat, bir istihkâm subayı ve tümen papazı Dominiken Rahip Niorthe’nin çatışma alanında kalmıştır. Kaynak, yürüyemeyecek durumdaki yaralılarla birlikte bu kişilerin öldürülmüş olabileceklerini belirtmektedir.[1]

Teslimden sonraki gelişmeler

Teslimden sonra Fransız birliklerinin yaralı ve sağlam personeli farklı gruplara ayrıldı. Fransız 412. Piyade Alayı tarihine göre, Karboğazı’ndaki çatışmadan sonra hafif yaralı yaklaşık 180 asker Belemedik’te hastaneye yatırıldı. Sağlam olduğu belirtilen 193 esir ise önce Karaisalı yönüne sevk edildi; daha sonra Belemedik’e getirildi. Esirler sırasıyla Niğde, Konya ve Kayseri’de tutuldu.[1]

Türk anlatılarında, Fransız esirlerin Gerlez’de köylüler tarafından karşılandığı ve kendilerine pilav ile ayran ikram edildiği aktarılmaktadır. Ardından esirler Ulukışla Kuvâ-yi Milliye Müfreze Komutanı Şevki Bey’e teslim edildi; trenle Kayseri’deki cezaevine gönderildi.[2]

Fransız kaynaklarına göre, 14 Haziran 1920 akşamı 18. Cezayir Tüfekçi Alayından Yüzbaşı Bertrand, 412. Piyade Alayından Teğmen Labat ve aralarında 75 askerî personelin de bulunduğu toplam 100 esir, Türk esirlerine karşılık Fransız makamlarına teslim edilmek üzere Yenice’ye sevk edildi.[1] Labat, 28 Mayıs çatışmasında yaralanarak esir düşmüş; bu değişim sonucunda Fransız makamlarına geri dönmüştü.[1]

Fransız kaynaklarında, Binbaşı Pierre Mesnil ile birlikte esir düşen Fransız askerlerinin önemli bir bölümünün 1920 yılı boyunca Anadolu’daki çeşitli merkezlerde tutulduğu belirtilmektedir. Fransız alay tarihine göre Pozantı garnizonunun 28 Mayıs’taki çıkış ve teslim sürecindeki toplam bilançosu; 69 ölü, 297 esir ve çoğu öldüğü varsayılan 259 kayıp olmak üzere 616 personeldi. Bu sayıya dokuz subay da dahildi.[1]

Pozantı’nın Türkler tarafından ele geçirilmesiyle Fransızların Toros geçitleri ile Bağdat Demiryolu hattının bu kesimindeki askerî kontrolü sona erdi. Olay, Fransız 412. Piyade Alayı tarihçesinde "Pozantı Dramı - Drame de Bozanti- " başlığı altında anlatılmıştır.[1]

Önemi ve sonuçları

Nedim Ardoğa, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons

Karboğazı Baskını, Çukurova'nın kurtuluşunda bir dönüm noktasıdır. Ankara Anlaşması'nın temelini oluşturması yönüyle çok önemlidir. Kesin Türk zaferiyle sonuçlanan çatışmada, 100 yaralı olmak üzere 650 er ve 1 binbaşı 23 subay esir alınmıştır.[2]Din Ahlak Portalı Karboğazı Baskını Tanımı[3]Gülek Belediyesi Karboğazı Savaşı Tanımı Bu önemli başarılarının ardından olayın kahramanları, Mustafa Kemal Atatürk tarafından gönderilen bir telgrafla şu sözlerle tebrik edilmiştir:

Bölge halkı Karboğazı'nda olan çatışmaları ve olayları nesilden nesle aktarmış; olayın anısına bir anıt dikilmiştir.[4]Mersin Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Karboğazı Kuvâ-yi Milliye Anıtı.

Olayın temsilî bir resmi Anıtkabir Kuvayı Millîye Müzesi'nde sergilenmektedir.[5]Şavkili, Cengiz. Millî Mücadele’nin Çukurova Havalisinde Kadın ve Çocuklar. 30 Nisan 2023, s. 258-276.

412. Tabur'u esir alan 44 Kuvayı Milliyecinin öyküsü, 2019 yılında Uğur Becerikli'nin yazdığı "Karboğazı Zaferi – 44 Kahraman" adlı romanla kitaplaşmıştır.[6]Uğur Becerikli'nin yazdığı Karboğazı Zaferi raflarda - Dada Kitap. 27 Aralık 2019.

Kültürel yansımaları

Olay, Abidin Dino tarafından "Toros Destanı" adıyla senaryolaştırılmıştır.[7]Özkılınç, Güney. Bir Şenliktir Adana. Şubat 2025.

Kaynakça

  1. 1.Bozkurt, Birgül. Karboğazı Baskını. 15 Şubat 2021. ataturkansiklopedisi.gov.tr
  2. 2.Din Ahlak Portalı Karboğazı Baskını Tanımı dinahlak.com
  3. 3.Gülek Belediyesi Karboğazı Savaşı Tanımı gulek.bel.tr
  4. 4.Mersin Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Karboğazı Kuvâ-yi Milliye Anıtı. mersinkulturturizm.gov.tr
  5. 5.Şavkili, Cengiz. Millî Mücadele’nin Çukurova Havalisinde Kadın ve Çocuklar. 30 Nisan 2023, s. 258-276. dergipark.org.tr
  6. 6.Uğur Becerikli'nin yazdığı Karboğazı Zaferi raflarda - Dada Kitap. 27 Aralık 2019. dadakitap.com
  7. 7.Özkılınç, Güney. Bir Şenliktir Adana. Şubat 2025.