# Ekber

> Source: https://turkipedia.org/tr/wiki/Ekber
> Last updated: 2026-10-05
> License: CC BY-SA 4.0 (https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0/). Credit "Turkipedia contributors" and link to the source.
> Based on: Ekber, https://tr.wikipedia.org/wiki/Ekber (CC-BY-SA-4.0)

![](https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/3/34/Govardhan._Akbar_With_Lion_and_Calf_ca._1630%2C_Metmuseum_%28cropped%29.jpg)
* (Govardhan / Mir Ali Herevi, public-domain)*

- **Veraset:** 3. Babür İmparatoru
- **Hüküm süresi:** 14 Şubat 1556 – 27 Ekim 1605
- **Önce gelen:** Hümayun Şah
- **Vekil:** Bayram Han (1556–1561)
- **Sonra gelen:** Cihangir Şah
- **Eşi:** Meryem-uz-Zamanî; Rukiye Sultan Begüm; Salime Sultan Begüm; ve diğer 10 eşi
- **Çocukları:** Cihangir; Murad; Danyal Mirza; 6 kızı
- **Tam ismi:** Ebul Fatih Celâleddin Muhammed Ekber
- **Hanedan:** Timurlu hanedanı
- **Babası:** Hümayun Şah
- **Annesi:** Hamide Bânû Begüm
- **Doğum yeri:** Umerkot, Sind
- **Ölüm yeri:** Fetihpûr Sikri, Agra
- **Defin yeri:** Ekber Şah Türbesi, Agra
- **Dini:** Din-i İlahi, İslam

**Ekber**, tam adıyla **Ebü'l-Feth Celâlüddîn Muhammed Ekber Pâdişâh-ı Gâzî** ([Urduca](https://turkipedia.org/tr/wiki/Urduca): جلال الدین محمد اکبر, Hindi: जलालुद्दीन मुहम्मद अकबर) veya bazı modern kaynaklardaki adlandırılmasıyla **Ekber Şah** (d. 14 Ekim 1542 - 27 Ekim 1605), Babürlü padişahı. Babası [Hümayun Şah](https://turkipedia.org/tr/wiki/H%C3%BCm%C3%A2yun_%C5%9Eah)'ın ardından 1556-1605 yılları arasında [Babürlü İmparatorluğu](https://turkipedia.org/tr/wiki/Bab%C3%BCrl%C3%BCler) tahtına oturmuştur. [Sind](https://turkipedia.org/tr/wiki/Sind)'de bulunan Ömerküt Kalesi'nde doğdu. Babası Hümayun Şah, annesi İran asıllı [Hamide Bânû](https://turkipedia.org/tr/wiki/Hamide_B%C3%A2n%C3%BB_Beg%C3%BCm)'dur. Babürlerin en parlak dönemi Ekber Şah'ın padişah olduğu dönemdir.

## Hayatı

Babası Hümayun Şah öldüğünde henüz 14 yaşındaydı. O sırada [Delhi](https://turkipedia.org/tr/wiki/Delhi)'de bulunan [Seydi Ali Reis](https://turkipedia.org/tr/wiki/Seydi_Ali_Reis)'in tavsiyesiyle Hümayun Şah'in ölümü bir süre gizlendi ve savaşta olan Ekber, 20 gün sonra Delhi'ye gelip 15 Şubat 1556'da tahta çıktı. Harem'in politik baskısını ancak 1564'te kırdı ve otoriteyi eline aldı. Pek çok idari yenilik getirdi.

Cizvit papazlarından Bartoli Baba (Padre) Ridolfo Akuaviva'nın Büyük Moğol Yanındaki Görevi adlı Latince kitabında Ekber Şah'ın büyük bir toplantı yaparak oraya din bilginlerini ve komutanları çağırdığını, uzun zamandan beri tasarlamış olduğu yeni bir dini kurma ve onun başı olma niyetini aşağıdaki şekilde açıkladığını yazar.

“Bir baş tarafından yönetilen bir devlette yaşayanların birbirinden ayrı ve birbirine karşı inançlar beslemesi ve başka başka kanunlarla yönetilmesi doğru değildir. Dolayısıyla bütün bunları birleştirmeliyiz; şöyle ki: hem hepsi bir olsunlar, hem de o birin içinde hepsi bulunsun. Böylelikle herhangi bir din içindeki iyi şeyleri kaybetmemek ve öbürlerindeki daha iyi şeyleri de kazanmak gibi bir kazanç sağlamış oluruz. Bunu yapmakla Allah'a tapma işi, halkın rahatlığı ve devletin güvenliği sağlanmış olur.”

Ekber Şah, farklı dinlere sahip olan tebaasını ortak tek bir din çatısı altında birleştirme projesiyle nev-i şahsına münhasır bir imparator olmaya çalışmıştır.

Ekber Şah, dedesi [Babür](https://turkipedia.org/tr/wiki/Bab%C3%BCr) zamanından itibaren fethedilmeye başlanan Hindistan'ı vatan olarak benimsemiş, fatih olarak geldikleri bu ülkede kalıcı olmanın yollarını aramıştı. Ekber Şah [Hindu](https://turkipedia.org/tr/wiki/Hinduizm), [Müslüman](https://turkipedia.org/tr/wiki/%C4%B0slam), [Zerdüşt](https://turkipedia.org/tr/wiki/Zerd%C3%BC%C5%9Ft%C3%A7%C3%BCl%C3%BCk), [Budist](https://turkipedia.org/tr/wiki/Budizm), [Sih](https://turkipedia.org/tr/wiki/Sihizm), [Cayinizm](https://turkipedia.org/tr/wiki/Caynizm), [Hristiyan](https://turkipedia.org/tr/wiki/Hristiyanl%C4%B1k) gibi pek çok din mensubunun yaşadığı bu ülkede tebaası üzerinde manevî nüfuz kurmadan birlik sağlamanın mümkün olamayacağını düşünüyordu. Ekber Şah'ın çeşitli din ve mezheplerle ırklar arasında karşılıklı müsamahaya dayanan dostluk ve barış içinde yaşama fikrini ifâde eden sulh-i küllî düşüncesini benimsemesinde Hocası Mir Abdüllâtif etkili olmuştu.

Ekber Şah, saltanatının ilk yıllarından itibaren Hindu çoğunluğun gönlünü kazanmaya yönelik uygulamalar başlattı. Kendisine veliaht doğuracak olan Hindu Rajputun Jodhaa adlı kızı ile evlendi, Hindu erkeklerden alınmakta olan cizye ile mukaddes yerlerin ziyareti sırasında Hindulardan alınan vergiyi kaldırdı. Bürokraside ve ordunun üst yönetiminde pek çok Hinduya görev verdi.

Tebaasının manevî liderliğini üstlenmek isteyen Ekber Şah, farklı dinlerin öğreticileri ile yakınlıklar kurdu, onları tanımaya ve kendisine bağlamaya çalıştı. 1580'lere doğru Zerdüştlüğe meyleden Ekber Şah, bir süre bir Zerdüşt gibi yaşadı, sarayda gece gündüz ateş yakılmasını emrederek bu ateşin söndürülmemesi görevini [Ebü’l-Fazl el-Allâmî](https://turkipedia.org/tr/wiki/Eb%C3%BC%E2%80%99l-Fazl_el-All%C3%A2m%C3%AE)'ye verdi. Ekber Şah, aynı dönemde Caynizm ve Sih inancıyla da tanıştı, sarayında bu inançların temsilcilerini bulundurdu.

Ekber Şah, 1579 yılından itibaren, Portekizli işgalcilerle birlikte gelen Cizvit papazlarını da sarayına davet ederek uzun bir süre onları misafir etti. Hristiyanlığı öğrenmeye heves eden Şah, Cizvitlere İncil'i tercüme ettirdi, onların kilise kurmalarına müsaade etti, çocuklarının eğitimiyle onları görevlendirdi. Ancak teslis inancı bir türlü Ekber Şah'ın aklına yatmadı. Onun öğrenme merakından ümitlenen, ancak umduklarını bulamayan misyonerler, yazdıkları mektuplarda; Ekber Şah'ın dinî tartışmalar sırasında sürekli haşhaş ve alkolün etkisi altında olduğunu görerek hayal kırıklığına uğradıklarını ve onun bir düzenbaz olduğunu iddia etmişlerdi.

Ekber Şah, *sulh-i küllî* düşüncesini Müslümanlara kabul ettirmek için onlar üzerinde manevî otorite kurmanın yollarını arıyordu. Tahta çıktığı sırada Müslüman halk arasında mehdiyet düşüncesi oldukça yaygındı. Ekber Şah, on altıncı yüzyılın başında mehdîliğini ilan eden Caunpurlu Muhammed'in bin yılcı (mehdînin âhir zamanda bin yıl hükmedeceği inancı) hareketi Mehdeviye öğretisinden bu anlamda faydalanmayı düşündü. Üstelik mehdinin zuhur edeceği hicrî bininci yıl olan miladi 1591 yılı çok yakındı. Ekber Şah, mehdilik konusunda yönlendiren ve teşvik edenlerin başında Mehdevî hareketinin lideri Şeyh Mübarek b. Hıdır en-Nagorî ile iki oğlu Feyzî ve Ebu l-Fadl el-Allâmî vardı.

Ancak mehdiyet düşüncesi karşısında en büyük engel, bu düşünceye şiddetle karşı çıkan ulemaydı ve bunlar, Müslümanlar üzerinde hâlâ nüfuz sahibiydiler. Ekber Şah'ın mehdiliğinin kabul ettirilmesi bakımından öncelikle ulemanın saf dışı edilmesi ve gözden düşürülmesi gerekiyordu. Ekber Şah bunu gerçekleştirmek üzere, 1575'te başkent [Fetihpûr Sikri](https://turkipedia.org/tr/wiki/Fetihp%C3%BBr_Sikri)'de bir ibadethane yaptırdı. Divanhane denilen bu yerde Sünni ve Şii Müslüman âlim, edip ve mutasavvıfları bir araya getirerek dinî konularda münâzaralar tertip etti. Bu toplantılara katılan ulemâ arasındaki şahsî çekişmeler, ulemanın zaafları ve şer'î meselelerdeki anlaşmazlıkları öne çıkarılıp ulemâ ve hocaların Müslümanlar üzerindeki itibarları ve güvenilirlikleri yıpratıldı.

Ekber Şah daha sonra [Mecusî](https://turkipedia.org/tr/wiki/Zerd%C3%BC%C5%9Ft%C3%A7%C3%BCl%C3%BCk), Hindu, Budist ve Hristiyan bilginlerini de bu toplantılara çağırmaya başladı, onların İslâm aleyhine konuşmalarını müdahale etmeden dinledi. Bu toplantılarda İslâm'ın bedevî bir millete geldiği, Babür halkı gibi yüksek bir millete uygun olmadığı, vahyin akla aykırı olduğu, Kur'ân'ın Allah kelamı olmadığı görüşleri dile getirildi.

Nihayet şartların müsait olduğuna kanaat getirilen 1579 yılında [Fetihpûr Sikri Ulucamii](https://turkipedia.org/tr/wiki/Fetihp%C3%BBr_Sikri_Ulucamii)'nde minbere çıkan Feyzi en-Nagori, Ekber Şah'ın ilâhî mertebeye yüceltildiğini ifâde eden manzûm bir hutbeyi okuyarak onu müctehid-i zaman ilan etti. Ebu'l-Fadl'a göre de Ekber Şah zamanın imamıydı, insanların Allah'ın rızasını kazanabilmeleri için o hangi yolu, hangi mezhebi seçerse, ona tâbi olmaları şarttı.

*Tâcü l-ârifîn* lakâbıyla şöhret bulmuş Şeyh Zekeriya, insan-ı kâmil sözüyle kastedilenin Ekber Şah olduğunu ve ona mutlak itâatin dinin emirlerinden olduğunu iddia ederek ona *kıble-i murâdât* (ona yönelince muratların gerçekleşeceği kıble) adını vermiş, bu iddialarını delillendirmek için hadis uydurmaktan çekinmemişti. Öte yandan Ekber Şah, Taceddin Ayodhanî ile de dostluk kurmuş, bu zat vasıtasıyla Abdülkerim Cilî'nin insan-ı kâmil öğretisini kendisine uyarlamış ve kendi inancına mensup takipçilerinden huzurunda secdeye kapanmalarını istemiştir.

Bazı Brahmanlar da Ekber Şah'ın [Rama](https://turkipedia.org/tr/wiki/Rama_%28avatar%29) ve [Krişna](https://turkipedia.org/tr/wiki/Kri%C5%9Fna) gibi büyük Hindu mabudu [Vişnu](https://turkipedia.org/tr/wiki/Vi%C5%9Fnu)'nun avatarı (Tanrı Vişnu'nun bedenlenerek Dünya'ya gelmiş hâli) olduğunu söyleyerek, onu Hinduların mabudu konumuna getirmişlerdi. Ona bağlılığın dört mertebesi olarak mal, can, namus ve dinin feda edilmesi gerektiğini, buna karşılık hikmet, şecaat, iffet ve adaletin elde edileceğini ilan etmişlerdi.

### Dîn-i İlâhî

![Ebü’l-Fazl el-Allâmî, Ekbernâme'yi Ekber Şah'a takdim ediyor](https://thumb.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/f/f1/AbulFazlPresentingAkbarnama.jpg/1280px-AbulFazlPresentingAkbarnama.jpg)
*Ebü’l-Fazl el-Allâmî, Ekbernâme'yi Ekber Şah'a takdim ediyor (Govardhan, public-domain)*

1582'de Ekber Şah, bütün eyalet valilerinin önünde Dîn-i İlâhî'yi kurduğunu resmen ilan etti. Artık İslâmiyet, Hristiyanlık, Zerdüştîlik, Hinduizm, Sihlik, Caynizm ve Budizmin inanç, ibâdet ve muâmelâtı bu dinin çatısı altında birleştirilmişti.

Daha sonra [Cihangir](https://turkipedia.org/tr/wiki/Cihangir) adı ile tahta çıkacak olan Ekber Şah'ın oğlu Selim, bütün bu olumsuzlukların müsebbibi olarak gördüğü [Ebü’l-Fazl el-Allâmî](https://turkipedia.org/tr/wiki/Eb%C3%BC%E2%80%99l-Fazl_el-All%C3%A2m%C3%AE)'yi 1602 yılında öldürttü ve babasına ağır bir darbe vurdu. Ekber Şah sonrası Babür Şahları, dedelerinin Müslümanlar nezdinde sebep olduğu tahribatı gidermeye uğraştılar. Ekber Şah'ın İslâm ile Hinduizmi birleştirme çabaları sonucu ortaya çıkan Hindu tahakkümüne karşı en büyük tepki Nakşibendîlerden geldi ve bu tarikat, daha sonraki dönemlerde Hindistan'daki dinî ve siyasi gelişmelerde önemli rol oynadı.

Ekber Şah'ın İslâm'a karşı tahrif ve yeni bir din oluşturma çabasına karşı [İmâm-ı Rabbânî](https://turkipedia.org/tr/wiki/Ahmed_Sirhind%C3%AE) büyük mücadele vererek ve Ekber Şah'ı eleştirerek bu dinin çok yaygınlaşmasını önlediği, ancak üst düzey devlet yöneticileri arasında yayıldığı kabul edilir.[^1][^2][^3]

Ekber Şah, [Timur](https://turkipedia.org/tr/wiki/Timur) soyundan gelen bir hükümdar olarak Osmanlı Devleti'ne hep tepeden baktı ve hükümdarlığı döneminde [Osmanlı Devleti](https://turkipedia.org/tr/wiki/Osmanl%C4%B1_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu) ile resmî hiçbir ilişki kurmadı. O sırada cereyan eden Osmanlı-Safevî çatışmasında Safevilerden yana tavır aldı.[^4]

## Özellikleri ve icraatları

Ekber, [Hint](https://turkipedia.org/tr/wiki/Hintler) geleneğinin yüzlerce yıllık adaletsiz uygulamalarına son verdi ve adil mahkemeler kurdu. Vergi toplamada adaletli olmaya önem verdi. [Hindu](https://turkipedia.org/tr/wiki/Hinduizm) ve [Müslüman](https://turkipedia.org/tr/wiki/M%C3%BCsl%C3%BCman)ların kendi geleneklerine göre yargılandıkları bir hukuk düzeni geliştirdi. [Fetihpûr Sikri](https://turkipedia.org/tr/wiki/Fetihp%C3%BBr_Sikri)'yi, mimarların yanı sıra bilgin, [şair](https://turkipedia.org/tr/wiki/%C5%9Eair), [edebiyatçı](https://turkipedia.org/tr/wiki/Edebiyat) ve [ressam](https://turkipedia.org/tr/wiki/Resim)ların bir araya geldiği bir sanat merkezine dönüştürdü.

Ekber, [Türk](https://turkipedia.org/tr/wiki/T%C3%BCrkler)-[İslâm](https://turkipedia.org/tr/wiki/%C4%B0slam) mimarisinin en güzel eserlerinin yapılmasını sağladı. Bunların başında [Fetihpûr Sikri](https://turkipedia.org/tr/wiki/Fetihp%C3%BBr_Sikri)'deki beş katlı [Türki Sultana Sarayı](https://turkipedia.org/tr/wiki/T%C3%BCrki_Sultana_Saray%C4%B1) ve [Fetihpûr Sikri Ulucamii](https://turkipedia.org/tr/wiki/Fetihp%C3%BBr_Sikri_Ulucamii), 1602'de [Handeş](https://turkipedia.org/tr/wiki/Hande%C5%9F)'in fethi anısına yapılan ve Dünya'nın en büyük kapılarından [Bülend Dervâze](https://turkipedia.org/tr/wiki/B%C3%BClend_Derv%C3%A2ze) ile [Lahor](https://turkipedia.org/tr/wiki/Lahor)'daki [Aynalı Saray](https://turkipedia.org/tr/wiki/Aynal%C4%B1_Saray) sayılabilir.

## Ayrıca bakınız

- [Dîn-i İlâhî](https://turkipedia.org/tr/wiki/D%C3%AEn-i_%C4%B0l%C3%A2h%C3%AE)
- [İmâm-ı Rabbânî](https://turkipedia.org/tr/wiki/Ahmed_Sirhind%C3%AE)

[^1]: İkinci bin yılın müceddidi: İmam-ı Rabbâni: SAPIK DÜŞÜNCELERLE, İLMİYLE MÜCADELE EDER. Vikipedi, 6 Aralık 2012. <http://yenibahardergisi.com/>
[^2]: EKBER ŞAH. <http://www.ehlisunnetbuyukleri.com/Islam-Tarihi-Ansiklopedisi/Detay/EKBER-SAH/235>
[^3]: Aydoğdu, Murat. Yoldan Çıkanlar, Yol Gösterenler. Semerkand Yayınları, 1 Kasım 2006. <http://semerkanddergisi.com/>
[^4]: haznevi.net. Celaleddin Muhammed Ekber Şah ve Yeni Bir Din Denemesi. <http://www.haznevi.net/Kavramoku.aspx?KID=375&KTID=6>
