Turkipedia
Menü

Sürümler karşılaştırılıyor

Eski Türkçe

Sayfa oluşturuldu

Vikipedi aktarımı tarafından 39 numaralı sürüm

Eski Türkçe, Türk yazı dilinin ilk dönemidir. Dönem Orhun Türkçesi ve Eski Uygur Türkçesi olmak üzere iki altdönemde incelenir. Orhun Türkçesinin kesin tarihlere dayandırılabilir ilk belgesi olan ve VIII. yüzyılın ortalarına tarihlenen Orhun Yazıtlarından Uygur Türkçesinin tarihe karıştığı XIII. yüzyıla değin sürer. Doğu Asya'dan Doğu Avrupa'ya dek önemli bir coğrafyada konuşulduğu anlaşılmaktadır. İlk dönemlerinde yabancı etkilerden epey uzak ve dönemin diğer dillerine göre oldukça yalın olduğu, Uygur çağında git gide zenginleştiği ve yabancı dillerden etkilendiği anlaşılmaktadır. Dil XIII. yüzyılda ölse de türlü Türk toplulukları tarafından yazı dili olarak kullanıldığı XVII. yüzyıla tarihlenen Altun Yaruk nüshasından anlaşılmaktadır. Günümüze ulaşmış veri Eski Türkçe ile yazıldığı anlaşılan en eski metin 7. yüzyıldan (687 yılı) kalma Çoyr Yazıtıdır. Çoyr yazıtını takip eden pek çok yazıtın ardından ebedi dille yazılmış ve kesin tarihlendirilebilen ilk yazıt olan Orhun Yazıtları gelir. İkinci Göktürk Kağanlığının yıkılışının ardından bölgeyi dolduran Uygur Kağanlığı zamanında türlü yazı sistemleriyle yazılmış pek çok yazıt ve metin elimize ulaşmıştır. Eski Türkçeyle ilgili ilk akademik çalışma Kâşgarlı Mahmud'un Kitâbü Cevâhiri'n-Nahv fî Lugâti't-Türk adlı ve günümüzde kayıp olan eseridir. Bunun yanında bir Kaşgarlı, Eski Türkçe için Dîvânu Lugâti't-Türk adlı bir sözlük de yazmıştır. Orhun Yazıtları Türk tarihinin bilinen ilk edebi metinleridir. Yazıtlara "ebedi taş" anlamına gelen beŋgü taş denmiştir. İkinci Göktürk Kağanlığı döneminde dikilip toplamda 3 taştan ibaret olan yazıtlar tarihlerine göre sırasıyla Kül Tigin, Tonyukuk ve Bilge Kağan'a aittir. Yazıtların her biri dikildiği kişinin yaşam öyküsünü, alpliklerini anlatır. Tonyukuk dışındaki yazıtlar sahiplerinin ölümü üzerine dikilmişken Tonyukuk yazıtı daha Tonyukuk'un sağlığında dikilmiştir. Orhun Yazıtları, edebi niteliği ve değeri sayesinde Eski Türkçenin çözülmesinde kilit taşı olmuştur. Uygurca Yazmalar burkancı, maniheist ve nesturi Uygurlardan kalan metinlerdir. Metinlerin pek çoğu Yenisey Kırgızlarının Uygur Kağanlığını çökertmesi sonucu Turfan, Koço ve Kansu'ya göçen Uygurlar tarafından yazılmıştır. Metinler arasında günlük yaşam belgelerinin yanı sıra pek çok da dini konulu olanlar vardır. Bu dini metinler yukarıda da değinildiği üzere budizm, maniheizm ve az da olsa nesturilikle ilgilidir. Dini metinlerin çoğu Sanskritçe, Soğdca, Toharca, Çince ve Süryanice'den çeviridir ve çevrilen yapıtlara Uygur din adamları tarafından pek çok ekleme yapmıştır. Bu metinler nedeniyle Uygurca'ya metinlerin çevrildikleri dillerden pek çok sözcük girmiş ve Eski Türkçe var olan köklerden yeni sözcükler türetilmiştir. Bugün elimizde bulunan metinler bir dizi seri halinde yayımlanmıştır. Bu seriler arasında en bilinenler Albert von Le Coq tarafından hazırlanan ve mani metinlerini içeren Manichaica; Annemarie von Gabain, Willi Bang-Kaup ve Reşit Rahmeti Arat tarafından hazırlanan Türkische Turfantexte ve Berliner Türkische Turfantextedir. Ortaya çıkarılışı Eski Türk yazıtlarının keşfi ve çözümlenişi 1709'da Strahlenberg adlı İsveçli bir Subay Sibirya'da Uybat III adı verilecek bir yazıt keşfeder. Bu yazıt, Türkçe tarihinin keşfedilen ilk yazılı belgesidir. Strahlenberg'in keşiflerini Stockholm'de yayımlamasının ardından batı dünyası bölgeyi araştırmaya başlar. İlk kez bir Fin kurulu, ardından da Rus kurulu bölgeyi araştırmaya gönderilir. Rus kurulundan Nikolay Yadrintsev Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarını gün yüzüne çıkarır. Yine Rus kurulundan olan Y. N. Klements de Tonyukuk yazıtını keşfeder. Bu keşiflerin ardından irili ufaklı yüzlerce taş da gün yüzüne çıkarılmıştır. Fin kurulu dönüşlerinde Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarının kopyalarını yayımladı. Bu yayımlarda Kül Tigin yazıtının Çince yüzünün çevirisi de verildi. Çeviriden yazıtın bir Türk tigininin anısına dikildiği anlaşılınca Ünlü Türkologlar Vasili Radloff ve Vilhelm Thomsen eşzamanlı olarak yazıtları deşifre etme çalışmalarına başladı. Thomsen, 15 mart 1893 yılında Orhun Yazıtlarının çözümlemisini resmen açıkladı. Thomsen'in bu adımının ardından Radloff Erste Lieferung adlı yapıtının birinci bölümünü yayımladı. Radloff, eserinde aceleci davrandığı için pek çok hata yaptı. Thomsen ise Inscriptions de l'Orkhon et de déchiffrées adıyla yayımladığı eserinde hataya yer vermeksizin yazıtları başarıyla tahlil etti. Radloff, Çalışmasının devamını 1899'da paylaştı. Bu yazısında Bain-Tsokto mevkisinde bulunan Tonyukuk yazıtının kopyasını ve çevirisini de verdi. Böylece üç büyük bengü taşın da, Eski Türk yazısının da çözümlemesi tamamlanmış oldu. Uygur Yazmalarının bulunuşu 1890 yılında Doğu Türkistan'da bulunan bir İngiliz subay, köylülerden üzerinde Sanskritçe yazılar bulunan bir ağaç kabuğu satın alır ve bunu ülkesindeki şarkiyat enstitüsüne götürür. Bu keşfin Sanskritçenin tarihini 600 yıl geriye götürdüğü anlaşılınca bölgeye muazzam bir ilgi toplanır. Bölgeye akın akın gelen Avrupalı ve Japon araştırmacılar (Albert Grünwedel başkanlığında ve A. A. von le Coq başkanlığında ayrışar iki Alman kurulu, Paul Pelliot başkanlığındaki Fransız kurulu, Rus araştırmacı Sergey Malov ve Kont Otani başkanlığındaki Japon kurulu) ülkelerine sandık dolusu yazmalarla dönerler. Bu sandıkların içinde hayli Uygur yazmaları da vardır. Daha önce de yöreye gelmiş ve sandıklar dolusu yazmayı İngiltere'ye götürmüş olan Macar asıllı araştırmacı Aurel Stein yeniden bölgeye gelir ve Bezeklik Mağaraları'na gider. Manastırların koruyucusu rahip Stein'e önce bir yazma vermiş, ancak ardından pişman olarak mağaraya gömülü kütüphaneyi iyice gizlemiştir. Stein uzun uğraş sonunda rahibi ikna edip kütüphaneye girince karşısında neredeyse her dilden binlerce yaprak yazmayla karşılaşır. Stein aralarında Irk Bitig ve Sekiz Yükmek'in de bulunduğu tonla yazmayı ülkesine götürür. Böylece Eski Uygurca da gün yüzüne çıkarılmış olur. Yazım Eski Türkçenin ilk devresi olan GökTürkçe Eski Türk yazısı dışında başka bir sistemle yazılmadı. Göktürklerin ardından gelen Uygurlar eski yazıyı kullanmayı bıraktı ve bunun yerine bir dizi alfabeye geçtiler. Uygurlar dillerini yazabilmek için Soğd, Mani, Brahmi, Estrangelo ve Tibet gibi pek çok ebcedi ve hece yazısını denedi. Bu yazıları kısa bir dönem kullandıktan sonra Soğd yazısından geliştirdikleri Uygur yazısını kullanmaya başladılar. Eski Türk Yazısı pek çok yazıtta görülen hece yazısı ve alfabe karışımı bir sistemdir. Kökeni hakkında çeşitli düşünceler mevcuttur. Sistem Orhun Yazıtlarını çözen Türkolog Vilhelm Thomsen’e göre Arami yazısından türetilmiştir. Bir diğer yandan bir dizi damganın (/ok/ ve /uk/, /äl/, /ot/) piktogramlardan geldiği de kesindir. Orhun alfabesinin Bilge ve Kültigin yazıtlarında kullanılmış düzenli halinde 38 damga bulunmaktadır. Bunların dördü ünlü, 26'sı ünsüz ve kalanı birleşik sesleri yazmakta kullanılmıştır. Ünlü harflerin nasıl okunması gerektiği kimi harflerin ince ve kalın ünlülere göre farklı yazılmasıyla belirginleştirilmiştir. Ancak bazı ünsüzler bu durumdan dışlanmıştır. Orhun yazısının ilk kez ne zaman kullanıldığı bilinmese de yazı MS VIII. yüzyılın yarısına değin kullanılmıştır. Alfabenin kullanıldığı en bilindik yerler Orhun yazıtları, Yenisey Yazıtları ve Irk Bitig'dir. Uygur Alfabesi ilk kez MS IX. yüzyılda görünmüş ve Soğd alfabesinden türetilmiş bir alfabedir. Toplamda 18 ayrı harften oluşur. Orhun alfabesinde olduğu gibi 18 harfin dördü ünlüdür ancak ünlülerin kalın mı ince mi okunacağını belirginleştiren imler içermez. Türkler Uygur Alfabesine geçmeden önce Soğdya'dan gelen Soğd ve Mani, Hindistandan gelen Brahmi ve Tibet’ten gelen Tibet yazılarıyla pek çok belge bırakmış ve ardından kendi yazılarını geliştirmişlerdir. Geliştirdikleri yazı Orhun yazısının tersine Türklerin çoğunluğunun İslamiyete geçişinin ardından kullanılmaya devam edilmiştir. Uygurların ardından Karahanlılar, Moğol İmparatorluğu, Timur İmparatorluğu ve diğer türlü devletlerce kullanılmıştır. Alfabe yukarıda da belirtildiği üzere 18 harflidir. Bu 18 harften dördü ünlülerin yazımında kullanılmıştır. Ancak Orhun yazısının aksine ünlülerin nasıl okunacağını belirten ince ve kalın ünsüz ayrımları yapılmamıştır. Harflerin birbirine oldukça benzemesi ve kimi ayrık ünsüzlerin aynı harfle gösterilmesi de okunmasını çetrefilleştirmektedir. Uygur yazısıyla yazılmış en bilindik eserler budist sutra ve öykü çevirileri ve bu çevirilere yapılan ekler, maniheist metinler, tapu senetleri, alındılar, fermanlar ve Kutadġu Bilig'in Uygur harfli Herat yazmasıdır. Örnekler Orta Türkçeye dönüşüm Eski Türkçe, Son Uygur kentlerinin de çökmesiyle XIII. yüzyılda bütünüyle öldü ve yerini Batı Türkistan'da Oğuzcanın, Çağataycanın ve Eski Kıpçakçanın da atası olacak Orta Türkçeye bıraktı. Dil, Eski Türkçeden Orta Türkçeye dönüşürken bir dizi genel değişim geçirdi. Bu değişimler her Türk dili için olmasa da çoğunda gerçekleşti. Ünlü seslerdeki değişimler24 Çift dudak ünsüzleri olan /b/, /m/ ve /v/ seslerinin etkisiyle önseslerde yuvarlaklaşma görülür. avıçġa > avuçġa "yaşlı", ewril- > evrül- "evril-"... Önsesteki yuvarlak ünlüler, sonraki açık düz sesleri yuvarlaklaştırır. körkit- > körküt- "göstermek", bulıt > bulut "bulut" Ünsüz seslerdeki değişimler24 Sözbaşı olmayan /d/ sesleri önce /ḏ/ sesine, ardından da /y/ sesine evrilir: Adak > aḏak > ayak "ayak", *sad- > *saḏ- > say- "saygı göstermek", edgü > *eḏgü > eygü "iyi"... Sözsonu /b/ sesleri /v/ sesine dönüşür: Sub > suv "su", eb > ev "ev, karargah", ab > av "av"... Sözbaşı /k/ sesleri kimi zaman /ḫ/ sesine dönüşür: Okşa- > oḫşa- "okşa-"... Sözbaşı /b/ sesleri Oğuz dil grubu dışında /m/ sesine dönüşür: Ben > men "ben", buŋ > muŋ "yokluk, sıkıntı", beŋgü > meŋgü "ebedi, bengi"... Sesbilim Ünlüler Eski Türkçe kimi yazıtlarda birtakım sözcüklerin uzun ünlülerle gösterilmesi (yok sözcüğünün 𐰖𐰆𐰸 /yoOK/, bar sözcüğünün 𐰉𐰺 /br/ şeklinde yazılması beklenirken 𐰉𐰀𐰺 /bar/ biçiminde yazılması gibi) dilde uzun ünlülerin yerleşik olduğunu gösterir. Ayrıca uzun ünlüler fonemiktir, yani anlam değişikliğine neden olur. Sāç-saç , kān-kan... gibi Orhun Yazıtlarında çoğu kez /ı/ ve /i/ seslerini karşılaması için kullanılmış damganın /é/ sesini de yazmak için kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu kapalı ses için Yenisey yazıtlarında müstakil bir damganın bulunması da sesin varlığına işarettir. Dilbilgisi Sözcük türetme Eski Türkçe, bulunduğu dil grubunun tüm üyeleri gibi sondan eklemeli bir dildir. Ad ya da eylem soylu bir köke getirilen türlü yapım ekleriyle yeni sözcükler türetilir. Bu şekilde sözcükler türetebilmek için Eski Türkçede 124 yapım eki kullanılmış olduğu çıkarımına ulaşılabilir. Bunun yanında ad veya eylem soylu sözcüklerin birleşerek yeni sözcükler türetmesi de görülür. Aşağıda bugün Türkiye Türkçesinde de yaşamayı sürdüren eklerden her yapım eki grubu için örnekler verilmiştir. Ad çekimi Ad durumları Eski Türkçede adlara eklenen 9 durum eki vardır. Bu durum ekleri her halükarda adın sonuna, birleşik adlardaysa ya sözcüğün sonuna ya da bileşenlerin her birinin sonuna getirilir. Yazmalarda hal ekleri adlardan ayrılarak yazılmıştır. Bugünkü Türk lehçelerinde bazı durum ekleri bütünüyle yok olmuştur. Aşağıdaki tabloda durum ekleri ve o ekin kullanıldığı cümleler örneklenmiştir: Orhon Türkçesinde henüz bulunma ve çıkma ekleri birbirinden ayrışmamışken Uygur Türkçesinde ayrılma eki için +dIn (n ağzında ender olarak +tAn) kullanılmıştır. Ad durumları her sözcük için standart şekilde çekimlenirken zamirlerin çekimi bu standartlara aykırıdır. Çokluk Eski Türkçede yalın durumdaki adlar da çoğulluk ifade edebilir: Öŋreki er "Önde olan adamlar" gibi. Eğer topluluktan ziyade kişilerin ve eylemlerin çokluğundan bahsedilecekse çokluk ekleri kullanılır. Bu amaç doğrultusunda şu ekler/sözcükler şu işlevlerle kullanılır: kün: Eski Türkçeden de alt bir katmana ait olması olasıdır. Yanına geldiği ada topluluk anlamı katar. Él kün "ülkeler, dünya" gibi. +An: Eski Türkçe yazılı dönemde işlekliğini yitirmiş bir çokluk ekidir. Eren "erler", bodun "boylar, ulus"... +t: Soyluluk adlarına getirilen arkaik bir çokluk ekidir. Tigit "prensler", oġlıt "oğullar", kanat "kanat" < *kāna? +lAr: Soyluluk ve akrabalık adlarına getirilir. ekelerim "ablalarım", öglerim "(üvey) analarım" Göktürk ve Uygur yazıtlarında tüm bu çokluk ekleri işlek olarak kullanılmışken Uygur Türkçesinde tüm bu eklerin işlevini +lAr'a devrettiği görülmektedir. Bugün Türkiye Türkçesinde de sadece +lAr eki etkindir. Sayılar Eski Türkçe temel sayılar aşağıda verilmiştir: Yüksek sayılar küçük sayıların yan yana yazılmasıyla ifade edilir: yégirmi tümen "İki yüz bin"... Üleştirme sayıları oluşturmak için kök sayıya +Ar eki getirilir: birer birer "birer birer", béşer béşer "beşer beşer" vb. Bunun yanında ortaklık anlamı vermek için kullanılan bir +AgU eki de vardır: biregü "her biri", yétegü "her yedisi" vb. ancak bu ek sayılara özel değildir (kamaġu "bütünü" vb.). Zamirler Eski Türkçe kişi, iyelik, işaret, belirsiz ve soru zamirleri aşağıdaki tabloda işlenmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere zamirlerin çekimi diğer sözcüklerden ayrı olduğu için tabloda çekimlere de yer verilmiştir. Eylem çekimi Basit zamanlar Eski Türkçede geniş, öğrenilen ve duyulan olmak üzere iki geçmiş ve gelecek adı altında dört zaman bulunur. Şimdiki zaman Orhun Türkçesinde de Eski Uygur Türkçesinde de geniş zaman kullanılarak bildirilmiştir. Yazıtlarda öğrenilen geçmiş zaman eki +mIş olması gereken 𐰢𐰃𐱁 /mIş/ yerine 𐰢𐰃𐰾 /mis/ şeklinde yazılır. Geniş zaman Bu zaman için Orhun Türkçesinde de Eski Uygurcada da eyleme genelde +Ur eki ulanır ancak bu genel bir kural değildir. Eyleme +Ar ve +Ir ekleri de gelebilir. Sözsonu ses ünlüyse ek ya +r ya da +yUr olur. Eylemin kimce yapıldığını belirtmek için sona zamir konulur. Sondaki zamir sözcükten hep ayrı yazılır. Aşağıdaki tabloda geniş zamanın her ekle çekimi için ikişer örnek verilmiştir: Görüldüğü üzere ekin geniş zaman için nasıl çekimleneceği hakkında genel bir kural yoktur. Tek heceli sözcükler genelde +Ir eki alsa da +Ur ve +Ar eki de aldığı görülmekte. Sözsonu ünlü olan tek heceli sözcükler de genel olarak +r ekiyle çekimlense de yé- eylemi gibi temel bir eylem bile +yUr ekiyle çekimlenebilmektedir. Olumlu çekimin tersine olumsuz çekim kurallıdır. Eylemin nasıl olduğuna bakılmaksızın +mAz ekiyle geniş zaman çekimi yapılır: bir kişi yaŋılsar oġuşı bodunı bişükiŋe tegi kıdmaz ermiş "bir kişi yanılsa ailesini, ulusunu, çocuklarını bile barındırmazmış" gibi. Bazen +mAz ekinin +mAs şeklini aldığı da görülür. Geniş zaman şimdiki zaman anlamı katmak için de kullanılır: ölümte ozupan ögire sevinü yorıyur "ölümden kurtulup övüne sevine yürüyor"... Görülen Geçmiş Zaman Eski Türkçede görülen geçmiş zaman +dI ekiyle etkin kılınır. Geniş zamanın çekiminin aksine düzenlidir ve kişi çekimi zamirlerle değil kişi ekleriyle yapılır. Aşağıdaki tabloda geçmiş zamanın nasıl çekimlendiği gösterilmektedir: Öğrenilen geçmiş zaman Eylemin görülmediğini, başkası tarafından yapıldığını bildiren zamandır. Eski Türkçe salt 3. tekil kişiye ulanmıştır. Eski Türkçe çoğu örnek 3. tekil kişiye göre çekimlenmiştir. Bir şeye mecbur kalındığını belirtmek için eylemin yanına kergek getirilir. üze kök teŋri asra yaġız yér kılındukda ékin ara kişi oġlı kılınmış "Üstte mavi gök, altta yağız yer yaratıldığında ikisi arasına (da) insan soyu yerleştirilmiş" Ağızlar Eski Türkçede Orhun Yazıtları ve öncesi metinlerdeki ağız ayrımları çok azdır. En sık izlenen ayrım 1. tekil kişi zamirinin yer yer men, yer yer de ben olarak kullanılmasıdır. Ayrımların git gide birbirinden uzaklaşmaya başladığı nokta Uygur Türkçesinde görülür. Uygurların yazdığı budist ve Maniheist metinlerde birbiri arasındaki ayrım epey kuvvetli iki ağız kullanılır. Bu ağızlar ve özellikleri şöyledir: "y" Ağzı Budist Uygur metinlerinde kullanılan ağızdır. Orhun Türkçesi ayrık bir ses olan /ñ/ bu ağızda /y/ veya sesine dönüşür: añıġ > ayıġ "kötü", koñ > koy "koyun"... Orhon Türkçesinin gramer özelliklerini çokça korur. Türkiye Türkçesini de kapsayan Oğuz dil grubu y ağzını korumuştur. "n" Ağzı Maniheist Uygur metinlerde kullanılmıştır. /ñ/ sesi /y/ değil /n/ sesine dönüşür: añıġ > anıġ, koñ > kon... Önseste olmayan /ı/ ve /i/ ünlüleri sıklıkla /a/ ve /e/ sesine dönüşür: aġız > aġaz "ağız", +Ip > +Ap "ulaç eki", +(I)mIz > +(A)mAz "1. çoğul iyelik zamiri"... Dış bağlantılar Kül Tigin Yazıtı tam metin Bilge Kağan Yazıtı tam metin Tonyukuk Yazıtı tam metin Türkische Turfantexte I. - VI., Uigurica 1 Divan-ı Lügati't-Türk Dizini