Huzur (roman)
İçindekiler5
Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ilk romanı. 22 Şubat 1948 - 2 Haziran 1948 arasında Cumhuriyet Gazetesi'nde tefrika edilen Huzur, 1949'da basılmıştır.
Romanın Konusu
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Dr. Tarık Temel'e ithaf ettiği Huzur II. Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde İstanbul'da geçer. Dört bölümden oluşan romanın her bölümü belli başlı dört karakterden birinin adını taşır: İhsan, Nuran, Suat, Mümtaz. Romanın merkezinde ise Mümtaz karakteri vardır.[1]Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü. Varlık Yayınları, s. 187-188.
Millî Mücadele yıllarında Anadolu'da babasını ve annesini kaybeden Mümtaz, çocuk yaşta İstanbul'a giderek amcasının oğlu İhsan'ın evine yerleşir. Galatasaray Lisesi’ni ve edebiyat fakültesini bitirip asistan olur. Aynı zamanda şiir yazan Mümtaz, aşkla bağlandığı sevgilisi Nuran'ın boşandığı kocasına dönme kararıyla bunalıma girer. Roman boyunca geri dönüşlerle hikâyenin detaylarını öğreniriz. Mümtaz ile aynı anda Nuran'a aşık olan, ancak Nuran'ın Mümtaz'ı tercih etmesi üzerine intihar eden Suat'ı tanırız. Suat'ın intiharı Mümtaz ile Nuran'ın birbirinden uzaklaşmasına neden olur. Mümtaz'ın buhranı, yaşadığı bir olayla, tam da II. Dünya Savaşı'nın başladığı gün zirveye çıkar.
Karakter Dünyası
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur romanı huzur ve huzursuzluk gibi iki temel olgu üzerine kurgulanmıştır. Romanın kişileri de huzuru ve huzursuzluğu temsil edenler şeklinde ikiye ayrılabilir. Roman, özneler açısından bir tasnife tabi tutulacaksa huzuru ve huzursuzluğu temsil eden özneler şeklinde iki gruba ayrılabilir: Huzuru temsil edenler, romanda huzuru inşa etmek için uğraşanlar; başta İhsan, Tevfik olmak üzere Emin Dede ve İclâl de bu gruptadır. Huzursuzluğu temsil eden özneler ise başta Suat, Yaşar olmak üzere Adile ve Muazzez de bu gruba dâhil edilebilir. Bu gruptaki öznelere ise karşı özneler denilecektir. Romanda, çatışma ekseninde öncelikle incelenmesi gereken, çatışmayı yaratan en önemli karşı öznelerden birisi Suat’tır. Tanpınar, Suat ile Mümtaz’ı yer yer ateşli tartışmalarla yer yer de fikir alışverişleri şeklinde gelişen konuşmalarla karşı karşıya getirir. Bu türden konuşmalar Suat ile İhsan arasında da olur. Tanpınar, özneler arasındaki bu diyaloglarda onların bakış açısından faydalanarak kendisi için geniş anlatım imkânı sağlar. Tanpınar, en çok inandığı şeyden bile aynı zamanda en fazla şüphe eden bir aydındı. Romanda eğer Suat, Mümtaz’a itiraz ediyorsa, bu aslında Tanpınar’ın kendisine itiraz eden bir başka Tanpınar’dır. Suat ile Mümtaz, Suat ile İhsan arasındaki bu tartışmalar huzur ve huzursuzluk kutupları arasındaki zıtlıkları belirginleştirir. Tanpınar öznelerin fikirlerindeki farklılıklardan faydalanarak özneler arasındaki tartışmaları hem serüveni sürükleyen, vak’ayı canlandıran, hem de romanda anlatılan dünya gündemini aktaran, sunan etkili bir eleman olarak kullanır. Romandaki bir başka zıtlık ise huzur tarafındaki öznelerin yaşlı, huzursuzluğun öznelerinin ise genç olmasıdır. Gençlerin ortak vasfı boheme, huzursuzluğa ve sonuç olarak ayrılığa hizmet etmesi iken, yaşlılar huzura, sükûnete ve kavuşmaya hizmet etmektedirler. Huzursuzluğu temsil eden karşı özne gurubundaki erkeklerin Nuran’a karşı duygusal yakınlıkları varken yine aynı gruptaki kadınlar ise Mümtaz’a karşı duygusal yakınlık hissederler. Dolayısıyla karşı özneler Mümtaz-Nuran ilişkisine dair görüşlerinde haset duygusu hâkimdir. Bu haset etrafa huzursuzluk olarak yansır. Buna karşın yardımcı özneler Mümtaz-Nuran ilişkisine dair görüşlerinde ise gıpta duygusu hâkimdir. Dolayısıyla huzur ve huzursuzluk ekseninde ciddi bir etki alanı, bir mücadele ekseni oluşur. Bu mücadele ekseninde huzursuzluk galip gelir. https://www.academia.edu/69483190/Huzur_%C4%B0le_Huzursuzluk_Ekseni_nde_Tanpinar_In_Karakterleri_%C3%9Czeri_ne_Bi_r_%C4%B0nceleme
Türk Edebiyatındaki yeri

Tanpınar'ın, Osmanlı kültürü, medeniyeti ve mûsikisi çevresinde Cumhuriyet aydınının kimlik problemlerini ele aldığı Huzur romanı modern kurgusu, iç monolog ve bilinç akışı tekniğini kullanma biçimiyle Türk edebiyatının mihenk taşlarından biri olarak kabul edilir.[2]Selçuk Altun's top 10 Turkish books. The Guardian, 26 Ağustos 2009. Tanpınar'ın özel hayatından otobiyografik unsurlar içeren roman İstanbul’un tabiatını, semtlerini ve mimarî güzelliklerini ele alış şekliyle de önem arz eder. Yine de, Mehmet Kaplan’ın deyişiyle "en büyük orijinalitesi ve değeri, aksiyonunda değil, psikolojik muhtevasındadır."[3]Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü. Varlık Yayınları, s. 188.
Berna Moran, Huzuru incelerken, Tanpınar'ın Türk romanına yeni bir anlatım tekniği kazandırdığını örnekleriyle gösterir. Romanın dört bölümünden ilkinin sıkıntılı, ikincisinin neşeli, üçüncüsünü melankolik, dördüncüsünün ise çok sıkıntılı olmasına dikkat çeken Moran Batı müziğini de çok seven Tanpınar'ın, Huzur'u, bir Batı müziği formu olan senfoniye yaklaştırma arzusunda olduğunu öne sürer.[4]Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1. İletişim Yayınları, s. 207.
Diğer bilgiler
Tanpınar'ın Huzurla beraber Mahur Beste ve Sahnenin Dışındakiler adlı romanlarını bir çeşit nehir roman olarak düşündüğü anlaşılmaktadır. Nuran Mahur Beste'deki Talat Bey'in torunudur, İhsan da Sahnenin Dışındakiler'de arka planda mevcut tiplerden biridir.[5]Huzur. İslam Ansiklopedisi.
Kenan Işık tarafından oyun metnine dönüştürülen Huzur 1997-1998 sezonunda, İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda sahnelenmiştir.
Ayrıca bakınız
Kaynakça
- 1.Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü. Varlık Yayınları, s. 187-188.
- 2.Selçuk Altun's top 10 Turkish books. The Guardian, 26 Ağustos 2009. theguardian.com
- 3.Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü. Varlık Yayınları, s. 188.
- 4.Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1. İletişim Yayınları, s. 207.
- 5.Huzur. İslam Ansiklopedisi. islamansiklopedisi.org.tr