# Şecere-i Türkî

> Source: https://turkipedia.org/tr/wiki/%C5%9Eecere-i_T%C3%BCrk%C3%AE
> Last updated: 2026-10-05
> License: CC BY-SA 4.0 (https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0/). Credit "Turkipedia contributors" and link to the source.
> Based on: Şecere-i Türkî, https://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eecere-i_T%C3%BCrk%C3%AE (CC-BY-SA-4.0)

**Şecere-i Türkî**. Hârizm Özbek Hü­kümdarı [Ebu'l-Gazi Bahadır Han](https://turkipedia.org/tr/wiki/Ebu%27l-Gazi_Bahad%C4%B1r_Han)'ın efsa­nevî devirlerden başlayıp daha sonra ha­nedanının geldiği Cengiz ve oğullarına geçerek [Cuci Han](https://turkipedia.org/tr/wiki/Cuci) yolu ile onların deva­mı olan [Şeyban](https://turkipedia.org/tr/wiki/%C5%9Eiban)-[Özbek](https://turkipedia.org/tr/wiki/%C3%96zbekler) hanları sülâlesi­nin kendisine kadar süren safhası ile, cağının kaynaklarının elverdiği nisbette, [Orta Asya](https://turkipedia.org/tr/wiki/Orta_Asya) tarihini anlatan bu ese­rini (1663) [Çağatay](https://turkipedia.org/tr/wiki/%C3%87a%C4%9Fatay_Han) lehçesinden Türki­ye [Türkçe](https://turkipedia.org/tr/wiki/T%C3%BCrk%C3%A7e)si'ne aktararak millî tarihimi­zin Osmanlı Türklüğu'nün bilgisine uzak kalmış bir sahasını tanıtmak istemiştir.

## Şecere-i Türkî

28 Eylül 1863-23 Şubat 1864 arasında diğeri gibi [Tasvir-i Efkâr](https://turkipedia.org/tr/wiki/Tasv%C3%AEr-i_Efk%C3%A2r) gazetesinde kitap sayfası şeklinde tefrika edilip (nr.131, 14 [Rebîülâhir](https://turkipedia.org/tr/wiki/Reb%C3%AE%C3%BCl%C3%A2hir) 1280-nr. 173, 16 [hicri](https://turkipedia.org/tr/wiki/Ra%C2%ADmazan) 1280) orada çıkanı kadarıyla ay­rıca 152 sayfalık bir kitap halinde or­taya konan bu tercüme, *dokuz bab*dan meydana gelen eserin baştan sadece *üç bab*lık kısmını vermektedir.

Tefrikanın bu noktada kesilmesinden sonra deva­mının sonraki bir vakte bırakıldığı ilân edilmiş ise de {Tasvîr-i Efkâr, nr. 175, [23 Ramazan](https://turkipedia.org/tr/wiki/23_Ramazan) 1280/1 Mart 1864}, tercüme tamamlanamadan bu kadarı ile kalmıştır.

### Bâblar

[Cengiz Han](https://turkipedia.org/tr/wiki/Cengiz_Han)'in hayatının anlatıldığı üçüncü babda, onun oğullarını Hârizm fethine yollamasına ait faslın sonlarında kesilen bu tercüme, bilhassa [Orta Asya](https://turkipedia.org/tr/wiki/Orta_Asya) Türk­lüğü'nün [Moğollar](https://turkipedia.org/tr/wiki/Mo%C4%9Follar)la birlikte efsanevî tarihini nakleden ilk iki kısmı ile Türkiye'de geniş bir ilgi çekerek, Türklüğün [Anadolu](https://turkipedia.org/tr/wiki/Anadolu)'ya gelmeden önce anayurttaki geçmişini tanıtmak gibi bir millî tarih hizmetini yerine getirmiştir.

A. Vefik'in neşri, [Desmaisons](https://turkipedia.org/tr/wiki/Desmaisons)'un neşir ve Fransızca tercümesinin 1872'den beri ortada ol­masına rağmen. [Necip Âsım](https://turkipedia.org/tr/wiki/Necip_%C3%82s%C4%B1m)'dan [Ziya Gökalp](https://turkipedia.org/tr/wiki/Ziya_G%C3%B6kalp) ve 1920'den önceki yazıları ile [Fuad Köprülü](https://turkipedia.org/tr/wiki/Fuat_K%C3%B6pr%C3%BCl%C3%BC)'ye kadar birçok türkologa Oğuz Han menkıbesi ve diğer millî ef­saneler konusunda doğrudan doğruya kaynaklık etmiştir.

Eserin kapağına başlık olarak konu­lan, 1824 [Kazan Hanlığı](https://turkipedia.org/tr/wiki/Kazan) baskısının başında mev­cut "Uşal Şecere-i Türkî" ibâresindeki "bu, işbu" mânasına gelen [Çağatayca](https://turkipedia.org/tr/wiki/%C3%87a%C4%9Fatayca) "uşal" sözünün mahiyetinin bilinmemesi yüzünden, [Ahmed Vefik](https://turkipedia.org/tr/wiki/Ahmed_Vefik)'in tercümesinin adı yanlış bir okuyuşla yakın zamanla­ra kadar hep "Evşâl-i Şecere-i Türkî" ve daha da tahrife uğrayarak "Şecere-i Evşâl-i Türkî" şeklinde gösterilmiştir.

## Tanzimat Aydınları ve Şecere-i Türki

Şecere-i Türk adlı eserin tesiriyle Türklerin menşeinin Orta Asya'ya dayandığını keşfeden Tanzimat aydınları, bu etkiden olsa gerek, Orta Asya'da o devirde hâlen kullanılmakta olan Çağatay Türkçesini de Türk dilinin aslı saymışlardır. Hattâ bazı aydınlar daha da ileri giderek Osmanlı Türkçesini, asıl Türk dili kabul ettikleri Çağatay Türkçesinden bozulma galat bir dil olarak görmeğe başlamışlardır. Tanzimat aydınları içinde Çağatay Türkçesinin Türk dilindeki yeri hususunda en doğru ve günümüzde de hâlâ geçerli olan tespiti, bu dille ilgilenen ilk aydın olmasına rağmen, yine Ahmed Vefik Paşa yapmıştır. [Ahmed Vefik Paşa](https://turkipedia.org/tr/wiki/Ahmed_Vefik_Pa%C5%9Fa), ilk baskısı 1876 yılında neşredilen [*Lehçe-i Osmânî*](https://turkipedia.org/tr/wiki/Leh%C3%A7e-i_Osm%C3%A2n%C3%AE) adlı sözlüğünün mukaddimesinde, Çağatay Türkçesini şöyle tanımlamaktadır: “Uygur dili Çin taraflarından Kâşgar’a doğru yayılıp, ondan yedi yüz tarihlerinde Cengiziyân akvâmı Türk ve İslâmiyete duhûl eylediklerinde, Çağatay lisânı mütevellid olup, sekiz yüz â’vâmında ziyâde şüyû bulmuştur.” O, Türk dilini de Oğuz, Kıpçak ve Uygur olmak üzere üç ana şubeye ayırarak bizce doğru bir tasnifte bulunmuştur.[^1]

[^1]: Prof.Dr Mesut,Şen,"TANZİMAT AYDINLARININ “ÇAĞATAY TÜRKÇESİ”NE BAKIŞI VE ŞEMSEDDÎN SÂMÎ’NİN TESİRİ ",Türkoloji Makaleleri <http://turkolojimakaleleri.page.tl/TANZ%26%23304%3BMAT-AYDINLARININ-%26%238220%3B%C7A%26%23286%3BATAY-T-Ue-RK%C7ES%26%23304%3B%26%238221%3BNE-BAKI%26%23350%3BI-VE-%26%23350%3BEMSEDD%CEN-S%C2M%CE%26%238217%3BN%26%23304%3BN-TES%26%23304%3BR%26%23304%3B.htm>
