Emirci Sultan Camii ve Türbesi
Emirci Sultan Camii ve Türbesi, Yozgat ili Merkez ilçesine bağlı Osmanpaşa köyünde, aynı avlu içinde birbirine bitişik konumda bulunan bir cami ile ona ait türbeden oluşan bir yapı topluluğudur. Yapı, adını 13. yüzyılda bölgede yaşamış olan Yesevî-Babaî şeyhi Emirci Sultan'dan almaktadır.[1]Ocak, Ahmet Yaşar. EMİRCİ SULTAN. TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 1995. Caminin üzerindeki kitabelere göre yapı, H. 715 (M. 1315-1316) yılında Hacı Mehmet Barçuk tarafından inşa ettirilmiş, 1585 yılında III. Murad devrinde onarım görmüş ve son olarak 1910 yılında kapsamlı biçimde yenilenmiştir.[2]Acun, Hakkı. Yozgat ve Yöresi Türk Devri Yapıları. Vakıflar Dergisi, 1981.
Emirci Sultan Zaviyesi, 1925 yılında faaliyetine son vermiş olsa da Emirci Sultan Camii ve Türbesi bölge insanı için önemli bir dini ziyaret mekanı olmayı sürdürmektedir.[3]Ocak, Ahmet Yaşar. Emirci Sultan ve Zaviyesi. Tarih Enstitüsü Dergisi, 1978, s. 180.[4]İpek, Hatice Şerife. Emîrci Sultan, Zaviyesi ve Menkıbevi Hayatı. İSTEM, 2025, s. 228.
Cami
Kayseri ve Kırşehir'den Amasya'ya uzanan kervan yolu güzergâhı üzerinde kurulmuş olup köyün merkezine yakın, hafif yükseltide bir alanda bulunmaktadır. Sarı kesme taştan inşa edilmiş ve kırma çatı ile örtülü olan yapının doğu cephesinde, beş adet yuvarlak ahşap sütunun taşıdığı sundurmalı bir bölüm yer almaktadır; harime giriş bu sundurmanın kuzeydoğu köşesinden sağlanmaktadır. Giriş kapısının çevresinde, iki pencere arasında ikisi ve diğer bir pencere aralığında bir tanesi olmak üzere toplam üç kitabe bulunmaktadır. Bu kitabelere göre cami H. 715 (M. 1315-1316) yılında Hacı Mehmet Barçuk tarafından Mimar Hüseyin'e yaptırılmış, H. 993 (M. 1585) yılında ise III. Murad devrinde Seyyid Ahmet İbn Dusta'nın oğlu Sultan Emirci tarafından onarılmıştır. Mahalli rivayete göre yapı 1910 yılında geçirdiği son onarımda, yalnızca kuzey duvarı özgün haliyle korunacak şekilde büyük ölçüde yenilenmiş, bu onarım sırasında batı duvarına bitişik olarak türbe inşa edilmiştir.
Kareye yakın dikdörtgen planlı harim, mahfilli ve düz tavanlı bir düzenlemeye sahiptir. Mahfilin altında, kuzeybatı köşesinde minareye çıkışı sağlayan bir kapı, batı duvarının orta kısmına yakın bir yerde ise türbeye geçişi sağlayan küçük dikdörtgen bir kapı bulunmaktadır. Harimde biri kıble duvarlarında iki, diğeri doğu duvarında üç olmak üzere toplam beş pencere yer almakta, pencerelerin sayıca az ve küçük ölçekli olması iç mekânın loş kalmasına yol açmaktadır. Harimde herhangi bir süsleme unsuruna rastlanmamaktadır; minber sonradan yenilenmiştir. Mihrap ise sade bir niş biçiminde olup, yalnızca mihrap kavsarasının içinde iki sıra hâlinde dizilmiş üçgen prizma formunda stalaktitler bulunmaktadır.

Caminin son cemaat yeri duvarları, küfeki taşından kesme taş tekniğiyle inşa edilmiş olup, son cemaat yerinin kuzeydoğu köşesinde yay kenarlı bir giriş kapısı bulunmaktadır. Caminin kuzey kenarında, türbeyle birleştiği köşede yükselen minare kare kaideli ve on altı kenarlı gövdeye sahip olup sonradan yenilenmiştir. Günümüzde cami içinde bir sakal-ı şerifin muhafaza edildiği belirtilmektedir. Ayrıca caminin geniş bir bahçesi, bir şadırvanı ve yakın tarihli mezarların yer aldığı bir haziresi bulunmaktadır. Avluda hâlâ Roma dönemine ait sütun parçaları, yontulmuş taşlar ve çeşitli mimari kalıntı izlerine rastlanabildiği belirtilmektedir.
Türbe
Camiye bitişik konumda, kübik gövdeli ve kubbeli bir yapı olup moloz taştan inşa edilmiştir. Kubbe kasnağını taşıyan "S" biçimli konsolları ve köşe kuleleriyle Yozgat'taki Çapanoğlu Camii'ne büyük benzerlik göstermektedir. Türbenin kesin yapım tarihi net değildir; ancak yapı içindeki sandukalardan Emirci Sultan'a ait olanının kitabesinde H. 637 (M. 1239-1240) tarihi yer aldığından, türbenin bu tarihten sonra inşa edilmiş olabileceği değerlendirilmektedir. Yapının günümüze ulaşan hâlinin çok sayıda onarım geçirdiği ve özgün durumunu tam olarak yansıtmadığı anlaşılmaktadır; nitekim kubbe kasnağındaki köşe kuleleri ile Çapanoğlu Camii'yle olan benzerliği, yapının Barok dönem mimari özellikleri taşıdığını göstermektedir. Yapı içinde bulunan bir levhadaki kayıt da bu onarım sürecini doğrulamakta olup, buna göre türbe son kez H. 1328 (M. 1912-1913) civarında onarılmıştır.

Türbeye, güneyinde yer alan yuvarlak kemerli ve çift kanatlı büyük bir kapıdan girilmektedir; ayrıca doğu duvarında camiyle bağlantıyı sağlayan küçük bir kapı daha bulunmaktadır. Kareye yakın dikdörtgen planlı türbe, ne Selçuklu ne de Osmanlı dönemi türbe geleneklerine tam olarak uymamakta, bu yönüyle türbe-mescid karışımı bir özellik sergilemektedir. Tromplarla geçiş sağlanan büyük kubbenin örttüğü kübik mekân, batı ve kuzey cephelerde üçer, güney cephede ise iki adet olmak üzere toplam sekiz yuvarlak kemerli pencereyle aydınlatılmaktadır. Yapı içinde dört sanduka bulunmaktadır: bunlardan en eskisi H. 637 (M. 1239-40) tarihli olup Emirci Sultan Şeref'ud-din İsmail b. Muhammed'e aittir; bir diğeri ise H. 715 (M. 1315-16) tarihli olup Gıyasüddin b. Halid b. Ali el-İsfehânî'ye aittir. Bunlara ek olarak, birinin Emirci Sultan'ın eşine ait olduğu rivayet edilen, kitabesiz iki sanduka daha yer almaktadır.
Türbenin duvarında, Yozgatlı Hacı Mehmed Efendizâde Hayrullah Efendi tarafından sülüs hatla yazdırılmış bir levha bulunmaktaydı. Levhadaki manzume, Emirci Sultan'ı öven ve onu aşk yolunda badeler içen bir veli olarak niteleyen dizelerden oluşmakta; ayrıca türbede yatan Osman Paşa'nın, makam ve mevki sahibi olma imkânını bir kenara bırakarak Emirci Sultan'a hizmeti tercih ettiği vurgulanmaktaydı. Şiir, Yozgatlı Yusuf Ziya Bey tarafından kaleme alınmış olup daha sonra levhaya işlettirilmişti. Söz konusu levha günümüzde türbede mevcut değildir.[5]Özger, Yunus. Yusuf Ziya Yozgadî ve Temaşâ-yı Celâl-i Hüdâ Adlı Eseri. Karadeniz Araştırmaları, 2011, s. 127-128.Bu dergâh‐ı dilârâ bârgâh‐ı Mîrce Sultan’dır.
Bu sultân bir velî‐i bâde‐nûş‐ı aşk‐ı Yezdândır.
Ki hâher‐zâdesi olmak ile ol şâh‐ı Karnînin,
Eğer necm‐i süheyle iftihâr eylerse şayândır.
Kemâl‐i hubb u ihlâs vâdiyle girse bir kimse,
Duâsı müstecâb u kalb‐i mahzûnîde şâdândır.
Edüb terk ile câhın, hidmetini eylemiş tercîh,
Yatan nezdinde pîrin bendesi Pâşâ‐yı Osman’dır.
Ziyâ bu fırsatı fevt eyleme gel iste maksûdun,
Bu pîr‐i dest‐gîrin himmeti her derde dermândır.
Kaynakça
- 1.Ocak, Ahmet Yaşar. EMİRCİ SULTAN. TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 1995. islamansiklopedisi.org.tr
- 2.Acun, Hakkı. Yozgat ve Yöresi Türk Devri Yapıları. Vakıflar Dergisi, 1981. hdl.handle.net
- 3.Ocak, Ahmet Yaşar. Emirci Sultan ve Zaviyesi. Tarih Enstitüsü Dergisi, 1978, s. 180. isamveri.org
- 4.İpek, Hatice Şerife. Emîrci Sultan, Zaviyesi ve Menkıbevi Hayatı. İSTEM, 2025, s. 228. dergipark.org.tr
- 5.Özger, Yunus. Yusuf Ziya Yozgadî ve Temaşâ-yı Celâl-i Hüdâ Adlı Eseri. Karadeniz Araştırmaları, 2011, s. 127-128. dergipark.org.tr